MUSTAFA MUTLU : Balbay: 29 Ekim’de ve 10 Kasım’da karşı devrime ‘Dur’ denildi!


Silivri’den Notlar (2)

Mustafa Mutlu

Silivri 1 No’lu Cezaevi’nin açık görüş salonunda bu kez Cumhuriyet yazarı ve CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ı bekliyorduk…

Salonun dip tarafındaki kapının önü hareketlendi; içeriye koşarak, hayır koşarak değil uçarak Mustafa girdi. Hepimiz ayaktaydık, ona en yakın olan da bendim. On beş, on altı adımlık mesafeyi nasıl aştı, belimden sarılıp beni bu koca cüssemle nasıl havaya kaldırdı, bir tur attırıp nasıl yere bıraktı hatırlamıyorum.

O kasvet dolu salon birden bayram yerine döndü; sevinç çığlıkları beyaz badanalı duvarlarda yankılandı. Kucaklaşma ve çığlıklaşma faslı bittikten sonra masaya oturduk.

DENİZ GERÇEĞİ ÖĞRENMİŞ!

Müyesser Yıldız ona Ankara’dan buraya gelmek için arabayla yaptığı yolculuğu, Bolu’nun onu bekleyen çamlarını anlattı. Sonra henüz 6 aylıkken babasından ayrı kalan Deniz Balbay’dan söz etti. Laf Deniz’e gelince Mustafa’nın gözleri buğulandı.

Hani annesi Deniz’i açık görüşlere getirdiğinde babasının havaalanında çalıştığını, onun için bu kadar çok aramalardan geçtiklerini söylüyordu ya… İşte bu “beyaz yalan”ın sürüp, sürmediğini sordum Balbay’a…

“Yok” dedi, hüzünle… “Artık hapiste olduğumu biliyor!”

Deniz’in bunu öğrenince verdiği tepkiyi sormaya cesaret bile edemedim!

NİÇİN ORADASINIZ BİLİYORUM, AMA…

Sonra günlerinin nasıl geçtiğini anlatmaya başladı. Cezaevindeki altıncı kitabını bitirmiş; bugünlerde piyasada olacakmış. Adı, “O Mektubu Yazan Bendim…”

Dört yıldır kendisine gelen 30 bin mektup arasından bazılarını seçmiş ve kendisini en çok etkileyenleri kitaplaştırmış:

“Bu kitaptaki mektuplar aslında Türkiye’nin bugünkü halini resmediyor: Müthiş bir karamsarlık ve müthiş bir iyimserlik… Bu ikilemi anlatan bir mektup örneği vereyim. Aynen şöyle diyordu mektubunda okurum: ‘Niçin oradasınız biliyorum… Ne yapacağımı bilemiyorum!’

Kitaba ismini veren mektup da harika: Okurumun biri bana çeşitli hitaplarla defalarca mektup yazmış ama başına gelebileceklerden korktuğu için hiçbirinde gerçek ismini belirtmemiş… İkinci yılın sonunda nihayet cesaretini toplamış ve itirafta bulunmuş: ‘Mustafa Bey… O mektupları yazan bendim!’ İşte bu kitapla oyalanmak bana çok yaradı. Umarım o kadar kalmam ama eğer onlar tutmakta ısrar ederlerse 2013’ün ilk üç ayına kadar yapacaklarımı planladım: Bir kitap daha yazacağım: Buranın tiyatrosunu…”

SİLİVRİ, SAATLERİ BİLE DURDURUYOR…

Sonra söz, cezaevi koşullarına geliyor… Barışlar’ın tahliyesinden sonra cezaevi yönetimi nihayet tekrar Tuncay Özkan’la birlikte kalmalarına izin vermiş… Bunun için çok mutlu. ‘Gerisini biliyorsunuz zaten’ diyor ve içini çekerek, onu duygulandıran bir olayı anlatıyor:

“Hücrelerimiz hiç güneş almıyor. Bu yüzden her yer nem içinde. Kayınpederimin düğünde bana taktığı bir saat vardı. İkide bir durmaya başladı. Ziyarete geldiğinde eşime verdim saati, Ankara’daki servisine götürdü. Tamirci saati görünce şaşırmış, ‘Akıl almaz şey, suya mı düştü bu saat? Oksitlenmiş… Artık çalışmaz’ demiş… Yani… Silivri, saatleri bile durduruyor! Ben ise saate ve zamana inat kendime bakmaya, iyi beslenmeye, spor yapmaya devam ediyorum.”

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK KÖŞE DÖNEN ADAMI!

Sonra gülmeye başlıyor:

“Havalandırma 5 adıma 14 adım. Koşuyorum. Beş adımda bir köşe dönüyorum, sonra 14 adımda bir tekrar köşe dönüyorum. Yani durmadan köşe dönüyorum. İddia ediyorum: Türkiye’de bir günde en çok köşe dönen insan benim! Ahdım var, buradan çıkınca 19 Mayıs Maratonu’na katılacağım. Ama burada ‘köşe dönerek’ koşmaya o kadar alıştım ki, o maratonda düz koşabilir miyim bilmiyorum?

BOMBACILARA İŞ…

Nihayet davaya geliyor söz… Bu davada yargılanan hiç kimsenin birbirine benzemediğini ama herkesin büyük bir hukuksuzluk yaşadığını söylüyor Mustafa ve bir de örnek veriyor:

“Ben çay istiyorum, Cumhuriyet’i bombalayan çocuklar getiriyor… Kaderin cilvesine bakar mısınız? Adam Cumhuriyet’i bombalamış ama yazarına çay getirmek için arkadaşlarıyla yarışıyor. Severek istiyor yapıyor bunu. Ben de onları seviyor ve anlıyorum. Hatta dışarısı için plan yaparlarken, benden kendilerine Cumhuriyet’te iş bulmamı bile istiyorlar.”

“Bunları yazalım?” diye soruyorum, “Yazın elbette… Artık hayatımda hiçbir şeyi gizli saklı yapmamaya karar verdim” diye yanıtlıyor ve ekliyor:

“Artık ‘şu gün çıkarım’ın hesabını yapmıyorum! Burada 10 yıl ceza alanlar var, onlara ‘Hadi yine iyisiniz; hiç değilse çıkacağınız tarih belli’ diyorum.”

29 EKİM VE 10 KASIM

“Ben buraya düşmeden önce gazeteci Mustafa Balbay’dım. Şimdi elinde kalemi olan bir siyasetçiyim. Neresinden tutabilirsem, iç barış için bir şeyler yapmak istiyorum” diyor ve son dönemde kendisini en mutlu eden gelişmenin 29 Ekim’de yaşandığını belirtiyor:

“29 Ekim ve 10 Kasım, karşı devrimin, anıtların önünde durdurulmasıdır. İktidar ne zaman Cumhuriyet devriminin anıtlarına yöneldi; halk o zaman ‘Artık yeter’ dedi.”

‘AĞZIMI AÇMAYA KORKUYORUM!’

Mahkemenin kendilerine karşı tavrına ise tepkili Balbay:

“Artık duruşmalarda ağzımı açmaya korkuyorum, sonsuza kadar duruşmadan men cezası verecekler diye… Sadece ‘Söz hakkımı istiyorum’ dediğim için 16 duruşmaya katılmama cezası verdiler. Bu davada iç hukuk yolları da dış hukuk yolları da bitti. Çünkü Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının tanınmasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne giden süreç uzatıldı.”

***

Bir saat nasıl geçiyor, anlamıyoruz… Geldiği gibi güle oynaya gidiyor. Bana bir çay borcu olduğunu hatırlatıyorum, göz kırpıyor ve gülümseyerek yanıt veriyor giderken:

“Çay ne demek… Hani şu, su katılınca beyazlanan şey vardı ya adını unuttum; ondan içeriz belki!”

DEVAMI YARIN!

*****

GÜNÜN SORUSU

Soru, yine kendime:

Cezaevinde çile çekenler bu kadar umutluyken, dışarıdaki bu umutsuzluğun nedeni ne?

Reklamlar

Etiketlendi:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: