Günlük arşivler: Temmuz 15, 2012

CIA Mind Control Operation MK-ULTRA


İşte Cemaatin basın özgürlüğünden anladığı


Milliyet gazetesinden Önder Yılmaz’ın haberinden öğrendik.

Yeni anayasada özgürlükleri genişletme vaadinde bulunan AKP, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na “Basın hürriyeti milli güvenliğin, kamu düzeni ve genel ahlakın korunması, yargı bağımsızlığının sağlanması, suçların engellenmesi amacıyla sınırlansın” önerisi götürdü.

Cezaevindeki gazetecilerle Türkiye’yi dünya şampiyonu yapan AKP’nin bu tavrı şaşırtıcı değil.

Milliyet’teki bu haber bize Zaman’da yayınlanan bir yazıyı hatırlattı. Cemaatin İngilizce gazetesi Today’s Zaman’ın Ankara Temsilcisi Abdullah Bozkurt’un 12 Temmuz tarihli yazısı, cemaatin basın özgürlüğünden ne anladığını ortaya koyuyordu.

Gazetecilik faaliyetlerinden dolayı 100’e yakın gazetecinin hapiste olduğu Türkiye’de, cemaat yazarı Bozkurt 3. Yargı Paketi’ndeki yasaların; “muhbirlere, gizli kaynaklara ve hükümetten bilgi sızdıran kişilere dayanarak haber yapan gazetecilere katı hapis cezaları getirmesinden” dem vurdu!

Cemaat gazetesi temsilcisi Abdullah Bozkurt’un kastettiği kuşkusuz ki; illegal dinlemelere dayanarak haber yapmanın ve özel hayatı gizliliği ihlalin sonucu olan hapis cezalarıydı.

Ne diyelim; cemaatin basın özgürlüğünden anladığı budur işte!

İşte Zaman’da yayınlanan “AK Parti’nin seçimlerinden Bugüne Puan Çizelgesi” başlıklı o yazıdan ilgili bölüm:

“(AKP’nin) parti programı, "Partimiz bütün vatandaşlarımızın özgür haber alma ve düşüncelerini yansıtma hakkını esas kabul eder. Çağımız demokrasilerinin vazgeçilmez koşullarından biri, özgür medyanın varlığıdır. Başta anayasa olmak üzere medyaya ilişkin tüm yasal çerçeve ele alınarak, medyanın ifade özgürlüğüne getirilen ve demokratik toplum düzeninin gerekleri ile bağdaşmayan yasak ve cezalar kaldırılacaktır. Yazılı ve görsel medyanın özgürlükleri, titizlikle korunacak ve tekelleşmeye fırsat tanınmayacaktır." diyor.AK Parti tarafından yapılan yeni değişiklikler ise Türkiye’de zaten sorunlu olan ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü konularını,muhbirlere, gizli kaynaklara ve hükümetten bilgi sızdıran kişilere dayanarak haber yapan gazetecilere uygulanan katı hapis cezaları ile daha da kötü hale getirdi. (…)” (12.07.2012-Zaman)

Odatv.com

“Ayıptır söylemesi, Türkiye’de değil, dünyada ilk”


Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil’in köşe yazıları tiyatro oyunu oluyor. Gencay Gürün’ün genel sanat yönetmenliğini üstlendiği, Özdil’in “İsim Şehir Hayvan” isimli kitabında yer alan yazılardan oluşan kabarenin galası 30 Temmuz Pazartesi akşamı, İzmir Karşıyaka Bostanlı Açıkhava Tiyatrosu’nda.

İşte Özdil’in “Gala” başlıklı yazısı:

Ayıptır söylemesi, Türkiye’de değil, dünyada ilk kez, günlük köşe yazılarının tiyatro haline getirileceğini… İsim Şehir Hayvan’ın kabare olacağını, Gencay Gürün’ün Tiyatro İstanbul’u tarafından sahneleneceğini yazmıştım.

*

Perde açılıyor. Gala, 30 Temmuz Pazartesi akşamı, İzmir Karşıyaka Bostanlı Açıkhava Tiyatrosu’nda.

*

Paris Başkonsolosluğu, İzmir Milletvekilliği yapan, Devlet Tiyatroları’nda senelerce baş dramaturg ve genel sekreter olarak çalışan, İstanbul Belediye Tiyatroları’nın efsane genel sanat yönetmeni olan, 1994’te kendi tiyatrosunu kuran, Yılın Kadını seçilen Gencay Gürün… İsim Şehir Hayvan’ın genel sanat yönetmenliğini üstlendi. Hayatımda aldığım en büyük ödül.

*

Dünyada ilk kez, günlük köşe yazılarının kabare haline getirilmesi fikrinin mimarı, Tiyatro İstanbul’un genel müdürü, Emin Hamarat… Projenin hayata geçmesi için, aylardır gecesini gündüzüne katan, ruh ikizim… Okurlarımla birlikte yaşadığımız gururu, ona borçluyuz.

*

Yöneten’in ismini ilk duyduğumda, çaktırmadım ama, bayılacak gibi oldum. Metin Serezli… 100’den fazla tiyatroda, 50’den fazla filmde rol aldı, 28 oyun, 5 müzikal yönetti. 200 küsur radyo oyunu, onlarca televizyon dizisi… Bristol, Erlangen, Avignon festivallerine oyuncu ve Türkiye delegesi olarak katıldı. Dormen Tiyatrosu, Şan Tiyatrosu, Çevre Tiyatrosu’nun ardından, 14 yıldır da Tiyatro İstanbul’da… Avni Dilligil, Afife Jale, İsmail Dümbüllü, Üniversiteler Birliği, Rotary ve Lions’lardan en iyi oyuncu ve en iyi yönetmen ödülleri var. Duayen, yaşayan efsane… Bu onuru hak etmek için ne yaptığımı hakikaten bilmiyorum, sadece Allah’a şükrediyorum.

*

Oynayanlar…

Nusret Çetinel, Sabri Özmener, Hülya Gülşen Irmak, Bilal Çatalçekiç, Burcu Kazbek, Taner Ergör, Banu Çiçek, Aybar Taştekin, Yeliz Şatıroğlu, Levent Çimen, Anıl Yülek.

*

Kimi devlet tiyatrosu sanatçısı, kimi konservatuvarda öğretim üyesi, kimi Haldun Dormen’in, kimi Göksel Kortay’ın asistanı, kimi de Levent Kırca, Müjdat Gezen, Gülriz Sururi, Ali Poyrazoğlu, Hadi Çaman gibi ustaların tiyatrolarında rol alıp, Dinçer Sümer, Rutkay Aziz, Kenan Işık, Ejder Akışık, Cihan Ünal, Emre Kınay ve Işıl Kasapoğlu’yla çalıştı. Hemen hepsini, tiyatronun yanı sıra, sinema filmlerinden ve televizyon dizilerinden tanıyorsunuz ama, kırk yıl düşünsem, gelmiş geçmiş en büyük halk ozanımız, kurban olduğum Âşık Veysel’in torunu Yeliz Şatıroğlu’yla aynı projede yer alabileceğim aklıma gelmezdi… Ve, elbette kariyerlerini, ödüllerini tek tek buraya sığdırabilmem mümkün değil, hepsinin adına, kadronun en tecrübelisi, bir büyük ustayı yazayım, Nusret Çetinel… Ankara Birlik Sahnesi, Kardeş Oyuncular, Küçük Komedi Tiyatrosu, Nisa Serezli-Tolga Aşkıner, Levent Kırca ve devlet tiyatrolarında sayısız oyunda rol aldı, 1972’den beri sahnede ve ekranda.

*

Dekor, Barış Dinçel… Bir başka efsane, tiyatro ve sinema sanatçısı, yönetmen, rahmetli Savaş Dinçel’in oğlu. Şehir Tiyatroları’nda görev yapıyor, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde sahne tasarımı dersi veriyor. Sihirbaz olduğunu biliyordum, yaptıklarını görünce, büyücü olduğuna karar verdim. Ne demek istediğimi, kabareyi seyredince anlayacaksınız ama, ipucu vereyim, memleketin hali gibi, komple yamuk!

*

Kostümler, Sinan Demir… Tiyatronun yanı sıra, Issız Adam filminin sanat yönetmen yardımcısı, Keşanlı Ali, Geniş Aile, Kınalı Kuzular gibi televizyon dizilerinde imzası var.

*

Müzik, Serdar Aslan, Zafer Aslan ve Alev Azyok… Piyano, gitar, buzuki, kemençe, perküsyon sanatçıları… Sözler yazılardan, müzik, beste ve söylemesi onlardan.

*

Koreografi, Gizem Erden… Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda öğretim görevlisi olarak, Ankara Devlet Tiyatrosu’nda dansçı ve koreograf olarak çalıştı. Oz Büyücüsü, Karlar Kraliçesi, Titanik Orkestrası müzikallerinin koreografisini yaptı.

*

Oyunlaştıran… Yani, İsim Şehir Hayvan’daki günlük köşe yazılarını, tiyatro olarak ete kemiğe büründürenler, birinci sınıf iki hergele, Saygın Delibaş ve Fethi Kantarcı.

*

Saygın, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde yetişti, Ferhan Şensoy’un yanında pişti, bu iki ustanın isteğiyle, yazarlığa yöneldi. Fethi ise, beni yeni tanıdı ama, ben onu bebekliğinden beri tanırım. Değerli gazeteci ağabeyim Cevher Kantarcı’nın oğlu… 10 yaşındayken reklam yıldızı oldu, büyüyünce yazarlığa geçti. Özgeçmişini gönder bakayım dedim, şunu göndermiş: “Yüce Allah’ın emrinde, Atatürk’ün izinde, alayına gider, yaşasın tam bağımsız Türkiye!”

*

Tahminim, nasıl bi tiyatro yazdıkları konusunda fikir vermiştir size… İkisi birlikte, Kraliyet Tiyatrosu’nu kurdular, Hastasıyız ve Denizaltı isimli oyunları yazıp, yönettiler. Böyle yürekli ve zeki gençler varken, niye tırışkadan tiplere köşe yazdırırlar, inanın, izahı mümkün değil.

*

Özetle…

Perde açılıyor.

Gala, 30 Temmuz Pazartesi akşamı, İzmir Karşıyaka Bostanlı Açıkhava Tiyatrosu’nda.

*

31 Temmuz, 1-2 Ağustos aynı adreste, 3 Ağustos Bodrum’da, 4 Ağustos Çeşme Alaçatı’da, 6 Ağustos İzmir Bornova’da, 7 Ağustos Ayvalık’ta, 8 Ağustos Altınoluk’ta… Vay efendim haberim yoktu, bilet bulamadım filan, hır çıkmasın, şimdiden söylüyorum, ağustos sonuna kadar Çanakkale-Antalya hattında, sayfiyedeyiz. Eylülde İstanbul’a geliyoruz, Tiyatro İstanbul’un Profilo Alışveriş Merkezi’ndeki yerleşik salonunda, ekimde Ankara’da, bilahare, Anadolu turnesi… Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz sayın seyirciler…

Erdoğan’dan skandal savunma


10:58 | 21 Ocak 2011

Erdoğan, hakkındaki davanın reddi için Alevilere hakaret içeren davayı örnek gösterdi.

Erdoğan, hakkında açılan davanın reddedilmesi için Alevilere hakaret içeren davayı örnek gösterdi.

Referandum sürecinde “hayır diyenler darbecidir” yönündeki sözleriyle ilgili yapılan suç duyurusu üzerine, hakkında dava açılan Başbakan Erdoğan mahkemeye savunma gönderdi. Erdoğan savunmasında kendini aklamaya çalışırken Zaman gazetesi aleyhine bir yurttaşın açtığı davayı örnek gösterdi.

‘Sapık mezhep’ hakareti

Erdoğan, gazetedeki bulmacada “Ehlisünnet dışı sapık bir mezhep” şeklindeki soruya “Alevi” yanıtının verildiğini, buna karşı bir yurttaşın kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle dava açtığını ancak bunu mahkemenin reddettiğini anımsattı. Erdoğan bu karardan yola çıkarak davasının reddini istedi.

Avukatın suç duyurusu

Referandumda “hayır” oyu kullandığını belirten avukat Sedat Vural, Başbakan Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunmuş, Erdoğan’ın sözleriyle kişilik haklarına saldırısının hukuka aykırılığının tespit edilmesini ve tespit kararının yayımlanmasını talep etmişti.

Referandumda “Hayır diyenler darbecidir” yönündeki sözleriyle ilgili yapılan suç duyurusu üzerine hakkında dava açılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, avukatı aracılığıyla mahkemeye gönderdiği savunmasında bir skandala imza attı. Davanın neden kabul edilmemesi gerektiğini anlatmaya çalışan Erdoğan, Zaman gazetesindeki bir bulmacada “Ehlisünnet dışı sapık bir mezhep” şeklindeki soruya “Alevi” yanıtının verildiğini, buna karşı bir yurttaşın kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle dava açtığını ancak bunu mahkemenin reddettiğini örnek gösterdi. Bu karardan yola çıkan Erdoğan, “Bu bakımdan davacının dava açmada aktif husumet ehliyeti bulunmamaktadır” diyerek davanın reddini istedi.

‘Sapık bir mezhep’

Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada Başbakan Erdoğan davacı Sedat Vural’ın “evet” veya “hayır” oyu kullanıp kullanmadığını bilmesinin mümkün olmadığını, Vural’ın da bunu kanıtlayamayacağını ileri sürdü. Erdoğan, “Bu bakımdan ispat edilemeyen ve edilmesi de olanaklı olmayan bir iddia soyut beyanın ötesine geçemez” dedi.

Erdoğan, görüşünü desteklemek adına şu skandal örneği verdi: “Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’ne intikal eden olayda, Zaman gazetesinde yayımlanan bir bulmacada ‘Ehlisünnet dışı sapık bir mezhep’ şeklinde bir soru yer almış, ertesi gün verilen çözümde bu sorunun yanıtının ‘Alevi’ olduğu yayımlanmıştır.

Bir vatandaş açtığı davasında bu yayın nedeni ile kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş, mahkeme ‘Aleviliği(n) bir inanç meselesi olduğu, yayında davacının hedef alınmadığı’ gerekçesiyle davayı reddetmiş, Yargıtay, ‘davacının ebeveyni nedeniyle sözü edilen bir kültür içerisinde yer aldığını, bu kültürü benimseyenlere ya da bu kültürde belli bir mertebeye erişmiş olanlara dava hakkının tanınmasının yansıma yoluyla genişlemesine neden olacağını, dava açmanın ancak kişilik haklarına saldırılan, doğrudan zarara uğrayanlara tanınmış bir hak olduğunu’ kabul etmiştir. (…) Bu bakımdan davacının dava açmada aktif husumet ehliyeti de bulunmamaktadır.”

Nitekim kendisi için sarf edilen daha ağır mahiyetteki ifadelerin yüksek mahkemece eleştiri sınırları içinde sarf edilmiş ifadeler olarak kabul edildiğini aktaran Erdoğan, bununla ilgili Devlet Bahçeli ve Kemal Kılıçdaroğlu hakkında açtığı davalara işaret etti.

Tuncay Özkan’ın da kendisi hakkında “Bir başbakan ya da bir siyasi parti lideri çıkıp diyorsa ki ‘Bu ülkedeki 25 milyon Alevi İslam dışıdır, sapık mezheptir’ diyorsa o kişi faşisttir” dediğini anımsatan Erdoğan, bunun üzerine açtığı davada Özkan’ın sözlerini mahkemenin hukuka aykırı bulmadığını söyledi. Erdoğan, kendisinin kullandığı ifadelerin, sunduğu tüm örneklerdeki ifadelerin hiçbirisinden daha ağır ve haksız olmadığını, dolayısıyla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini söyledi.

‘Yayımlayanın kusuru’

Erdoğan, “Bana göre darbe anayasasını savunduklarına göre darbecidir” sözlerinin ise basın yayın organlarında çarpıtılarak “hayır diyen darbecidir” biçiminde yayımlandığını iddia ederek, bunun “yayımlayanların kusuru” olduğunu, kişilik değerlerine saldırı olmadığını ileri sürdü.

(CUMHURİYET)

Tayyip Erdoğan’ı bekleyen davalar


MİLLETVEKİLİ seçilerek dokunulmazlık zırhına bürünmesinin önü kapanan AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ı, belediye ihaleleri ile malvarlığı nedeniyle açılan bir dizi ceza davası ve soruşturmalar bekliyor.

AKP’de, Erdoğan’ın bu davalardan herhangi birinden alacağı bir mahkumiyet kararının, kendisine yeniden cezaevi yolunu açabileceği seslendiriliyor. Bu durum, AKP’nin Meclis’te iktidar olmasından sonra gündeme getirebileceği ‘‘Erdoğan’ı kurtarma senaryoları’’na da gölge düşürüyor. İşte, AKP’yi ükrüten ve bazıları dava konusu da olan Erdoğan’la ilgili iddialar:

MALVARLIĞI Malvarlığı beyanındaki milyarlarca lira nedeniyle hakkında haksız mal edinimi gerekçesiyle Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

BİLBOARD Reklam afiş ve ilanlarının asıldığı bilboardlarla ilgili ihalelerde yolsuzluk yapıldığı gerekçesiyle İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

SERVİS Belediye ve bağlı şirketlerinin personelinin işi gidiş gelişini sağlamak üzere yapılan servis ihalelerindeki yolsuzluk iddiaları nedeniyle İstanbul 7’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde ihaleye fesat karıştırmaktan dava açıldı.

AKBİL İstanbul’daki toplu taşım araçlarında kullanılan ve akıllı bilet diye de nitelenen ‘‘elektronik entegre bilet sistemi’’ne ilişkin usulsüzlük iddialarından ötürü Üsküdar 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

İGDAŞ İstanbul’un doğalgaz dağıtımını yapan İGDAŞ’daki şebe inşaatlarından sayaç okuma ve reklam işleriyle ilgili yolsuzluk iddiaları nedeniyle açılan dava Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürüyor.

İSKİ Altyapı inşaatları, araç kiralama, personel taşıma ve personel kıyafet temini gibi ihalelere ilişkin yolsuzluk iddiaları nedeniyle açılan dava İstanbul 4’ncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürürken, bir yandan da İçişleri Bakanlığı’nın soruşturması sürüyor.

METRO Metro ihalesine ilişkin yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları nedniyle bazı belediye bürokratları hakkında açılan dava İstanbul 4’ncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürüyor.

ÇAMUR Haliç’in temizlenmesi projesi kapsamında çıkarılan çamurun baraj sahasına taşınması sırasında yapılan işlemlere ilişkin yolsuzluk iddiaları için İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

SİNEK İLACI Karasinek ve sivrisinek ile mücadele amaçlı ilaç alım ihalelerine ilişkin yolsuzluk iddiaları nedeniyle ihaleye fesat karıştırıldığı gerekçesiyle İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

NRO Accused of illegally Collecting Personal Data


By MARISA TAYLOR

National Reconnaissance Office Headquarters, Chantilly, VA

WASHINGTON — One of the nation’s most secretive intelligence agencies is pressuring its polygraphers to obtain intimate details of the private lives of thousands of job applicants and employees, pushing the ethical and legal boundaries of a program that’s designed instead to catch spies and terrorists.

The National Reconnaissance Office is so intent on extracting confessions of personal or illicit behavior that officials have admonished polygraphers who refused to go after them and rewarded those who did, sometimes with cash bonuses, a McClatchy Newspapers investigation found.

The disclosures include a wide range of behavior and private thoughts such as drug use, child abuse, suicide attempts, depression and sexual deviancy. The agency, which oversees the nation’s spy satellites, records the sessions that were required for security clearances and stores them in a database.

Even though it’s aggressively collecting the private disclosures, when people confess to serious crimes such as child molestation they’re not always arrested or prosecuted.

“You’ve got to wonder what the point of all of this is if we’re not even going after child molesters,” said Mark Phillips, a veteran polygrapher who resigned from the agency in late May after, he says, he was retaliated against for resisting abusive techniques. “This is bureaucracy run amok. These practices violate the rights of Americans, and it’s not even for a good reason.”

The agency refused to answer McClatchy’s questions about its practices. However, it’s acknowledged in internal documents that it’s not supposed to directly ask more personal questions but says it legally collects the information when people spontaneously confess, often at the beginning of the polygraph test.

After a legal review of Phillips’ assertions, the agency’s assistant general counsel, Mark Land, concluded in April that it did nothing wrong. “My opinion, based on all of the facts, is that management’s action is legally supportable and corrective action is not required,” he wrote.

But McClatchy’s review of hundreds of documents – including internal policy documents, memos and agency emails – indicates that the National Reconnaissance Office is pushing ethical and possibly legal limits by:

-Establishing a system that tracks the number of personal confessions, which then are used in polygraphers’ annual performance reviews.

-Summoning employees and job applicants for multiple polygraph tests to ask about a wide array of personal behavior.

-Altering results of the tests in what some polygraphers say is an effort to justify more probing of employees’ and applicants’ private lives.

Various national security experts, including those who support the use of polygraph in general for security screening, said they were disturbed by what McClatchy found, especially considering that the number of polygraph screenings has spiked in the last decade.

“There’s a narrow jurisdiction for a polygraph program, which is to promote security,” said Steven Aftergood, a senior analyst with the Federation of American Scientists, a nonpartisan research center that tracks intelligence policies. “When agencies exceed their authority, they not only violate the privacy of employees, they corrupt the entire process.”

The dispute is part of a long-running debate over the proper use of polygraph by the federal government in screening employees, when it’s not known whether the machine can detect the difference between a lie and the truth or simply registers an emotional response.

In 2002, the National Academies, the nonprofit institute that includes the National Academy of Sciences, concluded that the federal government shouldn’t use polygraph screening because it was too unreliable.

Yet since then, in the Defense Department alone, the number of national-security polygraph tests has increased fivefold, to almost 46,000 annually. Many of those who are required to undergo the tests aren’t just bureaucrats in Washington but also private contractors across the country.

Federal agencies say the information gathered during polygraph screenings helps them root out undesirable and even dangerous employees who otherwise wouldn’t be detected during routine background investigations, which often are described as expensive and time-consuming.

But some national security experts question whether U.S. agencies are striking the appropriate balance between protecting Americans’ privacy rights and the nation’s security interests as agencies are being permitted to ask what could be seen as more intrusive questions.

Last month, the Obama administration announced that federal agencies, including the National Reconnaissance Office, now may ask employees and applicants during polygraph screenings whether they’ve leaked classified information to the news media.

“If a whole program is susceptible to manipulation, then relying on it further is all the more disturbing,” Aftergood said.

The National Reconnaissance Office orders the second highest number of screening polygraphs in the Pentagon, conducting about 8,000 a year at its headquarters in Chantilly, Va., and at locations in Los Angeles and the Silicon Valley area.

The agency’s is among eight Pentagon polygraph programs that under Defense Department policy can directly ask only about national security issues in what’s known as the counterintelligence scope polygraph. The test was designed to catch spies and terrorists who are trying to infiltrate the government without encroaching unnecessarily on the private lives of government employees and military personnel. Polygraphers are allowed to ask about espionage, terrorism, sabotage and the unauthorized sharing of classified information.

But about five years ago, the National Reconnaissance Office began pressuring polygraphers to pursue information outside those limits in what amounted to an unwritten policy, said a group of polygraphers who agreed to describe the practices to McClatchy. The polygraphers include Phillips, a former Marine who worked for a number of intelligence agencies over two decades, and a former National Reconnaissance Office colleague, Chuck Hinshaw.

Both agreed to be named because they think the agency’s practices violate Defense Department policies and should be stopped.

Other polygraphers backed their accounts, but they asked to remain anonymous because they feared retaliation. “I was coached to go after this stuff,” one of the polygraphers said. “It blew my mind. They were asking me to elicit information that I’m not permitted to ask about, and I told them I wasn’t going to do it.”

Another longtime polygrapher said the National Reconnaissance Office had established an off-the-books policy that encouraged going after prohibited information.

“The organization says in writing that they’re not supposed to be asking about this information, when in fact behind closed doors they are pushing (polygraphers) to actively pursue it,” the polygrapher said.

Hinshaw, who said he’d witnessed the improper practices as a former acting supervisor, accused the agency of becoming so cavalier about following the rules that the polygraph branch chief, Michael McMahon, pressured him to change the results of the agency director’s polygraph if he failed the test. In the end, director Bruce Carlson passed, but Hinshaw said the incident demonstrated how the agency’s use of polygraph was arbitrary and wasn’t about protecting the country.

McMahon didn’t respond to emails and phone messages from McClatchy inquiring about the incident.

“There’s a line you have to draw,” said Hinshaw, who worked in the program from 2005 until earlier this year. “The original idea for using polygraph to clear people was to ferret out moles and spies. Now it’s morphing into an ambiguous exam where anything’s possible.”

The National Reconnaissance Office, meanwhile, has branded Phillips and Hinshaw troubled employees. Before Phillips resigned, the agency suspended him for three days, saying he was insubordinate, among other complaints, and it revoked Hinshaw’s security clearance earlier this year, citing the foreclosure on his family home.

Both men said they thought the agency had retaliated against them for trying to resist the polygraph practices, and records show that they’d voiced their concerns before the agency took action against them. The Pentagon’s inspector general is investigating Phillips’ complaint.

But even if the agency were found to be violating Pentagon policies, the laws that limit the government’s use of polygraph in screening aren’t specific on what constitutes an illegal abuse. The Privacy Act of 1974 requires that the government collect only personal information that’s necessary and relevant, and a 1981 presidential directive calls for “the least intrusive collection techniques feasible.”

Much of the interpretation of what that means has been left to the federal departments that run the polygraph programs.

“Some polygraph programs have been getting away with all sorts of abuses for years,” said Mark Zaid, an attorney for Phillips who’s been handling national security cases for 20 years. “It’s very difficult to hold them accountable.”

Why is the National Reconnaissance Office interested in such private details? In internal documents and emails, supervisors told polygraphers they felt pressure from the officials known as adjudicators, who make the final decisions on national security clearances.

The agency’s motives, however, are more complicated, some of the polygraphers said.

The Pentagon’s test is so restricted to counterintelligence issues that it’s notorious among polygraphers for compelling admissions of mundane and ultimately harmless infractions. One of the most common confessions involves harried bureaucrats who admit to taking classified documents home by mistake. By collecting confessions to repulsive or criminal behavior, officials can justify using polygraph screenings to their bosses, Congress and a skeptical public despite questions about the test’s reliability, the polygraphers said.

As a result, the National Reconnaissance Office closely tracked how many personal confessions it collected. The agency called them “Code 55 admissions,” the records show.

In fiscal year 2011, almost 50 percent of the 757 confessions the National Reconnaissance Office collected were of the personal nature that the rules said shouldn’t be directly pursued, the agency’s statistics show. Of 33 polygraphers, one-third collected more confessions related to personal behavior than to national security violations.

Other polygraph programs, such as those in the Naval Criminal Investigative Service, also conduct limited national-security polygraph screenings, but in an entire year their polygraphers may not encounter any confessions that are outside the limits of the test. It’s a rare occasion when someone blurts it out without prompting, officials said.

“If an agency is getting a big portion of its confessions that are outside the limits, it’s an indication that they’re going on fishing expeditions,” said John Sullivan, a former CIA polygrapher of 30 years. “And if they’re doing that, it’s wrong and being done under false pretenses.”

Phillips and Hinshaw accused the polygraph program’s branch chief, McMahon, of encouraging improper practices.

Within the intelligence world, only the CIA and the National Security Agency are permitted to directly ask about drug use, unreported crimes and falsification of the forms filled out for national security clearances, which require a wide array of personal information. The tests are known as lifestyle polygraphs.

Late last year, the Pentagon discovered that the National Reconnaissance Office had ordered five of the lifestyle tests in violation of Defense Department policies, according to an internal report obtained by McClatchy. The agency then claimed to have the legal authority to do so, when it was supposed to be asking only national security questions designed to catch spies and terrorists, the report said. The Pentagon concluded that the program was in “full compliance” because the agency said it was a mistake.

Polygraphers, however, say the agency’s pursuit of the off-limits information is much more widespread than the Pentagon’s report noted. Records show that the agency ordered at least one more lifestyle test after it was told to stop.

The agency also pursues the information in its routine counterintelligence tests, polygraphers said. In one instance last year, Phillips’ supervisors told him to “assess” the mental health of an applicant during a polygraph test, records show. Phillips said he’d refused to do it.

As a result of its efforts, the agency ends up with a vast accumulation of personal details of questionable national-security significance, polygraphers said.

Last September, a woman who’d held a clearance for more than 15 years and already had passed a national security polygraph was interrogated for more than four hours over two additional polygraph sessions, said Hinshaw, who said he’d been ordered to do it. Hinshaw’s supervisors launched the aggressive inquiry because they suspected that the woman had smoked pot more than the one time years before that she’d admitted to, records show. In the end, however, the only other information the National Reconnaissance Office extracted from her was that she’d been molested at age 16.

Hinshaw said he’d received thousands of dollars in bonuses over several years in part because he’d collected a high number of confessions, including the more personal ones.

Phillips, on the other hand, had a much lower collection rate and received negative performance reviews. His supervisors cited his reluctance to collect the Code 55 information as part of the reason for their dissatisfaction with him.

“There are ways of leading people into making these admissions even though you’re not supposed to,” Phillips said. “By setting up a system that gives polygraphers an incentive to go after the information, the agency is pressuring them to collect it.”

Despite the agency’s interest in criminal behavior, those who confess to serious offenses aren’t always criminally prosecuted even when child molestation is involved, McClatchy found.

In one case, a contractor who was a former Escondido, Calif., substitute teacher admitted to molesting a third-grade student in 2005 during outside tutoring sessions paid for by the girl’s immigrant parents. In a 2010 polygraph session, the man said that if he were asked, ” ‘Have you ever molested a 9-year-old?’ I’d have to say yes.”

The Escondido Police Department and school district where he’d been employed weren’t notified of the incident. After being contacted by McClatchy, the school district called the Escondido Police Department to file a report. When National Reconnaissance Office polygraphers asked supervisors in a meeting last summer why people weren’t being arrested on the spot after such confessions, they were told that the allegations were referred to the appropriate authorities, Phillips and Hinshaw said.

The agency refused to answer McClatchy’s questions about the molestation confession, saying in a statement only that its polygraph program “is in compliance with the law.”

National Reconnaissance Office statement on its polygraph program

“The National Reconnaissance Office directs, manages and oversees appropriate investigative inquiries, including polygraph, for the purposes of rendering informed security access determinations. Such inquiries and determinations are in full compliance with the law and provide the security compliance required to best protect and further Intelligence Community program activities and objectives.

“If adverse information is disclosed during the administration of a polygraph examination the information is evaluated and forwarded to the appropriate authorities. For Privacy Act purposes the NRO has a policy of not commenting on specific cases.

“The National Center for Credibility Assessment (NCCA), Quality Assurance Program (QAP), conducted an on-site inspection of the NRO Polygraph Program on November 15-17, 2011. During the QAP inspection, 118 criteria in nine primary areas were reviewed. Upon conclusion of the inspection, the NRO Polygraph program was found to be in full compliance with their policies and procedures and met or exceeded all standards required of a federal government polygraph program.”

‘Türk Uçağını Sıradan Bir Asker Düşürdü ve Ödüllendirildi’


Türk F-4 uçağının düşürülmesine ilişkin tartışmalar sürerken İran medyası, Suriyeli bir "askeri yetkili"ye atfen Türk jetinin füzeyle vurulmadığını, çok alçaktan uçtuğu için görevli bir asker tarafından uçaksavarla vurulduğunu öne sürdü.

Türk F-4 uçağının düşürülmesine ilişkin tartışmalar sürerken İran medyası, Suriyeli bir ‘askeri yetkili ‘ye atfen Türk jetinin füzeyle vurulmadığını, çok alçaktan uçtuğu için görevli bir asker tarafından uçaksavarla vurulduğunu öne sürdü.

Fars Haber Ajansı sitesine göre Suriyeli askeri bir yetkili, uçağın ’23 milimetrelik bir uçaksavar bataryası ile ve askerlik hizmetini yapan sıradan bir asker tarafından düşürüldüğünü açıkladı. Dam Press’e dayandırılan habere göre, Suriyeli askeri yetkili, söz konusu askerin, 22 Haziran’da Suriye sahillerine yaklaşan ve çok alçaktan uçan kimliği belirsiz uçan bir ‘şeyi ‘ tespit ettiğini ve durumu hemen komutanına bildirdiğini, komutanının vur emri verdiğini, askerin de kullandığı batarya ile uçağı düşürdüğünü söyledi. Haberin Son bölümünde şöyle denildi:

‘Bu haberi duyuran Dam Press haber sitesi, söz konusu askerin daha Sonra komutanları tarafından takdir belgesi ve nakit para ile ödüllendirildiğini kaydetti.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: