Günlük arşivler: Eylül 5, 2012

Al Bayrak Gökten İnmez


Satanizmin Tüyler Ürperten Müziği


ASIRLIK ÇINARLAR


Lumberjacks working among the redwoods in California

The photos from northwest California were taken by Swedish photographer A.W. Ericson

The length and breadth of the tree trunks are highlighted by the men, who are dwarfed by the tree’s sheer size

After logging on Vance’s Mad River. The man in the center of the picture shows the height of the tree trunks in comparison to him

A team of horses pull a number of logs along after the redwoods have been felled

Humboldt County has nearly 1,500,000 acres in public and private forests, including the Redwood National and State Parks

Pictures from the 1915-era display the work of loggers in the densely forested northern California area

Dramatic photos show the measure of a man in contrast to the enormity of nature

The densely forested northern California area accounts for twenty per cent of the state’s total forest production

İŞTE BENİM ANAM BU … ANA SANA CANIM FEDA ….


POYRAZKÖY TEZGAHINDAN SADAT ÇIKTI


İrticacı oldukları için TSK’tan atılan askerlerin kurduğu As-Der‘in yan kuruluşu olan ve Suriye’de Esad’a karşı savaşanları eğitmekle suçlanan SADAT adlı şirketten bambaşka bir rezalet çıktı.

Birkaç gündür Aydınlık‘ın gündeme getirdiği SADAT’ın Yönetim Kurulu üyelerinden emekli SAT’çı Mehmet Emin Koçak‘ın (fotoğrafta en solda) SAT komandolarının tutuklanmasına neden olan (SÖZDE) Poyrazköy davasında rol aldığı öğrenildi. Aydınlık’a bilgi veren emekli bir SAT komandosu, Koçak’ın Poyrazköy kazılarının yapıldığı dönemde Emniyet’le işbirliği yaptığını belirtti.

(İLGİLİ HABER) PARDON DİYENİ BİLE YOK

(İLGİLİ HABER) POYRAZKÖY’DE BİR SKANDAL DAHA

(İLGİLİ HABER) BEKTAŞ’IN İMZASI SAHTE ÇIKTI

Kuzey Deniz Saha eski Komutanı Emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü de (SÖZDE) Poyazköy davasında bir ihbar mektubu aldığını belirterek şöyle demişti:

"Bazı personelin borçlu ve geçinemediklerini söyledikleri bir dönemde aniden paralanıp ev ve araba aldıkları vurgulanmıştı. İsimlerden biri de Mehmet Emin Koçak’tı. Koçak’ın çok defa izinsiz ABD’ye gittiği de tespit edildi. Bu yüzden 2009’da tutuklandı"

SADAT’ın örütbağ yayınındaki, "Yönetim Kurulumuz" başlıklı fotoğrafta yer alan Mehmet Emin Koçak‘ın, SAT komandolarının tutuklanmasına neden olan (SÖZDE) Poyrazköy davasında rol aldığı öğrenildi. Koçak, Poyrazköy kazılarının yapıldığı dönemde emniyetle işbirliği yaptı, dava başladıktan sonra da kendi isteğiyle emekli oldu.

Koçak’ın adı, SADAT’ın "Danışman listesi" bölümünde, "Deniz Kuvvetleri muharip sınıf" başlığı altında şu şekilde yer alıyor: E. SAT Kd. Başçavuş Mehmet Emin Koçak, Su Altı Taarruz, Komando, Dalgıç, Balık Adam, Keskin Nişancı, İleri Tahrip, Özel Hrk. Şahıs ve Tesis Koruma Uzmanı.

BİR ANDA ZENGİN OLDU

Kuzey Deniz Saha eski Komutanı Emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütcü de, (SÖZDE) Poyazköy davasında, Mehmet Emin Koçak’tan bahsetti. Öğütçü, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki, 12 Ocak 2011 tarihli duruşmada, şu bilgileri verdi:

Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’na 20 Mayıs 2005’te Cemal Korkmaz sahte ismi ile gönderilen bir ihbar mektubunda, SAT Grup Komutanlığı’nda bir gruptan bahsedilmişti. Bahse konu personelin son zamanlarda SAT Grup Komutanlığı’nda yaşanan olaylarla ilgili olabileceği belirtildi. Bu personelin aşırı borçlu oldukları ve geçinemediklerini söyledikleri bir dönemde aniden paralanıp ev ve araba aldıkları vurgulanmıştı. İsimlerden biri Mehmet Emin Koçak’tı"

ABD’YE İZİNSİZ GİTTİ

Öğütçü, gelen ihbarda yer alan bir bilginin de yurtdışı ziyaretleri olduğunu hatırlattı:

"Bu şahıslardan birinin ABD’ye gidip gelmesinden sonra SAT grubunda olayların meydana gelmesinin dikkat çektiği belirtilmişti. Prensip olarak imzasız ve sahte imzalı mektuplara işlem yapılmadığı için mektuba ilişkin bir işleme geçilmemişti. Ancak 25 Mayıs 2009’da, şahıslardan birinin denize mühimmat attığı telefon ile tarafıma rapor edilmiştir. Şahıs da ifadesinde mermileri denize attığını itiraf etmiş ve tutuklanmıştır"

2009’DA TUTUKLANDI

İsmi geçen personelin iş yerleri ve evlerinde delil olabilecek tüm CD, doküman ve malzemelere el konulduğunu, yapılan aramalarda C4 maddesi bulunduğunu anlatan Öğütçü, şöyle devam etti:

"Mektupta ABD’ye tatile gittiği belirtilen astsubayın araştırılmasında, Mehmet Emin Koçak’ın çok defa izinsiz yurt dışına çıktığı tespit edilerek 23 Haziran 2009 tarihinde tutuklanmıştır. Özellikle Deniz Kuvvetleri hedef seçilerek hedef alınan komutanlıklar ile subay ve astsubaylara karşı içimize yerleşmiş sütü bozukları vasıtasıyla tertipler hazırlanmıştır"

ASDER İTİRAF ETTİ

SADAT da, internet sitesinden Aydınlık’ın haberlerinin doğru olmadığını öne sürmek üzere yaptığı yazılı açıklamada, TSK’yı hedef alan tertiplerde rol aldıklarını itiraf etti. Aydınlık’ın haberinde geçen, "ASDER, Ergenekon ve Balyoz davalarına bilgi ve belge sızdırılması ile bu belgelerin sahtelerinin oluşturulmasında görev almıştır" ifadesine SADAT, şöyle yanıt verdi: "ASDER Mensupları, bildikleri bir şey varsa bunu açık olarak bildirmekten başka bir şey yapmamıştır"

KAYNAK: AYDINLIK

Kaşif Kozinoğlu’nun Aydınlık’a mektubu


Türkiye’nin yıllardır en çok merak ettiği ve kamuoyunun “Hayalet” lakabıyla tanıdığı MİT’çi Kaşif Kozinoğlu, geçtiğimiz Cumartesi akşamı tutuklu olduğu Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetti.

Kozinoğlu, yargılanacağı Odatv davasında 22 Kasım Salı günü ilk duruşmasına çıkacaktı. Duruşmasına 10 gün kala, henüz kesinleşmeyen bir nedenle hayatını kaybetti. MİT’çinin sır ölümüyle ilgili, bütün kamuoyunda olduğu gibi, Kozinoğlu’nun hem yakın çevresi hem de devre arkadaşlarının kafasında soru işaretleri gittikçe büyüyor. En büyük soru işareti ise Adalet Bakanlığı’nın ölüm sebebi olarak “ağır ve yoğun spor yapması” şeklindeki açıklamasının, Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşları tarafından doğrulanmaması.

Kendi kaleminden

Kaşif Kozinoğlu’nun ölüm haberi duyulur duyulmaz, herkesin ilk tepkisi “Sırlarıyla öldü” oldu. Gazeteler “MİT’in kara kutusuydu” manşetleri attı. Ancak Kozinoğlu, sırlarının bir bölümünü ölmeden önce kendi el yazısıyla kaleme aldı ve bu notları Aydınlık’la paylaştı. Aydınlık, “Kendi el yazısıyla Kozinoğlu’nun sırları” yazı dizisini bugün başlatıyor.

Gündem değiştirecek mektup…

Fethullah Gülen cemaatinin Türk Cumhuriyetlerindeki örgütlenmesi… Cemaat hiyerarşisi ve işleyişi… MİTCIAcemaat bağlantıları… Hakan Fidan ve MİT’te yeni dönem… Abdullah Gül-Tayyip Erdoğan-Fethullah Gülen ilişkileri ve karşıtlıkları… Anayasa Mahkemesi ve AKP’ye kapatma davası… Mehmet Eymür ve Ergenekon tertibi… Eymür ve cemaat ilişkileri… Kaşif Kozinoğlu’ndan Türkiye gündemini sarsacak açıklama ve bilgileri el yazısından aynen kamuoyuyla paylaşıyoruz…

MİT’çi Kozinoğlu, ABD’nin Gülen okullarını nasıl kullandığını anlatıyor:

Gülen okullarının müdürleriCIA’ya rapor veriyor

İşte Kozinoğlu’ndan gündemi sarsacak açıklamalar:

1-) Özbekistan, Rusya Federasyonu ve en son Türkmenistan, Fethullah Gülen okullarını hangi gerekçe ile kapatıyorlar? “İrticai faaliyetler!” Görevlilerden bir kısmı da anılan ülkelerdeki bağımsız mahkemelerde yargılanıp hapis cezası alıyor. Diğer kısmı söz konusu ülkeden kovuluyor.

2-) Rusya Federasyonu anılan okulları kapatırken bir tespit yapıyor. Basına yansımıştır anılan tespit: “Söz konusu okulların ABD adına istihbari faaliyet gerçekleştirdikleri ve anılan okulların ABD’li istihbaratçıların barınma yuvaları olduğu…”

3-) Anılan okulların faaliyet göstermesi için çok büyük meblağlarda para gerekmektedir. Anılan para, Türkiye’deki bazı işverenlerin bağışlarından elde edilen paranın çok üzerindedir. Bu paraları ABD vermektedir. (N. Veren de benzeri şekilde ifade ediyor.)

4-) ABD, bu okulları sadece istihbarat ve barınma bağlamında değerlendirmiyor. ABD’nin esas amacı, “söz konusu okullar sayesinde, İran’ın Asya’daki Fundamentalist akımını engellemek ve dengelemek”.

5-) Söz konusu okulların 1. düşmanı İran’dır. Fethullah Gülen hareketi, ABD İran’ı sevmediği için İran’ı düşman bellemiştir. Anılan ülkelerde belirttiğim şahıslar, özellikle okul müdürleri o ülkelere ilişkin raporlarını da belli periyotlarda anılan ülkelerdeki CIA temsilcileri ile paylaşmaktadır. Ayrıca o şahıslar o ülkelerden bayanlarla evlenip o ülkenin pasaportlarını da almaktadır…

Nurettin Veren, Fethullah Gülen’in eski başmuavini ve 35 yıllık yol arkadaşı

Devre arkadaşlarından Kaşif Kozinoğlu’yla ilgili önemli iddia:

Jandarmadan bilgi sızdıran ekibi tespit etmişti

Odatv soruşturmasıyla tutuklanan MİT Orta Asya Ülkeleri Daire Başkanvekili Kaşif Kozinoğlu, son yolculuğuna uğurlandı. Cenazeye katılan Kozinoğlu’nun devre arkadaşları, Aydınlık’a yaptıkları açıklamada, “Arkadaşımız CIA’nın hedefindeydi” dedi

Odatv soruşturmasıyla tutuklanan MİT Orta Asya Ülkeleri Daire Başkanvekili Kaşif Kozinoğlu’nun cenazesi için öğle vakti İstanbul Üsküdar’daki Selimiye Camisi’nde askeri tören düzenlendi. Törene katılımın yoğun olduğu gözlenirken, devre arkadaşları Kozinoğlu’nun ani ölümüne ilişkin Aydınlık’a konuştu.

’3-4 yıl önce rapor hazırladı’

Kozinoğlu ile aynı dönemde çalışan devre arkadaşı, Orta Asya’da yaptığı özel çalışmalar nedeniyle Kozinoğlu’nun ABD istihbarat teşkilatı CIA’nın hedefinde olduğunu öne sürdü. Kozinoğlu’nun gizli belge sızdırdığı gerekçesiyle tutuklandığının altını çizen devre arkadaşları, şöyle konuştu: “Arkadaşımız aslında 3-4 yıl önce jandarmadan bilgi sızdıran ekibi tespit etmişti. Ülkemizde yaşananları iyice gözden geçirmeliyiz. Yaşanmış ve yaşanacak olayları anlatan televizyon dizileri ve bazı haberler nasıl yapılıyor? İşte arkadaşımız bunun üzerine çalışıyordu. Bir rapor hazırladı ve bu raporu da üst düzey devlet yetkililerine verdi. Konumu ve yaptıkları ortadadır. Arkadaşımız CIA’nın bile hedefindeydi.”

‘Kalp krizi geçirmedi’

Fiziki olarak çok güçlü olduğuna dikkat çeken silah arkadaşları, “Kaşif’in yanına hiç kimse yaklaşamaz. Onu darp edebilecek biri yoktur. Yurt dışındaki spor müsabakalarında sayısız ödüller aldı” dedi. Mesleği gereği kalp krizi geçirdiğini vücudundaki belirtilerden anlayabileceğini ifade eden bir devre arkadaşı ise “Kalp krizinin kolda uyuşma, göğüs kafesinde sıkışma gibi tipik belirtileri vardır. Arkadaşımız bunları çok iyi bilirdi. Normalde kalp krizi öncesi yakınındakilere haber verebilirdi. Biz kalp krizi geçirdiğini düşünmüyoruz” diye konuştu.

Silah arkadaşları, Silivri Cezaevi’ndeki tutukluların yavaş yavaş öldürüldüğünü düşündüklerini belirtti: “70 yaşına yakın insanları Silivri’de tutuyorlar. Oradaki tutukluların yavaş yavaş zehirlendiğini düşünüyoruz. Cezaevinde doktor bile yok. Hiçbir akıl ve mantık Kozinoğlu’nun kalp krizi nedeniyle öldüğüne inanmaz.”

Cenazeye geniş katılım

Tören öncesi Kozinoğlu’nun eşi Yeşim, oğlu Özel, annesi Belgin Kozinoğlu ile kız kardeşi Figen Bıçakçıoğlu, cami avlusunda taziyeleri kabul etti. Cenaze törenine, Kozinoğlu’nun aile yakınlarının yanı sıra eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, MİT İstanbul Bölge Başkanı İsmail Nişancı, MİT İzmir Bölge Başkanı Özel Yılmaz, eski İstanbul Organize Suçlarla Mücadele ve Kaçakçılık Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, Balyoz davası tutuklusu eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın eşi Nilgün Doğan, oyuncu Perran Kutman ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Cenaze törenine Genelkurmay Başkanlığı, MİT Müsteşarlığı, İkinci Ergenekon davasının tutuklusu Yeni Parti Genel Başkanı Tuncay Özkan ve çok sayıda üst düzey komutan da çelenk gönderdi. Kozinoğlu’nun Türk bayrağına sarılı tabutu, törenden sonra Kozinoğlu’nun cenazesi götürüldüğü Ümraniye Hekimbaşı’ndaki Kocatepe Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Kozinoğlu’nun 40 sayfalık savunmasına savcı el koydu!

Odatv soruşturmasıyla tutuklanan Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Orta Asya Ülkeleri Daire Başkanvekili Kaşif Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’nde el yazısıyla hazırladığı 40 sayfalık savunmasına savcının el koyduğu öğrenildi. Cezaevi kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Kozinoğlu, mahkemeye sunmak üzere çok etkili bir savunma hazırladı. Savcı, önemli bilgilerin yer aldığı bu 40 sayfalık el yazısı savunmaya Kozinoğlu’nun koğuşuna giderek el koydu. Şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Kaşif Kozinoğlu’nun 40 sayfalık el yazısı savunmasına, savcının bizzat koğuşa giderek el koyması ise dikkat çekti.

Kozinoğlu’nun 40 sayfalık el yazısı savunmasının içeriği ve dava dosyasına girip girmeyeceği merak konusu…

Kaşif Kozinoğlu’nun avukatları: Cezaevinde ve ambulansta doktor yoktu!

Odatv soruşturmasıyla tutuklanan Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Orta Asya Ülkeleri Daire Başkanvekili Kaşif Kozinoğlu’nun avukatları Taner Serim ve Tuğçe Duygu Köksal, Kozinoğlu’nun şüpheli ölümüne ilişkin cezaevinde ve hastanede yapılan müdahalelerle ilgili yazılı basın açıklamasında bulundu. Kozinoğlu’nun avukatlarının yaptığı açıklamada, Kozinoğlu’na cezaevinde ve hastaneye götürülmek üzere konulduğu ambulansta doktor müdahalesi yapılmadığının altı çizildi. Kozinoğlu’nun avukatları, “Tarafımızca bilinen; Kozinoğlu’nun rahatsızlandığı cezaevinde doktor bulunmadığından kendisine burada herhangi tıbbi müdahalenin yapılmadığı; Silivri Devlet Hastanesi’ne sevk için çağrılan ambulansta da doktor bulunmadığı; ancak yolda ulaşan ikinci bir ambulanstaki doktor tarafından kalp masajıyla müdahale edilmek istenildiği fakat başarılı sonuç alınamadığından Silivri Devlet Hastanesi’ne ölü duhul ettiğinden ibarettir” ifadesini kullandı.

Aydınlık

Undercover Agents Assault Journalists at Democratic Convention in Charlotte


Charlotte, NC — Two journalists covering the Democratic National Convention were confronted on Sunday by two undercover agents who assaulted one and threatened to punch the other in the mouth for photographing them.

The two journalists, Kevin Gosztola of Firedoglake.com and Steve Horn, a Truthout contributor credentialed to cover the DNC for WORT-FM in Madison, Wisconsin, took notice of four burly middle-aged white males during a public march. The four were taking photos of the undocumented immigrant contingent in the march. They were carrying "No Papers, No Fear" blue flags and had put stickers from Code Pink on their person to make it seem like they were protesters in the demonstration. One man in an orange shirt had a black piece in one of his ears.

Horn and Gosztola followed one of the men when they left the demonstration. At the corner of North Church Street and West Fifth Street, the man in the orange shirt claimed he was a protester and did not like having his picture taken. He threatened to punch Gosztola "in the teeth." He belligerently commanded the two journalists to cross the street. The agent in the orange shirt then grabbed Horn and pulled him to the corner where Molly MacPherson’s Scottish Pubs is located.

The orange shirt called for uniformed police officers to stop the two journalists in front of the restaurant. One of the agents chased down Gosztola, who tried to walk away. Then, on Fifth Street, a uniformed police officer ran after Gosztola, who turned when he saw the officer. He was stopped and searched.

The officer that stopped Gosztola said the men were just people who did not like having their picture taken. He asked Gosztola to turn over his phone. Gosztola deleted his photos in front of the officer in order to avoid arrest or confiscation of the device. The officer searched through Gosztola’s backpack demanded identification which he reported to authorities.

The uniformed police officer that stopped Horn told him the men were officers. The uniformed officer referred to one of the men as an "officer" when speaking with Horn.

Many of the people in the undocumented immigrant contingent came to Charlotte on a bus from Phoenix, Arizona, called the "No Papers, No Fear" bus. Four were arrested in Knoxville, Tennessee, while protesting the possible implementation of a proposed immigration law. The four were held for three days and then released.

It was the two journalists’ concern with the fact that the photos being taken by the undercover agents of undocumented immigrants exercising universal freedom of assembly and free speech rights would be for the purpose of targeting them for deportation.

"There’s nothing illegal about photographing people on the street" says Jane Hamsher, publisher of Firedoglake. "There was absolutely no provocation that could have possibly justified the thuggery and bullying by law enforcement agents of journalists who were legitimately covering a public event. It was an outrageous abridgement not only of freedom of the press, but of individual civil liberties."

Below are photos of at least two of the men who were at the march undercover that Horn took. If you have any information regarding the identity of these individuals, or details about their illegal activities at the Democratic Convention please call Gosztola or Horn.

For more details, please contact Kevin Gosztola or Steve Horn.

Orange shirt

Orange shirt and red shirt

Orange shirt and red shirt

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: