Hebûn An Nebûn*- Olmak Ya Da Olmamak: Eğer Olur Da Bir Gün “Kürdistan” Rüya Olmaktan Çıkarsa.


Sözümüz onca unutulmuşluğuna ve devleti tarafından sahipsiz bırakılmışlığına rağmen hâlâ ona güvenen, onu sahiplenen Kürtlere değil. Sözümüz bu ülkenin seçkin okullarında okumuş Kürt aydınlarına (!), geldikleri Batı şehirlerinde refahı yüksek hayat kuran Kürt burjuvasına, teröre teslim ettikleri toprakları bırakıp Batı’yı yurt edinmiş Kürt orta tabakasına. Ki onlar PKK’nın ilk günlerinde “Devletle savaş mı olur? Güçleri ne ki?” diyerek güçlünün tarafında olduklarını her fırsatta ortaya koydular. Zamanla ibrenin PKK tarafına döndüğü yanılgısıyla tutumlarını değiştirdiler. Ve sözümüz ayrıca hem de özellikle etnik-bölücü Kürtçülere… Öncelikli olarak onlar hiç unutmamalıdırlar ki, her devrim önce kendi çocuklarını yer. Onlar için de bu kuraldan kaçış yoktur.

Ezilmişlikten en çok söz eden ama hiç ezilmemişlere… Demokratik hak yoksunluğundan söz eden; ama demokratik hakları sınırsız olanlara… Kürtçülük sayesinde kendi seçkinler grubunu yaratanlara ve kendisini etnik Kürt olarak nitelediği halde yaşantısıyla Kürtlükten uzaklaşmış olanlara… Şiddet zamanı Kürt halkının önüne düşen, tatil zamanı gelince sahillere koşanlara… Ankara’nın, İstanbul’un gözde semtlerinde rahatlık ve refah içinde yaşayanlara… Batı ülkelerine gidip oralarda bölücülerin işbirlikçileriyle kadeh kaldıranlara… Atatürk’ün resmini ada sakinininkiyle kapatanları tepkisiz kalarak onaylayanlara…

Eğer bir gün rüya gerçek olmaktan çıkarsa, büyük çoğunluğa yani Kürt halkına veremeyecekleri bir hesabın altına girmiş olacaklardır. Kendilerinin kullanılmış olmalarından ayrıca vaatlerle gerçeklerin ne kadar farklı olduğunu görerek hüsrana uğramış olacaklardır.

Öyle ki:

– Feodalitenin yerini yeni PKK’lı seçkinler sınıfının alacağını görecekler; ama teslimiyet içerisinde kabullenmekten başka yapabilecekleri bir şey kalmayacaktır. İş, hak, hukuk, uygarca yaşam, saygınlık kısaca insana ait ne kadar değer varsa, güzellik varsa hepsi PKK’lı seçkinlerin elinde toplanacaktır.

– Devletin gücünün ortadan kalkması, yerine iktidarını döktüğü kana borçlu olan PKK’nın keyfi uygulamalarının başlangıcı olacaktır. Bugüne kadar devletin karşısında istediği keyfiyeti bulamayan terör örgütünü yönetenler halktan yaptıkları istekleri o günden sonra istek değil emir halini alacaktır. Karşılarında hiçbir şekilde tavizi bulunmayan bir örgüt göreceklerdir. Bir zamanlar demokratik hak iddiasında bulunan bu örgütün gerçek yüzünü gördüklerinde vakit çok geçmiş olacaktır.

– Çocuklarını Batı şehirlerine göndererek PKK’nın kırsala çıkarma şerrinden korunan aileler için bu türlü bir sığınak olmayacaktır. PKK’nın isteklerine ne karşı çıkabilecekler ne de sıkışınca kaçabilecekleri bir yer kalacaktır. Terör örgütü o canlarından kıymetli çocuklarını serbestçe dağa da çıkaracaktır. Karşı çıkma cesaretini gösterenleri ajan ilan edip, ıssız bir köşedeki bir kayanın dibinde ölümle sözde cezalandıracaktır.

– Kendileri de arkasına geçip kışkırttıkları fakir halk da insanca yaşamın zorunlu ihtiyaçları olan eğitimden, sağlık hizmetlerinden yoksun kalacaktır. Hastalıkların, kara cehaletin pençesinde acz içerisinde kıvranacaklardır.

– Yargısız infaz, faili meçhul kurbanlarının mezarları gözlerinin önünde yükselecektir.

– Şimdikinden bir önceki nesil geçmişte PKK’nın öğretmenleri evlerinden alıp, hemen birkaç adım uzaklıkta kafalarından vurarak şehit etmelerini tepkisiz bir şekilde izlediler. Kendilerinin canlarını kurtardıklarını ancak bedelini, insanlığın ışığından mahrum bırakarak çocuklarına ödettiklerini gördüklerinden iş işten geçmişti. Aynı hatanın tekrarlandığı bugün; Kürtçe eğitim dili olsun talebinin arkasına gizlenen terörist alışkanlığıyla okullar yakılırken yine tepkisiz kalıyorlar. PKK’nın cehalete mahkûm ettiği çocuklarının yarın PKK’lı seçkinlerin okumuş çocuklarına şehir marabaları olarak hizmet edeceklerini düşünmek istemiyorlar.

– İki toplumun bireylerinin kendi aralarında kurdukları aileleri temelden sarsacaklar, mutluluğu mutsuzluğa çevirip, zaten birçok çeşitle var olan husumetlere yenisini ekleyecekler.

– Kan davalarında, arazi anlaşmazlıklarında onlarca kişinin girdiği kavgaları ayıracak Türk jandarması, polisi olmayacaktır. Öyle olunca da ölenin, yaralananın sayısı katliam boyutuna ulaşacaktır. Sayısız eş dul, sayısız çocuk yetim kalacaktır. Hukuk yerini keyfiyete bırakacaktır. PKK’ya yakın olan daima haklı muamelesi görecektir. Nafile bir çabayla Türkiye Cumhuriyeti’nin hukukunu mumla arayacaklardır.

– Bugünün Kürtçü siyasi seçkinleriyse, o gün gelirse şayet eli silahlı bir teröristin, parti komiserinin karşısında ayakta duracaktır.

– Batılılar bugün Kürtleri kendi ülkelerinde yaşayan Bretön, Bask ya da Katolikler gibi düşünüyorlar. Kürt ile Türk onlara göre tarihten gelen bir husumete sahip iki farklı toplum. Onlarınkiler gibi ülkenin belirli bir bölgesinden dışarıya pek çıkmayan, büyük çoğunluğu kendi toplumu içerisinde evlilik kuran etnik-dini gruplar olduklarını sanıyorlar.

Olur da o gün gelirse, Batılılar bu düşüncelerinin yanlış olduğunu, Türk ile Kürdün ilişkisinin kendilerininkinden çok farklı olduğunu göreceklerdir. İkiyüzlü olanların dışında kalan samimi Batılılar kendilerinin nasıl kullanıldıklarını göreceklerdir. Bu hayal kırıklığı içerisinde Kürtlerin Türkiye’de yaşadıklarına inanılan azınlık olmadıkları anlaşılacaktır. Sonunda o güne kadar verdiklerini misliyle geri almaya başlayacaklardır.

– İkiyüzlü batı ise savunmasız, devletsiz Kürt halkından ne istiyorsa zorlanmadan alacaktır. Hatta onları köklerinden koparmak ve Ortadoğu’nun mankurtları haline getirmek için köklerinden koparacaktır. Dininin yerine başka bir din, dilinin yerine uydurma bir dil koyacaktır. Çok değil iki nesil arasında bile bir bağ kalmayacaktır.

– Batı Ermenistan’ı isteyen Ermenilerle hiç akıllarına getirmedikleri bir düşmanlık yaşayacaklardır. Bugünkü PKK’lı/Kürtçü-Ermeni dostluğu kanlı bir çatışmaya dönüşecektir. Hayastan’ın asıl hedefinin o gün rüyanın yaşandığı Kürt toprakları olduğunu anladıklarında yapabilecekleri bir şey kalmayacaktır. Geçmişin güzel günlerini hatırlayamayacak kadar uzakta kaldıklarını göreceklerdir.

* Rast Tiyatrosu tarafından sahnelenen Kürtçe Hamlet Oyunundan

http://www.turksam.org/tr/a2797.html

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: