Günlük arşivler: Ağustos 14, 2012

Mehmet Yiğittürk: Şemdinli 9 Kasım 2005’te kaybedildi /// CC : @odatv


Bugün herkes Şemdinli’de ne olduğunu, neden ve nasıl olduğunu konuşuyor.

“İstihbarat zafiyeti var” diyorlar.

“Askerler de moral çöküntüsü var” diyorlar.

“Karakollar yetersizdi” diyorlar…

Kuşkusuz hepsinin doğruluk payı ve ancak bunlar tek başlarına olayları anlatmakta aciz…

Şemdinli’de bugün yaşanılan sonuçtur ve bir sürecin sonudur. Anlatalım:

Şimdi kimse hatırlamıyor, oysa 2005 yılında Türkiye Şemdinli’de PKK’ya karşı kaybetti…

O günden gelen bir dizi gelişmenin sonucudur bugün yaşananlar.

Tarih 9 Kasım 2005. Şemdinli’de eski PKK’lı Seferi Yılmaz’ın sahibi olduğu Umut Kitapevinden bir bomba patladı ve adeta düğmeye basılmışçasına halk sokaklara döküldü. Olayın faili olarak suçlanan 2 astsubay linç edilmekten zor kurtuldu.

Olaylar büyüdü. Haklarından hiçbir somut kanıt olmayan 2 istihbaratçı astsubay yıllar süren yargılama ve medya kampanyasıyla linç edilerek, yargıya defalarca müdahale edilerek, mahkûm edildi.

Delil bütünlüğü yoktu. Olayları organize eden PKK’lının telefon dinlemelerine takılan konuşmaları her şeyi anlatıyordu ama üstü kapatıldı. Kamuoyunun haberi bile olmadı.

Türk ordusunu hedef alan son derece komplike bir plan yapılmıştı.

Peki, olaylar böyle mi başladı?

Hayır.

Şemdinli adım adım ısıtıldı, hazırlandı.

Hakkâri şehrin meydanında, bombalı saldırı sonucu 2 astsubay şehit olduğunda tarih: 29 Temmuz 2005’ti.

Ardından 5 Ağustos 2005’te Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı önünde patlatılan bombalı araç nedeniyle 5 asker şehit oldu.

Derken 1 Eylül 2005’te Dünya Barış günü etkinliği adı altında yapılan ve terör örgütü propagandası yapılan etkinlikle bir bomba patladı. Türk ordusu derhal hedefe konuldu ve yandaş basın “derin devlet” edebiyatına başladı.

Hemen arkasından 28 Ekim 2005 tarihinde Şemdinli İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde bomba patlatıldı.

Devam etti. 1 Kasım 2005’te Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı’na yine bombalı araçla saldırı yapıldı, 6 şehit verildi.

Şemdinli adım adım hazırlandı…

Teyakkuz durumundaki güvenlik güçleri, telefon dinlemeleriyle elde ettikleri bir istihbaratın peşindeyken 9 Kasım 2005’te, güpegündüz Umut Kitapevinde bir bomba patladı.

Hazırlanan iddianamede hedef o iki astsubaydan ziyade dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı olan Orgeneral Yaşar Büyükanıt’tı.

Bu olayın yankıları sürerken ne oldu biliyor musunuz?

MİT 19 Ocak 2005’te nerede hazırlandığı bilinmeyen ve Ergenekon adında bir örgütten söz eden dosyayı Başbakanlığa gönderdi. Bu dosyada da hedef askerlerdi.

Olaylar hızla devam etti ama hedefe hep askerler konuldu.

Şemdinli’de yaşanan bombalama olayı, aslında istihbaratın aldığı en büyük darbeydi.

Şimdi bağırıyorlar ya “istihbarat yok” diye… İstihbarat yok oldu.

Devamına bakın.

18 Şubat 2006 Küre adlı bir operasyon yapıldı. Hedef askerlerdi.

5-10-11 Mayıs 2006’da Cumhuriyet gazetesi bombalandığı ve 17 Mayıs 2006’da Danıştay saldırısı düzenlendi. Hedef askerlerdi. 26 Mayıs 2006’da Ergenekon dosyası bu kez Genelkurmay’a gönderildi.

31 Mayıs 2006’da ise Atabeyler operasyonu geldi. Hedef yine askerlerdi.

19 Ocak 2007 Hrant Dİnk suikastı.

18 Nisan 2007 Zirve Yayınevi katliamı ve bundan çok kısa bir süre sonra başlayan Ergenekon Operasyonlarında hedef yine askerdi. Üstelik hayatlarını PKK ile savaşarak geçirmiş askerler…

Bugün geldiğimiz noktada saha istihbaratı bütünüyle askerden alınmış durumdadır. GES Komutanlığı dahi MİT’e devredilmişti.

GENÇ SUBAYLAR TEDİRGİN

Ordudaki genç subaylar ve astsubaylar hiç olmadıkları kadar tedirgindir, “acaba ben de herhangi bir nedenle tutuklanır mıyım” diye.

Kışlalar basılmış, kepçelerle kazılmış, dağ başındaki gencecik subaylar uyduruk nedenlerle, isimsiz ihbar mektuplarıyla tutuklanmıştır.

Genelkurmay Başkanı bile terörist olmakla suçlanmıştır.

Bu koşullarda bir orduda hangi moralden söz edeceğiz?

Yazdık. Daha birkaç ay önce 15 subay ve astsubay isimsiz bir ihbar mektubu nedeniyle tutuklandı. Gerekçeleri, terörle mücadele ederken yargısız infaz yapmalarıydı…

Şimdi soruyorlar “Şemdinli 9 Kasım 2005’te ne oldu?"

Türk ordusunun istihbarat ve terörle mücadele yeteneği adım adım yok ediliyor.

Hala göremiyor musunuz?

Mehmet Yiğittürk

Odatv.com

Yener Güneş yazdı: Hüseyin Aygün serbest ama askerler ve işçiler PKK’nın elinde! /// CC : @yen ergunes


PKK iki gündür alıkoyduğu CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ü bıraktı. Hüseyin Aygün bırakıldı! Ya işçiler ve askerlerimiz? Onlar kurtarılmayı bekliyor!

HÜSEYİN AYGÜN SERBEST AMA ASKERLER PKK’NIN ELİNDE!

Hüseyin Aygün’ün kaçırılmasından dakikalar önce PKK’nın kaçırdığı askerleri ve 15 askerin “gaiplik” kararı nedeniyle aranılmasına son verildiği bilgisini okurlarımızla paylaşmıştık. Şimdi bu konuyu daha fazla gündeme taşımanın tam zamanı… Aciz AKP hükümeti “Aygün’ün kaçırılmasıyla, bir yurttaşın kaçırılması arasında bir fark yoktur” açıklamasını yapmıştı. “Koca milletvekili” için kılını kıpırdatmayan “aciz AKP hükümeti”nin “birkaç Mehmet için” rahatını bozmasını beklemiyoruz şüphesiz. Lakin uykuda olanları sarsıp uyandırmak gerekiyor. Onun için yazıyoruz.

PKK’NIN ELİNDEKİ VEKİL SERBEST, YA YURTTAŞ?

Aygün’ün PKK tarafından kaçırılması, PKK’nın elinde esir olan yurttaşlarımızı gündeme getirmek için önemli bir fırsat. Emin olun onlar kurtarılınca, Hüseyin Aygün gibi, PKK’ya ortam sağlayan bir konuşma yapmayacaklardır. Herkesin bildiği üzere, PKK’nın elinde sadece Hüseyin Aygün yoktu. Sadece son bir yılda 157 yurttaşımız PKK tarafından kaçırıldı. Bunlardan serbest bırakılanların sayısı Aygün’le birlikte 102 oldu. 3 yurttaşımız kaçarak kurtuldu. 2 yurttaş ölü bulundu. 26 kişinin akıbeti bilinmiyor. Asıl dikkat çeken husussa, devlet operasyonuyla kurtarılan tek bir yurttaş bile yok. Bu durum AKP’ye yönelik “kılını bile kıpırdatmıyorlar” eleştirimizi doğruluyor.

AKP DÖNEMİNDE KAÇIRILMA OLAYLARI TAVAN YAPTI

Asıl dikkat çekici olan olaysa son iki yılda kaçırılma olaylarının tavan yapmış olması. PKK son bir yılda 145 kişiyi kaçırdı. Son iki yıla kadar olan 20 yıllık süreçte ise PKK’nın kaçırdığı kişi sayısı 154. PKK’nın elinde neredeyse her meslek grubundan insan mevcut: Öğretmen, korucu, asker, muhtar, kaymakam adayı, polis, mühendis, avukat, işçiler ve sağlık teknisyeni… Bu meslek grupları içerisinde çoğunluğu askerler oluşturuyor. PKK şu ana kadar 57 askerimizi. Kaçırılan askerlerden 27’si serbest kaldı, 3 asker şehit oldu. 2 asker TSK tarafından yapılan operasyonlar sonucu kurtarıldı. Kaçırılan 15 asker hakkında “gaiplik kararı” kararı bulunuyor. Yani 15 askerin aranılmasına uzun süredir haber alınamadığı gerekçesiyle son verildi. Kaçırılan diğer 18 askerin ise aranılmasına devam ediliyor. Kaçırılan askerlerin kimlik bilgileri Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun ‘Özel Hayatın Gizliliği’ maddesi nedeniyle açıklanmıyor.

AKP’NİN 11 YILI, PKK’NIN ALTIN DÖNEMİ

AKP, 11 yılı geride bıraktı. AKP’nin 11 yılı en çok PKK’ya yaradı. 2002 yılında PKK’ya sadece 7 şehit verdik. 2002’de örgüt adeta can çekişir bir haldeydi. AKP’nin iktidarıyla beraber PKK’ya yönelik kıskaç gevşetildi. PKK, Amerika’nın işgal ettiği Irak’ın kuzeyinde rahatça yuvalandı ve palazlandı. Bir süre güç toplayan PKK, daha sonra saldırılarını arttırdı. AKP hükümetiyse terörle mücadeleyi, "ABD ile istihbarat paylaşımı"na indirgedi. Şehit haberlerine karşı çareyi "açılımlarda" buldular. Açılım projesi başlatan AKP, bazı PKK’lıları Türkiye’ye davet etti. Kandil’den gelen PKK’lılar skandal görüntülere sahne oldu. Önce Habur sınırında halaylarla karşılandılar. Sonrasındaysa kurulan çadır mahkemeleri tarafından salıverildiler. Açılım politikası kuşkusuz sadece PKK’lıları davet etmekle sınırlı kalmadı. AKP hükümeti PKK’yla masa başına da oturdu. Oslo’da başlatılan görüşmelere MİT yöneticileri ve PKK sorumluları katıldı. PKK bu süreçte siyasallaşarak mecliste sayısını arttırdı. AKP’nin açılımı sonucunda şehit sayıları katlanarak arttı. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, kısa bir süre önce "terörle mücadele iyi gidiyor" demişti. Ancak rakamlar öyle söylemiyor.

AKP döneminde verilen şehit rakamları;

  • 2002 – 7 şehit
  • 2003 – 31 şehit
  • 2004 – 75 şehit
  • 2005 – 105 şehit
  • 2006 – 111 şehit
  • 2007 – 146 şehit
  • 2008 – 171 şehit
  • 2009 – 62 şehit
  • 2010 – 72 şehit
  • 2001 – 163 şehit
  • 2012 – 148 şehit (ilk 7 ay)

BOYNUMUZDAKİ ABD BOYUNDURUĞU

AKP’nin 11’inci yaş gününde, PKK, Hakkâri ve Şemdinli’de elini kolunu sallayarak Emniyet Müdürlüğü’nü, Hükümet Konağını vuruyor, milletvekili kaçırıyor, 23 gün boyunca sokak çatışmaları yürütüyor. Bu durumun sorumlusu kim? ABD’nin memurluğu görevini üstlenen Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ler. TSK’yı savaşamaz hale getiren şey ne? Boynumuzdaki ABD boyunduruğu. İşte o boyundurukla PKK’yla savaşacak askeri komuta edecek olan komutanlarımız şimdi Ergenekon-Balyoz tertipleriyle Silivri, Hasdal, Hadımköy ve Maltepe zindanlarında tutsak! İnancımız tamdır. O duvarları yıkacağız. İşte o zaman, bugün “silah arkadaşlarını sırtından hançerleyenler” emperyalizmin çıkarları için köstebeklik rolüne soyunanlar mahkûm olacaklardır. Asker yeniden Mustafa Kemal’in askeri olacak. Milletimiz büyük millet olduğunu yeniden hatırlayacaktır.

NOT: Serbest bırakıldıktan sonra yaptığı açıklamalarla adeta PKK’nın sözcülüğüne soyunan Hüseyin Aygün için ortalığı velveleye verenler, bakalım PKK’nın elinde esir olan askerlerimiz ve yurttaşlarımız için ne yapacaklar? Bekleyip göreceğiz.

Yener Güneş
gunesyener

Twitter: @yenergunes

Pentagon To Test Hypersonic X-51A WaveRider Aircraft


Over Atlantic in an hour? Pentagon to test hypersonic X-51A WaveRider aircraft

Video:

X-51A WaveRider (AFP Photo/US Air Force/Mike Cassidy)
X-51AMission animation by Pratt & Whitney Rocketdyne

The Pentagon knows that, sometimes, time really is of the essence. That’s why they are throwing their weight behind a new aircraft — one capable of traveling five times the speed of sound for minutes on end — scheduled for testing this week.

The X-51A WaveRider, an unmanned experimental aircraft being financed by both the US Department of Defense and NASA, will be tested over the Pacific Ocean on Tuesday. If all goes as planned, a remote team of pilots will be able to send the space-age aircraft soaring through the sky at Mach 6 — or roughly 3,600 miles per hour—for just around five full minutes. The Los Angeles Times reports that such a speed for that amount of time would be twice as long as any other hypersonic aircraft has sustained before, though, and if all goes as planned the Pentagon might be able to soon usher supplies from coast-to-coast, all in under an hour.

“Attaining sustained hypersonic flight is like going from propeller-driven aircraft to jet aircraft,” Robert A. Mercier, deputy for technology in the high speed systems division at the Air Force Research Laboratory in Ohio, tells the Times. “Since the Wright brothers, we have examined how to make aircraft better and faster.

Hypersonic flight is one of those areas that is a potential frontier for aeronautics. I believe we’re standing in the door waiting to go into that arena.”

Graphic shows the X-51A Waverider as it is set to demonstrate hypersonic flight (AFP Photo/US Air Force)

In addition to being able to fly from New York to London on roughly an hour, the WaveRider is reportedly being considered for an array of other options. According to the Times report, aerospace engineers predict that a successful test of the latest hypersonic project will pave the way to moving “missiles, military aircraft, spacecraft — and even passenger planes” at several times the speed of sound.

The Pentagon will push that envelop on Tuesday after it loads a WaveRide under the wing of a B-52 bomber, which it then will send 50,000 feet over the ocean near Point Mugu. Once they are ready to release the craft, the WaveRider will be released and will be, hopefully, sent into the sky at around five times the speed of sound.

That is, of course, assuming that this test mission is a successful. The last time the WaveRider managed to make it in the air long enough to meet its researchers’ expectation, the craft only made it to 143 seconds before crashing into the ocean.

Graphic shows The X-51A Waverider, under the wing of a B-52 Stratobomber set to demonstrate hypersonic flight (AFP Photo/US Air Force)

Separately, the Pentagon’s state-of-the-art lab, the Defense Advanced Research Projects Agency, or DARPA, has recently announced plans to put another unmanned hypersonic vehicle into the sky at a speed of Mach 20 — or around 13,000 miles per hour (20,900 kph). Upon testing that craft out last year though, the so-called “X-plane” also ended up in the ocean, although that crash landing wasn’t what the DARPA team had hoped for.

Following that failed mission, DARPA director Regina Dugan issued a statement saying that data from that attempt will give the Pentagon “a better understanding of overall system capability and flight dynamics — how far it can fly with more accuracy.”

Syrian Crisis: Clash Of Regional, International Strategic Interests


Syrian crisis: clash between strategic interests of foreign powers

DAMASCUS: A Syrian parliamentarian said the 17-month-old crisis in Syria is not an internal conflict between the spectra of Syrian people, but a clash over the strategic interests between regional and international powers.

In a recent interview with Xinhua, Khaled Aboud said the war is between Syria, Russia, Iran and other allies on one side, and the United States, Europe, Israel and Arabs on another side.

Iran and Russia “don’t play a role” in the Syrian crisis, but were dragged into the fighting over interests, “which happened to be in Syria’s favor,” according to Aboud.

Aboud charged that the United States has used several “tools” in its engagement with the Syrian side, including economic, political and diplomatic sanctions. He noted that the United States has now moved toward another tactic, which is “creating a group of tools on the ground to confront the state by violence.”

In order to achieve the latest tactic, Aboud said, the United States needed to create another part in order to make the conflict seem realistic between the Syrian state and the opposition.

Aboud said the United States supports only the opposition that totally rejects the regime, while at the same time questions and regards as “not national” those opposition forces that went toward reconciliation with the regime and engaged with the regime in forming a new government.

On the UN Supervision Mission in Syria, Aboud contended that the mission has been formed to create a political backdoor for the United States in case it failed to topple the regime using the tools that it has been using such as sanctions, and fanning the flames of fighting on ground.

On the future of the Syrian crisis, Aboud expressed optimism that “we are heading towards arranging the Syrian table and a settlement.”

He made a connection between a possible settlement and the regional visit of Saeed Jalili, Secretary of Iran’s Supreme National Security Council, expecting that it would prepare the settlement table for the confronting parties in the Syrian issue.

Afghanistan Syndrome Replaces Vietnam Syndrome


Boris Volkhonsky

====

“Look at it this way: after eleven years, more than four-hundred billion dollars spent and two thousand Americans dead, this is what we’ve built: a deeply dysfunctional, predatory Afghan state that seems incapable of standing on its own — even when we’re there.”

[Maybe] the only aim the West pursued in Afghanistan was exactly what we see in today’s Afghanistan – a situation that will enable the US to continue fishing in troubled waters for times immeasurable? But that means that the whole ideological entourage – human rights, anti-terrorist war, bringing democracy to “half devil and half child”, etc. – was nothing more than just a smokescreen.

====

On Monday, The New Yorker published an article by Dexter Filkins, a journalist covering Afghanistan, Pakistan and the Middle East, titled “Have Obama and Romney Forgotten Afghanistan?” The fact that attracts the author’s attention is almost total silence both presidential candidates keep on the issue of Afghanistan.

“You can make your own guesses about why the candidates have said so little about Afghanistan — their positions are virtually identical, the economy is more important, etc.” writes Dexter Filkins and goes on to say, “My own guess: neither of them knows what to do about the place. In a mere twenty-eight months, the United States is scheduled to stop fighting, and every day brings new evidence that the Afghan state that is supposed to take over is a failing, decrepit enterprise.”

He further on looks into the recent developments in Afghanistan that have been intensively covered by the Voice of Russia, paying utmost attention to the recent corruption scandals involving three ministers in Hamid Karzai’s government, especially the finance minister Omar Zakhilwal, who made a million-dollar fortune while being a public servant in a war-torn and badly impoverished country.

The particular details about Omar Zakhilwal may be interesting in themselves, but there is hardly any time or space to repeat Filkins’ story. What really matters is the conclusion the author comes to.

“Why does all this matter to American voters?” asks Filkins. “Look at it this way: after eleven years, more than four-hundred billion dollars spent and two thousand Americans dead, this is what we’ve built: a deeply dysfunctional, predatory Afghan state that seems incapable of standing on its own — even when we’re there.”

Again, this has been said repeatedly by the majority of the Russian media. The Afghan adventure initiated eleven years ago by George W. Bush was doomed from the very beginning. For centuries, no outside force has ever been able to impose its rule on Afghans, and the Soviets were the last to know that. Still, the US leadership had no intention to learn from other people’s mistakes and preferred to commit their own. The result is there – total chaos in the country, the most incompetent and corrupt governance, second in corruption only to Somalia which has no governance at all, mass defections of US and NATO-trained soldiers and policemen who repeatedly turn their arms against their mentors, and the only force in Afghanistan seemingly capable of achieving at least relative stability is the one the West took all pains to fight against, the Taliban.

Now, the question is, is it something that happened in spite of the US-led operation or something that US strategists really had in mind when they started the war? If the former is true, then the only plausible way for both the incumbent president and the challenger is to acknowledge defeat. This is something no one in the American establishment is ready to do. But maybe the truth lies in the latter supposition, and the only aim the West pursued in Afghanistan was exactly what we see in today’s Afghanistan – a situation that will enable the US to continue fishing in troubled waters for times immeasurable? But that means that the whole ideological entourage – human rights, anti-terrorist war, bringing democracy to “half devil and half child”, etc. – was nothing more than just a smokescreen. Again, this is something no one would admit.

So, the silence surrounding the Afghan war seems quite natural. In fact, speaking up would be a lose-lose situation for either of the contenders.

Looking straight into the eyes of the reality in today’s Afghanistan may be too painful an experience for the majority of the American public that has only recently gotten over (if it has) the “Vietnam syndrome”. Well, maybe the number of American casualties in Afghanistan, due to the advance in the technology of warfare and the lack of aid from other superpowers (in fact, the lack of other superpowers), is less than it was in Vietnam. But that hardly diminishes the devastating effect of the war. And this is the true reason why neither of the major candidates is ready to open the floodgates for the truth to dawn on the American public.

So, no wonder both keep mum and will continue to do so.

U.S. Military Plan Against China Outlined In Think Tank Report


US military plan against China outlined in think tank report

====

The paper confirms that the US has held talks with Thailand, the Philippines, and Vietnam over possible access to military bases.

The authors suggest placing a US nuclear aircraft carrier in Australia, doubling the number of nuclear attack submarines based in Guam, deploying combat ships to South Korea, and upgrading anti-missile defenses in Japan, South Korea, and Guam.

====

As analysts around the world question whether the US is losing its superpower status, China’s influence in the Asia-Pacific region is strengthening. But a new report has set out a strategy for America to increase its military presence in the area.

The paper, entitled “US Force Posture Strategy in the Asia-Pacific Region: An Independent Assessment,” suggests America is preparing for a possible conflict with China, one warship at a time.

The report was written by the Center for Strategic and Independent Studies (CSIS), a Washington-based think tank. CSIS is a non-government body, but its assessment was commissioned by the US Defense Department.

The assessment provides extensive discussions with top US military personnel throughout the Pentagon’s Pacific Command.

The report was released on June 27, but only gained media coverage after its main authors – David Berteau and Michael Green – testified before the US House Armed Services Committee on August 1.

The report says the “geostrategic uncertainty the United States and its allies and partners face in the Asia Pacific region is how China’s growing power and influence will impact order and stability in the years ahead.”

The CSIS report approves of the repositioning and strengthening of US military forces on Guam and the Northern Mariana Islands, which are strategically located in the Western Pacific. It also supports the stationing of combat ships in Singapore, which will be capable of intelligence gathering, special operations, and landing troops with armored vehicles.

The paper confirms that the US has held talks with Thailand, the Philippines, and Vietnam over possible access to military bases.

But it doesn’t stop there. Recommendations to prevent China’s reemergence as a great power go on and on.

The authors suggest placing a US nuclear aircraft carrier in Australia, doubling the number of nuclear attack submarines based in Guam, deploying combat ships to South Korea, and upgrading anti-missile defenses in Japan, South Korea, and Guam.

The report also suggests permanently basing a bomber squadron on Guam as well as boosting both manned and unmanned surveillance in the region.

Moreover, it promotes boosting US army ground presence, including stationing 2,500 more marines in Australia.

The recommendations coincide with the Obama administration’s “Asia Pivot.” It’s a plan to boost US military presence throughout the Asia-Pacific Region, and to back almost all of China’s rivals whilst doing so.

And the government has most certainly accomplished its goal. Just last week, the Pentagon announced it would conduct surveillance drone missiles over a Pacific island chain which have become a point of tension between China and Japan – who the US has deep military ties to.

Washington has also been a firm supporter of the Philippines during its ongoing dispute with China in the South China Sea since April, when a standoff began over ownership of the Scarborough Reef.

Since the disagreement kicked off, Washington has stepped up its military presence in the region. The move angered Beijing, which claims the presence of US naval ships hinders vital shipping lanes which China relies on for energy and raw materials.

If America makes the report’s suggestions a reality, the decision could have far-reaching implications for Washington’s allies, making them vulnerable to attacks in the future.

And if the US aims to strengthen its ties with Asia-Pacific countries in order to squash China, the question remains whether those island nations will actually comply.

Waffenausgabe an die Stasi-Agenten-Original-Dokument


Waffenausgabe an die Stasi-Agenten-Original-Dokument.pdf

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: