Günlük arşivler: Ekim 5, 2012

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) – Aytunç Altındal – Yonca Bayrak


http://www.youtube.com/watch?feature=youtu.be&v=ZtGiIV85TwY&gl=TR

ORTADOĞU ANALİZ Ekim 2012


ORTADOU ANALZ Ekim 2012.pdf

Suriye’den Türkiye’ye gelen Nureddin Abdo Hacı Osman-Abu Kamil ile söyleşi


Nureddin Abdo Hacı Osman-Abu Kamil: Suriye’nin Lazkiye İli Cebil Elkirad Köyü’ndenim. 41 yaşındayım. 3 çocuğum var. Briket ve inşaat malzemeleri üretiyorum. Lazkiye bölgesinde ve kendi çevremde işten çıktıktan sonra dini bilgim doğrultusunda sohbetlere katılır, konuşmalar yapardım. Her zaman cemaatle birlikte namaz kılmayı tercih ederim. Baas Partisi ve parti mensuplara bana sıcak bakmazlar, bende onlara.

ORSAM: Suriye’de yaşadıklarınızı ve sizi Türkiye’ye geliş nedenlerinizi anlatır mısınız?

Nureddin Abdo Hacı Osman-Abu Kamil: Çocuklarımdan biri zihinsel engelli olduğu için tedavi ettirmem gerekiyordu. Hiçbir sosyal güvencem olmadığından devlet hastanesinde tedavi ettirmek zorundaydım. Ben küçük yaştayken sorunun çözülmesini ve çocuğumun hayata kazandırılmasını istiyordum. Ancak hiçbir hastanede gerektiği ölçüde tedavi yapılmadı. Özel bir hastane benden tedavi için 30 bin dolar istedi. Ancak Suriye’de yaptığım işle bu kadar büyük bir parayı kazanmama/ biriktirmeme imkan yoktu. Bende bu parayı biriktirebilmek için ailemi köyde bıraktım ve Lübnan’a giderek 2 yıl orada çalıştım. 2 yılın sonunda yaklaşık 15 bin dolar biriktirebildim.

Kalan miktarı toparlayabilmek için cami cemaatinden ve hayırseverlerden yardım istedim. Sağır-dilsiz ve zihinsel engelli çocuğumu tedavi edecek hastaneye 20 bin dolar verdim. Ancak onlar illa 30 bin dolar istiyorlardı. Yetkililere müracaat ettim, derdimi anlattım. Ama hiç kimse bana yardım etmedi; çünkü ben Baas Partili değildim. Bu sıralarda Suriye’de rejime karşı, Esad ailesine karşı bir ayaklanma başladı. Bende muhaliflerin safına katıldım. Ceyş El-Hür (Özgür Suriye Ordusu) mensupları bölgemizde karargah kurdu. Bende onlara manevi destek sağlıyordum, toplantılar düzenleyip, dini vaazlar veriyordum. Bir gece tanklarla köyümüz ve çevre köyler bombalanmaya başlandı. Evler yıkıldı, insanlar öldü. Bağ-bahçe, yeşillik adına ne varsa yok edildi. Hem maddi hem de manevi açıdan büyük zarar gördük. Kardeşim ve akrabalarım Ceyş El-Hür’e katıldı. Savaştık. Ancak bir süre sonra dayanacak gücümüz kalmadı. Kadınlarımız, çocuklarımız perişan oldu. Onları alıp Türkiye’ye gelmek zorunda kaldım. Ben ve arkadaşlarım fırsat buldukça Suriye’ye gidip oradaki arkadaşlarımıza yardım ediyoruz. Çocuğum ise artık nefes alan bir ölü. Onun bu hale gelmesinin, tedavi edilmemesinin tek sebebi benim Baas Partili olmamam.

* Bu söyleşi, 15 Eylül 2012 tarihinde Feyyat Özyazar tarafından Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde gerçekleştirilmiştir.

Los Angeles Fusion Center: Liquid Carbon Dioxide Leaks Pose Risks to Public


Los Angeles Fusion Center… Liquid Carbon Dioxide Leaks Pose Risks to Public.pdf

U.S. Army Regulation 190-13 Physical Security Program


U.S. Army Regulation 190-13 Physical Security Program.pdf

Afganistan Petrol Üretiminine Hazırlanıyor


Yaşadığı sorunlarla sürekli gündemde olan Afganistan, son dönemlerde barındırdığı enerji kaynaklarıyla da gündeme gelmeye başlamıştır. Daha önceleri Orta Asya’daki enerji kaynaklarının Hint Okyanusu yolu ile dünyaya pazarlanması konusunda oluşturduğu transit geçit yolu potansiyeli ile zaman zaman gündeme gelen bu ülke, son dönemlerde kömür, bakır, altın ve uranyum rezervleri ile dünyadaki birçok şirketin dikkatini çekmiştir. Özellikle bakır ve altın madenleri ihalesinde ciddi işler elde eden Çin şirketlerinin yaptığı bir takım çalışmalar sonucunda ülkenin birçok bölgesinde petrol yataklarının bulunduğu da tespit edilmiştir. Bu yataklardan en önemlisi “Amu Derya Petrol Havzası” adı ile bilinen bölgedir.

Kuzeydeki Şibirgan, Faryab ve Serpol vilayetlerini içine alan bu bölgede yoğun olarak Türkler yaşamaktadır. Afganistan maden bakanlığının raporuna göre bu bölgede ciddi miktarda petrol rezervi bulunduğu tahmin edilmektedir. Çok tartışmalara sebep olan “Amu Derya Petrol Havzası” ihalesini Çin Ulusal Petrol Şirketi (CNPC) ile Vatan Groop isminde Afganistanlı Petrol şirketi (Devlet Başkanı akrabalarından birine ait) 25 yıllığına elde etmişlerdir. Fakat, Vatan Groop isimli şirketin bu ihalede yer alması ve bu şirketin de devlet başkanı Hamid Karzai ile yakınlığı ülkede bir takım tartışmalara sebep olmuştur. Ayrıca, Afganistan’ın tamamında olduğu gibi, sondaj çalışmalarının yapıldığı kuzeydeki vilayetlerde işsizlik sorunu fazlası ile hissedilirken, söz konusu şirketin Pakistan – Afganistan sınırındaki kabile bölgelerinden ucuz işçi getirerek çalıştırması da bir çok tartışmaya sebep olmuştu. Nitekim bu hususta bir süre önce General Dostum ile Afganistan Devleti arasında da ciddi tartışmalar yaşanmıştı. Vatan Groop’un ortağı CNPC şirketinin iddiasına göre, “Amu Derya Petrol Havzası” çalışmaları için General Dostum kendilerinden üç milyon dolar talep etmişti. Bunun üzerine Afganistan Devleti General Dostum’u “ulusal ihanet” ile suçlamıştı.

Fakat General Dostum’un sözcüsü söz konusu iddiaların asılsız olduğunu ileri sürerken, ucuz işçi olarak Pakistan’dan getirilen kaçak işçiler yerine kuzeydeki insanları ağır işlere istihdam edilmesi gerektiğini öne sürdüğünü söylemişti. Bu önerinin söz konusu şirketlerin siyasi amaçları ve ekonomik çıkarlarına aykırı olduğu için reddedildiğini ifade etmişti General Dostum’un sözcüsü. Diğer taraftan Afganistan parlamentosu üyelerinden bazıları da söz konusu ihalenin perde arkasında gerçekleşmiş olduğunu öne sürerek şiddetle karşı çıkmışlardı. Ayrıca, ülkedeki bir takım siyasi muhalif gruplar da söz konusu ihalenin Karzai’nin akrabalarına verilmesine karşı çıkmaktaydılar. Böylece Afganistan’daki petrol arama çalışmaları ciddi tartışmalara yol açmıştı. Yapılan açıklamalara göre ülke genelinde bir çok bölhgede petrol olduğu tespit edilmiştir.

Ülkede bir yandan tartışmalar devam ederken, diğer taraftan da Çin Ulusal Şirketi CNPC ile ortağı Vatan Groop kendi çalışmalarını sürdürmektedir. Bu doğrultuda Afganistan Maden Bakanlığının açıklamasına göre “Amu Derya Petrol Havzasının” bazı bölgelerindeki ön çalışmalar tamamlanmış ve en yakın zamanda petrol üretimine başlayacaktır. Faryab, Serpol ve Şibirgan bölgelerini kapsayan bu petrol havzasında şimdiye kadar sadece Serpol ve Şibirgan’ın bazı bölgelerinde çalışmaların yapıldığı bilinmektedir. Öte yandan yapılan açıklamaya göre arıtma tesisleri için şimdiye kadar yapılan masraf 300 milyon dolara ulaşmıştır. Ancak bu tesislerde ne kadar petrol üretileceği şimdilik belli olmadığı gibi, tüm Amu Derya Petrol Havzasının çalışmalarının ne zaman biteceği de şimdilik bir muamma olmaya devam etmektedir.

Afganistan Maden Bakanlığının açıklamasına göre şimdiye kadar çalışması bitmiş olan sahada 87 milyon varil petrol bulunmaktadır. Bu rakam tüm Amu Derya Petro Havzasının yüzde 20’sini oluşturmaktadır. Yine söz konusu bakanlığın açıklamasına söre, yapılan sözleşme gereği 2012 sonuna kadar bu bölgelerde 160 bin varil petrol üretilmesi gerekmektedir.

Yıllardan beri hep yaşadığı sorunlarla gündemdeki yerini koruyan Afganistan, aynı zamanda önemli bir Pazar niteliğindedir. Bu ülkede, bakır ve altın madenleri ihalelerini elde eden Çin şirketleri enerji alanında da çalışmalarına başlamıştır. Dolayısı ile sadece inşaat sektöründe bir takım ihalalere katılıp kazanan Türk şirketlerinin de daha çok yatırıma yönelik bir takım çalışmalara başlaması ve maden çalışmalarına da ihalelere katılması gerekmektedir. Çünkü Türkiye, gerek tarihi ve kültürel yakınlığı, gerekse son 11 yıl içerisinde Afganistan’daki faaliyetleri ile diğer ülkelerden bir adım önde gözükmektedir. Dolayısı ile Türkiye sahip olduğu bu potansiyelden yararlanarak daha ciddi işler yapabilir.

http://www.turksam.org/tr/a2769.html

Rifat SERDAROĞLU: MAĞDURE /// CC : @rifatserdaroglu


Başbakan Erbakan’ın yardımcısı Tansu Çiller, Salı günü ifade vermek üzere Savcılığa gitti. Ankara Başsavcı Vekili onu Adliyenin kapısında;

“Hoşgeldiniz Sayın Başbakanım” diye karşıladı. Tıpkı Genelkurmay Başkanını ve Orgenerallerini; “Hoşgeldiniz Sayın Komutanım” diyerek karşıladıkları gibi !…

Çiller; “Geldim, belgelerin tümünü gördüm. Açıklamamı TBMM Komisyonunda yapacağım” diyerek, ifade vermeye değil, savcının ifadesini almaya geldiği havasını verdi…

Özel Yetkili Savcı Mustafa Bilgili’ye yardımcı olmak üzere düşüncelerimi sizlerle de paylaşmak isterim. Tansu Çiller açıklamasını 7 Kasım’da TBMM Darbeleri İnceleme Komisyonunda yapsın, ben de o zamanki DYP Genel İdare Kurulunda ve DYP Meclis Grubunda yapılan konuşmaları ve bildiklerimi sizlere anlatacağım.

Sayın Savcı;

*Devleti yöneten Başbakan-Başbakan Yardımcısı gibiler “Dürüst, namuslu ve Şeffaf” olmadırlar.

*Servetlerinin hesabını Yargıya ve Kamuoyuna açık-net-doğru olarak vermelidirler.

*Servetlerini, “Çıkına-Annesinin yastığının altına- Çocuklarının pipisine” bağlamamalıdırlar.

*Hizmetçilerinin üzerine çiftlik alıp, önce inkar edip sonra kabul etmemelidirler.

*Başka ülkenin vatandaşı olmamalıdırlar. Yabancı ülkeye vatandaş olurken,
öncelikle “o ülkenin menfaatlerini koruyacakları” yeminini etmemelidirler.

*Servetleriyle ülkelerine yatırım yapmalıdırlar. Başka ülkelere yatırım yapmaları, ülkelerine güvenmedikleri anlamına gelir.

*Birbirlerini “Hırsızlıkla-Mürteci olmakla” suçladıktan sonra,

“TBMM Komisyonlarında aklanmayı” hükümet kurmanın öncelikli şartı yapmamalıdırlar.

*Genel Seçim öncesi vatandaşa verdikleri sözlerin aksine, kendilerine oy verenlerin iradelerini yani “Milli İradeyi” satmamalıdırlar.

*Uluslararası Bankerlerin oyununa gelip, ülkeyi ekonomik krize sokarak, kendi servetleri kat-kat arttırırken, milletin servetini bir gecede yarı yarıya azaltmamalıdırlar.

*Cesur olmalıdırlar. Milli irade yara aldığında susup, koltuklarına yapışmadan konuşmalılar, tavır almalıdırlar. Aradan 15(ONBEŞ) yıl geçtikten sonra konuşmamalıdırlar. Kendi ayıplarını ve yüreksizliklerini bilip, susmalıdırlar.

*Bu kişiler kooperatif ve imar planlarında yapılan yasa dışı oynamalarla bir günde 500 Milyon Dolar rant sağlamamalı ve sağlatmamalıdırlar.

*Bu kişiler, “Milletvekilleri ikna odası” , “Milletvekilleri Borsası” konusunda ne biliyorlarsa isim-isim konuşmalıdırlar. Herkesin haysiyet ve namus anlayışının kendilerinki gibi olmadığını anlamalıdırlar.

*TBMM’de ettikleri yemine (Devletin varlığı ve bağımsızlığı+Atatürk İlke ve Devrimleri+ Lâik Cumhuriyet ilkesine uymak) sadık olmalılar ve ettikleri yemini, siyasi çıkarları uğruna çiğnememelidirler…

Sayın Savcı;

Şevket Kazan’ı da dinleyecekmişsiniz. Ona, Çiller hakkındaki söylediklerini ve elindeki Çiller dosyalarını sorunuz. Bu belgeler gazetelerde ve televizyonların arşivlerinde de mevcuttur.

Ayrıca Anayasamızın 174. Maddesi ve bu madde ile ilgili kanunlar yürürlükte iken, Başbakanlık Konutundaki Tarikat-Cemaat önderlerinin davetini ve Erbakan-Çiller Hükümeti zamanındaki “Lâiklik İlkesi” aleyhine verilen beyanatların da sorulması, Anayasa Mahkemesi kararlarının incelenmesi
sizlerin yolunuzu açacak ve adaletin tecellisi sağlanmış olacaktır…

Sayın Savcı;

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temelini oluşturan Anayasamızın ilk üç maddesine gönülden bağlı(!) “Erbakan-Çiller” Refahyol Hükümetinin gerçek yüzü, Savcılığınızın yapacağı titiz araştırma sonucu mutlaka ortaya çıkacaktır. Aylardır tutuklu olarak yargılanmayı bekleyen Profesör Kemal Gürüz ve diğer Askerler de suçlarını öğrenmiş olacaklardır. Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Sağlık ve başarı dileklerimle 05 Ekim 2012

İLK KURŞUN

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: