Günlük arşivler: Haziran 21, 2012

Ergenekon’un anahtarı : Samizdat /// CC : @kemalyakar


Yeni Anayasa sürecinde en çok konuşulan konu Özel Yetkili Mahkemeler..

Piyasaya çıkışı Ergenekon davalarıyla başladı bu mahkemelerin. Hakan Fidan’ın ifadeye çağırılmasıyla birlikte de popülaritesi zirvedeydi..
‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ sözüyle hareket edenler olduğu gibi bu yılandan cesaret alanlar Özel Yetkili Mahkemeleri yere göğe sığdıramazken artık bu mahkemelerin demokrasi ayıbı olduğunu söylüyordu.

Ne değişmişti?
Peki geç kalınmış mıydı?

Ergenekon Davalarında Basının yeri nedir?

Ergenekon,Balyoz ve ODA TV davalarında her gün delillerin sahteliği kanıtlanırken ne hikmettir ki bunu Türkiye basını görmüyor,duymuyor ve haliyle de görmediği duymadığı şeyi yazmıyor. Silivri mahkemelerinde dört duvar arasında konuşulan hep dört duvar arasında kalıyor. Mahkemenin büyük bir bölümünün ayrıldığı ‘BASIN’ bölümünde hiç bir zaman 4-5 sandalyeden fazlası ne yazik ki dolmuyor. En üzücü konu ise şu ;

Türkiye’deki gazeteciler sanırım kitap da okumuyor. Mustafa Balbay,Hikmet Çiçek,Doğu Perinçek ve Tuncay Özkan’ın kitaplarının ardından davayı çok iyi bir şekilde özetleyen bir kitap belirdi raflarda.. Bu kitabı yazan kişi gazeteciliğin suç sayıldığı bir davada 1 yılı aşkın süredir tutuklu.. Yani anlayacağınız hapiste de suç işlemeye (!) devam ediyor.. Sanırım anladınız kim olduğunu..

Soner Yalçın.. Türkiye’dekitapçılarda haftalarca en çok satılanlarda birinci sıraya oturan Samizdat isimli kitabın yazarı.. Kitabın içeriğindeki güç kapağa yansımış durumda. Kapakta koskocaman ‘Hakikatlere dayanacak gücünüz var mı?’ diyor..

Halk artık bu davaların ne durumda olduğunu görüyor. Sanmayalım ki basın yoluyla.. HAYIR!

Bu davalar artık herkese dokunmaya başlıyor.Televizyonda gördüğümüz sabah beş baskınları artık mahallelerime,sokaklarımıza kadar dayanıyor ve halk bu gerçekleri artık görmezden gelemiyor.

O zaman bu kitap sizce kime yazıldı dersiniz?

Birinci olarak dediğim gibi basına..

Gazeteci dediğimiz zaman aklımıza ilk şu gelir..

Sabah uyanır ve bütün gazeteleri okur.

Kitaplığı her zaman günceldir ve okunanlar kadar okunmayanları da okuması gerekir.

Kitap okurken hiçbir bilgiyi kaçırmamak için altını çizer,not alır..

Bizim ülkemizdeki gazetecilik ise ne yazık ki şöyledir.

Sabah uyanır ve sadece beğendiği gazeteleri okur.

Kitaplığında her zaman okumak istediklerini yazan yazarlar vardır.

Hiyerarşik düzenden dolayı gazetede söz hakkına sahip değildir. Sahipse de hiç bir zaman ‘icazet’ almadan haber yapamaz,manşet atamaz.

Eğer beğenmediği bir yazarın kitabı hakkında bir şeyler yazacaksa cümleler her zaman, ‘geçen gün kendisini filanca sahilde falanca mankenle gördüm’ diye başlar..

Samizdat bu tür habercilik yapanlara karşı ‘belgelerden’ oluşmaktadır.

Türkiye’de basının okudukça aslında araştırmacı gazeteciliği ve Ergenekon davalarının gerçek yüzünü öğreneceği bir kitaptır..

Peki Samizdat’ın diğer okur kitlesi kimdi?

Vicdanını kaybetmeyen yurttaşlar..

Dünyanın her yerinde (faşist devletler hariç) davalara şu yönlerden bakılmaz ;

– Yargılanan insanların ideolojisi
– Yargılanan sanıkların geçmişleri
– Yargılanan insanların özel hayatları
– Yargılanan insanların dava dışındaki suçları

Evrensel hukuk kurallarına göre o davanın tek kriteri vardır ;

– Sanığın iddianameye göre işlediği iddia edilen suçların doğruluğu-yanlışlığı

İşte Ergenekon davalarındaki temel soruna geliyoruz..

Sanıkların suç işlediğini iddia eden gazeteciler,televizyon yorumcuları ve genel olarak basın sanıkların iddiaanamede isnat edilen suçlarla ilgilenmiyor.. Telefon dinlemelerinde ortaya çıkan hükümete eleştiri konuşmalarını ‘darbe’ planı olarak,yıllar sonra görüşen arkadaşların toplantılarını da ‘gizli örgüt’ toplantısı olarak gösteriyor..

Basının her duyduğu şeyi sabah manşet olarak attığı bir ülkede kurtuluş ‘Vicdanının kaybetmeyen insanların’ elindedir. Okuyan,araştıran ve sorgulayan insanlar için yazılmıştı Samizdat.. Ve Samizdat,Türkiye’de her kesimden insanın okuyabileceği ve istediği taktirde anlayabileceği bir kitap..

Ergenekon davaları şu an kördüğüm olmuş durumda..

18 iddianame birleştirildi ve 260 sanıklı bir dava durumuna geldi..

Taleplerin alınması günler sürüyor..

Herkes soruyor, ‘bu davanın anahtarı nedir,nasıl bitecek’ diye..

Anahtar ‘Samizdat’ adında bir kitap..

Anahtar elinizde,açması size kalmış…

Indios Norte Americanos 1-2


BİZİM ASKERİMİZ ŞEHİT OLDUĞUNDA RESMİNİ PAYLAŞIP BEĞENİP DALGA GEÇİYORMUŞ PİÇLER !!!


BİZİM ASKERİMİZ ŞEHİT OLDUĞUNDA RESMİNİ PAYLAŞIP BEĞENİP DALGA GEÇİYORMUŞ PİÇLER !!!

ALIN BUDA PKK LEŞŞŞŞŞŞŞŞ’İ PAYLAŞMAYAN TÜRK EVLADI KALMASIN !

Ergenekon Davası’nda kapalı oturum


İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’de görülen Ergenekon Davası’nda birleşen Şile Kazısı’na ilişkin dava dosyasında tutuksuz sanığı eski polis memuru Yusuf Ethem Akbulut savunma yaptı

Dava nedeniyle 6 ay önce polislikten ihraç edildiğini anlatarak sözlerine başlayan Akbulut, evinde bulunduğu ileri sürülen iki silahla ilgili iddialara cevap verdi. Aramalar sırasında evinde vahim nitelikli silah bulunduğunun iddia edildiğini ifade eden sanık Akbulut "2 tane silah bulundu. Biri bana devlet tarafından verilen beylik tabancam, diğeri de kuru sıkıdan bozma bilye atan, kullanılmayan bir tabancadır. Mühimmat denilen mermiler beylik tabancama aittir. Kuru sıkı silahı bir fabrika araması sırasında buldum. Tetik tertibatı çalışmadığı için iade etmedim" dedi.

"VERECEĞİNİZ KARARIN ARTIK BİR ÖNEMİ YOK"

2007 yılında şark görevi ile tayin edildiğini, 2009 yılı Ağustos ayında ise İstanbul’a atandığını söyleyen Akbulut, İstanbul’a gelmesinden sonra zaman zaman aynı dava dosyasının sanıkları olan Ulaş Özel ve Okan İşgör ile görüştüklerini belirtti. Akbulut ayrıca evinde yapılan aramalarda dava konusu suçlamalara ilişkin herhangi bir döküman bulunmadığını sözlerine ekledi. Akbulut, "Sizin vereceğiniz cezanın artık bir önemi yok. Memleketimde Başbakana suikast planlayan 300 Özel harekatçıdan biri olarak algılanıyorum. Ailem ve çevremce mahkum edildim. Belki buradaki tutuklu arkadaşların koğuşları onlara geniş gelebilir ama koskoca dünya bana dar geliyor" şeklinde konuştu.

SANIK KORUMA İSTEDİ

Dava nedeniyle mesleğinden olduğunu belirten Akbulut, parası olmadığı için avukat da tutamadığını söyledi. Duruşmaya gelmek için cebinde parası olmadığını ifade eden Akbulut, "İnternette adımı yazınca hakkımda birçok suçlama çıkıyor. Ayrıca ev telefonum ve adresim de internette bulunmaktadır. Tikko ve PKK peşimde. Eşim ve 1 yaşındaki çocuğum tehlike altında, savunmasızlar. Bu yargılama sürecinde beni ve ailemi de koruyun. Başka bir yere taşınacak maddi durumum da yok. Bu suçlamalar hayatımı alt üst etti" dedi.

KAPALI OTURUM TALEBİ KABUL EDİLDİ

Mahkeme Başkanı Hüsnü Çalmuk tutuklu sanık Okan İşgör’ün mahkemeye dilekçe sunarak, İBDA/C terör örgütü ile ilgili çok önemli açıklamalarda bulunacağını, bu nedenle kapalı oturum talep ettiğini belirtti. Sanık İşgör’ün bu talebi üzerine duruşmaya ara verildi. İşgör’ün İBDA/C örgütü tarafından 2 kez vurulduğunu, hayati risk taşıdığını, bu nedenle anlatacakları çok önemli konular nedeniyle duruşma salonunun boşaltılmasını istediğini belirten Mahkeme Başkanı Hüsnü Çalmuk, izleyiciler ve basın mensuplarının duruşma salonundan çıkarılmasına karar verdiklerini açıkladı. Çalmuk, ayrıca İşgör’ün ifadeleri ile ilgili olarak da yayın yasağı konulmasına karar verdi. Daha sonra izleyiciler ve basın mensupları duruşma salonundan çıkarıldı. Duruşmada İşgör yaklaşık bir saat ifade verdi. Duruşma yarın saat 09.00’a ertelendi.

Serpil KIRKESER / İSTANBUL,(DHA)

CIA Türkiye’nin güneyine yerleşti


Suriyeli muhalif gruplara silah sevkıyatının, Türkiye’nin güneyinde faaliyet gösteren bir grup CIA ajanı…

Suriyeli muhalif gruplara silah sevkıyatının, Türkiye’nin güneyinde faaliyet gösteren bir grup CIA ajanı tarafından organize edildiği öne sürüldü.

Ortaya atılan bir diğer iddia da bu silahların finansmanının Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan tarafından karşılandığı.

ABD’de yayımlanan New York Times gazetesi, üst düzey ABD’li ve Arap istihbaratına dayandırdığı haberinde, muhaliflere CIA aracılığıyla otomatik tüfek, tanksavar ve diğer bazı başka silahların verildiğini iddia etti.

Bu silah sevkıyatının, Suriye’deki Müslüman Kardeşler’in de aralarında olduğu bir grup aracıdan oluşan gizli şebekeler aracılığıyla yapıldığı ve silahların parasının da Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar tarafından ödendiği belirtildi.

Bu silah sevkıyatının, Suriye’deki Müslüman Kardeşler’in de aralarında olduğu bir grup aracıdan oluşan gizli şebekeler aracılığıyla yapıldığı ve silahların parasının da Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar tarafından ödendiği belirtildi.

Gazeteye konuşan üst düzey ABD’li bir yetkili, CIA ajanlarının son birkaç haftadır Türkiye’nin güneyinde faaliyette olduklarını ifade etti. CIA ajanlarının bir diğer görevinin de söz konusu silahların El Kaide ve başka terör örgütlerinin eline geçmesini engellemek.

CIA’IN TÜRKİYE’DEKİ ÇALIŞMALARI

ABD yönetimi, uzunca bir süredir Suriyeli muhaliflere silah verdiği iddialarını reddediyor ancak bu gruplara silah dışı yardımlarda bulunduğunu kabul ediyordu.

NYT, Türkiye’de faaliyet gösteren ABD istihbarat birimlerinin Suriye’nin değişen muhalefet yapısı hakkında daha fazla bilgi edinmeyi amaçladığını ve buna göre hangi gruplara silah verilmesi gerektiğine karar verdiklerini de ifade etti.

Gazeteye konuşan ve düzenli olarak ABD’li muhataplarından bilgi alan Arap bir istihbarat yetkilisi, "CIA görevlileri burada bulunuyor ve hem yeni kaynak hem de kendilerine çalışacak yeni kişiler bulmaya çalışıyor" dedi. (hurriyet)

Amerika’nın minik casusu!


ABD ordusunun geliştirdiği sivrisinek boyutundaki casus robot üzerindeki kamerayla çekim yapabiliyor

ABD Hava Kuvvetleri, askeri operasyonlar çığır açacak bir cihaz gelişitiriyor. Sadece bir sivrisinek boyutunda olan bu cihaz taşıdığı mikro kamera sayesinde istihbarat çalışmalarında büyük avantaj sağlıyor.

Pennsylvania Üniversitesi’nin laboratuvarlarında geliştirilen bu mikro hava aracının fark edilmesi oldukça zor. Binaların içinde de kullanılabiliyor. Üzerinde taşıdığı şırınga benzeri parçanın işlevi ise merak konusu. Cihazın bu iğne sayesinde saldırılarda kullanılabileceği gibi, DNA toplamak için de kullanılabileceği öne sürülüyor. Robotun 2015 yılında üretime hazır olacağı belirtiliyor.

SLAYT SHOW : ELVIS PRESLEY


yesterday-Elvis-Presley.ppsx

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: