Günlük arşivler: Temmuz 25, 2012

Uçurtma Uçar, Uçak Uçmaz…


Uçurtma Uçar, Uçak Uçmaz…

Bülent ESİNOĞLU

Dünya medyası emperyalizmin elinde olduğu için, doğru haberi ancak birkaç gün sonra öğrenebiliyoruz. O da özel gayret sarf edip, başka ülkelerin medyasındaki muhalif makaleleri ve haberleri araştırarak.

Doğu Akdeniz’de, İran’da ve Suriye’de yaşanan örtülü savaş bilgileri, Amerikan ve İngiliz gizli servislerinin haberi olduğu için, hep bir yönlendirme ve bir karartma oluyor.

Son Halep’te yaşananların, ne olduğunu ancak yeni öğrenebiliyoruz. Halkımız beklide hiç öğrenemeyecek. CIA’nin verdiği ilk bilgiyi doğru kabul edip gidecek.

Ne demişti BBC?

Halep’te Esad cami bombaladı, 30 kişi öldü.

Bu yalanın aynısını Kaddafi’nin katledilmesi sürecinde de kullandılar. Mübarekler başka yalan bilmiyorlar galiba! Türkiye’deki gladyo da, darbe yapacak subayların cami bombalayacağını iddia etmişlerdi. Minareler psikolojik savaşın kalkanı gibi.

Kaddafi için söyledikleri yalanı tüm dünyaya yutturmuşlardı. Bu kez olmuyor. Bir yalan söylüyorlar, birkaç gün sonra yalan olduğu ortaya çıkıyor.

Neden?

Çünkü Kaddafi’nin uçakları uçamıyordu. Daha da kötüsü, uçaksavar sistemleri yoktu. NATO uçakları Libya Hava sahasında istediği gibi nokta bombalamalar yapabildi.

Suriye’de uçaksavarlar var. Hatta eğer konuşulanlar ve söylenenler doğruysa, uçağın bilgisayarına girerek, komutu pilottan alıp, uçağı yere çakan siteme de sahip. Düşen uçağımızın, bu silahla düşürüldüğü sosyal medyada yazılıp çiziliyor.

Hatta bir Rus hava subayı, Suriye’de dolaşan F-16 Türk uçakları için “Lunaparkta dolaşan ördeklere benziyorlardı” diyor. Demek ki F-16’larda oralarda uçmuş.

Amerika’nın, Suriye’deki Rus elektroniğini, düşen uçağımızla test etmesinden sonra, NATO, Suriye’de ancak uçurtma uçuruyor.

Yoksa çoktan, NATO uçakları El Kaide’nin ve Müslüman Kardeşlerin, sıkıştığı yerde, imdadına yetişirdi.

Uçakların uçamayacağını varsayan, Amerikancı yorumcular, Suriye rejiminin, bir yıl daha iktidarda kalabileceğini söylüyorlar.

Erdoğan, ilk Suriye öngörülerinde, Esad üç ay dayanamaz demişti. 17 ay oldu. Erdoğan’ın koltuğu sallanmaya başladı.17 ay sonra, belki Erdoğan’ı hiç konuşmayız.

Tahminimiz odur ki; Irak takvimi ile geldiler, Suriye takvimi ile gideceklerdir.

Erdoğan hapse attırdığı Silivri ve Hasdal subaylarını çok arayacaktır. Onlar etkin olsalardı, bu kadar çok Amerikancılığı yapamayacağından, bu kötü günlere gelmezdi.

25.7.2012, bulentesinoglu

TÜRKİYE İNGİLİZ MİLLETLER TOPLULUĞU ÜYESİ Mİ?


Nurullah AYDIN

25 Temmuz 2012-ANKARA

TÜRKİYE; İNGİLİZ MİLLETLER TOPLULUĞU ÜYESİ Mİ?

Dış politikaya ilişkin alınan hemen her karar öncesi Türkiye cumhurbaşkanları veya başbakanları, İngiltere ile gizemli görüşmeler yapıyor.

Türkiye bağımsız mı? İngiliz milletler topluluğu üyesi mi?

Türkiye cumhurbaşkanı, İngiltere adına genel vali midir?

Bilinen Türkiye’nin bağımsızlığının batılı ülkelerce kabul edildiğine ilişkin 23 Temmuz 1923 tarihli bir Lozan Antlaşması vardır. Ondan iki gün önce İmzalanan 21 Temmuz 1923 tarihli anlaşma da vardır. Bu anlaşma iki nüsha olup biri Büyük Britanya Kraliyet Ailesi kasasında gizlidir. Diğeri de 1960 ihtilalinde ABD Büyükelçisi aracılığı ile ABD’ye gönderilir. Pentagon’da bir kasada muhafaza edilir. Bu anlaşmaya göre; Türkiye İngiliz Milletler Topluluğu’nun (Commonwealth of Nations) tek gizli üyesidir

Commonwealth, Britanya İmparatorluğu’nun diğer adı iken, Commonwealth of Nations, İngiliz Milletler Topluluğu, yani pakt’tır.

Bu nedenledir ki; Türkiye-İngiltere arasında yapılan anlaşmalar; TBMM’ye bile getirilmemiş, her kritik dış sorunda, yetkililer, Londra’ya gitmek zorunda kalmıştır. Yine Londra’da terör olayı üzerine Commonwelth of Nations’a bağlı ülkelerde ve gizli üye Türkiye’de bayraklar yarıya indirilmiştir.

Osmanlı imparatorluğunu, Balkanlarda ve Ortadoğu’da Fransa ile birlikte dağıtan İngiltere, işgalinde olan İstanbul’dan, boğazlardan ve Marmara bölgesinden ancak 1936 yılında çekildi. O tarihlere kadar İngiliz-Fransız işgali devam etti. İngilizler neden çekildi?

İngilizler, Fransızlar ve İtalyanlar hangi anlaşmalar sonucu Türkiye’den çekildi?

Sonra neler oldu? Churchill ile İnönü, 1939 yılında, Adana anlaşması yapar ve Türkiye, İngiliz ve Fransızlarla birlikte Almanya’ya savaş ilan eder.

İngiltere, Kıbrıs’ta bulundurduğu iki üsle; Akdeniz’i, Türkiye’yi, İsrail’i, Mısır’ı, Suriye’yi ve Ortadoğu’yu kontrol ederken, Türkiye’nin karar alma merkezi olmaya devam ediyor.

Başbakan Menderes;1959 Kıbrıs anlaşmasını, Yunanistan ve İngiltere ile yapar.

Başbakan Ecevit; 1974 Kıbrıs askeri müdahalesine öncesi hemen Londra’ya gider.

İngiltere kraliçesi Türkiye’yi ziyaret ettiğinde, bulunduğu savaş gemisi, işgal sırasında Dolmabahçe’de demirleyen savaş gemisinin aynı yere demirler ve uluslararası hukuku hiçe sayarak kendi suları ve egemenlik alanı imiş gibi Türk bayrağı asmaz. Cumhurbaşkanı Gül eşi ile Türk bayrağı ve cumhurbaşkanlığı forsu olmaksızın gemide bulunur.

Türkiye’de 14 Mayıs 2008’de;Kraliçe, İngiltere’ye önemli hizmetler yapmış, adanmış kişilere takılan Büyük Şövalye Nişanını "Knight Grand Cross of the Order of the Bath" nişanını Cumhurbaşkanı Gül’e takar. Bu nişan, üç kraliyet tacı ve "Üzerinde güneş batmayan İmparatorluk" ifadesini hatırlatan güneş sembollerinden oluşur.

İngiltere’de 9 Kasım 2010’da; Kraliçe, Cumhurbaşkanı Gül’e Chatham Houseyani Kraliyet Uluslararası İlişkiler ödülü verir. Tören, İngilizlerin Çanakkale Boğazı’nı işgal ettiği ve İskenderun’a asker çıkardığı 9 Kasım 1918’edenk getirilir.

İngiltere’de 21 Kasım 2011’de; Cumhurbaşkanı Gül, Londra’da düzenlenen şatafatlı kabulde, Kraliçe ve kraliyet yetkililerince iltifatlarla ağırlanır.

Türkiye’de 27 Kasım 2011’de Cumhurbaşkanı Gül, Chatham House (Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü)İstanbul 2. Yuvarlak Masa Toplantısı’na basına kapalı katılır.

1900’lerin başında oluşturulan ancak 1920’de resmiyete dökülen kuruluşun ilk adı Yuvarlak Masacılardı. Bu masa, İsrail devletinin kuruluşuna öncülük etmiş, Osmanlı’yla, Orta Doğu’yu ilk parçalayan Sykes-Picot haritalarını çizmiş ve Sevr‘i yapmıştı.

Masa, resmi bir kuruma dönüştürülerek, Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstütüsü adı verilmişti. Kuruluşun en önemli özelliği ise, dünya sorunlarını, savaşları tartışıp yönlendirmesi olmuştur. Bu kuruluş aynı zamanda Exeter Üniversitesi’yle bağlantılıdır. Abdullah Gül ve Fehmi Koru’nun eğitim gördüğü Exeter, 2006’da Gül’e, 2007’de de İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’na doktora payesi vermişti. 2004’te Chatham House adını alan kurum, Chatham House Ödülü vermeye başladı.

Türkiye’yi yönetenler; İngiltere’nin Ortadoğu coğrafyası için eski imparatorluk dönemi stratejisini, 100 yıl öncesinde Ortadoğu’yu İngilizlerden korumak için nasıl mücadele ettiğini, bölgeyi İngiliz ve Fransızlara vermemek için verilen şehitleri biliyor mu? O zamanın işbirlikçilerinin torunları bugün İslamcı kimlikleri ile sahnede.

100 yıl öncesinde, atalarını katleden, 400 yıllık Ortadoğu egemenliği kaybettiren İngiltere’nin nişanlarını göğsünde gururla taşımak ve olağanüstü ağırlanmak neyin ürünüdür?

Sinsi İngilizler; Lavrence gibi yetiştirilen istihbaratçılarla Arapları Türklerden kopartırken, Balkanlarda 10 milyona yakın Türkü katlettirirken, tekkelerde tarikatlarda yetiştirdiği İslamcı kimlikli ajanlarla İslamı ifsad komiteleri kurarak Osmanlıyı dağıtmıştı. Şimdi ise Exter de yetiştirdikleri Türkiye’nin kilit görevlerine atanmaya devam ediyor. Ne dersiniz Türkiye’yi bölmek, eyaletleştirmek için yeni etkili ve yetkili Türk düşmanı Lavrenceler kim?

Günün Sözü: Tarih, iktidar için milletine ve ülkesine ihanet eden hainlerin aynasıdır.

Yaz.docx

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: