SABAHATTİN ÖNKİBAR: Başardın Davutoğlu! /// CC : @sonkibar


Başardın Davutoğlu!

Adı : Financıal Times.

Küresel baronlarla finansçıları yayın organı.

Dünkü birinci sayfasından anansladığı haberinin başlığı , ” Kürtler Temel Atıyor” idi.

Haberin içeriğinde ise Suriye Kürdistan’ın inşası anlatılıyor yani kurulan karakollarla polis teşkilatı ve mahkemelere kadar özerk bir

yapı hatta bağımsız bir devlet için gerekli olan alt yapının ihyası var.

Bu şekilde ”Kuzey Irak ”tan sonra ”Kuzey Suriye ”de artık literatürümüze resmen girmiş oldu.

Suriye’de Kürdistan’ın kurumsal olarak yaratılması ise Büyük Kürdistan projesinin en önemli merhalesidir.

Peki, bunun mimarı kim midir?
Ahmet Davutoğlu ya da onun mensup olduğu AKP iktidarıdır!
Evet! Eğer yanlış Suriye politikası izlenmeseydi, Suriye’de
kaos olmayacak ve başımıza “Kuzey Suriye” diye yeni bir bela açılmayacaktı.

”Suriye Kürdistan’ı niye mi bela ?

Sadece PKK’nın yeni merkezi olacağı için değil , aynı zamanda 4 ayrı ülkede bulunan Kürtlerin bir araya gelip ortak devler kurmasının önü
açılmış oldu ki bunu anlamamı , Türkiye’den büyük bir parçanın ya da bölgenin koparılması demektir.

Buradan hareketle ortaya çıkan fotoğraf nettir ve o da Büyük Kürdistan’ın aslında Ankara’da bizzat AKP tarafından kurulmaya çalışıldığıdır.

Öyle çünkü izlenen Suriye politikasnın bundan başka izahı olamaz!

Soruyorum : AKP , Beşar Esad politikası ile Suriye Kürtlerinin önünü açmanın ötesinde hangi sonumu aldı ?

Bu arada Barzani’nin yakın dostu olan Mir Dengir Fırat gibi AKP’lilerin , ”Türkiye ya büyüyecek ya da küçülecek aksi mümkün değil” demeside
bulunduğumuzsüreci anlatıyor.

Büyüme , işin hamaseti yani Osmanlı gazlaması , asıl beyan ”küçülecek ” yani ” toprak koparılacak” imasıdır.

”Kör göze parmak” misali her şey bu kadar aleni iken toplumun ve kamuoyunun ”kuzuların sessizliği” misali olması kahredicidir!

‘Hangi şerefsiz

zam yaptı ?’

Kemal Kılıçdaroğlu , kürsüde aynen şu ifadeyi kullanıyor :

-Zam emrini verenlere , ”bu zam neyin nesi ” diye sorsak , ”hangi şerefsiz zam yaptı” diye sorar ya da inkar ederler.

Yok, emin olun Kılıçdaroğlu’nun yaptığı mübalağa değil.

Gelin hep beraber mini bir hafıza turuna çıkalım:

Birkaç yıl önceydi.

Bugün dünyanın en pahalı benzinini satan AKP , o günlerde yine benzine zam yapmıştı.

O dönem kamuoyu biraz daha özgür olduğu için , ozamma feveran etmişti.

Derken hiç unutmam , Kars civarında yurt gezisinde olan Başbakan Erdoğan , şu demeci verdi :

– Bu zam nein nesi kardeşim.Kim karar verdi buna?Ankara’ya gidince hesabını soracağım .

Evet , beyan aynen bu idi ki isteyen ”google” arşivinden bunu bulabilir.

Düşünün , uçan kuşlara bile istikamet tayin etmeye kendii muktedir gören Tayyip Erdoğan ‘ın, yapılacak olan benzin zamından haberi olmayacak , bu mümkün mü?

Ama buna rağmen Erdoğan , o sözleri edebildi.

İşte bunundan ötürü ”Kılıçdaroğlu’nun o sözlerinde haklılık var” diyorum.

Duruşu olmayana, gazeteci ve aydın denebilir mi?

Aydın ya da münevver, tavır alabilen , meydan okuyan ve gerektiğinde bedel ödeyen insan demektir!

İşte size Türk matbuatından birkaç resim :

-Fehmi Koru, Erdoğan için ”Obama gibi geldi,Bush gibi oldu”dedikten sonra Başbakan’ın hücumuna uğramadı mı?

Dahası Yenişafak’tan kovulmadı mı?Peki sonrası?
Koru , Erdoğan’a en yakın olan Star Gazetesi’nde yazar.Söyleyin , böyle birine ”bağımsız aydın” ya da
”münevver” denilebilir mi?

Peki ya Ahmet Taşgetiren ?

O da PKK bağlamında Erdoğan’ı eleştirdiği için Yeni Şafak’tan kovuldu ama zerre bir dik duruş sergileyemedi.

Keza AKP kongresi bağlamında Tayyip Erdoğan’a methiyeler düzen Fatih Çekirge ?

29 Şubat ile 2003 süreçlerinin medya Paşa’sının zikzakları gözler önünde degil mi?…

Aynı şekilde 2003′te bir gece ansızın ekrana çıkıp ”AKP gidiyor , milli koalisyon kuruluyor ” diyen Turgut Yılmaz ‘ın ,
Turgay Ciner’e emaneti olan Muharrem Sarıkaya’nın , AKP yardakçılığına ne demeli peki?

Bitmedi, Başbakan’ın uçağına binebilmek için onlarca ricacıyı araya sokan ve bu kutlu(!) özlemine kavuşan Fikret Bila ‘ya aydın ve mücadeleci gazeteci diyebilir
miyiz?

Sırların takasında
can alıcı soru

Yaşar Büyükanıt ile Tayyip Erdoğan arasında sırların takası mı var ?

Bunu niçin mi soruyorum ?

Tayyip Erdoğan’ın Dolmabahçe’de ne konuştuğunuz sorusuna verdiği mealen şu cevaptan ötürü:

-İçerik konusunda Büyükanıt Paşa konuşmazsa ben de susarım. Yok o konuşursa ben de bildiklerimi açıklarım.

Görüyorsunuz bu ifadede ,” sen benim sırrımı tut , ben de seninkini” gibi bir mesaj var.

Değilse üstelik Tayyip Erdoğan gibi çok iddialı bir Başbakan , üstelik İlker Başbuğ gibiler bile hapse giderken kılını kıpırdatmayan yani
Hakan Fidan misali sahiplenmeyen biri , Yaşar Büyükanıt’a böyle bir ayrılacalığı niye yapsın?

Peki, bu sırlar ne midir?

Ankara’da bu bağımda söylenenler var , lakin yazamam. Zira ispatı zor olduğu için suçlu olurum.

Ancak…

Yaşar Büyükanıt’ın , Erdoğan hakkında bildiği o sırrı , TSK’da başka bilen yok mu?

Büyükanıt o sırrı gökten yani ilahi aracılarla almadı ya?

Öyle ise o sırrı , Büyükanıt’a taşıyanlar neden susuyor?

Bir dedikoduya göre o sırlar , Erdoğan Cumhurbaşkanlığına aday olduğunda açıklanacak!

AYDINLIK

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: