HİKMET ÇİÇEK : ‘Osman Bey’den sonra ‘Şemdin Bey’


Hikmet Çiçek

"Mahmut Yıldırım‘ı (Yeşil) Çankaya Köşkü’nde Süleyman Demirel kabul etti, görüştü."

"Tuğgeneral Bahtiyar Aydın‘ı asker vurdu. Sonra onu vuran askeri de öldürdüler."

"Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan‘ı öldürenler kesinlikle Hizbullah değildir."

"Öcalan’ı Şam’dan ben çıkardım."

"Devlet, Bingöl kırsalında 200 PKK’lı olduğunu biliyordu. Tedbir alsaydı, 33 er ölmezdi."

"Akın Birdal‘a suikast girişimi Yaşar Büyükanıt‘ın bilgisi dahilinde yapıldı."

"Silahlı mücadelenin gerçek koordinatörü Doğu Perinçek‘tir. Daha sonra da Yalçın Küçük‘tür."

"Uludere bir kazadır." ve daha neler, neler…

‘MUTEBER TANIK’

Arapça muteber sözcüğü saygın, değer verilen, itibarı olan, hatırı sayılır anlamına geliyor.

Geçen hafta Ergenekon davasında Danıştay katili Osman Yıldırım‘dan sonra belki de en muteber tanık dinlendi. Gitti "Osman Bey", geldi "Şemdin Bey"!

GELDİ Mİ?

Hayır, Şemdin Sakık mahkeme salonuna getirilmedi. Tıpkı Habur’da olduğu gibi mahkeme onun ayağına gitti!

Sakık’a "Andıç"la ilgili ifadesi soruluyor. Cevabı şöyle:

"Ankara savcılığının talimatıyla Diyarbakır’da, buradaki savcılığa bilgiler verdim."

Peki, gizli tanık "Deniz" olarak nasıl ifade verdi? Onu da söylüyor:

"İstanbul’dan üç savcı geldi. Burada ifademi aldılar ve gittiler."

Yalçın Küçük‘ün avukatı Hasan Fehmi Demir‘in "burada" sözcüğü dikkatini çekiyor. Sakık’ın nerede olduğunu soruyor. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese "Önemi yok. Bu soruyu geçin" diyor ve ekliyor: "Hem hâkim Hüsnü Çalmuk yanında"

Ergenekon rezaletine yeni bir sayfa ekleniyor. "Tanığın" nerede ifade verdiği sanıklardan ve avukatlardan gizleniyor!

"ÜÇ SAVCI"

Gizli tanık "Deniz"in ifadesi 4 Haziran 2008 günü alınmış. İfadesinin altında Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Ahmet Karaca‘nın imzası bulunuyor.

Fakat aynı savcının imzasıyla, 9 Ocak 2009 tarihinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen bir cevap yazısı dava klasöründe bulunuyor. Bu yazıda, "Diyarbakır Kapalı Cezaevinde hükümlü bulunan Şemdin Sakık’ın beyanına başvurulmadığı gibi yargılamanıza konu örgütle ilgili herhangi bir beyanın da tespit edilemediği hususu bilgilerinize arz olunur" deniliyor.

Gizli tanığın kimliğini gizlemek için bu yönteme başvurulduğu söylenebilir. Fakat Şemdin Sakık "İstanbul’dan gelen savcılara" ifade verdiğini söylüyor. Ergenekon klasörlerinde ise bu ifadeyi almak için İstanbul’dan savcıların gittiğine ilişkin bir görevlendirme yazısı bulunmuyor! Türkçesi ifade "illegal" alınmış.

Gizli tanık "Deniz"in ifadesi 4,5 sayfa. Sakık "6 sayfa" diyor. Sakık ifadenin nasıl alındığını şöyle anlatıyor:

"İstanbul’dan üç savcı bir kez geldiler. Dün okuduğunuz ifade oydu. Bana ister gizli, ister açık tanık ol denildi. O günün koşulları, can güvenliği nedeniyle gizli tanık oldum."

"İfadem üç gün sürdü. İlk gün birkaç saat, ikinci gün tamamen, üçüncü gün akşama kadar. İfade, sohbet, tartışma. 6 sayfa ifademi aldılar."

Üç günde 6 sayfa!

Ergenekon savcıları ne öğrenmek istiyorlardı ve Şemdin Sakık nereden akıllarına gelmişti? Devam ediyor:

"Bana gelmelerinin nedeni Ergenekon değildi. Ergerekon’u bilmediğimi biliyorlardı. Nedeni Öcalan ve PKK ile bu oluşum arasında ilişki olup olmadığıydı.

"Şamil Tayyar‘a mektup yazmıştım. O da yayınladı. Ergenekon ile PKK konusunda. Savcılar okumuş, onun için geldiler. Başbakan’a, Akit’e de mektup gönderdim, bu konuyu işledim."

‘GERİSİ UYDURMA DOLU’

Şemdin Sakık, "Ergenekson" ile PKK arasında ilişki iddiasında somut bir bilgiye sahip mi?

"Hayır, yoktur" diyor.

"Ergerekon’u mahkemeyle duydum. Benden ne bekleniyor? Yazılı belge veremem ki."

"İfademde somut bilgiden çok sonuçlardan yola çıktım."

"Samimiyetimi ortaya koymak için şimdi gizli tanık olmaktan çıktım. Korkmanın anlamı kalmadı. Ergenekon, Balyoz, KCK davalarından sonra ortam rahatladı.

Onun için kimliğimi açıkladım."

"Kürtleri sevdiği için AK Parti’ye teşekkür ediyorum."

"Bildiğimi anlattım. Fazlası uydurma olur."

HEPİNİZ ŞEMDİN SAKIK’SINIZ!

"Tanık" denilen insan "gördüğü", duyduğu, bildiği" olayları anlatır.

"Sakık, kendisi hapse girdikten sonra olanları da ‘yorumluyor’ ifadesinde.

"Bildiği bir olayı anlatan değil de, bilmediği bir olayı yorumlayan tanığa, dünya hukukunda pek sık rastlandığını hatırlamıyorum."

Ergenekon tertibine başından beri tavır alan bir aydın bunları söylese "çok haklı" derdim.

Ama bu satırların yazarı Ahmet Altan! (Taraf, 7 Kasım 2012)

Altan, Şemdin Sakık‘ın Taraf’a ilişkin söylediklerine isyan ediyor. Sakık hakkında suç duyurusunda bulunacakmış.

Peki Ahmet Altan, sen Ergenekon’un diğer gizli tanıklarını bilir misin?

Nasıl bilmezsin. O yalanları gazetende çarşaf çarşaf yayınlayan sen değil misin? "İrticayla Mücadele Eylem Planı"

"Andıç’ın Sakık’ın söylediklerinden ne farkı var? Aynı kara propaganda değil mi?

Sakık böyle de, diğer gizli tanıklar "gördüklerini, bildiklerini, duyduklarını"mı anlatıyor?

Senin, çok önemsediğin, Sakık’ın "tanıklığına", "davayı sulandırıyor" diye karşı çıktığın Ergenekon’da "Parmaksız Zeki" gibi kaç tanık olduğunu bilmiyor gibi davranma.

Ortaçağ adaletini elbirliğiyle yarattınız.

Hepiniz Şemdin Sakık’sınız!

İĞRENÇ İFTİRALAR

Ergenekon davasının tutuklu Orgenerallerinden Mehmet İlker Başbuğ, Ahmet Hurşit Tolon ve Hasan Iğsız ile emekli Tümgeneral Alaettin Sevim ortak bir açıklama yaparak, Şemdin Sakık‘ın tanık olarak dinlenmesine tepki gösterdiler. Açıklamada, "Silivri’ye mahsus bu insan onurunu zedeleyen yasadışı uygulama ile, ömürlerini canları pahasına ülkenin bütünlüğü ve milletin bölünmez birliğine adamış olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şerefli mensuplarının, aralarında açıkça düşmanlık bulunan teröristlerin iğrenç iftiraları ile yüz yüze bırakılması, bu davanın temel amaçlarından birinin Türk Ordusu’nu sindirmek, güçsüzleştirmek ve itibarsızlaştırmak olduğunu tüm açıklığıyla bir kez daha gözler önüne sermiştir" denildi.

ZİRVE’NİN YALANCISI

Ergenekon’un tutuklu sanığı emekli Orgeneral Hurşit Tolon 12 Kasım 2012 günü Malatya’ya gidecek. Tolon, 15 nisan 2007’de Malatya’da işlenen Zirve katliamı davasında beş yıl sonra sanık yapıldı.

22 Hizarın 2012 günü kabul edilen Zirve davasının ek iddianamesinde Tolon’u bir numaralı sanık yapan en önemli kanıt nedir?

1992’de uzman çavuş olmuş bir yıl sonra askerden firar etmiş, 1993 Kasım ayında TSK ile ilgisi kesilmiş, önce Müslüman iken dinini değiştirip Hrıstiyan olan sonra kendini "papaz" ilan edip daha sonra tekrar din değiştirip "Müslüman oldum" diyen İlker Çınar‘ın yalan beyanları.

ÖNCE GİZLİ TANIK

İlker Çınar önce 20 Ekim 2010 günü Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı’na sekiz sayfalık bir dilekçe veriyor. "Zirve cinayetini anlatacağım" diyor. Tarsus Başsavcılığı, "Bu konularla Zekeriya Öz ilgileniyor" deyip Çınar’ı İstanbul’a postalıyor.

Savcı Öz, Çınar’ı tanık koruma programına alıp gizli tanık yapıyor. Gizli tanık "Deniz Uygar"ın 24 Aralık ve 28 Aralık 2010 ile 14 Mart 2011 tarihli ifadelerine dayanarak Malatya jandarma komutanı Mehmet Ülger ile Adil Akçay, Haydar Yeşil, Ruhi Abat veMurat Göktürk tutuklandılar. 30 Mart 2011 günü ise Savcı Öz’ün talimatıyla Zirve tapsamında aralarında Prof. Dr. Zekeriya Beyaz, Mehmet Aydın, Abdurrahman Küçük‘ün de bulunduğu ilâhiyatçı bilimadamlarının ev ve işyerlerinde arama yapıldı. Belki ilâhiyatçılar da zirve sanığı olacaklardı ancak o günlerde Savcı Öz görevinden alındı!

GİTTİ "DENİZ" GELDİ İLKER

Gizli tanık "Deniz Uygar"ın 22 Mart 2011’de verdiği ifade medyaya yansıdı, gerçek kimliği açığa çıktı. Savcılık bu kez gerçek kimliğiyle ve şöpheli sıfatıyla ifadesini aldı. Hem de 18 Ocak, 5 Şubat, 27 Mayıs ve 30 Eylül 2012’de birkaç kez, İlker Çınar"Türkiye Ulusal Stratejiler Harekât Dairesi (TUSHAD)’ni bu süreçte imal etti.

İlker Çınar‘a göre "TUSHAD Ergenekon terör örgütünün silahlı kanadı"ydı. 1993 yılı sonlarında Genelkurmay bünyesinde Ahmet Hurşit Tolon tarafından kurulmuştu. ÖKK ve JİTEM de bu "gizli yapıya" bağlıydı. TUSHAD "otonom koordinasyon merkezi" idi.

İlker Çınar, 29 Eylül 2012 günü Malatya’da verdiği savcılık ifadesinde, TUSHAD’ın "2008 yılında Bülent Arınç‘ın takip edilmesinden sonra açığa çıkan bir yapı" olduğunu söylüyor.

İlker Çınar, tıpkı Ergenekon gibi kimsenin kanıtlayamadığı bir örgüt icat ediyor. Ek iddianameyi yazan savcılar ve yandaş medya dışında bu "örgüte" itibar eden çıkmıyor.

ASKER KAÇAĞI

Zirve davası klasörlerinde Genelkurmay Adli Müşavirliği’nden gönderilen bir belge bulunuyor. Belgede Çınar‘ın alkollü olarak yakalandığı için 14 gün oda hapsi aldığı, daha sonra askerden firar ettiği, askeri mahkemenin verdiği kararla beş ay hapis yattığı ve TSK ile ilişiği kesildiği belirtiliyor. Çınar’ın 1997’de tekrar göreve dönmek için başvurduğu ancak bu isteğinin kabul edilmediği ifade ediliyor. Firar dosyasında Çınar’ın imzası ve parmak izi de bulunuyor.

Malatya Cumhuriyet Savcısı İsmail Aksoy, 27 Mayıs 2012 günü aldığı ifadesinde bunları Çınar’a soruyor.

İlker Çınar, hepsini inkâr ediyor. Ne oda hapsi almış, ne cazaevinde yatmış ne de TSK ile ilişiği kesilmiş! "Bunlar daha önceden benim TUSHAD’a girmem için yapılan çalışmalardır."

Peki firar dosyasındaki imza ve parmak izi? Ona da cevabı var:

"TUSHAD’a girdikten sonra ilişiğimin manipülasyon amaçlı olarak farklı bir biçimde kesileceği bana söylenmişti. İlişki kesme sürecinde ben birçok yere imza attım ve parmak bastım. Bana imza ve parmak basılacak belgeler getirildi. Ben de bu belgelerin içeriğinde ne olduğuna dikkat etmeden söylendiği şekilde imza attım ve parmak bastım. Benim bazıları boş olan bu evrakları ve belgeleri hiç okumadan imzalamam ve parmak basmam aramızda bulunan karşılıklı güven duygusundan kaynaklanıyordu."

SİYAH-BEYAZ UYDURMA

İlker Çınar yalan üstüne yalan söylüyor. TUSHAD’a bağlı "Beyaz ve Siyah Kuvvetler" olduğunu, kendisinin "Beyaz kuvvetler elemanı" olduğunu söylüyor.

"Hurşit Tolon 2005 yılının Ağustos ayında TSK’dan emekli oldu. TUSHAD içerisindeki görevi kendiliğinden son bulmuş mudur? Ya da emekli edilmiş midir?

Açıklayınız."

Savcının "çanak" sorusu böyle, cevabı tahmin ediyor olmalı:

"TUSHAD devlete rağmen, devlet için, devlete paralel devletin bütün unsur ve imkânlarını kullanan Ergenekon Terör Örgütüne bağlı yasadışı gizli bir yapılanmadır.

Buraya girdikten sonra bu birimden emekli olma gibi bir durum söz konusu olamaz. Bu nedenle Ahmet Hurşit Tolon emekli de olsa TUSHAD içerisindeki görevine devam etti."

22 Ekim günü Ergenekon davasında tanıklık yapan eski MİT Müsteşarı ve Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman’a Hurşit Tolon soruyor:

"11 yıl üst düzey komutan olarak görev yaptınız. TUSHAD adlı bir yapılanma ve buna bağlı Beyaz Kuvvetler, Siyah Kuvvetler hiç duydunuz mu?"

Koman‘ın cevabı:

"Böyle bir şey olmadığına yemin edebilirim. Yoktur böyle şey. Bunlar komik, insanı güldürecek tarzda gülünç şeylendir."

Fakat İlker Çınar gibi bir adamın böyle gülünç ifadesi yüzünden TSK’nın onurlu bir generali "ağırlandırılmış müebbet" talebiyle yargılanıyor. Yarın Malatya’da kendisini savunmak zorunda kalacak.

Hikmet Çiçek

ulusalkanal.com.tr

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: