Günlük arşivler: Haziran 29, 2012

TÜRKİYE’Yİ KİMLER YÖNETİYOR?


Nurullah AYDIN

29 Haziran 2012 ANKARA

TÜRKİYE’Yİ KİMLER YÖNETİYOR?

Siyasi görüşe, dini görüşe, etnik kimliğe, unvana, makama, paraya, akla, mantığa, bilgiye göre olayları değerlendirir, kişiler hakkında kanaat sahibi oluruz.

Yine görünen veya görünmeyen işleyişine göre de bakışımız değişken olabilir.

Türkiye’de en çok sorulan soru; Türkiye’yi kim ya da kimlerin yönettiği sorusudur.

Her şey Cumhuriyetin kurucusu M. K. Atatürk’e karşı darbe yapan İngiliz-Fransa ve ABD destekli İnönü’nün, 1939 yılında ABD ile imzaladığı eğitim anlaşmasıyla başlamıştı.

İkinci dünya savaşı sonrası askeri anlaşmalarla devam etti. Menderes-Bayar ikilisi küçük Amerika sloganıyla Türkiye, ABD’nin 52 inci eyaleti yapma sürecine sokulmuştu.

Sonrası, NATO’ya girişle, asker-sivil istihbarat bütünleşmesi ile süreç devam etmişti.

Bağımsızlık çabaları, ABD destekli darbelerle kesilmişti.

Ancak bağımsızlıkçı askerilerin artması üzerine bu kez sivil destekli darbe süreci işletilmeye başlandı. Devşirilen İslamcı kimlikli, liberal kimlikli, demokrat kimlikli dönme elemanlar; eğitildiler, bilinçlendirildiler, görevlendirildiler, iş başına getirildiler.

Kazan kazan anlayışıyla sıfır dış politika görünümlü stratejik derinlik, Türkiye’yi bölgesinde komşularıyla sorunlu kıldı, güvenilmez kıldı.

Kime kardeş kime dost dedilerse,kısa süre sonra düşman oldular. Hıristiyan batı ile birlikte İslam ülkelerindeki katliamlara ortak oldular.

Türkiye’de ve bölgede yaşanan süreç, genel anlamda budur.

Batılılar; Büyük Türk Milleti’ni ayrıştırarak küçültmek ve Türk Devleti’ni eyaletleştirmek için yüzlerce proje hazırladılar, uygulamaya koydular. Ne yazık ki bazılarını para, servet ve şöhret sarhoşu yaparak elde ettiler.

Çağdaşcıyı, batıcıyı, materyalisti yaya bırakan, işbirlikçi entel, dönek, liboş, sosyal demokrat, milliyetçi, muhafazakar, dincilerle projelerini uygulamaya koydular.

Yaşanan şok uygulamalar karşısında nereye gidiyoruz diye soranlar artıyor.

İşgal sırasında yaşanan durum gibi onlarca general subay tutuklanmaya devam ederken, Eski Genelkurmay Başkanı terörist ve terör örgütü yöneticisi olmaktan tutuklu.

ABD büyükelçisinin Washington’a yolladığı Wikileaks belgelerinde; ‘ABD ile Türkiye’deki politik irade çok büyük uyum içerisinde. Irak ve Orta Doğu konusunda her türlü işbirliği yapmaya hazır. Ancak ABD’nin çıkarlarına aykırı davranan generaller var.’ ABD, çıkarlarına ters düşen generallerin isimlerini tek tek sayıyor.

Wikileaks belgelerinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki generaller üçe ayrılıyor. Birincisi ABD ile ilişkileri iyi götürmek isteyen Atlantikçiler. İkincisi ABD ve AB ile ilişkilere şüpheli bakan Milliyetçiler. Bir de üçüncüsü İran ve Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesini arzu eden Avrasyacılar. ABD Büyükelçisi diyor ki Avrasyacı generallerle, milliyetçi generaller ABD çıkarlarına ters düşüyor."

Wikileaks belgelerinde, ABD Büyükelçisinin "ABD karşıtı generallere karşı güçlü bir medya kurulması gereğinden" söz ediliyor. Dolayısıyla bu siyasi bir süreç bunun dış ilişkiler boyutu var. Yani burada Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ABD’ye pek sıcak bakmayan orgeneralleri hedef tahtasına mı oturtuluyor?

NSA, CIA VE FBI; Ankara, İstanbul, Konya, Diyarbakır, Adana’da karargah kurmuş durumda. ABD yetkilileri; Balkanlar, Ortadoğu, Kafkasya üçgeninde merkez üs olarak Türkiye’yi karargah haline getirdiler.

Ama unutulmamalıdır ki; Türk Milleti tarih boyunca varlığını ve bekasını korumaya azmetmiş evlatları ile tuzaklara karşı hep duyarlı oldu. Yine de duyarlıdır.

Afrika Atasözü: ‘Her sabah Afrika’da bir ceylan uyanır. En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa öldürülecektir. Her sabah Afrika’da bir aslan uyanır. En hızlı ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa aç kalacaktır. Aslan veya ceylan olmanız fark etmez. Güneş doğduğunda koşmaya başlasanız iyi olur.’

Çok çalışmak, emek harcamak, güven vermek, sevmek ve paylaşmak hayatın anlamlı olmasını sağlar. Her sabah uyandığımızda bir de böyle bakalım dünyaya.

Günün Sözü: Hayat uzun bir öyküye benzer. Ancak öykünün sıkıntılı uzun olması değil, iyi olması önemlidir.

Yaz.docx

Rusya Suriye’yi Nereye Kadar Destekler?


Rusya Suriye’yi Nereye Kadar Destekler?

Bülent ESİNOĞLU

Bu soru, Amerikancıların, Türkiye’yi Batı adına Suriye’ye karşı kışkırtmak için, Rus engelini nasıl aşarız, sorusuna aradığı cevaptır. Yani Amerika’nın aradığı cevaptır.

Suriye’de, Amerika tarafından, 2011 Martında çıkarılan çatışmaların başladığı günden bu yana, Rusya’nın artan bir grafikle, Suriye’yi desteklediğini görüyoruz.

Türkiye ve ABD’den gelişen sert söylemlere paralel olarak, Rusya’nın Esed desteği artmaktadır.

Bu gün, Cenevre’de yapılacak, gerçek Suriye zirvesinden önce, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrof, şöyle bir açıklama yaptı. “Medyaya formül sızdırmaktan vazgeçin, Esed’i devre dışı bırakacak şartların ileri sürülmesine, sıcak bakmıyoruz.”

İran’a bakarsak, son günlere kadar ılımlı mesajlar gelirken, birden sert ve ayırıcı tavırlar ortaya çıktı.

Çin ise, Rusya ne derse onunla birlikte hareket ediyor. Ancak söylem geliştirmiyor.

Tekrar baştaki soruya dönersek, Rusya Suriye’yi nereye kadar destekler sorusunu, Amerika Türkiye’yi nereye kadar destekler sorusu ile değiştirmek de mümkün.

Suriye meselesi, Batı dünyasının menfaatleri ile doğunun menfaatlerinin, bundan sonra nasıl gelişeceğinin, geldiği yerdir.

Putin’in İsrail ziyareti bu bakımdan çok önemlidir. Ziyaretin anlamı, “Amerika adına orta doğuda kendi güvenliğini tehlikeye atma, biz senin güvenliğinden yanayız. Ama Amerikan saldırganlığını da burada(Doğu Akdeniz’de) durdurmak mecburiyetindeyiz. Ayak altında dolaşma.”

Türkiye’nin asıl beklentisi ise, Amerika Rusya’yı ikna eder.

İşte stratejinin en zayıf yeri de burasıdır. Amerika Rusya aleyhine genişlemek istiyor, bu genişlemeye Rusya evet diyecek. Mantık yok.

Ortadoğu etki alanlarına bakacak olursak, Suriye hariç, Türkiye başta olmak üzere, tüm Arap ülkeleri, kuzey Afrika Amerikan etki alanı içindedir.

Meseleye buradan bakarsak, Rusya’nın geri çekilme payı yok. Suriye’de Amerika’ya karşı direnmezse, dünyada bir itibarının kalmayacağını biliyor. Amerika da bu durumu biliyor. Suriye’deki pazarlığı, Esed sorununa, bu sebepten indirgiyor. İndirgiyor ama Rusya da, yönetimin değişmesinin, Suriye’nin tamamen kendi nüfuz alanından çıkması demek olduğunu biliyor.

Sorun Esed’miş gibi gündem yapıyor, ama gerçekte Suriye ve İran’dır.

Siyasi iktidar, Amerika’nın yalakalığını yaparak, vatan topraklarını da riske eden, bir sorunun içine sokuyor. Soktu.

Amerika’nın, Putin’i ikna etme şansı başka bir sebepten ötürü daha yok. Amerika Rusya’daki sivil toplum örgütlerini paraya boğuyor. Putin de sivil toplum örgütlerine para cezaları vererek bu paraları o örgütlerin elinden almaya çalışıyor. Yani Putin ile Amerika’nın arasında, Esed ile Amerika arasındakine benzer bir sorun da var.

İktidarlar kendi iktidarlarına karşı olan güçlere, dış düşmana karşı olmasında, daha fazla karşıdırlar. İktidar olmanın tunç kanunudur. Tıpkı şimdiki iktidarın, kendi ordusuna karşı olduğu gibi…

Eğer Suriye, teröristlere dışarıdan yapılan silah ve lojistik desteği kesebilirse, bu Haçlı saldırılarını, Selahattin Eyyübi gibi, durdurabilir.

Bu durumda, İran’ın Suriye’ye yapacağı yardımlar çok önem kazanıyor.

İngiltere ve Amerika Türkiye’den Suriye’ye karşı provokasyonların her hali karda sürmesini istiyorlar. Almanya, Fransa ileri de, Rusya ile birlikte hareket edebilir.

Şimdilik bu dengeler üzerinde bir süre daha yürüyeceğiz. Beklenmedik başka bir provokasyon ortaya çıkmazsa…

29.6.2012, bulentesinoglu

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: