Günlük arşivler: Eylül 24, 2012

Mustafa Mutlu: Horoz Bolugu’nden orgenerallige. Oradan da 20 yil hapse uzanan oyku!


Mustafa Mutlu: Horoz Bölüğü’nden orgeneralliğe… Oradan da 20 yıl hapse uzanan öykü!

“O zamanlarda üniversite imtihanları farklıydı. Ayrı ayrı girilirdi. Ben Harp Okulu’na girmeden üniversite imtihanına da girmiş ve Eczacılık ile İktisat’ı kazanmıştım.

Harbiye’de askerlik öğrenmek için İzmir Menteş’teki kampa gittiğimizde bizleri akşam içtima alanında topladılar. Üniversiteyi kazanmış olanları askeri öğrenci olarak okutmak üzere ayırmaya başladılar. Ben baştan çıkmadım, ancak sonunda ellerindeki listeden bulup çıkardılar.

– Ben askeri öğrenci olarak üniversitede okumak istemiyorum. Eczacı olmak isteseydim buraya gelmezdim.

– Burada ‘İstemiyorum’ olmaz. Burada sadece talimatlar ve emirler geçerlidir. Sen de askeri eczacı olacaksın.

– Hayır olmayacağım.

– İlk günden başını derde sokma. Ne deniyorsa onu yap.

Sonunda olan biteni biraz uzaktaki bir ağacın altında izlemekte olan ve sonradan bölük komutanı olduğunu öğrendiğimiz birisinin müdahalesiyle askeri öğrenci yapmaktan vazgeçtiler. Kendi bölüğümde, namlı 9. Bölük’te kaldım. ‘Horoz Bölüğü’ olarak bilinir. Övünmek gibi olmasın ama namı hâlâ yürümektedir.

Küçük olaylar insanların kaderini nasıl değiştiriyor… Bölük ve takım komutanlarımın hoşgörüsü askerlik kariyerime yön vermiş, meslek hayatımın rotasını değiştirmiştir.

Hepsinin ellerinden saygıyla öpüyorum, sağlık ve huzur dolu ömürler diliyorum.

1964 yılının bir Ağustos akşamında, Menteş’teki tozlu içtima alanında çizilen o rota, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne 43 yıl hizmet ederek orgeneral rütbesine ulaşmam ile son bulacaktı.”

***

Bu sözler, cuma günü görülen son duruşmada önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan, ancak daha sonra bu cezası 20 yıl hapse çevrilen Org. Ergin Saygun’a ait…

Saygun bu kitabı, “Nöropati-karpal tünel” tedavisi görmek için GATA’da yatarken yazmaya başlamış… Ancak bir süre sonra hastalık nedeniyle ellerini kullanamaya başlayınca; o söylemiş, çocukları yazıya dökmüş…

Saygun, kitabın kesinlikle bir anı, otobiyografi ya da araştırma, inceleme kitabı olmadığını söylüyor.

Peki; o zaman ne?

Bu sorunun yanıtını da kendisi veriyor:

“Kronolojik notlar…”

Yaşadıklarını, tanık olduklarını, düşüncelerini tarihsel akışa bağlı kalmaya çalışarak ama konu bütünlüğüne daha fazla önem vererek kaleme almış…

***

Kitap, Saygun’un doğduğu 1940’lı yılların İstanbul’uyla başlıyor; babasız geçen çocukluk yıllarından, Darüşşafaka’daki eğitiminden, askerliğe karar verişinden tutun da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en üst kademelerine uzanan meslek hayatına kadar uzanıyor. Ve elbette, “Balyozlu yıllara” da oldukça kapsamlı bir şekilde yer veriyor.

***

Peki; Saygun bu kitabı neden yazmış?

Bu sorunun yanıtını da onun kaleminden verelim:

“Eskiden mahkeme heyetlerinin arkasında, ‘HAK KUVVETİN FEVKİNDEDİR’ yazardı.

Onun için yüce Allah, ‘Benim karşıma kul hakkı ile gelmeyin’ demektedir.

Şimdi KUVVET bizde değil ama HAK hâlâ bizimdir.

Onun için musalla taşında helallik alınır.

Bizden esirgenen işte budur.

Devlet hizmetindekilerin zengin olması mümkün değildir. Bizim mesleğimizde devletin verdiğiyle yetinilerek kimseye muhtaç olmadan mütevazı bir hayat yaşanır. Bu nedenle emekli olduğumuzda çocuklarımıza temiz bir isimden başka bırakacak bir şeyimiz olmaz.

Arkamızdan ‘İyi adamdı’ dedirtebiliyorsak, çocuklarımız babalarıyla gurur duyabiliyorsa, toplum içinde saygın bir kişi olarak anılabiliyorsak; bu, uzun ve meşakkatli devlet hizmetimiz sonunda alabileceğimiz en büyük hediye, çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük mirastır.

Şimdi bu tek varlığımıza göz dikilmiştir. Bizlerden darbeci, cuntacı, terörist, mafya, balyozcu vs. diye bahsedilmekte, ailelerimize ve çocuklarımıza, ‘İşte babanız budur’ denilmeye çalışılmaktadır. (…)

Hiç kimse veya kurumla şahsi bir meselem yoktur. Bunları yazmamdaki yegane sebep, üzerime atılı ‘Darbeci’ damgasından kurtulmak, çocuklarıma bırakacağım tek mirasın lekelenmesine mani olmaktır.”

***

Elbette bu kitabın yazılmasının bir nedeni daha var…

Saygun, balyoz davasında sanık durumuna düşmelerine neden olan CD’lerin tamamının düzmece olduğunu kanıtlarıyla ortaya koyduktan sonra, sorulması gereken en önemli soruyu soruyor:

“Peki, bu sahte CD’leri kim üretti? Artık sorulması gereken soru budur. Bu sorunun cevabı bulunmadan memleketimizde kimse kendisini güven içinde hissetmeyecektir. Herkes sıranın kendisine ne zaman geleceği endişesini taşıyacaktır.”

***

Biliyorsunuz; balyoz davasını gören mahkeme, sözüm ona yargılamayı hızlandırmak adına sanıkların savunma ve haklarındaki belgeleri çürütme haklarını kısıtladı…

Yani savunmayı eksik bıraktı!

İşte bu kitap, bir anlamda da eksik bırakılan o “savunma”nın tamamı anlamına geliyor…

Olup bitenleri anlamak ve nasıl bir süreçten geçtiğimizi görmek istiyorsanız, bu kitabı okumalısınız…

Garanti veriyorum:

Dehşete düşeceksiniz!

*****TÜRK ORDUSUNA BALYOZ ****

240920120201504865830_3.jpg

Türü: Kronolojik Notlar

Yazarı: Em. Org. Ergin Saygun

Yayınevi: Kaynak Yayınları

Baskı tarihi: Eylül 2012

Sayfa sayısı: 414

Fiyatı: 25 lira

İnternet fiyatı: İdefix’te 21.25 lira, D&R’da 18.49 lira.

Kişisel not: Ergin Saygun’la tanışmadım. Balyoz Davası’nda yargılanırken, Silivri’deki mahkemede verdiği ifadeyi dinledim.

Vatan

TİPİK MÜSLÜMAN TEPKİSİ


CIA TÜRKİYE UZMANI HENRY BARKEY : AKP İLE ANLAŞARAK TÜRK ORDUSUNU KAFESLEDİK … /// CC : @vardiyabi zde @BalyozGercekler @rodrikdani


ATA’NIN SON DÖNEM RESİMLERİ


Yakamoz-ATATRK’N son dnem resimleri.pps

Exocortex, Mind Uploading, Mind Control, The fatal consequences related to research Exocortex (Your brain on internet)


From Wikipedia, the free encyclopedia

An exocortex is a theoretical artificial external information processing system that would augment a brain’s biological high-level cognitive processes.

An individual’s exocortex would be composed of external memory modules, processors, IO devices and software systems that would interact with, and augment, a person’s biological brain. Typically this interaction is described as being conducted through a direct brain-computer interface, making these extensions functionally part of the individual’s mind.

Individuals with significant exocortices could be classified as cyborgs or transhumans.

Living Digital provided one description of the concept:

While [the traditional concept of] a cyborg has included artificial mechanical limbs, embedded chips and devices, another interesting concept is the exocortex, which is a brain-computer interface. In theory, the exocortex would be a computer-like processing system that would co-exist with and enhance the power of the human brain. Neuromancer is a book that has talked about such a scenario.[1]

The Fatal Consequences Related To Research

Online-connected brains and neural networks.

“ICT” = Information and Communication Technologies

BMI” = Brain Machine Interface, brain-computer interconnection

“FET” = Future and Emerging Technologies

“S.T.” = Synthetic Telepathy

“A.I.” = Artificial Intelligence.

FET and ICT research and development (of the new “computer – brain language”) allows computers to read and learn human thought patterns by using injectable brain – machine – interface.

About the same brain-machine interface has has been used to cure Parkinson’s disease , Alzheimer’s and depression can also be used for accessing the brain’s memory.

Professor Goran Hermerén OPINION OF THE EUROPEAN GROUP ON ETHICS IN SCIENCE AND NEW TECHNOLOGIES TO THE EUROPEAN COMMISSION (ETHICAL ASPECTS OF ICT IMPLANTS IN THE HUMAN BODY) March 2005

Link to document

The new software for the brain-machine interface in nano electronics combined with “Europe’s new information technology” provides the researchers with the possibillities for reading and taking “software images” of the brain’s neuron network.

A method that provides high-resolution copies of the brains cognitive behavior and human perception.

Tomorrow’s high-speed computers and related research has evolved into a sophisticated “computer game” with “mind reading” on real people….

These research methods are unknown to our society’s legal system!

So how can research on the brain by “serious” (criminal) organizations in ICT-FET be stopped?

SYNTHETIC TELEPATHY for medicine or mind reading is a direct communication with nanoelectronics between computer and human brain.

Synthetic telepathy is a communication system based on thought, not speech.

It can be used to control for example a prosthesis and cure diseases such as Parkinson’s disease but can also decode the patterns used to study cognitive behavior such as memory, learning and emotion. With nano technology, the digital information can be recorded using the new quantum-inspired computers.

Simulation of behavior can be identified and provide diagnostic data for identifying the precursors to diseases such as dementia, stroke and myocardial infarction

This letter is intended to demonstrate a paradox in the Swedish so-called “protection of human rights” and thus the entire Swedish justice system. Synthetic telepathy could, as practiced in Sweden, lie behind an unknown number of violent crimes and suicides due to research deliberately kept hidden from regulators.

Doctors and psychiatrics diagnose people with “voices in his head” following their “manuals”. DSM-IV (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders) published by the American Psychiatric Association and the ICD-10 (International Statistical Classification of Disorders and Related Health Problems).

This is an old-fashioned black and white and diagnose when the EU priority FET ICT research and develop new information technologies adapted to nano-electronics.

Ulf Gorman writes in the book that with nano technology, we open the doors to an unknown area where we do not know how to apply ethics. What should be and what should not be allowed when you implant a chip that can both read and influence the brain? He takes the example of studying learning and memory.

Micro Implants can provide unprecedented opportunities to understand how we learn and remember things, and hence why we forget and find it difficult to learn. And it can be understood as a form of abuse to look like that into our most private mental world.

Lund University writes about the development of nano-electrodes that can both listen and communicate with neuronal synapses and their cell membranes.

EU priority ICT and FET research are talking about a “A whole new communication technology in Europe” “It will help us understand and exploit the ways in which social and biological systems, organization and evolution, will pave the way for the development of new opportunities for next-generation software and network technologies “.
To understand how the human brain works not only leads to innovations in medicine but also provides new models for energy, fault-tolerant and adaptive computing technologies “.
An initiative of the Virtual Human Physiology that are individually tailored and virtual simulations of the human body where you would expect enormous progress in disease prevention and health care.
The pioneering work carried out also on new ideas such as artificial living cells, synthetic biology, chemical communication, collective intelligence and two-way interface between brain and machine

Other sources, e.g The UCI (University of California Irvin. Department of Cognitive Science) describes the development of Synthetic Telepathy:

Collaboration between cognitive science, neuro-science, specialists in speech recognition and brain imaging will develop a brain-machine interface. This device could help paralyzed and soldiers would be able to send messages directly from the brain to a computer.

Researcher Michael D’Zmura, President of the UCI describes that the system begins with the little voice in your head“.

How can a medical diagnosis unequivocally describe people’s perception of voices in their head and that no alternative can exist except mental disease.

Why? -because it is a prerequisite to be able to “hear” voices for the use of new information technology?

This is why these researchers must be forced to go public and announce this new scientific communication technology.

This paradox must be investigated immediately.With the exclusion of the development of a Swedish and European military force with superior two-way “radio” communication with the brain.

A number of past court cases are more or less directly caused by S.T. This “voice to skull” technology must immediately be taken into consideration as an alternative for triggering a number of previously committed violent crimes and suicides.

During the development of BMI, software and network technologies are also computerized and long distance imaging of peoples cognitive behavior and perception. Material that is recorded in the computer that runs the real time simulation and creation of artificial intelligence (for initializing A.I. and computerized decision making.)

The image of the brain’s “machine-code” is probably the most comprehensive and advanced ever made. Cognitive behavior depicted and simulated, language and meaning of the words for the subjects are identified. Human perception and mapping how the brain handles information, the image of mathematics reached its perfection.

Around the clock the computerized study goes on using collective, artificial intelligence and self-learning systems. The victims testimonies tells us that you can sadly conclude unequivocally that the studies will not be completed until the victim in one way or another has been broken down and / or otherwise inactivated.

This provides power to simulate decomposition for the digital copy thus the fact that the criminal research will not end and is never disclosed.

Descriptions to the vulnerable people who eat psychotropic drugs due to their experiences the experiments and testing goes on, various medicines can affect the “test objects” (or guinea pigs) everything is recorded and compared with previous values (from the multi-annual copy of their real-time neural network and thus the registration of their behavior.)

Obviously this is a disgusting and illegal way to meet the advanced development of tomorrow’s medicine.

The “studies” have resulted in enormous damage to many subjects.The number of unrecorded victims/subjects is probably very high.Families are fragmented, the children of these families are suffering tremendously. One of the subjects have recently been hospitalized with a cracked skull, caused by disconnecting the balance system remotely. The accident occurred in public settings.

To influence the balance system is another typical example of how technology is used against the victim to incapacitate them for society. Direct assassination attempts on several previous occasions orchestrated by the brain control deliberately strikes out the human balance system, Why this happens is likely as an alternative to the mentally ill to be treated (as “possessed”) or having a neurological disease.

Brain – copying with BMI and broadband access is definitely no longer a marginal research.Employers have over the years lost millions of dollars and cut-downs is to be expected due to excluded employees. Broken families, children who, years later can not study or work is now forced to seek psychiatric care.

Siblings, grandparents and their closest friends are suffering tremendously. Advanced Medical and hospital care due to study design is a mockery of health-care and doctors who are not familiar with this research. Insurance in the multi-million figures was raised through direct damage caused by brain control. Property for millions of dollars are lost.

Injuries and privacy intrusion of thousands of people is done through “volunteers” that serve as multimedia machines i.e node for the recording of all contacts they have, such as politicians, scientists, lawyers, friends, acquaintances, relatives, international business relations, etc..

Security codes, access codes, etc. is with the new technology no longer private.How can we know that people are not equipped with the new brain-machine interface which makes the person a multimedia application with a function as a live missile is already deployed as nodes in the political and financial world of illegal recording of their conversations with the world?

A sinister JOY seems to embrace the researchers and perpetrators over this superior and powerful tool for mind control and copying brainwave patterns. The tool is, without a doubt, a weapon of offense and stealth.

Implant technology in these forms should immediately be classified as a lethal weapon! It communicates directly with the brain’s neurons and can bring the entire neural nervous system to a halt.(Exclusion of balance can be immediately implied on a victim.)

The technology is now used for purposes of breaking down the persons psyche, with serious accusations, threats, mock execution, incitement to suicide, physical violence, e.g, decrease and increase heart rate, pain in and around the heart, severe chest pains, sudden and painful headaches, difficulty to breathe, tampering with rectum, prostate and muscles to name a few.

The macabre in the use of this technology is that subjects are exposed to these atrocities while the society is not legally able to influence the situation. Sweden is in this matter a lawless country where the researchers grossly exploit the situation.

This ultimate humiliation has reached a whole new level. The researchers tries with the enforced communication and slow decomposition enslave people with exhortations to try to see the individual results of the brain control. One can calculate due to the nature and perennial perspective that there are naturally a unrecorded number of people who have been driven to madness and death with this technology.

There is nowhere the victims can hide or escape the access signals to their thoughts. Scientists simulate with computers, 24/7 365 days a year to break down the subjects and stop them from trying to understand what’s happening to them…

A series of grotesque roles played in order to manipulate the brain, threats and statements that are mixed with modern technology. It is also in the researchers’ strategy to make the picture unclear for the subjects if they attempt to get an overall picture of who the perpetrator is and the real goals of the research, a military strategy conducted by veterans and experts in the matters.

The disrespectful research performed and visualized in a 3D virtual game world in the researchers’ computers, with no ethical boundaries and human rights but with real living human beings as “avatars”. It is quite similar to the popular interactive game “The Sims‘, But this game delivers human reality-based measurement data for research.

Cover-up of brain monitoring technologies means that the crime is waterproof, human rights laws and manipulated by a hidden militant regime researcher with expertise in information technology. In addition, the researchers say they in the dialogue to be the police power which in itself is an extremely serious offense.

For the victims- former high-performance hard-working people with families, children, an orderly life and social contacts. People who all his life been performing taxpayers. Because of a work-related mental fatigue and time on medical therapy sessions with the scientists the opportunity to take advantage of the situation of persons for investigation and contemporary development of the new BMI and brain monitoring technologies.

As these technologies and opportunities are not announced, but several instances re-written, must be able to use knowledge and skills which are available. Sweden is a small country and the people engaged in this activity may not be so difficult to identify and stop.

The researchers in these studies have assumed the right that during the permanent reproduction of human neurotransmitters in the long term also destroy them and their life’s work. The issue is called for; How affected society to know that the violent crime and suicide has been performed in the Stockholm area and Europe in recent years and clearly diagnosed as being caused by mental illness with the voices in heads is an expression of pure brain research!

By: Magnus Olsson

Senate Permanent Subcommittee on Investigations Statement on Corporate Offshore Profit Shifting


Senate Permanent Subcommittee on Investigations Statement on Corporate Offshore Profit Shifting.pdf

Vatanı ve Cumhuriyeti savunma yetkiniz yok mu? /// CC : @Ulusal_Kanal @halilnebiler @AydinlikGazete


Orduyu özelleştirmek ve subayı cemaatleştirmek, bir düşman saldırısıdır. Bu girişimin düşman ordusunun sınırı geçmesinden bir farkı yoktur. Harp Okullarını ve Askerî Okulları birer cemaat yuvası haline getirdiğiniz zaman, Orduyu da bitirmiş olursunuz, milleti de bitirmiş olursunuz. Harp Okullarına İmam Hatipli almak, Türk subayını cemaat kadrosu haline getirmek, bir itiraz nedeni değil, isyan nedenidir.

Millî Savunma Bakanlığı, İmam-Hatip Okulunu bitirenlerin Harp Okullarına alınması için, yeni bir düzenleme hazırlıyor. Genelkurmay Başkanlığı’nın imam-subay tasarımına herhangi bir itirazı olmadığı da, TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı AKP’li Mehmet Daniş tarafından açıklandı. Bunun üzerine Genelkurmay Başkanlığı bir açıklamada bulunarak, TBMM Dilekçe Komisyonu’nda hazırlanan raporlara bir itiraz yetkisi olmadığını belirtti.

Peki Genelkurmay bu açıklamayı yaparken, subayları cemaatleştirme girişimi konusunda görüşünü duyuramaz mıydı?
Öyle gözüküyor ki, Genelkurmay, Cumhuriyeti ve vatanı savunma yetkisinin de bulunmadığı görüşündedir.

Cumhuriyet subayını ve Mehmetçiği yok etmek peşindeler
Türk Ordusunun temeli Mehmetçiktir ve komutan da Cumhuriyet subayıdır. Bugün Türk Ordusunu yok etme girişimi, iki kanaldan yürütülüyor: Mustafa Kemal subayını temizlemek ve Mehmetçiği yaratan genel askerliği ortadan kaldırmak.
Türk Silahlı Kuvvetleri için, bu girişime karşı koymak, bir varlık yokluk sorunudur. Yalnız Ordunun varlığı değil, Türkiye’nin varlığı tehlikededir.

Düşman saldırısı
Bu açıdan Orduyu özelleştirmek ve subayı cemaatleştirmek, bir düşman saldırısıdır. Bu girişimin düşman ordusunun sınırı geçmesinden bir farkı yoktur. Savaş, yalnız dış cepheyi değil, iç cepheyi çökertmek içindir.
Harp Okullarını ve Askerî Okulları birer cemaat yuvası haline getirdiğiniz zaman, Orduyu da bitirmiş olursunuz, milleti de bitirmiş olursunuz. Zaten BOP Eşbaşkanlığı ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu Milletle hesaplaşma halinde olduklarını ilan etmişlerdir ve o hesaplaşma, öncelikle Orduyla ve subayla hesaplaşmadır.

Damat Ferit komutanlığına hukuk kisvesi
İç cepheyi çökerten bu saldırıya karşı koyma yetkisi, hatta görüş açıklama yetkisi bile bulunmadığını belirten bir komutan, Damat Ferit Paşaların “komutanı” olduğunu ilan etmiş olur.
Ergenekon – Balyoz tertiplerine teslimiyet, Mustafa Kemal’in subaylarını yetiştiren ocakların söndürülmesine boyun eğme aşamasına gelmiştir. Son Balyoz kararı bu durumu bütün çıplaklığı ve dehşetiyle ortaya sermiştir.
Bugün yaşanan teslimiyet, “hükümetin kararlarına uymak” gibi sözde hukukî gerekçelerle temellendirilemez.
Vahdettin’in komutanları da böyle bir hukuk anlayışıyla hain konumlara düştüler.
Varolan iktidar, ABD’nin proje görevlisidir. Washington ile Türkiye’yi bölmek ve Cumhuriyeti yıkmak için 2 sayfa 9 maddelik sözleşme yapmıştır ve o sözleşmenin hizmetindedir.

Her subayın cevap vereceği soru
Komutan ne yapacaktır?
İktidarın Türkiye’yi bölme, millî devleti tasfiye girişimine, hükümetin emridir diye topuk selamı mı verecektir?
Ancak bu soruya doğru cevap veren askere, Mustafa Kemal’in subayı denir. Mustafa Kemal’in subayı olmayanlar ise, subay dahi olamazlar. Türk subayının tarifi budur!

Nasıl firarî olunur?
Komutanın vatanı ve Cumhuriyeti savunma görevi, anayasal görevi olmanın ötesinde, tarihten gelir. Hiç kimse, hukuk perdesi altına gizlenerek bu görevden kaçamaz. Kaçarsa, firarî olur.
Türk Ordusunu tasfiye eden ve Türkiye’yi dağıtan bu topyekûn saldırı karşısında, hiçbir komutan, “napiym hükümet bana teslim ol emri verdi” diyemez. Halk, bu tür savunmaları kabul etmez, yarın o komutanın yakasına yapışır.

Tek cümlelik görev tanımı
Vatan ve Cumhuriyete karşı düşman saldırısının iktidar mevzisinden yürütüldüğü koşullarda, komutanın ne yapacağını Mustafa Kemal Paşa, Büyük Nutuk’un başlarında tek cümlede saptamıştır:
“İstanbul hükümetine ve Müslimin halifesine karşı milleti ve orduyu isyan ettirmek lâzım geliyordu.”
Harp Okullarına İmam Hatipli almak, Türk subayını cemaat kadrosu haline getirmek, bir itiraz nedeni değil, isyan nedenidir.
Ordusunun yok edilmesine teslim olan bir komutan, Orduya da vatana da ihanet yoluna düşer. Tarih başka bir hüküm vermez. Acısı, Ordunun bölünmesi ve dağılmasıyla yaşanır.
Mustafa Kemal Paşa’yı Türk Silahlı Kuvvetlerinin “Ebedî komutanı” yapan cümle işte o isyan cümlesidir. Türk subayının ruhu bu cümlededir. İstiklâl Savaşı bu cümleyle yapılmıştır.

Ebedî komutanın değişmez emri!
Ve o cümle yalnız İstiklâl Savaşı zaferinin anahtarını vermiyor. Aynı zamanda Türk Ordusuna değişmez emirdir.
O emir, Nutuk’un en sonundaki Gençliğe Hitabe’de, en vurucu ifadelerle yeniden özetlenmiştir: “Gaflet, dalalet ve ihanet içindeki iktidar sahiplerinin” subay kadrosunu cemaatleştirmesine karşı ne yapılacağı bellidir.
Ordunun bitirilmesi girişimine Ordunun kumanda kademesinden destek olmak, ilerde hesabı verilemeyecek bir uygulama olur.
Önce Cumhuriyeti ve vatanı savunma iradeleri var mı, buna karar versinler.
Yoksa, o görevi Türk Komutan tanımına göre yapacak komutanlar vardır.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: