Vatanı ve Cumhuriyeti savunma yetkiniz yok mu? /// CC : @Ulusal_Kanal @halilnebiler @AydinlikGazete


Orduyu özelleştirmek ve subayı cemaatleştirmek, bir düşman saldırısıdır. Bu girişimin düşman ordusunun sınırı geçmesinden bir farkı yoktur. Harp Okullarını ve Askerî Okulları birer cemaat yuvası haline getirdiğiniz zaman, Orduyu da bitirmiş olursunuz, milleti de bitirmiş olursunuz. Harp Okullarına İmam Hatipli almak, Türk subayını cemaat kadrosu haline getirmek, bir itiraz nedeni değil, isyan nedenidir.

Millî Savunma Bakanlığı, İmam-Hatip Okulunu bitirenlerin Harp Okullarına alınması için, yeni bir düzenleme hazırlıyor. Genelkurmay Başkanlığı’nın imam-subay tasarımına herhangi bir itirazı olmadığı da, TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı AKP’li Mehmet Daniş tarafından açıklandı. Bunun üzerine Genelkurmay Başkanlığı bir açıklamada bulunarak, TBMM Dilekçe Komisyonu’nda hazırlanan raporlara bir itiraz yetkisi olmadığını belirtti.

Peki Genelkurmay bu açıklamayı yaparken, subayları cemaatleştirme girişimi konusunda görüşünü duyuramaz mıydı?
Öyle gözüküyor ki, Genelkurmay, Cumhuriyeti ve vatanı savunma yetkisinin de bulunmadığı görüşündedir.

Cumhuriyet subayını ve Mehmetçiği yok etmek peşindeler
Türk Ordusunun temeli Mehmetçiktir ve komutan da Cumhuriyet subayıdır. Bugün Türk Ordusunu yok etme girişimi, iki kanaldan yürütülüyor: Mustafa Kemal subayını temizlemek ve Mehmetçiği yaratan genel askerliği ortadan kaldırmak.
Türk Silahlı Kuvvetleri için, bu girişime karşı koymak, bir varlık yokluk sorunudur. Yalnız Ordunun varlığı değil, Türkiye’nin varlığı tehlikededir.

Düşman saldırısı
Bu açıdan Orduyu özelleştirmek ve subayı cemaatleştirmek, bir düşman saldırısıdır. Bu girişimin düşman ordusunun sınırı geçmesinden bir farkı yoktur. Savaş, yalnız dış cepheyi değil, iç cepheyi çökertmek içindir.
Harp Okullarını ve Askerî Okulları birer cemaat yuvası haline getirdiğiniz zaman, Orduyu da bitirmiş olursunuz, milleti de bitirmiş olursunuz. Zaten BOP Eşbaşkanlığı ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu Milletle hesaplaşma halinde olduklarını ilan etmişlerdir ve o hesaplaşma, öncelikle Orduyla ve subayla hesaplaşmadır.

Damat Ferit komutanlığına hukuk kisvesi
İç cepheyi çökerten bu saldırıya karşı koyma yetkisi, hatta görüş açıklama yetkisi bile bulunmadığını belirten bir komutan, Damat Ferit Paşaların “komutanı” olduğunu ilan etmiş olur.
Ergenekon – Balyoz tertiplerine teslimiyet, Mustafa Kemal’in subaylarını yetiştiren ocakların söndürülmesine boyun eğme aşamasına gelmiştir. Son Balyoz kararı bu durumu bütün çıplaklığı ve dehşetiyle ortaya sermiştir.
Bugün yaşanan teslimiyet, “hükümetin kararlarına uymak” gibi sözde hukukî gerekçelerle temellendirilemez.
Vahdettin’in komutanları da böyle bir hukuk anlayışıyla hain konumlara düştüler.
Varolan iktidar, ABD’nin proje görevlisidir. Washington ile Türkiye’yi bölmek ve Cumhuriyeti yıkmak için 2 sayfa 9 maddelik sözleşme yapmıştır ve o sözleşmenin hizmetindedir.

Her subayın cevap vereceği soru
Komutan ne yapacaktır?
İktidarın Türkiye’yi bölme, millî devleti tasfiye girişimine, hükümetin emridir diye topuk selamı mı verecektir?
Ancak bu soruya doğru cevap veren askere, Mustafa Kemal’in subayı denir. Mustafa Kemal’in subayı olmayanlar ise, subay dahi olamazlar. Türk subayının tarifi budur!

Nasıl firarî olunur?
Komutanın vatanı ve Cumhuriyeti savunma görevi, anayasal görevi olmanın ötesinde, tarihten gelir. Hiç kimse, hukuk perdesi altına gizlenerek bu görevden kaçamaz. Kaçarsa, firarî olur.
Türk Ordusunu tasfiye eden ve Türkiye’yi dağıtan bu topyekûn saldırı karşısında, hiçbir komutan, “napiym hükümet bana teslim ol emri verdi” diyemez. Halk, bu tür savunmaları kabul etmez, yarın o komutanın yakasına yapışır.

Tek cümlelik görev tanımı
Vatan ve Cumhuriyete karşı düşman saldırısının iktidar mevzisinden yürütüldüğü koşullarda, komutanın ne yapacağını Mustafa Kemal Paşa, Büyük Nutuk’un başlarında tek cümlede saptamıştır:
“İstanbul hükümetine ve Müslimin halifesine karşı milleti ve orduyu isyan ettirmek lâzım geliyordu.”
Harp Okullarına İmam Hatipli almak, Türk subayını cemaat kadrosu haline getirmek, bir itiraz nedeni değil, isyan nedenidir.
Ordusunun yok edilmesine teslim olan bir komutan, Orduya da vatana da ihanet yoluna düşer. Tarih başka bir hüküm vermez. Acısı, Ordunun bölünmesi ve dağılmasıyla yaşanır.
Mustafa Kemal Paşa’yı Türk Silahlı Kuvvetlerinin “Ebedî komutanı” yapan cümle işte o isyan cümlesidir. Türk subayının ruhu bu cümlededir. İstiklâl Savaşı bu cümleyle yapılmıştır.

Ebedî komutanın değişmez emri!
Ve o cümle yalnız İstiklâl Savaşı zaferinin anahtarını vermiyor. Aynı zamanda Türk Ordusuna değişmez emirdir.
O emir, Nutuk’un en sonundaki Gençliğe Hitabe’de, en vurucu ifadelerle yeniden özetlenmiştir: “Gaflet, dalalet ve ihanet içindeki iktidar sahiplerinin” subay kadrosunu cemaatleştirmesine karşı ne yapılacağı bellidir.
Ordunun bitirilmesi girişimine Ordunun kumanda kademesinden destek olmak, ilerde hesabı verilemeyecek bir uygulama olur.
Önce Cumhuriyeti ve vatanı savunma iradeleri var mı, buna karar versinler.
Yoksa, o görevi Türk Komutan tanımına göre yapacak komutanlar vardır.

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: