TARAF’A ‘TARİHSEL BAĞLAM’ MEKTUBU


Tuğamiral Ünsal, iddianameyi okumaya ve davaları takip etmeye çağırdı

(SÖZDE) Balyoz davasında 16 yıl hapis cezası alan Tuğamiral Ali Sadi Ünsal, Taraf Gazetesi‘nde yayınlanan "Hertaraf" köşesinde tutuklu askerler ile ilgili bir yorumu yayınlanan ve kendisini aktivist olarak tanımlayan Arife Köse‘ye cevaben bir mektup gönderdi.

*****

03 kasım 2012
’de “Hertaraf” köşenizde, kendisini “darbelere karşı 70 milyon adım koalisyonu” aktivisti olarak tanımlayan “Arife Köse”nin, “Balyoz davası’nın ardından” başlıklı bir yazısı yayımlanmıştır.

Bu yazıdan anlaşılmaktadır ki, sayın aktivist başkalarına “bakış açısını değiştirme” yöntemini önerirken kendisi sunulanlarla yetinmektedir. Ben kendisini aktivist olarak tanımlayan bir kişinin, hoşuna gitmese de, çıkarlarına uygun olmasa da gerçeğin peşinde olması gerektiğini düşünüyorum.

Sayın aktivist;

Hukukçu olmayabilirsiniz. ama balyoz davası sürecinin bir takipçisi olarak, hiç olmazsa iddianamenin tamamını okumalıydınız. acaba iddianame size boş ve sıkıcı mı geldi?

Tartışılması gerekenin Balyoz davası kararlarının değil, bambaşka konular olduğunu” yazmışsınız. Tartışılmayan, az tartışılan, gerektiği gibi tartışılmayan konulara dikkat çekmenizi, eleştirmenizi anlayabilirim. ama herhangi bir konunun tartışılmasına karşı olmanızı anlayamam. İddianamesini bile okumaya tenezzül etmediğiniz, ama takipçisi olduğunuz Balyoz davasının tartışılmasının bakış açınızı değiştirmesinden mi çekiniyorsunuz?

Balyoz dosyası Taraf gazetesinde yayımlanır yayımlanmaz, bir grup insanla birlikte, suç duyurusunda bulunmuşsunuz. Çok iyi etmişsiniz ama sizi ve sizin tabirinizle “sizin gibilerini” duruşmalarda görmek isterdik. “Özel” olarak görevlendirilen hâkim ve savcıların yer aldığı duruşmalara niye gelmediniz? Orada yaşananlara şahit olup bakış açınızın değişmesinden mi çekindiniz?

Başka ülkelerde de bu tür yargılamalar olduğunu, bu tür davaları tarihsel bağlamından kopararak sadece hukuk tartışmasına indirgenmemesi gerektiğini” vurgulamış, sonra da “hukuk demişken; adil yargılanma bir haktır ve ‘ama’ sı olmaz” cümlesini lütfedip araya sıkıştırmışsınız.

Adaletsizliği ve pusuyu "tarhsel bağlam" ile örtemezsiniz. Herşeyden önce balyoz davasi bilim ile mahkeme arasindadir. Sizin örnek gösterdiğiniz ülkelerin mahkemeleri de bilime karşi mi?

Davayı bilmeden ve takip etmeden. hukuki mi siyasi mi olduğuna nasil karar veriyorsunuz? Başbakanın bile "Devlet içinde devlet oldular" diye tanımladığı özel yetkili mahkemeler değil mi?

Sayin aktivist,

"Tarihsel bağlam" yaklaşımı sizi ve "sizin gibileri", masum askerlerin kendi ülkelerinde katledilmelerine ortak etmiştir. O askerler ki, aralarında 12 Eylül ve 28 Şubat‘ta haksızlığa uğramış, işkence görmüş insanlar vardır. Önemli bir kısmı sanatla ve edebiyatla ilgilenen insanlardır. Mesleklerini çok seven, kendilerini iyi yetiştirmiş, görevlerini iyi bilen, disiplinli, fedakar ve emrine verilen vatan evlatlarını bağırlarına basan insanlardır.

Artik onlar görevlerinde değiller…

Ama, bu askerlere pusu kuran çete elemanları ki, bir kisminin kimlikleri deşifre oldu ise görevdedirler. Onlara kimse dokunamıyor, dokunanlar ise, ucu açık yeni davalara ekleniyor. Bu durumda da önemli makamlardaki hiçlere, "böcek" gibi yaşamanın erdemini anlatan nutuklar atmak kalıyor.

Bilemiyorum, Hrant Dink davasının gerekçeli kararını okuyabildiniz mi?

Bu karardaki gerekçeler, diğer davalar için de geçerli olsa, cezaevlerindeki doluluk oranı yüzde 50’lere düşerdi. Bu davada dokunulamayanların, Balyoz ve benzeri davalardaki rolüne hiç baktınız mı ya da İstanbul Barosu’nun 1997 yılında hazırlattıı Susurluk Raporu’nu incelediniz mi?

Eğer gerçeklere dayanan bir bakış açısına sahip olmayı arzu edip hiç olmazsa bu konuları inceleseydiniz;

Uydurma senaryolarla, bizim gibi masum insanlar üzerine dikkatlerin yoğunlaştırılarak çetelerin ve elemanlarının nasıl saklandığını anlar, kiralık katillere, çete elemanların, işkencecilere, gerek cezaevlerinde gerek dışarıda nasil itibar edildiğini, nasıl korunduğunu ve hangi görevler verildiklerini görür, dış güçlerin güdümünde, geçmişte yapılan alçaklıkların, bugün bizim üzerimizden farklı bir yöntemle yapıldığını, bu hususta bugün rol alanların ise, dünün işbirlikçi ajanları, işkencecileri, ağaca yaslanıp idam edilenleri seyredenleri, terörist ve çete üyeleri ile aynı kabileden kişiler olduğunun farkına varır, hakim olan siyasi iklimin devam etmesi için uydurma senaryolarin nasıl bir "tarihsel bağlam" sahtekarlığı ile servis edildiğini algılar, bizim masum olduğumuzu ve iddia edilenleri hayal bile etmediğimizi kolaylıkla anlardınız.

İnsan olan, geçmişte yapılan alçaklıkların arkasına sığınıp, bugün yapılan alçaklıkları savunmaz, öyle değil mi?

Bu ülkenin tarihindeki karanlık sayfaların, kötülüklerin sorumlusu ve piyonları bizler değiliz.

Darbelere karşı çıkarken bilerek veya bilmeyerek gerçekleşen bir darbenin payandası ve biz masum askerlere atılan iftiranın ortağı oldunuz.

Gerçekleri görmekten kaçınanların, bir gün, bu hukuk düzeninin adaleti ile karşılaşmamalarını dilerim.

Reklamlar

Etiketlendi:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: