ALBAY KIRMACI HASDAL’DAKİ ESARETİN NEDENİNİ ANLATTI /// CC : @vardiyabizde @BalyozGercekler @rodrikdani


"Güzel ülkemizi şekillendirme operasyonunun bir parçası"

(SÖZDE) Balyoz‘da 18 yıl hapis cezasına çarptırılan Deniz Kurmay Albay Kıvanç Kırmacı, davanın başından bu yana yaşananları yazdı:

Haksız yere cezalandırılmamıza neden olan bu iftira hakkında bugüne kadar hiçbirinizle görüşlerimi paylaşmadım, paylaşamadım. Çünkü tutuklanıncaya kadar masumiyetimden o kadar emindim ki kimsenin bunu ciddiyete bile almayacağını düşünüyordum. 10 Şubat 2011 tarihinde yapılan duruşmada yani tutuklanmadan bir gün önce Mahkeme Başkanının “Bizim mahkeme olarak kararımız saat 5 itibarıyla duruşmaları kesme yönünde çünkü sabah dokuzda geliyoruz akşam 5’e kadar hepimizin mesul olduğu çoluk çocuğumuz var onlarda bizi bekler” diyerek sözde çok insani duygularla celseyi erken bitirdi.

Ve bir gün sonra 11 Şubat 2011 Cuma günü, Silivri’de duruşmanın bitmesini ve eve dönmeyi beklerken, salonun kapıları tutuldu ve kimsenin beklemediği bir kararla savunma hakkı bile verilmeden tutuklanma kararı verildi. Üstelik salonda olmasına rağmen bazılarımıza sanki orada yokmuş gibi yakalama kararı bile çıkartıldı. 163 kişi birden tutuklandık. Sonra bu sayı 250 kişiye çıktı.

Kendimi savunma hakkıma ise 193 gün sonra kavuştum.

Ancak bu zamana kadar mahkemede gördüklerim, mahkeme heyetinin yaptığı haksız uygulamalar nedeniyle “savunma niçin ve kime yapılır?” diye kendime çok sordum. Ve 23 Ağustos 2012 günü mahkeme heyetine “savunma; maddi ve somut delillerle hazırlanmış bir iddiaya dayanan bir suç karşısında kendinizi aklamak için, anayasa ve kanunları tarafsız, adil uygulayan, masumiyet karinesine, suçların şahsiliğine ve mülkün temel olduğu gerçeğine inanan bağımsız bir mahkemeye yapılır.” dedim. Ve “bana isnat edilen suça yönelik bir eylemim veya hareketim var mı? En önemlisi maddi ve somut delil var mı?” diye sordum. Aslında lehimize deliller vardı ama savcı tarafından emanete kaldırıldığı (aslında bizden saklandığı) için 46 adet klasör bizim elimize 5 ay sonra geçmişti. Fakat bu sürede bize verilmeyen bu belgeler yandaş medyaya sızdırıldı ve yoğun bir karalama kampanyası ile camisini bombalayan, kendi uçağını düşüren darbeci olarak ilan edildik.

Peki, bize tutuklanma sebebi olarak sunulan ve Gölcük’te ele geçen dijital verilerin imajı verildi mi? Hayır. Onlara da ancak aylar sonra ulaşabildik. Üstelik bu dijital verilerde 1500’e yaklaşan yer, zaman ve isim hatası tespit ettik. Bunları sahteliğini, hatalı olduğunu devletin kurumlarından alınan resmi belgelerle ispat ettik. Bunlar yetmezmiş gibi devlet kurumları, üniversiteler ile yabancı adli bilişim kurumlarının bilirkişi raporlarıyla dijital sahtelikleri gözler önüne serdik.

Adalete inanan her insan gibi biz de ortaya çıkan gerçeği mahkeme heyetinin de göreceğini, bizi tahliye edeceğini ve davanın düşeceğini sandık. Ancak mahkeme heyeti gerçekleri görmezden geldi. Tutuklanmamıza sebep olarak gösterilen delillerin değerlendirilmesini istedik, zamanı gelince bunlar hakkında konuşacaksınız dediler. Ama konuşturmadılar. Sözde darbeyi önleyen meşhur komutanları tanık olarak çağırmak istedik, reddettiler. Yani davanın bir hukuk davası değil siyasi dava olduğunu tescil ettiler. Böylece bizlerin aslında bir tutuklu değil, bazı şeyler karşılığında rehin olarak tutulan esirler olduğumuzun farkına vardık.

Sonuçta mahkeme heyetinin de adil yargılama gibi bir derdi olmadığı ve bize ceza vereceği ortaya çıkmıştı. Üstelik bu cezanın inandırıcılığı için çok da ağır olması gerekiyordu, onu da yaptılar. Savcının bile istediği ceza limitlerini aşarak 325 sanığa da Türk Ceza Kanunu’nda bulunan en ağır cezayı yani ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını verdi ve yine savcının talep etmemesine rağmen bizim terör örgütü üyesi olduğumuza karar verdi.

Bu da yetmediği gibi babalık ve kocalık haklarımızın elimizden alınmasına karar verdi. Şimdi bize en aşağılık suçlamaları yapan, gözünü intikam ve kan ateşi bürümüş sözde aydınlar cezalar ağır oldu diyerek timsah gözyaşları döküyor. Yok, emir verenle, emir alan bir olur muymuş falan. Maksat darbe varmış gibi göstermeye devam etmek.

Sevgili dostlarım, benim için hapiste ne kadar yatacağımın çok fazla önemi yok. Hayattan çok büyük kişisel beklentileri olan birisi değilim. Eğer bu cezanın ülkeme faydalı olacağına inanabilsem, haksız yere de olsa bana reva görülen bu cezaya zerre kadar itiraz etmem, vatan sağ olsun diyerek köşeme çekilirim. Ama bize kurulan bu komplonun, darbeler dönemine son verdik bahanesi ile güzel ülkemizi yeniden şekillendirme operasyonunun bir parçası olması beni dehşete düşürüyor.

Hapisteki bütün arkadaşlarım gibi benim de en zayıf noktam sevgili eşim, çocuklarım ve ailem. Onların yanında bulunmayı planlarken yine onlardan ayrı düştüm. Hem de bu sefer darbeci, terörist iftiralarına uğrayarak. Ama çok iyi biliyorum ki onlar da onursuz bir şekilde bu iftiraları kabul ederek dışarıda yaşamaktansa onurumla ve dimdik hapiste kalmama ve bu ayrılığa katlanmaya razı olacaklardır. Onlarla gurur duyuyorum. Onlara tek söyleyebileceğim, demek ki daha bu vatan uğruna yapmamız gereken görevlerimiz varmış.

Biz Silivri mahkemelerinde gerçekleri haykırdık ancak sesimiz mahkeme duvarlarının dışına çıkmadı. Gelen birkaç gazeteci dışında çoğu ya hiç gelmeyip karalamaya devam etti, ya da korktu yazmadı. Bazılarının ise gazetesi yayımlamadı. Yani acımasızca bir yargısız infaz devam ediyor ve tutuklu olmamızdan dolayı iletişim hakları engellenmiş olan bizler bütün bunlar iftira, yalan diye cevap veremiyoruz. Sesimizi duyuramadan, bütün bu iftiraları elimiz kolumuz bağlı olarak televizyonlardan seyretmek, gazetelerden okumak zorunda kalıyoruz.

Size bu aşamada söyleyebileceğim tek şey suçsuz olduğumuz ve bunu mahkemeye karşı defalarca ispatladığımız. Bu nedenle bu kirli senaryo ile ilgili düşüncelerimi, her seferinde bize atılan pisliğin bir noktasını açıklayacak şekilde kısa mektuplarla açıklamayı düşünüyorum. Sizden vicdanınızın sesini bana açmanızı, anlamadığınız veya kafanıza takılan şeyleri bana sormanızı ve başkaları ile bunları paylaşmanızı istiyorum.

Ben darbeciliği ve teröristliği kabul etmiyorum. Bu adaletsizliğe seyirci kalmayın. Görüşmek üzere.

Kıvanç KIRMACI
Dz. Kur. Kd. Alb.

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: