HAREM AĞASI ADNAN HOCA’DAN PKK ÜZERİNE SEÇME SAÇMALAR


PKK ile gelinen mücadelede ortak nokta: Fikri mücadele şart

Bugün sık sık gündeme getirilen PKK’nın Marksist-Leninist kökleri, aslında ilk kez ne zaman deşifre oldu?

PKK terörüne karşı fikri mücadelenin gerekliliği konusunda sağlanacak görüş birliği, niçin hayati bir önem taşır?

PKK’ya yönelik olası sınır ötesi bir operasyonun sıcak gündemi oluşturduğu şu günlerde, askeri bir harekatın yanı sıra terör örgütü ile fikri platformda da mücadele edilmesinin gerekliliği sıkça dile getirilmeye başlandı. Gerek siyasi çevrelerde gerekse basında geçtiğimiz ay boyunca bu konu hakkında çok fazla konuşuldu ve yazıldı. Dile getirilen görüşlerde, ağırlıklı olarak üzerinde durulan ortak bir nokta vardı: PKK’nın Marksist-Leninist, komünist ve ateist bir örgütlenme olarak nitelendirilmesi…

Son olarak yabancı basının en prestijli yayınlarından biri olan Washington Times’da da aynı nitelendirmenin yapıldığı bir haber yayınlandı. PKK’nın ideolojik yapısı hakkında ortak bir nitelendirme yapılmış olması ve bu yapının özellikle vurgulanması son derece önemlidir. Çünkü bu, aynı zamanda mücadele edilecek hedefi de işaret etmektedir.

Fikri Mücadelenin Gerekliliğinde Görüş Birliği

Terörle mücadele konusunda bugün gelinen noktada, terörü yalnızca askeri bir girişim ile yok etmenin mümkün olamayacağı, mutlaka fikri yönden de yapılacak bir mücadele ile terörün ideolojisinin etkisiz kılınması gerektiği tartışılmaz bir gerçek olarak kabul görmektedir. PKK’nın Marksist-Leninist, komünist ve dolayısıyla ateist bir örgütlenme olduğu da son dönemde herkesçe kabul edilen ve dile getirilen diğer bir gerçek olmuştur. Her iki konuda da toplum genelinde bir görüş birliği oluşmuştur.

Bu görüş birliğinin oluşmasında en etkili olan unsurlardan biri hiç kuşkusuz ki teröre karşı fikri mücadelenin öneminin ve gerekliliğinin öncü savunucusu olan Sayın Adnan Oktar’ın eserlerinden faydalanılarak hazırlanan ve yaklaşık 1,5 yıldan bu yana gazetelerde yayınlanmakta olan ilanlardır.

Terör olaylarının günümüzdeki kadar gündemde olmadığı 2006 yılının ortalarından bu yana, çok sık aralıklarla gazetelere verilmiş olan bu ilanlarda, PKK’nın “Marksist-Leninist, komünist ve ateist” yapısının üzerinde ısrarla durulmuş ve bu nitelendirmenin yaygınlaşmasına öncülük edilmiştir. Bu süre zarfında terörün kaynağı ve çözümüne ilişkin, Adnan Oktar’ın eserlerinden faydalanılarak hazırlanan 20 farklı ilan gazetelerde yayınlanmıştır. Bu ilanlar, ülke çapında bir bilinçlenmenin oluşmasına da vesile olmuştur. Bu ilanlarda PKK tarafından gizlenmeye çalışılan komünist, ateist ve Darwinist yapı deşifre edilmiş, Darwinist eğitimin ve propagandanın toplum üzerinde nasıl yıkıcı bir etki uyandırdığı ilmi gerçeklerle izah edilmiştir.

Komünizmi destekleyenlerin ülkemiz üzerinde ne gibi planları olduğu detaylı biçimde anlatılmıştır. Doğudaki vatandaşlarımızın din ahlakına olan bağlılıkları ve ahlaki erdemlerinin, sorunun çözümündeki önemli rolüne dikkat çekilmiştir. Bölücü örgüt elebaşının din ahlakına olan düşmanlığı, komünist liderlere olan hayranlığı ve Darwinist görüşleri kendi sözleriyle delillendirilmiştir. Sayın Adnan Oktar’ın gerek bu ilanlarda yayınlanan fikirlerinin, gerekse yıllardan beri eserlerinde anlattığı birçok gerçeğin bugün yazarlarımız tarafından yeni yeni dile getirildiği görülmektedir.

Bu ilanlarda bugüne kadar birçok kez dile getirilmiş olan bazı gerçekleri kısaca maddeleyecek olursak;

Terörün Kaynağı ve Çözümüne İlişkin Çok Önemli Gerçekler

* PKK; Marksist, Leninist, Stalinist, komünist bir örgütlenmedir.

* Güneydoğu’da senelerdir devam eden bölücü faaliyetlerin arkasında Marksist-Leninist-Komünist ideoloji bulunmaktadır. Bu ideolojinin temeli ise Darwinizm’e dayalıdır ve terörün bu teori olmadan hayat sahası bulması olanaksızdır.

* Darwinizm’in olmadığı yerde materyalizm olmaz. Materyalizmin olmadığı yerde komünizm olmaz. Komünizmin olmadığı yerde de PKK olmaz.

* PKK, Darwinizm ve materyalizm olmadan komünist propaganda yapamaz. Komünist propaganda yapamayınca taraftar bulamaz. Taraftar bulamayınca da gücünü kaybeder ve yok olur.

* PKK ateisttir. Din ahlakına ve din ahlakının vesile olacağı tüm güzelliklere karşıdır. Dolayısıyla küçük yaşlardan itibaren din ahlakına düşman olarak yetiştirilen, vicdandan ve her türlü güzel ahlaktan yoksun olan örgüt üyeleri, devletimizin bekası ve halkımızın güvenliği için büyük bir tehdittir.

* PKK’nın materyalist ve ateist köklerine karşın, Doğu insanı dindardır. PKK’nın kendisine yuva edindiği topraklarda yaşayan bu güzel ahlaklı vatandaşlarımızı kollamak, ihtiyaçları olan desteği vermek gerekir.

* PKK, terörist olarak yetiştireceği kişilere öncelikle diyalektik materyalizm ve bu felsefenin temeli olan Darwinizm eğitimi vermektedir. Bu nedenle bütün Türkiye’de anti-Darwinist, anti-materyalist, anti-komünist çok güçlü bir fikri propaganda şarttır.

* Materyalist, ateist, Darwinist Avrupa, PKK’yı kendisiyle aynı felsefi inanca sahip olduğu için bütün gücüyle desteklemektedir.

* PKK’ya çözüm, Darwinizm’in ve materyalizmin yerle bir edilmesidir.

Terörle Fikri Mücadele Nasıl Yapılmalı?

Terörle mücadele konusunda hayati bir öneme sahip olan anti-komünist ve anti-Darwinist propagandanın toplum genelinde de öneminin fark edilmiş olması son derece sevindirici bir gelişmedir. Bu noktadan sonra yapılması gereken ise fikri mücadele kapsamında somut adımlar atılmasıdır. Bu konuda çeşitli kurumlara da sorumluluklar düşmektedir.

* Devletimiz; Türk halkının komünizm, materyalizm ve Darwinizm’e karşı bilinçlenmesini sağlayacak sosyal politikalar oluşturarak veya bu konuda ehil sivil toplum kuruluşlarını destekleyerek;

* Basın yayın kuruluşları; kardeşliği, sevgiyi, merhameti ve inanç birliğini esas alan yayınlar yaparak;

* Köşe yazarları; anti-komünist propagandaya devam ederek, teröre öldürücü darbenin vurulmasında iş birliği içinde hareket etmelidirler.

Bu somut adımların aynı zamanda hızlı, kararlı ve sürekli olması da alınacak neticeyi çabuklaştıracaktır. Şu unutulmamalıdır ki, PKK’nın terör eylemlerine başladığı 1980’li yıllarda doğan bebekler, Darwinizm’in beslediği komünist ideoloji ile uyuşturulup, kandırılıp, bugün PKK saflarında mücadele eden militanlar haline gelmişlerdir. Terör örgütünün şu anki silahlı birliklerinin çoğu o yıllarda doğan çocuklardan oluşmaktadır. Eğer Darwinizm söz konusu yıllarda ortadan kaldırılsaydı komünizm tamamen çürütülmüş olacak, bu sapkın ideoloji de sonraki nesillere aktarılamayacaktı. Dolayısıyla ideolojisi olmayan bir örgütün kendine yandaş toplaması ve faaliyet göstermesi mümkün olamayacağından PKK da kısa zamanda yok olup gidecekti.

PKK’nın Doğu’daki Siyasi Gücünü Kaybetmesi, Fikri Mücadelenin Önemine Güzel Bir Örnektir

Türkiye’de şu an, çeşitli kesimlerin katkılarıyla yoğun biçimde devam eden büyük bir imani, milli, kültürel ve ilmi çalışma vardır. Bu çalışmanın güzel sonuçları kendini göstermeye başlamıştır. PKK’nın son dönemde siyasi anlamda büyük bir güç kaybına uğramış olmasında söz konusu faaliyetlerin büyük rolü olmuştur. Bu faaliyetlerin vesilesiyle Türkü, Kürdü, Lazı ve Çerkeziyle tüm Türk halkı birlik ve beraberlik ruhunu korumuş, imanını muhafaza etmiş, milli ve manevi değerlerine sahip çıkma konusunda etkin bir tavır sergilemiştir. Gençler de ateist ve bölücü ideolojilere aldanmaktan kurtulmuş, böylelikle terör örgütü ideolojik anlamda hiçbir destek bulamaz hale gelmiştir.

Bu fikri mücadeleye öncülük eden Sayın Adnan Oktar, bir röportajında bu müjdeli gelişmeyi şu şekilde anlatmıştır:

"Türkiye’de eskiden sol daima hakim olurdu. Biz Darwinizm’e karşı güçlü bir mücadele verdikten sonra sağ ezici şekilde hakim olmaya başladı Türkiye’de, bu net bir başarıdır. PKK’dan halk kitleler halinde kopmaya başladı. Biz faaliyet yaptıktan sonra, PKK’nın gerçek yönünü, Marksist yönünü, Materyalist yönünü vurguladıktan sonra, Darwinizm’in geçersizliğini anlattıktan sonra, PKK siyasi yönde çok ciddi güç kaybına uğradı. Bunu da son zamanlarda açık açık gördük. Yani Türkiye’nin genel tablosuna bakarsanız bunu çok açık görürsünüz."

Çözüm Bataklığın Kurutulmasındadır

Yazı boyunca vurgulandığı üzere PKK’ya karşı kalıcı bir çözümü fikri mücadele olmadan elde etmek olanaksızdır. Sivrisineklerle tek tek mücadele etmenin sonu yoktur, çözüm bataklığın kurutulmasıdır. Fikri mücadele terör örgütüne psikolojik açıdan da büyük darbe vurmaktadır. Son günlerde terör örgütü yandaşlarının, kaybettikleri desteğin ardından büyük bir panik içinde oldukları, psikolojilerinin bozulduğu gözlenmektedir. İdeolojilerinin artık taraftar bulmadığı gerçeğinin iyiden iyiye farkına varan bu kişiler, din ahlakına karşı olan düşmanlıklarını açıkça ortaya koyan açıklamalar yapmaktadırlar.

Bölücü örgüt şunu çok iyi bilmektedir ki; İslam ahlakını benimsemiş bir toplumda başarılı olmaları mümkün değildir. Bu gerçeğin bilincinde olan ilgili odaklar, bütün güçleriyle milletimizi imanından, ahlakından koparmaya çalışmakta, Darwinist dünya görüşünü yerleştirmeye gayret etmektedirler. Darwinizm’in yayılması PKK için yeni insan kaynağı demektir. Bu yüzden Darwinizm ile yapılan her türlü propaganda doğrudan terör örgütünü fikri anlamda güçlendirip, beslemektedir. Tek yanlı Marksist-Leninist ve Darwinist propaganda, Doğu’da binlerce gencin bölücü örgütün saflarına katılmasına sebep olacaktır.

Marksist-Leninist, bölücü propagandaya karşı Yaratılışçı, milliyetçi, Atatürkçü, üniter devleti ve milli manevi değerleri savunan bir karşı propaganda şarttır. Bu propagandaya toplumun tüm kesimlerinin destek olmaları, teröre öldürücü darbe vurulana kadar bunu kararlılıkla sürdürmeleri ülkemizin geleceği açısından son derece önemlidir.

"İnkar edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur." (Enfal Suresi, 73)

Bölücü Örgütün Elebaşının Darwinist İzahları

Bölücü örgütün elebaşı, her komünist gibi Darwinizm’i mutlak bir gerçek olarak benimsemiş, örgütün tüm ideolojik alt yapısını bu bilim dışı aldatmaca üzerine bina etmiştir.

İlkel komünal topluluk dönemi, İNSANLIĞIN HAYVANLAR ALEMİNDEN KOPARAK tarih sahnesine çıktığı, son derece geri üretim güçleri ve bu temelde şekillenmiş basit üretim ilişkilerinin hüküm sürdüğü bir aşamayı ifade eder. (Kürt Hümanizmi ve Yeni İnsan, İstanbul, Nisan 2001, s.25)

Başlangıçta insanın kendine yakın hayvan türlerinden pek farkı yoktur. Doğada hazır bulduklarını yer, ağaçlar üzerinde ve kavuklarda örgütsüz bir şekilde barınır. Ama düşünme ve konuşma yetisini kazanmasıyla birlikte, yiyecek toplamada, DİĞER HAYVANLARA karşı kendini savunmada, doğal afetlere karşı kendini korumada, bazı ilkel taş araçları geliştirmek ve hemcinsleriyle dayanışma içine girmek kaçınılmaz olur. Bu aşamaya kadar, HAYVANLAR ARASINDA GEÇERLİ OLAN; BİYOLOJİNİN EVRİMLER KANUNU hüküm sürmektedir. (Kürt Hümanizmi ve Yeni İnsan, İstanbul, Nisan 2001, s.13)

HAYVANIN EN İLERİ SOSYALLEŞMİŞ BİÇİMİ İNSANDIR. En vahşi hayvandır insan, en acımasız hayvandır. (Kürt Hümanizmi ve Yeni İnsan, İstanbul, Nisan 2001, s.106)

Bölücü Örgütün Elebaşının Komünist Olduğunu İspat Eden Bazı İzahları

"Lenin 1900’de ne ise ben de 21. yüzyıl sosyalizmini temsil ediyorum, reel sosyalizmle savaşarak, emperyalizmle savaşarak yeni sosyalizmi inşaa ediyorum." (Özgür Yaşamla Diyaloglar, s. 201)

"PKK, Marksizm-Leninizm geleneğine uygun bir gelişme yaşamıştır. Bundan sonrası açık ki etle tırnak gibi birbirinden ayrılmayan bu miras üzerine şekillenecektir." (Kürdistan’da Halk Kahramanlığı, s.78)

"Bizim ortamımızda sosyalizmin ve komünizmin ölçüleri egemendir. Sosyalizmde herkese emeği kadar verilir. Bu, parti (PKK) içinde de geçerlidir. Bu, komünist toplumun kuruluşuna kadar da geçerli olacaktır." (Tasfiyeciliğin Tasfiyesi, s.153)

"İşte proletaryanın kahramanları Marks ve Engels. İşte onun teorik, siyasal dahisi Lenin ve yine onun pratik ustaları Stalin, Ho Chi Minh ve Mao. Ve bunların önderliğinde yürüyen birçok ulusal ve enternasyonalist kahraman. İnsanlığın özgürlük bilincini ayaklandıran, örgütlendiren ve halk ordusu denilen orduları ortaya çıkaran bu büyük kahramanların insanlık tarihindeki yeri gerçekten büyüktür." (Kürdistan’da Halk Kahramanlığı, İstanbul, Mart 2004, s.87)

ADNAN OKTAR PKK İLE HASIL MÜCADELE EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ ANLATIYOR

Aşağıda Sayın Adnan Oktar’ın yakın zamanda gerçekleştirmiş olduğu çeşitli röportajlardan terör konusu ile ilgili bazı bölümler yer almaktadır.

Fikri Mücadeleyle Çok Rahat Netice Alınır

"Bizim yaptığımız mücadele bu, Darwinizm’le ilgili felsefenin ortadan kaldırılmasının mücadelesi, arkasından İslam’ın gelişmesine sebep oluyor. Mesela bu Türkiye’de hemen kendisini gösterdi. Türkiye’de bugün Darwinizm’e inanmayanların sayısı %90’a çıkmıştır. Yani bu silahlı bir mücadeleyle elde edilecek bir şey değildir. Fikri mücadeleyle elde edilecek bir şeydir. Mesela Türkiye’de PKK terörü var. Buna karşı da yine aynı şekilde silahla netice alınamaz. Buna karşı da fikri mücadele yapılması gerekir. Fikri mücadeleyle çok rahat netice alınır. Dünyada güçlü bir fikri mücadele yapılsa, İslam 5-10 yıl içinde bütün dünyaya çok rahat hakim olabilir. Medeni insanlara, düşünceye açık olan insanlara, kültürle bilgiyle yaklaşmak imkanı varken, silahla yaklaşmak son derece anlamsız olur, son derece gereksiz olur." (El Cezire televizyonu ile röportaj, 6 Ağustos 2007)

Komünist Ayaklanmanın Adının Konması Gerekir

“Bugün Türkiye’nin Doğu’sunda da bir komünist ayaklanma vardır. Israrla söylüyorum ben. Bu komünist ayaklanma diyorum. Ama birçok insan da “öyle bir şey yok” diyor. Komünist ayaklanma değil, komünizm öldü, komünizmle bu adamların alakası yok, bir ayaklanma. Halbuki bunun adının konması lazım. Darwinist, materyalist sistemden kaynaklanan bir komünist ayaklanma var ve komünist propaganda var. Avrupa’da. Nihai hedefi Avrupa’nın komünizmdir. Bir Avrupa komünizmi oluşturmak istiyorlar. Avrupa komünizminde de din, iman, ahlak, aile gibi kurumlar kabul edilir kurumlar değildir.

Yani komünizmin hedefleri, dinin, ailenin, ahlakın ortadan kalkmasıdır. Bunları kendi eserlerinde Marks da açıklıyor, Lenin de açıklıyor diğer Marksist liderler de açıklıyorlar. Rusya ile becerilemeyen komünizm, Avrupa kanalıyla halledilmeye çalışılı yor şu anda. Doğu’daki komünist hareketi de destekleyen yine Avrupa’daki bu sosyalistlerdir. Avrupa’nın büyük bir bölümü hemen hemen tamamına yakını PKK hareketini destekliyor, bu ayaklanmayı destekliyorlar. Çünkü Darwinist, materyalist ve ateist çizgi her ikisinde de aynı. Dolayısı ile kendi düşüncesinde olduğu için özellikle orayı o şekilde savunuyorlar.

Hatta Türkiye’nin diğer kısmının da, aynı şekilde sosyalist Marksist idare ile idare edilmesini istiyorlar, ikiye bölündüğünde. Allah esirgesin. Kendi kafalarına göre ki buna asla müsaade etmeyiz. Doğu Türkiye, Batı Türkiye, komünist Doğu Türkiye, komünist Batı Türkiye şeklinde bir bölünme idealleri var. Bunun için de Darwinizm’e ihtiyaç vardır. Onun için ısrarla bu yalanı ayakta tutmaya çalışıyorlar. Yani bu yalan ortadan kalktığında komünizm ve sosyalizm de çöker.

Avrupa’daki komünist ve sosyalist partilerin dini olan, hayat damarı olan Darwinizm, şu an ayaklarının altından kayıyor. Meydana gelen panik bu görünenin çok çok üstünde aslında, çok çok üstünde. Aşırı telaş göstertmek istemiyorlar. Böyle bir şey ummuyorlardı gerçekten, böyle ağır bir yara alacaklarını, böyle bir darbe alacaklarını hiç ummuyorlardı. Bunu kısmen şu anda durdurmaya çalışıyorlar.”

Ekrem Kızıltaş ile röportaj, 20 Ekim 2007

Kamuoyu Sayın Deniz Baykal’daki Ani Değişikliğin Sebebini Merak Ediyor

Gerek siyasi çevreler ve kamuoyu, gerekse basın tarafından takip edildiği üzere Sayın Baykal’ın kısa bir süre öncesine kadar Doğu ve Güneydoğu Bölgelerimizde yaşanan terör olayları ve sınır ötesi operasyon ile ilgili eleştiri alan yorumları ve çözüm önerileri bulunmaktaydı. Ancak Sayın Baykal’ın -daha çok çözümsüzlüğe sürükleyecek- bu önerilerinde son dönemlerde dikkat çeken bir değişiklik olmuştur. Daha önce bu yönde hiç böyle bir yaklaşımı bulunmayan Sayın Baykal da Sayın Adnan Oktar’ın ilanlarındaki “bölücü örgütün Marksist-Leninist köklerini ortaya koyan” ve “masum bölge halkını kucaklayan” net teşhisleri doğrultusunda görüşlerini değiştirmiş ve bu ani değişikliği açıkça yansıtan açıklamalarda bulunmuştur. Sayın Baykal’ın yaptığı açıklamalardan bazı başlıklar şöyledir:

Yeni Kürt Açılımı Kuzey Irak’a Yönelik

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Kürt açılımı"na açıklık getirirken terörle askeri mücadeleden vazgeçmenin mümkün olmadığını vurguladı ve "Ancak sadece sınır ötesi operasyonlarla sorunun çözülemeyeceği görülüyor. Askeri önlemleri bütünleyen, destekleyen başka önlemler de alınmalı" dedi. Kuzey Irak’a yönelik uzun süreli çalışma yapılmasını isteyen Baykal, "PKK’nın içinde yaşadığı, PKK ile iletişim içinde olan topluma yönelik öneriler yapıyorum. PKK’yı orada yalnızlaştırmak gerekiyor" dedi.

http://www.sabah.com.tr/2007/11/10/haber,AB1D5644A4FE453D815189061B32618F.html

Baykal’dan Sürpriz Kürt Açılımı

SADECE SINIRÖTESİYLE OLMAZ

“Artık sorun sadece sınır ötesi operasyon bağlamında görülemez. Kuzey Irak ile Suriye’yi bir görmemek gerekir. Suriye’deki durum mekan sağlamakla ilgiliydi. Burada ise uluslararası destek, otonom bir hükümet, aynı etnik kökenden nüfus var. O zaman ne yapmalı? Kuzey Irak’la ilişkiyi terör bağlamı dışında da görmeli. Bunları günü birlik de değil, 10, 20, 30 yıl sonrasına yönelik planlama içinde yapmalı.”

BARZANİ’YLE KAVGA DEĞİL, İLİŞKİ KURALIM

“500 veya bin genci Kuzey Irak’tan getirip okutalım. Kürt de olsun, Arap da. Bizi yaşayıp, tanısınlar, iyi eğitim alsınlar. 15 yıl sonra o ülkenin yöneticisi olacaklar. Şimdi bunu biz yapmıyoruz, Barzani yapıyor. Orayla kavga dövüş değil, böylesi ilişkiler kuralım. Bölgeye yönelik yaygın radyo ve TV yayını yapalım. Bunu ABD, İngiltere yapıyor da biz niye yapmıyoruz? Sadece özel yayınları kast etmiyorum, devlet yayınlarını söylüyorum.”

SABIR VE GERÇEKTEN SEVECENLİKLE YAKLAŞALIM

“Bugün Türküyle Kürdüyle birbirimizi seviyoruz. Eğer bölgede yanlış kararlar sonucu bir dışlanmışlık duygusu varsa, bu insanlar da görüyor ki, o bölgenin dışına çıkıldığında hiç böyle bir şey yok. Evleniyoruz, komşu oluyoruz, iş yapıyoruz. Bölgeye daha fazla yatırım, daha fazla iş, daha fazla eğitimle gidelim. Ama bunlara rağmen bölücü terör olacaktır. Bununla beraber yaşayacağız. Yalnız komplekse kapılmayalım, şiddeti olağanlaştırmayalım. Herkes yeterince dikkatli ve kararlı olmalı. Çünkü, caydırıcı olmazsak barış da yok. Sabır ve gerçek sevecenlikle olaya yaklaşalım.” (http://www.ntvmsnbc.com/news/425716.asp)

Vatandaşlarımızı Birbirine Düşman Etme Oyununa Dikkat!

Doğudaki komünist terör örgütü mensupları ile terör mağduru Doğulu masum vatandaşlarımızı çok iyi ayırt etmek gerekir. Doğulu masum vatandaşlarımıza daha fazla şefkat göstermek, koruyup kollamak güzel ahlakın gereğidir. Aksi, terör örgütünün istediğidir ve gafilane, hatta hainane bir hareket olur. Bu nedenle Doğulu vatandaşlarımıza karşı diğer vatandaşlarımızı düşman etmeye yönelik oynanan oyuna, yapılan provokasyona karşı dikkatli olmak gerekir. Bu oyuna gelmek, aklı başında, güzel ahlaklı hiçbir insan için düşünülemez. Bu gaflet, hıyanet ve dalalettir.

Doğu insanı tüm milletimiz gibi, şefkatli, sevecen, sevgi ve saygıdan hoşlanan, dürüst, haysiyetli, misafirperver, kadir kıymet bilen, vefalı insanlardır. Terör örgütünün ve Avrupalı terör odaklarının bu büyük oyununa gelmekten şiddetle kaçınmak gerekir. Bu oynanan sinsi oyunu alaşağı edelim. Vatandaşlarımızın birbirine kin, nefret ve öfke ile yaklaşmasını, birbirlerine düşman olmasını isteyen bu odaklara karşı en etkili şamar, milletimizin birbirine dostane, sevecen ve saygılı yaklaşmasıdır.

PKK’nın Marksist-Leninist, Komünist ve Ateist Yapısının Dile Getirilmesi Neden Önemli?

PKK’nın ideolojik temellerinin doğru teşhisi ve bunun geniş kitlelere duyurulması, yapılması gereken fikri mücadelenin ilk ve en önemli adımıdır. Terör örgütünün ağırlıklı olarak propaganda faaliyetlerini sürdürdüğü Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde yaşayan gerek Türk gerekse Kürt vatandaşlarımızın Allah’a inanan, dindar insanlar olduğu göz önünde bulundurulduğunda, PKK’nın ideolojisinin deşifre edilmesinin önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Çünkü Yüce Allah’a imanın, peygamber sevgisinin, vatan aşkının olduğu yerde bölücü terör bir adım dahi ilerleyemez; geri çekilir, siner ve yok olur gider.

Ateist ve Komünist Olan Bölücü Örgütün Elebaşının Allah ve Din Hakkındaki Bazı İfadeleri

(Yüce Allah’ı Tenzih Ederiz)

Aşağıdaki alıntılar, bölücü örgütün elebaşının kitaplarından alınmış, bizzat kendisine ait ifadelerdir. Bu ifadelerin tümü, bu kişinin ateist olduğunu ve İslam’ı kendi sığ materyalist anlayışıyla yorumladığını ortaya koymaktadır:

Lise dönemlerinde büyük felsefik bunalımı yaşadım. Tanrı ile savaşı verdim, bu savaştan başarı ile çıktıktan sonra yarı Tanrı oldum. (Özgür Yaşamla Diyaloglar, Ekim 2002, s. 257)

Tek tanrılı din ideolojileri, baştan sona siyaset ideolojileridir. Dini söylem, Allah, peygamber ve melek gibi kavramlar dönemin siyasi literatürüdür. (Sümer Rahip

Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt 1, Aralık 2001, s. 204)

Allah bir nevi ortaçağın feodal manifestosudur, temel yasası ve bildirgesidir. (Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt 1, Aralık 2001, s. 313)

Namazın kendisi de genel anlamda bir tiyatrodur. (Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt 1, Aralık 2001, s. 354)

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: