İllüminati 9 – Kral Davut’un Hikayesi (The Story of the King David) /// CC : @diversepro_blog


“Davut’un dev Calut’u yendiği meydanda (ayn-Calut) , Tatarlar(Moğollar) ve Müslümanlar(Memlüklüler) karşı karşıya geldi. Her iki orduda Guzlar(Oğuz Türkleri) vardı ve savaşın kaderini belirleyecek olan onlardı. Tatarların arasındaki Guzlar henüz iman etmemişlerdi, acıktıklarında bindikleri atın boynuna küçük bir çizik atıyorlar ve akan kanı koyun bağırsağına doldurup içiyorlardı. Hiç savaş kaybetmemiş bu orduyu yenmek imkansız gibi görünüyordu. Müslüman Araplar korku içinde dua ederken, Müslüman Guzlar kılıçlarını bileyerek, Hz. Davut’u anıyorlardı, çünkü burada Hz. Davut, Calut’u öldürmüştü.”

(3 Ekim 1260, Memlük komutanı Baybars’ın savaş öncesindeki değerlendirmesi, Al-Maqrizi’nin “Mawaiz wa al-’i’tibar bi dhikr al-khitat wa al-’athar” adlı kitabından)

Hz. Musa, İsrail oğullarını Mısırdan kurtardıktan sonra, onları vaat edilmiş olan Filistin toprakları için savaşa çağırdı. Fakat onlar küstahça “Sen ve Tanrın gidin savaşın” dediler. Allah onları ceza olarak yıllarca Sina çölünde maymun gibi dolaştırdı.

Hz. Musa’dan sonra Joshua(Yuşa) peygamber, onları savaşa ikna etti. İsrail oğulları Filistindeki Amelika kavmini yendi ve oraya yerleştiler. Bir süre orada yaşadılar. Joshua peygamberden sonra İsrail oğulları tekrar sapıttılar ve Allah onların başına Amelika kavmini tekrar musallat etti.

(Joshua(Yuşa) peygamber önderliğinde Filistin’e giriş)

Amelika kavminin Kralı Goliath(Kuranda Calut olarak isimlendirilir) çok iyi bir savaşçı idi. Çok uzun bir boyu vardı ve savaşlarda düşmanı korkutan bir zırhı giyerdi. Goliath, İsrail oğullarını yendi ve onları tekrar Sina çölüne sürdü. Hz. Musa’nın kutsal sandığını da İsrail oğullarından aldı. Bu sandığın adı Kuranda Tabut olarak geçer. Hz. Musa bu sandığı savaşlardan önce ordunun önüne koyarak ordusuna moral verdiği söylenir. Kutsal sandığı da kaybeden İsrail oğulları çaresizce çölde dua etmeye başladılar. Allah’tan kendilerine güçlü bir kral tayin etmesini ve Amelika ile savaşarak, yurtlarını tekrar almak istediklerini bildirdiler.

Bunun üzerine Samuel peygamber, bir çiftçi olan Saul’ü (Kuranda Talut olarak geçer) İsrail oğullarının başına, Allah’ın emriyle, kral tayin eder. İsrail oğulları hemen fitneye başlar ve bir çiftçinin kendilerine kral olamayacağını, ona tabi olmayacaklarını söylerler. Samuel peygamber ne kadar uğraşsa da bir çoğu itiraz eder ve savaşa gitmeyeceklerini Saul’ün krallığını kabul etmediklerini söylerler. Bunun üzerine Allah meleklere emir verir ve onlarda bir gece Musa’nın sandığını, Goliath’ın sarayından alarak, İsrail oğullarına geri getirirler. Bunun üzerine İsrail oğullarının bir kısmı savaşa katılmaya karar verirler ama çoğu gönülden bu savaşa girmek istememektedirler. Goliath’dan öylesine korkmaktadırlar ki bir çoğu savaş meydanına varmadan, yolda uygun buldukları yerde ordudan ayrıldı. Ordunun çok az bir bölümü Filisti’nin güneyine ulaşabildi. Uzun süre aç susuz yolculuk yapan ordu, su kaynağına yaklaştıklarında Samuel peygamber sudan içilmemesini söyler, çünkü Amelika’lılar su kaynağını zehirlemişti ve bu durum vahiyle Samuel’e bildirilmişti. Buna rağmen askerler su kaynağından su içtiler ve orada can verdiler. İsrail oğullarının ordusunun sayısı iyice azalmış, moralleri bozulmuş, yorgun, aç ve susuz savaş meydanına geldiler.

(Saul, Peygamber Samuel tarafından kral ilan edildi)

İki ordu karşılıklı iki tepeye yerleştiler. Amelikalılar zırhları, keskin kılıçları ve coşkuları savaşı bekliyorlardı, öte taraftan karşı tepedeki İsrail oğulları ise bitkin ve korku içinde savaşı ve hezimeti bekliyorlardı. Eskiden savaştan önce son kez anlaşılmaya çalışılır ve iki ordudan seçilen iki asker kendi aralarında savaşıyordu.

Goliath karşı tepeden, İsrail oğullarının ordusunun yanına kadar geldi, İsrailliler korkudan titriyorlardı. Goliath şöyle dedi ; “Bugün buradan çekip giderseniz sizi affedeceğim, bize karşı hiçbir şansınız yok, aranızdan karşıma çıkacak biri var mı? ” , bir süre bekledi fakat İsrail oğullarından kimse onun karşısına çıkamadı. Bunun üzerine Goliath, İsrail oğullarına hakaret etmeye başladı ve şöyle dedi; “Korkaklar, hepinizi öldüreceğim ama size 99 gün veriyorum, her gün buraya gelip karşıma birinin çıkmasını bekleyeceğim ama kimse çıkmazsa karşıma, 100. Gün hepinizi öldüreceğim”.

O günden sonra Goliath 99 gün boyunca İsrail oğullarının önüne gelerek, kendisi ile dövüşmek isteyen biri olup olmadığını söyledi. İsrail oğullarının moralleri bu durum karşısında iyice bozuldu. Savaştan kaçmak için sürekli bahane üretmeye başladılar, bir kısmı gizlice ordudan kaçmaya devam ettiler. Peygamber Samuel onlara sabırla beklemeleri gerektiğini telkin ediyordu, Allah’ın kendilerine elbet yardım edeceğini söylüyordu.

(Goliath 99 gün boyunca İsrail oğullarıyla alay etti)

Bu sırada ordunun içinde çoban Jesse’nin oğlu Davut’da bulunmaktaydı. Davut genç bir çocuktu, içine kapanık, her zaman sessiz ve itaatkar biriydi. Abilerine yardım eder, ağabeylerinin eşlerinin buyruklarını yerine getirir, yakacak toplar, kuyudan su getirir, koyunlara bakar ve benzeri işleri yapardı. Kısa boylu ve zayıf biriydi. Çocuk denecek bir yaşta orduya kapatılıp Allah adına savaşmak istiyordu.

İsrail oğulları korkuyla son günü bekliyordu. En sonunda 99. Gün Goliath karşılarına dikildi; “Bu gün size ölmekten kaçmanız için verdiğim son gün, hala aranızda korkak olmayan biri var mı” dedi. Bunun üzerine Davut’a vahiy geldi, melekler ona öne çıkmasını, Allah’ın kendisini koruyacağını söyledi. Bunun üzerine Davut hiç tereddüt etmeden öne çıktı ve Goliath’a doğru yürüdü. Goliath onu görünce gülmeye başladı, çünkü Golyat 3 metreye yaklaşan boyuyla tam bir dev gibiydi, karşısında ise zayıf çelimsiz bir çocuk duruyordu. Bunun üzerine Goliath, İsrail oğullarına dönerek; “Korkaklar karşıma çıkara, çıkara bir çocuğu mu çıkarttınız” diye alay ediyordu. Sonra Goliath karşısındaki çocuğun kendisiyle gerçekten savaşmak istediğini anlayınca sinirlenerek, hızla Davut’un üstüne koşmaya başladı. Melekler Davut’a yerden iki taş alarak, sapanıyla Goliath’a atmasını söylediler. Davut yerden aldığı iki taşı, sapanıyla savurarak Goliath’a doğru fırlattı. Taşlar Allah’ın izniyle öyle hızlandılar ki Goliath’ın kafasını delip geçtiler. Goliath olduğu yere yıkıldı ve öldü. Bunun gören İsrail oğulları çok büyük bir moral buldular ve karşılarındaki büyük Amelika ordusunu yerle bir ettiler.

(Dev olarak tasvir edilen Galiath Hz. Davut’a karşı)

Bu savaştan sonra İsrail oğulları tekrar Filistine yerleştiler. Saul’den sonra Davut kral tayin edildi. Hz. Davut’a Zebur indirildi. Hz. Davut’un sesi öyle güzeldi ki Zeburu okuduğu vakit çevredeki canlılar onu dinlemeye gelirlerdi. Davut’a madenleri işleme yeteneği de verildi. İlk örgü zırhı kendisi yapmıştır. Daha önceleri insanlar tüm metal zırh kullanıyorlardu, bu tür zırhlar hem ağır oluyor, hem de hareket kabiliyetini sınırlıyordu. Örgü zırh ise elbise gibi giyilerek askere oldukça kolaylık sağlıyordu.

Davut zırhında ve sancaklarında 6 köşeli yıldızı kullanıyordu. Daha sonra bu yıldız Davut yıldızı olarak anılacaktır ve günümüzde İsrail devleti’nin bayrağı olarak kullanılacaktır. Bugünkü İsrail bayrağına hakaret etmek sakıncalıdır aslında, o bayrağı kirleten bugünün Goliath’ı konumundaki Sionist Yahudilerdir. Allah er geç onları tekrar cezalandıracaktır.

Kuran-ı Kerimde Hz. Davut ile olan ayetler şunlardır;
“İsrail oğullarından bir cemaat Musa’dan sonra peygamberlerine: “Bize bir hükümdar gönder ki, Allah yolunda savaşalım” dediler. Peygamber. “Size muharebe farz olunursa korkarım ki, savaşmazsınız” dedi. Onlar: “-Niçin Allah yolunda savaşmayalım? Yurdumuzdan ve evlatlarımızın yanından çıkarıldık” dediler. Onlara farz kılındığında, birazı müstesna olmak üzere, savaştan yüz çevirdiler. ” (el-Bakara, 2/246)

“Peygamberleri onlara: Allah, Teâlâ size hükümdar olarak gönderdi dediğinde, onlar: O, bize nasıl hükümdar olur? Biz hükümdarlığa ondan daha layıkız. Onun malı da çok değildir. dediler. Peygamber. “Allah onu, sizin üzerinize namaz kıldı. Ona ilimde ve cisimde fazlalık (üstünlük) verdi. Allah, mülkü dilediğine verir. ” (el-Bakara, 2/247).
“Peygamberleri onlara şöyle dedi: Onun hükümdarlığına alamet; size, içinde Rabbiniz tarafından sekînet ve Musa ailesi ile Harun ailesinin mirası bulunan Tâbût’u meleklerin yüklenip getirmesidir. Eğer siz iman edenlerdenseniz, bunda sizin için ibret ve mûcize vardır. ” (el-Bakara, 2/248).

“Allahu Teâlâ sizi bir nehir ile imtihan ediyor. O nehirden içen benden değildir. Ondan eli ile ancak bir avuç içen bendendir” dedi. Onların pek azı müstesna, diğerleri içti. Tâlût ile iman edenler nehri geçtiklerinde: Bugün Câlût ve askerlerine karşı duracak takat bizde yoktur dediler. Allah’a kavuşacaklarını bilenler. Nice az bir topluluk vardır ki, Allah’ın izni ile daha çok olana galip gelmiştir. Allah, sabredenlerle beraberdir. ‘ dediler. ” (el-Bakara, 2/249)

Amâlika ordularının başında Câlût (Golyat) bulunuyordu. Câlüt’un ordusuyla karşı karşıya gelen mümin kitle söyle dua etti: “Ya Râb, üzerimize sabır ve sebat ihsan eyle, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfir kavme karşı bize yardım et. ” (el-Bakara, 2/250)
“Allah’ın izniyle, onları hemen hezimete uğrattılar. Dâvûd da Câlût’u öldürdü. Allah ona mülk ve hikmet verdi. Dilemekte olduğu şeylerden de ona öğretti.” (el-Bakara, 2/251).

Davut a.s. ile ilgili ayetler ve açıklamalar şöyledir;

Câlût’un öldürülmesiyle Amâlikalılar bozguna uğradılar, darmadağın oldular. Bu olaydan sonra halk, Hz. Dâvûd (a.s.)’a daha çok sevgi ve saygı göstermeye başladı.

Tâlût’un ölümünden sonra yerine Dâvûd (a.s.) geçti. Ona hem yönetim, hem peygamberlik verildi; “…Dâvûd’a dağları ve kuşları boyun eğdirdik. Onunla beraber tesbih ediyorlardı. Biz (bunları) yaparız.” “Ona, sizi savaşın şiddetinden korumak için zırh yapmayı öğretmiştik. Ama siz, şükrediyor musunuz ki?” (el-Enbiya, 21/78, 80)

“Andolsun Dâvûd’a tarafımızdan bir üstünlük verdik. Ey dağlar, onunla beraber tespih edin ve ey kuşlar (siz de). Ve ona demiri yumuşattık.”, “Geniş zırhlar yap, dokumasını ölçülü yap ve (hepiniz) iyi isler yapın. Çünkü ben, yaptıklarınızı görmekteyim. diye vahyettik.” (Sebe, 34/10-11). Hz. Dâvûd (a.s.) hakkında Kur’ân-ı Kerim’den gelen rivâyetler; Dâvûd’un çok güzel bir sesi olduğunu, kendisine verilen Zebur’u okumaya baslayınca, dağların ve kuşların onu dinlemek üzere etrafında toplandıklarını bildirmektedir. Zebur dört büyük semâvî kitaptan birisi olup, yüzelli sûreden ibarettir. Bu kitap, ser’î hükümleri taşımadığı için Hz. Dâvûd, Hz. Musa’nın şerîati ile hükmetmiştir.

Yahudi kaynaklarında Hz. Dâvûd’un, Mizmar denen bir musiki âleti çaldığı kayıtlıdır. Kur’ân’da da: “(Her taraftan) gelen kuşlar da ona icabet ederler, hepsi onun nağmesine katılırlardı “, “Onun mülkünü kuvvetlendirmiştik. Kendisine hikmet ve açık konuşma, güzel konuşma vermiştik. “ (Sad, 38/19-20) buyuran Allah, aynı sûrenin 21. âyetinde, Hz. Dâvûd (a.s.) zamanında olan bir hâdiseyi de, Hz. Muhammed (s.a.s.)’e söyle haber vermiştir: “Dâvûd’un yanına gelmişlerdi de, onlardan korkmuştu. Korkma dediler, Biz, iki davacıyız. Birimiz ötekinin hakkına saldırdı. simdi sen aramızda hak ile hükmet. Zulmetme. Bizi yolun ortasına (adalete) götür. “ (Sad, 38/22)

Kur’ân’da anlatıldığına göre bunlar iki kardeştiler. Birisinin doksandokuz koyunu, ötekinin bir tek koyunu vardı. Böyle iken doksandokuz koyunu olan öteki kardeşinin tek koyununu ister, aralarında tartışma çıkar. Tek koyunu olanı bu tartışmayı kaybeder. Hz. Dâvûd (a.s.)’a müracaat ederler. O, davacı olanlardan birini dinler, ötekini dinlemeden hükmünü verir. Bunu da Allah’u Teâlâ’nın kendisini imtihanı sanır. Ancak bu yaptığı hareket sebebiyle Allah’dan mağfiret dileyip secdeye kapanır, tövbe eder. Allah, onu affettiğini bildirir ve ona su vahyi indirir: “Ey Dâvud, biz seni yeryüzünde (senden öncekilerin yerine) hükümdar yaptık. insanlar arasında adaletle hükmet, keyfine uyma. Sonra seni Allah yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlara, Allahın hesap gününü unuttuklarından dolayı çetin bir azap vardır. “ (Sad, 38/26)

israiloğulları, Hz. Dâvûd zamanında en parlak dönemlerini yaşamışlardır. Dâvûd (a.s.) Kudüs’ü fethetmiş, kendisine başkent yapmıştı.

Hz. Dâvûd, hem hükümdar, hem peygamberdi. Bir nimet olarak bu iki özellik ona verilmişti. O, israiloğullarını kırk yıl yönetti ve Rabbine kavuştu. Hz. Dâvud (a.s.)’in yerine oğlu Hz. Süleyman (a.s.) geçti ve ona da peygamberlik geldi. Hz. Dâvûd, bir gün oruç tutar, bir gün yerdi.

Abdullah b. Amr’dan rivâyetle, Abdullah, her gün gündüzleri oruç tutar, geceleri de (nâfile) namaz kılardı. Onun bu durumu Rasûlullah’a bildirildiğinde Hz. Peygamber onu çagırdı ve şöyle buyurdu: “Bir gün oruç tut, bir gün iftar et. iste bu Dâvûd (a.s.)’in orucudur.”

Bir başka rivayette ise, Rasûlullah (s.a.s.) söyle buyurmuştur: “Allah’u Teâlâ ya en sevimli oruç, Dâvûd (a.s.)’in orucudur. O, bir gün oruç tutar, bir gün iftar ederdi. Allah’a en sevimli namaz da Dâvûd namazı idi. O, her gecenin yarısında uyur. Üçte birinde (nafile) namaz kılardı. Altıda birinde de yine uyurdu.” (Müslim, Siyam, 183; Nesâî, Siyam, 69). (Kaynak: İslamiyet.gen.tr)

Yahudiler ve Hıristiyanların bakış açısı?

Yahudiler ve Hıristiyanlar Hz. Davut ve onun oğlu Hz. Süleyman’ın zamanla Allah’a isyan ederek, günahkar olduğunu kabul ederler. Özellikle Hz. Süleyman’ın bir büyücü olduğuna inanırlar. Bazı Hıristiyanlar Davut ve Süleyman’ın sonradan Allah tarafından affedildiğini savunsa da genel tavır ikisinin dinden çıktığı yönündedir. Onlar bu iki peygamberi, kral olarak tanırlar ve “King David”, “King Solomon” olarak adlandırırlar. Peygamber efendimiz her iki peygamberinde salih kişiler olduğunu bildirdiğinde ilk başta Yahudiler peygamber efendimize itiraz ettiler. Hatta peygamber efendimizin ve İslamiyet’in bu yüzden şeytanın dini olduğunu bile iddia ettiler. Onlara göre Hz. Süleyman büyücüydü ve şeytanın tarafındaydı. Bu konuya bir sonraki yazımızda uzun uzun değineceğiz. Çünkü Hz. Süleyman ve ondan sonra yaşanan olaylar bugüne direkt etki etmektedir.

Yahudi ve Hıristiyanlar ise Davut’un hikayesini şöyle kabul ederler;

Musevi Kutsal Kitabı’nda (Eski Ahit) Davut’un hayat hikâyesi I. Samuel kitabının ikinci yarısı ile II. Samuel kitabının tamamını kapsar.
Birinci Yahudi kralı olan Şaul Allahın takdisini kaybeder. Bunun üzerine Peygamber Şamu’el (Samuel), koyun çobanı olan Yesse’nin (İng: Jesse) soyundan krallar geleceğini bildirir. Yesse’nin oğlu Davud kralın sarayına alınır. Şaul’un Filistinliler’le karşı yaptığı savaşta Davut tek başına dev Calud’a karşı savaşır; sapanıyla attığı taşla onu yener ve kafasını keser. Bunun üzerine Şaul Davud’u kıskanır ve öldürülmesini emreder. Ancak Davut’a derin bir sevgi ile bağlı olan Şaul’un oğlu Yonatan (İng: Jonathan), Davut’u korur ve kaçmasını sağlar. Davut yıllarca çölde yaşar, eşkiyalık yapar. Daha sonra Araplara sığınır.

Filistinlilerle yapılan bir savaşta Şaul ve Yonatan öldürülür. Davut pişmanlıkla onların yasını tutar. Yahudi ileri gelenleri tarafından 30 yaşında kral seçilir. Hebron’da kutsal yağla meshedilir. Kenanlılara ait olan Zion (Kudüs) kalesini ele geçirerek burayı kendine başkent yapar. Tanrı’nın On Emri’ni içeren sandukayı buraya getirerek büyük bir tapınak inşa etmeye karar verir. Ancak Peygamber Natan onu bu kararından vazgeçirir. (Tapınağı, Davut’un oğlu Süleyman inşa edecektir.) Davut, tüm Yahudi aşiretlerine boyun eğdirir, Ürdün ve Suriye’yi fetheder.

Davut evli bir kadın olan Batşeba’yı sever, kadının kocası olan Uriah’ı öldürterek Batşeba’ya sahip olur. Allah bunun üzerine kendisini lanetler; Batşeba’dan doğan oğlu yedi günlükken ölür. Mezmurların bir bölümü, Davut’un bu olay üzerine duyduğu acı ve pişmanlığı anlatır.

Son yıllarında Davut’un sevgili oğlu Abşalom babasına karşı isyan eder. Baba ile oğulun orduları karşı karşıya gelir; Abşalom öldürülür. Davut 36 yıl hüküm sürdükten sonra ölür. Yerine oğlu Şolomon (Süleyman) geçer. (Kaynak: Wikipedia)

Ek bilgiler;

Goliath ismi üzerine;
Savaşın yapıldığı yer günümüzde Araplar tarafından Ayn-Calut olarak adlandırılır. Yani Goliath Meydanı. Bu meydanda hiç yenilmeyen Moğollar’ı Memlüklüler ilk defa mağlup etmişlerdir ve bu savaştan sonra Moğollar orta asyadaki etkisini kaybetmiştir. Aynı vadide Müslümanlar Haçlı birliklerine ilk darbeyi vurmuşlardır.

(Ayn-Calut savaşı)

Çanakkale savaşı sırasında Goliath isimli dev İngiliz savaş gemisi Muavenet-i Milliye isimli küçük bir osmanlı gemisi ile batırılmıştır.
Bu gün oyun karakterlerinde dev yada aşırı güçlü karakterlere Goliath ismi verilmektedir.

Hz. Davut ve simgesi üzerine;

Hz. Davut altı köşeli yıldızı kurduğu devletin simgesi yapmıştır. Her ne kadar şu anki zalim İsrail devletinin bayrağı olarak büyük antipati toplasa da aslında kutsal bir simgedir. Biri yukarı bakan ve diğeri aşağı bakan iki piramit , bir yıldızı oluşturmaktadır. Hz. Süleyman zamanında da devletin bayrağı olarak kabul edilmiştir ve “Süleyman Mührü” adı daha sık kullanılmaktadır. Eski Türk boyları da Davut ve Süleyman a.s ‘ı çok sevdikleri için bu simgeyi çok kullanmışlardır. Cami ve medrese işlemelerinde sıklıkla altı ve sekiz köşeli yıldıza rastlanır.

(kaynak vikipedia)

Selçuklu oyması

Hz. Süleyman’ın mührü (Konya medreselerinden kalma tarihi eser)

(Dünyaca ünlü Türk kılıçlarının (Yatağan kılıcı) üzerine Hz. Davut gibi güçlü olması duasıyla Davut yıldızı (diğer adı Süleyman Mührü’dür) dövülürdü. Çünkü Türkler her zaman kendilerinden sayıca fazla olan düşmanlarla savaşıyorlardı.)

Gelecek yazımızda Hz.Davut’un oğlu Süleyman peygamberin hayatını ve dikkat çeken olayları inceleyeceğiz.

Yazan: ARMARIEL

Reklamlar

Etiketlendi:,

Bir Yanıt Bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: