Belçika’da Flaman Rüzgârı


Belçika’da 14 Ekim 2012 tarihinde gerçekleştirilen yerel seçimlerde halk yeni Belediye Başkanlarını ve il genel meclis üyelerini seçmek için sandık başına geçti. Federal bir Belçika söylemiyle seçimlere katılan Yeni Flaman İttifakı (N-VA) Partisi birçok kentin yanı sıra ülkenin ikinci en büyük şehri olan Anvers’de yüzde 37,7 gibi ciddi bir çoğunluğun oyunu alarak bu seçimlere damgasını vurdu. Bu seçimler ayrılıkçı görüşlerle çalkalanan Belçika’nın önümüzdeki yıllarda nasıl bir siyasi tablo çizeceğinin ipuçlarını vermesi bakımından oldukça önemliydi.

Belçika, Flamen Bölgesi, Valonya Bölgesi ve Brüksel olmak üzere üç federal bölgeden oluşmaktadır ve bu bölgeler de kendi içlerinde beldelere ayrılmıştır. Ülkenin etnik çeşitliği farklı gereksinimler ve bu gereksinimleri temsil etme gereğini de beraberinde getirerek siyasete de etki etmiştir: Ülke, Federal hükümet, Flaman ve Hollanda hükümeti, Valon hükümeti, Fransızca hükümet, Almanca Hükümet ve Brüksel Hükümeti olmak üzere toplam 6 farklı hükümetin siyasi düzeni yürüttüğü oldukça karmaşık bir siyasi yapıya sahiptir. Hristiyan Demokratlar, Liberaller ve Sosyal Demokratlar ülke tarihindeki en güçlü ve köklü siyasi partiler olarak değerlendiriliyor. 2000’li yıllara gelindiğinde ise milliyetçi, çevreci ya da dilsel farklılıklar gibi temaları esas alan yeni partilerin oluştuğunu ve çeşitli tabanlardan destek aldıklarını görmek mümkündür.[1]

Bu yerel seçimler ise ve N-VA’nın ayrılıkçı politikasının akıbeti, önceki yerel seçimlerde kırsal kesimlerden topladığı oylarla Flamanların Hristiyan Demokrat Partisinin (CD&V) bu seçimlerde oylarını N-VA’ya kaptırıp kaptırmayacağı gibi konuların Flamanların ve dolayısıyla Belçika’nın kaderini belirleyeceğinden Belçika’yı ilgi odağı haline getirdi. Yakın zamanda Flamanların ayrılıkçı politikalarının hızını arttırdığı ülke, en son yapılan federal seçimlerde yaşanan hükümet krizi ile de gündeme gelmişti. 2010 yılının Haziran ayında gerçekleştirilen federal seçimler neticesinde Federal hükümet kurulamamış, bu süreç Aralık 2011’e kadar sürmüştü. Seçimler bu sorunu bu sadece Avrupa gündemine taşımakla kalmamış, konunun büyük bir kriz olarak ele alınmasına sebep olmuştu.

Daha siyasete 2010 yılında giren Yeni Flaman İttifakı (N-VA)Partisi seçimlerde Flamanları ayrılıkçı düşüncede birleştirerek yüzde 28 oranında oy kazanmış, ülkenin en büyük partisi haline gelmişti. Uzun yıllar Flamanların desteğini kazanmış köklü partiler tabanlarını bu yeni partiye kaptırdılar. Ancak bu değişim sadece köklü Flaman partilerini değil, Belçika siyasetini de derinden etkilemiştir. Örneğin, 2010 yılı seçimlerinden sonra diğer partilerin hükümeti kurabilmesi bir takım anayasal engeller nedeniyle zaman aldı. Hükümeti kurmaları için mevcut anayasal sistemde federal hükümetin yetkisinin azaltılmasına gidilmesi gerekmekteydi. Nihayet, Elio di Rupo başkanlığındaki Federal hükümet ancak Aralık 2011’de kurulabildi. Fakat birkaç ay içerisinde hükümetin yeni kemer sıkma politikaları ve emeklilik reformlarına tepkiler büyüdü ve halk ayaklanmalarına sebep oldu.[2]

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana 1970’lerdeki birkaç ay gibi kısa bir süre dışında hep sosyalistler tarafından yönetilmesi ve Belçika’nın Brüksel’den sonra gelen en büyük şehri olması Anvers’i bu seçimlerde odak noktası haline getiren en temel iki özelliktir. 2006’daki seçimlerde Flaman sosyalistler ve aşırı sağcı Flaman Menfaati (VB) arasındaki yarışı yine sosyalistler kazanmıştı. 2010 seçimlerine oranla oy oranını yüzde 10 gibi ciddi bir oranla yükselten N-VA bu seçimlerde yüzde 37,7 oranında oy kazanarak N-VA’nın ve yıllardır Anvers’te dominant olmayı başarmış sosyalistlerin önüne geçti.

Bu ise, Yeni Flaman İttifakı Partisi’nin Belçika’nın en büyük ikinci şehrinde ve dolayısıyla Belçika siyasetinde etkin olacağı anlamındadır. Anvers’in yeni yerel yönetim kadrosu ise şöyle: N- VA 23 koltuk ile birinci, CD&V 17 koltukla ikinci, VB 15 koltuktan gerileyerek 5 koltukla üçüncü sırada. Rakamlardan da anlaşılacağı gibi Anvers’te ve Belçika’da N-VA ve N-VA’nın ayrılıkçı söylemleri çoğunluk tarafından destek görmektedir. Tarih boyunca Flaman milliyetçi partilerinin Falamanlarda kazanamadığı bir üstünlük kazanmış, aşırı milliyetçi Flaman tabanlarının da desteğini kazanarak büyük bir zaferin ilan etmiştir. Özellikle, Flamanların yoğun olduğu bölgelerde yerel partilerin ve koalisyonların oldukça güçlü olduklarını göze alırsak bu seçimler CD&V ve N-VA rekabetinde belirleyici olmuştur. Yeni Flamen İttifakı’nın almış olduğu bu zafer Belçika’da ayrılıkçı fikirlerin göz ardı edilemeyecek bir çoğunluk tarafından destek gördüğünün ispatı niteliğindedir.[3]

Limburg ve Batı Flamanlar’da az bir farkla geride kalmış olsa da, Anvers’ten sonra Flaman Brabant’da yüzde 19,5 ‘ e karşın yüzde 26, Doğu Flamanlar’da ise yüzde 19,8 e karşın yüzde 26 oranında oy olarak CD&V’nin önüne geçen N-VA diğer Flaman bölgelerde de liderliğini kanıtlamış oldu. CD&V’nin zemin kaybının bir sebebi olarak inançlılığın, dolayısıyla Hristiyanlığın toplumların sosyal hayatlarındaki ve tabii siyasetteki önemini kaybetmesi ve partinin önceki koalisyon hükümeti döneminde hükümetin kemer sıkma politikalarını destekleyerek Flaman halkın beklentilerini karşılayamaması olarak açıklanabilir. Valonya ve Brüksel’ de ise ilgi çekici bir değişiklik olmazken, diğer solcu bir parti olan PVDA’nın milliyetçi rüzgarların yoğun estiği bu siyasi ortamda partilerinin eski koalisyon hükümetindeki kemer sıkma politikalarını desteklememelerine rağmen yükselişe geçerek koltuk sahibi olması şaşkınlık yarattı. Genel olarak diğer partiler 2006 seçimlerindeki oy ve koltuk sayılarını genel anlamda korumayı başarmışlardır.[4]

Değerlendirme

Flamanların siyasi çevrelerinde gerçekleşen değişim rüzgarları bu seçimlerin odak noktası olmuştur. N-VA’nın yerleşmiş yerel siyasi iktidarları tabiri yerindeyse sarsması ve zaman zaman koltuklarından etmesi, Belçika’da güçlü bir siyasi patinin ve dolayısıyla büyük kitlelerin desteğini kazanan güçlü bir siyasi ideolojinin ayak sesleridir. Seçim arifesinde yapılan bazı değerlendirmelerde uzmanların N-VA’dan beklentilerinin daha büyük olması, neticede bu beklentiler karşılanamamış dahi olsa, N-VA’nın halk üzerindeki etkisinin sandık başına gitmemiş destekçileri de göz önüne alındığında, bu rakamların gerçekte daha yüksek olduğu görüşünü destekler niteliktedir. N-VA’nın tüm tabuları yıkarak, diğer şehirlerdeki sonuçları gölgede bırakırcasına aldığı Anvers zaferi de bu söylemin bir kanıtı niteliğindedir.

Federal siyasette etkin olan N-VA’nın yerel düzeyde ne derecede farklılıklar getireceği ve seçim vaatlerini ne derecede yerine getireceği ve aynı başarıyı genel seçimlerde gösterip gösteremeyeceği merak konusu iken, Belçika’nın yakın zamanda artan ayrılıkçı söylemlerle Avrupa gündemini daha sık meşgul etmeye başlayacağını öngörmek hiçte zor değil. Öyle ki, başkanlık koltuğuna oturmaya hazırlanan N-VA lideri Bart de Wever seçim sonrası konuşmalarında çoktan milliyetçi bir tutum sergileyerek federal bir hükümetten bahsetmeye başlamıştır.

Reklamlar

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: