Çin’in Yeni Lideri: Xi Jinping


Emine AKÇADAĞ

8 Kasım’da başlayan Çin Komünist Partisi’nin 18. Milli Kongresi dün itibariyle (14 Kasım) sona ermiştir. Çin siyasi tarihi açısından en önemli kongrelerinden kabul edilen bu kongrede görev süresini dolduran Komünist Parti Genel Sekreteri Hu Jintao’nun yerine beklendiği üzere Devlet Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Xi Jinping seçilmiştir.

Ayrıca Çin’in en yüksek siyasi organı olan Politbüro Daimi Komitesi, 9 üyeden (devlet başkanı ve başbakan dahil) 7’sinin yaştan veya iki dönemlik sınırlamadan dolayı emekliye ayrılması sonucu tamamen yenilenmiştir. Son dönemde ekonomik, askeri ve diplomatik olarak gösterdiği ivme sebebiyle ABD’nin ardından dünyanın ikinci büyük gücü olarak nitelendirilen Çin’in uluslararası arenadaki konumu, böyle bir gücü yönetecek lidere daha yakından bakmayı gerekli kılmaktadır.

Komünist Parti Egemenliği

Yönetim şekli tek partili sistem olan Çin, Komünist Parti’nin egemen olduğu bir Sosyalist Cumhuriyet’tir. Parti devletle bütünleşmiş olup, devlet politikası Parti vasıtasıyla uygulanmaktadır. Çin’de demokratik seçim uygulaması olmayıp muhalefet bulunmamaktadır. Bunun yerine iktidar ve meclis üyeleri atamayla belirlenmektedir. Komünist Parti dışında faaliyet gösteren sekiz siyasi parti bulunmakla birlikte, bunlar muhalefet partileri olmayıp Komünist Parti ile sıkı ilişki içerinde devlet işlerine katılmaktadır.

Devlet yönetiminin en yetkili organı Komünist Parti Merkez Komitesi’ne bağlı olan Politbüro Daimi Komitesi’dir. Daimi Komite, hükümetin de üzerinde bir kurum olup, ülkeyi ilgilendiren önemli konularda son söz sahibidir. Dokuz üyeden oluşan Daimi Komite’nin başkanı devlet başkanı olup başbakan da üyeler arasındadır. İktidar beş yılda bir belirlenmekte ve en fazla iki dönem görev yapabilmektedir.

Yasama erkini yürüten Ulusal Halk Kongresi adı verilen meclisin görevi daha çok temsilidir (çoğunlukla parti kararlarına nihai onay verilmektedir) ve üyeleri doğrudan halk tarafından seçilmemektedir. 18 yaşını doldurmuş seçmenler oylarıyla yerel kongreleri belirlemekte bu kongreler de il kongrelerine gönderilecek temsilcileri seçmektedir. İl kongreleri de Ulusal Halk Kongresi’nin 3000 civarındaki delegesini belirlemektedir. Ulusal Halk Kongresi yılda bir kez Mart ayında toplanıp hükümet programını ve yeni yasaları onaylamaktadır. Hükümet işlerini ise 35 üyeden oluşan Devlet Konseyi yürütmektedir. Konsey’in en önemli görevleri arasında ulusal ekonomi planını ve bütçeyi hazırlayıp uygulamak, ayrıca asayiş ve düzeni sağlamak gelmektedir. Devlet Konseyi ayda bir kez tüm üyelerin katılımı ile toplanmaktadır.

8 Kasım’da gerçekleştirilen 18. Parti Kongresiyle ilgili öncelikle belirtilmesi gereken yapılan seçimin, cumhurbaşkanı ya da başbakan seçimi olmadığıdır. Kongre’ye katılan delegeler (40 seçim bölgesinden toplam 2270 delege); Merkez Komitesi’ni, Disiplin ve Denetim Kurulu’nu seçmekte, akabinde seçilen de Politbüro, Daimi Komite ve Genel Sekreter’i belirlemektedir.

Beklendiği üzere Parti Genel Sekreterliği’ne on yıl süresince (5+5) Devlet Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Xi Jinping seçilmiştir. Zorunluluk olmamakla birlikte 1993’ten bu yana, parti sekreterliği ile devlet başkanlığının aynı lider tarafından yürütüldüğü görülmektedir. Dolayısıyla evlet Başkanı Hu Jintao’nun iki dönemi tamamlayacağı Mart 2013’de Xi’nin aynı zamanda devlet başkanlığını da üstlenmesi beklenmektedir. Kongre sonucunda parti organlarının, özellikle de en stratejik kurum olan Politbüro Daimi Komitesi’nin üye kompozisyonunda kapsamlı değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Dokuz olan üye sayısı yediye indirilmiş, Xi Jinping ve aşbakanardımcısı Li Keqiang (Mart ayında başbakanlık koltuğuna oturması beklenmektedir) isimleri dışında, Yerel Medya ve Internetten Sorumlu Liu Yunshan, Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Wang Qishan, Komünist Parti’nin Şangay lideri Ju Zhengsheng, enerji ve Haberleşmeden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Zhang Dejiang ve Tianjin Komünist Parti lideri Zhang Gaoli yeni üyeler olarak belirlenmiştir.

Xi Jinping Kimdir?

1953 yılında Pekin’de dünyaya gelen Xi bir kızıl prens (Mao ile birlikte devrim yapan parti önderlerinin çocuklarına verilen isim) olarak tanınmaktadır. Zira babası Xi Zhongxun (1913-2002) Çin Halk Cumhuriyeti’nin devrimci ilk nesil liderlerinden ve en önemli siyasi figürlerinden biridir. Mao ile birlikte bizzat Çin Devrimi’ni örgütleyen kişilerden biri olan Xi Zhongxun gerek parti ve hükümet içi gerekse askeri alanda üst düzey görevlerde bulunmuştur. 1952’de ÇKP Merkez Komitesi Propaganda Bakanlığı, 1953’te Hükümet Genel Sekreterliği ve 1959’da Başbakan Yardımcılığı ve Genel Sekreterliği gibi görevlere atanmıştır.

Ancak 1962 yılında Komünist Parti üyesi başarılı bir komutan olan Liu Zhidan’in hayatının (1903-1936) anlatıldığı eserin Parti karşıtı olarak nitelendirilmesi ve Başbakan Yardımcısı görevindeki Xi Zhongxun’un eserin son halini gözden geçirdiği için sorumlu kabul edilmesi neticesinde görevden alınmış ve hapse atılmıştır. Söz konusu roman olayına, 60 binden fazla insan karışmış ve 6 binden fazla insanın ölümüne sebep olmuştu. Haziran 1979’da olayın yanlış anlaşıldığı tespit edilmiş ve zarar görenlerin hepsine itibarı iade edilmiştir.(1)

Babasının tutuklanması sonrası zor günler geçiren ve taşraya çalışma kampına gönderilen Xi Jinping, 1974’te ÇKP üyeliğini kazanmış, 1975 yılında ülkenin saygın okullarından Tsinghua Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümüne girmiştir. Xi Jinping okulunu bitirmek üzereyken, babası Xi Zhongxun’un itibarı iade edilmiş ve bu sayede Nisan 1979’da mezuniyetten sonra bir muvazzaf asker olarak ÇKP Merkezî Askerî Komitesi Genel Ofisi’ne tayin edilmiştir.

1985 yılında, Xi Jinping, güney eyaletlerinden Fu-jian’in Xia-men belediyesi Başkan Yardımcısı, Ning-de Belediyesi ÇKP Genel Sekreteri ve Ning-de Şehri Ordu Bölüğü’nün Parti Komitesi Birinci Sekreteri, Fu-zhou Belediyesi ÇKP Komitesi Sekreteri ve Fu-zhou Belediyesi Halk Kongresi Başkanı, 1993 yılında Fu-jian eyaleti ÇKP Komitesi’nin Daimi Komite Üyesi ve iki yıl sonrasında Fu-jian eyaleti ÇKP Sekreter Yardımcısı, 1999 yılında, Fujian eyaleti Başkan Yardımcısı ve 2000 yılında Fujian eyaleti Başkanı, 2002 yılında Zhe-jiang eyaleti Başkan Yardımcısı ve Zhe-jiang eyaleti ÇKP Komitesi Sekreteri gibi görevleri üstlenmiştir. Eylül 2006’da Şanghay Belediyesi ÇKP Sekreterliği’ne atanması mesleki hayatının en önemli gelişmesi olmuş, merkez hükümete doğru yürüyüşünün temelini hazırlamıştır. Nitekim akabinde, Ekim 2007’de Politbüro üyesi ve Politbüro Daimi Komite üyesi ve ÇKP Merkez Komitesi Sekreteri olarak seçilmiş, Mart 2008’de ise devlet başkanı yardımcılığı görevine getirilmiştir. Ekim 2010’da ÇKP Merkez Askerî Komitesi Başkan Yardımcılığına da atanmış ve böylece Çin’in ikinci adamı olarak siyaset sahnesindeki yerini almıştır.

Xi Jinping Yönetimindeki Çin

Çin’in ekonomik, siyasi ve toplumsal olarak içinde bulunduğu durum göz önüne alındığında öncelikle belirtilmesi gereken yeni lideri zor bir dönemin beklediğidir. Zira Çin; ekonomik büyümenin yavaşlaması, işsizlik artışı, gelir dağılımında eşitsizlik, devlet kontrolündeki şirketlerin yarattığı oligarşik güç, sosyal sağlık hizmetlerinin yetersizliği, orta sınıfta artan memnuniyetsizlik, siyasi yolsuzluk, parti içi çekişmeler, Sincan ve Tibet meselesi, Güney Çin Denizi ve Tayvan sorunu, Japonya ile gerilen ilişkiler gibi içte ve dışta pek çok sorunla karşı karşıyadır.

Hu Jintao döneminde yıllık %10’luk büyüme kaydeden ve ABD’nin ardından GSYİH bağlamında dünyanın ikinci büyük ekonomik gücü haline gelen Çin’de kişi başına düşen net gelir son yıllarda iki katına çıkarak 2000 euroya ulaşmıştır.(2) Ancak son dönemde ekonominin izlediği seyir, kapsamlı reformlara duyulan ihtiyacı belirgin hale getirmeye başlamıştır. Son 20 yılda ortalama %10’luk performans gösteren Çin’in ekonomik büyümesi, üst üste yedinci çeyrekte de yavaşlamış ve son üç aydaki ekonomik büyüme oranı %7,4’e gerilemiştir.(3) Ekonomisi büyük oranda ihracata dayanan Çin, şüphesiz Euro Bölgesi’ndeki borç krizi ve ABD ekonomisindeki durgunluktan ciddi olarak etkilenmiştir.

Çin yönetimi ekonomik yavaşlamayı aşmak adına iç tüketimi artırma ve büyümeyi sürdürme amaçlı önlemler almıştır. Merkez bankası, bankaların daha fazla kredi açabilmesi için, rezervlerinde tutmak zorunda oldukları para miktarını son 5 ay içinde 3 kere düşürmüştür. Faiz oranları da Haziran ayından bu yana 2 kez indirilmiştir. Ayrıca ekonomik kalkınmayı desteklemek için 150 milyar dolarlık altyapı projelerine onay verilmiştir.(4)

Xi ekonomik kalkınma konusunda serbest piyasa yanlısı yaklaşımı ile tanınmaktadır. Dolayısıyla ekonomik verimlilik, özel sektörün gelişimi ve dünya piyasaları ile entegrasyona öncelik vereceği söylenebilir. Ayrıca özellikle iyi ilişkiler içerisinde olduğu doğu sahil bölgesindeki işveren kesimin memnuniyetini sağlamaya özen göstereceğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Öte yandan konut piyasasındaki ani yükselişin yarattığı balonun aniden patlamaması için hükümet kontrollü bir frenleme politikasına yönelmiş, alımlarda peşinatı ve faizleri yükselterek pek çok kentte alım sınırları konulmuştur. Ancak bu durum fiyatların hızla gerilemesini beraberinde getirmiştir ki bunun daha da hızlanması orta sınıfa önemli bir darbe vurulacağı anlamına gelmektedir.

Çin’de kangrene dönüşen yolsuzluk ve rüşvet, ülkenin en önemli problemleri arasında yer almaktadır. Cumhurbaşkanı Hu Jintao, konuşmalarında sık sık yolsuzlukla mücadeleyi gündeme taşımaktadır. Yolsuzlukla mücadele Xi Jinping döneminde de öncelikli konular arasında yer alacaktır. Zira Komünist Parti’nin yayın organı Quishi’de yayınlanan makalesinde Xi Jinping, Mao’nun "tek bir hedef etrafında birleşmiş, ideolojisi net, sıkı disiplinli bir parti" çizgisine gönderme yaparak Parti’yi arındırma çağrısı yapmaktadır. Bu, yolsuzluk ve yozlaşmayı engellemek için ideolojik bir yenilenme anlamına gelmektedir. Xi Parti içinde dayanışmayı ve birliği koruyarak ve tam demokratik merkeziyetçilik ilkesini uygulayarak, Parti’nin Program ve Tüzüğe aykırı unsurlardan arındırılması gerektiğini belirtmektedir. Parti bu eylemi sırasında kitlelerle yakın bağlarını koruyacak, geleneksel eleştiri ve özeleştiri yöntemini uygulayacak; son tahlilde bürokratik, öznel, sağlıksız davranış biçimlerinden; Parti’ye zarar veren kişisel kazanç, dolandırıcılık, keyfi karar verme, gücü kötüye kullanma gibi unsurlardan kurtulacaktır.(5)

Diğer taraftan son dönemde ekonomik eşitsizlik, büyümenin yavaşlaması, yeni mezunların işsizlik sorunu ve Çin’in devlet kontrolündeki şirketlerinin yarattığı oligarşik güç orta sınıfta büyük hoşnutsuzluk yaratmaktadır. Ayrıca siyasi yolsuzluk, Komünist Parti liderlerinin gıda sağlığı, çevre kirliliği, 2011 Wenzhou hızlı tren kazası soruşturmalarında gerekli hassasiyeti ve şeffaflığı gösterememeleri, basın özgürlüğü ve sansür konuları orta sınıfın hoşnutsuzluğunu artırmaktadır. Dolayısıyla Çinli lider için sadece işveren kesime yönelik politikalar gütmek mümkün gözükmemektedir.

Bir diğer önemli sorun sağlık alanında kendini göstermektedir. Birçok Çinli "tedavi görme zorluğu ve pahalılığı" sorunuyla karşı karşıya bulunmaktadır. 1980’li yılların başlarında Çin, piyasa tarafından yönlendirilen sağlık hizmeti modelini tercih etmiştir. Hükümetin bütçesinin yetersizliği, ilaç fiyatlarının hızla artması, sağlık kaynaklarının büyük kentlere ve büyük hastanelere yoğunlaşmasından dolayı, Çin’in taban kesimindeki sağlık kuruluşlarının gelişmesi zorlaşmış ve kentlerde yaşayanların muayene ve ilaç masrafları hızla yükselmiştir. Bu durumu düzeltmek için 2020’ye kadar kentleri ve kırsal bölgeleri kapsayan bir temel sağlık sistemi oluşturulmasını hedefleyen sağlık reformu yürürlüğe konmuştur. Çin’in demografik yapısı göz önüne alındığında çok sayıda kişiyi ilgilendiren sağlık reformu konusunda yeni yönetimin atacağı adımlar büyük önem taşımaktadır.

John Thornton China Center’dan Cheng Li, Çin’de hakim olan atmosferi hem endişe hem umut ikilemi olarak açıklamaktadır.(6) Yeni nesil liderler siyasi ve profesyonel anlamda donanımlı ve deneyimli olduklarından ve daha geniş bir dünya görüşüne sahip bulunduklarından politik reformlara daha yatkın olarak algılanmaktadır. Çin toplumunda çoğulcu düşüncenin yükselişi ve politik elitler arasında bölünmelerin artışı göz önüne alındığında yeni liderin izleyeceği politikaya ve siyasi uzlaşı sağlayıp sağlayamayacağına ilişkin endişeler bulunmaktadır.

Günümüzde Komünist Parti lider kadrosu “tek parti, çift koalisyon” olarak adlandırılan iki ayaklı bir yapıya sahiptir. Bu yapının ilk ayağı, Çin Komünist Gençlik Ligi eski liderlerinden oluşan ve Devlet Başkanı Hu Jintao’nun gücünün kaynağı olan popülist koalisyondur. İkinci ayak ise önemli mevkilerde görev yapmış yüksek seviyeli devlet görevlilerinin çocuklarından oluşan ve Xi Jinping’in de içinde yer aldığı elitist koalisyondur. Bu iki grubun farklı siyasi öncelikleri bulunmaktadır: elitist grup ekonomik kalkınma ve büyümeye önem verirken popülist grup sosyal adalet ve dayanışmayı ön planda tutmaktadır. Bu iki grup arasındaki anlaşmazlıklar karar alma süreçlerinin uzamasına, karmaşıklaşmasına ve dolayısıyla uzun vadede devlet yapısının yıpranmasına yol açabilir. Öte yandan aşırı güçlenmiş olan ve pek çok sektörde etkin olan çıkar grupları da karar alma süreçleri üzerinde etkiye sahip olacağından süreç daha da zorlaşacaktır.(7) Özetle yeni devlet başkanını iç politikada zor bir dönem beklemektedir.

Dış politikaya gelindiğinde, yeni yönetiminin dış ilişkilerde çok farklı bir yaklaşım izlemesi beklenmemektedir. Bununla birlikte Xi Jinping’in iç politikada boğuşacağı sorunlar göz önüne alındığında daha aktif ve kendinden emin bir dış politika izleyeceğini söylemek yanlış olmayacaktır. Özellikle Tayvan, Güney Çin Denizi ve Senkaku/Diaoyu adaları konusunda Çin’in taviz vermeyen tavrından sapmayacağı beklenmektedir.

Sonuç

Xi Jinping’in donanımlı ve geniş vizyonlu bir lider olarak görülmesi kendisinden siyasi reform beklentilerini artırmıştır. Ancak dış basında yer alan Xi Jinping’in Çin’in Gorbatçov’u olabileceğine ilişkin yorumlar fazla iddialı olacaktır. Zira Mao ve Deng dönemlerinden sonra güçlü lider etrafında şekillenen otokratik geleneksel yönetim biçimi yerini parti içi siyasi gruplar arası uzlaşıya dayanan kolektif liderliğe bırakmıştır. Bu nedenle Xi Jinping’in tek başına hareket etmesi mümkün değildir.

Henry Kissinger “10 yıl sonraki Çinli lider bugünkülerle aynı kurumların başına gelmeyecektir”(8) sözleriyle yeni dönemde siyasi reformların gerçekleştirileceğine olan inancını ifade etmektedir. Kapsamlı siyasal reformların gerçekleştirilmesi muhtemel olmakla birlikte politik bir dönüşümün kısa vadede gerçekleşmesi beklenmemelidir. Öte yandan uzun vadede böyle bir dönüşüm söz konusu olsa dahi bu, mutlaka Sovyetler Birliği ya da Doğu Bloğu ülkelerinin yaşadığı süreçle veya Arap Baharı’yla benzerlik taşıyacağı anlamına gelmemektedir.

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: