Günlük arşivler: Temmuz 12, 2012

Mind Control


Rus Turistlerin Türkiye’ye Gelmesi Engelleniyor mu?


Rusya Federasyonu’nda Türkiye ve Türk algılamasını birileri değiştirmek mi istiyor? İki ülke arasındaki bahar rüzgarlarının önüne set mi çekilmeye çalışılıyor?

Rusya Federasyonu’nun RTR-Planeta televizyon kanalında 12 Mayıs gecesi “Cumartesi Akşamı” programında Türkiye ve Türkler negatif esprilere konu oldu. Türkler, fesli, çarçaflı, kaba saba insanlar olarak karikatürize edildi. Programda baştan sona kadar Türkiye’de tatil yapılmaması ve deniz tatili için Rusya Federasyonu’nun Karadeniz sahillerinin veya Kırım’ın tercih edilmesi üzerinde duruldu. “Türk sahillerine gideceğime Soçi’ye, Kırım’a giderim daha iyi” sözleriyle dans edildi. Geçen hafta da aynı konu Duma’da konu edildi. “Türkiye sahillerine para bırakılmasının önüne geçilmesi” üzerinde duruldu. Bunlar sadece iki örnek. Benzer örnekler giderek artıyor. Görüldüğü gibi, Rusya Federasyonu’nda bazı lobiler Türkiye ve Türkler üzerine aleyhtarlığa başlamış durumda. Türkiye’ye gelen Rus turistler de ana konu yapılmış. Hem Moskova hem de Ankara bu konuda dikkatli olmalı. Provakasyona çok açık bir konu. Zaten, son birkaç yıldır Türkiye’de Rus turistlerin başına gelen en küçük kötü bir olay bile Rusya Federasyonu’nda Soğuk Savaş döneminde yaşayan bazı çevreler tarafından gereğinden fazla büyütülerek Türkiye ve Türk aleyhtarlığına dönüştürülmeye çalışılmaya başlanmıştı.

Türkiye’de ise “Rusya Federasyonu”, “Rus” ve “Putin” algılamaları pozitif yükselişini sürdürüyor. Erdoğan ile Putin arasında pozitif bağ kuruluyor. Rusya Federasyonu’na güven duyuluyor. Türkiye yılda 3 milyonu aşan Rus turistin gelmesinden de Rus gelinlerin sayısının artmasından da Ruslarla ticaret yapmaktan da oldukça memnun. 16 Nisan 2011’de başlayan 30 gün süreli vize muafiyeti Türkiye’de ikamet eden Rus vatandaşlarının yoğun baskıları sonucu Ankara tarafından tek yanlı olarak 60 güne çıkartıldı. Ancak, 60 gün de yeterli görülmüyor. Çünkü Nisan 2011 öncesinde Ruslar Türkiye sınır kapısında kolayca 90 günlük vizeyi alabiliyorlardı. Şimdi ise 60 gün, arttırma değil azaltma olarak görülüyor. Onun için ilk aşama da 90 gün, sonra 180 gün süreli vize muafiyetine geçilmesi arzu ediliyor.

Erdoğan, Putin ve Medvedev’in vizyonu ise oldukça geniş. Türkler, Soğuk Savaş’ı çoktan unuttu. Sadece, geleceğe bakıyorlar. Ruslar ise algı değişiminde zorlanıyor. Rus liderlere yerel bürokrasi ve aydınlar ayak uydurmakta zorlanıyor. Türklerin Moskova ve St. Petersburg gümrük kapıları dışındaki kapılardan vizesiz geçişi bile çok kolay değil. İki ülke arasında 30 gün süreli vize muafiyeti var gibi görünse de Türkler ilk 3 günden sonra karakolda kayıt yaptırmak zorunda.

Kuzeyde rüzgarlar birden bire Türkiye ve Türkler aleyhine esmeye başladı

Bunun birinci nedeni, Soğuk Savaş dönemi artıklarının ve Rus milliyetçiliğini Türk ve Türkiye karşıtlığı üzerine inşaa etmeye çalışanların Rusya Federasyonu ile Türkiye’nin Ortadoğu politikasının giderek farklılaşmasını fırsat bilmeleridir. Bu farklılaşma sadece Suriye konusunda değildir. Farklı politikalara yönelme bütün Arap dünyasını ve İran’ı kapsamaktadır. Ayrıca, Yahudi lobisi Moskova’da Washington DC’den daha etkindir. Yaptırım ve politikaları etkileme güçleri daha fazladır. Bu nedenle, Türkiye-İsrail ilişkilerinin gerilmesi Moskova-Ankara hattında da soğukluklar ve gözle görünmeyen dip çatlaklar yaratmaktadır. İsrail, Şam’ın yaralı aslan tarafından yönetilmesini istiyor. Türkiye ise Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyarak Şam yönetiminin değişmesine taraf görünüyor. Suriye’nin geleceği üzerine İsrail ile Türkiye arasındaki farklılaşma, Ankara-Moskova hattında tansiyonu yükseltiyor.

Moskova, 2008’de Gürcistan Savaşı’nda Türkiye’nin Gürcistan’a yardımını sessizce cezalandırmıştı. Türkiye’nin Rusya Federasyonu’na yaş sebze ve meyve satışını büyük ölçüde engellemişti. 2012’de de Ortadoğu eksenli politikaların farklılaşması, Moskova’nın Rus turistlerin Türkiye tatillerini engellemeye yönelen politikalara yönelebileceğini gösterecek mi? Sadece düşünmemiz gerek bir soru olsun.

Hürmüz Boğazı ile ilgili Jeopolitik Riskler


Hrmz Boaz ile ilgili Jeopolitik Riskler.pdf

Körfez Arap Ülkelerinin İşbirliği Konseyi ve SUUDİ ARABİSTAN VE BAHREYN’in Ekonomik önemi


SUUD ARABSTAN VE BAHREYN’N NEM.pdf

Düşen uçağımızdan görüntüler


Türkiye – Arap Dünyası Turizm İlişkilerinde Durum ve Beklentiler


Trkiye – Arap Dnyas Turizm likilerinde.pdf

Rusya ile Türkiye Arasındaki İlişkilerde Karadeniz Bölgesi


Avrasya tarihi içinde Karadeniz bölgesi, uygarlıkların karşılaştığı, göç dalgalarının geçtiği, türlü halkların kültür etkileşim alanı olmuştur. Deniz yollarının stratejik ve ekonomik önemi, büyük devletlerin Karadeniz’de hakimiyet için verilen savaşların sebebi olmuştur. Geçmişte Rus, Osmanlı ve Pers İmparatorlukları arasında bulunan Karadeniz bölgesindeki mücadele, adı geçen üç devletin dış politikası ve ikili ilişkilerini belirleyici bir unsuruydu. XX. yüzyıl dünyasının siyasi manzarasını çizen Soğuk savaş döneminde Karadeniz, Batı ve Doğu blokları arasında bölünmüş halde bulunuyordu. Soğuk savaş sonrasında ise Karadeniz’e kıyısı olan ülkeleri kapsayan geniş bölge, modern jeopolitik merkezlerden biri olmuştur.

Eskiden şiddetli muharebelere sahne olan Karadeniz bölgesi, günümüz Rus-Türk ilişkileri için işbirliği geliştirildiği alan haline gelmiştir. Tarihi önyargıların silinmesi gerektiği fikri, Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte ortaya çıkmıştır. Bu yoldaki somut bir adım, 1992’de Rusya ile Türkiye’nin öncülük ettiği Karadeniz Ekonomik İşbirliği örgütünün kurulmasıyla atılmıştır. Bu kuruluşun temel amacı, Karadeniz bölgesinde işbirliği ve güven ortamının oluşturulması, üye ülkelerin ekonomik ve toplumsal kalkınmasına ivme kazandırılması, bölgenin yararına olan ortak projelerin hayata geçirilmesidir. Örgütün faaliyetleri ve projeleri, ulaştırma, enerji, örgütlü suçla mücadele, ticaret, güvenlik, çevre korunması, haberleşme, bilim ve teknoloji gibi alanlarda gerçekleştiriliyor. Doğal olarak bazı sorunlarla karşı karşıya geliniyor ama ekonomik ve sosyal düzeyleri farklı olan ülkeleri birleştiren örgütün, bölgesel ve dünya krizlerin sıklıkla patlak verdiği son 20 yıl içinde Karadeniz ülkeleri arasındaki ilişkilere katkıda bulunduğu ortadadır.

KEİ örgütünün kurulmasının 20. yıldönümünün yaşanması, Rusya ve Türkiye yöneticilerinin işbirliği iradesinin uzun vadeli bir strateji olmasının göstergesidir. İki ülke, örgütün asıl görevlerinin Karadenizin, kıyısı olan ülkeler için işbirliği, güvenlik ve refah alanına dönüştürülmesi, bölgede istikrar ve barış ortamının güçlendirilmesi olduğu konusunda ortak görüşleri paylaşmaktadır. Karadeniz bölgesinde KEİ örgütü gibi oluşumların ortaya çıkması, Rusya ile Türkiye’nin tarihi cephenin işbirliği alanı haline gelmesinin sembolüdür. Rus-Türk ikili ilişkileri açısından KEİ örgütüne üye olmaları, diyalog için bir platform yaratmaktadır ve Karadeniz sorunları üzerinde iki ülkenin tutumlarının yakınlaşmasını sağlamaktadır.

Uluslararası düzenin değişim süreçlerinin hızla geliştiği bu günlerde, Rusya ve Türkiye, Karadeniz’de önemli ölçüde kaybedilen etkilerinin canlandırılmasını ve çok boyutlu bölgesel işbirliğinin hayata geçirilmesini istemektedir. Bu doğrultuda Moskova ve Ankara’nın, başta ekonomi ve güvenlik alanlarında ortak çıkarları mevcuttur.

KEİ çerçevesinde geliştirilen Karadeniz çevre ulaştırma koridoru, Karadeniz çevre otoyolu, Karadeniz enerji halkası, Karadeniz ticaret ve kalkınma bankası, üye ülkelerin işadamları için vize işlemlerinin kolaylaştırılması gibi projeler, hem Rusya, hem de Türkiye tarafından desteklenmektedir.

Rusya ve Türkiye’nin milli çıkarlarına zarar veren Karadeniz’de güvenlik sorunları farklı açılardan ele alınabilir.

Karadeniz bölgesinde eski güçlerin silahlı çatışmaları geçmişte kalmasına rağmen, küreselleşen dünyada yayılan yeni risk ve tehlikeler, Karadeniz’de de baş göstermeye başlamıştır. Bunlar arasında terörizm, silah kaçakçılığı, dondurulmuş ihtilaflar, yasadışı mali işlemler gibi tehditler bulunuyor.

Karadeniz’den geçen taşımacılık akımının yoğunlaşması ve deniz kaynaklarının sorumsuz şekilde kullanılması çevrenin tahribatına yol açmıştır. Bu durum, kıyıdaş ülkelerin ekolojik ve gıda güvenliğini, insan sağlığını riske atarak çevre korunması yönünde eşgüdümlü eylemlerini gerekli kılıyor.

Jeopolitik nedenlerden dolayı Karadeniz bölgesi, Orta Doğu olaylarından etkilenebilir. Orta Doğu’daki istikrarsızlık, Soğuk savaş sonrası Karadeniz havzasında yeni bağımsız devletlerin çıkmasıyla birlikte oluşumu kırılgan hale gelen bölgesel güvenliği olumsuz şekilde etkilemektedir.

Bölge istikrarına ve Rusya ile Türkiye’nin güvenliğine kasteden diğer bir eğilim, bölgedışı güçlerin Karadeniz coğrafyasına hakim olma çabalarıdır.

Avrupa pazarlarına gaz ve petrol taşıyan ya da taşıyacak boru hatlarının farklı güzergahları Karadeniz havzasından geçtiği için, bu bölge dünya güçlerinin dikkatini çekiyor. Aynı zaman Karadeniz bölgesi, Orta Doğu’ya kapı açan stratejik bir koridor olarak değerlendiriliyor. Siyasi ve ekonomik gerekçelerle Karadeniz’de askeri mevcudiyetin artırılması, bölgedışı güçlere değişmiş jeopolitik şartlarda Rusya ve Türkiye’nin etkisini sınırlandırılmasına olanak veriyor.

Özellikle bütün dünyayı “arka bahçesi” olarak değerlendiren ABD, stratejik önemi yüksek olan bölgeleri kontrolü altına alma politikasını güdüyor. Amerikan savaş gemilerinin tatbikat ya da insani gerekçelerle Karadeniz’e girme olayları sıklaşmaktadır. Rusya ve Türkiye’nin yakın çevresi olan Karadeniz’de donanmasını bulundurması, ABD’ye her iki ülkenin üstünde stratejik avantaj sağlamaktadır ve gerektiği durumda baskı unsuru olarak kullanabilir.

Enerji ihtiyaçlarının karşılanmasını göz önünde bulunduran Avrupa Birliği, Karadeniz bölgesinde söz sahibi olmayı amaçlayarak, “Avrupa komşuluk politikası” çerçevesinde kıyıdaş ülkelerin bazılarıyla özel ilişkiler kurmaya çaba gösteriyor. Önerilen ilişkiler, eş ortaklığının ötesinde AB’nin öncü rolünü öngörüyor. Böyle girişimler, oluşturulmasına çalışılan Karadeniz bölgesel birliğini bozuyor. Bu bağlamda Moskova ve Ankara, AB’nin Karadeniz’de çok taraflı işbirliği girişimlerinde KEİ’yi temel ortak olarak kabul etmesi gerektiği konusunda fikir birliğinde bulunmaktadırlar.

Belirli alanlarda Rusya ile Türkiye’nin Karadeniz’deki nüfuz mücadelesinin devam etmesine rağmen, iki ülkenin örtüşen çıkarlarının doğal rekabete üstün geldiği meydandadır. Modern uluslararası şartlarda Moskova ve Ankara’nın Karadeniz’de tek başına hakimiyeti isteği, gerçekdışı ve işbirliğini harap edecek bir amaç olacaktır. Sözü edilen ortak çıkarların belki en önemlilerden biri ise Rusya ve Türkiye’nin sayısız tarihi, kültürel ve ekonomik bağları olan Kafkasya ve Balkan ülkelerini içeren Büyük Karadeniz bölgesinde, bölgedışı ülkelerin söz sahibi olmasının engellenmesi oluyor.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: