Günlük arşivler: Kasım 16, 2012

Antalya Milletvekili — Doç.Dr.Mehmet Günal : AKP Hükümeti Milli Eğitimi “Yapboz Tahtası Yapt ı!”


Sayın Milletvekilimizin basın duyurusunu aşağıda dikkatinize arz ederiz …

************

Basınımızın Değerli Temsilcileri;

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Milli Eğitim Bakanlığı 2013 Bütçesi görüşmelerinde konuşan Antalya Milletvekili Doç.Dr.Mehmet Günal’ın "AKP Hükümeti Milli Eğitimi “Yapboz Tahtası Yaptı!” " başlıklı basın metin ektedir.

Bilgilerinize sunar, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

TBMM / ANKARA

Tel: 0 312 420 62 66-67

Fax:0 312 420 69 79

Mail:mehmet.gunal@tbmm.gov.tr

nedretmaliki

AKP Hkmeti Milli Eitimi Yapboz Tahtas Yapt.pdf

Antalya Milletvekili — Doç.Dr.Mehmet Günal : AKP’nin Tarım Politikaları İflas Etti!


Sayın Milletvekilimizin basın duyurusunu aşağıda dikkatinize arz ederiz …

************

Basınımızın Değerli Temsilcileri;

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2013 Bütçe görüşmelerinde konuşan Antalya Milletvekili Doç.Dr.Mehmet Günal’ın AKP’nin Tarım Politikaları İflas Etti! başlıklı basın metin ektedir.

Bilgilerinize sunar, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

TBMM / ANKARA

Tel: 0 312 420 62 66-67

Fax:0 312 420 69 79

Mail:mehmet.gunal@tbmm.gov.tr

nedretmaliki

AKPnin Tarm Politikalar flas Etti!.pdf

Ergenekon’da 65 tahliye talebi reddedildi


Ergenekon Davası’na bakan mahkeme, aralarında eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ ve CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın da bulunduğu 65 sanığın tahliye talebini reddetti. Duruşma 19 Kasım Pazartesi saat 09.00’a ertelendi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’de görülen 65’i tutuklu 274 sanıklı Ergenekon Davası’nın 262. duruşması sona erdi. Duruşmada tanık olarak dinlenilen emekli jandarma istihbarat Binbaşı Zahit Engin, Şemdin Sakık’ın Irak’tan getirildiğinde Diyarbakır Havaalanı’nda kendi ekibinin teslim aldığını belirterek, "Sakık’ı uyku tulumlarının içinde aldık. Getirildiğinde hala uyuyordu. Irak’tan Özel Kuvvetler timi almış. Sakık’ı Diyarbakır İl Jandarma’ya götürdük. Ben sorgusuna girmedim" dedi. Tanık Engin’in dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti duruşmaya ara verdi. Aranın ardından ara kararlarını açıklayan Mahkeme Heyeti, aralarında CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ve eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un da bulunduğu 65 sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Mahkeme, tutukluluk hallerinin devamına kararında “Tutuklu sanıkların atılı suçu işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu ve adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı" gerekçelerine yer verdi. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, davanın tutuklu sanıklarından emekli tuğgeneral Levent Ersöz’ün sağlık durumuna ilişkin mahkemeye gönderilen raporda, Ersöz’ün hastanede yatarak tedavi edilmesi gerektiğinin kaydedildiğini açıkladı. Mahkeme ayrıca tanık olarak dinlenilmesine karar verilen PKK lideri Abdullah Öcalan’ın eski Avukatı İrfan Dündar’ın 19 Kasım Pazartesi günkü duruşmada hazır edilmesine karar verdi.

Oda TV davasında karar açıklandı /// CC : @odatv


OdaTv davas’ında tutuklu sanıklar Soner Yalçın, Yalçın Küçük ve Hanefi Avcı’nın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.

Ergenekon soruşturması kapsamında Odatv’de yapılan aramalar sonrasında gazeteciler Ahmet Şık, Nedim Şener ve Soner Yalçın’ın da aralarında bulunduğu 13 sanık hakkında açılan davanın 14. duruşması bugün yapıldı.

İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nın büyük salonunda yapılan duruşmaya, tutuklu sanıklar eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, gazeteci Soner Yalçın ile Yalçın Küçük katıldı.

Tutuksuz yargılanan Nedim Şener, Ahmet Şık, Muhammet Sait Çakır, İklim Ayfer Kaleli, Ahmet Mümtaz İdil, Şükrü Doğan Yurdakul, Müyesser Yıldız ile Coşkun Musluk da duruşmada hazır bulundu.

Tahliye taleplerine ilişkin ara kararını açıklayan mahkeme, Soner Yalçın, Hanefi Avcı ve Yalçın Küçük’ün tutukluluk halinin devamına karar verdi.

’28 ŞUBAT BENİ DE İŞSİZ BIRAKTI’

Tutuklu sanık Soner Yalçın, KCK davasındaki tutuklu sanıkların açlık grevi yaptıklarını ve Kürtçe savunma hakkı talep ettiklerini hatırlatarak, ‘Dil sorununu çözdüler’ dedi.

Cezaevinde televizyon izlerken emekli bir savcının, ‘Fazıl Say ünlü olduğu için mi yargılanmayacak, emekli general yargılanıyorsa o da yargılanacak’ dediğini anlatan Yalçın, ‘Bu emekli savcının kafasında düşünce suçu var. Emekli savcı düşüncenin kötü bir şey olduğunu düşünüyor. Bu savcı ile Odatv savcılarının arasında fark yok. Bu sorunu ortaya çıkaran hukuk sistemidir’ ifadesini kullandı.

‘Teknisyen hukuk anlayışı ile söylediklerinin hiçbir anlamı’ olmadığını kaydeden Yalçın, ‘savcılar için haberin doğruluğunun önemi olmadığını, yeni hukuk düzeninde hakime savcıya gerek olmadığını, bilirkişiler ve kriminal uzmanların hakimlik ve savcılık yaptığını’ savundu.

Soner Yalçın, ‘Bugün yandaş medyada, 28 Şubat’ın insanları işsiz bıraktığı söyleniyor. Bunu söylemekten utanıyorum ama 28 Şubat beni de işsiz bıraktı. Mehmet Ali Brand’ın sağ koluydum. Doğan Yurdakul da 32. Gün Programı’nın Ankara temsilcisiydi. Ama maalesef iki yıldır tutukluyum’ diye konuştu.

Ana akım ve eleştirel olmak üzere iki tip medya bulunduğunu, Odatv’nin eleştirel tarafta yer aldığını ifade eden Soner Yalçın, bunun, terör propagandası anlamına gelmediğini söyledi.

Yalçın, ‘Teknik içerikli savunma yapmak zorundayım. Bu dile göre savunma yapmazsam hapiste çürüyeceğim’ ifadesini kullandı.

Soner Yalçın, mahkemenin hakkında TÜBİTAK raporu doğrultusunda ‘kuvvetli suç şüphesinin devam ettiği’ yönünde karar verdiğini hatırlatarak, ‘Peki mahkeme bu rapordan şüphe duyup, bununla ilgili ek rapor almadı mı? Sizdeki raporla bendeki rapor farklı mı? TÜBİTAK raporuna göre, ‘word dosyasında bizim tarafımızdan değiştirilme olmamıştır’ deniliyor. Raporda, ‘sosyal mühendislik saldırılarına maruz kalmıştır, 3 bilgisayara yapılan saldırı tuzak içeriklidir, saldırı saati ve trojen türleri aynıdır’ deniliyor. Dikkatli bir okur için TÜBİTAK raporu gerçeği ortaya koyuyor. Ek bilirkişi raporu da ana rapordan farklı değerlendirmeler içermiyor’ değerlendirmesinde bulundu.

‘TÜBİTAK’I AFFETMEYECEĞİM’

Tutuklu sanık Soner Yalçın, ek raporda, Odatv ve Hürriyet Gazetesi’ne yazdığı yazılara yer verildiğini ifade ederek, ‘Bunların dava ve virüslü word dosyaları ile ne ilgisi var Bu virüslü dosyaların bir tekinin bilgisayarlarımızda yazıldığına dair bir kanıt var mı TÜBİTAK kendini polis ve savcı yerine koyuyor. TÜBİTAK bize bunu yapanların medya uzantılarına malzeme veriyor’ dedi.

Bir bilgisayarda zararlı yazılım varsa o bilgisayarın mahkemeye delil olarak sunulamayacağını belirten Yalçın, şöyle konuştu:

‘Niye herkes bize düşman? Polisi, savcıyı geçtik, şimdi karşımıza TÜBİTAK’ın 3 bilirkişisi çıktı. Hiç lehimize bir şey yok mu? Bizden ne istiyorlar? TÜBİTAK, mahkemeyi kandırmak istiyor. TÜBİTAK’ı affetmeyeceğim.

2009’dan beri telefonlarım dinleniliyor ve takip ediliyorum ancak dosyada ‘word’ dosyasından başka delil yok. ODTÜ, Boğaziçi, YTÜ ve TÜBİTAK delillerin zararlı yazılımlardan oluştuğunu belirtmiştir. Bu dava 14 Eylül’de bitmiştir. Ama biz yine cezaevine gittik.

Dosyadaki delil durumunda bulunan telefon görüşmelerine bakıldığında ‘Ergenekon’ üyesi olmadığım ortaya çıkacak. Adalete olan güvenimin tekrar kazanılmasına örnek olun. Adlarınızı hukuk tarihine altın harflerle yazın. Bana yönelik suçlamaları hak etmiyorum.’

‘TÜBİTAK BİLGİSAYARA NE YAPILDI SÖYLEMİYOR’

Duruşmada, TÜBİTAK’ın ek raporuna karşı beyanda bulunan tutuklu sanık Hanefi Avcı, davanın daha çok teknik deliller üzerine döndüğünü ifade ederek, teknik raporlarla diğer konular beraber değerlendirilirse, olayın bütünüyle aydınlanacağını ve ne olduğunun net olarak görüleceğini söyledi.

Avcı, dosyaya delil olarak konulan belgelerin hiç birinin Odatv’deki bilgisayar ile Barış Pehlivan ve Müyesser Yıldız’ın bilgisayarında oluşturulmadığını, bu bilgisayarlarda düzeltilmediğini ve şüpheli dosyaların hiçbirine bu bilgisayarlarda açılıp bakılmadığını öne sürdü.

TÜBİTAK’ın raporunda, bilgisayarlarda zararlı yazılım çalıştırıldığını da tespit ettiğini anımsatan Avcı, şöyle konuştu:

‘Müyesser Yıldız’ın bilgisayarına, 2011 yılında gönderilen 4 dosya, 2010 yılında gelmiş gibi gösterilmiş. Burada çok ciddi bir planın saldırısı var. Sahte e-postalarla gönderilen virüsler, o bilgisayarı, virüsü gönderenin kendi bilgisayarı gibi yapacak hale getirebiliyor. Sıradan bir virüs değil. Üstelik saldırı 1 hafta sürmüş. Ciddi bir hazırlık var. TÜBİTAK bunları söylüyor. Bütün bu saldırılara karşın o bilgisayarlarda ne yapıldı TÜBİTAK bu soruya yanıt vermiyor. Aslında bizim bilemediğimiz birçok şeyi o bilgisayarlarda yapmış olabilirler. Sonuçta, bu dosyaların hukuken bir değeri yok. Bu tertibi yapan failler, ciddi bir gayret gösterilirse bulunabilir. Buradan suç duyurusunda bulunuyorum.’

Dosyadaki bir dijital belge nedeniyle Müyesser Yıldız’ın ve ‘Ergenekon’ sanıklarının, kitabının hazırlanmasına katkı sunduklarının iddia edildiğini anlatan Avcı, ‘Kitap yazmakla örgüte yardım suçu işlenmiş olmaz. Bu iddia hukuka uygun değil. Tahmin ediyorum ki mahkemeniz, bu davayı, Ergenekon’la birleştirecek. Birleştirme kararı vermezseniz kamuoyunda bu sahte belgeleri kimin düzenlediğine dair tepkiler olacak. Birleştirme kararı işinizi kolaylaştıracak’ diye konuştu.

Heyet, bu dava dosyasının ‘Ergenekon’ davasıyla birleştirilmesi hususuna ilişkin cevabın beklenmesine karar vererek, duruşmayı 27 Aralık’a erteledi.

Ergenekon Davası’nda Emekli Binbaşı Zahit Engin Tanık Olarak Dinlendi


Ergenekon Davası’nda tanık olarak dinlenen emekli Jandarma İstihbarat Binbaşı Zahit Engin, "1999 yılında Ankara’da içkili bir yemekteki sohbet ortamında Ergenekon’u duydum" dedi.

Ergenekon Davası’nda tanık olarak dinlenen emekli Jandarma İstihbarat Binbaşı Zahit Engin, "1999 yılında Ankara’da içkili bir yemekteki sohbet ortamında Ergenekon’u duydum" dedi. Danıştay Saldırısı’nın arkasında Ergenekon yapılanmasının olduğunu iddia eden tanık Engin, "Rahip Santoro cinayetiyle başlayan ve devam eden olayların arkasında Ergenekon’un olduğunu düşünüyorum. Bunlar benim değerlendirmelerimdir. Değerlendirmelerim içimdeki bir histir. Ergenekon duruyor. Dimdik değil ama korktu, belki de sindi. Bir sürü insanı ‘Ergenekon’ diye topladılar. Ama bir Encümen-i Daniş üyesini getiremediler" diye konuştu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’de görülen Ergenekon Davası’nda emekli Jandarma İstihbarat Binbaşı Zahit Engin tanık olarak dinlendi. 2002’de Jandarma’dan Binbaşı rütbesi ile emekli olduğunu söyleyen Engin, "1999 yılında Ankara’da içkili bir yemekteki sohbet ortamında Ergenekon’u duydum. Sivillerin bulunduğu bir masaydı, kimin söylediğini hatırlamıyorum. İçki masasında konuşulanların üzerinde durmadım. İçki masasında konuşulanları ciddiye bile almadım" dedi. Danıştay Saldırısı’nın arkasında Ergenekon yapılanmasının olduğunu iddia eden tanık Engin, saldırıdan sonra gazeteci Uğur Dündar‘ın kendisini arayarak televizyon programına çıkarmak için ikna etmeye çalıştığını söyledi. Dündar’ın program teklifini kabul etmediğini belirten Engin, "Dündar’a ‘Vatan – milleti düşünüyorsan Ergenekon’u araştır’ dedim. Telefonda 45 dakika konuştuk" dedi. Savcı Mehmet Ali Pekgüzel‘in, "Bu iddianızı neye dayanarak söylüyorsunuz, iddianızı somutlaştırı mısınız?" diye sorması üzerine tanık Engin şunları söyledi:

"Danıştay saldırısıyla ilgili çok haber okudum ve araştırdım. Sordum sorduladım. Çok büyük bir iddia sahibi de değilim. Cemaatlerin böyle bir eyleme giremeyeceğini bu işin arkasında Ergenekon yapılanmasının olacağını düşündüm. Uğur Dündar beni aradı, "Ben de ‘Siz Ergenekon’u araştırın’ dedim. Bunlar benim değerlendirmelerimdir. Değerlendirmelerim içimdeki bir histir."

"TEHDİT EDİLDİM"

Tehdit edildiğini belirten Engin, "Ankara’dan Bahçelievler’e giderken devre arkadaşım Zeki Ayan ile telefonla görüştük. 100-200 metre sonra arabayla karşıma çıktı. ‘Silahsız dolaşıyorsun sana bir şey olursa üzülürüm’ dedi. Ben de bu tehdidi gönderenlere söyle ‘ölürsem bir şey yok ama, ben ölmeyip eşim ve çocuğum ölürse genel komutanı, kurmay başkanını alnının ortasından vurmazsam şerefsizim’ dedim. Başka bir arkadaşım da vuracaklar seni Cem Ersever‘in başına gelenleri düşünmüyor musun?’ dedi" diye konuştu. Kimin tehdit etiğine ilişkin soru üzerine Engin, "O zaman kimdi bilmiyorum. ya Levent Ersöz, ya da Halil Helvacıoğlu" diye cevap verdi.

"ERGENEKON DURUYOR DİMDİK DEĞİL"

Tanık Zahit Engin, "Ergenekon duruyor dimdik değil ama korktu, belki de sindi. Bir sürü insanı Ergenekon diye topladılar. Ama bir Encümen-i Daniş üyesini getiremediler. Emniyette ifade verirken, ‘savcı Zekeriya Öz çağırsın, ben yol göstereyim’ dedim. Acaba maksat ‘Ergenekon’u bitirmek mi, tamamen sindirmek mi? Belki ben yüzde 5, yüzde 10’u biliyorum. O da gördüklerim, duyduklarım falan. 30 sene sonrada ben aynı bildiklerimi anlatırım. Ama ‘Ergenekon’ yolundan çıktı. Kurunun yanında yaşı da yakmaya başladı. Türkiye‘de bir koro vardı. Bir olay olduğunda koro aynı gün, aynı şeyleri söylemeye başlıyordu. Bunun içinde emekli subaylar, generaller var. Her emekli olan genelkurmay başkanı yok.

Hilmi Özkök yok. Ama daha az rütbeliler içinde bulunuyor. İlk zamanlar Başbakan Erdoğan’a da toplantı tutanaklarını göndermişler. O da ‘dağıtın bunları’ demiş. Bunlar kendilerine bir rol biçtiler. Toplantılarına devam ettiler. Devletin gerçek sahibi ya bunlar. ‘Ergenekon’un beyni Encümen-i Daniş’ dedim. Encümeni Daniş ‘Türkiye nasıl yönetilir’ diye toplantılar yapıyordu. Ergenekon operasyonlarından sonra Encümen-i Daniş daha az toplantı yapmaya başladılar. Bir sürü günahsız adam burada yatıyor. Rahip Santoro cinayetiyle başlayan ve devam eden olayların arkasında Ergenekon’un olduğunu düşünüyorum" dedi. Necip Hablemitoğlu suikastının da tarikatlar, cemaatler tarafından işlenmediğini düşündüğünü söyleyen Engin, cinayetin ardından asker tarafından çok detaylı krıminal inceleme yapıldığını söyeyerek şunları anlattı: "Harekete dayalı saat ayarlı bombaydı. Çift düzenekli bombayı ilk defa orada duydum. Yakalanan adamların yapacağı bir iş değildi. 1 hafta İran’da bomba eğitimi gördük diyorlardı."

"ÖCALAN, ŞEMDİN SAKIK’A TEŞEKKÜR ETTİ"

Bingöl’de 1993’te 33 askerin şehit edilmesinden sorumlu tutulduğunu söyleyen tanık Zahit Engin, "’Gaffar Okkan cinayetini de Zahit Engin işledi’ diyorlar. Bu iddialar yüzünden yarın öbürgün torunlarım benden nefret edecek. Ben 2 kez kurşun yemiş ölümden dönmüş insanım. 6-7 Kasım tarihlerinde mahkemenizde tanık olarak dinlene PKK’nın eski yöneticilerinden Şemdin Sakık, "33 erin şehit edilmesi olayını ben yapmadım" diyor. Genelkurmay’ın bir arşivi olsada telsiz konuşmalarını ortaya çıkardı. Terör örgütü lidersi Abdullah Öcalan telsiz konuşmasında Şemdin Sakık’a teşekkür etti. Abdullah ‘Öcalan ben yapmadım’ diyor" diye konuştu. Engin, "Balyoz Davası’nda bazı listelerde adı olduğu için cezaevinde yatan askerler var. Vicdanım bunlara sızlıyor. Beni suçlayanlara değil. Ben kimseye iftira atmadım. ‘Ergenekon’ Türkiye gündeminde değilken bile, ben konuşuyordum" dedi. Duruşma Engin’in dinlenmesi ile devam ediyor

Ergenekon’dan tutuklu emekli Korgeneral Pekin: Annemi bensiz gömün!..


Pekin’in annesi 85 yaşındaki Cevriye Pekin için yarın Bursa’da öğle namazından sonra tören düzenleneceği öğrenildi

Ergenekon tutuklusu emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in annesi vefat etti. Avukatları izin başvurusu yapmak için harekete geçti. Ancak Pekin cenazeye katılmayacağını belirtti.

DHA’da yer alan habere göre; Ergenekon davasının tutuklu sanığı emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin annesi vefat etti. Hastalığı nedeniyle bir süredir Bursa’da tedavi gören Pekin’in annesi Cevriye Pekin bugün Bursa’nın İznik ilçesinde hayatını kaybetti. Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Pekin’e de bu acı haber bugün iletildi. Ancak emekli Korgeneral Pekin cenazeye katılmayacağını bildirdi. Cenaze için izin başvurusu yapmayan Pekin, yazılı açıklama yaparak cenazeye neden katılmadığını belirtti.

Yasal bir evrağa paraf attığı için Silivri Cezaevi’nde yattığını belirten Pekin, “Bugün 2.5 yıldır hasta olarak yatmakta olan annem Cevriye Pekin’in vefatını öğrendim. Yapılacak cenaze törenine, tutuklu olup da yakınlarını kaybeden insanların daha önceki cenaze törenlerinde maruz bırakıldıkları tutum ve davranışların (nakil koşulları, cenazenin defni sürecindeki refakatçilerin olumsuz tutumları, taziyelerin kabulü yönündeki engellemeler, gece cezaevinde ikamet mecburiyeti vb.) ruhumda yarattığı tahribat ve kabul edilemezlik duygusu beni sevgili annemin cenaze törenini katılmama ve son görevimi layıkıyla yerine getirmeme engel olmuştur. Kıymetli ve sevgili anacağım ruhun şad, mekanın cennet olsun."

Odatv davasında karar!


Odatv davasına bakan mahkeme, Soner Yalçın, Hanefi Avcı ve Yalçın Küçük’ün tutukluluk halinin devamına karar verdi

Oda TV davasında ara kararını açıklayan mahkeme heyeti tutuklu sanıkların tahliye talebini reddederek duruşmayı 27 Aralık’a erteledi…

‘TÜBİTAK’ı affetmeyeceğim’

Oda Tv davasında tutuklu sanık Soner Yalçın, TUBİTAK’ın yazdığı raporlarla kurnazlık yaptığını öne sürerek “Bilirkişiler savcı, avukat olmuş. TÜBİTAK’ı affetmeyeceğim” dedi

Gazeteciler Soner Yalçın, Nedim Şener, Ahmet Şık ve Doğan Yurdakul’un yargılandığı Oda Tv davasının 14. duruşması dün İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya yoğun ilgi gösterilirken, sabahın erken saatlerinde çok sayıda gazeteci de meslektaşlarına destek olmak için adliye önünde buluştu. Grubun yaptığı açıklamada, iktidarın gazetecilerden intikam aldığı ifade edildi. Gazeteciler, yanlarında getirdikleri mektupları, yine yanlarında getirdikleri tahtadan yapılan ağaca astı. Ayrıca tutuklu gazetecilerin fotoğraflarının basılı olduğu pankartın üstüne de Soner Yalçın’ın kitabı Samizdat bırakıldı.

‘Tarihini değiştirdim’

Duruşmada ilk olarak savunma yapan tutuklu sanık Hanefi Avcı, TÜBİTAK’ın, delil sayılan dosyaların oluşturma tarihlerine dikkat çekerek “virüsten önce oluşturuldu” dediğini hatırlatan Avcı, “Bu dosyaların tarihi çok kolay değiştirilebilir. Ben Cezaevinde bile iki tane dosya oluşturdum 2006 ve 2014 tarihli. Bunu size de sundum” dedi.

Gazeteci Soner Yalçın da, . TÜBİTAK’ın yazdığı raporlarla kurnazlık yaptığını ve kafa karıştırdığını söyledi. Yalçın, “TUBİTAK’ı affetmeyeceğim. Ülkem benden kitaplar yazmamı beklerken teknik hukuk anlayışınız yüzünden gece gündüz TÜBİTAK raporuna çalışıyorum” dedi.

‘Sıra çocuklarda mı?’

Mahkemenin TÜBİTAK’a, ek raporda cevap vermesi için, Müyesser Yıldız’ın bilgisayarında işlem yapan “İlim” isimli kullanıcıya ilişkin soru sorduğunu ve “İlim” adlı kişinin Yıldız’ın oğlu İlim Uğur olduğunu söyleyen Yalçın, “Biz cezaevinde yatarız önemli değil. Ama çocuklarımızı karıştırmayın. Ne istiyorsunuz bizden, biz bittik sıra çocuklarımıza mı geldi?” dedi. Yeni hukuk sisteminde avukat ve savcıya ihtiyaç olmadığını söyleyen Yalçın, bilirkişilerin avukat ve savcı gibi davrandığını söyledi.

Savunmasının son kısmında davanın Ergenekon davasıyla birleştirilme talebine ilişkin de yorum yapan Yalçın, “Yanlış hatırlamıyorsam Hanefi Avcı o davada tanık, şimdi hem tanık hem sanık aynı davada mı olacak?” dedi. Mahkeme tahliye taleplerini reddetti.

"BİZİM DE DİL SORUNUMUZ VAR"

Savunmasında cezaevlerinde yapılan açlık grevlerine dikkat çeken Soner Yalçın, "KCK davası tutuklulukları açlık grevi yaparak dil sorunlarını çözdüler. Ancak bizim de dil sorunumuz var. Oda tv savcıları düşünce özgürlüğü dilini anlamıyorlar" dedi. İddianamede kara propaganda yapmakla suçlandığını, buna örnek olarak ise yazdığı haberlerin iddianameye eklendiğini söyleyen Yalçın, "Savcılar haberin doğruluğuna bakmıyorlar ki. Sosyal bilimi bilmeyen savcı iktidara muhalif haberleri suç saymaktadır" dedi.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: