SURİYE- İRAN, PKK YAKAR TOP VE ERGENEKON


Yener YANIK

yener

Son günlerde yaşanan terör saldırıları, Suriye’deki gelişmeler, İran Genelkurmay Başkanının “Sıra Türkiye’de demeci, Şemdinli’de olup bitenler,90’lı yıllara mı döndük tartışmalarıyla birbirine girmiş iktidar ve muhale

Share on favorites Share on email Share on print Share on facebook Share on twitter Share on live More Sharing Services

Son günlerde yaşanan terör saldırıları, Suriye’deki gelişmeler, İran Genelkurmay Başkanının “Sıra Türkiye’de demeci, Şemdinli’de olup bitenler,90’lı yıllara mı döndük tartışmalarıyla birbirine girmiş iktidar ve muhalefetin söz düelloları…

Herkes gibi ben de çok tedirginim, sanki yaşananalar, yetmiş milyonun derdi değil de sadece benim şahsi derdim gibi canımı sıkan türden…

Canlarını ülke sorunlarına duyarsız bırakanların canı çıksın diyecek halim yok… Onlar can oynamaya devam etsin canlarıyla…

Asıl can diğer adıyla” yakar top” ülkemizle oynanıyor. Bu can oyununda Arap Baharı ile birçok ülke vurularak çıktı. Suriye’ye; Rusya, İran ve Çin’in verdiği canlar bitmek üzere… Şimdi sıra gerçekten bizde mi? Biri bizi zorla kolumuzdan tutup, geç ortaya deyip, hakikaten yakar top oynatıp, canımızı mı almak istiyor.

Mavi Marmara ve en son Suriye’nin düşürdüğünü iddia ettiği uçakla reflekslerimiz mi sınandı? Bu oyunun bir ayağında üyesi olduğumuz ve canımız dediğimiz ( ! ) NATO ( ABD ), diğer ayağında İran, Rusya ve Çin mi var?

Seksen yıl öncesinden düşünülüp, yirmi yıl öncesinden çizilmeye başlanan ülkemizin yeni haritalarından yola çıkılarak ( “Google” un bile uydu haritasında ülkemizin doğusu için Kürdistan denilmişti ki sonradan hata denilip özür dilendi.) psikolojik savaşla belleklere kazılmak istenen “Türkiye’nin kıyameti” senaryosu için İranlı Genelkurmay Başkanı İsrafil misali sura mı üfledi?

Soruları çoğaltmak mümkün… Evet, 90’lı yıllardan da kötü durumdayız. Çünkü o yıllarda sadece PKK ve destekçileriyle ülkemizin gelişememesi, dışa bağımlı kalması, ağabeylerimizin sözünden çıkılmaması gibi gerekçelerle savaşıyorduk. Bugün ise her şey sil baştan yeniden oluşturuluyor. İster adına Haçlı zihniyeti deyin, isterseniz İllimünati ya da Yeni Dünya Düzeni… Bu cendere içinde şimdi ise bölünmemek için savaşıyoruz.

Uçağımız düşürüldü, hem de elektronik harp sistemiyle… Düşüren de belli…

Ortada bizsek, gelen bize vuruyorsa, düşüren, yakar topu karşılıklı oynayanlardan bir taraf; ama sesini çıkaran yok…

Esed; altı şehri Kürtlere bırakarak çekildi, PKK bayrağını astırdı, onları silahlandırdı, Barzani bataklıktaki ganimete kondu.

Yem atıldı, Türkiye bu bataklığa girsin ve çıkamasın diye herkes bekliyor şimdi.

Bizimkiler, kırmızı pastel boyayı aldı, yine bir çizgi çizdik. Bir taraftan tutmayın beni lan diye bağırıp, diğer taraftan bizi tutacak birini bekliyoruz.

İran, PKK kartını tekrar oynuyor… Şemdinli’de evlere girip şem ( mum ) yakıp, bütün ülkeyi tutuşturmak isteyen şerefsizler, yine İran’daki kamplardan geldi.

Bu olaya binaen birkaç söz edemeden geçemeyeceğim İran için… Başta bu mübarek dine ve Osmanlı’ya en büyük zararı veren bilin ki bu ateşperest Persler’ in torunlarıdır. Vatikan arşivlerinde Romalılara: “Siz batıdan, biz doğudan Osmanlı’yı bitirelim.” diyecek kadar mezhepçi, Hz. Ebubekir’den Osman’a Ömer’e kadar en galiz küfürleri edecek kadar da Sünni anlayışa zıt bir devlettir İran.

6000 yıllık geçmişe sahip, yüz yıllar boyunca ya Türk komutanlarca ya da Türkler tarafından yönetilmiş, bugün itibari ile en az 35 milyon Türk’ün yaşadığı, son on yılda askeri ve siyasi alanda kendi dinamikleriyle zirveye çıkan ve başta ABD ve İsrail’in vurmak için fırsat kolladığı ama gözlerinin kesemediği kadar da güçlü bir ülke olabilmiştir İran.

Bizler; “Sağ – Sol, Ülkücü – İslamcı, Alevi – Sünni, Kürt, – Türk, Gerici – Laik safsatalarıyla, masallarıyla bölünürken ve birbirimizin kuyusunu kazıp, başbakanları ipe götürüp, darbeler yapıp, şapkamızı alıp giderken, bir taraftan da devletin hazinelerini de peşkeş çekip, otuz yedi yaşında gençleri emekli ederken, kendi gençlerini ötekileştirirken, üniversitelerde ilmi değil siyaseti baş tacı yapıp başörtüsüyle uğraşıp, hiçbir şey üretmeyip her şeyi dışardan alma yolunu seçerken, on bin yıllık Türk’ü beyaz, kara diye sınıflandırırken, ABD üretimli ve yazılımlı İsrail modernizasyonu silahlarımızla övünürken, İran; özellikle Rusya’dan öğrendiği ve sonradan kendi geliştirdiği silahlarıyla herkese gözdağı vermeyi başaracak kadar maalesef ilerlemesini bilmiştir. Üstelik Nükleer güce sahip… Hem de mollacı, gerici, Humeynici İran…

İran konusunda bilinmesi gereken ve İran’a asla ama asla güvenilmemesi gereken en önemli durum biraz da kendi Şii inançlarından kaynaklanmaktadır.

Şiiler Sünnilerle olan fikri atışmalarında Hz. Ali’nin Hz. Ebu Bekir’e gerçekten biat etmediğini ve takiye yaptığını savunur, bundandır ki Şiiler takiyenin (gizleme) caiz olduğuna inanırlar. Ve üç halifeye de büyük bir kin beslemelerinin altında bu gerçek yatar.

Takiyecilik İranlıların siyaset diline de yansımış… Biri sıra sizde diyor, diğeri durumu örtbas etmek için aynı anda Ankara’ya geliyor. Yani İran’ın amiyane tabirle Allah bir lafzından başka lafzına güvenmek budalalıktan öte değil; ama özellikle nereden nereye geldikleri hususunda çıkarmamız gereken çok ama çok büyük derslerin olduğunu da unutmamalıyız.

Gelelim İran’dan Türkiye’ye bakışa… Biz onları nasıl görüyorsak onlar da bizi öyle görüyor. Sen misin Büyük Şeytan Amerika’nın radarını burnumun dibine sokan, sen misin benim “hem jeopolitik hem dini” olmazsa olmazım Esad’a men dakka dukka diyen… Al uğraş Apo’nun itleriyle…

Siyasetin dili gerçekten acımasız… Bizimkilerin bu dili bilmediği, her dili çat pat konuşmayı yeğleyip ne dediğimizin anlaşılmayışı ve reflekslerimizin test edilişi ve sonrasında çekilmek istendiğimiz bir savaş gibi vahim bir tablo var ortada…

Şimdi size bu minvalde çok ters gelebilecek bir fikrimi izah edeyim. Savaş, bir ülkenin tarihten silinmesine varabilecek kadar vahşi bir şeydir. Ama olmazsa olmazıdır. Biz 80 yıldır savaşmadığımız için birbirimizle savaşmayı yeğlemişiz ve maalesef geri kalmışız.

Almanya İki koca Dünya savaşından çıktı, bugünkü hali ortada…

1950’li yıllarda açlıktan nefesi kokan ve sırf NATO’ya girmemiz için gittiğimiz ve yüzlerce şehit verdiğimiz Güney Kore… Geldiği yeri görmemiz için şu firmaların sadece adı yeter sanırım:

Samsung, LG, KİA, Hyundai … Bunların bir tanesinin cirosu bile neredeyse Türkiye ediyor.

Japonya, Fransa, İtalya… Ve yukarıda bahsi geçen İran… Ve savaşların en büyük galibi, savaşlarla süper güç olmuş AMERİKA… İşte savaşla güçlerine güç katan veya savaşla can kazanan ülkeler…

Demeyin ki biz de doğuda otuz yıldır savaşıyoruz. Biz savaşmıyoruz, birbirimizi öldürüyoruz… Birilerinin istediğini yapıyoruz.

Bir ağacın budanması kadar elzemdir benim bahsettiğim savaş. İçteki birliği, her şeyden kısmayı, hepimiz birimiz, birimiz hepimiz dedirtmeyi, üretmeyi ve ülken için yaşamayı, aldığın nefesin değerini sana öğretendir benim dediğim savaş… Bizdeki durum birazcık savaş olsaydı, spikerler o savaşın ortasında şehit na’şının haberini verirken şarkı bile mırıldanamazdı.

Şu an bir savaşın içine çekilmek isteniyoruz. İyi ya istediğin de buydu diyebilirsiniz. … Hayır, biz birbirimizi seksen yıldır budamışız ve ondandır ki hep bodur kalmışız. Şu an yeni yeni palazlanıyoruz ve yeni yeni gürleşiyoruz. On bin yıllık koca bir çınarın gücü var köklerimizde. Birileri bunu fark ettiği için, oyunlarını fark ettiğimiz için tekrar kesilmek isteniyoruz PKK testeresiyle, Suriye baltasıyla.

Özellikle “askeri teknoloji” anlamında tam anlamıyla güçlenmeden bir savaşa asla ve asla girmemeliyiz. Körfez Savaşında Saddam’ın ABD’den aldığı uçakların kuş gibi yere çakılması gitmedi belleklerimizden.

Uçaklarımızın milli yazılımı yeni yeni ABD’den kurtuluyor, ASELSAN TÜBİTAK’LA yeni yeni muhteşem işlere imza atıyor. Ülke her alanda yeni yeni kendine geliyor. Canavar gibi çocuklar alttan yetişiyor.

Çanakkale dâhil savaştığımız yedi cephenin ardından I. Dünya Savaşında ölen milyonlarca genç, yeni Türküye Cumhuriyeti’nde olmadığı için kanı gibi ilerledik.

Bu kazanımları ne olursa olsun bu saatten sonra kaybedemeyiz. İntikam soğuk yenilen bir yemekse çuvalın da geminin de PKK’nın da gün gelir öcü alınır… Belki gururumuz çok incinecek, belki sabrımız çok test edilecek, belki çok daha şehit verilecek. Ama Yavuz Sultan Selim’in tahtı devralışı misalini, Şeyh Edebali’nin” vaktinden önce çiçek açmaz.” vecizesi nevi örnekleri, Eyüp peygamberin sabır kıssasını unutmadan bekleyeceğiz tekrara koca çınar oluşumuzu.

Biz istesek de istemesek de filler bu ormanda tepişecek ve bizim de köklerimizin üstünde yeşeren çimenler ezilecek. Öyle daldan dala atlamaya, her dilden konuşup ne dediğimizin anlaşılmamasına ve bu yönüyle saygınlığımızın, itibarımızın, caydırıcılığımızın ortadan kalkmasına siyasi otorite mahal vermemelidir.

Esed’le ortak kabine toplantısı yapışımızın, Arap Baharı sonrasında Orta Doğu liderliğine soyunuşumuzun, orada Neo- Osmanlıyı diriltişimizin, doğan çocuklara başbakanın adı verilişinin üstünden sanırsınız altı ay değil de altmış yıl geçti. Ne kadar çabuk gelişti değil mi, ne kadar çabuk bulandı sular?

İzlenecek yol belli, alınacak ders ise tarihtir. Ergenekon Destanı bu yönüyle bir ışıktır bize… Göktürklerin haince bir baskınla bozguna uğrayıp, bütün halkın bebeklere varıncaya kadar kılıçtan geçirilmesi neticesinde sadece iki üç kişi kalıp, kimsenin bilmediği Ergenekon’a yerleşip dört yüz yıl boyunca orada çoğalıp, güçlenip sonra demir dağı delip atalarının intikamını alması… Böyle asil bir nesilden bahsedilir bu destanda.

İşte böyle bir neslin kanı vardır bizde. Yeter ki oynanan oyunu görelim ve ortada vurulmamak için can toplayan bir devlet değil de tarihte var olduğumuzdan beri genlerimizde olan “can dağıtan can bağışlayan” bir devlet olmak için yeniden var gücümüzle mücadele edelim.

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: