Zahide Uçar: Haçlı Takke Giyerse…


Soğuk savaş sonrası Pentagon yeni düşman olarak Müslümanları belirlemişti. 11 Eylül günü sözde İslami teröristler ikiz kuleleri vurmuşlardı(!).. Böylece İslami terörist kavramı Dünya insanlığının beynine nakşedildi. İlk hedef Afganistan oldu. Türkiye NATO’ya bağlı bir devlet olarak Afganistan’da yerini aldı. Afganistan’daki hatırı sayılır Türk nüfusu kimsenin aklına gelmedi.

Atatürk’ü yıllardır Batıcı diye suçlayan takkeli haçlı güruh, Atatürk’ün Afganistan ile kardeş ilişkileri kurduğunu ve Afgan kralı Amanullah Han’ın ıslahat konusunda Atatürk’ü örnek olarak gördüğünü ve askeri alandaki düzenlemelerde Türkiye’nin desteğini istediğini yazmazlar. Söylemezler.

Sonra Irak. Haçlı ittifak Irak’a saldırmadan önce Bush “bu bir haçlı savaşıdır” demişti.

Haçlı bu sefer daha deneyimli geldi. Zenginliklerinizi elinizden almaya geliyoruz demedi. Ne dedi?

“Size demokrasi getireceğiz” dedi. Ve işgalci olduğu anlaşılmasın diye de işgal ve talana TAKKE giydirdi.

Libya’dan Türkiye’ye koynunda haç, beyninde Davut yıldızı, seccadesinin yönü Pentagon olan takkeli Haçlı güruh, dışarıdan gelen Haçlıya kale kapısının anahtarını içeriden attı. Takke giymiş Haçlı güruh, küresel ittifakın işgalini masumlaştırma rolünü oynuyordu. Sözde mazlumdu.

Bizdeki takkeli Haçlılar Atatürk’ü yıllarca Batıcı diye suçladı. Müslüman dünyaya sırtını dönmekle suçladı. Kendileri Müslüman coğrafya’ya yüzlerini döndüler ama Haçlı ile birlikte tecavüz etmek için dönmüşler meğer.

Oysa Atatürk “yurtta sulh, cihanda sulh” diyerek ilk adımı Sadabat Paktını kurarak atmıştı. Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında, 8 Temmuz 1937′de Tahran’da Sadabad Sarayı’nda imzalanan dörtlü saldırmazlık paktı anlaşması ile komşularımızla yakın ilişki kurdu. İran ile öyle yakınlaşmıştı ki; İran Şahı Atatürk’e abi diyordu.

Ülkemizdeki TAKKELİ Haçlılar Türkiye’yi Haçlı için cephe ülkesi haline getirdi. Erdoğan zaten Haçlıların bile aklayamayacağı şekilde Haçlı çapulcuları aklamış, Haçlıların aslında Anadolu’ya “bilim-sanat” getirdiğini bile söyleyebilmişti.

Dün Akçakale’ye henüz kimin attığı belli olmayan top atışı sonucunda 5 vatandaşımız hayatını kaybetti. 9 vatandaşımız da yaralandı. Erdoğan mal bulmuş mağribi gibi bir açıklama yaptı. Erdoğan;

“Bugün saat 16.30 sularında Suriye rejim güçlerince açılan top ateşi sonucunda, Şanlıurfa’ya bağlı Akçakale ilçemizde 5 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 9 vatandaşımız da yaralanmıştır.”
Dedi.

Oysa Suriye Yönetimi ile irtibata geçilmemiş, bombayı kimin attığı da kesinleşmemişti. Zat-ı Takkeli’ye Suriye ile savaş diye görev verildi ya? BOP Eş Başkanı ya? Suriye’ye saldırmak için bir fırsat doğdu diye düşünüyor olmalı. Yoksa ölen-yaralanan vatandaşlarımız umurunda olsa Türkiye’ye saldıran küresel fahişelerin konakladığı Kandil’e gider, çakal yuvasını tarumar ederdi. O ne yapıyor? Suriye’ye vuruyor.

Türkiye %90’ı yabancı olan kiralık katillerden kurulu sözde “Muhalif Suriye Ordusunu” Ülkemizde barındırıyor mu? Barındırıyor. O katiller Suriye’de kadın çocuk demeden kesiyor mu? Kesiyor. Takkeli Haçlı hükümet bu katillere silah-mermi temin ediyor mu? Ediyor.

Abdüllatif Şener;

“AKP’nin verdiği silahlar Suriye’deki muhaliflere veriliyor. O muhalifler içinde PKK da var. Erdoğan’ın verdirdiği silahlar PKK’nın da elinde olabilir ve o silahlar Mehmetçiği şehit etmiş olabilir”
demişti.

Şimdi biz soralım:

Muhalif Suriye Ordusu denilen %90’ı yabancı olan, El Kaide militanlarının da içinde olduğu bu güruha sağladığınız ağır silahlar Türkiye’nin Suriye’ye girmesini sağlamak için Türkiye’ye karşı kullanıldı mı?

Tabii ki sizler hayır diyeceksiniz. Topuk selamı verirken bel kıran Paşa’da hayır diyecek. Ve tabii ki biz sizlere inanmayacağız. Çünkü Suriye’de düşürülen uçak konusunda millet yanıltıldı diye biliyoruz. Erdoğan Rusya’ya gittiğinde Putin uçağımızı kimin düşürdüğünü belgeleri ile Erdoğan’ın önüne koydu. Ve Erdoğan o belgelerden uçağımızı İsrail’in düşürdüğünü öğrendi.

İsrail, Amerika ve İngiltere Türkiye’yi tek başına Suriye ile savaştırmaya çalışırken, Özgür Suriye Ordusu denilen katil sürüsünün içinde MOSSAD, CİA, İngiliz istihbaratı cirit atarken, Türkiye’ye bombaların düşmesi kaçınılmazdır.

Amerika’da bir savaş oyunu oynanmış, bu savaş oyununda; Kahramanmaraş ve Urfa gibi illerimize bombalar düşüyor, Türkiye Suriye’ye girerek işgal ediyordu.

Haçlı perde açıldı. Takke giymiş Haçlılar göreve hazır.

Kaddafi’nin ellerine bulaşan kanı kurumadan Suriye’nin mazlum halkının kanını akıtmak için hazırolda bekliyorlar.

Oysa Suudi Arabistan ve Körfez Ülkeleri dışında kalan Arap coğrafyası Çanakkale savaşında dizlerinin üzerine çökene kadar bizimle birlikte savaştılar.

Takke giyen Haçlı Güruh şimdi bizimle birlikte savaşan bu milletlerin çocuklarını Haçlı ile birlik olup katlediyor. Türk Milleti’nin alnına yıllar sürecek utanç verici bir kara leke sürüyor.

2007 yılında “biz İranlaşıyoruz” diyen saflara; “hayır, biz İran değil, Suudileşiyoruz” demiştim. Amerikan uşağı, geçmişte İngiliz ile birlik olup Osmanlı askerlerini arkadan vuran Suudiler… Osmanlı eserlerini kazıyıp hatıralarını bile Suudi Arabistan’dan kazırken, İngiliz casus Lawrence’nin evini müze yapan Suudiler.

Gölcük depreminde bütün dünya yardıma koşarken kılını kıpırdatmayan ama petrol paralarını ABD’nin hizmetine sunan Suudi Kralı… O Kralın ülkemizde ki müttefiki takke giymiş Haçlılar…

Bir mesleki eğitimde Tunuslu Mühendisler vardı. Arkadaşlardan biri Tunuslu mühendise; “ülkenizde Türkleri seviyorlar mı” diye sordu. Tunuslu; “hayır” deyince soğuk bir hava esti. Soran arkadaş nedenini sorduğunda verdiği cevap hepimizi yerimize çiviledi. Şöyle açıkladı Tunuslu mühendis;

“Büyüklerimiz Türkler bizi Fransızlara bıraktı diye sevmiyor.”

Oysa Osmanlı kendi derdine düşmüştü. Anadolu yanıyordu. Anadolu için bir şey yapamayan Osmanlı Tunus için nasıl çare olabilirdi? Bu durumda bile “bizi Fransızlara bıraktı” diye duygusal bir yaklaşımla Türklere kızan Tunus Halkını düşünürsek… Takke giymiş Haçlıların Ortadoğu’ya küresel seri katillerin yanında öncü tetikçi olarak girmelerinin Müslüman coğrafyada yıllar sürecek travmasını bir düşünelim. Bu fitne tohumunu ekmeye kimsenin hakkı yoktur.

Illuminati’nin çekirdek üyesi ve Amerikan Medya imparatoru Rupert Murdoch ;
“Trokya Toplantısı, Illuminati’nin yemek buluşmasıydı. David Rockefeller, Guy Rothschild ile baş başa yaptığımız sohbetlerin bir kısmını veriyorum:

İran-Irak savaşı Saddam’a büyük vaatler yapılarak başlatıldı. İlk iş olarak birbirlerinin petrol kuyularını ve tesislerini bombaladılar. Tabii sonunda petrol zengini bu iki bizlerden daha fazla silah satın alıp savaşı kazanabilmek için ülke ekonomilerini iflas ettirecek düzeye getirdiler. Sonuçta bütün şehirleri ve petrol tesisleri yine bizler tarafından yeniden kurulacaktı. Bu de yine bizlerden daha fazla borç almakla mümkün oluyordu.

Saddam dolduruşa getirilerek başlatılan 1990 yılındaki Körfez savaşı ile ırak ekonomisi bir kez daha çökertildi; Kuveyt’i tekrar inşa etmek için milyarlarca dolarlık iş bağlantıları yapıldı; Amerikan askerleri bölgeye ilelebet yerleşti. Bu savaşta test amacıyla tüketilmiş uranyum bombaları kullanıldı. Bu bombalar, etkisi yıllarca sürecek radyoaktif maddeler yayarak bölgedeki yüz binlerce insanın, tabii bu arada bizim askerlerimizin de ölmesine yol açtı, hala da insanları öldürmeye devam ediyorlar.
(Kaynak: http://milliyetcigorus.com/?p=2367)

Üstteki yazıyı okuduğumda aklıma 2005 yılında dinlediğim bir iddia geldi. İddia şöyle idi:

Küresel elit Erdoğan’a Konya merkezli halifelik vaat etti. Bu bağlamda Türkiye beşe bölünecek. Erdoğan Konya merkezli kurulacak olan hilafetin Halifesi olacak.

O tarihlerde bu iddiaya gülmüştüm ama Erdoğan gibi psikologların alanına giren bir kişiliğin bu kadar uç bir vaade itibar etme olasılığı var.

Vatikan şu anda Küresel çetelerle uyum içinde hizmet ediyor. Konya merkezli bir hilafet projesi ile Türkiye’de rahatça Sevr uygulanabilir. Bütün İslam alemine Evanjelist Müslüman bir halife… İslam alemi de böylece kontrol edilir. Şerif Hüseyin halife oldu diye düşünün siz(!)..

Yalnız Şii ve Aleviler bu Sünni halifeye biat etmeyecektir.

Günümüzde Şii ve Alevilere yapılan saldırının altında bu proje olabilir mi?

Saddam’a çok şey vaat edenler acaba BOP EŞ Başkanlığına karşılık Erdoğan’a hangi vaatlerde bulundu.

Küresel çetelerin Türkiye’de tıkır tıkır işleyen projesinin sadece AKP merkezli olmadığı, meclis odaklı muhalefet(lider bazında), devletin önemli kurumları ve Özkök’ten başlayarak askerin bazı paşalarının da bu projede iş birliği içinde olduğunu görmeliyiz. Ancak bu hakikati görürsek kurtuluş mücadelesinde TUZAĞA DÜŞMEYİZ.

NOT:Suriye Yalta anlaşması ile Rusya’nın güç alanına terk edilmiş bir ülkedir. Küresel çete şimdi Rusya’nın güç alanına tecavüz ediyor. Suriye’ye savaş açılırsa, küresel santraç tahtasında ABD Rusya’nın önemli bir taşını yemiş olacak. Rusya bu kayba sessiz kalırsa, büyük devlet olma iddiasından vaz geçmiş olacaktır. Bu mümkün olmadığına göre Rusya ne yapacaktır?

Rusya bu durumda hamle yaparak Azerbaycan’a saldırabilir. Bu durum asla göz ardı edilmemelidir.

İLK KURŞUN

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: