ÖZELLİKLE CHP’LİLERİN OKUMASI GEREKEN YAZI


YAŞASIN TÜRKİYE HAREKETİ

CHP’li Cumhuriyet Türkleri’nin Durum Değerlendirmesi:

İran Şahı’nın sonu da böyle gelmişti!

BİR:
Türkiye Cumhuriyeti’nin yaşadığı 29 Ekim 2012 gününe tarih kitapları çok özel bir yer vereceklerdir. Zira Türk Milleti o gün başta başkent Ankara olmak üzere yurdun dört bir yanında tarih yazmıştır. Türk Milleti o gün gerçekten 7’den 77’ye Cumhuriyeti’ne sahip çıkmakta ne kadar kararlı olduğunu dosta, düşmana, içeriye, dışarıya göstermiş, âdetâ belgelemiştir. Bunun “Cumhuriyet Mitingleri”ni aşan bir önemi ve değeri, özellikle de çok iyi kavranması gereken özel bir anlamı vardır. O gün birçok bakımdan dönüm noktası olmuştur.

İKİ:
En başta dikkati çeken ve özel anlamı mutlaka dikkate alınması gereken ayırt edici özellik: genç, yaşlı her yaştan kadınlarımızın, genç kızlarımızın her zamankinden daha kalabalık ve daha kararlı, daha gözü pek bir ruh hali içinde olmalarıdır. Kadınlarımız, bizim kadınlarımız erkeklerimizin önünde Cumhuriyetimizi kutlamakta, Ata’mıza bağlılıkta barikatları aşmak için cop darbesi, biber gazı, tazyikli su yemeye aldırmadan direnmişler, ilerlemişlerdir. Polisin diktiği barikatlar aşıldıysa, panzerler geri çekildiyse ve 1 milyona yakın yurttaşımız başkent Ankara’da Ulus meydanından Anıtkabir’e ellerinde Türk bayrakları ile vakur bir edayla yürüdülerse bunda en büyük pay kadınlarımızındır. Yoksa o barikatlar talimatla filan açılmış değildir.

ÜÇ:
Bunun kadar dikkati çekici ve dikkate değer bir başka ayırt edici özellik polisin tavrıdır. Polis ilk kez, başlangıçta halka karşı saldırgan bir tavır takınmış olmakla birlikte, ellerinde sadece Türk bayrağı taşıyan ve çoğu anneleri, babaları yaşında kadın ve erkeklerden oluşan insanlarımızın kararlı direncine teslim olmuştur. Bunun anlamını da iyi kavramak gerekir. Polis asla talimatla değil, ya da direnen halkımızın kaba kuvvetinin zoruyla değil, gönüllü olarak onlara yolu açmıştır. Çünkü polisimiz de tek amaçları Cumhuriyet Bayramımızı güzellikle kutlamak, Anıt Kabir’e Ata’mıza bir kez daha saygı ve şükranlarını sunmak için ellerinde sadece Türk bayrakları, dillerinde sadece Cumhuriyetimize sahip çıkma sloganları olan yürüyüşçüleri kaba kuvvetle, şiddetle durdurmak gücünü kendi vicdanında bulmamıştır. Polis, karşılarındaki insanların hiç de Padişahlık heveslisi ve özentilisi Başvekil’in “teröristler, holiganlar” diye nitelediği tarife uymadığını gözleriyle görmüştür, bizzat tanık olmuştur. Polis ilk kez, tıpkı İran’da zorba Şah’ın devrilişi sürecinde Humeyni’nin gelişini alkışlayan halka emre rağmen Şahlık polisinin, askerinin saldırmayışı gibi bir tavır sergilemiştir. Başvekil’in hazmedemediği budur.

DÖRT:
Başvekil, Dini Eğitim Vekili ve Hariciye Vekili başta olmak üzere mevcut Hükümet iç ve dış siyasette her geçen gün Demokrat Parti’nin üçüncü iktidar döneminde izlediği siyasete, ülke içinde halka karşı estirdiği terör dalgasına benzer bir tavır içindedir. Bugünkü Başvekil ile 1958 – 60 yıllarının Başvekili Menderes arasında pek fark kalmamıştır. Basına karşı terör estirilmesinden Meclis’te “tahkikat komisyonları” açılmasına kadar hemen hemen her şey Menderes’in “ustalık dönemi”ne benzemektedir! 29 Ekim 2012’de Ankara’da ve yurdun diğer yerlerinde yaşananlar ile 28 – 29 Nisan 1960’da İstanbul’da, Ankara’da yaşananlar arasında sadece Türk polisinin bu kez Başvekili de, İçişleri Vekilini de, Ankara Valisini de dinlemeyerek halkın karşısından kan dökmeden, yeni Turan Emeksiz’ler, Ali İhsan Kalmaz’lar yaratmadan çekilmesi farkı vardır – ama bu fark çok manidardır. Başvekilin’in Vali’ye de, Emniyet’e de çatması, Gül’le açıkça dalaşması ve polis, halka daha büyük bir şiddetle saldırmadı, Cumhuriyetin kutlanmasını kan dökmek pahasına önleyemedi diye hırslanmasının gerisinde bu farkın derin siyasal anlamını sezmesi yatmaktadır. Hazmedemediği budur.

BEŞ:
29 Ekim 2012 günü, aynı zamanda, Cumhuriyet Halk Partisi için de çok manidar bir gelişmeye tanık olduğumuz gün olmuştur. O gün CHP, yeniden özüne, kendisine yakışır ve yaraşır bir tavır sergilemiştir. Ulusal bayramları kutlamanın halka yasaklanmış olduğu bir dönemde CHP yönetimi’nin ve hakiki CHP’li milletvekillerinin Hipodrom’da ve Çankaya’da sözde “devlet”in samimiyetten ve cumhurdan uzak “cumhuriyet kutlaması” yerine halk içinde, halkın bir parçası olarak polisin şiddetine de, biber gazına da hedef olmaya aldırmadan Ulus’tan Anıt Kabir’e dek yürüyüşte yer alması çok dikkate değer bir tavırdır. Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun ertesi gün CHP grubunda yaptığı konuşma o makama seçildiği günden buyana yaptığı en güzel konuşmadır ve CHP’nin “özüne dönmesi”nin, “Yeni CHP”den “Yeniden CHP”ye yönelmesinin ön habercisidir. Keza CHP’nin AKP’nin koltuk değneği işlevini gören “Bahçeli MHP”sinden ne kadar farklı olduğu da bir kez daha görülmüştür.

ALTI:
“Barış zamanı” vatanın ve cumhuriyetin korunmasında, savunulmasında en büyük görev öncelikle Türk Sivil Kuvvetleri’nindir. Türk Silahlı Kuvvetleri, eğer ABD’nin taşeronu değilse, barış zamanı seçilmiş sivil iktidar karşısında Cumhuriyetin korunmasında da, kurum olarak kendisini savunmada da direnme gücünü halktan alır. 27 Mayıs’ta da bu böyle olmuştur. Menderes hayranı Başvekil, polis Türk halkına ateş açmadı, PKK gibi Türk halkıyla savaşa girişmedi diye aslında şükretmelidir. 29 Ekim 2012 günü başta Ankara olmak üzere yurt çapında Türk Milleti’nin sergilediği tavır, padişah gibi olma heveslisi Başvekil’in Türk halkına estirmeye niyetlendiği kanlı terör dalgasının bizzat o’nu ve yönetimini İran Şahı’nın sonundan beter edeceğinin işaretini vermiştir. O günün en anlamlı mesajı budur. Anlayana elbette…

(1.11.2012)

“CHP’li Cumhuriyet Türkleri” adına Sözcüler:

Ertaç Erten – Nazım Güvenç

İLK KURŞUN

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: