HİZBULLAH’A İNANILMAZ DARBE! OPERASYONLAR KOMUTANI ÖLDÜRÜLDÜ


İRAN ANALİZ / Güvenilir kaynaklara dayandırıldığı söylenen haberlere göre Şii Hizbullah örgütünün operasyonlar birim komutanı Ebu Abbas lakaplı Muhammed Hüseyin el-Hac Nasif dün Suriye topraklarında öldürüldü. Hizbin operasyonlardan sorumlu lideri olan Ebu Abbas’ın devrim başladığından bu yana Suriye’de katliamlarda Esed rejimine destek için bulunduğu Suriye’de direnişçilerde vurulduğu kaydedilirken terörist düzenlenen törenle Lübnan’da gömüldü ve cenazeye dair çeşitli fotoğraflar basında yer aldı.

Suriye’deki vahşetin en ciddi destekçisi ve tarafı olan Hizbullah örgütünün bu ittifakının en üst düzey komutanlarının ülkede bulunmasıyla bir kez daha belgelendiği ortaya çıktı.

Üst düzey komutanı Suriyeli direnişçilerce öldürülen Hizb açıklamasında: “Buday beldesi ve civarındaki halk cihad görevini yaparken hayatını yitiren şehit komutan Ali Hüseyin Nasif (Ebu Abbas)’ın cenaze törenine iştirak etti. Cenazeye Hİzbullah şer’i heyeti başkanı Şeyh Muhammed Yerbek, siyasi meclis başkanı İbrahim Emin, Beka sorumlusu Muhammed Yaği, alimler, partinin siyasi ve sosyal faaliyetlerine katılan yoğun bir kitle katıldı.” dedi.

ESED-HİZBULLAH-Şİİ İTTİFAKI VE KATLİAMLARDA MEZHEPÇİ FANATİZM

Hizbullah ise katliamlarda yer alan en üst düzey komutanının Suriye direnişi tarafından ortadan kaldırılması hadisesine dair yaptığı açıklamasında Şii mezhepçi siyasetinin ulaştığı noktayı gözler önüne serdi. Suriyeli Müslümanları çoluk, çocuk, işyeri cami demeksizin katledip bombalayan Esed rejimine her tür desteği veren Hizb, bunu Şii mezhebinin en üst düzey mercileri, Caferi alimleri ve Hamaney gibi dini liderlerinin fetvalarına göre yapıyor. Buna göre Şiiliğin aşırı bir kolu olan Nusayri Alevisi Esed rejiminin yürüttüğü katliama destek vermek tüm Caferiler yani 12 İmama inanan Şiiler için dini bir sorumluluk! Özellikle İran merkezli Şii mercilerin verdiği fetvalara göre Suriyeli Sünnileri öldürmek, bunların kökünü getirmek Şiiler için beklenen Mehdinin gelmesinin alemetlerinden bir tanesi.

Zihniyet olarak Veliyyi Fakih düşüncesinin savunan Caferi Hizbulah örgütü de bu fetvalar ve İran’dan gelen emirler üzerine binlerce militanını, komutanını, uzmanını ve imkanlarını seferber ederek Suriye katliamlarında yer aldı. El-Hula, Treymise, Tadamun ve nerdeyse ülkenin hemen her yerinde gerçekleşen içlerinde bebeklerin dahi yer aldığı yüzlerce Suriyelinin bıçak-satır ile boğazlandığı katliamlar yaşandı. Bu katliamlardan kurtulan veya görgü tanığı olan veyahut katliama karışıp yakalanarak itirafta bulunanlar mezhepçi fanatizmin geldiği boyutları gözler önüne sermekteydi.

TÜRKİYELİ BAZI CAFERİ TERÖRİSTLER DE ESED SAFINDA YER ALIYOR

Benzer şekilde katliamlara Iraklı Şiilerden, İran Devrim Muhafızlarından ve Hizbullah teröristlerinden başka Türkiye’deki bazı nusayri şebbihaların ve İstanbul dahil çeşitli illerden giden Caferi kökenli vatandaşların yer aldığı haberleri verilmekteydi. Özgür Suriye Ordusu kaynakları karşı tarafta katliama karışırken öldürülen bazı Türkiye Pasaportu ve kimliği taşıyan Şii teröristlerin varlığını doğrulamaktaydı. İran destekli rasthaber, zeynebiye, medyasafak, israhaber, yakindoguhaberi, velfecr gibi irili ufaklı çeşitli siteler, Anadolu Ehli Beyt Alimleri Derneği, Caferi-Der, Tayder vs gibi çeşitli fanatik örgütlerin basın-yayın faaliyetleri, dini hutbeleri, vaazları, açıklamaları ve demeçleri ilişkiler ağını açık şekilde gözler önüne seriyor. Bu kesimler direk bir şekilde Esed rejimini desteklerken Türkiye Cumhuriyeti Devletini, hükümetini hedef almakta, Suriye devrimini destekleyen kesimleri ve şahsiyetleri karalamaya çalışmakta, Sünni Müslümanları tahkir, tezyif ve tehdit eden bir üslub ile mezhepçi bir siyaset yürütmektedir. Bu örgütler ve şebekeye muhatap veya mensubu olan fanatik gençlerin de Caferi alimler ve İran lobisinin destekleriyle Suriye halkına karşı savaşmak için İran-Suriye muhaberatının yardımıyla Esed safında yer aldığı kaydedilmektedir.

Humus ile Kusayr bölgesinde Özgür Suriye Ordusuna bağlı mücahitlerin yol kenarına yerleştirdiği bomba ile hedef alınan Hizbullahın üst düzey komutanı terörist Ebu Abbas ortadan kaldırılmıştı. Operasyonda Al Mustafa ve Al Semahe aşiretlerinden Ebu Abbas’la birlikte katliamlara destek için Suriye’de bulunan bazı teröristler daha öldürüldü ve bazıları ise yaralandı.

Pazar günü akşamından itibaren Beyrut’taki Amerikan Hastanesinde tedavi altına alınan yaralı âl Semahe aşireti kaynakları da olayı doğruladı. Oysa tüm kaynaklar Hizbullah’ın yediği böylesi ciddi bir darbeyi mümkün mertebe kamuoyundan saklayıp detaylar hakkında verilecek muhtemel bilgileri de engellemeye çalıştığına dikkat çekiyor. Aynı şekilde devrimin başladığı Mart 2011 tarihinden bu yana Suriye içinde savaşırken öldürülen yüzlerce Hizb menbusu teröristin tabutlar içindeki cesetleri de Lübnan’a ulaştı. Bunların nerdeyse tamamına yakınının kendi köy, ilçe veya memleketlerinde değil farklı farklı yerlerde gömüldüğü biliniyor. Bazılarının trafik kazası, bazılarının eğitim ve bazılarının ise “cihad görevinde” öldüğü yönünde Hizbin yaptığı açıklamalar ise ölenlerin aileleri ve kamuoyu tarafından inandırıcı bulunmuyor. Çünkü sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte yüzlerce militanının Özgür Suriye Ordusu ve direnişçiler tarafından ortadan kaldırıldığı biliniyor.

Öldürülen Hizb, Mehdi Ordusu, Devrim Muhafızları ve çeşitli Şii örgütlere mensup teröristlerin Suriye halkının katlettiği gerçeği bir kez daha bu hadise ile ortaya çıkmış oldu.

SURİYE DİRENİŞİNİN ÖLDÜRDÜĞÜ TERÖRİST EBU ABBAS KİMDİR?

Hizbin en ileri gelen komutanlarından birisi olan Ebu Abbas kod adlı terörist örgütsel ve askeri yeterliliği ile ön plana çıkan bir isimdi. 80′lerden itibaren İran Devrim Muhafızları safında yer alan Ebu Abbas Beka bölgesindeki askeri kamplarda Hizbullah militanlarını eğitip yetiştiren isimlerin başında geliyordu.

Mezkur şahsın güney Lübnan’da İsrail ile, el-Teffah bölgesinde el-Emel ile savaştığı naklediliyor. Devrimin başlaması ile Suriye’ye geçen Ebu Abbas’ın burada Özgür Suriye Ordusuna karşı savaştığı, katliamları yürütecek Şebbihaları vd Şii teröristleri eğittiği bilgisine yer veriliyor. Yine kendisinin Hizbe muhalif olan kişilerin kaçırılması, tasfiye edilmesi gibi terör faaliyetlerinde de yer aldığı biliniyor.

Ebu Abbas’ın Suriye topraklarındaki mevcut Hizbe bağlı büyük sayıdaki militanların koordinasyonu ve yönetimini de temin ettiği, sürekli hareket halinde olduğu ve bu nedenle uzun süredir direnişten kaçmayı başardığına dikkat çekiliyor.

Hizbullah’ın katliamlara karıştığına dair belgeler, Esed rejimiyle kurduğu ilişki ve mezhepçi fanatizmle hareket ettiği siyasete dair tüm dosya/bilgi/belgeler için sitemizdeki Hizbullah kısmını takip edebilirsiniz.

SURİYE DEVRİMİNE VE HALKA HİZBULLAH’IN VURDUĞU DARBE

Ebu Abbas adlı terörist Suriye içinde halkın katledilmesinde Esed rejimine destek vermekle kalmamaktaydı. Lübnan sınır bölgelerinde Hizbullah militanlarının desteğiyle çeşitli kontrol noktaları oluşturdu. Değil silah veya yardımların geçmesini katliamdan kaçan yaralı Suriyelileri dahi engelledi. Bunların birçoğunu yakalayıp sorguladığı merkezler kurdurtan Ebu Abbas aynı şekilde mültecilere de kan kusturdu.

Böylesi önemli bir görev üstlenen teröristin öldürülmesi de gerek Hizbullah’a gerekse Esed-İran rejimine büyük darbe oldu. Bunun etkileri ve yansımalarıyla ilgili olarak ise öne çıkan hususlar şunlar:

İlk olarak; Şii üst düzey dini, askeri ve siyasi kişilerin cenazeye katılması Hizbin bizatihi kana bulaştığının kamuoyuna ilanı anlamına geliyor. Cihad görevi için bulunduğu iddia edilen terörist Hizb militanlarının öldürülmesi, Suriye’ye hiçbir şekilde asker/silah vs göndermedikleri yönündeki Nasrallahın yalanlarını bir kez daha gözler önüne seriyor. ÖSO, Suriye ve Lübnanlı aktivistlerin sürekli dile getirdiği yüzlerce tabutla ülkeye dönen militanların bulunduğunu yalanlayan Hizbullah cenaze töreniyle yalanları/karapropagandasının altında kalmış oldu.

İkinci olarak; sözde İsrail’e karşı savaştığı iddiasındaki Hizbin böylece aslında yüz tane dahi Siyonist askeri öldüremezken, on binlerce masum çocuk, kadın, sivil ve Suriyeli’yi katlettiği gerçeği ortaya çıktı. Aynı şekilde Lübnan topraklarındaki Sünnilere ve Filistinli direnişçilere, mültecilere karşı da katliamlara karışan Hizbin “direniş” miti ve hikayesi inandırıcılığını yitirdi. Bu aynı şekilde Hizb mensubu Şii kitleler ve ona sempati duyan kesimler açısından da deprem etkisine neden oldu.

Üçüncü olarak; sürekli Türkiye’ye, Suud, Katar ve çeşitli batı ülkelerine Suriye iç işlerine karıştığı yönünde karapropaganda, yalan ve uydurma temelli saldırılar yürüten Hizbin gerçek yüzü bu olayla açığa çıktı. İnsani anlamda sınırlı ölçülerde masum Suriye halkına destek veren ülkelerin bu tavrının aksine değil Lübnan’daki mültecilere yardım etmek, onları katletmek, ortadan kaldırıp Humus başta olmak üzere şehirleri yerle bir etmek noktasında Hizbin teröristleri aracılığıyla katliamlardaki rolü belgelendi. Hizbin patronu İran ve Şii lobisinin “müdahale” hikayesini kendi müdahelelerini gizleme amaçlı çok başarısız bir iddia olarak kullandığı, en büyük komutanlarının terörist eylemdeyken öldürülmesi ile bu iddiasının da yerle bir olduğu görüldü.

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: