Günlük arşivler: Kasım 13, 2012

SİYASİ MİZAH :))


Ahmet Takan : Buyukanit Pasa’nin kravat ignesi ile verdigi mesaj…


cccc-ahmet-takan.jpg

“27 Nisan e-muhtıra değildi bizzat Başbakan teyit etti.”, “TSK’nın laiklik hassasiyetini gösteren bir bildiriydi. Bu bizzat Başbakan tarafından yapılan açıklamalarla teyit oldu.”, “Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgisi yoktu.”, “Bozacının şahidi şıracı” yı bundan daha iyi anlatacak başka bir örnek olamaz.Genelkurmay eski Başkanı Yaşar Büyükanıt Paşa konuşmuş, güya darbeleri gün ışığına çıkaracak, TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu da (kuzu kuzu) dinlemiş.

Komisyon Dolmabahçe’de dolmayı yutmuş. Büyükanıt Paşa’nın anlattıklarını, gerçekleri bilmeyenler yedi, bilenler ise acı acı güldü.

“Bu yazdıklarınla yukarıdaki fotoğrafın ne alakası var” diye soracaksınız. Sabırsızlanmayın!.. Daha önceki yazılarımda da Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı

sürecinin perde arkasına biraz değinmiştim. Hadi biraz daha açıklık getirelim..

“e-muhtıranın” öyle “laiklik hassasiyeti” ile falan ilgisi yok. Adına ne derseniz deyin. O gün yaşananlar Abdullah Gül’ün Çankaya yoluna döşenen kaldırım taşlarıydı. Tayyip Erdoğan’ın adayı Hilmi Özkök’ün Cumhurbaşkanı olmaması için Abdullah Gül-Yaşar Büyükanıt ikilisinin düzenlediği bir (burasını siz doldurun)……..’dı, du.

En azından Genelkurmay karargahında çalışan subaylar bilir; Genelkurmay Başkanları asla bir yazıyı kendi başlarına kaleme almazlar. Süreç şöyle işler; İlgili başkan, 2’nci Başkan, Genelkurmay Başkanı.

“e-muhtıra” da ekip işiydi.

27 Nisan’da tam bir toplum mühendisliği yapıldı. Büyükanıt Paşa doğru söylemiyor. “e-muhtıra” yı bazıları televizyonlardan öğrenmedi.. Büyükanıt daha sonra, yapılan çalışma ile ilgili tüm evrakı, bizzat kendisi, odasındaki kağıt kıyma makinesinde yok etti.

27 Nisan’dan sonra, o zaman Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül Genelkurmay İkinci Başkanı Ergin Saygun ile iki defa gizli yemek yedi. Üçüncüsü planlandı ama olmadı çünkü deşifre olmuşlardı. Bu yemeklerin içeriğini açıklayabilecek bir babayiğit veya soruşturabilecek komisyon var mı?..

Ne Tayyip Erdoğan ne de Yaşar Büyükanıt, Dolmabahçe görüşmelerini açıklayabilir. Çünkü açıklarlarsa ikisi de biter.

Gelelim fotoğrafa…

Yaşar Büyükanıt Paşa, Dolmabahçe’de, Darbeleri Araştırma Komisyonu’nun karşısına oldukça şık bir takım elbise ve içine şık bir kravat takarak çıkmış. Paşanın pırıl pırıl parlayan kravat iğnesine dikkat ettiniz mi?.. Etmediyseniz fotoğrafa bir daha dikkatlice bakın. 4 yıldızlı kravat iğnesi. Bu, ABD Büyükelçiliğinin generalliğe ve daha üste terfi eden komutanlara gönderdiği bir hediye. Hediye paketinin içinde viski, çikolata vs.. bulunur ama en değerlisi kravat iğnesidir. Bir hatırlatma daha yapalım;

Yaşar Büyükanıt, Kara Kuvvetleri Komutanı olduğunda da ABD, liyakat madalyası ile ödüllendirmişti.

Dolmabahçe’deki fotoğrafı görünce yıllarını karargaha vermiş bir komutanı aradım. “Bizde ABD’ye derin sevgisi olan generaller, bu iğneyi takarlar” dedi.

Benim yorumumu sorarsanız..

Dolmabahçe’de Yaşar Büyükanıt’ın komisyona anlattığı masalları bir tarafa bırakın. Ne yazık ki(!) ABD’ye sonsuz bağlı oldukları halde bazı komutanların başlarına gelen ortadayken Büyükanıt “büyük patrona” oldukça duygusal bir mesaj verdi;

“Ben ABD’ye hâlâ bağlıyım”…

MAHFİ EĞİLMEZ : Türkiye’nin Sürdürülebilir Büyüme Potansiyeli


Ekonominin büyümesi, iki temel üretim faktörü olan emek ve sermaye ile üretim faktörlerinin verimliliğinin karışımının yarattığı bir orana dayalı olarak ortaya çıkar. Buna büyüme oranı diyoruz. Bir ekonominin, eldeki imkanların kullanılmasıyla ulaşabileceği en yüksek sürdürülebilir büyüme oranı o ekonominin potansiyel büyümesini gösterir. Bu büyümenin istikrarsızlık yaratmadan sürdürülebilmesi bizi sürdürülebilir büyüme potansiyeli kavramına götürür.

Bir ekonominin büyüme potansiyelini hesaplamanın birçok yolu olabilir. En kestirme yol geçmiş yıllar ortalamasını alarak yapılan hesaplamadır. Ekonomi durağan bir yapıda olmadığı ve sürekli değişim içinde olduğundan bu dinamizmi bu hesaba uydurabilmek için son on yıldaki büyümeye biraz daha fazla ağırlık verilebilir.

Aşağıdaki şekilde Türkiye’nin 1924’den 2011 yılı sonuna kadar gerçekleştirdiği yıllık büyüme oranları yer alıyor.

1924 – 2011 yılları arasındaki büyüme ortalaması yüzde 5 olarak bulunmaktadır. 2002 – 2011 arasını kapsayan son on yılın büyümesi de aşağıdaki şekilde yer almaktadır. 2002 – 2011 yılları arasını son on yıllık dönemde Türkiye’nin büyüme ortalaması yıllık yüzde 5,4 olarak gerçekleşmiştir.

Bu durumda Türkiye’nin büyüme potansiyelinin yüzde 5 ile 5,4 arasında bir oran olduğunu söylememiz mümkündür.

Türkiye, bu oranın üzerine çıktığında çeşitli ekonomik sıkıntılarla karşılaşmaktadır. Bu sıkıntılar geçmişte daha çok bütçe açığı biçiminde olurdu son dönemde ise cari açık biçiminde olmaktadır. Aslında Türkiye büyüme potansiyelini zorlarken ya kamu açıklarını artırarak yani bütçe açığına neden olarak ya da ithalatını yani cari açığını artırarak yükseltmek yolunu seçmektedir. Bir başka ifadeyle Türkiye’de sorunu büyüme değil büyümeyi zorlamak için kamu finansmanı ya da dış finansman ihtiyacı yaratmaktan kaynaklanmaktadır.

Büyümeyi sorunsuz biçimde yüzde 5 – 5,4 aralığının üzerine taşımak için Türkiye’nin önce potansiyelini değiştirmesi gerekiyor. Potansiyeli değiştirmeden büyümeyi zorlamak bir süre sonra sert düzeltmeleri de beraberinde getiriyor. Türkiye’nin potansiyelini değiştirmesinin yolu tasarrufları artıracak, ithalatın rekabet edilebilir bölümünü yerli üretimle ikame edecek, vergi kayıplarını önleyecek bir sistem kurmasından, bu işi başarabilmenin yolu ise yapısal reformlardan geçiyor. Bu dönüşümü yapmadan büyümeyi zorlamanın faturası da yukarıdaki şekillerde görüldüğü gibi düşe kalka sürdürülen bir büyüme çizgisi oluyor. Birkaç yılın kazancı bir yılda gidebiliyor.

Guardian Angels for a Smarter Life


Project Acronym:GUARDIAN ANGELS

Project status:Completed

Coordinator

Organization name:ECOLE POLYTECHNIQUE FEDERALE DE LAUSANNE
Administrative contact Address
Name:Mihai Adrian IONESCU (Professor) -STATION 11
1015
LAUSANNE
SCHWEIZ/SUISSE/SVIZZERARegion:RÉGION LÉMANIQUE Vaud
Tel:+41-216933978
Fax:+41-216933640
E-mail:Contact
URL: Organization Type:

Description

Objective: Guardian Angels (GA) are future zero-power, intelligent, autonomous systems-of-systems featuring sensing, computation, and communication beyond human aptitudes. GA will assist humans from their infancy to old age in complex life situations and environments. Zero-power reflects system-of-systems ability to scavenge energy in dynamic environments by disruptive harvesting techniques. The project prepares zero-power technologies based on future energy-efficient technologies, heterogeneous design, and disruptive energy scavengers.

Three zero-power generations of GAs are foreseen:

– Physical Guardian Angels are zero-power, on-body networks or implantable devices that monitor vital health signals and take appropriate actions to preserve human health.

– Environmental Guardian Angels extend monitoring to dynamic environments, using disruptive scavengers, personalized data communication, and first “thinking” algorithms. They are personal assistants that protect their wearers from environment dangers.

– Emotional Guardian Angels are intelligent personal companions with disruptive zero-power, manmachine interfaces deployed at large scale. They sense and communicate using non-verbal languages playing an important role in health, education, and security worldwide.

This project addresses the following scientific challenges for energy-efficient visionary Guardian Angel autonomous systems: (i) energy-efficient computing (down to E=10-100kT), (ii) and communication (approaching the limit of 1pJ/bit), (iii) low-power sensing, (iv) disruptive scavenging (bio-inspired, thermoelectric, etc, targeting energy densities of tens of mW/cm2), and (v) zero-power man-machine interfaces. A selection of emerging technologies based on energy efficiency is proposed. We will also develop design tools that integrate electrical, mechanical, optical, thermal, and chemical simulation tools over length and time scales currently achievable.

Link: http://cordis.europa.eu/search/index.cfm?fuseaction=proj.document&PJ_RCN=12056151

TOP SECRET : DHS U.S.-Canada Marine Transportation System Terrorist Threat Assessment


DHS U.S.-Canada Marine Transportation System Terrorist Threat Assessment.pdf

Emniyet Sen kurucularına jet soruşturma


Emniyet Genel Müdürlüğü, Emniyet-Sen kurucusu 7 polis hakkında soruşturma açıyor. Dün kuruluş dilekçelerini Ankara Valiliği’ne veren kurucu Başkan İrfan Çelik ile 6 üye hakkında 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununa aykırı olarak hareket ettikleri gerekçesiyle soruşturma açılıyor. Kuruluş evrakları ise işlem yapılmadan iade edildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü, Emniyet Teşkilatına ilişkin sendika kurma hakkının uluslararası sözleşmeler ve iç hukukta açıkça düzenlendiğine dikkat çekti. Hem iç hem de uluslararası hukuk gereği polislerin sendika kuramayacağı savunuldu.

BM MEDENİ VE SİYASİ HAKLAR SÖZLEŞMESİ HATIRLATILDI
Taraf olunan uluslararası sözleşmeler yönünden Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 2. maddesinde sendikal hakkın sınırlarının tespit edildiği belirtilerek, bu maddenin silahlı kuvvetler ve polis teşkilatı mensuplarının bu hakkı kullanmaları üzerine hukuki kısıtlamalar konulmasını engelleyemeyeceğine dikkat çekildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yazısı şöyle:

“Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesinde sendika kurma ve üye olma hakkı düzenlenmiş ancak bu maddenin, sendika hakkının kullanılmasında “Silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına” engel teşkil etmediği ifade edilmiştir. Yine Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 151 sayılı Sözleşmesi’nin 9. maddesinde sendikal hakların “Silahlı kuvvetler ve polis mensuplarına ne ölçüde uygulanacağı ulusal mevzuatla belirlenir” şeklinde ifade edilmiştir.

ANAYASA’YA DA AYKIRI
İç hukukumuzda ise sendika ile ilgili olarak; Anayasanın 51. maddesinde çalışanlar ve işverenlerin sendikaya üye olmaları hakkı düzenlenirken milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla kanunla sınırlanabileceği düzenlenmiştir. Kamu görevlilerinin sendika haklarını düzenleyen 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendika Kanunu’nun 15. maddesinde sendika üyesi olamayacak kamu görevlileri arasında polisler sayılmış, aynı maddenin (j) bendinde ise “Emniyet hizmetleri sınıfı ve Emniyet teşkilatında çalışan diğer hizmet sınıflarına dahil personel ile kamu kurum ve kuruluşlarının özel güvenlik personeli, üye olamazlar ve sendika kuramazlar” hükmü düzenlenmiştir.

Emniyet Teşkilatı kuruluş, görev, yetki ve sorumlulukları ile sunduğu hizmetler kanunlar çerçevesinde yürütülmektedir. Bu bağlamda, sendikal haklar konusundaki talep ve girişimlerin de kanunlar çerçevesinde değerlendirilmesi bir zorunluluktur.

EVRAKLAR İADE EDİLDİ
Ankara Valiliği’ne 12.11.2012 tarihinde 7 personelimizin vermiş olduğu sendika kurulumu ile ilgili dilekçe hakkında;

* Ankara Valiliği’nce 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendika Kanunu’nun hükmü gereği hukuken herhangi bir işlem yapılmadan başvuru evraklarının posta yoluyla iade edildiği bildirilmiştir.

* 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 47’nci maddesinde kişi topluluklarının tüzel kişilik kazanabilmesi için kendileri ile ilgili özel hükümlerde belirtilen koşulları taşımaları gerektiği ve amacı hukuka aykırı olan kişi topluluklarının tüzel kişilik kazanamayacakları hüküm altına alınmıştır.

MÜFETTİŞ GÖREVLENDİRİLDİ
* Yukarıda belirtilen hukuki düzenlemeler çerçevesinde konunun disiplin yönünden soruşturulması için müfettiş tayin edilmiş ve gerekli işlemler başlatılmıştır.

Netice olarak, mevcut ulusal ve uluslararası düzenlemeler çerçevesinde ülkemizde Emniyet Teşkilatı mensuplarının sendika kuramayacakları ve herhangi bir sendikaya da üye olamayacakları açıktır.

Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.

Aslanlı yol


“Dindar nesil yetiştirmek istiyoruz.”

Gelen tepkiler üzerine cevaben:

“Gençler dindar olmasınlar da tinerci mi olsunlar?”

Dokuz ay sonra, “Dindar yetişmezlerse ‘tinerci’ olurlar.”

dediği gençlik, “10 Kasım’da geliyoruz!” deyince

Sarıklı Voyvoda Bali’ci oldu!

Cumhuriyetçiler Ankara yoluna çıkınca

Sarıklı Voyvoda Bali Adası’nın yolunu tuttu.

İstihbarat gelmiş, provokasyon olabilirmiş!

Neredeyse her gün karakollarımızı basan teröristler için gelmeyen istihbarat,

Anıtkabir’e giden Türkiye Gençlik Birliği için geldi.

İçişleri Bakanı’nı helikoptere bindiriyorlar; nereye biber gazı atılacağını,

nereye su sıkılacağını, havadan belirliyor.

Teröristi insansız hava aracıyla izleyemeyen hükümet,

Atatürkçüleri insafsız hava aracıyla izliyor.

Ulus meydan muharebesinden zaferle çıkan gençler,

10 Kasım’da Başkomutan’ın huzuruna çıktılar.

Adı Aslanlı Yol’dur oranın ama ben bu kadar aslanın aynı anda yürüdüğünü görmedim.

Ellerinde karanfiller, dillerinde marşlarla, gözlerinde yeni zaferlerin ışığıyla,

omuz omuza çıktılar Başkomutan’ın huzuruna.

Böyle yürüyor bu topraklarda işler.

Tam bitti dersin, kazandım dersin,

sultanlarla yer içer, kendini padişah zannedersin!

Çıkarlar yola, dizerler lokmaları kursağına!

Şah değil şahbaz olsan o gençler sana cumhuriyeti yedirmez.

Ne yazıyordu karanfillerle gençler?

“BU TOPRAKLARDA MUSTAFA KEMALLER YENİLMEZ”

Murat Kula

ulusalbakis.com

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: