Suriye’li Muhaliflerin Doha/Katar Toplantısı


Suriye’deki Esad karşıtı muhalif hareketlerin başlamasından bu yana yaklaşık 19 ay geçmesine ve muhaliflerin bütün çabalarına rağmen istenilen sonucun elde edilememesi yeni arayışları beraberinde getirdi. Bu zaman zarfında ne Esad geri adım attı ne de Muhalif güçler direnmekten vazgeçti. Bu sürede olaylar Suriye’yi iç savaşa doğru sürüklemekle kalmadı, bölge istikrarını ciddi şekilde tehlikeye sokmaya başladı.

Esad’ın isyan karşısında uzun süre dayanması başarılı bulunurken, muhaliflerin Esad’ı devirememesi başarısızlık olarak görüldü. Söz konusu başarısızlık birilerinin üzerine yıkılmalıydı. Batı (ABD+AB) ve Arap Birliği, zayıf muhalif güçleri Esad karşısında yalnız bıraktıklarını unutarak(!) başarısızlığı muhaliflerin parçalı olması ve geniş tabana yayılmasına bağladılar.

ABD inisiyatifi ele alarak her kesimi kapsayacak geniş tabanlı bir muhalefet yaratma amacıyla Doha/Katar’da birkaç gün sürecek bir toplantı yapılmasını sağladı. ABD’nin söylemine göre, Suriye Ulusal Konseyi (SUK) başarısız olmuştu. Çünkü SUK üyeleri 20-30-40 yıldır Suriye dışındaydılar. Suriye’deki gerçeklerden uzak yaşamışlardı. Suriye’deki tüm Esad karşıtı muhalif güçleri bir çatı altında toplayamadılar ve başarısız oldular. Bunun için Esad’a karşı her kesimim içinde yer bulduğu daha geniş tabanlı bir Esad karşıtı çatı örgüt kurulmalıydı.

Her ne kadar muhalif güçleri bir çatı altında toplamak için ABD bir girişim başlatsa da, ABD’nin girişiminin ana sebebi SUK’un başarısız olması değildir. Suriye’de çözümsüzlük uzadıkça, oluşan mevcut boşluğu El-Kaide gibi radikal örgütler doldurmaya başladı. Batı ve ılımlı Arap ülkeleri olay bizden uzak olsun tavrıyla hareket ederken radikal örgütler var güçleriyle Esad’a karşı koymaya başladılar ve muhalif güçler içinde etkilikleri her geçen gün güçlenmeye başladı. Bu durum ABD ve İsrail için kabul edilebilir bir gelişme değildi. Suriye’de Batı’nın istemediği bir tarzda ve İsrail’in güvenliğini tehlikeye sokacak şekilde bir yapılanma sürecinin başlaması ABD’nin harekete geçmesine neden oldu. Yeni bir muhalif çatı oluşturularak bu tehlike engellenmek istenmektedir. Böylece her geçen gün kontrolden çıkan muhalif güçler kontrole sokulurken hem de istenmeyen radikal unsurlar dışlanmak istenmektedir. Bunun yanında yeni başkanını seçmek için gün hatta saatler sayan ABD, Doha girişimiyle bu konuya duyarsız kalmadığını iç ve dış kamuoyuna ilan etmiş oluyor. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Rusya ve Çin engelini aşamayan ABD, kendi başarısızlığını örtmek için Suriyeli tüm grupları içine alacak olan bir çatı örgüt oluşturarak bu engeli de aşmaya çalışmaktadır.

ABD Dışişleri Bakanı Clinton’ın Balkanlardan yapmış olduğu konuşmasından ve basına yansıyan ilgili tarafların yapmış olduğu açıklamalardan Doha’da oluşturulacak yeni yapılanmanın içeriğinin nelerden oluşacağı belirginleşmiştir. Doha‘da oluşturulacak yeni yapının Suriye Ulusal İnisiyatifi (SUİ) adıyla kurulacağı, bu yapının içinde her kesimin yer alacağı dillendirilmektedir. SUK üyelerinin de içinde olacağı yapıda, Özgür Suriye Ordusu’ndan, Suriye içindeki değişik parti ve gruplardan, yerel konseylerden temsilcilerin olacağı planlanmaktadır. Kısaca yarı yarıya olmak üzere Suriye içi ve Suriye dışı tüm muhalif grupların kendilerine yer bulacağı bir çatı örgüt düşünülmektedir.

Her ne kadar muhalif güçler Doha’da bir çatı altında toplanmaya çalışılsa da istenilen sonucun kısa zamanda alınması çok kolay gözükmemektedir. Çünkü farklılık sadece Esad rejimi ile muhalifler arasında değil, muhaliflerin kendi arasında da “nasıl bir Suriye?” istendiği konusunda ciddi farklar mevcuttur. İslamcı muhaliflerin kafasında farklı, seküler muhalif güçlerin kafasında farklı bir Suriye vardır. Bunun yanında, bir tarafta Suriye’nin siyasal bütünlüğünün korunmasını isteyenler varken, diğer tarafta ise başta PYD olmak üzere bazı Kürt gruplarında olduğu gibi federal yapıyı arzu edenler bulunmaktadır. Muhalif güçlerin çoğunluğunun tek ortak noktasının Esad’ın gitmesi olduğu gözükmektedir. Süreç uzadıkça hem muhalif güçler arasında hem de bunların destekçileri arasında görüş ayrılıkları her geçen gün daha da belirginleşmektedir.

Doha’da yapılan toplantıdan muhalifler, güç kazanarak çıkabileceği gibi Arap ve İslam dünyasında destek ve etki kaybına da uğrayabilirler. Toplantı sonucunda oluşacak yapının “ABD patentli” gözükmesi ki başta İran, Esad olmak üzere radikal gruplar bu yönde bir propaganda yapacaklardır, Arap ve İslam dünyasında şüphe ile karşılanmasına neden olabilecektir.

Basına yansıyan haberlerden ve ilgili tarafların temsilcilerinin yapmış olduğu açıklamalardan anlaşıldığı kadarıyla oluşturulacak olan Suriye Ulusal İnisiyatifi altında bir askeri konsey, bir hukuki komite ve bir geçici hükümetin oluşturulması düşünülmektedir. SUK’ta olduğu gibi bu yapıyı da oluşturanlar söylem dışında somut desteklerini göstermezler ise beklenen olumlu sonucun alınması kolay olmayacaktır.

Suriye’deki olayların iç savaşa dönüşmesinde Esad’ın her ne pahasına olursa olsun gösterdiği direnç, Rusya, Çin ve İran gibi devletlerin ve bazı bölgesel grupların desteğinin yanında, Suriye içindeki bazı grupların ve muhalifleri destekleyen bazı devletlerin farklı amaçlar peşinde olması da çok etkili olmaktadır. Çoğunluğu oluşturan sıradan Suriyeliler Esad tiranlığından kurtulma amacındayken, El- Kaide ve benzeri örgütler süreci kendi çıkarları için kullanma gayreti içindedirler. Başta PYD olmak üzere bazı Kürt gruplar ise tarihi bir fırsat yakaladıklarını düşünerek hem Esad’ın zayıflığından hem de muhalif güçlerin zor durumundan faydalanmak istemektedirler. Yoksa Kürtlere kimlik dahi vermeyen bir rejimle iş birliği içine girmek nasıl izah edilebilir.

ABD’nin başarısız ilan ettiği SUK ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) bütün gücüyle Esad’a karşı mücadele ederken, ABD ve bazı Batılı ülkeler ÖSO’den El-Kaide gibi unsurlara karşı savaşmaları isteniyor. Muhalif güçlere destek veren her ülke neredeyse desteğini bir şarta bağlıyor. Tüm bu yaşanalar akla “koyun can derdinde, kasap et derdinde” sözünü hatırlatıyor. Hem bazı gruplar hem de bazı devletler Suriye’de meydana gelecek devrimi çalmaya çalışıyorlar. Süreç uzadıkça söz konusu bencil ve çirkin davranışlar daha görünür hale geliyor. Doha’da bu tür davranışları göreceğimizi şimdiden rahatlıkla söyleyebiliriz.

Demokrasi ve özgürlüğün bedeli çok pahalıdır. Bunlara ancak bedelini ödediğinizde sahip olursunuz. Kimse size bağışlamaz. Tarih bu durumu defalarca göstermiştir. Suriye’de demokrasinin ve özgürlüğün geleceğini Suriyeliler belirleyecektir. Doha toplantısına çok fazla ümit bağlamamak lazım…

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: