Günlük arşivler: Haziran 9, 2012

GLADYO’nun babası konuştu! /// CC : @TakvimHaberCom @siring @avarbanu @ecolasan


ERGÜN DİLER

Suikaste kurban giden başbakan tarafından gizli örgüte alındığını söyleyen DERİN DEVLETİN bir numarası tarihe geçen açıklamalar yaptı. İşte şoke eden itirafların satırbaşları:

* İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa GLADYO’ya teslim edildi.

Almanya, Fransa, İtalya, Norveç, Hollanda, Belçika, Yunanistan, Avusturya, İsveç, İsviçre ve TÜRKİYE’de DERİN DEVLET kuruldu. Türk KONTRGERİLLASI her zaman ÖZEL bir konumdaydı.

El üstünde tutuldu.

* Gizli yapının temeli, İngilizler "Sovyetler’in Doğu Avrupa’yı işgalinin önleyemeyiz. Bu tehlikeye karşı bir örgüt şart" teklifiyle atıldı.

Bunun üzerine Amerikalılar’la birlikte (Stay Behind Nets) SBN yani Özel Harekâtçıları kurdular. Bu yeni örgütler orduya değil, istihbarat servislerine bağlıydı. Savaş bittiğinde oluşuma destek veren İngiliz Gizli Servisi lağvedildi. Yapı tamamen CIA’nın eline geçti.

* Gizli Devlet doğrudan NATO’dan emir alıyordu. Bütün ülkelerdeki gizli yapıların gizli temsilcileri arasında müthiş bir trafik vardı. Avrupa ülkeleri birbirlerinin operasyonlarını biliyordu ama Türkiye dışarıdaydı. Örneğin Fransız ve İtalyan Gladyo’su gizli tatbikat yaptığı zaman Türkiye katılmıyordu. Türkiye’deki yapı çok güçlü ve özeldi.

* Avrupa’daki yapılar çökerken ya da kabuk değiştirirken, Türkiye’deki yapı LAİKLİĞİ korumak için CANLI tutuldu. Zamanı geldiğinde de GÖREVİNİ yaptı!

* 1954 yılında kurduk. Ben kuruluşundan bir süre sonra Savunma Bakan Yardımcılığı’na atandım ve 5’inci departmandan da sorumlu oldum. 5’inci departman Özel Harekât Teşkilatı idi ve çok gizliydi.

Ordu İstihbarat Teşkilatları, Özel Harekat Teşkilatı’na istihbarat aktarıyorlardı.

Ama Özel Harekâtçılar orduya bilgi vermiyordu.

* Gizli yapıyı sadece Başbakan, Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı ve İstihbarat Başkanı biliyordu. Örgütün şemasını kasada saklıyorduk ama ben örgütün başında olduğum için şemada bulunan herkesi tek tek biliyordum.

* Maliye Bakanı bilmezdi. Özel Harekât’ın tamamen ayrı bütçesi vardı. Fonlar, İstihbarat Teşkilatı’nın bütçesinin içindeydi.
Maliye Bakanlığı, parayı İstihbarat Teşkilatı’na veriyordu. Ama paranın Gladyo’ya gittiğini bilmiyordu. Bütçede çok gizli ibaresiyle "Özel teşkilata tahsis edildiği" yer alıyordu.

İstihbarat bütçesindeki hangi fonun Özel Harekât’a verileceğini Savunma Bakanı biliyordu.

* Savunma Bakan Yardımcısı olduğum zaman İstihbarat Servisi beni davet etti. Çok gizli bir brifing verdi. "Size anlatacaklarımız çok gizlidir. Listesini vereceğimiz kişiler dışında kimseyle konuşamazsınız.

Sadece Cumhurbaşkanı, Başbakan, Başbakanlık Müsteşarı, Dışişleri, Savunma, İçişleri Bakanı, İstihbarat Teşkilatı’nın Başkanı ve Jandarma Genel Komutanı dışında kimseyle konuşamazsınız" dediler. Bir belge imzalayıp başladım… Yıllar içinde KARA KUTU haline geldim…

* Soğuk savaşın başladığı yıllarda Avrupa’dan genç siyasetçiler seçilip ABD’ye götürüldü. Daha sonra hepsi ülkelerinde BAŞBAKAN oldu.
İngiltere’den Margareth Thatcher, Almanya’dan Helmut Schmidt ile Helmut Kohl, Fransa’dan Valery Gisgard d’Estaing bunların başında geliyordu!

* Savunma Bakanlığı’nın gizli 5’inci katında çalışıyorduk. Burada seçilmiş 50 personel vardı. Hücre yapısı bütün memlekete yayılmıştı. Gözbebeği olan Özel Harekatçılar’ın merkezi Brüksel’di.

İlginçtir; NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri’nin ABD’li komutanı, Özel Harekât bağını bilmiyordu.

Gizli olduğu için bilmemesi doğaldı! Ama NATO GENEL SEKRETERİ biliyordu…

* Her ülke gibi biz de CIA’dan para aldık. Bunu açıkça söyleyemezdik. Ama şunu söyleyeyim bu örgütün esas beyni İngilizlerdi.. Amerikalılar değil…
Her meslekten insan örgütün içindeydi. İşadamı, doktor, gazeteci, asker, din adamı, profesör devlet memurları gibi…

Gömülen silahlar bulunmasa bunları söylemezdim. Ama artık her şey ordtada. Ben de son kez vatanıma HİZMET ediyorum…

Evet… Yukarıdaki bütün sözleri İtalyanın eski Cumhurbaşkanı Francesco Cossiga ölmeden önce söylemişti. 1978’de suikastle ortadan kaldırılan ALDO MORO tarafından gizli örgüte alınmıştı. İlk görevi Savunma Bakan Yardımcılığı oldu. İtalya’yı sarsan cinayette ise İçişleri Bakanıydı… Kendisine yol açan MORO öldürüldükten sonra ROL gereği istifa etti. Yaptığı meydan okuma onu BAŞBAKAN yaptı.

Bizde de DARBELERLE giden nedense hep geri geliyordu!

Ve o geri gelen önceki gün Meclis Araştırma Komisyonu’na şunları söyledi:

* Darbelerin arkasında kesinlikle ABD yok.

* Türkiye’de derin devlet yok.

Varsa askerdir.

* Kontrgerillayı duymadım.

Olsa Ecevit gider bulurdu.

* Gün gelir şimdi hesap soranlardan hesap sorulur.

* 28 Şubat yasal çerçeve içinde yapıldı.

Ben hiç şaşırmadım…

"Ege bir Yunan gölü deeldir, Ege bir Türk gölü de deeldir, binaenaleyh Ege bir göl deeldir" diyen DEMİREL’in KAHRAMANLIK yapmayacağını çok iyi biliyordum.

Oysa İtalya’yı 55 yıl yöneten COSSIGA gibi konuşup tarihe geçme fırsatını yakalamıştı. Ama olmadı. İnkar etti. Yok saydı.

Çıtayı ASKERDE tutup arkasını görmemizi istemedi!

Eski MASANIN geri geleceğine inancı tam olduğu için bu yolu seçti.

Demek insan bir çarkın içine düştü mü gerçeği göremiyor.

BABA da olsa bu değişmiyor!

“UAEK, CIA ve MOSSAD’ın Verdiği Bilgilerle Rapor Hazırlıyor” /// CC : @siring @avarbanu @ecola san @sonkibar


İran’ın UAEK nezdindeki daimi temsilcisi Büyükelçi Ali Asker Sultaniye, ülkesinin nükleer programına ilişkin eleştirilere yanıt vererek, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nu (UAEK) ağır dille eleştirdi. Kurumu istihbarat örgütlerinin bilgileri doğrultusunda rapor hazırlamakla suçlayan Sultaniye, "UAEK, bir ülkenin veya BM’nin istihbarat örgütü değil, görev yönergesine göre bağımsız ve tarafsız hareket etmesi gerekiyor" dedi.

UAEK müfettişlerinin İran’ın nükleer tesislerinde gerekli denetimleri anlaşmalar çerçevesinde yaptığını belirten Sultaniye, "Taraf olduğumuz Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi (NPT) ve güvence denetimleri anlaşmalarından doğan hakkımızı kullanarak barışçıl amaçlı nükleer enerjiye sahip olmak istiyoruz. Ne UAEK ne de başka bir ülke bizim nükleer tesislerimizde zenginleştirdiğimiz uranyumun bir tek gramını bile askeri amaçlı kullandığımızı kanıtlayabilir" diye konuştu.

UAEK’nun Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı (CIA) ve İsrail İstihbarat Örgütü’nün (MOSSAD) verdiği "gerçek dışı" bilgilerle rapor hazırladığını ileri süren Sultaniye, "İşte size somut bir örnek. CIA ve MOSSAD, UAEK’na verdiği sözde uydu görüntüleriyle bizim ülkenin güneyindeki bir tesiste askeri amaçlı nükleer faaliyette bulunduğumuzu iddia ettiler. UAEK müfettişleriyle birlikte verilen adreste inceleme yaptık. Ve özel bir şirketin işçileri için yaptırdığı tuvalet çıktı karşımıza" dedi.

Tarafsız ve özerk olması gereken Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (UAEK) bu "saçma" bilgileri ciddiye aldığı için "utanç duyması gerektiği"ni savunan Sultaniye, ülkesinin nükleer tesislerinde barışçıl amaçlı uranyum zenginleştirdiğini ve bundan da gurur duyduklarını belirterek, "Ne UAEK ne de başka bir ülke, İran’ın zenginleştirdiği uranyumu askeri amaçlı kullandığını bugüne kadar kanıtlayabildi" ifadelerini kullandı.

Ülkesinin nükleer tesislerinde ihtiyaç duyduğu yakıtı elde etmek amacıyla uranyum zenginleştirdiğini ve bunun da "taraf olduğu anlaşmalardan kaynaklanan bir hak olduğu"nu ifade eden Sultaniye, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sürdüreceklerini söyledi.

Sultaniye bir soru üzerine, 21 Mayıs’ta UAEK başkanı Yukiya Amano ile Tahran’da vardıkları mutabakat uyarınca hazırlanan "Yapısal Yaklaşım Uygulanması" belgesini imzalamaya hazır olduklarını bildirdi.

İran temsilcisi Sultaniye, UAEK ile ülkesi arasındaki resmi görüşmelerin 8 Haziran’da Viyana’da yapılacağını kaydetti.

AA

Hurşit Paşa’ya katliam suçlaması /// CC : @siring @avarbanu @ecolasan @sonkibar


09 Haziran 2012 Cumartesi – 02:45

Rahip Santoro, Hrant Dink ve Zirve Yayınevi katliamlarında ipin ucu Ergenekon’a çıkıyor.

MELİK DUVAKLI – OZEL – Dink, Santaro ve Zirve yayınevi cinayetlerinin Ergenekon’un farklı hücreleri tarafından gerçekleştirildiği belirtildi. Davanın görüldüğü Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan 700 sayfalık iddianamede emekli orgeneral Hurşit Tolon bir numaralı sanık. 19 sanıklı iddianamede örgütün şeması ve cinayetlerin arka planı da yer alırken, sanıklar hakkında ‘hükümeti yıkmaya teşebbüs’ ve ‘silahlı terör örgütü kurmak’ suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

AMAÇ CİNAYETLERİ AK PARTİ’YE YIKMAK

Zirve iddianamesinde yer alan bilgilere göre, Zirve Yayınevi katliamı, Rahip Santoro ve Hrant Dink suikastı emekli orgeneral Hurşit Tolon’un emrindeki operasyonel istihbarat birimi olan Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekât Dairesi’nde (TUSHAD) tarafından gerçekleştirildi. TUSHAD’ın Türkiye’yi 4 eylem bölgesine ayırdığı, Zirve Katliamını da 1 ile 3’ncü bölgenin ortaklaşa gerçekleştirdiği belirtildi. Söz konusu eylemlerin Ergenekon’la birleştirilen Kafes Eylem Planı çerçevesinde işlendiği belirtilen iddianamede eylemlerin amacı ise şöyle kaydedildi: “Söz konusu cinayetleri Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının üzerine yıkarak hükümeti devirmeye çalışmak.”

MİSYONERLİK KİSVESİ Mİ?

Cinayetlerin Ergenekon bağlantısı önemli bir başlık oluşturuyor. Savcılık bu kapsamda Kafes Eylem Planı, İrtica İle Mücadele Eylem Planı ve İnternet Andıcı davalarının dosyalarını detaylı bir şekilde inceleyerek buradaki delilleri de iddianameye ekledi. İddianamede Tolon, Malatya İl Jandarma Komutanı Mehmet Ülger ve İstihbarat Binbaşı Haydar Yeşil örgüt yöneticisi, diğer 16 sanık ise örgüt üyesi olmakla suçlandı. Emekli Orgeneral Hasan Iğsız, Zekeriya Beyaz, Abdurrahman Küçük, Hulki Cevizoğlu gibi isimlerin dosyası ise ayrıldı. Bu isimlerle ilgili soruşturma halen devam ediyor. İddianamede, 2000’li yılların başından itibaren Milli Güvenlik Kurulunda alınan misyonerlik önlemlerine ilişkin kararlara da değinildiği öne sürüldü.

KATLİAM JANDARMADA PLANLANDI

Ek iddianamede 20’den fazla tanığın ifadesine de yer verildi. TSK istihbaratçı olan bir gizli tanığın, Ergenekon sanığı Levent Ersöz’ün emriyle Malatya’ya gidip misyonerlerin arasına sızarak çeşitli faaliyetlerde bulunduğunu söylediği kaydedildi. Ersöz o tarihte Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı görevinde bulunuyordu. Jandarma Genel Komutanı da Şener Eruygur’du. Gizli tanığın Hurşit Tolon’la ilgili de çarpıcı bilgiler verdiği öğrenildi. Albay Ülger’in cinayetten önce Kayseri Jandarma Bölge Komutanı ve Jandarma Genel Komutanına verdiği brifingden bir süre sonra katliamın işlendiği kaydedildi. Gizli tanık, Ülger’in Zirve yayınevi çalışanlarının korkutulacağını söylediği belirtirken, cinayetin ardından da Öğretim Görevlisi Ruhi Abat’ın “vur dedik öldürdüler” dediğini iddia etti.

THE NATIONAL COMMISSION ON TERRORIST ATTACKS UPON THE US /// CC : @siring @avarbanu @ecolasan @sonkibar


THE NATIONAL COMMISSION ON TERRORIST ATTACKS UPON THE US.pdf

ISRAELI AIR FORCE /// CC : @siring @avarbanu @ecolasan @sonkibar


Israeli Air Force.pdf

MOSSAD MURDERED 530 IRAQ’I SCIENTISTS /// CC : @siring @avarbanu @ecolasan @sonkibar


Mossad murdered 530 Iraqi scientists.pdf

KILL KHALID (MOSSAD) /// CC : @siring @avarbanu @ecolasan @sonkibar


KILL KHALID (MOSSAD).pdf

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: