ERGUN ÖZGEN : AYDIN GERÇEĞİ


Türkiye’de aydın gerçeği, değerleri itibariyle ele alındığında,(İstisnalar hariç) kendi tanımını kendine yapamamış, bilgi ile malumatı sürekli olarak birbirine karıştırarak slogan kolaycılığı içinde kendine göre çözüm aramış, olayların içinde kendisi yoksa, o işi mutlaka yanlış kabul etmiş, bir şeyin yanlış olduğunu iddia ettiğinde, o yanlışın karşıtı olan doğruyu söylemek iradesini gösterememiş ve bunun gibi kendi mantık paradoksu içinde,kendisini görmeden, başkalarından farklı olduğuna kendini inandırmış ve fikir hareketlerinde çözümleyici sonuçlar üretmek yerine, sürekli olarak kavram kargaşalarına malzeme üretir hale gelmiş olması gibi, ibretle izlenen yanlışlıklar serisinde varlıkları gözlenebilmektedir…

Bir ülkenin geleceğinin, o ülkenin toplumunun geleceğinden, toplumun gerçeğinin de, o topluma yön veren aydınlarının gerçeğinden soyutlamak mümkün değildir… Toplumun yolunu ve yönünü aydınlatan fikir hareketleri, o ülkenin aydın kadrolarının düşünce dinamiklerinin sonuçlarında ortaya çıkar. Fransız’ı, Fransız yapan değerler, Descartes’dan, Rousseau’ya, Voltair’den Ansiklopedistlere ve diğer düşünce akımlarının öncüleri olan tüm Fransız düşünürlerinin gerçeğinden ortaya çıkmışlardır… İngiliz’i, İngiliz yapan değerler ise, Locke, Hume, Berkley, Bentham,Stuart Mill ve diğer İngiliz aydınlarının yön verdiği düşünce sistemlerinin bir gerçeği olarak ortaya çıkmıştır…Avrupa Medeniyetinin bir diğer köşe taşı olan Almanya’yı Alman yapan düşünce akımları ise, Kant,Hegel,Fichte, Shelling ve gene düşünce hareketlerine yön veren diğer aydınların felsefi gerçeğine paralel olarak biçimlenmiş olduğu görülür…

Kültür temelindeki bu yapısal şekillenmelerde, Fransız’ı rasyonalizmden romantizme, Almanları, romantizmden idealizme, İngilizleri ise, pragmatizmden, liberalizme taşıyan değerler hep bu ülkelerin aydın kadrolarının felsefi ve fikri dinamikleri içinde yer almış,olgunlaşmış ve yaşamdaki pratiğine ulaşmıştır…

Özetle, batı toplumlarının aydınları, bugün ulaştıkları fikri ve fiili düzeylerini,bilimsel düşünce temeline dayalı,felsefi seviyesini evrensel değerleri çıkarları istikametinde arayan bir gerçekçilik içinde, kendi kültür çizgisinde ve kendine özgü olarak, kopyalamadan uzak bir şekilde, yine kendi gerçeğini yakalayarak ve bir kimlik oluşturarak şekillendirmiştir…

Batı toplumunda aydının farkı genel anlamı ile, bu temel değerlerden hareket edildiği içindir ki, özellik ve kişilik arz etmektedir. Bu anlatım içinde, düşünce farklılıkları, karşıt görüşlerin zıtlığı içinde ortaya çıktığında, yeni düşünce akımları şeklinde toplumların yaşamlarında hayata geçmiştir…

Türkiye’de aydın olarak kabul edilen kadrolar Tanzimat’tan bu yana ülke gerçeklerinden esinlenmiş özgün sosyal görüşler oluşturacak fikir akımları yerine, tercüme değerler üzerinden modeller oluşturma kolaycılığına yönelmişlerdir. Bir dönem Fransa’yı model alanlar, 20 yy. başlarından itibaren Alman taklitçiliği modasına kapılmışlar, Birinci Dünya Savaşından sonra İngiliz kopyacılığına soyunanlar, savaştan sonra ABD modasını başlatmışlar, soğuk savaşı hızlı seyrettiği dönemde ise bir grup anlı şanlı aydınımız birden Sovyet modasına kendilerini kaptırmışlardır…

Güncelleşmiş hali ile bu türe dahil olanların önemli bir bölümü ise, kollektivist anlayıştan birden bire liberalleşmişlerdir!… Bu diyalektik sürmektedir. Muhtemelen çeyrek asır sonra, Asya Pasifik bölgesinde Çin ağırlıklı bir güç gösterisinin siyaset sahnesinde yer almasından sonra da, bu muhteşem aydınlarımızın Çin modasına uyduklarını görmek şaşırtıcı olmayacaktır!… Kısaca, batı toplumlarındaki aydınlara kıyasla, bizim ürettiklerimiz tarih boyunca her kalıpta yer almışlar, ancak bir tek KENDİLERİ olamamışlardır…Onlar için kopya olmak kişilik sahibi olmaktan çok daha önemlidir…

Sonuç olarak, kendi tarifini ve gerçeğini kendisine yapamamış tarih şuurundan yoksun olan bu sosyal kesimin (İstisnaları tenzih ederim) toplum önündeki inandırıcılıkları her geçen gün azalmaktadır..

Günümüzdeki pek çok toplumsal sıkıntılara neden olan, bu kategorideki aydınlara güvenini yitirmiş olan halk kitlelerince, böyle aydınların aydınlattığı yoldan gidileceğine, karanlıkta gideriz, ama, dikkatli gideriz mantığı içinde hareket edilmesinin söz konusu olması halinde ise, oluşumları yadırgamamalı ve şaşırmamalıyız!…

Esasen, Türk siyasal yapısının halen içinden geçmekte olduğu anaforda, konunun, bu yönünün de irdelenmesinde yarar bulunmaktadır!…Ayrıca, karar verme yetkisini taşıyan siyasi kadroların ise, tercih ve değerlendirmelerinde, toplum karşısında her geçen gün güven yitirmekte olan bu çevrelerden destek aramaları dikkate alındığında, olayları siyaset tribününden seyredenlerden bazılarının baktıkları konunun içeriğini hala görmedikleri de anlaşılmaktadır!!!

ERGUN ÖZGEN

Etiketlendi:

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: