Günlük arşivler: Eylül 1, 2012

BAHREYN YALAN TERCÜMEDEN ÖTÜRÜ İRAN’I AZARLADI


İRAN ANALİZ / Bahreyn Dışişleri Bakanlığı Bölgesel Meseleler ve Körfez Konseyi vekili İran maslahatgüzarını bakanlığa çağırarak Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin konuşmasının Tahran’da çarpıtılarak tercüme edilmesinden duyduğu rahatsızlığı resmi olarak iletti. Suriye’deki zalim rejime karşı başlatılan devrimi desteklediğini belirten Mursi’nin Suriye kelimeleri İran resmi medyasınca tamamen çarpıtılıp Bahreyn şeklinde aktarılmıştı.

Bahreyn Dış İşleri Bakanlığı Bölgesel Meseleler ve Körfez Konseyi vekili Büyükelçi Hammad Ahmed Abdulaziz Amir, İran resmi medyasının Tahran’daki Bağlantısızlar Zirvesinde Mısır Cumhurbaşkanı Dr. Mursi’nin konuşmasını yalan tercüme eden ve çarpıtan İran medyasından duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getirdi. Cumartesi günü İran maslahatgüzarı Mehdi İslami bakanlığa çağrılarak resmen duyulan rahatsızlık kendisine iletildi.

Bağlantısızlar Hareketinin 16. Zirvesi açılışında konuşma yapan Mısır Cumhurbaşkanı Dr. Mursi’nin konuşmasında ifade ettiği Suriye ifadesinin İran resmi medyasınca Farsça tercümede Bahreyn olarak çarpıtılması ve yalan tercümelerin yapılması üzerine Bahreyn harekete geçti. En üst düzey şekilde duyulan rahatsızlık İranlı diplomat bakanlığa çağrılarak iletildi. İran’ın tüm ilkeleri ayaklar altına alıp Bahreyn’in içişlerine yaptığı müdahalelerden duyulan rahatsızlık sürekli olarak dile getirilirken, zirvedeki utanç verici skandal neticesinde bu durum bir kez daha ortaya konuldu.

Bahreyn Dışişleri Bakanlığı resmi olarak İran’dan yapılanlarla ilgili olarak özür dilenmesini talep etti ve böylesi Mısır ile Bahreyn gibi iki ülke arasındaki kardeşlik ilişkilerine zarar veren İran’ın bu üslubtan vazgeçmesi, bunun giderilmesi yönünde gerekli adımları atması istendi.

İstiklâl Savaşı’ndaki Rus Tümeni /// CC : @MehmetPerincek


Büyük Zafer’in 90. yılında İstiklâl Savaşımızla ilgili bilinmeyen bir gerçeği ortaya çıkaran bir belge sunuyoruz. Dünyada ilk kez yayımlanan bu belge, Milli Mücadele yıllarında I. Dünya Savaşı sırasında esir düşmüş Rus askerlerin Türk orduları safında savaştığını gösteriyor.

Belge, uzun bir prosedürden sonra özel izinle girilebilen Rus Dışişleri Bakanlığı’nın arşivinde bulunuyor: Rusya Federasyonu Dış Politika Arşivi (AVPRF) fond 132, liste 4, klasör 6, dosya 18, yaprak 13, 14, 14 arkası, 15.

Arşivde bulunan belgenin onaylı kopyası, 3 Mart 1921 tarihinde Sovyet Dışişleri Halk Komiseri (Bakanı) Çiçerin’e sunulmuş. Dünya Savaşı’nda Türklere esir düşüp

Rusya’ya geri dönen tıp doktoru Filipp Feliksoviç Dombrovskiy’in 11. Kızıl Ordu yetkililerine verdiği ifade tutanakları, 22 Ocak 1921 tarihli. İfade Akstafa şehrinde alınmış ve Dombrovskiy tarafından imzalanmış.

12 bin kişiden oluşuyor

İfadesinde anlattığı üzere 30 yaşındaki ve Plotsk şehrinden olan Dombrovskiy, 20 Ekim 1916 tarihinde Revanduz’da esir düşer. Ruslar, geri çekilene kadar savaş esirleri kampında kalır. Kemalistlerin milli hareketinin başlamasıyla oluşturulan “Rus Tümeni”ne katılır. Başlangıçta bu tümenin kurucu komutanı olur.

“Rus Tümeni” içinde istişari oyun esas olduğu bir Genel Kurul vardır. Dombrovskiy, bu kurul tarafından birkaç kez Büyük Millet Meclisi’ne tümenle ilgili meseleler üzerine gönderilen komisyona da seçilmiştir.

Rus askeri tabip, ifadesinde tümenin yaklaşık 12 bin kişiden oluştuğunu belirtmiştir. Bu kişiler, Kafkas Cephesi’nde esir düşenler ve Avusturya-Macaristan

Cephesi’nden farklı işler, özellikle de Bağdat Demiryolu’nun yapımı için gönderilen Ruslardır. Tümen, Dombrovskiy’in ifadesini verdiği dönemde Harput ve çevresinde bulunmaktadır. Rus doktorun ayrıldığı sırada tümeni Yüzbaşı Kotlyarov komuta etmektedir.

Zonguldak ve Kilikya’da savaştılar

Tümen müstakildir ve askeri harekâtlara anlaşma üzerinden katılmaktadır. Tümen, İngilizlerin Zonguldak’tan atılmasında ve Kilikya’da (Çukurova bölgesi)

Fransızlara karşı çatışmalarda yer almıştır.

Tümenin çoğunluğu Rusya’ya gitmek istemekte, fakat farklı bahanelerle buna izin verilmemektedir. Dombrovskiy, başta gümrük görevlileri olmak üzere farklı memurlara yaklaşık 30 altın lira rüşvet dağıtarak Rusya’ya gelmeyi başarmıştır. Bir savaş esirinin benzer yollarla bunu yapabilmesi için aynı miktarda para harcaması gerekir.

Dombrovskiy, Rusya’nın Pyatigorsk şehrine ifadeyi vermesinden 4,5 ay önce Ermenistan ve Gürcistan üzerinden gelmiştir. Ebeveynlerini orada bulamamıştır. Hayatta olduklarını öğrenmesine rağmen, nerede olduklarını bilmemektedir.

Birçoğu Türkiye’de evlenmiş

“Rus Tümeni”nin askerlerinin Zaporojetsler (Ukrayna’daki kazak orduları (16-18. yy)) gibi bir yaşam tarzı vardır. Ticaret ve tarımla uğraşmaktadırlar. Birçoğu evlenmiştir. İhtiyaç anında da toplanmaktadırlar.

Dombrovskiy’in tek sayfalık bu ifadesinin yanında kısa soru-cevap şeklinde hazırlanmış 3 sayfalık başka bir ifadesi daha bulunmaktadır. Rus askeri tabip, tümenin ne zaman ve hangi şartlarda kurulduğu sorusuna şu cevabı vermiştir: “1918’in Ocak ayında. İngilizleri Zonguldak’tan atmamız ve sonra silahları geri teslim etmemiz gerekiyordu.”

İngilizlerin 2 topunu ele geçirmişler

Dombrovskiy, daha sonraki cevaplarında tümenin 3 alaydan, alayların 2 taburdan, taburların 4-5 bölükten, bölüklerin 4 takımdan oluştuğuna işaret eder. Her alayda 5 mitralyöz vardır. Tümeni Krotkov komuta etmiştir. Komuta kademesi seçim esasına dayalıdır.

Tümende Rus ve Türk silahları kullanılmaktadır. İlk etapta cephaneleri yoktur. Düşmandan ele geçirdikçe tümeni donatmışlardır. Bir dönem 6 topları vardır. Ancak mürettebatı Türktür. Daha sonra İngilizlerin 2 topuna daha el koymuşlardır.

Öneri kârlı ise toplanıyorlar

Tümen her zaman silahlıdır. Düzenli asker toplamamaktadırlar. İhtiyaç anında bir araya gelmektedirler. Sayıları Anadolu’da 12 bini geçmemektedir. Bunların

1500’ü Kazan Tatarıdır. Geri kalanı ise Rus ve diğer milliyetlerdendir.

Tümen, kışlada kalmamakta, şehirlerde evlerde veya köylerde yaşamaktadırlar. Ticaret, zanaat ve tarımla uğraşmaktadırlar. Tümenin ayrıca devamlı bir kalemi yoktur. Subaylar ve askerler, maaş almamakta, kazanılan para paylaşılmaktadır. Seferberlik zamanı askerler, 5 kağıt para; subaylar 30 kağıt para almaktadır.

Ayrıca günde 1,5-2 funt şeker, 0,5-1 funt et dağıtılmaktadır. (1 funt, 409,5 gram)

Sovyet askeri yetkililerinin 10. sorusu çevreye dağılmış olan bu kişilere toplanma emrinin ne yolla iletildiği yönündedir. Tümen komutanı, alay komutanlarını çağırmakta ve onlara görevi anlatmaktadır. Eğer öneri kârlı ise toplanılmakta, yoksa herkes yerinde kalmaya devam etmektedir. Seferberlik tamamen gönüllülük temelindedir. Görev zamanı asker kaçağı yoktur. Disiplin katıdır.

11. soru, toplanma esnasında nasıl silahlanıldığı, dağılırken silahların nereye teslim edildiği ya da silahları yanlarında götürüp götürmedikleri üzerinedir. Herkes silahını yanında tutmaktadır. Mitralyözler başçavuşlarda, toplar ise şehirde durmaktadır. Cephanelik, cephane taşıyan araç vb. yoktur.
“Bir şeye karışmadan şimdilik burada yaşıyoruz”

Dombrovskiy, komuta kademesinin ve askerlerin siyasi fizyonomisiyle ilgili soruyu ise Sovyet iktidarına sempatiyle baktıkları şeklinde cevaplar. Yukarıda söz ettiğimiz Genel Kurul’da şöyle bir karar almışlardır: “Bir şeye karışmadan şimdilik burada yaşıyoruz.” Tümende Marksistler vardır, ancak herhangi bir komünist örgüt bulunmamaktadır.

Dombrovskiy, sorulara verdiği cevaplarda Türklerin ilk başta kendilerine güvenmediğinin, ancak sonradan saygılı davrandıklarının altını çizer.

İngilizlere, Fransızlara ve iç isyanlara karşı

Tümen, 1920 yılının başında yaklaşık bir hafta Kilikya’da Fransızlara karşı savaşmıştır. 1919 Ağustos ve Eylül’ünde ise İngilizleri Zonguldak’tan kovmuşlardır.

Ayrıca iç isyanlarda da Türk ordularıyla birlikte savaşmışlardır. Muharebeler sırasında herkes doğrudan komutana tabidir. Dağılınca da herkes köyündeki başçavuşa bağlıdır. Memleketlerine dönmek için çok baskın bir talep yoktur. Subaylarla askerler arasındaki ilişkiler ise eşittir.

Beyaz Rus kaynakları doğruluyor

İstiklâl Savaşı’nda yer alan bu “Rus Tümeni”yle ilgili Türk kaynaklarında şimdiye kadar bir bilgiye rastlamadık. Ama İç Savaş’tan sonra Türkiye’ye kaçan Beyaz

Orduların kaynaklarında bunu doğrulayacak veriler bulunmaktadır. Beyaz Ordu belgelerinde ve o dönemde Türkiye’de bulunmuş Beyaz Ordu mensuplarının anılarında bazı Beyaz Rus askerlerinin belirli ücret karşılığında Kemalistler için savaşmak üzere kaçtıkları sıkça geçmektedir. Başka bir yazımızda da bunlara yer veririz.

Mehmet Perinçek

Aydınlık

Hatay terör örgütü merkezi, ana üssü ve kayıt bürosu!


Kendilerine “Özgür Suriye Ordusu” (El-Ceyş el-Suriye el-Hurre = Free Syrian Army) adını veren teröristler internet sayfası açtı.

Bu sayfada, dünyanın her yerindeki Suriyeliler Esad’a karşı savaşmak için çağırılıyor.

Başvuranların önce eğitilip sonra Suriye’ye gönderileceği bildiriliyor.

http://www.free-syrian-army.com

“Bizimle temasa geçin” (Contact Us) bölümünde örgütün merkezi açıklanıyor.
Main Base (Ana üs, yani merkez) : Hatay, Turkey

Yani ülkemizde terörist yetiştirip terör yapmak için komşu ülkelere yollayan bir terör örgütü komuta merkezi ve ana üssü var.

Ne farkı kaldı Türkiye’nin PKK merkezini topraklarında barındıran Barzani yönetiminden?

Telefon numarası 0536 ile başlayan bir Türk cep telefonu operatörü.

Posta gazetesi yazarı Candaş Tolga Işık anlatıyor:

“Bu numara arandığında İsmail adında Türkçe bilmeyen, İngilizcesi çok kötü bir kişi çıkıyor.

Arapça bilen arkadaşımız konuştu. İsmail Suriyeli imiş, Hatay’da yaşıyormuş, 1 yıl önce Türkiye’ye gelmiş.

Esad’a karşı savaşa katılmak isteyen Suriyelileri örgütlüyorlarmış.

“Hatay’da tam olarak neredesiniz, kaç kişisiniz” diye sorduk. “Niye soruyorsunuz” dedi.

Baltalık edip “Gazeteciyiz” dedik, telefonu kapadı. Bir daha da açmadı”

*** *** ***
Evet, ülkemizde ikinci bir Kandil var!

Bildiğiniz Kandil, Amerika’nın koruması altındaki Kuzey Irak Barzani bölgesinde bulunuyor.

PKK teröristlerinin ana üssü olan Kandil’de Türk Ordusu ile savaşmak isteyenler eğitiliyor ve buradanülkemize saldırılar düzenleniyor.

Hatay ikinci bir Kandil oldu!

Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) teröristlerinin ana üssü Hatay’da kuruldu, Amerikan koruması altında.

Burası da aynen Kandil gibi çalışıyor, adam eğitip Suriye’ye saldırılar düzenliyorlar.
Yani, mülteci kampı değil, terörist komuta merkezi.

Hem PKK’nın Kandil üssü, hem de ÖSO’nun Hatay üssü uluslararası hukuka aykırı.
Hiçbir ülke, topraklarında başka bir ülkeye saldırılar yapan silahlı örgütleri barındıramaz.

Dolayısıyla, Barzani’nin sözde Bölgesel Hükümeti de, AKP Hükümeti de hukuka aykırı konumdadırlar.

Barzani bölgesindeki PKK Amerika’nın desteği ile Türkiye’ye saldırırken, Türkiye’deki ÖSO da yine Amerika’nın desteği ile Suriye’ye saldırmaktadır.

Böylesine akıl dışı bir olay şimdiye kadar dünyanın hiçbir yerinde görülmedi.

*** *** ***
CHP Milletvekili Refik Eryılmaz’ın sorusu üzerine Bülent Arınç şu açıklamayı yapmıştı :

“BM mevzuatında kadın ve çocukların kaldığı kamplar ile asker kişilerin kaldığı kampların statüsü ayrıdır”

Hürriyet gazetesi yazarı Mehmet Yılmaz, bu sözlerin doğru olmadığını açıkladı:

“Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği sitesine girdim http://www.unhcr.org.tr
Kadın ve çocukların kaldığı kamplar ve asker kişilerin kaldığı kamplar diye bir ayrım yok.

Sitede, “Bir asker mülteci olabilir mi” sorusuna verilen cevap şöyle:

“Mülteci, sivil bir kişidir. Sığındığı ülkeden, kaçtığı ülkesine karşı silahlı faaliyete devam eden kişiler mülteci olarak kabul edilemezler.”

Demek ki, “Asker kişilerin kaldığı mülteci kampı” diye bir kavram yok.

Dolayısıyla, Hatay’daki bu kamplar mülteci kampı değil, terör örgütü ana üssü.

Bülent Arınç’ın dediğine inanırsak, Kandil’deki PKK’lileri de mülteci olarak görebiliriz.

Barzani “Bunlar mülteci” dese, Bülent Arınç ne cevap verecek?

*** *** ***
Hatay Valisi Celalettin Lekesiz “Apaydın Kampı’nda askeri kıyafetli yok, konaklama merkezlerinde yaşayanların askeri kıyafet giymesine izin yok” dedi.

CHP Milletvekillerinin içeri alınmadığı, AKP Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik’in “AKP Milletvekilleri bile giremez” dediği kampın yöneticisi olduğunu söyleyen asker kıyafetli bu kişi ne peki?

Aydınlık, 29 Ağustos 2012

Bu fotoğraf, 4 gün önce, CHP Milletvekillerinin içeri girmek istedikleri zaman kampın kapısında çekildi.

Jandarma Komutanı, Aydınlık muhabirine “Sizin basın kanunlarınız burada geçmez” dedi.

Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu, CHP Milletvekillerinden 15 dakika kadar önce kampa vardı. Türkçe bilmeyen kişilerce yolu kesildi. “Buraya giremezsiniz” dediler.

Kenanoğlu anlatıyor :

“Daha sonra Milletvekilleri geldi, onlar basın açıklaması yaparken üniformalı bir kişinin 3 kişiyle sohbet ettiğini gördük. Yanımıza geldi, ancak Türkçe bilmiyordu. Ardından Türkçe bilen ve kendisini “doktor” olarak tanıtan biri geldi ve “Komutan bu” dedi.

Komutan, adının Abu Hüseyin Naimi olduğunu söyledi. Ben yalan söylediğini hissettim. Sakallı idi. Fotoğraflarını çektik”

“Gündüzleri Suriye’ye çatışmaya gittiklerini, gece kampa döndüklerini, burada istirahat edip tedavi olduklarını, silahları sınırın öte tarafındaki birliklerinde bıraktıklarını, Türkiye’ye silah sokmadıklarını, Türk Hükümetinin kendilerini sivil kıyafetle Türkiye tarafına geçmeleri, dikkat çekmemeleri için uyardığını söyledi.”

Ama ne garipti ki, kendisi asker kıyafeti içinde idi.

Adam çekinmeden “Buranın komutanı benim, 200 silahlı adamım var, hepsini keseceğiz” diyor.

Ali Kenanoğlu komutan bozuntusunun fotoğrafını çekti, Aydınlık yayımladı.

Vali Bey, bu ne. Hani kampta asker kıyafetli kimse yoktu.

Vali Bey “Kampta bu isimde kimse yok” diyor. Adı bu olmayabilir, ama asker kıyafetli, önemli olan da bu, adı neyse ne.

Sadece kampta değil, şehir ve kasabalarda da asker kıyafeti ile silahlı olarak dolaşıyorlar. Polisleri tartaklıyorlar. Olaytar örtbas ediliyor.

CHP Milletvekili Refik Eryılmaz, Suriyeli teröristlerin bıçakladığı polisi ziyaret etti.

Polis konuşmuyor. Yanındaki kişi “Düştü, bıçak battı” diyor.

Askeri kıyafetli onlarca teröristin sokaklarda dolaşırken fotoğrafları yayımlandı.

Reyhanlı Tekel binası önünde kendilerini Suriye’ye götürecek aracı bekleyenlerde bile askeri kamuflaj elbiseleri var. Hiç çekinmeden hareket ediyorlar. Bölge halkı herşeyi biliyor. Vali Bey inkar ediyor.

Sivil giyimli bir komutanımız işgüzarlık edip askeri elbiseli sakallı teröriste “Neden böyle giyindin” diye soracak oluyor, adam komutanı tersliyor, komutan kimliğini gösterince “Kim olduğun beni ilgilendirmez, istediğimi giyerim” diyor.

Nasıl böyle konuşabiliyor?

CHP Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz açıkladı:

“Bu kampı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yönetmediğini herkes biliyor”

Evet, bu kampları Amerikalılar yönetiyor. Bu teröristler de bir nevi Amerikan askeri sayılıyor. Onun için rahatlar. Kendilerine kimsenin dokunamayacağını biliyorlar.

Hatta Yayladağı’nın Topraktutan Köyü’nde bir askerimiz 4 gün önce sırtından kurşunlandı. Türkiye’yi Suriye’ye karşı kışkırtmak isteyen teröristlerin vurduğundan şüpheleniliyor. Aynı gün, Orman İl Müdürlüğü’ne ait araçlar da kurşunlandı. CHP Milletvekili Refik Eryılmaz, vurulan askeri hastanede ziyaret etti.

Polis ve asker bile bunlarla başa çıkamadığına göre, halkın resmi şikayet yapamaması doğal değil mi?

Vali Bey gidip halka sormuş mu?

Ali Serdar BOLAT

http://aliserdarbolat.blogspot.com/

MALİKİ HÜKÜMETİ ONLARCA SÜNNİYİ İDAM EDİYOR


İRAN ANALİZ / Şii Maliki hükümetine bağlı güvenlik güçlerinin tutukladığı ve tamamına yakını Sünnilerden oluşan binlerce mahkum gizli/açık cezaevlerinde hayatını kaybetmeye devam ediyor. Geçtiğimiz gün toplu olarak idam edilen 26 kişinin ardından yüzlerce kişinin daha idam edileceği Irak’ta tehlikeli gidişat üzerine Birleşmiş Milletler, Uluslararası Af Örgütü, Irak Müslüman Alimler Heyeti gibi teşkilatlar uyarılarda bulundu. Maliki Hükümeti’nin idam edeceği mahkumların Sünni olması, bunların tamamına yakının hayali suçlarla itham edilmesi, avukat hakkı verilmemesi ve mahkemede yargılanmadan, adil karar verilmeden infaz edilmesi ülkedeki tehlikeli duruma işaret ediyor. İdam edilen mahkumlardan birisinin fotoğrafı arkadaşlarınca basına sızdırıldı.

Maliki hükümetinin idam ettiği Sünni kökenli mahkumlardan birisinin fotoğrafı idamından saatler öncesinde çekildi ve arkadaşlarınca basına sızdırıldı. Edinilen bilgilere göre Bağdat’ın güneyindeki Mahmudiye bölgesinden olan bu şahsın birçok çocuğu bulunuyor. Kendisi bir muhbir nedeniyle tutuklandı ve ciddi işkencelere maruz bırakıldı. Fotoğraf haksız yere türlü işkencelere maruz bırakılan ve benzeri on binlerce masumun bulunduğu cezaevlerindeki Sünni Müslümanların ölümü nasıl karşıladığını gözler önüne seriyor.

Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz Salı günü sabahı Maliki hükümeti içinde 3′ü bayan olmak üzere 21 Sünni Iraklıyı idam etti. Bu yıl içinde yine Sünni kökenli 14 mahkum daha idam edilmişti. Şubat ayında ise 17 Sünni idam edilmişti. Halihazırda yüzlerce Sünni mahkumun hiçbir somut delil, gerekçe ve hukuki boyutu olmaksızın Maliki iktidarına bağlı mercilerce idam edileceğine dikkat çekiliyor.

Birleşmiş Milletler Hukuk Komisyonu başta olmak üzere Irak Müslüman Alimler Heyeti İnsan Hakları Birimi, dahası meclisteki insan hakları komisyonu ve çeşitli siyasiler, dini oluşumlar, sosyal gruplar ve STK’lar da mezhepçi saiklerle hareket eden Maliki iktidarının bu tehlikeli intikam duyguları ile hareket edilen toplu idamlara sert şekilde karşı çıkıyor. Uluslararası örgütler ve devletlerin devreye girerek bu cinayetlere son verdirilmesi için Maliki’ye baskı yapması isteniyor.

İRAN’A BİR TOKAT DA YEMEN CUMHURBAŞKANINDAN


İRAN ANALİZ / Gözlemciler İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen Bağlantısızlar Hareketi Zirvesine Yemen Cumhurbaşkanı Abd Rabbu Hadi’nin katılmamasının önemli mesajlar verdiğine işaret etti. Devlet başkanı düzeyinde değil bakan düzeyinde temsil edilen Yemen’in böylece kendi içişlerine müdahalelerde bulunan İran rejimine açıkça mesaj verdiği kaydedildi.

Yemen’in içişlerine karışan, ülkede çeşitli gruplarla görüşüp tehlikeli projelerde yer alan İran casusluk şebekesinin çökertilmesi, hukuki sürecin başlatılması ve olayların derinleştirilmesi üzerine iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmişti. Devrim sonrası istikrar arayışı içinde geçiş sürecinde olan Yemen’in yeni yönetici kesimi İran’a casusluk şebekesiyle ilgili olarak net ve sert bir tavır gösterdi.

Bunun üzerine İran cumhurbaşkanı Necat özel temsilcisini sözde Bağlantısızlar Hareketi Zirvesine davet etmek üzere San’a’ya gönderdi. Ancak Yemenli ve İranlı kaynaklar ziyaretin asıl amacının çökertilen İran casusluk şebekesi olduğuna dikkatleri çekmişti. Ahmedinecat’ın özel temsilcisi bir kaç gün kalmasına rağmen Yemen Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilmedi ve mesajı alarak ülkesine geri döndü.

İran Devrim Muhafızları bünyesindeki bir komutanın liderliğini yaptığı çökertilen casusluk şebekesi Yemen hükümetini İran’a yönelik daha sert bir tutum almaya sevk etti. Yemen Cumhurbaşkanı gerek ülkesi için tehdit arz eden casusluk hadisesi gerekse Husiler ve çeşitli hususlarda iç işlerine karışmaması yönünde İran rejimini açıkça uyarmıştı.

Araştırma ve Geliştirme Merkezi başkanı Abdusselam Muhammed açıklamasında Körfez Mübaderesinden bu yana Yemen ile İran arasında yaşanan ilişkilerin boyutuna değinerek bunun yarı dondurulmuş ilişki olduğuna işaret ediyor. Tahran’ın attığı adımların Yemen’in bağımsızlığını ve uluslararası hukuku ciddiye almaksızın atılan adımlar olduğuna dikkatleri çeken Muhammed şunları söylüyor:

“İran’ın attığı adımlar Yemen’deki nüfuzunu güçlendirmeye yönelik adımlar. Özellikle Suriye’de Beşşar Esed rejiminin sonunun yaklaşmasını gördükten sonra buraya daha çok yüklendiler. Çünkü bölgedeki stratejik müttefiki olan Esed çöktükten sonra bu açığı kapatmayı düşünüyorlar. İran’ın nüfuzu Sa’de bölgesindeki Husi isyancılara direk lojistik destek verme şeklinde ortaya çıkıyor. Yine çeşitli bölgelerdeki şiddet içeren silahlı gruplara, örgütlere destek veriyor. Eski rejimle (Ali Abdullah Salih) irtibatlı gruplara ve ayrılıkçı oluşumlara İran destek vererek Körfez Anlaşmasını böylece baltalamak istiyor.”

JAPONYA’NIN İRANDAN ALDIĞI HAM PETROL SIFIRI BULDU


İRAN ANALİZ / Japonya’nın 1981 yılından bu yana ilk kez Temmuz 2012 itibariyle İran’dan aldığı ham petrolün sıfırı bulduğu kaydedildi. Avrupa Birliği’nin nükleer bomba çalışmaları ve Suriye’deki soykırımlarda Esed rejimine verdiği destek nedeniyle İran’a uyguladığı ambargo kapsamında Japonya’da çeşitli yaptırımlar uygulamıştı. Bunlardan biri en ciddi darbe olarak değerlendirilen petrol ticaretini durdurmasıydı. Ticaret Bakanlığının verileri Temmuz 2012 tarihinde Japonya’nın İran’dan aldığı petrolün sıfırı bulduğunu gösteriyor.

Japon alıcıların İran ham petrolü alımı 1981 yılında bu yana ilk defa 0 rakamını bulmuş oldu. Haziran ayının başında kademeli olarak düşen ticaret son olarak Temmuz ayında sıfırı buldu ve İran petrol ticareti için en ciddi darbe aldığı bir dönem olarak değerlendirildi. Bu yöndeki açığını kapatmak için Japonya başta Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Irak ve diğer petrol sağlayıcılarına yöneldi.

Asya’nın en büyük ikinci ham petrol alıcısı konumunda olan Japonya’nın İran’a yaptırım yapan ülkeler arasında yer alması ciddi önem taşıyor. Hindistan, Güney Kore ve diğer bazı ülkeler de yaptırımlara katılan ülkeler arasında yer alıyor.

Ticaret Bakanlığının paylaştığı verilere göre İran’dan geçtiğimiz aylarda ithal edilen ham petrol 126,726 varil iken bu geçtiğimiz yıl yüzde 52.5′e indi ve kademeli olarak düştü. Yılın ilk yedi ayında ham petrol oranı yüzde 38.7′e ve sonrasında sıfır oranlarına kadar düştü.

İşte tampon bölge!


Şİmdİlİk adı konulmayan tampon bölge adım adım kuruluyor. Suriyeli asiler Hatay’da karakol karşısına kamp kurdu. Köydeki kız öğrenci yurdu hastaneye çevrildi, öğrenciler ortada kaldı. Türkiye haftada 2 kez TIR’larla yiyecek ve lojistik destek gönderiyor. CHP’li Refik Eryılmaz, “Hükümet talimat vermiş” dedi.

Suriyeli asiler Hatay Reyhanlı’ya bağlı Bükülmez köyündeki karakolun 500 metre yakınına kamp kurdu, 2 tarafa da geçişle sınır fiilen yok oldu!

Tampon bölge adım adım kuruluyor

Suriyeli muhaliflerin gözleri iyice karardı. Türkiye’de silahlı eğitim gördükleri öne sürülen Suriyeli muhalifler, Hatay’ın Reyhanlı ilçesine bağlı Bükülmez Köyü’ndeki karakolun 500 metre yakınına çadır kurdu. Bükülmez Köyü ile Suriye arasında sınırlar kalktı. Yakın bölgede jandarma karokolu bulunmasına rağmen asilerin, ellerini kollarını sallayarak sınırı geçerlerken hiç bir engelleme ile karşılaşmadıkları öğrenildi. Haftada iki kez Türkiye’den giden TIR’larla yiyecek ve lojistik yardımı alan muhalifler için ayrıca yine köyde bir gizli hastane faaliyete geçirildi. Yörük adlı Kız öğrenci yurdu hastaneye çevrilirken, burada 100’den fazla yaralının tedavi edildikten sonra yeniden Suriye’ye savaşmaya gönderildikleri iddia edildi.

Fettahların sayısı arttı

CHP Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz, Suriye’den kaçanlarla ilgili sınırda herhangi bir işlem yapılmadığını söyledi. Eryılmaz, sığınmacıların çoğunluğunun kimlik taşımadıklarını ifade eden Eryılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kendilerine kimlik sorulduğunda ’Benim kimliğim yok’ diyor ’Ben sığınmacıyım’ diyor. İsmini soruyoruz, ’Abdullatif Fettah’ diyor. ’Beyana göre yazıyoruz, sınırdan alıyoruz içeri’ diyorlar. ’Gelen hiç kimseyi reddetmeyeceksiniz diye bir talimat geldi bize’ diyorlar. Bu hükümet politikasıdır. Hükümetten talimat geliyor, yazıyı yazıp gönderiyorlar. Sınırda görevli olan askerler bana bunu söyledi.”

Lütfi Akar’dan Apaydın ziyaretine iptal

Türk Kızılayı Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar, daha önce duyurulan Apaydın Kampı’na ziyareti iptal etti. Akar, CHP milletvekillerinin girişine izin verilmeyen kampı ziyaret etmekten vazgeçtiklerini belirtti. Lütfi Akar, Hatay Vali Vekili Kadim Doğan’ı ziyaretinde yaptığı konuşmada Kızılay heyeti olarak salı gününden itibaren Suriye sınırında devlet tarafından teşhir edilmiş kamplarda Kızılay’ın çalışmalarını ve diğer organizasyonlarla ilgili bilgi edinmek üzere geziye çıktıklarını kaydetti. Bu sırada bir gazetecinin resmi programlarında bulunmasına rağmen Apaydın Kampı’nı ziyaret etmemelerinin nedeniyle ilgili bir soruya Akar, şu cevabı verdi: “Zamanımızın olmaması dolayısıyla Apaydın Kampı’na gitmekten vazgeçtik. Biz Kızılay olarak siyasi polemiklerin ortasında kalmak istemiyoruz. Hiçbir kişiye ve siyasi düşünceye de malzeme olmak istemiyoruz.”

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: