SÖYLEŞİ : ERGENEKON TERTİPÇİLERİ *DÜZGÜN BABA’YA HAVALE /// CC : @vardiyabizde @BalyozGerc ekler @rodrikdani


Fatma Gültekin öncelikle bir Anadolu kadını. İnançlarıyla, yaşama biçimiyle, doğaya ve yaban hayatına saygısıyla Anadolu insanının nasıl biri olduğunu bize gösteriyor

Yusuf Çelik’in bu söyleşisi Aydınlık gazetesinde yayınlandığında büyük yankı yapmıştı. Fatma Gültekin şu sıra Silivri’de tutsak olan İşçi Partisi Genel Başkan Vekili Mehmet Bedri Gültekin’in annesi. Ama öncelikle bir Anadolu kadını. İnançlarıyla, yaşama biçimiyle, doğaya ve yaban hayatına saygısıyla Anadolu insanının nasıl biri olduğunu bize gösteriyor. 1937 Dersim isyanını görmüş. Bu konuda da hiç duymadığımız şeyler anlatıyor.

Fatma Gültekin’den öğreneceğimiz o kadar çok şey var ki…

ERGENEKON TERTİPÇİLERİ *DÜZGÜN BABA’YA HAVALE

Davayı Düzgün Baba’ya götürüp götürmemeyi çok düşünmüş. Her gün dua etmiş, tertipçiler hatalarından dönsün de iş tatlıya bağlansın diye. Uzun süre beklemiş, ama dava bir türlü sonuçlanmamış. "Baktım ki zalimler vaz geçmek yerine tertiplerine hala devam ediyorlar, başka çarem kalmadı. Dava artık Düzgün Baba’nın önünde, Allah yardımcıları olsun". Davayı havale etmekte neden tereddüt geçirmiş acaba? "Bizim buralarda çaresiz kalan yüzlerce kişi davalarını Düzgün babaya götürdü. Baba işini öyle düzgün görmüş ki, haksız olanlar büyük belalarla karşılaştılar. Kimine şimşek çaktı, kimi selden boğuldu, kimi felç geçirip yatalak oldu, kimini yılan ısırdı, kimi de kör oldu. Haksız olan bu şahıslar cezalarını sadece kendileri çekse neyse, tüm sülaleleri belayı buldu. Ben Ergenekon tertipçilerine üzülmem. Ama tertipçilerin tüm yakınları da mağdur olur diye yüreğim el vermiyordu. Ama kusura bakmasınlar, başka çarem kalmadı" diyerek devam etti."Benim oğlumu, arkadaşlarını, Genel Başkan Doğu Perinçek’i 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinde de hapse attılar. O zaman üzülsem de kızamamıştım. Çünkü devrimcilik yapıyorlardı, darbecilere direniyorlardı. Darbecilere göre ortada bir suç vardı. Cezası belli, ne kadar yatıp çıkacağın da belli. Şimdi ortada ne bir suç var, ne bir delil var. Günahsız insanları yıllarca içerde tutuyorlar. İşte beni çileden çıkartan da bu. Onun için Düzgün Babaya her gün sesleniyorum ’Ya *Düzgün Baba bu zalimlere cezayı en üst kerteden kes’ diyorum."

Fatma Gültekin, tutuklanmadan önce İşçi Partisi Genel Başkan vekili olan Mehmet Bedri Gültekin’in annesi. M.Bedri Gültekin uzun süreden beri, Ergenekon davasıyla birleştirilen Aydınlıkçılar davasından Silivri’de tutuklu.

Fatma ablayı görmeden önce, 94 yaşında olduğunu, üstelik iki büyük ameliyat geçirdiğini bildiğimden bu söyleşiyi zor konuşan, hatırlamakta güçlük çeken, muhtemelen yatakta olan birisiyle yapacağımı düşünüyordum. Gördükten sonra ise, "nine" demek bir yana, "teyze" demek bile garibime gittiğinden "abla"yı uygun gördüm. Çünkü beyni saat gibi çalışıyor, cümleleri düzgün, konuşması akıcı, mimikleri ve bastonunun ucunu yere vurarak yaptığı vurgulamalar ise cabası. Fatma abla’nın konuştuğu Zazaca’ya yakın Dersimce’ye çok aşina olmadığımdan, tercümanlığımızı en küçük çocuğu olan 45 yaşındaki kızı Zarife Gültekin yaptı. Söyleşi sırasında bir kez araya girerek soru soracak oldum, kızına dönerek "Ne geveze adam, hep sözümü kesiyor" dedi. Kızı Zarife Hanım ise bu bölümü, büyük bir incelikle "Sözlerim henüz bitmemişti diyor" şeklinde tercüme etti.

GÖMEMİŞ’E KAHVALTI TURLARI

Sofra, fotoğrafta gördüğünüz yeni olgunlaşmış elma ağacının altına kuruldu. Hemen yanı başımızdan geçen Pülümür Çayının şırıltısı ve tavukların cıvıltısından başka ses yok. Masadaki şeker ve Karadeniz çayı dışında tüm yiyecekler bu evin imalatı. Çay, meşe ağacı odununun ateşinde demlenmiş. Taze kaymak, taze yoğurt, ayrandan yeni ayrılmış tereyağı, böğürtlen dahil beş çeşit reçel, ayının götürmediği kovanlardan birinin balı, yirmi dakika önce sağılmış inek sütü, tereyağıyla karıştırılmış torak (çökelek), dut ve üzüm pekmezi, on dakika önce bostandan koparılmış ve bir kısmı közlenmiş üç ayrı çeşit biber, domates, salatalık ve acur. Ve tabi ki sacda pişmiş sıcak yufka ekmek. Keşke mümkün olsa da, Gömemiş’e kahvaltı turları düzenlense!

KELİME OYUNU

Beni en çok hayrete düşüren ise, Ulusal Kanalın haberleri dışında en sevdiği TV programını öğrenmek oldu. Okumaya can atarken, "Kızlar Okumaz" yargısına kurban edilip hiç okula gidememiş, üstelik Türkçe de bilmeyen bir insanın sevebilme olasılığının sıfır olduğu tek program. Benim de severek izlediğim Kelime Oyunu. Peki, nasıl oluyor da oluyor?"Hayatım mücadele ile geçti. İçimdeki öğrenme hırsından mı, söylediklerini tam anlamasam da, sunucunun güler yüzü ve samimiyeti mi bilmiyorum. Ama bazen çok kolay soruları bilemiyorlar ya, o zaman çok kızıyorum"

FATMA ABLAYI TANIYALIM

Tunceli merkeze bağlı Gömemiş köyünde 1918 yılında doğmuş. Gömemiş, Düzgün Baba dağının eteğinde, Pülümür Çayının kenarında kurulmuş 40 hanelik bir köy. Fatma ablanın bir dönümlük bostanı ve meyve ağaçlarıyla dolu bahçesinde 25 petek arı kovanı, biri hamile 3 ineği, 10 tavuğu, bir köpeği var. Meşe odununda pişirilmiş çayla yaptığımız sabah kahvaltısında bahçenin ve bostanın tüm nimetlerinden yararlandık. Düzgün Baba su konusunda Fatma ablaya çok cömert davranmış, 500 m. yukarıdaki göletten meyve ve sebzeler sulanabiliyor,evin holünde 24 saat akan kaynak suyu ve şehir şebekesindede su bağlanmış. Pülümür Çayı ise evin 10 m. yanından geçiyor. Ama bu öyle, utana sıkıla, süzüle büzüle kimseye görünmeden bir an evvel akayım diyen bulanık çaylardan değil. Değdiği rengarenk tüm çakılları cömertçe sergileyen, balıklara bile acıyıp da bir zulamda saklayayım demeyen, sanki bir dosta el sallar gibi akıp giden arsız mı arsız bir çay.

HAYVANLAR BİZİM ORTAKLARIMIZDIR

"Bu nimetlerin ve güzelliklerin hepsi bize ait değildir. Mesela ayı yılda üç kez bu eve gelir. Birincisi bal zamanı, kovanların içinden en ağırını seçerek götürür, diğerlerine karışmaz. İkincisi üzüm zamanı, üçüncüsü de elma ve armutların olgunlaştığı zamandır. Yılda 4 tavuğumuz da tilkinin payına düşer. Domuzlar ise bostan zamanı gelir ki, bu da onların hakkıdır. Meyvelerimizi toplarken de bir miktarını bırakırız, kuşlar için. Yaratan bu bereketi bize ortak vermiştir. Karanlıkta sinek uçsa köpeğimiz havlar, peki bunlara niye havlamıyor? Köpek bile onların haklarını biliyor"

Bu arada Fatma ablanın ayı için söylediklerinin, birçoğumuzun bildiği "ayı kovanı dağıtır" tezi ile çelişmesi biraz kafamı karıştırmadı değil. Acaba ayılara haksızlık mı ediyoruz?

10 EVLAT,29 TORUN, 13 TORUN ZADE

Fatma abla 20 yaşındayken yaşıtı ve köylüsü Yusuf Gültekin’le 1938 yılında evleniyor. 61 yıl süren bu mutlu evlilikten en büyüğü 67, en küçüğü 45 yaşında, beşi kız, beşi erkek olmak üzere 10 çocuğu olur. En büyüğü 46, en küçüğü 13 olmak üzere 29 torun, 13 tane de torun çocuğu var.

"Çok zor şartlarda çabaladık, borç ettik harç ettik sırf onları okutmak için. Şu anda ailemizde 1 savcı, 1 avukat, 1 öğretim görevlisi, 1 iktisatçı, 3 mühendis, 1 veteriner, 1 antropolog, 6 öğretmen, 3 hemşire, 6 kamu çalışanı ve öğrenimi sürmekte olan 10 öğrenci var. Çok zengin olmadılar ama kimseye de muhtaç değiller. Ben ve babaları onların hep insan olmasını istedik, öyle de oldular. Şehir dışında olanlar yılda bir kaç kez ziyaretime gelirler. Tabi ki Mehmet hariç. O da ister ama gelemez, çünkü esir. Bazılarının çocukları ise daha hayatla tanışmadan, koyunu, kuzuyu, bağı- bahçeyi, suyu- tarlayı tanımadan gemiciklerle, fabrikalarla tanıştılar. O çocuklara üzülüyorum, gemiciklerin içinde hapis edildiler. Bir insanın çocuğuna verebileceği en büyük ceza bence budur."

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: