Aylık arşivler: Aralık 2012

YENİ YIL KUTLAMA MESAJI


YENİ YIL KUTLAMA MESAJI

Dargınlıkların,

düşmanlıkların ve savaşların giderildiği;

dostluk, dayanışma, kardeşlik, sevgi, barış ve yardımlaşmanın pekiştiği;

sevginin ve bütün güzelliklerin ülkemizde, dünyada ve galaksimizde olmasını diler,

Sağlıklı başarılı mutlu günler yaşanması umuduyla Yeni Yılınızı içtenlikle kutlarım.

Nurullah AYDIN

30 Aralık 2012 pazar saat 23.15.de CNNTURK de SUÇ VE DELİL programındayım


CNN TÜRK’te Suç ve Delil programı
30 Aralık 2012 Pazar gün saat 23.15 de

KONUŞMACI KONUKLAR

Hon.PROF. DR. NURULLAH AYDIN / Gazi Üni. İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi (ANKARA BÜRO)

YAŞAR DUMAN / Haberleşme ve Telekomünikasyon Uzmanı

YÜCEL YAYLA / Adli Tıp Ürünleri Üreticisi

ATIF ÜNALDI / Bilişim Stratejisti

PARMAK İZİ

*Parmak izi nedir?

*Parmak izini kimler neden alır?

*Parmak izi nasıl alınır? (Stüdyoda canlı yayında parmak izi alma deneyi)

*Parmak izini yok etmeye çalışanların yöntemleri nelerdir? Bunda başarılı olurlar mı?

*Parmak izi veri tabanları nasıl oluşturulur, ne işe yarar?

*Parmak izi transferi mümkün mü?

*Delil olarak parmak izinin güvenilirliği nedir?

*Çocukların parmak izi alınır mı?

*Parmak izi doğumdan bu yana aynı mı kalır?

*Parmak izinden elde edilebilecek diğer bilgiler nelerdir?

DELİL TEŞKİL EDEN DİĞER İZLER

===>Kısa kısa küçük çarpıcı örnekler ve kimliklendirmede önemleri üzerinde geçeceğiz

*El izi

*Ayak izi

*Kulak izi

*Burun izi

*Dil izi

*Göz izi

*Ses izi

*Lastik izi

*El yazısı, Islak imza

ORTAM DİNLEME

*Ortam dinlemesi nedir?

*Kim kimi neden dinler?

*Bu dinleme işi tarihte ne zamandan beri kimler tarafından yapılır?

BÖCEKLER

*Böcek dedikleri şey nedir?

*Özellikleri boyutları çeşitleri nelerdir?

*Hangi dinleme aletlerini nerelerde kullanıyorlar?

*Güvenlik duvarlarını nasıl aşıyorlar?

*Böcekleri kimler nasıl buluyor, böceklerin izi nasıl sürülüyor? (Böcekleri gören cihazlar, sinyal bozucular vs.)

*Böcekleri özellikle nerelere yerleştirirler?

*Diğer ortam dinleme yöntemleri nelerdir?

*Dinlenme olasılığı olan kişiler nelere dikkat etmeli?

TÜRKİYE’DE DİNLEMELER

*Başbakan ve Türkiye’nin gündemine oturan böcekler

*Dünden bugüne siyasetçilerin dinlenme paranoyası

===>Yavuz Donat’ın Perşembe günkü yazısı ve trajikomik gerçekler…

TANIMA SİSTEMLERİ VE TANIKLIKLAR

*Ses tanıma – ses benzerliği – ses değiştirme

===>Her insanın sesi farklı mıdır?

===>Başkasının sesi taklit edilebilir mi? Bir insanın söylemediği bir şey söyletilebilir mi?

===>İnsanın sesi değiştirilebilir mi?

*Yüz tanıma

===>Gördüğü yüzü hiç unutmayan süper tanıyıcılar

===>Gördüğünü bir daha hiç hatırlayamayan yüz körleri

===>Yüz değiştirme- Tanık koruma sistemleri

*Yürüyüşten tanıma

*Daktilo yazma hızından tanıma

*Kimlik çalma

===>Başkasının yerine geçme

* Hata yapma olasılığı:

===>Yanlış kimliklendirme: İzler bizi her zaman doğru adrese mi götürür?

NASIL BİR GELECEK?

*Nasıl bir geleceğe doğru gidiyoruz?

*Kimliklendirme sistemleri gelişen teknoloji ile birleşince dünya bir korku ve kontrol toplumuna dönüşür mü? Yoksa çoktan dönüştü mü?

AJANLAR VE MUHBİRLER AĞI


Nurullah AYDIN

28 Aralık 2012-ANKARA

AJANLAR VE MUHBİRLER AĞI

İstihbarat devletin kılcal damarlarıdır.

Güçlü devlet; güçlü ekonomi ve güçlü istihbarat örgüt ve ağı ile vardır.

Türkiye; Batılı doğulu güneyli, kuzeyli ajanlar yanında içerde ideolojik ayrıklaşmış ajan ve muhbir ağı ile içiçedir.

Türkiye’de insanlar; artık yeni meslekleri ve mensuplarını konuşuyor.

Gözde meslekler; muhabir/gazeteci, ajan, muhbir, ispiyoncu, haber elemanlığıdır.

Örtülü kimlik ise; muhabir, uzman, danışman, akademisyenliktir.

Merak; insanın izdüşümüdür. Uygarlık, bilim; merakla gelişmektedir.Meraklı insanlar çoktur. Meraksız insan, duyarsız insandır. Duyarsız insanın ise yaratıcı zekasını kullanması söz konusu olamaz.

Merak; nerede, nasıl, ne şekilde, ne amaçla kullanılır, ona bakmak gerekir.

Yönetenler de; meraklı insanlardan özel yararlanır. Muhalifleri etkisizleştirmek amacıyla kurulan muhbir ağı, devlet kurumlarıyla ilişkili veya bağımsızdır.

Diktatörlüğe giden yol da muhbir ağı olur. Demokrasilerde olur mu? Olur, örnekleri çoktur.

Muhbir nedir? Nasıl olunur?

İstihbarat teşkilatına ya da Emniyet bir çıkar karşılığı bilgi sağlayan, bunun sonucunda da o teşkilatın koruması altında olan kişiye muhbir ya da haber elemanı deniyor.

Muhbirler; yasadışı terör örgütleri ya da organize suç şebekeleri içinden seçiliyor. Emniyet’te bu konu yerel birimlerin tavsiyesi ve güvenlik kleransı ile üst makamların onayı ile aktive olur. Bu adımlar da, İstihbarat Hizmetleri Yönetmeliği paralelinde yürütülür.

Muhbirler nasıl ayarlanır? Her oluşum içinde kaç muhbir olabilir?

Sorgu uzmanları, istihbarat elemanları ve sivil ekiplerin tavsiyeleri ile ilgili kişiye bu teklif yapılır. Karşılığında sadece para değil, iyiniyetli, yasa ihlal etmeden, yoruma açık durumlarda adli yardımda da bulunulabileceği hissettirilir.

Yasal mıdır?

Muhbir çalıştırma esasları, Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu’nda mevcut. Bunun dışında MİT kanunu ve Kaçakçılığın Men ve Takibi’ne Dair Kanun’da da ajanlık kurumu düzenleniyor.

Bilgi dağılımlarının kime nasıl gönderileceğine nasıl karar verilir? Muhbirlerin çalıştığı istihbaratçılar kime bağlıdır?

Güvenliği ilgilendiren, ayrıca da ideolojik temelde hassas konularda muhbirlerin nerede olursa olsun verdiği tüm bilgiler öncelikle MİT veya Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na gelir.

Muhbirlerden gelen bilgilere her zaman itibar edilir mi? Bilgi nasıl teyit edilir?

Bilginin doğruluğu çeşitli kanallardan kontrol edilerek süzülür. Ankara’da istihbarat kıymetlendirme ve analiz biriminde son halini alır. Güvenilirliği diğer muhbirlerden gelen ve mevcut istihbarat bilgilerinin karşılaştırılması ise anlaşılır.

Muhbirin ihbarı ile hemen işlem yapılabilir mi?

İstihbarat kurumunun bu istihbarat havuzunda boğulma durumu vardır.Bunun yanında gelen bilgi de gözden kaçırılmış ya da dikkate alınmamış olabilir. Bir de bu ihbarlara bakılsa da, destekleyici diğer yan bilgiler olmadığı için sonu hüsranla bitebilir.

Her kurumda muhbirlik ağı genişliyor. Kamu kurumlarında, özel şirketlerde, eğitim camiasında da güvenlik kamerası kurularakmuhbir görevlendirilmiştir. Yetkililerle görevlilerle karşılıklı iletişim bilgileri paylaşımı sağlanmaktadır.

Muhbirlik, bir iş alanıdır. Ancak bunu yapacak gönüllüler de çoktur.

Kanun gereği yabancı ajanlar, kamu görevlisi olarak alındı. Her ilde irtibat büroları var.

Türkiye; telefonu dinlenen, çıkarı için bazılarının muhbir olabileceği bir ülkedir.

Ajanlarıyla, muhbirleriyle yaşam,korku ve endişe ile içiçedir.

Günün Sözü: Saygınlığını makamdan alanlar, makamdan sonra kişiliksiz kalırlar.

Yaz.docx

BÖCEK VE İNSAN


Nurullah AYDIN

27 Aralık 2012-ANKARA

BÖCEK VE İNSAN

Böcek kapışması devam ediyor. Gündemde dinleme var. Dinleme aracı böcek var.

Tarih boyunca insanın insan, hayvanın ise hayvan olarak anlam kişilik ve kimlik kazanması için mücadele eden insanlar olmuştur. İnsan gibi insanlar büyük bedeller ödemişlerdir.

Kemirgen türü özellikle taşıyan insanımsı hayvanlar; DNA’larında bulunan kozmik bozulma nedeniyle genetik mutosyona uğruyorlar. Yani kimlik ve kişilik olarak insandan hayvanlaşamaya doğru evrim devam ediyor.

İnsanlarla aynı biyolojik yapıda olmasa da hayvanlar aleminde isimlendirdiğimiz ancak aynı özellikleri kimlik ve kişilikleri taşıyan haşere ve kemirgenler vardır.

Bunlar; Fare, Sıçan, Arı, Kara Sinek, Hamamböceği, Kalorifer Böceği, Bit, Akrep, Karınca, Pire, Örümcek, Cırcırböceği, Kene, Tahtakurusu, Kırkayak, Güve, Kızılgöz, Kulağakaçan, Yarasalardır.

Şöyle bir çevremize bakalım. Biyolojik olarak bunların asıllarını görürüz. Ama bir de biyolojik olarak değil de, insan suretinde ama davranış kodları açısından aynısını görürüz.

Birçok ucube tiplerde benzeri sapmalar görülür.

İnsan ve insanımsı hayvan karakterine sahip insanlar arasında iletişim sürmektedir. Kertenkele, yılan, akrep, çıyan, kırkayak, kene, çekirge, arı, at sineği, yarasa vb. tüm kan emen, kemiren zehirli haşerat türleri etkili ve yetkilidir artık.

Kalorifer böceği, karınca, bey böceği, hamam böceği, tesbih böceği gibi kabuklu böceklerden başka bit, pire, tahtakurusu gibi kan emen haşeratta toplumda üremektedir.

Fabrikalarda gece çıkan yangınların en büyük nedeni farelerdir. Elektrik kablolarının içindeki pudrayı keşfedip kemirirler ve kısa devre oluşup, genellikle gece de müdahale edecek kimse bulunmadığından maalesef fabrikalar kısa sürede kül olur.

Gıda imalathaneleri; hem farelerin ve hem de böceklerin en çok sevdiği mekanlardan biridir. Her gün ilaçlansa bile duvar içleri ilaçlanamayacağı için, böcekler üremeye devam ederler.

Bilinçli insan, merkezi bir yerde olduğu andan itibaren fare böcek girişi tamamen kesilir

Haşere önleme sistemine sahip insanlar; farelerde ve diğer kemirgenlerin, beyin otomatik reflekslerini birkaç saniye içinde bozarak, etki alanına girme eylemlerine son verebilir.

Bu ani etki mekanizması sonucu; içerde önceden yuvalanmış fare ve diğer kemirgenler, hastalanmakta, üreme, uyku, beslenme, düzenleri bozulmaktadır.

Kın kanatlı yürüyen ve uçan böcek türlerinde, böceklerde etkili olan, havadaki dalga salınımının karakteristik gücü, onları uçamaz, yürüyemez, çiftleşemez, uyuyamaz hale getirir.

Fare zehirleri hemen öldürmez. Bu sürede içerideki fareler yavrulayabilir ve dışarıdan da sürekli yeni fare girme ihtimali vardır.

Böcekler iç mekâna girmek için sadece kapı ve pencereyi kullanmazlar. Daha ziyade elektrik tesisatının içinden tüm binayı dolaşırlar.

Bilinçli insan; duvar içlerinde yaptığı bilgilendirme ile bu dolaşmaya vize koymalıdır. Betonarmeyi de etkileyerek böceklerin duvar içlerindeki barınma ve üremesine son vermelidir. Onların tamamını ortaya çıkartmalıdır.

Bit, pire, tahta kurusu gibi kan emen haşeratın ilaçlamayla bitirilmesi nerdeyse imkânsızdır. Nedeni; yumurtadayken zehir tesir etmez ve yumurtanın içinde uzun süre çıkmadan dayanabilirler.

Bilinçli insan; kısa süre de haşereler topluluğunun tüm yumurtalarını patlatarak yavruları çıkartmalı ve yapılacak sıkı bir ilaçlamayla da tamamiyle bitirilmesini sağlamalıdır.

Günün Sözü: İnsanın insan olması, akıl, bilim sahibi olması ile mümkündür.

Yaz.docx

DİNLEME, YASALAR VE KURUMLAR


Nurullah AYDIN

26 Aralık 2012-ANKARA

DİNLEME, YASALAR VE KURUMLAR

Yasal düzenlemelerle; kimin neden nasıl dinleneceği belirlenmiştir. Ancak korku paranoyasında olanlar, karşıt olan, rakip olan veya muhalif olanları kayıt altına alır.

Ancak kendileri hakkında da aynı şekilde kayıtlar tutulur. Zamanı geldiğinde kendilerinin de kayıt altına alınan kirli ilişkileri, konuşmaları, cinsel fantazileri, medyada yer alır.

Yasal düzenleme nedir?

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı; 23.07.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve 2559, 2803 ve 2937 sayılı Kanunlarda değişiklik yapan 5397 sayılı Kanun ile kurulmuş olup, 23 Temmuz 2006 tarihinden itibaren ilgili mevzuatın öngördüğü iş ve işlemleri tek merkezden yürütmektedir.

23.05.2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın Kanunda sayılan İnternete ilişkin görevleri de yapması düzenlenmiştir. Bu doğrultuda anılan görevleri yerine getirmek üzere İnternet Daire Başkanlığı kurulmuştur.

Başkanlık; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu bünyesinde doğrudan Kurum Başkanına bağlı olarak faaliyet göstermekte olup, Telekomünikasyon İletişim Başkanı ile Hukuk, Teknik İşletme, Bilgi Sistemleri, İdari ve İnternet Daire Başkanlıklarından oluşmaktadır. Başkanlıkta, Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığının ilgili birimlerinden birer temsilci bulunmaktadır.

Mevzuat: Kanunlar

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135-138 inci maddeleri

5397 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun

7258 Sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 5. Maddesi

633 Sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 6. Maddesi

6222 sayılı Sporda Şiddet Ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 11 ve 23. Maddeleri

İletişimin Denetlenmesi: Yönetmelikler

-Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmelik

-14/2/2007 tarihli ve 26434 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanununda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik

-24/10/2007 tarihli ve 26680 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Telekomünikasyon Kurumu Tarafından Erişim Sağlayıcılara ve Yer Sağlayıcılara Faaliyet Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik

-01/11/2007 tarih ve 26687 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik

-30/11/2007 tarihli 26716 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik

-28/05/2009 tarihli 27241 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği’nin 19. Maddesinin 1. Fıkrasının (u) ve (y) Bendi

-07/03/2010 tarihli 27514 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bilgi Teknolojileri Ve İletişim Kurumu Meslek Personeli Sınav, Görev, Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik

-28/07/2010 tarihli 27655 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 10. maddesi

-08/06/2011 tarihli 27958 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Teşkilat Yönetmeliği’nin 18. Maddesi

İlgili Denetim Mevzuatı

-04.12.2004 Tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu

-03.07.2005 Tarihli ve 5397 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

-10.11.2005 Tarihli ve 25989 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kaydı Alınmasına İle Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmelik (Başbakanlık yönetmeliği)

-14.02.2007 Tarihli ve 26434 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanununda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik (Adalet bakanlığı yönetmeliği)

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu

– Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınmasına yönelik iş ve işlemler 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun ek 7 nci maddesi ile Kurum bünyesinde, Kurum Başkanına doğrudan bağlı olarak kurulan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığınca yürütülür.

– Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun kapsamına giren suçları oluşturan içeriğe sahip faaliyet ve yayınları önlemeye yönelik çalışmalar yapmak, internet ortamında yapılan yayınların içeriklerini izleyerek, 5651 sayılı Kanun kapsamına giren suçların işlendiğinin tespiti halinde, bu yayınlara erişimin engellenmesine yönelik olarak Kanunda öngörülen gerekli tedbirleri almakla da görevlidir.

Bakanlık Bilgi İşlem Daire Başkanlığı, 17.08.2011 tarih ve 28028 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 649 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile resmi kuruluşunu tamamlamıştır. Madde 23/A – (Ek: 8/8/2011-KHK-649/49 md.)

Günün Sözü; Ders alınmış başarısızlık en büyük başarıdır.

Yaz.docx

KİMLER BAŞARILI OLUR


Nurullah AYDIN

25 Aralık 2012-ANKARA

KİMLER BAŞARILI OLUR

İkiyüzlülük, utanmazlık, samimiyetsizlik toplumda çok sık kullanılır. Herkeste kendine göre anlam yükler. Ama nedense toplumun çoğunluğunca olumsuz olarak görülen bu üç kelimeyi kişilik özelliği haline getirenler başarılı olur. Toplum da bu tipleri takdir eder.

İnsanlar; helal olsun be, yiyor, hırsız, yalancı, sahtekar ama başarılı hizmet ediyor cümlesini de peşinden söyler.

Şimdi bu durumda dürüst, namuslu, yalan söylemeyen, yetenekli insanlar ne yapabilirler ki.

Dünyanın birçok yerinde halk; yeteneksiz diktatör eğilimli, hırslı, makyavelist tipleri seçiyor sonrada pişmanlık duyuyorlar. Bu nedenle de birbirlerini katlediyorlar.

Kişi; karşıt düşünce sahibi kişilerin gözaltını alkışlıyor, hukukun egemen olduğunu anlatıyor, kendisi olumsuz duruma düşünce hukukun iflas ettiğini yazıyor. İkiyüzlülük değil mi?

Kişi; bazı davalarda, adı geçen herkese suçlu damgası yapıştırıp, linç ediyor. Yandaş aynı durumda olunca masumiyet karinesine vurgu yapıyor. Utanmazlık değil mi?

Davalara göre; hukuk, adalet, kanun, insanlık konuşuluyor. Samimiyetsizlik değil mi?

Toplumun ortak değerleri, devlet gelenekleri altüst ediliyor Cesaret gösterisi değil mi?

Türkiye’yi kökünden sarsan iddialar artıyor, kimse oralı olmuyor. Kefilim diyorlar, görevini yapmıştır deniliyor. Siyasi irade tak diyor, şak diye gereği yapılıyor.

Halka şamar oğlanı muamelesi yapılıyor. Kafasına çuval geçiriliyor. AB’ye uyum adıyla Milli egemenlik Brüksel’e devrediliyor, kanunlar dikte ettiriliyor, ülke güvenliği NATO’ya terkediliyor, yabancı asker füze geliyor, radar üssü kuruluyor, meclis devre dışı bırakılıyor, M16, CIA ajanları cirit atıyor, Suriyeli çapulcularla sınırlar delik deşik çıt çıkmıyor.

Yetkililer teröristi yakalayıp yoketme görevini bırakmış pazarlıklar yapmakla görevli. Asker sivil insanlar kaçırılıyor, yollar kesiliyor, güneydoğu kan ağlıyor, Filistin Gazze deniliyor.

Bakın;

Herkes, evrensel ilkelere duyarlı olsa….

Herkes, kendini temsil edenlere sahip çıksa…

Herkes, her zaman, insan haklarına saygılı olsa…

Herkes, ifade özgürlüğüne saygılı olsa…

Herkes, dik dursa…

Herkes, biraz vefalı olabilse…

Herkes, yalakaların suratına tükürse biraz…

Herkes, sorunlara tuttuğu takım kadar kafa yorsa… Hiç sorun kalmayacak aslında.

Bunda kuşkusuz akılcı pozitivist anlayışın toplumda yer etmemesi rol oynamaktadır. Din odaklı düşüncelerle, kitlelerin uyuşturulmasının sonucudur.

Dini düşünce kaynakları, bilim ve teknolojide 12. yüzyılda durmuştur. Bugünde ortaya konulan görüşler yüzyıllar öncesinin yorumlarıdır. 21 yüzyıl insanını tatminden uzaktır.

Oysa; İnsanoğlu gelişiyor, değişiyor, dönüşüyor. Yaşama, dünyaya ilişkin anlayışlar bakışlar da olduğu gibi algılaR da dönüşüme uğruyor.

Ancak değişmeyen gerçeklikler de vardır. Canlıların biyolojik yapısı ihtiyaçları duyguları farklılaşabiliyor. Doğum, ölüm, yaratılış, dünyanın ve evrenin uyduğu kurallar, ilahi irade, değişmez gerçekliklerdir.

Ancak; tarihsel yorumlar, değişken olduğu için bu değişkenlerin koyduğu ilkeler kurallar da kesin olamaz, değişebilir.

Kimilerinin doğruları, kimilerinin yanlışları olmuştur. Bugün de yarın da olacaktır.

Temel sorun varoluş amacına göre insanının neyi anlayacağı ve nasıl yaşayacağıdır.

Dün olduğu gibi bugün de tartışmaların temelinde bu yatıyor.

Günün Sözü: İnsanı yalan söyleyip söylemediğine göre sev veya terket.

Yaz.docx

SESSİZ ÇOĞUNLUK VE SESLİ AZINLIK


Nurullah AYDIN

24 Aralık 2012-ANKARA

SESSİZ ÇOĞUNLUK VE SESLİ AZINLIK

Türkiye gündeminde yer alan konulara ve aktörlere bakılınca; kim kimdir, kim neyi savunuyor anlamak olanaklıdır.

Uyanış başlamakla birlikte halkın büyük çoğunluğu olan biteni seyrediyor.

Halk acı gerçeklerle yüz yüzedir.

Kabul edilse de edilmese de bir gerçek ortaya çıkmıştır. Türkiye artık tam bir psikolojik örtülü savaş ortamındadır. Herkes tarafını açıkça belli etmelidir.

Türkiye’nin temel sorunlarına halkın yararına, dünya gerçekleri ışığında bakılamamakta çözüm ortaya koyulamamaktadır.

Çözüm ortaya koyanlar ise halkı aydınlatma çabasında yeterli değildir.

Kimisi Din‘i, kimisi etnik kimliği, kimisi mezhepçiliği, kimisi de çağdaşlığı istismar ediyor.

Irki, dini, etnik, mezhep aidiyeti öne çıkartılarak, Türkiye’nin ortak dokusu parçalanmaya başlamıştır.

Avrupalıların silahla bir türlü ele geçiremedikleri Anadolu toprakları, silahsız işgalle ele geçirilmiş bulunuyor. Yer altı ve yerüstü kaynakları, yabancılarca ele geçirilmiştir.

Aydınlar, akademisyenler, gazeteciler; yabancı ülkelerin sözcülüğüne soyunmuşlar, zihin kirliliğinde araç haline gelmiştir. Beyinler işgal edilerek Türkiye’de egemenlik kurulmuştur.

Ne yazık ki saf ve temiz inançlı halk sessiz seyirci durumundadır. Kimliklerini gizleyenler eliyle bu gizli ve sinsi ihanet yapılanması başarılmıştır.

Osmanlının son döneminde olduğu gibi devşirme sistemi devam ediyor. Demokrasi oyunuyla devşirmeler, yığınları; din adına, demokrasi adına, özgürlükler adına etkili ve yetkilidir.

Kafa karıştırıcı zehirli düşünceler, fikirler; gazete manşetlerinde, köşe yazılarında, Tv’lerin ekranlarında akıtılmaya devam ediyor.

Bu nedenle; anlatılmayan, eksik ya da yanlış anlatılan geçmiş tarihimize ve yakın tarihimize dair olan bitenleri hatırlamak, hatırlatmak şimdi olan bitenleri doğru anlamak ve geleceğe yönelik niyetleri netleştirmek gerekir.

Olanlar ve olacak olanlar, tüm bilinenleri ile anlatılmalıdır. Bu anlatımlar; milleti bilinçlendirmenin yanında, birlik ve beraberliğini de güçlendirecektir. Var olan bir bilgi, halka en doğru şekli ile anlatılmazsa, halkın bu alandaki boşlukları ve arayışları yanlış ve çoğu zaman da tehlikeli bilgiler ile doldurulacaktır.

Toplumlar için en tehlikeli anlayış, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların görüşleridir.

Bir milleti tek bir hedef doğrultusunda toplamak, vatan birliği ve gelişimi için çalıştırmasını sağlamak ancak ve ancak, vatan için mücadele vermiş kişi ve kuruluşlarla ilgili gerçekçi bilgileri ve vatan için verilen mücadeleleri en doğru şekilde anlatmaktan geçer.

Sessiz çoğunluk; ülke ve milletin varlığı için düşünceleriyle uygulamalarıyla çalışanlara, çaba gösterenlere yönelik yürütülen acımasız karalamaları dikkatle takip etmekte, gelişmeleri büyük bir kaygı ile izlemektedir.

Gerçekler; Bizans medyasınca, küresel gizli güçlerin medyasınca dile getirilmiyor.

Çoğunluk; olan bitenleri öğrenmeye çalışıyor.

Bastırılmış gizli veya açık örgütler, yeniden hortlatılmıştır.

Vatan satılırken ve değerler altüst edilirken tepki göstermemek de, vatana ve millete ihanetin bir türüdür! Bir çok iyi niyetli kimse bile ihanet içinde olduğunu farkında değildir.

Varolan savaşların teknik sahaları da geliştirilerek psikolojik yönden yıpratma veya bıktırılma yöntemi uygulanmaktadır.

Sloganlar, kavramlar dönemi yerine ortak değerlerde birleşme zamanıdır.

Türkiye henüz çözülmemiştir, dimdik ayaktadır, ayakta kalmaya devam edecektir.

Demokrasi içinde, hukuk devleti kurallarına göre hareket edilmelidir.

Günün Sözü: Okumalı, öğrenmeli, bilmeli ve yapılması gerekene odaklanılmalıdır.

Yaz.docx

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: