Kategori arşivi: Güvenlik

Mümtaz Soysal: Kıbrıs Unutulamaz


DÜN Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluş yıldönümüydü. Tabii olay Ada’da törenlerle kutlandı; Ankara’da ise eksik olmasın KKTC Büyükelçiliği’nin düzenlediği bir “resepsiyon” yani bir resmi kabül dışında, Türkiye Cumhuriyeti’nce kutlama töreni falan gibi pek bir şey yapılmadı. O cumhuriyetin kuruluşunu bizim devlet de bayramlarla törenlerle kutlasa daha anlamlı olmaz mıydı?

Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin özde bir“insan hakları devleti” olduğunun, o kutsal hakları korumak, insanların ezilmesini, boyun eğmeye zorlanmasını önlemek için savaşı bile göze almasıyla kurulmuş demokratik bir devletin yıldönümüydü 15 Kasım. Şehitler verilen çetin bir deniz ve hava çıkarmasının ardından Ada’daki Türklerin de kendi devletlerinde özgür yaşamaları için gereken yapılmış, buna tepki olarak uygulanan insafsız ambargolara Ada’dakilerle birlikte Anadolu halkının da katlanması göze alınmıştı. Ankara, ulusal güvenliğini zayıflatacak bir silah ambargosunu bile göğüslemek zorunda kalmıştı.

Dolayısıyla KKTC’nin ilanı, insan haklarına sahip çıkma uğruna bütün bu sıkıntılara katlanmayı göze alışın simgesi olarak Ada Türklüğü kadar anavatanın da geleceğe güvenle bakabilmesi için her zaman birlikte ve ortaklaşa düşünülmesi gereken bir olaydır.

Kıbrıs Türkleri 30 Ağustos’ları ve 29 Ekim’leri bizlerle birlikte kutlamıyorlar mı? Girne Çıkarması ile KKTC’nin ilanını bizim de anmamızdan daha doğal ne olabilir?

Kaldı ki bu tür birlikte anmalar Kıbrıs davasını unutmak ve unutturmak isteyenleri uyarmak açısından da yararlı olabilir.

Herhalde fark etmişsinizdir öyleleri hâlâ var. Başlangıçta AB’ye tam üye olma hevesinin estiği günlerde, Annan Planı’na sokuşturulmak istenen bir KKTC’nin öz kimliğini nereye kadar ve nasıl sürdürebileceği tam kestirilemiyordu. Plan çöktükten sonra da, barışçılığı ve insancıllığı sadece Rumlarla kaynaşmakta görenler bir türlü tükenmiyor. Oysa kendi kimliğini sürdürerek güney komşusuyla yan yana dostça yaşamayı “karşılıklı saldırmazlık ve iyi komşuluk paktı”yla sürdürmek diye de bir çözüm var. Kıbrıs Türk’ünün geçmişine yakışan ve geleceğine yarayacak olan da o.

Cumhuriyet

Orhan Birgit: İsrail Filistin’in Kalbini Döverken


Benden dostlara tavsiye.

Kendisine ters gelecek kimselerdenseniz, sakın ola Başbakan’ın görüş alanına adım atmaya kalkışmayın.

Üç gündür İsrail ordusunun en acımasız topları, Gazze’yi aralıksız olarak döverken yerkürede yaşayan irili ufaklı ne kadar devlet varsa, bu “özel durum”u sadece izlemekle vakit geçiriyor.

Buna, AKP iktidarının yönettiği Türkiye de dahildir.

Özel durum, Tel Aviv’in Hamas’ın askeri kanadı İzzettin el Kassam tugaylarının komutanı Ahmed el Caberi ile birlikte 6Filistinlinin katledilişine verdiği ad! Katil olayına hak verdirtmeyi sağlamak için dış dünyaya karşı bulunmuş bir gerekçe!

Saldırının Netanyahu’nun ocak ayında yapılacak genel seçimlerde başarı kazanması amacıyla düzenlendiğini söyleyenlerin yanı sıra; başka yorumcular da Gazze’ye yapılan hava akınlarının İslam âleminin Hicri Yılbaşısı olan 1 Muharrem 1434 ile örtüşmesine de özellikle dikkat çekiyorlar.

İsrail hükümeti, bölgeye kalıcı barış getirmek için “10 yıldır terörist faaliyetler içinde bulunan” El Caberi’nin hedeflendiğini bir savunma silahı olarak kullanıyor.

Hava ve denizden yapılan bombardımanların başlamasının da çağımızın en etkili iletişim silahı olan internetin en yeni yöntemlerinden birisi olan Twitter ile yapılmış olmasıdır.

Meraklıları için söyleyeyim:

İsrail makamları 140 harf içine sığdırmışlar Twitter’daki duyurularını!

Haydi, Sayın Erdoğan’ı daha da hiddetlendirecek bir duyumu da dünküRadikal’den aktararak biraz daha yaygın hale getirmiş olayım:

Bu saldırı organizasyonuna “Bulut Sütunu”adını takan Tel Aviv’deki yetkililer Tevrat, İncilve Zebur’u kaynak gösteriyorlarmış.

Kitabın “Çıkış” bölümünde “Tanrı’nın Yahudilerin gece gündüz ilerlemeleri için bir bulut sütunuyla düşmana karşı koruduğuna”değin yaygın bir inanç paylaşılıyormuş!

“Rab, gündüz bulut sütunu ile bu yürüyüşü gizlerken, geceleri de ateş sütunu ile onlara ışık vererek yol gösteriyormuş!”

İkisi çocuk 18 Filistinlinin ölümü ile sonuçlanan önceki günkü saldırılar hakkında“Bu daha başlangıç. Devamı daha şiddetli olacak” diyen İsrail’e karşı bir zamanlar ünlü“One Minute” seslenişi ile ün yapan Erdoğan, henüz ağzını açmış değil. (15 Aralık Saat 15.00 itibarıyla)

Ankara’nın tavrı Dışişleri Bakanı’nın İsrail’i kuru bir demeçle kınaması ile sınırlı kalmıştır.

BM Güvenlik Konseyi’nin önceki gün kapalı kapılar arkasında 90 dakika süren toplantısından ise kınama bile çıkmamıştır. Üstelik İngiltere ve ABD, bize inat yaparcasına Netanyahu hükümetine tam destek vermekten de geri durmamışlardır!

Başbakan Erdoğan’ın önceki gün partisinin il başkanları toplantısındaki hedefi ise Netanyahu değil, Kılıçdaroğlu’ydu!

Neymiş?

Gücü gücü yetene atasözümüzü unutmamamız gerekiyormuş!

***

İlgi duyan okurlarım için: Anılarımın 1968’den bugünlere uzanan bölümünü içeren “Kalbur Saman İçinde” adlı kitabım Doğan Kitap Yayınları’ndan çıktı.

Cumhuriyet

Özgen Acar: Başkanın Kadınları!


Bir zamanlar ABD’de dönen siyasal dolapları anlatan “Başkanın Adamları” kitabı en çok satanlar arasındaydı. Şimdilerde ise yeni kaleme alınması beklenen “Başkanın Kadınları” kitabının tüm satış rekorlarını kıracağına inanılıyor.

Bu kez kitaba ABD Başkanı değil, “Merkezi Haberalma Örgütü (MHÖ)” Başkanı David H. Petraeus’un “kadınları” konu oluşturacak. Kitabın MHÖ’nün gizemli dünyasını örten perdeyi aralayacağı ve evlilik dışı cinsel ilişkileri de içereceği için daha fazla satacağı öngörülüyor.

6 Kasım Salı günü Amerikan halkının sandığa gittiği günün akşamı ABD güvenliğinden bir yetkili MHÖ Başkanı’na kötü bir haber verdi. Bir kadın ile yaşadığı evlilik dışı ilişkiden dolayı istifası öneriliyordu. 37 yıldır evli olduğu, üç çocuk annesi eşi Holly’yi (60) aldatmakla kalmamış, sevgilisine bazı “devlet sırlarını” da açıklamıştı!

7 Kasım Çarşamba günü emekli Orgeneral Petraeus’un 60. yaş günüydü. Bu önerinin gölgesinde doğum günü nasıl kutlanacaksa MHÖ Başkanı da öylesine kutladı.

9 Kasım Cuma günü de örgütüne gönderdiği mektupta “evlilik dışı bir ilişkiye girdiği, sağduyusuzluk örneği gösterdiği için istifa ettiğini” açıkladı. Olay seçimden önce açıklansaydı Barack Husein Obamaseçilemeyebilirdi!

Basın, Petraeus’un ilişkide bulunduğu kişininPaula Broadvell (40) adlı iki çocuk annesi, evli bir kadın olduğunu duyurdu. Kadın, Petraeus ile Afganistan’da görevli iken oraya gidip çeşitli söyleşilerden sonra “All in (Hepsi içinde)” adıyla generalin yaşamöyküsünü kitaplaştırmıştı.

Petraeus, Irak’ta görev yaparken 2003’te Süleymaniye’de Türk askerlerinin başına çuval geçiren Amerikan askerlerinin komutanıydı. Sonrasında Afganistan’a atanmış, Nisan 2011’de de “MHÖ Başkanı”yapılmıştı.

Broadvell-Petraeus ilişkisinin 2009’da başladığı söyleniyor. Eğer bu tarihin doğruluğu saptanırsa “askeri üniformalı Petraeus” olarak yargılanabilir, emekliliğinden sonra ise “adli suç” kavramına girmeyeceği için yargılanamayacak!

Bir gün Petraeus’lar, Broadvell’ler ile bir aile toplantısındayken, bir başka evli kadın Jilly Kelly (37) ve eşi de oradaydı. Bayan Kelly, Bay Petraeus’un yanında oturuyordu.

Bayan Broadvell kıskançlıktan belki tırnaklarını yiyordu. Çünkü Bayan Kelly’nin masa altından Bay Petraeus’un bacağını okşadığını görmüştü!

Ertesi günü Bayan Broadvell, Bayan Kelly’ye internetten “masa altı oynaşısını gördüğünü, erkeğinden uzak durmasını” bildiren ileti gönderdi. İletileri ile rakibesini tacizi sürdürdü!

Bayan Kelly, “tehdit edildiği için” Federal Soruşturma Dairesi’nden (FSD) korunmasını istedi. Bayan Kelly’ye gelen iletiler incelendi. Bilgisayarına 21 Ekim’de el konulan Bayan Broadvell, “evlilik dışı ilişkisini” kabul etti.

Bayan Broadvell ile Bay Petraeus’un ortak“gmail” adresleri ortaya çıktı. Aralarındaki iletişimler okununca “evlilik dışı ilişki”saptandı. Bu arada garip bir olay yaşandı. Soruşturmayı yürüten ajan, Bayan Kelly’ye internetten çıplak bir resmini gönderince görevden uzaklaştırıldı.

Bayan Kelly, aile dostu Petraeus ile ilişkisinin “platonik” olduğunu söyledi. Kelly’lerin şampanyalı partiler verdikleri, kredi kartı borçlarından dolayı bankalarca dava edildikleri basında yazıldı.

Bayan Kelly, Petraeus ile “cinsel” değil“platonik” bağlantısı olduğunu açıkladı. Basın, Bayan Kelly’nin Afganistan’daki ABD Komutanı General John Allen ile “evlilik dışı ilişkisini” belirledi. Allen’in Avrupa’daki ABD komutanlığına atanması askıya alındı.

Başkan Obama, “General Petraeus’un ABD’ye olağanüstü hizmetlerini” takdir etmekle birlikte istifasını kabul etti. Ancak Libya’da öldürülen ABD büyükelçisi konusundaki MHÖ’nün zafiyetinden dolayı Petraeus’un ifade vermesi bekleniyor.

Bakalım “Başkanın Kadınları” kitabını kim yazacak?

Çeşitlemeler!

Bu tür olaylar son 50 yıldır basına bolca yansıdı.

Başkan John F. Kennedy ve kardeşi Robert’ın ilişkilerinden sonra ünlü sinema sanatçısıMarilyn Monroe intihar etti…

Başkan Bill Clinton, stajyer Monica Levinskyile Oval Oda’da yaşadığı olayı önce inkâr, sonra kabul etti.

İngiltere’de 1960’ların başında Savunma Bakanı John Profuma’ın 19 yaşındakiChristine Keeler ile ilişkisi ilginçti. Christine, Rus Askeri Ataşesi Eugene İvanov’un da sevgilisiydi. Profuma istifa edip köşesine çekildi. Başbakan Harold MacMillan’ın seçimi kazanamadı.

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy,Cecilia ile evli iken Carla Bruni ile birlikte oluyordu. Eşi de Nev York’taki reklamcı sevgilisi Richard Attias ile yaşıyordu. Sonrasında boşanan çift sevgilileri ile evlendi.

Kendisine evlilik dışı 4 çocuk veren siyasacı“yaşam arkadaşı” Segolene Royal, bugünkü cumhurbaşkanı François Hollande’ı, gazeteciValerie Trierveiler ile ilişkisinden dolayı evden kovmuştu. Valerie, şimdi Hollande’ın “yaşam arkadaşı-başkadını” olarak sarayda yaşıyor.

Fransa Adalet Bakanı Rachida Dali, “babası bilinmeyen bir çocuğa hamile” olduğunu açıkladı. Aynı dönemde sekiz erkeği “idare ettiği” bildirildi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Savunma Bakanı Anatoliy Serdyukov’u görevden aldı. Bakanın eşi, Serdyukov’un, bir şirketin yöneticisi Yevgenya Vasilyeva ile“evlilik dışı ilişkisi” ve 100 milyon dolarlık yolsuzluğunu ihbar etmişti. Yevgenya’nın evine yapılan polis baskınında Bakan da oradaydı. Evdeki 1 milyon dolar değerinde çeşitli mücevherlere el konuldu.

Üç çocuk babası, evli İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’den söz edecek değiliz!

Eski Başbakan Adnan Menderes’in, o tarihte 25 yaşında, evli olan ünlü soprano Ayhan Aydan’ı iki kez hamile bıraktığı ve ayrıca yazar Suzan Sözen ile ilişkileri Yassıada duruşmalarında ortaya çıkmıştı…

Cumhuriyet

TÜRKİYE’DE 7 NÜKLEER DEPO VAR


Türkiye’deki tam 32 noktada NATO ve ABD varlığı var

The Washington Institute for Near East Policy‘in Temmuz 2012 sayısında yer alan ve Türkiye ile ABD ve NATO ilişkilerini masaya yatıran yazıda bir de harita yayınlandı. Haritada Türkiye’deki ABD iletişim merkezleri ve nükleer silah depoları ile NATO üsleri ve radarları işaretlendi.

(İLGİLİ BELGE) HARİTA İÇİN TIKLAYIN
NATO ve ABD, Akdeniz Bölgesi‘ne ilgi göstermez iken Türkiye’nin İran sınırında da herhangi bir tesis olmaması dikkat çekiyor.

Radar tesisleri ise ağırlıklı olarak Rusya ve ardından Bulgaristan sınırında yer alıyor.

İncirlik‘te hep olduğu söylenen nükleer silahların ise haritada gösterilmemesi dikkat çekici. Öte yandan Malatya Kürecik‘e kurulan NATO erken uyarı sisteminin haritada yer almadığı bunun nedeninin ise temmuz ayında henüz tam faaliyete geçmemesi olduğu öğrenildi.

Haritaya göre, 12 noktada sadece ABD iletişim merkezi; 11 noktada NATO erken uyarı sistemi; 2 noktada NATO hava üssü ve 7 noktada ise ABD nükleer silah deposu bulunuyor.

İŞTE NOKTA NOKTA TÜRKİYE’DEKİ ABD VE NATO VARLIĞI

Bulgar sınırında NATO erken uyarı sistemi

Lüleburgaz‘da ve İstanbul’da ABD iletişim merkezi

Bartın‘da NATO erken uyarı sistemi

Sinop ile Samsun arasında NATO erken uyarı sistemi ve ABD iletişim merkezi,

Ordu’nun Perşembe ilçesinde ABD iletişim merkezi ve ABD füzeleri ile nükleer saldırı izleme merkezi,

Rize’nin Pazar İlçesi‘nde ABD iletişim merkezi ve ABD füzeleri ile nükleer saldırı izleme merkezi,

Erzurum‘da ABD füzeleri ile nükleer saldırı izleme merkezi ve ABD nükleer silah deposu,

Erzurum Kargapazarı‘nda ABD füzeleri ile nükleer saldırı izleme merkezi,

Diyarbakır‘da ABD füzeleri ile nükleer saldırı izleme merkezi, NATO erken uyarı sistemi,

Diyarbakır’ın Pirinçlik İlçesi‘nde NATO erken uyarı sistemi,

Mardin‘de ABD iletişim merkezi ve NATO erken uyarı sistemi,

Malatya‘da ABD iletişim merkezi,

Malatya Erhaç‘ta ABD nükleer silah deposu,

Adana‘da ABD iletişim merkezi,

Adana’nin İncirlik ilçesinde ABD iletişim merkezi ve NATO Hava Üssü

Sivas’ın Şarkışla İlçesi’nde NATO erken uyarı sistemi,

Ankara’nın Elmadağ İlçesi‘nde ABD iletişim merkezi,

Konya’nın Çakmak İlçesi‘nde ABD nükleer silah deposu,

Ankara‘da ABD iletişim merkezi ve NATO erken uyarı sistemi,

Ankara Mürted‘de ABD nükleer silah deposu,

Eskişehir‘de ABD iletişim merkezi, NATO erken uyarı sistemi ve ABD nükleer silah deposu,

İzmir‘de NATO Hava Üssü ve NATO Merkez Bürosu,

İzmit‘te ABD iletişim merkezi, NATO erken uyarı sistemi ve ABD nükleer silah deposu,

İzmit’in Karamürsel ilçesinde ABD iletişim merkezi ve NATO erken uyarı sistemi,

Balıkesir‘de ABD nükleer silah deposu.

TOP SECRET : DHS-FBI Bulletin: Cyanide Awareness


DHS-FBI Bulletin … Cyanide Awareness.pdf

TOP SECRET : Minnesota Police Investigation of Officers Providing Drugs to Occupy Protesters


DÖKÜMANI İNDİRMEK İÇİN BURAYI TIKLAYIN.

BARIŞ DOSTER: ABD Bağımlısı Olmanın Bedeli


Tarihten ders almamanın, balık hafızalı olmanın sonuçlarıdır bunlar. Irak’taki Kürt bölgesinden sonra, Suriye’de de bir Kürt bölgesi oluşması için, aksini söylese de, elinden geleni fazlasıyla yapan dış politika sayesinde, başımız daha çok ağrıyacak.

Birlikte anımsayalım. Suriye’den atılan top mermisinin topraklarımıza düşmesi, yurttaşlarımızı öldürmesi sonrasında Türkiye, angajman kuralları çerçevesinde, eskilerin deyimiyle mütekabiliyet, yani karşılıklılık ilkesi uyarınca, anında yanıt vermişti. TBMM’den askeri müdahale için tezkere çıkarmıştı. Ancak Türkiye bu tutumu, 2003’te Süleymaniye’de askerimizin başına çuval geçirildiğinde almamıştı. O olay sonrasında ABD’ye nota verilip verilmeyeceğini soran gazeteciyi eş başkan “Ne notası, müzik notası mı?” diye terslemişti. Gül de “Büyük devletlere nota verilmez” demişti. Yani, eş başkanın benzetmesiyle büyük devlet değil, butik devlet olduğumuzu ima etmişti, anlayana.

Türk topraklarına düşen bombanın, Suriye ordusu tarafından değil, Suriye ile Türkiye’yi savaştırmak isteyen Suriyeli teröristlerce atıldığını yazdı Alman basını geçenlerde. ABD’deki etkili çevreler de ısrarla, Türkiye’nin tek başına savaş açamayacağını, eş başkan ve hariciye vekili dışında pek kimsenin buna gönüllü olmadığını, dahası Türkiye’nin bir savaşa gücünün yetmeyeceğini, tek yapabildiğinin konferans üstüne konferans düzenlemek olduğunu söylediler o günlerde. Haklıydılar. Ne de olsa Türk siyasetini, ekonomisini, ordusunu herkesten iyi biliyor, tanıyorlardı. Eş başkanın fedaisi ve de erkânı harbiye umum reisinin yumruğu da havada kaldı.

Türkiye bu dönemde giderek yalnızlaştı. Rusya, İran ve elbette Çin’in konumlarını gözetmeden yaptığı hesaplar tutmadı. Ve işin, Irak’ın kuzeyinde bağımsız Kürt devletinin ilanıyla noktalanacağı anlaşıldı. İç siyaset buna göre şekillendirildi zaten. En son anadilde savunma ve büyükşehir yasasında olduğu gibi, yasal düzenlemeler yapıldı. Bir zamanlar eş başkanın Arap sokaklarındaki ününü dilinden düşürmeyen hariciye vekili, İslam ülkelerindeki halkların, Esad rejimine karşı olsalar bile, Suriye’ye yönelik bir dış müdahaleyi asla onaylamayacaklarını öngöremedi. Türkiye, ısrarla Suriye’ye müdahale edilmesini isteyen taraf olarak öne çıkmanın bedelini ödemeye başladı. İşi Şam’da Cuma namazı kılmaya kadar vardıran eş başkan sayesinde Suriye meselesinden doğan ekonomik kayıp 25 milyar doları buldu. Uçuşa yasak bölge, tampon bölge, güvenlik şeridi, insani koridor gibi aklına gelen her şeyi söyleyen Türkiye, hiçbir hedefine ulaşamadı.

Başından bu yana Türkiye’nin Suriye’ye müdahale etmesinin zorluklarına dikkat çekenleri dinleseydi Türkiye, bu kadar ağır bedel ödemez, itibar erozyonu yaşamazdı. Ankara’nın Şam’ı sürekli tehdit etmesi, gücünün değil güçsüzlüğünün kanıtıydı. Tek başına bir şey yapamayacağının, dahası yapmak da istemeyeceğinin göstergesiydi. ABD bile, Suriye’ye yönelik bir müdahalede öne çıkmaktan çekinirken, uluslararası bir güç oluşturmak neredeyse imkânsızken, gereksiz vaatler, talepler ve tehditler Türkiye’nin inandırıcılığını, caydırıcılığını azalttı. Washington’a fazlasıyla bağımlı olmak, ABD ve AB’nin güçsüzlüğünü görmemizi engelledi. Suriye konusunda küresel mutabakat oluşmadığını fark edemedik. Kimsenin Rusya, Çin ve İran’ı karşısına almak istemediğini anlayamadık.

Kaldı ki Türk halkı da ikna olmadı Suriye meselesine. Suriye sularında düşürülen jete, topraklarımıza düşen bombaya şüpheyle yaklaştı. Suriye’nin değil, Suriye’de rejimi devirmek isteyenleri destekleyen Türkiye’nin hatalı olduğunu düşündü çoğunluk. Hem Suriye’nin parçalanması, bölünmesi, işgal edilmesi için çabalayıp, hem de Suriye’nin dostu olunamayacağını gördü. Suriye’de bir Kürt özerk bölgesine karşı çıkarken, bunu bir askeri müdahale sebebi sayarken, Irak’ın kuzeyindeki Kürt bölgesinin bağımsız olması için var gücüyle çalışılmasını çelişki, tutarsızlık olarak algıladı. Canının derdine düşen Suriye’deki rejimin, Türkiye’yle savaşmak istemeyeceğini, Türkiye’nin müdahalesine gerekçe oluşturacak adımlardan özenle kaçınacağını kavradı. Beşar Esad’ın, Suriye konusunda Ankara’yı eleştiren Türklerin bu kanaatini ters yönde değiştirecek işler yapmayacak kadar akıllı bir lider olduğunu saptadı.

Türkiye yıllar önce benzer bir hatayı Birinci Körfez Krizi’nde yapmıştı. Turgut Özal, ABD ile birlikte Irak’a girmeyi savunmuş, “bir koyup üç alacağız” demişti. Türkiye’nin kaçın kaçını aldığı, kısa sürede anlaşıldı. Daha vahimi, ABD gelip sınır komşumuz oldu. Her seferinde TBMM’den geçen tezkere ile görev süresi uzatılan Çekiç Güç himayesinde PKK gelişti. Irak’ın kuzeyinde Kürdistan’ın temelleri atıldı. Barzani hızla güçlendi. Kürt Özerk Bölgesi’nin altyapısı o dönemde kuruldu.

Ve gelinen noktada bu bölgede şöyle bir tablo çıktı ortaya:

Irak’taki Kürt bölgesi, özerklikten öte bağımsızlığa doğru koşar adım gidiyor. Barzani yakınlarına bağımsızlık ilanı için 2014’ü beklediğini söylüyor. Türkiye, Barzani’nin bağımsızlığını tanımak için yeni anayasayı ve başkanlık sistemini bekliyor. Bu amaçla idari, siyasi, iktisadi, askeri, hukuki, psikolojik, toplumsal, kültürel altyapı büyük ölçüde hazırlandı. Buna direnecek güçlerin kolu kanadı kırıldı. Önemli bölümü düzmece davalarla hapse atıldı. Suriye’de de bir Kürt özerk bölgesi senaryosu dillendiriliyor. ABD diplomasisinde önemli bir mesaj verme biçimi olan, görüşme yapılan liderle birlikte fotoğraf çektirmek, yani verilen değeri göstermek, (birlikte fotoğraf verilmezse ilişkilerde sorun var demektir) Barzani için defalarca uygulandı. Eş başkana ise Obama, elindeki beyzbol sopalı fotoğrafla mesaj verdi.

Sonuçta “idealist diplomasi”, “halka yakın dış politika” gibi hayatta karşılığı olmayan kavramlarla konuşmanın bedelini ödüyoruz. Çünkü bu lafları edince bize, Sudan’da El Beşir’e niçin destek verdiğimizi soruyorlar. Libya’nın eski lideri Kaddafi’nin elinden önce insan hakları ödülü alıp, sonra da onun devrilmesi için nasıl da çabaladığımızı anımsatıyorlar. Beşar Esad’a önce “kardeşim, dostum” deyip sonra da onu “eli kanlı zalim diktatör” olarak nitelemeyi nasıl açıkladığımızı merak ediyorlar. Türkiye’nin hedefleri ile sert gücü (askeri gücü) ve yumuşak gücü (ekonomik, politik, toplumsal, kültürel, bilimsel, teknolojik gücü) arasında uyum olup olmadığını sorguluyorlar.

Şunu görmek gerekir. Barışı tutan el silahtır. Onun caydırıcılığı olmadan, silahlı kuvvete dayanmadan yumuşak güç tek başına yetersiz kalabilir. Japonya ve Almanya bunun örnekleridir. Türkiye ne sert gücü ne de yumuşak gücü ile bölgesel güç olacak kabiliyette değildir. Devlet kapasitesi yetersizdir. Gerçeklerle niyetler, hedeflerle olanaklar arasında uçurum vardır. 1950’den itibaren ABD etkisine fazlasıyla girmenin (1960’larda kısa dönem için çok yönlü, dengeci politik arayışlara girilmiş, bunu 1971 muhtırası izlemiştir) bedelini ödemektedir.

İLK KURŞUN

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: