Günlük arşivler: Temmuz 29, 2012

Amerikan İslam’ı ve Avrupa Solu


Amerikan İslam’ı ve Avrupa Solu

Bülent ESİNOĞLU

Suriye’de, kalleş bir Haçlı saldırısını yaşadığımız şu günlerde; ölseler bir araya gelmeyeceklerin, bir arada olduklarını görürüz.

Dikkatinizi çekmiştir.

Avrupa sosyal demokratlarının, Suriye saldırısını, ya desteklediklerini, ya da sessiz kaldıklarını görüyoruz.

“Neden sosyal demokrasi bu tür saldırılara sessiz kalır” sorusunun cevabı; Türkiye’de “sosyal demokratlar neden Kemalizm’den kaçar” sorusuna verilecek cevapla aynıdır.

Önce Avrupa’dan başlayalım.

Avrupa’da sosyal demokrasi partisi, kapitalist sistemin iki ana partisinden birisidir.

Batı’da solun iktidara gelmesini önlemek için, sosyal demokrasi, köklerinden koparılmış, “sivil toplumculuk” düzeyine indirgenmiştir. Giderek, sosyal demokrasi, emek karşıtı ve büyük sermaye yanlısı olmuştur. İşçisine, dış dünya sömürüsünden, pay verecek kadar solcudur.

Sömürü kanalları daraldıkça, aynı liberaller gibi, siyasetler yürüte gelmektedir.

Emperyal saldırıyı onaylarlar. (CHP’nin Libya saldırısında, AKP ile birlikte hareket ettiği gibi)

Bir kez büyük sermayeden yana olunca, onun Haçlı saldırısından da, yana olunur.

Avrupa solunun (artık sol denilemez) kalleş, örtülü savaşa sessiz kalması, sınıf çıkarı nedeni iledir.

Peki, Türkiye’nin sosyal demokratları, neden Suriye’deki kalleş savaşa karşı olmazlar?

Ya da soruyu şöyle soralım. Mustafa Kemal, CHP’nin başında olsaydı, bölgedeki kalleş, örtülü savaşa nasıl tavır alırdı?

Ülkenin CIA elemanlarınca, yönetilmesine evet der miydi?

Ülkenin içinde terör kampları kurdurtur muydu?

Halktan yana olmak demek onun emeğinden yana olma demektir. Çünkü halkın çoğunluğu emekçidir. Halkçı olma, bir sınıftan yana olma anlamını taşır.

Rehberiniz, halk(emek) olursa, doğruları bulmanız, saldırganların hilelerini görmeniz de kolaylaşır.

Suriye’deki örtülü savaşa, neden egemen sınıflar destek veriyor da, “halkımız neden olmaz, diyor”un açıklaması budur.

Amerikan İslam’ı halkın İslam’ı olmayıp, belli çıkar çevrelerinin İslam’ı olması nedeni ile Suriye örtülü savaşını desteklemektedir.

Ana akım medyanın, Amerikan kirli savaşına nasıl destek veriyor, bu güne ait, iki örnek ile hatırlatalım.

Birinci saptırma Hürriyet gazetesinden geldi. Sözde, Lavrof Esad’ı istemiyormuş.

Manşet böyle verilmiş.

Halbuki haberin İngilizce ve Rusçasına bakınca, saptırıldığını hemen görüyorsunuz.

Haber; Batının psikolojik savaşı gereği, Esad’a yer araması ile ilgilidir.”Esad’a Rusya’da yer sağlar mısınız” sorusuna karşılık. “Bizim Esad’ı misafir etmek gibi bir planımız yok” karşılığıdır. Yoksa Rusya’nın Suriye’ye olan desteğini çektiği anlamını hiç taşımıyor.

Tamamen içerdeki yandaşları rahatlatmaya yönelik bir haber. Sanki siyasi iktidar doğru siyaset izliyormuş da, Rusya’da bu siyasete paralel davranıyormuş, görüntüsü çizip, günü kurtarmak. Amerikancı görüntüyü karartmak.

Rusya’nın Suriye desteğini muğlaklaştırmaya yönelik, Türk halkı üzerinde psikolojik savaş.

İkinci yalan, bir haftadır sürüyor. Halep, çapulcularının elindeymiş de, Esad Halep’i ele geçirmek için büyük hazırlık yapıyormuş.

Durum tam tersidir. Örtülü savaşın tarafları, toplayabildikleri en büyük gücü toplayıp, Halep’e saldırı hazırlığında olduğunu gizlemek.

Bölgede İslam’ın siyasallaşması, sadece emperyalizmin işine yarar. Amerika ve müttefikleri zor durumdadır. Ellerinde sadece AKP vardır. Bölgeyi AKP eliyle din savaşlarına sokma peşindedirler.

29.7.2012, bulentesinoglu

KİNDARLAR, DİNDARLAR VE SEVGİ


Nurullah AYDIN

29 Temmuz 2012-ANKARA

KİNDARLAR, DİNDARLAR VE SEVGİ

Dünya’da ve Türkiye’de ben ve öteki ayrışması, kıt kaynakların sömürülme isteği, insanlardaki paylaşım, adalet, acıma, sevgi gibi insani değerleri altüst ediyor.

Her din mensubu ve ideoloji sahibinin saplantısı ve kendini doğru haklı görmesi; kin, nefret, öfke fırtınası yaşatıyor. Tabi bu fırtına belli çevrelerce bilinçli bir şekilde yaşatılıyor.

Ama ne yazık ki, yalancılar, talanlar, toplumun bir kesimini rencide edici, kırıcı, yaralayıcı ifadeleri kullanmaktan hiç kaçınmıyor.

Bilinçli ya da değil, gerçekleştirilen çirkinlik kimin eseri diye sormak gerekir.

İnsanlar; etnik köken, din araştırmasına yönelmiş durumda. Güvensizlik ayrışma hızla artıyor. Birlik ve beraberlik söylemleri ciddiye bile alınmıyor. Kamplaşma artıyor. Toplumda küllenmiş geçmişe ait ne varsa tartışma konusu ediliyor. İnsanlar şaşkınlık içinde! Ne adına bunlar yapılıyor, demokratikleşme ve özgürlük adına. Acaba gerçekten öyle mi?

Rezilliklerden sadece partiler, gazeteciler, akademisyenler mi, aydınlar mı sorumlu?

Suç işleyenlere yaşa varolan diyenlerin, hiç bir işlem yapmayanların hiç suçu yok mu?

Topluma aşılanan zehir, etkisini gün geçtikçe arttırıyor.

TV’deki programların, gazete manşetlerinin, köşe yazılarının, TV’de konuşanların, hayatımızı işgal etmesi; hatta sadece hayatımızla sınırlı kalmayıp hayallerimizi bile işgal altına alması sıkıntılı bir yaşam sunuyor. Herkes gergin, herkes huzursuz. Peki kim mutlu kim huzurlu?

Her türlü haksızlığı, adaletsizliği, yalanı, talanı, öldürmeyi mubah görenler mutlu.

Beyinlerine şırınga edilen hurafelerle yaşayan mutluluğu öte dünyada düşlettirilenler mutlu.

Düşünen ve üreten beyinler yetiştiremezsek, din diye çağdışı Arap hurafelerini esas alan eğitimi verirsek, iktidar yandaşlığı ile kolayca sadece makam unvan yetki ile para kazanma ortamı sağlarsak, dindar ama kindar kimlik kazandırırsak, ölmeyi öldürmeyi kutsarsak,gerçek başarının iç huzuru ve mutluluk olduğunu unutturan hayatlar yaşatırsak, sevmezsek, kendine saygı kavramını yaşamlarına entegre edemezsek, prensipler geliştirecekleri onurlu hayatlar sunmazsak, olacaklar ortadadır.

Dindar ama şaşkın, kin, nefret, öfke içinde kindar olanlar yanında, haksızlığa adaletsizliğe uğramış umutsuzlukla umut arasında çile çekmeye itilen insanlar manzarası ortaya çıkar.

Yaşamının merkezine, yüzyıllar öncesinin Arap çöllerinde yaşayan insanların karakterlerini oturtan insanlar artıyor.

Ama bugünü ziyan ettiğimiz gibi geleceğimizi de yok ediyoruz. Bu tabloyu görünce inanıyorum ki, hiç birşey, dindar ama kindar insanlar kadar dünyaya zarar veremez!

Değerlerine sahip çıkmayan bir toplumda çözülüş kaçınılmazdır!

İnsan olmanın en önemli gereklerinden biri özgür düşüncedir. Kafalar ne kadar özgür olursa düşünceler de o kadar güçlü olacaktır. Özgürlüğün önü açıldıkça sevgi de gelişecektir.

Unutulmamalıdır ki; topluma ve insanlara gem vurulduğunda onlardan yenilikçi düşünmeleri beklenemez. Amaçsız, idealsiz, hedefsiz, özgürlük te, ekmek te olmaz!

Bugün dünyada; gıda, su, enerji güvenliği, döviz kuru savaşları tartışılırken, daha fazla nasıl zenginleşiriz, işsizliği nasıl çözeriz sorularına yanıt aranırken, Türkiye’de anlamsız konular tartışılıyor. Gerekli olan şeyleri tartışmalıyız, gereksiz konulara takılıp kalmamalıyız.

Dünya’da aydınlanmanın ışıkları tekrar yansımaya başladı. Bu ışıklar gökkubbeden Anadolu coğrafyasına doğru geliyor. O ışık; bu topraklardan yeniden doğacak.

Başarılı bir insan olmak için nelere ihtiyaç vardır, sorusunu herkes soruyor. Özgüvene, paraya, yenilikçi düşünceye, iyi eğitime ihtiyaç vardır.

Özgür insan kendilerine güvenmeli ve kendilerinden daha akıllı insanlarla çalışmalıdır.

Başarı için; hedef belirleyecek ve hayal kurulacak, çalışılacak. Çünkü çalışmadan belirlenen hedefe ulaşmak mümkün değildir. Yılmadan çalışmak gerekir.

Zenginlik önemlidir. Ülkeler zenginleştikçe işsizlik azalır. Ancak asıl zenginlik güç ve vicdandır. Herkes birbirini mutlaka sevmesi gerekir. Ayrılıkta azap birlikte rahmet vardır.

Empati yapmayı öğretmeliyiz. Birbirimizi, ayırmaya ve dışlamaya hakkımız yok. Bu bizim zenginliğimiz ve birbirimizi kucaklamak zorundayız.

Bunları sağlayacak ülkenin duyarlı bilinçli insanları, ortak değerlerde buluşarak, birlikte hareket etmek zorundadırlar.

GÜNÜN SÖZÜ: Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir. Ancak hayalleri, hedefleri olan insan, çalışarak başarıya ulaşır

Yaz.docx

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: