Günlük arşivler: Ağustos 25, 2012

SİYONİZM NEDİR ? NE İŞ YAPAR ? FAİDELİ BİŞİ MİDİR ? BUYRUN OKUYUN ….


Selam gardaşlar.

Ayık olun..

Aslında herşey bundan ibaret desem, çok doğru demiş olurum. Çünkü her ama herşey bundan ibaret ; Siyonizm…

Siyoniz denilen bu görüş, insanlığın düşmanıdır ciğersizler. Tüm insanlığın aslında ortak bir düşmanı vardır ; Siyonizm.

Ve siyonizm, şeytanın imparatorluğudur. Çünkü, yadudi olduklarını söyleyen insanlar, aslında sadece İsrailoğulları’ nın yahudi olabileceğini söylerler. Yani bir insan yahudi olmaz, yahudi doğar. Peki bunun sebebi ne?

Sebebi, İsrailoğulları’ nın, şeytanın oğulları olduklarını düşünmeleridir. Yani dünyadaki bütün İsrailoğulları kanbağına sahip kardeşlerdir onlar için, bizdeki gibi manevi bir kardeşlik değil yani. Bu Siyonist gavatlar, ilk kadın olan Hz. Havva ile şeytanın birleşmesinden kendilerinin, yani İsrailoğulları’ nın doğduğuna inanırlar. Buna bağlı olarak, ilk yahudi de kardeşini öldüren Kabil’ dir. Habil ise ilk ”goyim” dir, yani yahudi olmayan..

Ve onlara göre Kabil, hakkı olan şeyi yapmıştır Habil’ i öldürerek.. Bu yüzden de kutsaldır.

Siyonizm, sadece Yahudi’ yi insan olarak görmektir. Siyonistler için yadudi olmayanlar, yahudilere hizmet için yaratılmışlardır. Ve yahudi olmayanlar hayvandan farksızdır. Bir yahudi, yahudi olmayan birini öldürürse, bu günah değildir, aksine gayet normal bir olaydır. Bir yahudi, yahudi olmayanın malını çalarsa, hırsızlık yapmış olmaz, çünkü kendi malını aldığına inanır..

Öncelikle yahudilerin, aslında yahudiden kastım İsrailoğulları’ nın hangi düşünceye, hangi öğretiye sahip olduklarını anlatmak istedim ki, ardından gelen şeyleri, bu adamların yaptıkları şeyleri neden yaptıklarını anlayasınız sevgili ciğersizler.

Siyonizmin anlamı da ”Kudüs’çülük” tür. Tek bir dünya devleti kurmak ve başkentini de Kudüs yapmaktır bu gavatların emeli. Zaten tek bir dünya devleti için o kadar büyük, o kadar güçlü ve emin adımlar atıyorlar ki, artık sayacı geriye doğru saymaya başladılar.

Dikkat ettiyseniz, her 10 yılda bir falan ülke sayısı artmakta. Sürekli azınlıklar, kendilerine yeni yeni ülkeler kuruyor, asırlarca birlikte yaşamış oldukları ülkelerden bir bir kopuyorlar. Sonuç, küçük ülkeler. Parçalanmış ülkeler. Kolay lokmalar. Böl, parçala ve yönet taktiği.. Kaostan doğan düzen taktiği..

Kaostan doğan düzen taktiği, siyonistlerin asırlardır kullandıkları çok etkili bir taktik. Birlikte yaşayan farklı ırklardaki insanları, çeşitli olaylar çıkartarak birbirlerine düşürüyor, her iki tarafı da bu konuda kışkırtıyorlar. Ve bunun sonucunda ülkeler parçlanıyor. Peki parçalanan ülkeler zevk-i sefa içinde mi yaşıyor? Asla. Bu ülkeler tamamıyla sinoyist bankerlere borçlanıyor- ve onların tam anlamıyla kuklası oluveriyorlar. Ülkenin tüm maddi kaynakları siyonistlerin elinde oluyor. Sonra da, haammmmm…

1. Siyonizm medyayı kullanır.

2. Siyonizm bankaları kullanır.

3. Siyonizm siyasileri kullanır.

4. Siyonizm enerji kaynaklarını kullanır.

5. Siyonizm insanları kullanır…

Kısacası, amaçlarına ulaşmak için önlerine çıkan herkesi ve herşeyi kullanırlar. Şimdi bunları söyleyince ”abartma amağa goyum” diyen gavatlar vardır mutlaka. Ama siyonistlerin ellerindeki kaynakları gösterince, sanırım o gavatlar bile biraz olsun ”nolüyö len ” derler…

Şimdi daha önce bahsetmiş olduğum bir aileden bahsedecem; Rockefeller Ailesi…

John D. Rockefeller ‘in tarihin en zengin adamı olduğu söylenir. Ve kurduğu petrol şirketi, servetini çok daha büyütmüştür.

Standard Oil Company adında bir petrol şirketi kurmuş bu dayı zamanında, ve bu şirket ABD ‘ nin ve dünyanın en büyük petrol şirketi imiş. Ve şuan bağlı olduğu tam 25 tane petrol şirketi var. Yani bu şirketin 25 tane alt şirketi var demek oluyor bu. Tabi bu resmiyette olan. Gayri-resmi kim bilir ne kadar daha şirketleri var…

Nereye bağlayacam?

Şuraya; Amerikan ekonomisi neden enerji kaynakları, bilhassa petrol üzerine kurulu sizce?

Rockefeller ailesinin Amerika’ daki işlevlerine bir göz atalım mı gadasını aldıklarım ;

John D. Rockefeller

John D. Rockefeller ABD ‘nin ilk ve en büyük petrol şirketinin sahibi. Dünyanın en zengin adamı. Şirketinin resmi olarak 25 tane alt şirketi var. Ve o şirket kurulduğu günden itibaren, ABD ‘ nin ekonomisi petrol üzerine kurulu bir ekonomi haline gliyor.

Sonra bu dayının bir torunu oluyor ; Nelson Rockefeller

Ve bu emmi de öyle bir hayat yaşamış ki, sanarsınız adam Süper Mario ve prensesi kurtarmak için hayatı boyunca ABD yönetiminde etkin olması gerekli..

Sanki Rockefeller ailesinden biri, hükumetin tüm işlerini bizzat kontrol etmeli ve yönetmeli… Bu herif baba malı yiyen haylazın tekiyken, ve The Chase Manhattan Bank, Rockefeller Merkezi ve Creole Petroleum gibi, kendi şirketlerinde çalışırken, 1940′ da bir anda bu işlerden sıkılıyor ve ”ben ülke yönetcem yıaaaaaaa ” diye bir karar alarak, ABD dış ilişkiler koordinatörü oluveriyor. Hmm, ne çabuk çıktı oralara di mü..

Sonra da zaten ipini koprmış dana gibi kontrol edilmeksizin ilerleyişine devam ediyor. Göz açıp kapayıncaya kadar Dış işleri bakan yardımcılığı, Uluslararsı Kalkınma Danışma Kurulu başkanlığı, Eğitim ve Sosyal Yardım Bakanlığında müsteşarlık, 1958′ den 1970′ kadar New York valiliği, ve 1974 ‘te de ABD başkan yardımcılığı…

Ulan adamın içinde olmadığı tek bir bok yok. Ve bu adam bir petrolcü. Rockefeller ailesinin küçük oğulcuğu. Ve nedense bu adamlar Amerikan yönetiminde her zaman tek söz sahipleri.

Şimdi size şöyle bir pencere açayım ;

Rockefeller Cumhuriyetçisi diye birşey varmış Amerika’ da. Yani bu adamların bir fikir ekolleri bile mevcut, durumun büyüklüğünü hesaplayın..

Bu ekolün içindeki adamlar çok daha manidar sevgili ciğersizler, ABD başkanı Nixon, bir sonraki başkan Ford, New York Valisi Thomas E. Dewey, bir diğer başkan Eisenhower falan filan..

Nixon ve Ford

Rockefeller ailesinin yahudi olduklarını bilmeyen varsa onları toplumdan dışlayın, ikinci sınıf muamelesi yapın anasını satayım..

Şimdi olayı yine farklı bir pencereden ele alalım ciğersizler ;

Nelson Rockefeller denen adam, hayatı boyunca ABD yönetiminde söz sahibi olmuş, ve öyle de zeki bir yolla söz sahibi olmuş ki, dikkat edin hep ikinci adam durumunda. Sürekli yardımcılık yapmış, arada New York valiliği dışında.

Peki size şöyle bir soru sorayım;

Bu adamın dedesi bir Rockefeller olmasa, ABD ‘nin ve dünyanın en büyük petrol şirketine sahip olmasa, sizce tüm hayatı boyunca bu kadar çabuk yükselebilir ve ülke yönetiminde söz sahibi olabilir miydi?

Ve, ilkokulda hoca söylemişti, Amerika’ lı bir üst düzey yönetici ” bizim için bir damla petrol, bir damla kandan çok daha değerli” demişti. Yani Amerika için petrol herşey, bunu zaten biliyoruz. Peki asıl soru şu, neden petrol?

Neden bu Rockefeller ailesi böylesine büyük bir şirket kurduktan sonra, Amerika’ nın politikası birden değişiveriyor?

Neden o petrol şirketinin sahibinin torunu, Amerika’ da yıllarca hükumette söz sahibi olmuş?

Ve Amerika neden hala petrol için her ülkeyi bombalıyor?

Tüm ipuçları bizi aynı kapıya çıkarmıyor mu?

Bi düşünün bahalım

Rockefeller’ a…

Gelelim bir başka yahudi aileye, Rothschild’ lara…

Daha önceki yazılarımda, baba Rothscild’ ın oğullarını Avrupa’ nın değişik ülkelerine gönderiyor ve oranın bankalarını ellerine geçirmelerini sağlıyordu. Ve zamanla, tüm büyük ülkelerin merkez bankalarını ellerine geçirdiler, bu büyük ülkeleri kendilerine borçlandırdılar ve tüm o ülkeleri avuçlarının içine aldılar.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=RLp7X-dJEk4

Daha önce gösterdiğim bu videoda, Yahudi yönetmen Aaron Russo ”11 eylül saldırısını Rockefeller ailesi organize etti” demişti, ve birkaç ay sonra ”tesadüfen” öldürülmüştü.

Kurmayı hedefledikleri dünya devletinin bir düzeni olması gerkiyor di mi, işte bu da ” Yeni Dünya Düzeni” dir sevgili ciğersizler.

Bu adamların bu gibi birçok planı var ; ”Yeni Dünya Düzeni, Yeni Çağ, Yeni Din” gibi cibi birçok yeni ile başlayan uyduruk kıytırık akımlar. Fakat bu akımlar şuan tamamıyla tüm dünyaya yayılmış durumda.

Amerika’ nın bu youndaki rolünden, işin daha öncesine de bir göz atmak lazım. Bu siyonizm denilen illet nereden çıktı ajaba..

Amerika’ nın bu youndaki rolü çok büyük, çünkü eğer dünyayı yönetmek istersen, bunu dünyanın en güçlü ülkesinden yaparsın. Tüm Amerikan başkanlarını sen tayin eder ve bu başkanları istediğini yapmak için kullanırsın.

Theodore Herzl

Resimdeki gudubet dayı siyonizmin kurucusudur … Yahudilerin her yerde kötü muamele görmeleriden dolayı, Filistin’ de bir yahudi devleti kurmayı istemiş.

Lan kimse durduk yere, sırf yahudi diye bir adama kötü muamele etmez bi kere hemşerim, vardır sizin de bi bokluğunuz..

Fakat bu adamın asıl amacı, kendilerine vaad edilen topraklarda bir devlet kurmaktır, kitaplarında yazdığı gibi…

Bu sebeple I. Siyonist Kongre ‘ yi toplamış.

Bu siyonist kongrede kimlerin olduğunu söylememe gerek yok sanırım, Rothschil ve Rockefeller aileleri başta olmak üzere, tüm dünyaca zengin yahudiler. Adamın sokaktan geçen yahudi eskiciyi çağıracağı yok di mi o kongreye…

Ve kongre sırasında, kayıtlara geçen çok önemli bir sözü var dayının ;

Ben bugün burada Yahudi Devleti’ni kurdum, ancak bunu yüksek sesle söylersem bütün dünya güler. Fakat beş sene içinde ya da elli sene sonra bunu herkes böyle bilecektir.

Ve bundan 50 yıl sonra, bugünkü İsrail Devleti kuruluyor…

Adamlar o zamandan, şuanki sınırları bile çizmişler…

Dünyadaki tüm paraya ve güce sahip insanların toplandığı bir kongre düzenlersen, ve kongre sonunda herkes seninle aynı fikri paylaşır ve aynı amaç için çalışmaya karar verirse, ne istersen yaparsın hacı. Devlet kurmak istersen kurarsın, devlet yıkmak istersen yıkarsın…

I. Dünya Savaşı neden çıktı sizce?

Theodor Herzl, kurulması planlanan yahudi devleti için II. Abdülhamit ‘ e gitmiş ve o zamanlar Osmanlı toprağı olan Filistin’ den toprak istemiştir. Ve bunun karşılığında Osmanlı’ nın tüm dış borçlarını silmeyi önermiştir. Fakat Abdülhamid bunu reddetmiştir. Daha sonra bir kez daha görüşmeye gelmiş ve bu kez borçları silmekle beraber, faizsiz borç ve daha birçok yardım yapacaklarını söylemiş, fakat Abdülhamid yine reddetmiştir. Yani Osmanlı’ dan o toprakları parayla almak mümkün değildir, artık başka yollara başvurulmalıdır, ve bu yol da savaştır.

Dikkatinizi çekti mi, siyonist kongresinin kurulması ve Herzl’ in Abdülhamid tarafından reddeilmesinden kısa bir süre sonra I. Dünya Savaşı çıktı.

Peki bu dünya savaşı kime yaradı? Kim en kazançlı çıktı?

Yahudiler olmasın?

I. Dünya Savaşı’ nın sonunda İsrail’ in kurulması hiç mi dikkatinizi çekmedi lan?

Orayı İngiltere işgal etmişken, nasıl oldu da birden bire bir yahudi devleti kuruldu?

Peki Herzl, Osmanlı’ nın borçlarını ödeyebilecek ve üstüne üstlük bir de faizsiz borç verebilecek parayı nasıl buldu? Babasından kalma pusulalı saati satmış olamaz di mi…

Rothschild’ ların kontrolünde olan, ve yahudi olan İngiliz Kraliyet ailesi özellikle Filistin’ i işgal etmiş ve orayı yahudilere bırakmış olmasın sakın?

Bakın vikipedide bile İsrail’ in kuruluşunda siyonist kongrenin ve Theodor Herzl’ in en büyük paya sahip olduğu yazıyor.

I. Dünya Savaşı sonunda 2 Kasım 1917’de İngiltere dışişleri bakanı Arthur Balfour‘un girişimiyle Balfour Deklerasyonu süreci başlatıldı. Milletler Cemiyeti 1920 yılında, Filistin üzerinde İngiliz mandasını tanıdı. Bundan sonra kurulan bir Yahudi bürosu İngiltere nezdinde Yahudi haklarını temsil etmeye başladı.

Yani apaçık bir İngiliz hamlesi ile siyonistler, Filistin’ de bir yahudi devleti kurmuşlar.

Sonra ;

Bundan sonraki yıllarda Siyonistler dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış bulunan Yahudi topluluklarını -devlet kurabilmek için etkili bir nüfus oluşturmak gayesiyle- Filistin’e göçmeleri için ikna etme çabalarına girişti. Nazi Almanyası’nın 1930’lardan 1940’ların ortalarına kadar Yahudilere soykırım uygulamaya başlamasıyla Filistin’e büyük bir Yahudi göçü başladı.

Bak bak baaak… Bizim Nazilerin yahudi soykırımı, gene bizim yahudilere yaramış ya la… Yani o soykırım olmasa, yeni kurulan yahudi devletine bu kadar göç yapılmayacakmış. Lan bugün bile nüfusları 7 milyon civarında, bi de o zamanki nüfuslarını düşünün..

Bu adamlar bir yahudi devleti kurmak için, tüm dünyayı yakıp yıkıyor da, o devletin nüfusunu çoğaltmak için sence böyle birşeye kalkışmaz mı?

Sırf bu yüzden Hitler’ i finanse etmez mi?

Hitler de bir yahudi olmasın sakın?

1. http://www.milliyet.com.tr/2005/05/11/yazar/civaoglu.html ; Hitler’ in Rothschild’ ların oğlu olduğuna dair çok şaşırtıcı teoriler ve bazı deliller mevcutmuş………..

2. http://www.haberler.com/hitler-yahudi-mi-2204976-haberi/ ; Hitler’ in kromozomları Almanya’ da ve Avrupa’ da yokmuş, bu kromozomlar Afrika yahudilerinde bulunurmuş……..

3. http://www.takvim.com.tr/Aktuel/2010/08/24/hitler_yahudi_mi

4. http://www.dijimecmua.com/news-times/1756/index/1030756_israil-devleti-ni-hitler-mi-kurdu-yahudi-soykirimi-hitler-in-yukselisi/

5. http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?ID=144670

Hitler önderliğindeki Almanya, o kadar yahudiyi öldürmüşken, neden müttefiki Osmanlı’ nın topraklarında bir yahudi devleti kurulmasına gıkını bile çıkartmamış ajaba?

Güzel yapmışlar ahahaha

Hitler’ in öldürdüğü söylenen yahudilerin çoğunun aslında yahudi olmadığı yıllar sonra ortaya çıkmadı mı?

Peki Hitler’ in soyu neden bu bile hala bir sır?

Gökten zembille mi inmiş bu gavat, hakkında hiçbir bilgi mevcut değil?

Tüm bu savaşlar, mübadeleler, anlaşmalar, soykırımlar hepsi bir yahudi devleti kurmak için yapılmış büyük oyunlar. Ha diğer devletlerin hiç mi kazancı yok, tabiki var anasını satayım.. Hiçbir ülke kar edemeyeceği bir savaşa girmez. Fakat büyük resmi yahudiler oluşturdu o zaman da. Herşey onların istekleri doğrultusunda gelişti ve sonuçlandı..

Hatırlayın Osmanlı’ nın o savaşa girmesi bile zoraki oldu. Yavuz ve Midilli gemileri bilmem kimleri bombalamış da falan filan.. Çünkü Osmanlı’ nın o savaşa girmesi gerekiyordu, asıl amaç buydu zaten. Osmanlı’ yı kaybedecek tarafta savaşa sokmak ve Filistin topraklarında bir yahudi devleti kurmak…

Ne kadar ileri gittiklerini görünce, ve bunların hiçbirini okullarda veya başka eğitim yerlerinde görmediğini farkedince, kendini biraz şaşırmış, biraz da kandırılmış hissediyorsun di mi..

Şimdi de, bu büyük yahudi devletini kurmak için, yine önlerindeki engelleri aşmaya çalışıyorlar. Ve o engel yine biziz, yine Türkler… Çünkü hala onlara vaad edilmiş topraklar üzerinde yaşıyoruz

İsrail bayrağını hatırlayın ;

Yukarıdaki mavi çizgi Fırat, aşağıdaki mavi çizgi ise Nil ‘ i temsil eder. Yani bayraklarında bile ”bize vaad edilen torpahlar burası, biz buralaru alacauk amağa ğoyum :)! ” diyorlar.. İki nehir arasındaki yahudi devleti.. İki mavi çizgi işareti arasındaki yahudi sembolü…

Adamlar her yıl biraraya gelip, tıpkı bu siyonist kongre gibi yani, asırlık planlar yapıyorlar. Yılda bir kez toplanıyorlar, durumlarını gözden geçirip, duruma göre yapılması gerekilen şeyleri yapıyorlar. Ve burada dünyanın en zengin insanlarından bahsediyoruz, Rothschild’ lar, Rockefeller’ lar başta olmak üzere, diğer tüm zengin yahudiler, yahudi bankerler…

Theodor Herzl, kurmayı planladıkları yahudi devleti için, bir ”uluslararası para fonu ” kurulması gerektiğini söylemiş…

Bu da bizim IMF amca olmasın …?

Parayı merkezden yönetiriz, ve tüm büyük ülkeleri kendimize borçlandırırız mantığı… Önceki yazımda ülkelerin borçlarını göstermiştim. Ve en çok borcu olan ülkeler, en büyük ülkelerdi. Ülkeler küçüldükçe borç da küçülüyordu…

Yani, ilginç olaylar bunlar..

Ben ”her bokun altında siyonizm ” var dediğimde, bazı moronlar ”hastir lan” falan demişti. Şimdi onlara buradan selam söylemek istiyorum anacım..

Siyonizm ile ilgili konuş konuş bitmez, yaz yaz bitmez, anlat anlat bitmez… Fakat ben de insanoğlu olduğumdan, bu yazıda bu kadar anlatabildim. Sonraki yazılarımda elimden geldiğince kanıtlarla çıkacam karşınıza panpa.

Konu ile ilgili bir sürü video falan var, size yardımcı olur deyü bazılarının ikametgahlarını verecem tabi, sizi öle öksüz bırakmam lan ahahaha.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=1ZMbaHjD-YM

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=-Yl6O_tGq_o

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=wf5L_Ek0d18

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=gG4hydT8W2A

Herzl ‘ in ideolojisi baz alınarak hazırlanmış, ve gerçekten ayrıntılı ve de kaliteli bir çalışma olmuş. Tavsiye ederim.. İşin özünü anlamak, nedenini çözmek için, izlenilmesi gerekilen bir video hacı.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=NP-TRcHiLpQ

Bunlar konu hakkında belgesel niteliğinde, oldukça iyi ele alınmış videolardan. Dah birçok video mevcut nette, öğrenmek isteyene tabi. Şu anasını sattığımın internetini porno izlemekten başka şeyler için de kullanın biraz lan. Akıllı olu, ayık olun, adam olun.

Adolf Hitler ‘ in konu ve kendisi ile bağlantılı bir sözü ile bitiyorum ciğersizler ;

” Yalan ne kadar büyük olursa, inanan da o kadar çok olur.”

FETHULLAH GÜLEN VE MAVİ MARMARA


Gülen: Mavi Marmara’dakiler şehid değil

ABD’de yaşayan Fethullah Gülen’den ilginç açıklamalar.

http://haber5.com/guncel/gulen-mavi-marmaradakiler-sehid-degil

Cüneyt Özdemir bir grup gazeteciyle Pensilvanya’ya gitti ve Fethullah Gülen ile bir kahvaltıda buluştu.

Özdemir’in yanı sıra Ferhat Boratav, Serdar Turgut ve Bejan Matur’un da hazır bulunduğu o buluşmada, Mavi Marmara gemisine düzenlenen saldırı ve şehidler de gündeme geldi. Gülen hocaefendi, gazetecilere Mavi Marmara gemisindekilerin şehid değil bile bile ölüme giden insanlar olduğunu söyledi.

Özdemir, 5N1K programında, Fethullah Gülen hocaefendinin Mavi Marmara şehidlerine ilişkin yaklaşımını şöyle anlattı: "Mavi Marmara gemisine binenler “Biz orada şehid olmaya gidiyoruz” demişler ve İslami bir motif üzerine hareket ediyordu. Fethullah Gülen bunun şehidlik bile sayılamayacağını, bile bile ölüme gitmek” olduğunu söyledi.

5N1K’ya konuk olan Ferhat Boratav da “En azından The Wall Street Journal röportajında Türkiye’de yankı uyandıran açıklamasının, bu işin yanlış olduğu yönündeki açıklamasının bir değerlendirme hatası ya da dil sürçmesi olmadığını, aynı düşüncesini savunduğu ortaya çıktı. Yani dil sürçmesi ya da öylesine söylenmiş değil bilerek ve düşünülerek söylenmişti” dedi.

Bejan Matur ise “Siz, ‘ben şehid olmak istiyorum’ diyerek yola çıkamazsınız. Bunun takdiri Allah’a aittir” demişti. ‘Oradaki kurguda hata olduğunu ve eleştirel baktığını’ söylemişti” dedi.

***

Fethullah Gülen hakkında sürekli yazılar yazıyorum. Ve bu bazı insanların canını sıkıyor anladığım kadarıyla. Bana gelen yorumlara bakıyorum ”sürekli Gülen hocayı eleştiriyosun, düşmanlık yapıyosun, kafana göre atıp tutuyosun ” gibi hepsi. Konuyla ilgili neredeyse her mesaj, her yorum böyle, hasbelkader arada birkaç tane ”eyvallah ben bunları bilmiyordum, öğrenmiş oldum” gibi yorumlar geliyor.

Gülen’ in o milyonlarca savunma avukatına şu soruyu sormak istiyorum ;

”Fethullah Gülen kim ya?”

Bunu aşağılamak anlamında sormuyorum yemin ederim. Beni tanıyanlar zaten bunu yapmayacağımı bilir. Fakat, Gülen hakkında olay öyle bir raddeye varmış ki, Gülen hakkında konuşan herkes din düşmanı, İslam düşmanı, Gülen düşmanı, dinden anlamayan gibi yaftalar yer oldu.

Afedersiniz de, bu Gülen peygamber mi?

Cidden merak ediyorum, siz bu adamı öyle mi görüyorsunuz?

Ona bu kadar gözü kapalı bağlanmak niye?

Senin o şekilde bağlanacağın tek insan peygamberimiz olmalı, yanılıyor muyum?

Adamın söylediği her söz, sanki Hadismişçesine önemli addediliyor anasını satayım. O dediyse fetvadır, gerçektir, doğrudur, yanlış olma imkanı olamaz….

Ben Gülen hakkında ne yazdıysam ve yazıyorsam, kıçımdan uydurarak değil, herkesin arayıp bulabileceği, görebileceği şeylerden yola çıkarak yazıyorum. Hatta her yazımda da bunu özellikle belirtiyor ve kaynak gösteriyorum. Buna rağmen bu tür yaftalar yapıştıran oluyor ama, onları da anlıyorum, gözleri tamamen kör edilmiş insanların.. Beyinleri yıkanmış..

Şimdi Mavi Marmara gemisi ile ilgili yorumlarına yorum yapmaya çalışacam sevgili Gülen ‘ in…

Önce Mavi Marmara gemisine saldırı görüntülerini, görmeyenler için tekrar bi paylaşacam ;

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=hpwRBBSJkqk

Bu uzun versiyonu, geminin kalkışından itibaren çekilen video kaydı…

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=vwsMJmvS0AY

Bu video da olay anını gösteriyor. Tek bir kamera ve mikrofon olduğu için İngiliz’ i de, Arap’ ı da, Türk’ ü de aynı kamera ve mikrofondan ve kameradan yayın yapıyor ve olayları anlatmaya çalışıyorlar.

Durum öyle vahşi, öyle şerefsiz ve eşşoğlu eşşekçe ki, öyle itoğlu itçe ki, duyduğunuz üzere gemideki insanların ellerinde tek bir silah yok. Zaten bu bir yardım gemisi değil mi olum, silah neden olsun zaten anasını satayım.

Fakat, itoğlu itlikte dünyanın en yüksek leveline sahip olan İsraillliler, gemide tehditkar en ufak birşey olmamasına rağmen, silahsız insanların, sivillerin üzerine ateş etmeye başlıyorlar. Kendilerine en ufak bir karşılık verilmemesine rağmen de ateşi sürdüyorlar. Beyaz bayrak kaldırılması bile bu hayvanın oğullarını durdurmaya yetmiyor, yetemiyor.

Peki saldırıdan hemen önce İsrail askerleri ne yapıyor biliyor musunuz?

Uyduların bağlantılarını kesiyor, uydu telefonları ve dünyaya yayın yapan uydu kameraları çalışamaz duruma getiriliyor. Yani birazdan yapacakları katliamı dünyanın görmesini istemiyor İsrailliler..

Ve sonra katliam başlıyor…
Önce sizlere ölülerin isimlerini, kaç kez ve nerelerinden vurulduklarını göstermek istiyorum, bu insanlık dramını bir kez daha hatırlamak için ;

Saldırıda 8 Türk ve 1 Türk asıllı Amerikan vatandaşı öldürüldü. Saadet Partisi Siirt İl Müfettişi İbrahim Bilgen (61) sağ omuz, sırt, sağ kalça ve sağ şakak olmak üzere 4 yerinden vuruldu.

Aydınlık Yarınlar İçin Hak ve Özgürlükler Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği (AY-DER) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Haydar Bengi (39), sol göğüs, karın, sağ kol, sağ bacak, iki kez sol el olmak üzere 6 kez vuruldu.[28] İHH İnsani Yardım Vakfı internet sayfası sorumlusu, gazeteci Cevdet Kılıçlar (38) alnının ortasından 1 kez vuruldu.

Türkiye Taekwondo Federasyonu Adana Bölgesi antrenörü ve milli hakem Çetin Topçuoğlu (53),[29] kafasının arkası, sol yanı, karnının sağı olmak üzere 3 kez vuruldu. İHH İnsani Yardım Vakfı çalışanı Necdet Yıldırım (32), sağ omuz, sırtının solu olmak üzere 2 kez vuruldu.

Kayseri Özel Hisarcıklıoğlu Fen Lisesi son sınıf öğrencisi Türk asıllı ABD vatandaşı Furkan Doğan (19)[30] 45 cm’den daha kısa bir mesafeden yüzünden, kafasının arkasından, iki kez bacağından ve bir kez de sırtından olmak üzere toplam 5 kez vuruldu.[31] Adıyaman Belediyesi görevlisi elektrikçi Fahri Yaldız (43), sol göğüs, sol bacak, iki kez sağ bacak olmak üzere 4 kez vuruldu. Tekstilci Cengiz Songür (47), boynunun ön tarafından 1 kez vuruldu. Anadolu Gençlik Derneği İskenderun Yönetim Kurulu üyesi Cengiz Akyüz (41), kafasının arkasından, yüzünün sağından, sırtından ve sol bacağından olmak üzere 4 kez vuruldu.[32]

http://tr.wikipedia.org/wiki/Gazze_filosu_sald%C4%B1r%C4%B1s%C4%B1

Gemideki insanlar yakın mesafaden ve birçok kurşunla öldürülüyor. Ve bu adamların ellerindeki tek savunma araçları meyve bıçakları, sopalar, tornavidalar… Ve İsrail askerleri ellerinde sadece yakın mesafaye gelince karşılık verebilecek olan bu insanların üzerlerine kurşun yağdırmaktan zerre kadar çekinmiyor.

Gemidekilerin ellerindeki savunma araçları

Ve İsrailli askerler, web sitelerinde ve haberlerde ”gemide ele geçirilen ”silahlar” ” olarak haber yapıyorlar bunları. Vay anasını satayım yaaa..

Ulan sizin ellerinizdeki o son teknoloji, makinalı tüfeklerinize adamlar meyve bıçakları ve sopalarla karşı koymaya çalışmışlar ve siz de bunları ”aha işte bize böle saldırdılaaarrrr :(((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((( ” diye orada burada kıçını yırta yırta anlatıyon öle mi??

Olum bak, İsrail köpekleri, sizin ağzınıza o vaad edilmiş topraklar büyüklüğünde sıçarım yemin ederim. Patır patır sıçarım hem de, çatır çatır sıçarım. İbnenin evlatları!

İsrailli ibneler bizim gemiye varmadan önce, diğer bir yardım gemisi ”bütün askerler üzerinize geliyo, can yelekleriniz takın ” diye haber veriyor. Gemideki insanlar da, gelenlerin ibneoğlu ibne olduklarını bildikleri için can yeleklerini giyiyorlar.

Ardından ibnenin evlatları gemimize zorla giriş yapıyorlar..

Gemideki Müslümanlar sabah namazını kılıyor..

Ve gemide seferberlik ile panik yaşanmaya başlıyor..

İsrail ibnelerinin ateşe başlamaları sonucu da ortalık savaş alanı oluyor.

Cevdet Kılıçlar

O sırada sadece fotoğraf çeken insanlara bile ateş etmekten çekinmiyorlar.. Ve gazetecei Cevdet Kılıçlar, fotoğraf çekerken alnından vurularak öldürülüyor..

Ve bu o. çocukları, sivil insanlara saldırırken ne oluyor biliyor musunuz?

Yaralanan İsrail askerlerini, gemideki doktorlar muayene ediyor…….

Diğerleri oradaki insanları hiç acımadan katlederken, bizim insanlarımız o askerlerin yaralarını tedavi edebilecek kadar ”insan” işte. Bir ibneye, bir ite, bir o. çocuğuna bile insanlık edebilecek kadar, yardım edebilecek kadar insan bizim insamız..

Ve o yahudiler ki, yahudi olmayanları hayvan olarak görürler…

Bu konuda daha fazla yorum yapmaya hiç gerek yok bence….

Şimdi şu videoyu bir izleyin.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=0UqccHWx5_Y

Bir İngiliz program sunucusu, İsrailli hükumet sözcüsünü myle güzel köşeye sıkıştırıyor, öyle güzel üstüne gidiyor ki, gerçekten helal olsun lan, adamın dibisin yemin ederim.. Şu zulme sadece seyirci kalanları görünce, şu İngiliz’ in yaptığı bile çok değerli birşey..

Ve fahişe ne diyor duydunuz mu?

” Bizim askerlerimiz kendilerini müdafa ettiler sadece” ! ! !

Olum bak, senin o fahişe ağzına var ya, Mavi Marmara gemisi büyüklüğünde sıçarım.

Tabi ama di mi, adam haklı aslında, onların askerleri sadece kendilerini müdafa etti. Çünkü karşısındaki ”sivillerin” ellerinde bir sürü ”sopa ve meyve bıçağı” vardı, daha ne olsun anasını satayım. Bir gemide sopa ve meyve bıçağının ne işi var, bu apaçık bir tehdit unsuru.. Hatta bir savaş sebebi bu..

Ve kendilerini müdafa eden o askerler, nedense ellerindeki makinalı tüfeklerle tam 9 kişiyi öldürmüş, ve hepsi de Türk, ama kendi askerleri sade ve sadece yaralanmış, üstelik o yaralı askerleri de bizim doktorlarımız tedavi etmiş… Olacak iş değil..

İsrail ibneleri ateş etmeye başladığında, gemidekiler beyaz bayrak açıyor, çünkü o tüfeklere karşı koyabilecek hiçbir şerleri yok ellerinde. Fakat fahişeliğin tavanı olan İsrailli olma içgüdüsü, onları durdurmaya yetmiyor, onlara kan gerekiyor. Katliam şart onlar için. Çünkü o gemide namaz kılındı, çünkü o gemi, yahudilerin tek düşmanı olan Müslüman Filistin’ e erzak götürüyor, bunun olmasına izin veremezler…

Olaydan sonra Türkler başta olmak üzere, orada bulunan diğer insanlar, İsrail’in bu katliamını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi dahil, heryere taşıyorlar. Ve Birleşmiş Milletler, olayı sadece ”kınamak” ile yetiniyor.

Bak yaaa. Ne güzel lan. Gel beni de kına anasını satayım.

Orada insanlar ölüyor, katliam yapılıyor, fakat Avrupa sadece bunu kınıyor. E onu da yapmasaydınız hacı yaa, hiç gerenk yoktu, zahmet ettiniz, pezevenkler sizi hıhıhıhı…

Tüm bu fahişelik operasyonunu bir kenara bırakalım ve asıl konumuza gelelim şimdi; Fethullah Gülen’ in Mavi Marmara yorumuna…

Şimdi söyleyeceklerimi yine kıçımdan sallamadığımı göstermek için, size bir sürü kanıt sunacam konu ile ilgili.

Hadi başlayacak anasını satayım.

Yorumların bulunduğu sayfaları veriyorum ;

1. http://www.dailymotion.com/video/xf8vf9_6-fethullah-gulen-mavi-marmara-olay_news

2. http://haber5.com/guncel/gulen-mavi-marmaradakiler-sehid-degil

3. http://www.islamigundem.com/fethullah-gulen-mavi-marmarada-lenlere-ehid-demisti-haber-20908.html

4. http://www.haberform.com/haber/mavi-marmara-gemisi-gazze-hakan-albayrak-yeni-safak-yeni-safak-oku-yeni-safak-ha-63862.htm

5. http://www.imanehli.com/forum/gulen-mavi-marmaradakiler-sehid-degil-t3850.0.html

6. http://video.mynet.com/habervideo/Gulen-e-sert-elestiri/593120/ (Cübbeli Ahmet konu hakkında kızmış ehehe)

7. http://www.ntvmsnbc.com/id/25102914/

8. http://www.rasthaber.com/haber.php?haber_id=34721

9. http://www.vuslatsevdasi.com/forum/fethullah_gulen_hocaefendi_mavi_marmaradakiler_sehid_degil-t26468.0.html;wap2=

10. http://www.alimlerbirligi.com/haber/212/fethullah-gulen-mavi-marmaradakiler-sehid-degil.html

İsrail’ den izin almalıydılar demiş bizim Gülen… Zaten bu da haftalarca tartışıldı..

Otoriteye başkaldırmışlarmış…

Bak sen şu haylazlara.

Şimdi, otoriteye başkaldırmak burada hangi anlamda kullanılmı, şair burada kime seslenmiş?

Şair burada bayrağa seslenmiyor evladım, burada bölgenin otoritesini İsrail olarak belirtiyor bize. Yani bu gavatlar otoriteymiş. Olum, uluslararası sularda olmuş bir olay bu, sen nasıl ”otorite”yi haklı çıkaracakmış gibi bir açıklama yaparsın lan?

Ayrıca İsrail kim olum otorite olsun orada?

” Gidilecek yerdeki devletten izin almalıydılar” desen, hadi dicem en azından cümleyi doğru kurdu anasını satayım. Fakat cümlede bi kere bir bokluk var en başta..

Sonra, sen o gavatların buna izin vermeyeceklerini bilmiyor musun da, böyle bir açıklama yaparak, zaten üzgün olan insanlarımızı tekrar üzüyorsun?

Sen bunları bilmiyor musun da, orada insanlığa yardım için koşan ve o uğurda can veren insanların arkasından böyle bir açıklama yapabiliyorsun?

Yani şimdi orada ölenler haybeye mi öldü lan? !

”Madem izin almadınız, hakettiniz abü yapcak bişey yok” falan da dersen, yemin ederim şaşırmam artık sevgili Gülen. Ki onun dediği de, bunun çok daha kibarca söylenmiş halidir.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=sBVq7cc0kpU

Kadir Mısıroğlu da biliyor bu konuyu, ve çok da güzel anlatıyor kanaatimce…

Fakat sevgili Gülen’ in Mavi Marmara ile ilgili yorumları bununla sınırlı değil, ikinci mesele çok daha can sıkıcı anacım…

Şimdi öncelikle Gülen’ in şehitlik kriterine bir göz atalım hacu ;

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=iutgxnTWSi0

Hz. Ali, öleceğini bile bile girmiş o yatağa yani. İçinde hiç korku olmadan.. Çünkü Allah rızası için yapmış bunu.. Evet, burası tamam.

Daha sonra da ;

"Filistin’de yaşanan bu drama son verebilmek beklentisiyle yola çıkan, uğradıkları müessif saldırıda hayatlarını kaybederek şehit olan insanlarımıza Allah’tan rahmet diler, başta aileleri olmak üzere, milletimize ve bütün insanlığa taziyelerimi bildiririm."

Mavi Marmara’ da can veren insanlara ”şehit” diyor haklı olarak. Zaten olması gereken de bu. Allah rızası için, oradaki mazlumlara yardım etmek amacıyla yola çıkmış ve zalimler tarafından katledilmiş insanlar ”şehit”ten başka ne olacaklardı anasını satayım.

Fakat sonra yine birşeyler oluyor bizim sevgi kelebeği Gülen’ e, yine fırıldak gibi dönüyor…

Wall Street Journal gazetesine verdiği röportajda ” Mavi Marmara gemisine binenler “Biz orada şehid olmaya gidiyoruz” demişler ve İslami bir motif üzerine hareket ediyordu. Fethullah Gülen bunun şehidlik bile sayılamayacağını, bile bile ölüme gitmek” diye bir açıklaması oluyor. Hatta bu haber televizyonlarda da, gazetelerde de günlerce tartışılıyor.

Ve bu gibi haberler tüm gazetelerde yayınlanmaya başlıyor.

Yani Hz. Ali, öleceğini bile bile o yatağa girmişken şehit olacak diyor, fakat bu insanlar bile bile ölüme gitmekle şehit olamazlar falan gibi açıklamalar yapıyor.

Lan adamlar, nereden bilecekler üstlerine böyle bir askeri operasyon yapılacağını?

Oraya gidenler ”biz herşeyi göze aldık, ucunda ölüm bile olsa gidecez” diyor, sen de bunu bile bil ölüme gitmek diye adlandırıyorsun öle mi sevgili Gülen?

Kendi halkına yaptığın açıklamalarda ”şehit” sözcüğünü özellikle kullanıyorsun, fakat Amerikalı panpalarının gazetelerine şirin görünecem diye ”onlar bile bile ölüme gitti, şehit sayılmazlar” gibi cibi açıklamalar yapıyorsun he sevgili Gülen?

Peki, önce şehit sonra şehit olamazlar demenin, mantıklı bir açıklaması var mı sevgili Gülen?

O konudaki takdir Allah’ a ait falan da diyip, olayı iyice oyun hamuruna döndürmeyi de es geçmiyor tabiki. Ulan tabiki o konudaki takdir Allah’ a ait, tabiki Allah uygun görmüşse şehit olunur. Fakat, bizim dinimizde şehitlik zaten açıklanmış bir şey, bir sır, bir muamma falan değil ki anasını satayım.

İşin içinde önce Allah rızası olacak, iman olacak, sonra vatan için olacak, mazlum için olacak falan filan, bunun bu gibi ana şartları var zaten. Ve bu insanlar oraya ölümü göze alarak gitmiş ve mazluma yardım etmek için canlarından olmuşlarsa şehit değiller midir yani?

Elbette Allah’ ın takdiri gereklidir. Fakat, işin içine ”bile bile ölüme gitti onlar” gibi cümleler sokarsan, vermek istediğin mesaj tamamen değişir anacım. Sen de bunların hiçbirini bilmiyorsun yani öyle mi?

Her lafın çelişkili sevgili Gülen…

Her cümlende kendinle çelişiyorsun sevgili Gülen…

Her kullandığın söz, insanları çok tehlikeli yerlere götürebilen sözler sevgili Gülen…

Türk halkına farklı, Amerikan halkına farklı görünmeye çalıştığını yine inkar eder tabi o ve onun yandaşları..

Ulan herşey ortada değil mi en azından bu konuda?

Sen kimsin de, bu mazlumların arkasından şehitlik tartışması başlatıyorsun sevgili Gülen?

Eğer o kişiler şuan Allah katındaki şehitlik mertebesine erişmişlerse, senin bu başlattığın tartışma, senin bu yorumların ve görüşlerin onların hakkına girmek olmuyor mu sevgili Gülen?

Onları şehit mertebesinde gördüğünde ne diyeceksin peki sevgili Gülen?

”Afedersiniz, ağzımdan kaçtı :)” gibi birşey mi diyeceksin?

Kendini böyle mi savunacaksın?

Hergün Gülen hakkında birşey çıkmasına rağmen, onun %95′ i yobaz olan cemaati, hala ve hala şu adamı körü körüne savunuyor ya ona da ayrı bir kıl oluyorum anasını satayım. Şu adamı savundukları kadar peygamberimizi savunmuyorlar lan.

Günün Sözü ;

” Şüphesiz Allah, herşeyi hakkıyla gören ve bilendir…”

Pink Lake – Senegal


Marble Caves – Lake Carrera – Patagonia In Chile


Ergenekon mahkemesi, 35 kez silinen bilgisayarı Genelkurmay’a soracak


Ergenekon davasına bakan mahkeme heyeti, Haziran 2009’da 35 kez geri getirilemeyecek şekilde silindiği iddia edilen Genelkurmay MEBS Başkanlığı’ndaki bilgisayarlarla ilgili Genelkurmay Askeri Savcılığı’nda herhangi bir soruşturma açılıp açılmadığının sorulmasına karar verdi.

Davaya bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, taleplere ilişkin incelemesini celse arası yaparak ara kararlarını aldı.

Buna göre, Genelkurmay MEBS Başkanlığı’nda numaraları kayıtlı bilgisayarların 19-20-21 Haziran 2009 tarihlerinde cuma, cumartesi ve pazar günlerinde 35 kez geri getirilemeyecek şekilde silindiği iddiasına ilişkin, bu bilgisayarlarla ilgili olarak Genelkurmay Askeri Savcılığı’nda herhangi bir soruşturma bulunup bulunmadığının sorulmasına karar veren mahkeme heyeti, yine silmeyle ilgili olarak Genelkurmay Askeri Savcılığı’nca verilmiş herhangi bir talimat, emir veya askeri mahkemelerce bu yönde verilmiş bir karar bulunup bulunmadığının da sorulmasına hükmetti.

Mahkeme heyeti, İstanbul 1. Ordu Komutanlığı’na müzekkere yazılarak, Cumhuriyet Gazetesi’ne el bombası atılması ve 17 Mayıs 2006 tarihinde meydana gelen Danıştay saldırısında kullanılan silahlar ve bombalarla ilgili Alparslan Arslan ve diğer sanıklarla ilgili herhangi bir istihbari bilgi ve belge olup olmadığının arşiv araştırması da yapılarak mahkemeye bildirilmesini kararlaştırdı.

Lugares


‘PKK’ya karşı baraj’ haberine Bakan Eroğlu’ndan açıklama


Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Güneydoğu’da PKK’nın Kuzey Irak sınırından Türkiye’ye sızmasını önlemek amacıyla DSİ tarafından inşa edildiği öne sürülen ve üçünde su tutma işleminin tamamlandığı belirtilen 11 barajla ilgili haberin ardından, “barajlar PKK’ya karşı değil, elektrik üretmek ve taşkından korunmak için yapılıyor” açıklaması yaptı. PKK’ya karşı baraj yapıldığı haberi büyük tepkiyle karşılanmıştı.

Yusuf Yavuz

Önceki gün basında yeralan habere göre, Hakkari ve Şırnak güzergahının, Kuzey Irak sınırındaki sıfır noktasında, Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından yaptırılan ve PKK’lıların Türkiye’ye sızmalarını önlemede büyük ölçüde etkili olacağı öne sürülen 11 barajdan tamamlanan 3’ünde su tutma işlemlerine başlandığı ifade edilmişti.

BAKAN EROĞLU: ‘PKK’YA KARŞI DEĞİL, ELEKTRİK ÜRETMEK İÇİN’

Bugün Afyon’da bir basın toplantısı düzenleyen bakan Eroğlu, gazetecilerin konuyla ilgili sorusu üzerine Kuzey Irak sınırında inşa edilen barajların taşkın koruma ve elektrik üretme amacını taşıdığını söyledi. Afyonkarahisar’da nasıl yapılıyorsa Şırnak’a da yapıldığını kaydeden Eroğlu, “Bazıları terör örgütü PKK’ya karşı yapıldığını söylüyor, ama değil. Sınır barajı olduğu için böyle değerlendirilmiş olabilir” diye konuştu.

PKK’YA KARŞI BARAJ HABERİ TEPKİ ÇEKMİŞTİ

Güneydoğu’da inşa edilecek olan barajların PKK ile mücadelede kullanılacağı haberine ilişkin sorularımızı yanıtlayan ve barajlar konusunda bir kitabı bulunan İnşaat Mühendisi Mazlum Çoruh, “Ülkenin savunması DSİ ye kaldıysa; PKK, kümes bekçiliğine tayin edilen tilkiye dönmüştür” sözleriyle tepkisini dile getirmişti.

‘DSİ UYUR, DÜŞMAN UYUMAZ’

“Ülkenin savunması DSİ’ye bırakıldıysa vay geldi ülkenin başına” diye konuşan Çoruh;
barajların hiçbir zaman ülkeyi ihya etmeyeceğini ve sadece diz çöktüreceğini öne sürdüğü değerlendirmesinde, “o da yetmez, ülke coğrafyasını yırtarlar. Ülkemizde barajlar hep bu iki amaç için yapılmışlardır. Yapılan barajlar açıklanan görevi yerine getirmemektedir; ama ülke coğrafyasını derin bir şekilde o barajları yaptıran ülkenin istediği şekilde ülke coğrafyası parçalanmaktadır. Barajlarla ülke savunmayı söylemek Türk ordusuna hakarettir. Milleti aptal yerine koymaktır. DSİ uyur, halkı uyutur fakat düşmanlar uyumaz” ifadelerini kullanmıştı.

ulusalkanal.com.tr

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: