Günlük arşivler: Ekim 20, 2012

AHVAZ ARAPLARINDAN SURİYE DİRENİŞİNE TAM DESTEK


İRAN ANALİZ / İran işgali altındaki Ahvaz Araplarından Avustralya’ya göç edip burada yaşayan bir kısım göçmen Suriye direnişiyle destek gösterisi düzenledi. “Ey Özgür Suriye Ordusu kahramanları” hitabıyla başlayan mesaj Suriye direnişinin İran için ne anlama geldiğini, Ahvaz Araplarının hadiseyi ne kadar geniş bir derinlikte tahlil ettiğini gösteriyor. Gösteride İran güçlerinin işkenceyle öldürdüğü Ahvazlı şehitlerin fotoğraflarının yanı sıra Ahvaz Müslümanların hem Ahvaz bayrağı, hem özgür Suriye bayrağı hem de Türkiye bayrağı taşımaları ise gözlerden kaçmadı.

Yapılan destek mesajı direk “kahraman Özgür Suriye Ordusu” ibaresiyle başladı. Faşist Fars işgali altında sıkıntı çeken Ahvaz Araplarıolarak tamamen mücrim Esed çetelerine karşı meşru devriminde Suriye halkının yanında oldukları belirtildi. Suriyelilerin mücaledesi ve fedakarlıklarının mücrim Beşşar Esed çetelerinin sahip olduğu tüm silahlardan daha kuvvetli olduğu söylendi.

“Diktatörlük ve küfre karşı cihad sahasındaki kahramanlar!” ibaresiyle devam eden destek mesajında herkesin Suriyelilerin şer eksenine karşı savaştığını bildiği yazıldı. Bu şer eksenin ise Fars İran’ı, Çin ve Müslüman Çeçenistan’ı gasp eden Rusya olduğu kaydedildi. Sevgili ve tertemiz Suriye topraklarında kahramanlık yazıldığını söyledi mesaj. Ahvaz halkı adına Suriye Arap halkının evlatlarına yönelik işlenen gayri insani muamelelerin hepsinin lanetlenip kınandığı kaydedilen açıklamada Fars müdahalesi ve mücrim Beşşar Esed çetelerine verilen sınırsız desteğin kabul edilmediği söylendi.

Dünyanın tüm özgür insanlarından bu mücrim çetelerinden kurtulması için Suriye halkına destek vermek için müdahil olmaları istendi. Böylece Suriye halkının tüm toplumsal kesimlerinin ve devrim iradesinin temsil edildiği hür bir ülkede yaşamalarının mümkün olabileceği belirtildi.

“Ey Suriyeli Kardeşlerimiz!” diye devam eden bildirinin ikinci kısmında ise Esed çetelerinin sonu geldiği, tarihin bunu ispat ettiği vurgulandı. Halkların iradesinin her şeyden daha kuvvetli olduğu, mücrim Beşşar Esedin yaptığı her şeyin batıl olduğu, Allah’ın izniyle Esed’in de beraberindeki ayak takımı güruhun da, Şam yiyicisi, bozgun (Ramazan) Buti, (Ahmed) Hassun gibilerin de tarihin çöplüğüne atılacağı ve cehennemi boylayacakları yazıldı.

1925 yılından beri alçak Fars işgali boyunduruğundaki Ahvaz halkının kahraman direnişini geliştirdiği, işgalci, gayri İslami ve faşist Fars işgaline karşı durduğu kaydedilen açıklamada Ahvaz’da Fars işgaliyle birlikte duran herkese karşı kahraman cihad destanı yazılmaya başlandığı belirtildi. Suriyenin kurtuluşundan sonra kendilerine Arap körfezinde bağımsız özgür Ahvaz Arabı görecekleri sözünü verdi. Fesada, işgale ve zulme karşı direnmek için ele ele oldukları kaydedilen açıklamada kaderlerinin ve hedeflerinin de aynı olduğu vurgulandı.

Bildire zalimlere karşı lanet ve tekbirlerle, Beşşar Esed’e, Veliyyi Sefih Hamaney ve Hizbullat’a lanetlerle sona erdi.

BAHREYNLİ Şİİ GRUPLAR BİR POLİSİ DAHA ÖLDÜRDÜ


İRAN ANALİZ / Bahreyn’de Şii Ali Selman başkanlığındaki el-Vifak Hareketi ve diğer oluşumların başlattığı isyanda hedef alınıp öldürülen vatandaşların sayısı gittikçe artıyor. Son olarak başkent Manama’nın güneyindeki el-Akkar köyünde Perşembe günü akşamı Şii göstericiler bir polisi öldürdü, bir diğerini ise yaraladı. Terör eylemlerin yoğun olduğu bölgelerde devriye gezen güvenlik güçlerine yönelik terör eylemlerinde ciddi artış yaşanıyor.

Bahreyn İçişleri Bakanlığı yaptığı resmi açıklamasında biri öldürülen, biri ise yaralanan polislere yönelik terör saldırısında saldırganların yerel yapım bombalar kullandığını söyledi. Saldırıyı “terör eylemi” olarak nitelendiren açıklamada olayların arkasında ülkede karmaşa çıkaran örgütlerin olduğuna işaret edildi.

Bahreyn’deki Şii örgütlerin fikri arka planı, örgütlenmesi ve çalışma yöntemleri, geçmişten bu güne yürüttüğü eylemler ve ilişki içinde olduğu gruplara dair kapsamlı dosya için lütfen tıklayınız.

IRAKLI DİRENİŞÇİ TÜMGENERAL YEMEN’DE HUSİ TERÖRÜN KURBANI


İRAN ANALİZ / 2003 yılındaki Anglo-Amerikan güçlerine karşı Basra’da çok büyük bir direniş sergileyen Irak Silahlı Kuvvetleri Tümgenerali Halid el-Haşimi Yemen’in başkenti San’a’daki silahlı saldırıda öldürüldü. Irak direnişinin organizasyonunda, operasyonel ve manevra kabiliyetinin artırılmasında büyük rolü olan Tümgeneral Haşimi’nin öldürülmesi üzerine Iraklı çeşitli gruplar açıklama yayımladı. Açıklamada “korkak suikastın arkasında gerçek düşman İran ve uzantısı Husi terör örgütü” bulunmaktadır.” denildi.

IRAKLI TÜMGENERAL HALİD HAŞİMİ KİMDİR?

Yemen Askeri Akademelerinde ders veren Tümgeneral Halid Haşimi’nin suikast sonucu öldürülmesi bu kişinin kimliği ve neden hedef seçildiğine dair soru işaretlerini de beraberinde getirdi.

Basra’daki Irak ordusu birliklerinin savunma görevi kendisine verilen Tümgeneral Halid Haşimi Anglo-Amerikan işgal güçlerine karşı burada çok büyük bir direniş sergiledi. 2003 yılında sanki tamamen teslim olup da ülkeyi terk eden bir Irak Ordusu, bir Irak halkı varmış yönünde yapılan karapropagandanın ne kadar zayıf argümanlarla desteklendiği gün geçtikçe ortaya çıkıyor. İşte Basra’daki güçlü direniş de bunlardan bir tanesi olarak değerlendiriliyor. General Haşimi’nin henüz yayımlanmayan ancak yayımlanması için Salih Muhtar’a teslim ettiği hacimli kitabında Amerikan işgal güçlerine karşı Basra Savaşının nasıl gerçekleştiği, belgeleri ve tüm detaylarıyla yazılmış. Mesela savaş suçlusu Donald Rumsfeld tugay komutanı General Halid Haşimi’nin yakalandığı, bunun ilk askeri tugay olduğu yalanını söylemektedir. İşgalcilere karşı ilk karşı koyacak sınır kuvvetlerinde komutan olan Haşimi hemen el-Cezire kanalına çıkarak Rumsfeld’i yalanlamakta ve işgalcilere karşı hala direndiklerini söylemekteydi. General Haşimi’nin 2003 işgalinde Cumhuriyet Muhafızlarına bağlı 57. Tugayın önemli komutanlarından birisi olarak önemli bir direniş yürüttü. Ümmül Kasr bölgesinde ciddi bir direniş göstererek işgal güçlerine büyük darbe vuran bu grup sonrasında ülkedeki direnişte de rol aldı.

16 Ekim 2012 Salı günü öğle vakti Yemen’in başkenti San’a’da aracını sürerken saldırıya uğrayıp öldürülen Iraklı General Haşimi’nin ölümü üzerine çeşitli açıklamalar yapıldı. Aracına saldırı yapanların firar ettiği kaydedilirken kendisine yönelik uzun süredir İran destekli Şii Husi terör örgütünün karalama kampanyası yürüttüğü belirtildi. İran’ın 80′lerdeki İran-Irak savaşına katılan Iraklı subaylar ve pilotlara yönelik inanılmaz bir kin, nefret ve gözü dönmüşlükle hareket ettiği, bu sebeple çok sayıda kişiyi öldürdüğü hatırlatıldı. 2003 yılında Anglo-Amerikan işgalcilerine tam destek veren İran’ın bu dönemle birlikte mezkur Iraklı askerleri tasfiye sürecini hızlandırdığı kaydedildi.

IRAKLI SUBAYLARIN YEMEN’DE OYNADIĞI ROL

General Halid Haşimi başta olmak üzere çeşitli Iraklı subayların Şii Husi örgütü ve güney Yemen’de bağımsızlık isteyen isyancı grupların tehditlerine maruz kaldıkları biliniyor. Bunları Saddam Hüseyin Subayları diye adlandıran mezkur örgütlerden çokca ölüm tehditleri gitmekteydi. Sabık Yemen cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in bir takım Irak eski ordusundan komutanları ülkesinde kabul ettiği, bunların tecrübelerinden istifade ettiği kaydediliyor. Buna göre Sa’de bölgesindeki İran destekli Şii Husi örgütü teröristlerine yönelik operasyonlarda Yemen Ordusuna mezkur Iraklı komutanların destekleri oldu. Bu noktada Tümgeneral Haşimi’nin sürekli olarak Yemen ordusunun eğitimi ve yetiştirilmesinde Iraklı subay ve pilotların oynadığı önemli role değindiğine dikkat çekiliyor. Zira eski Irak ordusunun bu yetkin ve parlak subayları Yemen ordusunun kalkınmasında büyük roller oynadı. Aynı şekilde Husi terör örgütü gibi güneydeki ayrılıkçı gruplar da Iraklı subayları hedef alıyor. Zira 1994 yılındaki savaşta güneydeki ayrılıkçıların ezilmesinde Yemen Ordusuna Saddam Hüseyin’in ciddi katkıları olmuştu.

Suikast ve akabindeki bazı iddialara yönelik Yemen Savunma Bakanlığı yaptığı resmi açıklamasında Tümgeneral Haşimi’nin herhangi bir resmi görevi bulunmadığını belirtti. Yemen Silahlı Kuvvetlerinde herhangi bir resmi görevi bulunmayan Tümgeneral Haşimi’nin Yemen Cumhuriyeti tarafından Irak işgalinden sonra insani ve kardeşlik çerçevesinde ağırlandığını belirtti açıklama.

Etkin Irak gazetelerinden birisi olan ez-Zaman ise ismini zikretmeyen bir Iraklı askere kaynağa dayandırdığı haberinde öldürülen generalin Yemen’deki işlevine değindi. Habere göre Tümgeneral Haşimi Sa’da bölgesindeki Husi terör örgütüne yönelik askeri operasyonların planlanmasının mimarlarından. Çok ciddi darbe alan Husilere yönelik bu rolünün yanı sıra henüz doğrulanmayan iddialara göre Haşimi aynı zamanda Yemen Savunma Bakanına müsteşarlık yapmanın yanı sıra San’a’daki Yemen Ordusunun yeniden yapılandırılması heyetinde üye sıfatıyla görevde bulunmaktaydı. Askeri alanda gerçekten son derece iyi yetişmiş ve profesyonel bir birikimi bulunan Haşimi’nin Yemen’deki Cumhuriyet Muhafızlarının yapılandırılmasında da katkısı bulunduğu notu yazılıyor.

YEMEN’DEKİ IRAKLI SUBAYLARA YÖNELİK SALDIRI GİRİŞİMLERİ

Sabık Yemen başkanı Salih’in çok sayıda Iraklı subayı ülkesinde misafir ettiği, bunların askeri deneyimleri ve uzmanlıklarından istifade ettiği biliniyor. 2004 yılında Husi isyancılara yönelik askeri operasyonlardan inanılmaz darbeler yiyen örgütün bunun arkasında Iraklı subayların bulunduğunu öğrendiği, bunun üzerine çeşitli planlar yaptığı belirtiliyor. 2005 yılında örneğin kimliği henüz belirlenmeyen saldırganların el yapımı bombalarla Iraklı birçok subayı taşıyan konvoyu hedef aldığı, ancak hiçbirisinin yaralanmadığı nakledildi.

Tümgeneral Halid Haşimi’nin halen çok aktif bir şekilde Irak genelinde operasyonlar yürüten çeşitli direniş hareketleriyle irtibatı olduğu, bunların üst düzey liderliğine yardım ettiği ve vatanın kurtuluşu için aktif roller üstlendiğine dikkat çekiliyor. Bu nedenle böylesi bir geçmişi bulunan kişinin öldürülmesinin Irak ve direniş açısından büyük bir kayıp olduğuna inanılıyor.

MALİKİ’NİN RUSYA ZİYARETİ NE ANLAMA GELİYOR?


İRAN ANALİZ / Maliki’nin Rusya’ya gitmesi, burada milyar dolarla ifade edilen silah anlaşmaları imzalaması ve Türkiye’ye mesaj vermesi ne anlama geliyor? Amerikan işgal idaresi ve İran ittifakıyla ikinci kez başbakanlık koltuğuna oturtulan Maliki daha öncesinde F-16 uçakları dahil çeşitli silah alımı için Amerika ile anlaşmıştı. Paranın nereye, ne zaman ve niçin harcandığı, zamanında teslim edilmesi gereken silahların alınmaması gibi Irak siyasetinde ciddi tartışma konusu olan ABD ile silah anlaşmasından sonra Rusya ile yapılan anlaşma ne anlama geliyor? Rusya ile anlaşmada Suriye’nin borçlarının silinmesi ve bu silahların Esed’e gönderilmesi meselesi ne? Bu ve benzeri bir çok sorunun cevabı yer alıyor analizde.

Maliki ve Ekibinin Rusya Ziyareti

Geçtiğimiz haftalarda Rusya’ya daha öncesinde duyurulmayan bir program ile giden Nuri Maliki ve beraberindeki heyetin ziyareti birçok tartışmayı da beraberinde getirdi. Başlıklar halinde konuya dair yazılan, çizilen, konuşulan ve yapılan değerlendirmelerin derlemesi.

1- Silah anlaşmasıyla ilgili olarak Maliki’nin ükesinin bağımsız olduğu, kararları kimseye danışmadan alabileceklerini söylemesi, İran ve ABD ile müttefik olduğu gibi farklı ülkelerle de ittifak yapacağı yönündeki açıklamalar inandırıcı bulunmuyor. Zira değil bağımsız ve egemen bir devlet olmak, altyapı ve sosyal hizmetlerin, elektrik ve su gibi temel ihtiyaçların karşılanmadığı, halka hizmetin sıfır noktasında olduğu Irak yolsuzluk, istikrarsızlık, adam kayırma, rüşvet ve güvensizlik anlamında birinci sıralarda yer alıyor. Maliki’nin ziyareti “diktatör, faşist, fanatik Şii, müfsit, taği” gibi gittikçe yaygın şekilde kendisine yönelik iç kamuoyundaki şiddetli tepkileri örtemiyor. Güçlü ve egemen bir devlet olduğu mesajı verilmesine rağmen bunun Irak içinde karşılığı olmadığı da biliniyor. Yeşil Bölge dahil olmak üzere ülkenin her yerinde hemen her gün Maliki hükümetine bağlı ordu, komando, istihbarat, polis gibi güvenlik birimleri hedef alınıyor. İstisnasız her gün üst düzey dahil olmak üzere Irak halkını hedef alan silahlı kuvvet mensupları öldürülüyor, ciddi kayıplar alıyor. Bu anlamda Maliki’nin ziyaretini ziyadesiyle abartıp olduğundan fazla anlam yükleyen, Türkiye’ye mesaj vermeye çalışan İran-Şii medyası ve Rus basının söyledikleri ziyaretin bir şovdan öteye gidemeyeceği gerçeğini değiştirmiyor. İçişleri, Savunma Bakanlığı, Irak Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı, Başbakan, Dava Partisi başkanlığı gibi onlarca makamı idare etmeye çalışan Maliki’nin gücünün İran ve kısmen ABD’den kaynaklandığı hususu dikkatlerden kaçmıyor.

2- Rusya ziyaretinin İran’dan gelen talimatlar üzerine gerçekleştirildiği, öyleki programdan Dava Partisi eski başkanı, eski başbakan ve fanatik Şii siyasilerin önde geleni İbrahim Caferi’nin dahi haberi olmadığı biliniyor. Bu da aslında mevcut Irak hükümeti denen yapının ve siyasi sürecin nasıl bir traji-komik oyundan ibaret olduğunu gözler önüne seriyor. Örneğin işgal idaresinin öncülük ettiği 2003 sonrası anayasaya göre 100.000 oyla seçilmesi gereken milletvekillerinin nasıl seçildiği basında yer almıyor. Fanatik Şii Şeyh Celaleddin Sağir’in parmakla sayılacak kadar oy almasından, Basra ve güney bölgelerinde 4.000 ila 5.000 arasında oy alıp da milletvekili seçilenlere kadar Irak’taki mevcut meclisin nasıl şekillendirildiği uzmanların bilgisi dahilinde.

3- Ortadoğu’daki gelişmeleri takip edenler – ABD de dahil – Maliki’nin beklenmedik Rusya ziyaretinin iç ve bölgesel gelişmelerle doğrudan alakalı olduğu konusunda hemfikir. İran’da bulunan Ayetullah Haşimi Şehrudi’yi merci olarak kabul eden Maliki ve başkanlığını yaptığı Dava Partisi atacağı tüm kararlarda mercisine danışıyor. Şehrudi ise Velayeti Fakih rejimini sıkı şekilde savunan, Irak asıllı İran’daki en üst makamları işgal eden önemli bir kişi olarak biliniyor.

4- Esed rejiminin ciddi şekilde köşeye sıkıştığı, her yerde darbe aldığı ve tüm desteklere rağmen başarılı olmaması gerçeği Maliki’nin ziyaretinin bir diğer sebebi. Gerek Iraklı gerekse Suriyeli kaynaklar ve Rusya içindeki uzmanlar yapılan ziyarette Esed rejiminin Rusya’ya olan borçlarının da konuşulduğuna dikkat çekiyor. Buna göre Maliki’nin yaptığı anlaşmada hayli yekün tutan Esed rejimini borçlarının silinmesi de istendi.

5- Bu ziyaretle İran rejimi gidişini kesin olarak gördüğü Esed rejiminin yerine ikame edeceği Maliki’yi daha çok ön plana sürmek istedi. Amerikan idaresinin Maliki’yi desteklemesine rağmen başka bir isimle değiştirme yönünde en azından çeşitli emarelere işaret edilerek, bu noktada dahi İran’ın işi şansa bırakmayarak bu ziyaretle adamının kim olduğu mesajını vermek istediğine dikkat çekiliyor. Öte yandan Maliki’nin de bu ziyaretle üç kuş vurduğu yönünde bir iddia var. Buna göre ziyaretle Maliki hem iç muhaliflerine mesaj verdi, hem efendisi Amerika’ya kendisinden bağımsız hareket edebileceği mesajını verdi hem İran’a harfi harfine emirlerine itaat ettiği mesajını verdi. Silah anlaşmasında mesaj verilen ABD, savaş uçakları için kendisiyle anlaşma yapan Maliki’ye halen hiçbir şey vermiş değil. Bu hususta Kürt siyasilerin baskısının etkin olduğuna dair söylentiler mevcut.

6- Ziyarette verilen mesajın bir tanesi de sırtını ABD’ye dayayan Maliki’nin gerçek efendisi İran’ın yanı sıra yanına Rusya ve Çin’i de almak istediği. Arap ülkelerinden halen gereken meşruiyeti almayan ve tartışmalı bir şekilde koltukta oturan Maliki bu tür ziyaretlerle kendisine manevra alanı açmak istiyor. Her açıdan baskılara maruz kalan Maliki içeride de güçlü olmaması hasebiyle dışarıdan bir müttefik bulma arayışı içerisinde. Yaptığı her adımı takip edilip İran tarafından bazen ABD tarafından baskı altına alınan Maliki fanatik Şii mezhepçi siyaseti gütmesi nedeniyle de Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye gibi ülkelerin öfkesini üzerine çekti. Özellikle Haşimi üzerinden aşırı Sünni karşıtı karakteri gün yüzüne çıkan Maliki’nin dosyasının kabarıklığı yavaş yavaş araştırılmaya, çok sayıda etnik/mezhepçi ihlaller, yüz binlerce masum Sünninin tutuklu bulunması, birçok alanda Şiileştirme politikalarının yürütüldüğü gerçeği ortaya çıkıyor. Bir takım gözlemcilere göre uyguladığı bu siyaseti nedeniyle yaşadığı baskılar üzerine tek bir tarafa yaslanmayı gerçekçi bulmayan Maliki Rus ziyareti ile bir taraf daha bulmaya çalıştı.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: