Stratejik sefaletin derinliği!


Şükrü Sina Gürel – Yurt Gazetesi – Sorunlu olduğumuz devletler arasına Rusya’yı da eklemeyi başardık !

Moskova-Şam seferini yapan uçağın “mühimmat” taşıdığını söyleyen Başbakan bu istihbaratı nereden aldıklarını , tıpkı bu “mühimmat”ın niteliği gibi, açıklayamıyor. Rusya ise, bunu doğrulamıyor. İstihbarat kaynağına gelince… Üç olasılık var : Kendi kaynaklarımız, CIA veya MOSSAD.

“Sıfır sorun”dan, “sıfır politikaya” gelen “stratejik derinliğimiz”, hızla “eksi”ye doğru yol alıyor… Karşımızdaki cepheyi her gün genişletme ve derinleştirme yolunda durmadan devam ediyoruz. Bu yolda Başbakan’ın dünkü çabasını da göz ardı etmemek gerekir : Karşımızdaki cepheye Rusya’nın yanı sıra Çin’i de ekleyebilmek için BM Güvenlik Konseyi’ni topa tuttu. Eminim başarılı olur !

Bu arada Kıbrıs Rum Kesimi başkanlığı devralmadan önce “sıfır” noktasına gelmiş bulunan AB ilişkilerimiz de hızla “eksi”ye doğru yol alıyor ! Böylece, dünyadaki tek “dostumuz” ABD, bölgedeki tek “dostumuz” da Barzani Yönetimi oluyor… Karşımızda ise, Rusya, Çin, İran, Irak, Suriye var. Dolayısıyla artık “Stratejik Derinlik”ten değil, bu stratejinin sefaletinin bizi düşürdüğü derin delikten söz edebiliriz !

Bu köşede daha geçtiğimiz 6 Nisan’da yazmıştım : “Eğer Arap Baharı’nın , Çin ekonomisine dizgin vuracak biçimde petrolü denetlemek, İran’ı tecrit etmek ve Suriye’yi İran’ın yanından çekip almayı amaçlayan, bunun için Ortadoğu’da bir “Sünni Kuşak” oluşturmaya yönelen bir süreç olduğunu hâlâ anlamayan varsa, ya çok saftır, ya da kendi halkının çıkarlarından ziyade, başkalarına hizmet ettiğinin –en hafif deyişle- farkında değildir”.

Yine bu köşede 20 Nisan’da şunlar yazılıydı : “Türk dış politikasında eksen kayması olmadı. Washington-Ankara ekseni yerli yerinde. Ama pusula şaşması var, çünkü bir ulus devletin dış politika pusulası ulusal çıkarları gösterir, “ümmet çıkarları”nı değil . “ Bugün buna bir ekleme yapmak gerekiyor : Ümmetçilikten, mezhepçiliğe mi geçiliyor ?

Şimdiye kadar dış politikamızdaki yanlışlıkları görmemek ya da görmezden gelmek yalnızca aymazlık olabilirdi ama bu çizgi artık geçilmiştir. Sorumluların Türkiye’yi nereye sürüklediklerini anlamaları, anlayamıyorlarsa sorumluluk yerinden hemen ayrılmaları gerekir.

Bu köşede, 23 Mart’ta da şu ifadeler yer almıştı : “Sanırım kimse bugünkü Türk Hükümeti’nin içinde bulunduğu zor durumda olmak istemez. İçerde “isyan”, dışarıda “savaş”, Ama ne doğru sözlerimiz vardır : “Ne ekersen onu biçersin” veya “her şeyin bir bedeli vardır” gibi… Emperyalizmin mutlaka bir yerlerde “birilerini kullanma” el kitabı vardır da, emperyalizmin kullandıklarına ne yaptığını görebilmek için en iyi yol, tarih bilmektir.”

Bugün ekleyelim : Tarih bilmekten kastımız, İslam tarihini bilmek değil, emperyalizmin tarihini bilmektir. Bu tarihe bakılırsa kullanılanların bir “son kullanma tarihi” olduğu da görülecektir. Umalım da bu tarihten önce Türkiye bu stratejik sefaletin derin kuyusundan çıkabilsin.

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: