HALİL NEBİLER : Silivri 1. No.lu Cezaevi’nde yedi saat! (1) /// CC : @Ulusal_Kanal @halilnebil er @AydinlikGazete @ulusalkanalTV @ulusalkanal


Pazartesi günleri Aydınlık dergisi üzerine yarım saat kadar yayında konuşurduk Deniz’le. Sonra alt kata, benim odaya inerdik. Birer kahve içerdik.

Deniz hep gazetecilikle ilgili sorular sorar, benimle biryerlere gitmek, birilerini tanımak, haber kaynaklarımla tanışmak, çevresini genişletmek isterdi. Bu gün onu kucaklayacaktım.

Çarşamba günü sabah 04.30 gibi uyandım. Bir daha uyku tutmadı. Balkona çıktım, kahve içtim. Heyecanım geçmedi. Oğlumun üstünü örttüm, öptüm saçından. Traş oldum, duş aldım. Daha fazla bekleyemedim. Sabah 06.30’da çıktım evden. Silivri’ye doğru yola çıktım. Yolda bir yerde kahvaltı yaptım. Silivri’ye vardığımda 08.30 olmuştu. Türkiye direnişinin merkez üssüne, özgürlük çadırlarına gittim önce. Mustafa Mutlu ve Müyesser Uğur oradaydı. Çadır nöbetindeki arkadaşlarla sohbet ettik. Silivri Valisi Hıdır Hokka’yla söyleştik. Saat 09.30’da cezaevi ziyaretçi kapısına gittik. İzmir’den gelen gazeteci dostlarla kapıda buluştuk.

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atilla Sertel, Altan Öymen, Halil Nebiler, Müyesser Uğur, Cevher Kantarcı, Mustafa Mutlu, Mutlu Tuncer, Misket Dikmen, Yaşar Aksoy, Ergun Oruç, Gaye Karadağ ve Elvan Fevzioğlu adına Adalet Bakanlığı’na başvurmuştu. Silivri 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Soner Yalçın, Deniz Yıldırım, Hikmet Çiçek ve Turan Özlü’yü ziyaret edecektik.

Neler olacağını tahmin ettiğim için kemer bile takmamıştım. Telefonu zaten evde unutmuşum. Arama noktasında her şeyi emanet dolabına bırakmamızı istediler. Para, sigara, çakmak, ne varsa… Kağıt mendili de bırakın dediklerinde Mustafa Mutlu’yla birlikte itiraz ettik. İkimiz de biraz hastayız. Kolumuza mı silelim burnumuzu dedik, izin verdiler. Kimliklerimiz kaydedilirken Altan abi ve bende sorun çıktı. O’nun da benim de ikinci adımız vardı ve ilk adımızla başvuru yapılmıştı. Halil İ. Nebiler oldum, sorun çözüldü.

İki küçük aynadan oluşan bir elektronik alete bakmamızı istediler. Retina taraması yapılacak. Alet, “Biraz yaklaşın”, “Biraz uzaklaşın” diye bize ukala ukala komutlar veriyor. Altan abi uzun zaman önce retina ameliyatı olmuş, zar zor hallettiler. Heyecanlıyım elbette. Daha önce bir kez, 1989 yılında Çanakkale Cezaevi’nde açlık grevi yapan gazetecileri ziyarete gitmiştim. Üstelik burası Silivri. Netameli yer. Silivri 1 No.lu’nun önüne geldik. Kocaman bir demir kapı. Aynı kapının içinde küçücük kalan bir başka demir kapı. İçinden geçerken hiç de o kadar küçük olmadığını görüyorsunuz. İkinci arama noktasından geçip gözlerimizi yine aynı alete okuttuk. Elektronik arama aletinden geçerken çıkardığımız ayakkabılarımızı giyip “içeri” girdik. Üstlerinde Adalet Bakanlığı kokartlı, üstünde “Hazır Kuvvet” yazan mavi kazaklar giymiş, görevliler son derece nazik davranıyorlar.

AÇIK GÖRÜŞ YERİ!

Oldukça geniş bir salona aldılar. Dört duvarının önüne masalar ve sandalyeler dizilmiş, 30 adıma 20 adım bir salon burası. Pencerelerinin dış tarafı tel kafeslerle kapatılmış. Dip tarafında kadın-erkek tuvaletleri. Hemen kapının girişine birkaç metrekare renkli bir fabrika işi halı serilmiş. Duvarda salıncakta sallanan uzun burunlu Pinokyo resmi. Orası da babalarıyla, anneleriyle, ağabeyleriyle görüşe gelen çocukların oyun alanı hesapta. Pinokyo resmi hiç komik gelmedi bana. Uzayan burnuna bakıp bakıp, “Burada her şey yalan” diye düşündüm. Sahici olan tek şey adaletsizlik.

Bizim için iki masayı birleştirip çevresine 10 plastik sandalye koymuşlar. Masaların üzerinde iki üç büyük tabakta kurabiyeler. Bir sürahi, 20 kadar karton bardak. Cezaevi görüş salonu için büyük lüks doğrusu. Görevli infaz koruma memuru açıklama yaptı.

– Turan Özlü, Mustafa Balbay, Deniz Yıldırım duruşmada.
– Ee, ne yani, görüşemeyecek miyiz?
– Belki öğleden sonra gelirler.
– Hadi yaa!..

Bizim arkadaşlardan biri, “Yaa, inşallah tahliye olurlar” diye bir dilekte bulundu. Bir başkası, “Ne tahliyesi ya, boşuna mı geldik buraya, belki öğleden sonra gelirlermiş” diye yanıt verince gülmeye başladık.

Mustafa Dolu ve Müyesser Uğur boklu tiryaki. Sanki ben onlardan daha az tiryakiyim. Ama Müyesser hemen görevlilerle sigara pazarlığına başladı. Hayır, diyorlardı, kesinlikle olmaz. Peh… Biraz sonra görürsünüz.

Salonun bize uzak köşesindeki koridorda Tuncay Özkan göründü. Arkadaşlar alkışlarla karşıladı. Ben ayakta ve önde olduğum için önce bana sarıldı Tuncay. Öyle sarılmak için sarılmıyor, insana sarılmayı özlemiş, öyle sarılıyor. Bütün arkadaşlara doya doya sarılıyor, doya doya öpüyor. Sonra bize arkasını dönüp, “Burnumun direği sızladı, bu sızlamayı geçirmem lazım” deyip, çaktırmadan gözyaşlarını siliyor.

Sonra büyük bir heyecanla konuşmaya başlıyor. Bir ara bize kantinden sigara aldırtmaya, kurabiye, bisküvi getirtmeye çalışıyor. Sonra yine konuşuyor. Henüz on dakika geçmeden bir görevli araya giriyor.

– Tuncay Bey, ziyaretçiniz gelmiş, sizi bekliyor.

Haydaaa. Amma gün seçmişiz ha. Aynı gün hem duruşma var, hem açık görüş var hem biz varız. Tayip Erdoğan’ın deyimiyle tam bir “bahtsız bedevi” durumu.

Tuncay, “Sonra gelicem” deyip çıkıyor. Saat henüz 10.20 ve biz ziyaret edecek kimse bulamıyoruz. Tutuklu arkadaşlarımız en erken 12.00 gibi gelebilirmiş. Ne yapacağız? Atilla Sertel deneyimli.

– Bekleyeceğiz, diyor.

Biraz bekliyoruz. Cezaevi psikolojisi midir nedir, birden bire kendimi salonda volta atarken buluyorum. Arkamdan Müyesser, “Abi tesbihimi yanımda getirmedim, tüh” diye bağırıyor. Mustafa Mutlu katılıyor bana. Bir aşağı bir yukarı yürürken, dönüşlerde sırt sırta geliyoruz. Öyleymiş adet.

Sonra, hiç beklemediğimiz halde Hikmet Abi giriyor salona küt diye. Küt diye Hikmet Çiçek…

YARIN II. BÖLÜM : HİKMET ÇİÇEK’İN YENİ KİTABI

“Ergenekon’un Gizli Tanıkları”

Halil NEBİLER – 15 Kasım 2012 – Ulusal Kanal

http://www.ulusalkanal.com.tr/

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: