KURULUŞ HUKUKUNDAN TASFİYE HUKUKUNA /// CC : @ulusalkanalTV @ulusalkanal


Kurtuluş Savaşı’nda bir yandan işgalci düşmanla çarpışılırken diğer yandan içerdeki işbirlikçilerle mücadele edilmektedir. Saltanat ve hilafet makamının tayin ettiği şekli anlamda meşru İstanbul Hükümetleri ile gücünü Türk halkından alan Ankara hükümetleri karşısında Türk halkının yaşadığı ikilem nasıl giderilecekti? Halkın, yüzyılların koşullanmasıyla kutsal hilafet makamının teslimiyeti öneren buyruğuna karşı çıkması nasıl sağlanacaktı? Bu sorun Türk halkının bağımsız yaşama iradesiyle çözüldü. Teslimiyetle direnme arasındaki otorite yarışını dayanağını evrensel hukukun direnme meşruiyetinden alan Ankara kazandı.

Osmanlının çözülüş ve çöküşünün, parçalanıp paylaşılma oyunlarının yakın tanığı olan kurtuluş önderleri gelecek kuşakların aynı zilleti yaşamasını istemiyorlardı. Çok kimlikli, çok kültürlü, çok uluslu imparatorluklar çağı geride kalmıştı. Düşmandan kurtarılabilen vatanda milli ekonomiye, milli bürokrasiye, milli yargıya, milli orduya dayalı bir ulusun yaşama şansı olabilirdi. Bu nedenle milli ekonomiye dayalı ulus devletin ve ulusun inşa edilmesi zorunluydu.

Osmanlı’nın çok kimlikli, çok kültürlü yapısıyla iç içe geçen sömürge ekonomisinin dayattığı çok hukuklu bir yapısı da vardı. Osmanlı hukukunun, Osmanlı yargısının gücü asli tebaasına, Türklere, Müslümanlara yetiyordu. Osmanlı ülkesindeki yabancılar, hatta Osmanlı uyruğu olduğu halde yabancı ülke pasaportu edinenler Osmanlı yargısından muaftı. Bu kişiler konsolosluk mahkemelerinde yargılanırdı. Hukuki anlaşmazlığın bir tarafı yabancı, diğer yanı Müslüman-Türk olsa bile dava Konsolosluk mahkemelerinde görülürdü. Oradan da haksız olsa bile yabancı aleyhine asla hüküm çıkmazdı.

Kurtuluşun ve kuruluşun önderlerinin saltanatı ve hilafeti kaldırıp Cumhuriyet’i tercih etmeleri tarihin verdiği acı derslerin sonucudur. Saltanat ve hilafetle birlikte çok hukuklu, çok kültürlü, çok kimlikli siyasal yapının yanında yüz yıllarca Türk halkının kanını emen sömürge ekonomisine de son verilmek istenmiştir. Lozan antlaşması öncesinde 17 Şubat – 4 Mart 1923 arası düzenlenen İzmir İktisat Kongresi’nde siyasal bağımsızlığın ekonomik bağımsızlıkla tamamlanacağı mesajının verilmesi dikkat çekicidir. Kapitülasyonların, Düyunu Umumiye’ nin hukuken geçerliliğinin sürdüğü bir dönemde Lozan’daki emperyalist devletlere verilen bir kararlılık manifestosu olarak da çok önemlidir.

29 Ekim 1923 Cumhuriyet’in ilanı, rejim değişikliğinin ötesinde ve ilerisinde köklü bir tercihi de göstermektedir. Türk halkı kurtuluş ve kuruluş sürecini devrimci bir yöntemle ekonomik, siyasal, toplumsal alanlara da yaymakta, toplumu temelden değiştirmektedir. Tebaa olmaktan ulus olmaya, kulluktan yurttaşlığa geçişin hukuksal dayanakları oluşturulmaktadır. Cumhuriyet’in ilk yılları baş döndürücü devrimlerin yaşama geçirildiği, kurumsallaştırıldığı, ulus devletin, çağdaş toplumun hukuki temellerinin atıldığı bir süreç olarak görülmelidir.

Her ekonomik ve siyasal düzenin kendi hukukunu oluşturması, hukukun da bu doğrultuda sistemin güvencesi olması esastır. Bu nedenle devrimle kurulan Cumhuriyet’in hukuk devriminin Cumhuriyet’in hukuk zırhı olması doğaldır. Kuruluş dönemini bu açıdan incelersek Türk milletini girdiği çağdaş uygarlık yolundan alıkoymaya yönelik her türlü girişim ve gerici kalkışmaların karşısında Cumhuriyet’in ihtilal hukukunu bulduğunu görürüz. Bu, tarihte yaşanan acıların, yok olma sınırından dönmenin, bölgemizde ulus devlet olarak yaşanabileceğinin Cumhuriyet kadrolarının derin bilinçaltında yaşattığı bir duyarlılığın ifadesi olarak değerlendirilmelidir.

Yukarıda anlatılanlar kurtuluş ve kuruluş süreci tanıklarının henüz sağ olduğu bir dönemin devlet duyarlılığının özetidir. Yurttaşların yüksek bir özgüven içinde çağdaş uygarlığa yöneldiği dönem atmosferinin panoramasıdır. Milli ekonominin üzerine inşa edilen milli devletin bütün kurumlarıyla uyumlu bir şekilde işlediği bir dönemin hikayesidir.

Günümüz Türkiye’sini yönetenler 29 Ekim 1923 felsefesinin, yani ulus devletin, üniter yapının, laikliğin antitezini temsil eden bir geleneğin mirasçılarıdırlar. Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine itirazı olan bir anlayışın psikokültürel ikliminde yetişmiş kadrolardır. Türkiye’nin ulus devlet, üniter yapı, milli ekonomi üzerinde inşa edilmesini hazmedememiş olan Lozan’da masanın karşı tarafında oturanlar da uygun zamanın geldiğini düşünmektedirler. Yaşanılan süreçte Türkiye Cumhuriyeti’nin 29 Ekim 1923 kuruluş kodları ile doku uyuşmazlığı içinde olan siyasi güç sahipleri ile küresel güçler arasında ilginç bir ittifak söz konusudur.

ABD ve AB Türkiye’nin ulus devlet kurulumundan rahatsızlık duymaktadırlar. Alt kimliklere bölünmenin, yerelleşmenin, etnik ve mezhepsel kaosun panzehiri olan üniter yapıdan, ulus devlet modelinden Türkiye’nin bir an önce vazgeçmesi için bastırmaktadırlar. Bölge Kalkınma Ajansları, yerelleşmenin özendirici modeli olarak sunulmaktadır. Sivilleşme, Kemalizm’in militarist tortularından arınma söylemiyle Türkiye’ye bölünmenin hukuku dayatılmaktadır.

Darbecileri tasfiye ve demokratikleşme kamuflajıyla başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere HSYKnın, Anayasa Mahkemesinin, Danıştay’ın, Yargıtay’ın ve diğer rejim dinamiklerinin burnunun sürtülmesi ve hizaya getirilmesi kesintisiz sürdürülmektedir. TSK’nın tasfiyesiyle rejim ve ülke bağımsızlığının güvencesi olmaktan çıkarılmasında hukuk araçsallaştırılmaktadır.

Cumhuriyet’in kuruluş hukuku ortadan kaldırılıp, yerine tasfiye hukuku ikame edilirken son darbenin silahı yedekte bekletilmektedir. Ulus devlet Anayasası yerine bölünmenin, ayrışmanın, Atatürk Cumhuriyeti’nin tasfiyesinin hukuk meşruiyetini oluşturacak “Sivil Anayasa” için kamuoyu olgunlaştırılmaktadır!

Av. Hüseyin Özbek/İstanbul Barosu Genel Sekreteri

İLK KURŞUN

Etiketlendi:, , , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: