Günlük arşivler: Temmuz 24, 2012

MEŞRUİYETİN ÇÖKMESİ


MEŞRUİYETİN ÇÖKMESİ

Bülent ESİNOĞLU

Sağ olsun eski bir arkadaşım Henry Kisinger’in bir vecizesini göndermiş.

Amerika için hala akıl hocalığı yapan Kisinger, bir konuşmasında şöyle diyor. Biz neden büyük devletiz, içimizdeki hainleri öldürür, başka devletlerin hainlerini, o devletin başına getiririz.

Amerikan felsefesinin özeti diyebileceğimiz bu ifadenin, geçtiğimiz 50-60 yıl içinde uygulamasını yaşadık.

Şimdi isim isim saymayalım, bizimkiler de dâhil, birçok devlet başkanının, Amerika’da veya İngiltere’de eğitimden geçtiğini biliyoruz.

Bu anlayış ve bu felsefede bir devletin, ilânihaye emperyal bir devlet olarak kalması imkânsızdı.

Amerika’da hemen her şey, komplolar ile oluşur.

Politikalar komploların eseridir. Hisse senetlerinin düşmesi veya yükselmesinin arkasında, muhakkak bir komplo vardır. Karteller küçük şirketleri yutmak için komplo yaparlar. Şirketler işçiye verdikleri ücretleri, sendikalarla komplo içinde düzenlerler.

Petrol fiyatlarının arkasında hep bir komplo vardır.

Faiz oranlarının tespiti, LİBOR’un belirlenmesi, (Barclays) hep bir komplo düzenine bağlıdır.

Sonra dönüp, insanlığa, piyasanın her şeye kadir olduğunu, her şeyi düzene soktuğunu ifade ederler.

Deregulation dedikleri kuralsızlaştırma, sermayenin her türlü denetimin dışına çıkarılması anlamındadır.

Şimdi bu komplolar manzumesinin, çökmeye başlaması ile beraber, komplolara ortak olanların bir yaygarası başladı. Amerika çökerse, dünya da çöker.

Görüşüme katılır mısınız bilmem, ama Amerikan siyaseti önemli kararları alamaması bakımından, zaten çökmüştür. Rusya veya Çin ile savaşa karar verebilecek bir irade Amerika’da yoktur. Seçimden sonra da olmayacaktır.

Amerika’nın siyasi bir iradesinin olabilmesi için, Irak’ta, Afganistan’da, Pakistan’da başarıya ulaşmış, bir konumda olması gerekir.

On bir yıllık Afganistan savaşı her şeyi anlatır.Amerika artık sadece, örtülü (kalleş) savaşları yürütebilir.

Amerika’da 2000 yılından bu yana, işsizlik devamlı artıyor. Gayri Safi Milli Hâsıla sürekli düşüyor. Bütçe her yıl bir trilyon dolar açık veriyor. Hane gelirleri düşüyor. Ve 2000 yılından bu yana bu gidişi, Amerikan devletini yönetenler, bir türlü tersine çeviremiyorlar.

İrade olsa düzelme olmaz mı?

Amerika çökerse, dünya çökmez.

Üretim artık Asya’dadır. Üretim varsa, insanoğlu hayatını idame ettirir. Dolar olmasa da, ülkeler aralarındaki ticareti bir yol ile devam ettirirler.

Hatta kısa bir süreden sonra, ticaret daha da sağlam temellere oturduğu için artabilir de…

Birkaç rakam anlamayı kolaylaştırır.

Amerika’da çelik üretimi 90 milyon tondur. Çin’de çelik üretimi 567 milyon tondur. Amerika’da kişi başına tasarruf, %8’dir. Çin’de, %50’dir.

Yani üretim de, sermaye birikimi de Asya’dadır.

Amerika tasarruf etmeden, karşılıksız dolar basması, bu dolar ile dünya ticaretini zorlaması, krizlerin ana sebeplerinden biridir. Dolar ölçü olmaktan çıkmıştır.

Üretim ve yatırımın olduğu bir dünyada, gelişme sürer.

Amerika bastığı dolarları satabilmesi için, insanları borçlandıracak sistemler oluşturmuştur.

Bireyler kazançlarından fazla borçlandığından, krizlerden kendini sorumlu tutar. Sisteme karşı direnci kırılır. Borçlanmayı kendi kabahati olarak görür.

Buna öğrenilmiş çaresizlik de diyebiliriz.

Hâlbuki bireyin ödeyemeyeceği bir durumda olduğunu bile bile bireye borç veren suçludur. Birey kurum değildir. Birey hata yapar. Ama kurumların hatası, kurumsal hatadır. Kurumlar hata yapmazlar. Finans kuruluşları, bankalar kurumdur. Yapılan kurumsal bir işlemdir. Devletler finans kurumlarının devleti olduğu için, bu duruma bilerek göz yumar.

Emperyalizmin hâkim olduğu ülkelerde, hükümetler sorun çözmezler. Egemen çevrelerin dediklerini yaparlar. Egemen sınıflar da sermayenin hiçbir şekilde denetlenmesini istemezler. Ellerindeki medya ile de, bunun adını, özgürlük diye çağırırlar.

Eşitsiz zenginleşme, yeniden eşitsiz zenginleşme üretir.

Meşruiyetin çöktüğü yerde, herkes kendi adaletini, kendisi kurmak ister.

Savaş, kaos, çatışma, iç savaş hep buradan çıkar.

24.7.2012, bulentesinoglu

LOZAN ALAŞMASI; TÜRKİYE BAĞIMSIZ MI, İPOTEKLİ Mİ?


Nurullah AYDIN

24 Temmuz 2012-ANKARA

LOZAN ANLAŞMASI; TÜRKİYE BAĞIMSIZ MI? İPOTEKLİ Mİ?

Bir kesim için Lozan anlaşması zafer, bir kesim için hezimet. Peki ama gerçek ne?

Türkiye; birinci savaş sonrası üç kıtadaki topraklarını kaybetti ve Anadolu’da varolma yok olma savaşı verdi. Kimliksizler, işbirlikçiler batı işgalcilerle birlikte oldular. Şimdi ise; Türkiye örtülü işgal altına. Yabancı uzmanlar Türkiye’yi perde erişinde yönetirken, ön planda olan yönetici gözükenler; din iman, cami, biat, dindarlık, kindarlık, ahlak kalkınma kavramları altında toplumu uyutuyor, uyuşturuyor. İşbirlikçiler, haçlı ittifak içinde Müslümanların kardeş kavgasında, işgalde, vahşette yıkımda rol alırken, halk şaşkın.

Oysa tartışılması gereken başka konular vardır. Bilinen Türkiye’nin bağımsızlığının batılı ülkelerce kabul edildiğine ilişkin 23 Temmuz 1923 tarihli bir Lozan Antlaşması vardır. Ondan iki gün önce İmzalanan 21 Temmuz 1923 tarihli anlaşma da vardır. Bu anlaşma iki nüsha olup biri Büyük Britanya Kraliyet Ailesi kasasında gizlidir. Diğeri de 1960 ihtilalinda Başbakan Menderes’in Örtülü Ödenek kasasını açan Albay tarafından ABD Büyükelçisi aracılığı ile ABD’ye gönderilir. Pentagon’da bir kasada muhafaza edilir. Bu anlaşmaya göre; Türkiye İngiliz Milletler Topluluğu’nun (Commonwealth of Nations) tek gizli üyesidir

Geri kalanlar sadece Türkiye’ye ve Dünya’ya karşı oynanan bir tiyatrodur.

Bu nedenledir ki; Türkiye-İngiltere arasında yapılan anlaşmalar; TBMM’ye bile getirilmemiş, her kritik dış sorunda, yetkililer, Londra’ya gitmek zorunda kalmıştır. Yine Londra’da terör olayı üzerine Commonwelth of Nations’a bağlı ülkelerde ve gizli üye Türkiye’de bayraklar yarıya indirilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti antlaşmaları

Kurtuluş Savaşı Dönemi; Gümrü, Moskova, Ankara (1921), Kars ve Lozan Antlaşması

Cumhuriyet Dönemi Haliç Konferansı, Balkan Antantı, Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Sadabat Paktı, Zürih ve Londra, Ankara Antlaşması (1963), Cenevre Antlaşması

Balkan Antantı 9 Şubat 1934

Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya Belgrad’ta 9 Şubat 1934’te Balkan Antantı Atina’da imzalar. Balkan devletleri son toplantısını 1940 yılında Belgrad’a yapar.

Sadabat Paktı; 8 Temmuz 1937

Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında, Tahran’da Sadabad Sarayı’nda imzalanan dörtlü saldırmazlık paktı. Sınır sorunlarının çözülmesi ve ülkelerin bağımsızlıklarını vurgulayan dostluk anlaşması bölgeye barışçıl bir ortam getirmeyi amaçlar.

Türkiye-İngiltere anlaşması; 30-31 Ocak 1943

Winston Churchill ve İsmet İnönü Adana Buluşması yapılır.

Savaşın galipleri Dünya’yı paylaşım anlaşması yapar.

Potsdam Konferans

II. Dünya Savaşı sonlarına doğru Müttefiklerin, Prusya devletinin kraliyet merkezi olan Potsdam’da 1945 de yaptığı konferansa ABD’den Başkan Truman, İngiltere’den Başbakan Winston Churchill sonra Attlee, ve Sovyetler Birliği’nden Stalin katılır.

Yalta Konferansı

Yalta Konferansı İkinci Dünya Savaşı sonra Kırım’da bulunan Yalta’da 4-11 Şubat 1945’deki konferansa ABD Başkanı Roosevelt, İngiliz Başbakanı Çhurcill ve Rus lideri Stalin katılır.

Türkiye’nin NATO Üyeliği

18 Eylül 1952’de Türkiye NATO’ya kabul edildikten yedi ay sonra İzmir’de Müttefik Kara Kuvvetleri Karargahı (LANDSOUTHEAST) kurulur.

1966’da, NATO’ya ait haber alma tesislerinin sayısı 112’ydi. Türkiye’de 35 km.karelik alan NATO’nun denetimindedir. Buraya, bakanlar dahil Türk yetkililerin NATO komutasından izinsiz girmesi yasaktı.

ABD ile Türkiye arasında 1976 yılında imzalanan "ABD-Türkiye Savunma ve İşbirliği Anlaşması", İncirlik, Kargaburun ve haber alma tesislerinin NATO adına ABD tarafından kullanılmasını sağlar. 1980 yılında 12 Eylül Darbesi sonrası "Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması" ise 12 askeri üssün NATO adına ABD tarafından 5 yıllık kullanılmasına karar verildi. Bu anlaşma, ABD’nin talebi doğrultusunda halen yürürlüktedir.

1959 Roma ve 1963 Ankara anlaşmalarıyla Türkiye, Avrupa Birliği’ne endekslenir.

ABD, İngiltere, Fransa ve İsrail’le yapılan anlaşmaların sayısı da içeriği de tam bilinmemektedir. TBMM’ye getirilen anlaşmalar ağırlıklı olarak ekonomi, ticaret ve bilim ve teknoloji konularına ilişkindir. Askeri, istihbarat ve dış politika ilişkinlerine ilişkin anlaşmalar gizemliliğini korumaya devam etmektedir.

Vatandaşlar cambaza bak oyunu ile oyalanırken, gündem nelerle meşgul ediliyor?

Türkiye bağımsız mı? Bağımsızlık; kim adına, niçin, kim, ne şekilde devredilmiştir? Türkiye’yi kimler yönetiyor diye sorarken, çözümü düşünmek gerekmiyor mu?

Günün Sözü; Milletler, iradeli, kararlı, bilgili, birikimli devlet adamlarıyla yücelirler.

Yaz.docx

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: