GEDİK: NEML VE CİN SURESİNE DİKKAT /// CC : @vardiyabizde @BalyozGercekler @rodrikdani


Albay Gedik, tutuklu askerlere kurulan tezgahı ilginç bir örnek ile anlattı:

(SÖZDE) Balyoz davasında 16 yıl hapis cezası alan Deniz Kurmay Albay Ayhan Gedik, ASKERHABER‘e yeni bir mektup gönderdi.

Mektubuna, ulusumuzun Cumhuriyet ve Kurban bayramlarını kutlayarak başlayan Albay Gedik, bu sefer (SÖZDE) davadaki hukuki süreci anlattı.

Savcının üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair; gerçek, somut ve kesin tek bir delil sunamadığına dikkat çeken Gedik, meşhur 11 No’lu CD içerisinde 1500 adet sahtekarlık belirlemelerine rağmen bunun hiç dikkate alınmadığının altını çizdi.

(İLGİLİ HABER) ALBAY GEDİK’TEN BAŞBAKAN’A İMZASIZ OSLO SORUSU

(İLGİLİ HABER) ALBAY GEDİK: ‘ASKERLERİMİZİ BU GEREKÇELER İLE TUTUKLADILAR’

İŞTE ALBAY GEDİK’İN MEKTUBU

BİR ÖNCEKİ MEKTUBUMDA, Balyoz Davası’nın, adil yargılama ve hukuk haricinde, her şeyi ihtiva eden bir dava olduğunu ve nasıl bir komployla maruz kaldığımızı, kendi ülkemizde haksız ve hukuksuz olarak ağır cezaya çarptırıldığımızı somut örneklerle sizlere anlatmaya başlamıştım.

Şimdi size çok kısa olarak Balyoz Davasındaki hukuki süreci anlatmak istiyorum.

Tüm sanıklar olarak, dava süresince savcılıkça suç unsuru ihtiva ettiği belirtilen 11 nu’lı CD içinde yer alan dijital verilerin sahte olduklarını, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı 1500’den fazla delillerle ispat ettik. Aleyhimize, üzerimize atılı suçu işlediğimize dair; gerçek, somut ve kesin tek bir delil, Savcılık tarafından ortaya konulmadı. Hukukta kural nedir? Kural; iddianamede sanıklara yüklenen suçun, mevcut delillerle ilişkilendirilerek hukuka uygun, kesin, şüpheden uzak, inandırıcı ve somut bilgi ve belgelere dayandırarak ispat edilmesi görevinin, Savcılık makamına ait olduğudur.

Bir suçun işlendiğinin ispatının, kuvvetli ve somut delillerle ortaya konulması hukukun gereğidir. Ancak ne yazık ki bizim hukuk sistemimizde suçlanan kişi, suçu kesinleşmemiş, sadece bir iddia durumunda olmasına rağmen “suçsuzluğunu” ispat etmeye çalışmaktadır. Yani Savcılık, iddia ettiği suçun işlendiğini kanıtlayacağına; biz, suçsuzluğumuzu ispat etmeye çalıştık ve ispat ettik.

Ne güzel değil mi hukuk sistemimiz?!

Bir kişi üzerine bir suç at, bunu sen yaptın de, ortaya hiçbir somut delil koyma, sonra da kalk, kardeşim bak git, suçsuz olduğunu ispat et, yoksa ağır ceza alırsın de

Ne güzel değil mi? İşte Balyoz davasında Türk Silahlı Kuvvetlerine büyük özveri, cesaret ve fedakârlıkla hizmet etmiş, görev aşkıyla yanan, içi vatan ve millet sevgisi ile dolu, general, amiral, subay, astsubay ve devlet memurlarına reva görülen şey bu. Yazık, inanın gerçekten çok ama çok yazık!

Sizlerin, bize yapılan bu haksızlığı, hukuksuzluğu net bir şekilde anlamanıza yardımcı olmak, size; vay be gerçekten de böyle mi oldu? dedirmek ve gerçeklerin farkına varmanıza katkı sağlamak için, yine bir örnekle, kurulan tuzağı anlatmaya devam edeceğim.

Şimdi dostlarım; çoğunuz bilgisayarla ilgileniyorsunuz ve bilgisayarda yazılar yazıyorsunuz o zaman “Arial, Times New roman” kelimelerini iyi bilirsiniz. Neden? Çünkü bunlar hemen hemen herkesin bildiği ve kullandığı yazı karakterleridir. “Arial, Times New roman” yazı karakterleri, Microsoft Office sürümlerinde en eski kullanılan yazı karakterleridir. Üretilen yeni Microsoft Office sürümlerinde, teknolojik gelişmelere bağlı olarak yeni ve güncel yazı karakterleri kullanılmaktadır.

Bu yeni ve güncel yazı karakterleri/tiplerinden bir tanesi de “Calibri”dir. Almanya’dan Gramber & Vogel isimli Bilişim Bürosu tarafından hazırlanan 02 Ağustos 2012 tarihli raporda da açıkça belirtildiği gibi, Calibri yazı karakteri/tipi, 2006 yılı sonunda yayınlanmış olan Microsoft Vista işletim sisteminin temel yazı tipidir. Bu ne demektir? Calibri yazı karakteri, en erken 2006 yılının sonundan sonra kullanılmaya başlanmıştır” demektir.

Neden size bu Calibri yazı karakterini anlattım? Çünkü 11 nu.lı CD içinde, bilirkişi raporlarıyla kesin olarak tespit edilen, Calibri karakteri kullanılarak yazılmış 80 adet dijital veri var.

Alman Bilirkişi Bürosu hazırladığı raporda, 11 nu’lı CD içinde, son kayıt etme tarihleri 2002 ve 2003’de yapılmış gibi görünen ve “Calibri” yazı karakteri ile oluşturulan dosyalar olduğunu, ancak, bu dosyaların son kayıt tarihlerinin 2002 ve 2003 olmasının mümkün olmadığını, zira o tarihlerde Calibri yazı karakterinin mevcut olmadığını belirtmektedir.

Ancak bizim tutuklanmamıza ve ceza almamıza neden 11 nu’lı CD ile ilgili TÜBİTAK, 19 Şubat 2010 tarihli bilirkişi raporunda ne demişti? “11, 16 ve 17 nu’lı CD’lerin içindeki dosyaların oluşturma ve son kaydetme tarihlerinin 2003 yılı ve öncesine ait olduğu ve CD’lere sonradan ekleme yapılmadığı sonucuna varılmıştır” demişti. O zaman sizlere soruyorum; Gelecekte, 2007 yılı başında ilk kez kullanılmaya başlanacak olan Calibri yazı karakterinin, 2003 yılında üretilmiş dosyaların içinde bir yazı tipi olarak kullanılması mümkün mü?

Bu şuna benziyor. Vergi dairesi size diyor ki: “Ahmet Bey, Nissan Quasqai arabanızın 2003 yılı trafik sigortasının Temmuz ayına ait olan 2. taksitini ödemediniz. Borcunuz şu kadar” Siz de cevaben diyorsunuz ki: “Ben, bu arabayı, 2008 yılında ilk kez piyasaya çıktığında aldım, 2003 yılında Nissan Quasqai yoktu ki!” İşte bizim durumumuz da aynen böyle!

Görüyorsunuz tuzağı değil m? İnsan müneccim olabilir mi? Ya da herkes geleceği tahmin edebilir mi? Ya da tahmin edebilirse kaç kere tahmin eder? İlk kez 2007 yılı başında kullanılmaya başlanan Calibri yazı karakteri, bu müneccimliklerden sadece bir tanesi. Bunun gibi yüzlerce veri var bu 2003 yılında üretildi denilen 11 nu’lı CD içinde. Yüzlerce kez geleceği tahmin etmek size normal geliyorsa, ben daha bir şey söylemeyeceğim. Sadece şunu söylerim. Bu sahte dijital veri üreten çetenin mesleği “müneccimlik”tir. Artık gerisini siz hesap edin. Durum bu. Bizler, bu müneccim çetesinin yaptığı tezgâh nedeniyle haksız ve hukuksuz olarak yargılandık ve ağır cezalar aldık.

Yüce Allah Kuran-i Kerim’inde, şöyle buyuruyor:

NEML suresi 65 inci ayet: “De ki: Göklerde ve yerde, Allah’tan başka kimse gaybı bilmez…

CİN suresi 26 ncı ayet: “Gaybı bilen O’dur. Gizli bilgisini kimseye göstermez

Geleceği ve bilinmeyeni yalnız ve ancak Allah bilir. Bu çok açık ve nettir. Bu müneccim çetesi, bu dünyada insanları kandırabilir ama Allah’ı kandıramaz. Bu çetenin hepsi, eninde sonunda, bunca insana, özellikle de bu insanların eşlerine, çocuklarına ve ailelerine yaptıkları ve sebep oldukları haksızlıkların hesabını büyük Türk Milletinin önünde vereceklerdir. Kesin ve gerçek olan yegâne husus budur.

GERÇEĞİ KAPATIRSANIZ BİRİKİR

Mahkemede de söyledim. Emile ZOLA’nın dediği gibi “Gerçeği yeraltına kapatırsanız birikim oluşur ve gerçek bir yerde öylesine bir patlama gücü kazanır ki; patladığı gün, kendisiyle birlikte her şeyi havaya uçurur. Gerçek yürüyor, onu hiçbir şey durduramaz

Geleceği mutlu, huzurlu ve aydınlık olan bir Türkiye’de yaşamak dileğiyle…

Ayhan GEDİK
Kendi Ülkesinde
Esir Bir Türk Subayı

Adres : Ayhan GEDİK Deniz Kurmay Albay

3 üncü Kolordu Askeri Ceza ve Tutukevi HASDAL/İSTANBUL

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: