Günlük arşivler: Ekim 8, 2012

ADALET :))


SAVAŞA HAYIR !!!!


Video: NATO Debacle In Afghanistan


With Western-backed President Hamid Karzai ascending to power, some 130,000 troops from 50 countries have been sent to support his government. But instead, a surge of violence, especially in the last five years, followed.

This resulted in a total of 3,199 NATO soldiers being killed in fighting.

Over 2,100 of this number are Americans, according to icasualties.com.

The war also came at a high cost to the Afghan people. The UN estimates that over 13,000 civilians were killed in the conflict between 2007 and mid-2012. If the count were to be started at the beginning of the invasion in 2001, most experts put the death toll at over 20,000.

“Most arguably the only accomplishment, dubious as it is, is that opium production has skyrocketed,” international affairs commentator Rick Rozoff told RT. “In terms of the Afghan people, who suffered indignities, bombing and helicopter gun attacks, unspeakable massacres of the sort that occurred in Kandahar in March of this year, they certainly have nothing to be grateful to NATO for.”

Many analysts also believe that the Taliban will quickly recapture power in Afghanistan no sooner than the core of the foreign combat forces leaves. By the end of this year, only 108,000 allied troops, including 68,000 from the US, will remain. Their main task is to train the Afghan National Security Forces that are to replace them after a total withdrawal in 2014.

Washington and NATO hope Afghan forces will take over the fight against the Taliban after 2014. But many analysts see a multi-factional civil war ahead.

“Whether the Afghan National Army is capable of providing security in the country – it is not even questionable. They simply will not,” says Rick Rozoff. But, he reminds, NATO is not really leaving Afghanistan. Bases with limited contingents will remain after 2014…

[T]his is the longest running war for the US. Although Obama has pledged that most US combat troops will leave by the end of 2014, allied troops are still dying in Afghanistan at a rate of one a day, the AP estimates. The outcome of the war hangs in the balance, with the outcome of the America’s presidential elections likely to hold some sway, but Rick Rozoff doubts US military boots could go back to the heated Afghan soil.

“I don’t think that the American public has a stomach for that, or any politician in this country, be it Barack Obama after he is reelected or Mitt Romney if he takes his place, would dare such a move,” he told RT.

Suriye düşmanlığı kime yarıyor? /// CC : @MaliGuller


AKP’nin Suriye karşıtlığından kim yararlanıyor? Türk Ordusu’nun “angajman kuralları” kime yarıyor? Suriye ordusunu kendi sınırından 10 km uzakta tutmaya zorlamak kime alan açıyor?

Bu soruların yanıtları dün önemliydi, bugünden sonra daha da önemli olacak. Zira Türk Ordusu’na Suriye’yi işgal ettiremeyen ABD, Türkiye-Suriye sınırında karışıklık çıkartma faaliyetlerine daha da yüklenecektir. Çünkü bu hat üzerinden bir koridorun Akdeniz’e açılması, ABD’nin asıl meselesidir!

Suriye’de Kürt ordusu!

PKK’ye yakın Fırat Haber Ajansı önceki gün dikkat çeken bir bildiriyi haberleştirdi. Bildiri, PKK’nin Suriye kolu olan PYD’nin oluşturduğu “Kürdistan Halk Tugayları Ordusu” hakkındaydı…

PYD, bir ordu kurma ihtiyacını “Bir yandan BAAS rejimi, diğer yandan da Arap muhalefetinin inkârcı zihniyeti ile yaşanan güvenlik sorunlarına” bağlıyor. Kuşkusuz PYD bu ifadeyle, Şam ile AKP destekli muhalefet arasındaki mücadeleden yararlanmakta olduğunu ortaya koyuyor.

PYD, Kürt nüfusun yoğun olduğu yerlerde “bağımsızlık ve özerklik yolunda askeri güvenliğin bizzat ‘Kürdistan Halk Tugayları Ordusu’ ile sağlanacağını” belirtiyor ve bu hamleyi “devletleşmek yolunda atılan büyük bir adım” olarak değerlendiriyor!

*** *** ***
Öcalan’ın Suriye Kürtlerine mesajı!

PYD’yi tam da bu zamanda böylesi bir hamleye götüren neydi? Yanıtı Financial Times’dan öğreniyoruz.

Gazeteye göre PYD bu hamleyi, Abdullah Öcalan’ın isteği üzerine yaptı. Üstelik bu konuda Öcalan’dan yazılı bir talimat da aldı!

Evet, yanlış okumadınız. Başbakan Erdoğan’ın Öcalan’ı muhatap ilan ettiği saatlerde, meğer AKP aynı zamanda Öcalan ile PYD arasında bir de postacılık yapıyormuş!

PYD gençlik kolu toplantısında okunan ve Financial Times muhabiri Loveday Morris tarafından yayımlanan Öcalan’ın mesajı şöyle: “Esad’ın safında olmayın, muhalefetin safında olmayın, Suriye’de üçüncü güç olun. Kürt bölgelerini koruyacak 15 bin asker hazırlayın. Eğer bu stratejiyi izlemezseniz, ezilirsiniz. Her genç Kürt bu güce yazılmaya ve anayurtlarını korumaya hazırlanmalı.”

Financial Times’da “Suriyeli Kürtler Esad’dan sonraki hayata hazırlanıyor” başlığıyla yayımlanan haberde Kürtlerin petrol zengini kuzeyde karakollar, belediyeler, mahkemeler kurduğu ve bu yapıları özerk bir yönetimin temeli olarak gördükleri belirtiliyor.

20 yıllık Irak sürecine ne kadar da benziyor…

Bu haberlerin benzerini defalarca okuduk; şu farkla, Suriye yerine Irak, Esad yerine de Saddam vardı o haberlerde…

Bugünkü Esad karşıtlığı, dün de Saddam karşıtlığı olarak vardı. Ve o karşıtlık yanı başımızda ülkemizi tehdit eden bir kukla devlete dönüştü. Üstelik o yapı, PKK’nin daha da güçlenmesine yarayan bir yuvadır artık.

*** *** ***
Suriye karşıtlığı PKK’ye yarar!

Başlarken sorduğumuz soruları şimdi yanıtlarıyla yeniden yazalım: AKP’nin Suriye karşıtlığından PKK yararlanıyor! Türk Ordusu’nun “angajman kuralları” PKK’ye yarıyor! Suriye ordusunu kendi sınırından 10 km uzakta tutmaya zorlamak PKK’ye alan açıyor!

Öcalan’ın AKP’nin izniyle PYD’ye mesaj ulaştırması, PYD’nin bu mesaj üzerine Suriye’nin kuzeyinde 15 bin kişilik bir ordu kurmaya soyunması, iktidarın Türkiye ve bölge için bir güvenlik sorunu haline geldiğini ortaya koyuyor.

Bu tablo PKK’yle mücadelenin, AKP’yle mücadeleden geçtiğini gösteriyor!

Mehmet Ali GÜLLER

Aydınlık

Suriye Bataklığı


Başbakan, “Akçakale’de yaşanan olayı bir ülkede yaşanan çatışmanın sınır ötesini de etkilemesi gibi sıradan hadise olarak telakki edemeyiz. Ulusal güvenliğimize yönelik bu saldırıya, bu provokasyona, hemen akabinde misliyle karşılık verilmiş, belirli hedeflerin vurulması yoluna gidilmiştir” demiştir.

Bu ifade karşısında bazı soruları cevaplamak gerekmektedir.

Türkiye Suriye ilişkileri Sayın Ahmet Necdet Sezer’in Suriye ziyaretiyle başlayarak düzelmiş ve hatta AKP İktidarı döneminde de nerdeyse vıcık vıcık bir ilişkiye dönüşmüştür.

Aile boyu ziyaretler, Esad’ın karısı ve akrabalarıyla ege sahillerinde yat gezileri, ortak bakanlar kurulu gibi.

Esad, ABD’nin kendisine önerdiği füze kalkanı kurma teklifini red etmeseydi, Tayyip bey Suriye’de insan hakları ihlalleri olduğunu dile getirebilecek miydi?

ABD istemese Özgür Suriye Ordusu denen ne idiği belirsiz güruha kucak açar mıydı?

Onlara silah mühimmat ve lojistik destek verir miydi?

O güruhun üst olarak bu ülkenin topraklarını kullanmasına izin verir miydi?

Ulusal güvenliğimiz tehlikeye sokan bu girişimlerin üstüne tuz biber ekercesine, “geçici sığınmacı” kamplarından Suriye topraklarına çatışmaya gidip gelen sığınmacı kisvesi altındaki teröristlere bu serbestîyi tanır mıydı?

Eğer sığınmacılara gerçekten insani yardım yapılmak istense, onları çatışmalardan uzak tutmak için, o kampların daha iç bölgelere yapılması gerekmez miydi?

Ama amaç insani yardımın çok ötesinde, içinde Suriye vatandaşı olmayan, paralı askerler, CİA tetikçilerini de bulunduran Özgür Suriye Ordusunun üst olarak kullandırılması olduğu için, o kamplar şimdi bulundukları yerlere kurdurulmuştur.

120 bin sığınmacıyı bu ülkeye yerleştiren Tayyip Erdoğan, çatışmanın en yoğun yaşandığı sıfır noktasındaki Akçakale’yi boşaltmayı düşünmeyerek o beş insanımızın ölümünün tek sorumlusudur.

Yukarıda saydığımız nedenlerden ötürü, bir komşu ülke ile Türkiye savaşma noktasına gelmiştir.

Ulusal güvenliğimizi tehlikeye düşüren Tayyip Erdoğan ve kendisini Osmanlı’nın Hariciye Nazırı zanneden derinliği kendinden menkul Ahmet Davutoğludur.

Bu nedenle Yüce Divanda hesap vermelidirler.

Türkiye bu denli ABD hesabına tetikçilik yaparken, gerek NATO’dan ve gerekse de BM’den beklediği desteği görememiştir.

Türkiye ABD’nin tetikçiliğine soyunurken iki, ama çok önemli iki noktayı gözden kaçırmıştır. Oda Orta Doğu’nun Ruslar için ne kadar önemli olduğu gerçeği ve enerji bağımlılığımızdır.

İlk olarak, Eski Varşova Paktı ve Balkan ülkelerini AB’ye kaptırmış olması, Asya Pasifikte Japonya ve Çinin daha ağırlıklı hale gelmeleri Rusya’nın hareket alanını daraltması nedeniyle şimdi kendisi için en önemli bölge Kafkaslar ve Ortadoğu haline gelmiştir.

Ayrıca deniz üssü nünde bulunduğu Suriye’yi desteklemekten vaz geçmesi de düşünülemez?

İkinci olarak, enerji konusunda, doğal gaza olan bağımlılığımız sadece ısınma konusunda değildir.Aynı zamanda elektrik üretiminin %33 ü de doğalgaz santrallerinden elde edildiği için Rusya ve İran’ın tepkilerini göz ardı edemezsiniz.

O zamanda iki şey düşünülür, Tayyip Erdoğan ve arkadaşları ya bunları bile göremeyecek kadar dış politika cahilidirler , ya da iç politikada dibe vurdukları için, bir dış politika macerasıyla bunun üstüne şal örtmeğe çalışmaktadırlar.

Bir şeyi unutmamız gerekiyor, sonsuza dek aynı bölgede yaşayacağımız ve aramızdaki sorunlar asgariye inmiş bir Suriye’den yine bir ebedi düşman yarattık.

Geriye dostunuz diye, El Kaide,Taleban, Müslüman kardeşler kaldı.CİA tetikçilerini saymıyorum onlar bugün burada yarın Kuzey Irak’ta PKK’nın eğitimine katkı verirler veya lejyonerliğine soyunurlar.

Ulusal güvenliğimizin üstüne titrediklerini söyleyen Tayyip bey ve arkadaşlarına; Kandilden yönetilen, içerdeki siyasi destekçilerinden de destek alan terör örgütü, iç güvenliğimizi hiç mi tehdit etmiyor, diye sormak gerekiyor.

Şahin Mengü

Aydınlık

Türk Dış Politikası’nda Afrika Açılımı


Trk D Politikas’nda Afrika Alm.pdf

Joint Publication 3-13.3 Operations Security January 2012


Joint Publication 3-13.3 Operations Security January 2012.pdf

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: