Obama’nın Gelişi Fırtına (Sandy)’dan Belli miydi?


Prof. Dr. Celalettin Yavuz

6 Kasım 2012’de yapılan ABD Başkanlık Seçimleri her nedense Türkiye’de fazla merak uyandırmadı. En azından “ABD’nin derdi Türkiye’yi gerdi!” durum yaşanmadı. Bizler de Amerika ile yatıp, Amerika ile kalkmadık.

Hussein Barack Obama’nın ikinci kez Başkan seçilmesi, 2008 seçimlerine göre biraz muğlâklık taşıyordu. Zira gerek seçimlerden 1-2 hafta önceki günlerde, gerekse seçim gününden bir gün öncesi anketlerde ibrenin bir tarafa kesin olarak döndüğüne ilişkin emareler yok gibiydi.

Hatta seçimlerden bir hafta önce ABD’nin batısını felakete sürükleyen Sandy fırtınası ile Obama’nın şefkatli tutumu, onu bir adım öne taşımışsa da, seçime saatler kala elektrik kesintileri, benzin-mazot yokluğu, fırtına sonrası yağma, ulaşım sorunları gibi günlük hayatı “zehir” eden sıkıntılar sebebiyle ibre tekrar Obama’nın aleyhine dönmeye başladı.

Oysa 2008 seçimlerinde tarafsız kalan, Sandy’nin en büyük felaketi yaşattığı New York’un Belediye Başkanı Bloomberg, “Her iki adayın da ülkeyi etkileyen birçok probleme çözüm bulmakta başarısız olduğunu!” söylese de, fırtına sonrası fikrini değiştirdi. Bloomberg, “iklim değişikliği ile savaşta doğru isim Obama!” ifadesiyle özetlenecek bir makale yazarak, rengini Obama olarak belirledi. Romney’nin ise “sağlık reformu ve kürtaj” konularındaki görüşlerine tepkili olduğunu belirtti.[1]

15 milyonu aşkın nüfusu olduğu bilinen New York Belediye Başkanının taraf olması elbette önemli idi. Ama Obama’ya 2008’deki desteğin verilmediği de bir gerçektir.

Bu seçimlerde seçime katılma oranının %57 civarında olması bekleniyor. Bu oran birçok ülke için bir felaket gibi algılansa da, ABD için oldukça normal. Zira 1996’da Bill Clinton 2’nci kez seçilirken seçimlere katılma oranı sadece %49.1 idi. Yani seçmenin yarısından fazlası seçimlere katılmamıştı!

Seçimlere katılma oranı bu kadar düşük olunca, seçim yarışına “kafa kafaya giren” adaylar açısından, “seçime ilgi duymayanları” sahaya çekebilmek önem kazanıyor. Zira rengini belli eden ve oy verecekler arasındaki anketler 1 Kasım 2012 itibariyle iki adaya da aynı (%47) şans vermektedir.

Seçime katılmayı düşünmeyen %44’lük seçmene göre adaylar “seçilebilir” bulunmamaktadır. Bu %44’ün %29’la çoğunluğu Demokrat, yani Obama eğilimli iken, kalan %”17’si de Cumhuriyetçi eğilimli. Siyasete ilgi duymayan bu büyük kitle genellikle yoksul kesimden. %13’lük eğitim seviyesi itibariyle de %38’i bulan aktif seçmene göre gerideler.[2]

Tarafların Dış Politika ve Orta Doğu’ya Bakışı

Her ne kadar kim gelirse gelsin ABD dış politikası değişmez denilse de, “üslup değişikliği” bile pek çok dengeyi değiştirebilmektedir. Şu an için iki adayın da dünya siyasetindeki öncelikleri arasında; Rusya, Çin, İran, İsrail ve AB ile ilişkiler ön plandadır. Tabii buna ülkeler üstü bir “Enerji” diplomasisi de eklenmelidir. AB ile ilişkilerde 2 aday açısından önemli bir fark görünmemektedir.

Rusya’yı ‘en büyük jeopolitik düşman’ olarak niteleyen ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ‘daha sert’ tutum izleme yanlısı Romney’e karşılık, Obama “akıllı güç” (wise power) kullanma yanlısıdır. Hatta Romney’in Rusya hakkındaki görüşlerini soğuk savaş döneminden kalma ve çağdışı bulmaktadır.

Çin konusunda da farklı üslup söz konusudur. Romney, “ticaret ve kur savaşları üzerinden mücadele etmeyi” düşünürken, Obama “Dünyanın en büyük iki ekonomisi arasında ilişkilerin” gerilim yerine “ortaklıkla” devamını arzu etmektedir.

Nükleer silahlanma programı sebebiyle ABD’nin “baş ağrısı” İran konusunda ise; Romney Obama’yı “yumuşak” hareket etmekle suçlayıp, daha ağır yaptırımlar planlamaktadır. Obama, “uluslararası toplumun uyguladığı yaptırımların” İran’ı caydırmak için yeterli olacağı inancındadır.

Obama’yı “İsrail’i ihmal etmek”le suçlayan Romney, ilaveten “Suriye’deki şiddet ve Libya’da Amerikan konsolosluğuna düzenlenen saldırıyla Obama’nın Ortadoğu ve Kuzey Afrika politikasının çöktüğünü” ileri sürmektedir. Obama ise İsrail’le ilişkileri “Gerçek dostumuz. Bölgedeki en büyük müttefikimiz. Eğer İsrail’e saldırılırsa, ABD İsrail’le dayanışma içerisinde olacaktır!” şeklinde açıklamıştır. Buna karşılık nüfusun %2’sini (6-7.5 milyon) oluşturan Yahudiler, Obama’nın İran’a karşı tavrını ‘yumuşak’ bulmaktadırlar. Zaten anketlerde de ABD’deki Yahudi lobileriyle dirsek mesafesindeki İsraillilerin %45’inin Romney’yi, %29’unun Obama’yı desteklemesi de bunu belli etmeye yetmektedir.[3]

ABD’nin “yetişkin nüfusunun %25’i Evangelist” olup, beyaz evangelistlerin çoğunluğu da Yahudiler gibi Romney’den yanadırlar. Siyahi evangelistler ile 2.6 milyon civarındaki Müslümanların (nüfusun %0.8’i) ise Obama’yı desteklemektedirler.

Terörizmle mücadele konusunda iki aday arasında pek fark görülmemektedir. Amerikalıların %60’ı, el-Kaide’nin eski lideri Usame bin Ladin’in ortadan kaldırılmasındaki etkinliğinden dolayı Obama’nın terörizmle mücadelesine destek vermektedir.[4]

ABD Başkan Adayları ve ABD-Türkiye İlişkileri

Başkan adaylarından Türkiye’nin (en azından AKP Hükümeti’nin) tercihi Obama’dan yana gibidir. Bunu destekleyen emarelerde Obama’nın iktidar olduğundan beri, her ne kadar Türkiye’nin istekleri doğrultusunda hareket etmese de, kırıcı olmayan üslubunun büyük etkisi var. Gerçi 1915 Ermeni Zorunlu Göçü sebebiyle Türkiye’nin pek de hoşuna gitmeyen “Büyük Felaket” (Meds Yeghern) ifadesini kullansa da, Türkiye ile ilişkilerinde sert ve kırıcı olmayan “akıllı gücü” ile neredeyse her istediğine ulaşmayı bildi.[5]

ABD’de yasama organı Kongre, Türkiye-ABD ilişkilerinde zaman zaman çıkardığı sorunlarla problem sahası olmaya devam etmektedir. Bunlardan birini mevcut Ankara Büyükelçisi Francis J. Ricciardone’nin 2010 yılındaki atanma süreci sırasında yaşanmıştı.

Keza silah satışının da Kongre’den onay bulması gereklidir. Türkiye’nin Reaper uçakları satın alma isteği de Obama döneminde Kongre’ye takıldı ve askıya alındı. Mayıs 2012 içerisinde, bu engellemeye Türkiye-İsrail ilişkilerindeki gerilimin sebep olduğu ileri sürüldü.

Halen Cumhuriyetçilerin çoğunluğu oluşturduğu ABD yasama organında, Demokratların hâkimiyeti için en azından 25 koltuğa daha ihtiyaç var. Ancak bu durum pek mümkün görünmemektedir. Bu sebeple de mevcut Cumhuriyetçi Başkan John Boehner’in yerini koruyacağı anlaşılmaktadır.[6] Öte yandan yasama organı başkanının hangi partiden olduğu bazen önem taşımamaktadır. Zira 2007 yılında Temsilciler Meclisi Başkanı Demokrat Nancy Pelosi, Dışişleri Komisyonu’nda Türkiye aleyhine Ermeni meselesini gündeme alma sözü vermişti. Ancak aynı günlerde Türkiye’de Meclis’in, Irak kuzeyine PKK’ya karşı askeri harekât yapma konusunda “Tezkere”ye onay vermesiyle bundan vazgeçilmişti.[7]

Hangi aday kazanırsa kazansın, Türkiye-ABD ilişkilerinde kazançlı taraf genelde ABD olmaktadır. Ancak, Cumhuriyetçilerin George W. Bush döneminde Türk kamuoyunu rencide eden sert ve diplomatik nezaketten yoksun tutumu[8] dikkate alındığında, Demokrat aday Obama’nın tercih sebebi olduğu neredeyse Türk basını tarafından paylaşılmaktadır.

Sonuç

ABD’de sonuçların alınmasına saatler kala yapılan değerlendirmelere göre, “Sandy” fırtınasının avantajıyla Obama burun farkıyla önde gözüküyor. Amerikalılar Türkiye’de olduğu gibi file ile yiyecek, kömür vs dağıtma, hatta seçmeni sandığa taşıma gibi “demokrasinin inceliklerini” bilmediklerinden, katılım oranı pek yüksek olmayacaktır.

Kim gelirse gelsin, son 10 yılda Türkiye’ye karşı “istediğini alan” bir ABD olduğu açıkça görülebilmektedir. Yumuşak ve sevecen üslubu sebebiyle Obama “Ehveni şer” olarak tercih edilmektedir.

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: