Günlük arşivler: Eylül 15, 2012

ATF Assessment Warns That Criminal Bombers Use Greed and Curiosity to Lure Their Victims


An ATF evidence photo shows the remnants of an American Tourister electric razor used to conceal an explosive device.

Public Intelligence

A recent assessment from the U.S. Bomb Data Center describes how criminal bombers have “exploited their victims’ sense of greed or general curiosity by hiding improvised explosive devices (IEDs) inside common everyday items and leaving them as discarded merchandise to be found by the victim.” Written in late May following a string of flashlight bombings in Arizona, the assessment highlights a historical trend used by criminal bombers to lure unsuspecting victims by placing bombs in everything from electric razors to abandoned tackle boxes.

In one 2002 incident described in the assessment, a man named Hosea Crumpler found an American Tourister Range 2000 electric razor in the men’s bathroom at a McDonald’s in Brunswick, New York. Crumpler took the razor home with him, plugged it in and attempted to use the device triggering a bomb that caused damage to his hands, chest, face, and eyes. Crumpler’s wife also sustained an injury from shrapnel. Another incident the same year similarly involved a razor containing an explosive device that was purchased from a discount bin at a Price Chopper Supermarket in Bennington, Vermont. Store employees said the razor had been found with other returned items.

Multiple incidents that occurred in 1994 and 1995 involved the construction of explosive drills that were left in the yards of targeted victims. Both of the devices were manufactured by Paul Raymond Farris who used one to bomb his ex-wife’s son-in-law and another to attack someone his friend suspected of “selling his welding equipment without permission.” In 1998, two more incidents occurred in Louisa County, Virginia that involved explosive devices hidden in a green tackle box left at the end of a driveway and a flashlight left in a Pizza Hut parking lot.

In every one of these cases, the explosive device inflicted severe injuries on the victim despite its relatively crude construction. The incidents are noteworthy, according to the assessment’s author, because they depend “solely on the victim’s curiosity or greed for the item instead of a note, gift wrapping or some other enticement.”

Earlier this year, three plastic flashlights were discovered in Glendale and Phoenix, Arizona that contained explosive devices. Two were discovered in the landscaping of local businesses and one was discovered by an employee of a Salvation Army facility while sorting through donations. Each of the devices was triggered when the victims attempted to turn the flashlight on, resulting in minor injuries to five people. However, little information is available on these attacks in order to “avoid compromising the criminal investigation.”

FBI Going Dark: Law Enforcement Problems in Lawful Surveillance


FBI Going Dark … Law Enforcement Problems in Lawful Surveillance.pdf

Ergenekon’un gizli tanığından deşifre isyanı


Birinci Ergenekon davasının gizli tanığı, Bugün gazetesinden İrfan Dumlu’ya çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Gizli tanık, kendisine bağlanan asgari ücretle koskoca bir şehirde yalnızlığa mahkum edildiğini söyledi.

"Beni ölüme ve çaresizliğe terk ettiler" derken Ergenekon’dan tehditler aldığını savundu.

Başka bir ülkeye gönderilme talebinin 11 kişilik Tanık Koruma Kurulu tarafından reddedildiğini aktaran tanık, "Bakmak zorunda olduğum bir ailem yok, en önemli delilleri de ben verdim. Ama beni koruyamıyorlar" ifadesini kullandı. Kendi güvenliğini sağlamak için ‘gizli tanık evi’nde cephanelik kurduğunu anlattı.

İşte, PKK’nın içine sızmayı başaran ve yıllarca MİT’e istihbarat sağlayan ‘X’ kodlu gizli tanığın isyanı:

PROVOKASYON İÇİN KURULDU

Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde 2007 yılı öncesinde Kuvayı Milliye dernekleri provokasyon organize etmek için kuruldu. Ben bu olayların en başındaki adamım. Derneğin operasyon ekibi olan ‘özel kuvvetler’ ile ‘istihbarat‘ birimlerini ben kurdum. O dönemde bana silah üstüne yemin ettirdiklerinde, bu görevi verdiklerinde Mehmet Fikri Karadağ dedi ki "Atatürk ilke ve inkılaplarına karşı milliyetçiğe karşı en ufak bir uygunsuzluk görürsen rapor et. Kim olursa olsun not tut yargıla. Tam yetkiliydim.

ESRAR ÇEKİP DARBE PLANLADILAR

Kadıköy’deki merkez binada bulunurken bir süre sonra gördüm ki Atatürk ilke ve inkılapları dışında her şey var. Her akşam esrar içiyorlar. Ümraniye, Mecidiyeköy mafyasıyla çalışıyorlar. Çek senet işleri yapıyorlar. Esrar içip içip darbe planlıyorlardı. Ben hepsini not tutuyordum.

ATATÜRK ADIYLA KELLE ALINDI

Ben içlerinde olduğum için teşkilatın Atatürk’le hiç alakası olmadığını gördüm. Ben nasıl onlara güveneyim. Zaten savcılığa gelmemin nedenlerinden biri de bu. Atatürk’ün adını kullanarak kelle koparıyorlar, haraç alıyorlar. Bunların yapmadığı iş yok. Ama içeriye girdiğinde her yer Atatürk resimleri ve bayraklarla dolu.

İCRA DAİRESİ GİBİ ÇALIŞTILAR

Mahkemede ifade verirken adımı söyleyince hepsi sustu. İddialara değil benim konuşmama karşı çıktılar. Yalan söyledin diyemediler. "Sizin yaptığınız faaliyetlerin içinde Atatürk’le ilgili ne var" dedim. Nerede illegal pis iş var onlara havale. İstanbul’da Maliye Bakanlığı, icra dairesi gibi çalışıyorlar. Haraç kesiyorlar.

FENERBAHÇELİ İŞADAMLARININ ALACAKLARINI TAHSİL EDİYORLARDI

Fenerbahçe’de 50 işadamının alacak verecek tahsilatını Kuvayı Milliye yapıyordu. Borçluları kaldırıp falakaya yatırıyorduk. Ünlü işadamları da vardı, borcunu ödemeyen sanatçılar da.

MÜSLÜMANLAR’A KARŞI KURULDU

Cumhuriyet mitingleri ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğu dönemlerde 50 tane dernek kuruldu. Hep emekli ve aktif subaylarla kurduk. Önlenemeyen bir Müslüman hareketin Türkiye’de önünü kesmek için kurduk. Darbe olabilmesi için bunun bir alt yapısı lazımdı. Kuvayı Milliye’nin tek amacı provokasyon yapmaktı. Benim bildiğim 20 tane Atatürk heykeli kırıldı. Ertesi gün gazetelerde şeriatçılar Atatürk heykeline saldırdı diye yazıyordu. Ne filmler döndü. Vururken de Allah-u Ekber diyorlardı. Ben de böyle birçok provokasyonu organize ettim. Planlar ya İstanbul’daki Birinci Ordu’da ya da Fenerbahçe Orduevi’nde yapılır. Oraya gider subay, astsubaylarla görüşürdük.

FOTOĞRAFLARI BEN VERDİM

Ümraniye bombaları 2007’de yakalanınca onlara bir ateş düştü. Bu gelişmelerin ardından olaylarla ilgili adı geçen paşaların birbirleriyle olan ilişkilerini ortaya koyan 200 fotoğrafı basına verdim. Bu fotoğrafları verdiğim için KCK gibi kendi kurdukları mahkemede beni yargıladılar. "Paşa paşayı tanır, ne var bunda" diye kendimi savundum. Derneğin üye kayıtlarının ve görev dağılımının yazıldığı defter bende. Onu bir yere gömdüm. İçinde çok önemli bilgiler var.

SAVCIYLA İRTİBATA GEÇTİM

Daha sonra bir seyahat için komşu ülkeye geçtim. Bu sırada yapılan operasyonda Veli Küçük, Mehmet Fikri Karadağ gibi isimler gözaltına alındı. Daha sonra öğrendim; benim verdiğim fotoğraflar sayesinde operasyon yapılmış. Operasyonu öğrendikten sonra yurt dışından Ergenekon savcısıyla irtibata geçtim. İstanbul’a gidip o zamanki Beşiktaş Adliyesi’nde savcılarla buluştum. 16 saat ifade verdim. 2008’de çıkarılan Tanık Koruma Kanunu’ndan söz ettiler. Kabul ettim. Beni Zeytinburnu’nda bir sosyal tesise yerleştirdiler. Ben özgürlüğü seven adamım, oradan firar ettim.

İLK GİZLİ TANIK BENİM

Birkaç gün sonra Tanık Koruma Kurulu’ndan biri beni aradı. Ankara’ya gitmemi istedi. Gittim gördüm ki masayı yeni açmışlar ilk uygulamaları benim. İlk gizli tanık benim. Yurt dışına yerleştirilmemi istedim, talebim yerine gelmedi. Onlar işi bilmiyorlar. Yönetmelikteki bazı terimlere takılmışlar. Bana yolda koyu renkli bir arabadan üç kurşun sıkıldı. Kurul, "Hani sende bir yara yok" dedi. İşin uzmanı değiller.

SİLAHSIZ DOLAŞAMIYOR

Bir asgari ücret bağladılar. Su ve elektrik parasını kendim veriyorum. Bütün sosyal çevremi kaybettim. Ailemle hiçbir bağ kuramıyorum. 80 yaşındaki anamı bile arayamıyorum. Damarlarımda sorun var, kulaklarımda sorunum var. Ama bana bakacak hastane yok. Sağlık güvencem yok. Kalp krizi geçirsem benim kapımı kimse açmaz. Ölürsem ölüm kokacak. Ayda bir gelip paramı elden veriyorlar o kadar. Kendi kendimi koruyorum. Beylik silahım da var Keleşim de. Peşimde olduklarını biliyorum. Benim evim cephanelik gibi. Kurula anlattım; "Benim kapıma biri gelsin vururum sebebi sizsiniz" dedim. Bu kadar ağır bir sorumluluk altına girmişim. Beni 11 tane adamın insafına bırakıyorlar. Ben kendimi nasıl koruyacağım.

BENİ TANIMAYAN YOK

Kurulun karşısına ilk çıktığımda dava bitinceye kadar birkaç sene onların tespit edeceği bir ülkeye, geçinebileceğim kadar da bir para ile göndermelerini istedim, reddettiler. Tanık koruma birimlerinin olduğu iller o dönemde azdı. Beni arayan hemen bulabilirdi. En önemli delilleri veren benim, en kolay korunacak benim. 5 yılda 100 kişiyle muhatap oldum. Böyle gizli tanık mı olur? Benim her ay paramı iki polis memuru getiriyor. Tayin oluyor, hastalık oluyor, ölüm oluyor başkası geliyor. Beni bilmeyen yok. Şu anda oturduğum evde tehdit altındayım. Benim bakmakla yükümlü olduğum kimse yok. En kolay gizli tanık bendim ama Tanık Koruma Kurulu beni bile koruyamıyor. Bunlar tamamen tanıkların önünü tıkayıp bundan sonra hiç kimse tanıklık yapmasın istiyorlar.

KASIT VAR YILDIRMA VAR

Bazı gizli tanıkların ifade değiştirmelerinde bir kasıt var. Yıldırma var. Ben yılmıyorum. Vatana ihanet edenler içeride daha rahatlar. Adamlar mahkemelerde şov yapıyorlar. Bizi de buraya mahkum ettiler. Çok kere intihar etmeyi düşündüm. Ama çözüm değil. Burada sistematik bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Yani yasa var. Bunun içini boşaltmak istiyorlar. Artık kimse buna tenezzül etmesin istiyorlar. Çünkü Türkiye’de daha soruşturulacak çok olaylar var. Devlet sana bu tanık korumu kurumunu emanet ettiyse tanıkların her şeyiyle ilgileneceksin.

TANIK KORUMA KANUN NE DİYOR?

5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu 2008’de çıktı. Yasa kapsamında gizli tanıklara yönelik koruma tedbirleri şunlar:

1- Kimlik ve adres bilgilerinin kayda alınarak gizli tutulması ve kendisine yapılacak tebligatlara ilişkin ayrı bir adres tespit edilmesi.

2- Duruşmada hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan dinlenmesi ya da ses veya görüntüsünün değiştirilerek özel ortamda dinlenmesi.

3- Tutuklu veya hükümlü olanların durumlarına uygun ceza infaz kurumu ve tutukevlerine yerleştirilmesi.

4- Fizikî koruma sağlanması.

5- Kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerin değiştirilmesi ve düzenlenmesi: Adlî sicil, askerlik, vergi, nüfus, sosyal güvenlik ve benzeri bilgi ve kayıtlarının değiştirilmesi ve düzenlenmesi. Nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, pasaport, evlilik cüzdanı, diploma ve her türlü ruhsat gibi resmî belgelerin değiştirilmesi ve düzenlenmesi. Taşınır ve taşınmaz mal varlığıyla ilgili haklarını kullanmasına yönelik işlemlerin yapılması.

6- Geçici olarak geçimini sağlama amacıyla maddî yardımda bulunulması.

7- Çalışan kişinin iş yerinin ya da iş alanının değiştirilmesi veya öğrenim görenin devam etmekte olduğu her türlü eğitim ve öğretim kurumunun değiştirilmesi.

8- Yurt içinde başka bir yerleşim biriminde yaşamasının sağlanması.

9- Uluslararası anlaşmalara ve karşılıklılık ilkesine uygun şekilde, geçici olarak başka bir ülkede yerleştirilmesinin sağlanması.

10- Fizyolojik görünümün estetik cerrahi yoluyla veya estetik cerrahi gerektirmeksizin değiştirilmesi ve buna uygun kimlik bilgilerinin yeniden düzenlenmesi.

Kaynak : http://www.internethaber.com/ergenekon-tanik-koruma-gizli-x-kuvayi-milliye-dernekleri-provokasyon–460867h.htm#ixzz26ZibSbpE

Pehlivan: Ergenekon aracılığıyla Gladyo kuruluyor


Barışlar’dan mesaj var. Odatv davasının dünkü duruşmasında tahliye olan gazeteciler Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu Ulusal Kanal’a konuştu.

Esra Atalay

Pehlivan, Odatv, Balyoz ve Ergenekon davalarında bırakın Gladyo’nun yargılanmasını, tam tersine bu davalar aracılığıyla kurulduğunu söyledi. Terkoğlu ise, davalar için "Ortada ne suç ne de suçlu var" diye konuştu.

Odatv davasında yaklaşık 2 yıldır tutuklu bulunan ve dün akşam tahliye edilen gazeteciler Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu Ulusal Kanal’a konuştu.

Barış Pehlivan, bu davalarla Gladyo’nun yargılanmadığını, Gladyo’nun bizzaat bu davalarla kurulduğunu söyledi. Pehlivan, Ergenekon ve Balyoz davalarındaki hukuksuzlukları yazdıkları için tutuklandıklarını belirtti.

“Bu operasyonların genel amacı aslında lanse edilenden çok farklı. Lanse edilen işte sözde bir derin devleti biz burada temizliyoruz, işte Gladyo’yla hesaplaşıyoruz, kontrgerillayla hesaplaşıyoruz… Ama bu verilen imaj. İşin aslında bir koltuk değiştirme operasyonu. Derin devleti tasfiye ediyoruz diyerek kurmak. Odatv de bu gerçekleri yazdığı için, ‘Bakın burada Ergenekon’da, Balyoz’da size lanse edilen, size sunulan şeyle olan şey aynı şey değil. Burada farklı bir şey yapılıyor. Burada hukuksuzluk yapılıyor. Burada insanlar tutuklu tutuluyor’ diye yazdığı için; yani insanlara ‘Kral çıplak’ dediği için hedef haline getirildi. Ve Odatv ‘Bu gazetecilik’ dediği için, gazetecilik yargılanıyor.”

Pehlivan’ın kamuoyuna bir çağrısı oldu.

“Herkesten tutukluluğun devamı kararını okumalarını istiyorum. Görecekler ki Soner Yalçın, Yalçın Küçük ve Hanefi Avcı için Mahkeme kaçma şüphesini öne sürmüyor, delilleri karartma ihtimalini öne sürmüyor. Peki bu insanlar neden hala tutuklu?”

Tahliye olan Barış Terkoğlu ise bu davalarda hukukun olmadığını, ortada ne suç ne de bir suçlu olduğunu söyledi.

“Birbirini tanımayan birçok insan engizisyon mahkemesine benzetiyor. Bu bir tesadüf değil. Çünkü gerçek bir yargılamada ortada suç olan bir fiil olur, o suça eşlik eden düzgün bir hukuk yargılaması olur. Burada öyle bir şey yok. Burada ortada suç olan hiçbir fiil yok. Hiçbir suç yok. Ve ortada suç olmadığı halde bunun üzerine bina edilmiş hukuksuz bir yargılama var. Biz de o hukuksuz yargılamanın içerisindeyiz. İki senesi daha küçük bir hapishanede kaldı, şimdi daha büyük bir hapishanede yargılama devam edecek.”

ulusalkanal.com.tr

İRAN VE SURİYE İSTİHBARATI, ABD ELÇİLİK SALDIRILARINDA ROL OYNADI


İRAN ANALİZ / Özgür Suriye Ordusu siyasi müsteşarı Bessam ed-Dada yaptığı açıklamasında ellerindeki bilgilere göre Mısır ve Libya’daki Amerikan elçiliklerine yönelik saldırılarda Suriye istihbaratı ve İran Devrim Muhafızlarının rolü oldu.

Bessam Deda yaptığı açıklamasında Şam’daki İran Devrim Muhafızlarının Suriye istihbaratı ile işbirliği içerisinde bir çalışma yürüttüğünü, Kahire’deki ve Bingazi’deki Amerikan elçiliklerine yönelik saldırıların tertip edilmesinde rol oynadıklarını belirtti.

ÖSO komutanı Albay Riyad el-Esad’ın siyasi danışmanlığını yapan Bessam ed Dada açıklamasında Kahire-Bingazi’deki ABD elçiliklerine yönelik saldırılarla ilgili ellerine önemli bilgilerin ulaştığını belirtti. Buna göre Şam’daki İran Devrim Muhafızları Birimi, Suriye istihbaratı ile işbirliği içerisinde çalışma yapıldı. Ana amaçlardan birisi batının eski rejimlerin sona ermesinden sonra gelen iktidarların kendilerine düşmanmış gibi bir intibaya sahip olmalarını temin etmek. Yapılan baskınlar hepsi buna hizmet ediyor.

Public Intelligence – International Association of Chiefs of Police Recommended Guidelines for Using Drones


Rapid advances in technology have led to the development and increased use of unmanned aircraft. That technology is now making its way into the hands of law enforcement officers nationwide.

We also live in a culture that is extremely sensitive to the idea of preventing unnecessary government intrusion into any facet of our lives. Personal rights are cherished and legally protected by the Constitution. Despite their proven effectiveness, concerns about privacy threaten to overshadow the benefits this technology promises to bring to public safety. From enhanced officer safety by exposing unseen dangers, to finding those most vulnerable who may have wandered away from their caregivers, the potential benefits are irrefutable. However, privacy concerns are an issue that must be dealt with effectively if a law enforcement agency expects the public to support the use of UA by their police.

The Aviation Committee has been involved in the development of unmanned aircraft policy and regulations for several years. The Committee recommends the following guidelines for use by any law enforcement agency contemplating the use of unmanned aircraft.

DEFINITIONS:

1. Model Aircraft – A remote controlled aircraft used by hobbyists, which is manufactured and operated for the purposes of sport, recreation and/or competition.

2. Unmanned Aircraft (UA) – An aircraft that is intended to navigate in the air without an on-board pilot. Also called Remote Piloted Aircraft and “drones.”

3. UA Flight Crewmember – A pilot, visual observer, payload operator or other person assigned duties for a UA for the purpose of flight.

4. Unmanned Aircraft Pilot – A person exercising control over an unmanned aircraft during flight.

COMMUNITY ENGAGEMENT:

1. Law enforcement agencies desiring to use UA should first determine how they will use this technology, including the costs and benefits to be gained.

2. The agency should then engage their community early in the planning process, including their governing body and civil liberties advocates.

3. The agency should assure the community that it values the protections provided citizens by the U.S. Constitution. Further, that the agency will operate the aircraft in full compliance with the mandates of the Constitution, federal, state and local law governing search and seizure.

4. The community should be provided an opportunity to review and comment on agency procedures as they are being drafted. Where appropriate, recommendations should be considered for adoption in the policy.

5. As with the community, the news media should be brought into the process early in its development.

SYSTEM REQUIREMENTS:

1. The UA should have the ability to capture flight time by individual flight and cumulative over a period of time. The ability to reset the flight time counter should be restricted to a supervisor or administrator.

2. The aircraft itself should be painted in a high visibility paint scheme. This will facilitate line of sight control by the aircraft pilot and allow persons on the ground to monitor the location of the aircraft. This recommendation recognizes that in some cases where officer safety is a concern, such as high risk warrant service, high visibility may not be optimal. However, most situations of this type are conducted covertly and at night. Further, given the ability to observe a large area from an aerial vantage point, it may not be necessary to fly the aircraft directly over the target location.

3. Equipping the aircraft with weapons of any type is strongly discouraged. Given the current state of the technology, the ability to effectively deploy weapons from a small UA is doubtful. Further, public acceptance of airborne use of force is likewise doubtful and could result in unnecessary community resistance to the program.

4. The use of model aircraft, modified with cameras, or other sensors, is discouraged due to concerns over reliability and safety.

OPERATIONAL PROCEDURES:

1. UA operations require a Certificate of Authorization (COA) from the Federal Aviation Administration (FAA). A law enforcement agency contemplating the use of UA should contact the FAA early in the planning process to determine the requirements for obtaining a COA.

2. UA will only be operated by personnel, both pilots and crew members, who have been trained and certified in the operation of the system. All agency personnel with UA responsibilities, including command officers, will be provided training in the policies and procedures governing their use.

3. All flights will be approved by a supervisor and must be for a legitimate public safety mission, training, or demonstration purposes.

4. All flights will be documented on a form designed for that purpose and all flight time shall be accounted for on the form. The reason for the flight and name of the supervisor approving will also be documented.

5. An authorized supervisor/administrator will audit flight documentation at regular intervals. The results of the audit will be documented. Any changes to the flight time counter will be documented.

6. Unauthorized use of a UA will result in strict accountability.

7. Except for those instances where officer safety could be jeopardized, the agency should consider using a “Reverse 911” telephone system to alert those living and working in the vicinity of aircraft operations (if such a system is available). If such a system is not available, the use of patrol car public address systems should be considered. This will not only provide a level of safety should the aircraft make an uncontrolled landing, but citizens may also be able to assist with the incident.

8. Where there are specific and articulable grounds to believe that the UA will collect evidence of criminal wrongdoing and if the UA will intrude upon reasonable expectations of privacy, the agency will secure a search warrant prior to conducting the flight.

IMAGE RETENTION:

1. Unless required as evidence of a crime, as part of an on-going investigation, for training, or required by law, images captured by a UA should not be retained by the agency.,

2. Unless exempt by law, retained images should be open for public inspection.

Milli İstihbarat Teşkilatı gazetecileri dinlediğini kabul etti


Milli İstihbarat Teşkilatı, aralarında Mehmet Altan’ın da bulunduğu 6 gazeteciyi dinlediğini mahkemeye gönderdiği yazıda kabul etti.

Milli İstihbarat Teşkilatı, aralarında Mehmet Altan’ın da bulunduğu 6 gazeteciyi dinlediğini mahkemeye gönderdiği yazıda kabul etti. Altan, MİT’in dinlemeyi savunduğunu ve bunu “kamu yararı” gerekçesine büründürdüğünü belirterek sert tepki gösterdi. Mehmet Altan, kendisinin MİT tarafından 2009’dan beri dinlendiğine ilişkin belgelerin ortaya çıkmasından sonra suç duyurusunda bulunduğunu ve MİT’in mahkemeye gönderdiği yazıda dinlemeyi kabul ettiğini açıkladı. Altan, MİT’in dinlemeyi savunduğunu ve bunu “kamu yararı” gerekçesine büründürdüğünü belirterek sert tepki gösterdi. Altan olayı ve MİT’in mahkemeye gönderdiği yazıyı, Habertürk Televizyonu’nda dün yayınlanan Türkiye’nin Nabzı programında açıkladı.

Altan şöyle konuştu: “Mit bizi dinliyormuş bir takım gazetecileri 2009’dan beri. Mağdur olduğun vakit Türkiye’de neyin değişip değişmediğini anlıyorsun. Dava açtım. MİT’ten mahkemeye bir yazı geldi. Orda benim telefon numaralarımı mahkemeye vermişler, adımı değiştirmişler. Bunun yasal olduğunu söylüyorlar. 30 yıllık hocayım, ne düşünürsem onu söylerim, yazma imkanım olursa da onu yazarım. Beni dinlemenin ‘kamu yararına ait’ olduğunu benim bilmediğim bir devlet memuru iddia ediyor. Ben ortalarda bir adamım. Bilinmeyen bir kamu yararını yansıtıyor ve bunu mahkemeye açıkça savunuyor. Ve bir takım alt düzenlemelerden bahsediyor. O alt düzenlemeler neyse o da hukuka aykırı.”

6 gazeteci terörist isimleriyle dinlenmişti

Dinleme skandalı geçtiğimiz yıl ortaya çıkmıştı. MİT’in 6 gazetecinin telefon numaralarını terörist telefonuymuş gibi göstererek mahkemeden dinleme kararı aldığı ve dinlediği ortaya çıkmıştı.

Arashi Quarzad isimli teröristin ismiyle Taraf Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı ve yazarı Yasemin Çongar, Çaşıt ve Hossain Seyfullah isimli teröristin ismiyle Taraf Genel Yayın Yönetmeni ve Başyazarı Ahmet Altan, Pastör ve Quaramaddin Fatimi isimli teröristin ismiyle dönemin Star Gazetesi Başyazarı Mehmet Altan, Vahan Seyfullah isimli teröristin ismiyle Taraf Gazetesi Yayın Koordinatörü Markar Esayan, Demi kod isimli teröristin ismiyle Habertürk Yazarı Amberin Zaman, ve birden fazla terörist ismiyle de Taraf Gazetesi muhabiri Mehmet Baransu’nun dinlendiği ortaya çıkmıştı. Dinlenenlerin tamamı suç duyurusunda bulunmuştu.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: