Kategori arşivi: istihbarat

AJAN/CASUS; POPÜLER MESLEK


Nurullah AYDIN

18 Şubat 2014-ANKARA

AJAN/CASUS; POPÜLER MESLEK

Gazetelerde, televizyonlarda, siyasi partilerde, sivil toplum örgütlerinde, üniversitelerde yeni bir uzman meslek grubu var.

Meslekler içinde yükselen değer; ajanlık/casusluktur.

Karanlık mahfillerde yetiştirilen sonrada dürüst namuslu yetenekli diye ülke yönetimlerine getirilen gizli işbirlikçiler, siyasi kimlikleri ile kıvırarak kitleleri peşlerinden sürükleyebilirler.

Bir de yüksek teknoloji ile donanımlı dinleme, takip izleme, delil üretme konularında eğitimliler vardır. Bunlar; masa başı ve saha elemanı ajanlardır.

Bunlar, içinizdedir, yanıbaşınızdadır.

Onlar her türlü iğrenç iddialarla yıpratma yöntemlerini uygularlar.

İşbirlikçilerce kendilerine dikte ettirilen plan program doğrultusunda hareket ederler.

Etki ajanı olarak tanımlanan bu tiplerin yaptıkları nedir?

Bu ya gazete, ya Tv, ya da internet üzerinden olabildiğince iftira atarak gerçekleri tersyüz ederek, saptırarak, itibarsızlaştırmak ve güvensizlik aşılamaktır.

Bunun içinde hemen karalama yoluna giderler. Ellerinde yıpratmak için başka malzeme olmayınca var olan zehirini kusarlar.

Etki ajanlarının emrinde oldukları merkezin amacı; halkı aydınlatacak açıklamalar yapılmasın, yazılar yazılmasın, hiç kimse okumasın, hiç kimse aldatıldığının farkına varmasın, kendisinin aldatıldığının da kimse farkına varmasın. Ajanlığını da kimse bilmesin.

Etki ajanları; genellikle içten gruplarda çalışırlar. Amaçları güvensizlik aşılamaktır.

Suçlayacak herhangi bir şey bulmayan işbirlikçi ajanların bir görevi de internet fareliğidir. Onlar her türlü teknik araç gereçle de dinlerler, tarama yaparlar kim etkin, kim saygın, onu hedef haline getirirler.

Ajan/casus ya da fareler; gerçekleri çarpıtmakta eğitimlidirler.

Hırsızlığı yolsuzluğu istismarcılığı yapanları aklamak paklamak bunların bir diğer temel görevidir. Bir diğer görevi ise; efendilerin direktifi olan yıprat talimatını uygulamaktır.

Dürüst, namuslu, ahlaklı saygın kişiler hakkında iğrenç iftiraları vardır. Ve o kişilerin kimlerin adına hareket ettikleri, neden yıpratmak suçlama yolunu seçtikleri açık değil mi?

Yalancılıklarının ve hırsızlıklarının bilinmesini ve öğrenilmesini istemeyen korkanlar kendilerini güçlü göstermek çabasında olabilirler.

Kompleksli kişiler; ciddiye alınmayan kimliklerine dikkat çekmek ve ciddiye alınmak için her türlü iğrenç iftiraları da atmaktan çekinmezler.

Etki ajanlarını bilmek, anlamak, tanımak gerekir.

Çamur at izi kalsın anlayışında olan bu tiplerin zehirini, tersine şırınga etmekte her duyarlı kişinin yapması gereken durumdur.

Bu tip işbirlikçi tipleri, muhatap almak, cevap vermek gibi bir seviye düşüklüğü olur.

İşbirlikçi ajanın amacı; polemik yaratmaktır. O önce suçlar, tartışma alanı yaratmaya çalışır. Seviyesizliğinin ve adiliğinin paylaşılmasını ister.

Bu tip işbirlikçi ajanlara dikkat.

Etki ajanları yanı başınızdadır.

Tanıdığınız biri de olabilir.

Günün Sözü: Dinleyen de dinlenir. Yanıltan da yanılır.

1 yaz.docx

YENİ TÜRKİYE’DE SİYASET VE YARGI


Nurullah AYDIN

15 Şubat 2014-ANKARA

YENİ TÜRKİYE’DE SİYASET VE YARGI

Suç’un, ahlak’ın, adalet’in, hak’kın, milli irade’nin, demokrasi’nin anlamları değişiyor.

İslamcısı, tarikatçısı, dincisi, dinsizi, sosyalisti, ulusalcısı, Atatürkçüsü, muhafazakarı, ırkçısı, milliyetçisi, ülkücüsü, demokratı, liberali, döneği, herkesin kafası karışmış durumda.

Demokrasi deniliyor; meclis suçlular meclisine dönüşüyor.

Hukuk devleti deniliyor; hukuk yandaşa göre anlam kazanıyor.

Adalet deniliyor; yandaşa karşıta göre adalet deniliyor.

Bürokrasi deniliyor; yandaşlığa dayalı yeni bürokratik yapılanma sürüyor.

Medya deniliyor; her olaya zıt görüş ortaya koyan ikicilikli anlayış ortaya çıkıyor.

Her gün yalan söyleniyor, olaylar çarpıtılıyor. Yaşa varol deniliyor.

Kim demokrat, kim baskıcı?

Kim doğruyu söylüyor, kim yalan söylüyor?

Kim gerçeği açıklıyor, kim yanıltıyor?

Kim haklı kim haksız?

Kim terörist, kim vatansever?

Halk dinli dinsiz diye etnik ve mezhep ayrışmasına yönelmiş hala birlik diyorlar.

Deniyor ki siyasetçiyi, seçilmişi, halk sandıkta ancak ve ancak cezalandırabilir onun dışında o yargılanamaz, hesap veremez.

Kanunlar çıkarılmış, Meclis şu kadar süre çalışmış, kime ne? Sana ne, bana ne?

Meclis; suçluların birbirini koruyup kolladığı, ayrıcalıklı kişilerin yer aldığı, dokunulmazlık zırhıyla donanmış, Birbirlerinin gırtlağına sarılan, burun kıranların yer aldığı yer.

Kimi suçlu gizli tanık olur, etkisizleştirilecek kişileri suçlama aleti olur.

Kimi suçlu ihale alamaz kimi suçlu ihale alır, milletvekili olur, davalar durur.

Kimi suçlu milletvekili olur, davalar durur.

Kimi suçlu yandaş olur, bürokrattır, kimse dokunamaz.

Kimi suçlu terör eyleminden dolayı tutuklanır, milletvekili olur, davalar durur.

Kimi suçu hırsızlık yapar, görev yaptı denir, korunur.

Kimi suçlu bağış adı altında rüşvet alır, bağış suç değil denir.

Deniyor ki reform paketleri ile yargıda düzenleme yapıyoruz.

Hırsızlığın, rüşvetin üzerine giden hakimi savcıyı polisi görevden alınırken, kanun adamı nasıl olur da; güçlü-etkili kişi ya da kişilerle ilgili hukuku işletebilir?

Hukuk devletinde Yargı’nın görevi; güçlüyü korumak, kollamak, garibanı ise susturmak ve sindirmek midir?

Güvencesiz kanun adamı, seyrediyor olan biteni. Arada sırada bir mankeni gözetim altına alır, gündemi meşgul eder. Çaresiz seyreder. Peki neden?

Soruyorum hukuk kimler için?

Bir tane siyasetçi, müteahhit, iş adamı, gazeteci, sanatçı ,bürokrat yargılanınca tutuklanınca hemen ayağa kalkılıyor, yargılanamaz tutuklanamaz deniliyor.

Cezaevlerine bakın. Yüz binin üzerinde cezaevinde kalanlar içinde kimler var?

Çeşitli gerekçelerle birçok kişi tutuklu, yargılanıyorlar.

Yaşanan gerçekler ortada iken bunların tartışılması yerine yıllar öncesinin konularını gündeme getirip tartıştırıyorlar.

İslam’ın ahlakı değerlerini altüst eden yeni İslamcıların etkili ve yetkili olduğu bir ülke.

Hırsızlığın, yolsuzluğun, rüşvetin, yalanın, talanın suç olmaktan çıkarılmak istendiği bir ülke.

Garip Türkiyem. Tüm bunlara rağmen; seçimde oyunu neden ve niçin kime verdiğini bilmeyen garip insanlar ülkesi. Daha çok soysunlar daha çok çalıp çırpsın daha çok kandırsınlar diye yalan söyleyenlere oy veren garibanlar. Müstehaklar mı desem bilmem ki?

Demokrasi; kimler için anlaşılmıyor mu?

Günün Sözü: Kişiye göre adaletsizlik yapılıyorsa felaket yakındır.

1 yaz.docx

İSLAMCILAR VE ŞEYTANIN ÖZELLİKLERİ


Nurullah AYDIN

8 Şubat 2014-ANKARA

İSLAMCILAR VE ŞEYTANIN ÖZELLİKLERİ

Kimler; hangi kimlikte, hangi düşüncede, hangi fikirde, hangi amaçta, hangi hedefte?

Herkesin kendine göre; farklı tehlikeli düşünce, fikir, akım grup algısı vardır.

Kim neden nasıl; korkar?

Kim neden nasıl; cesur ve yüreklidir?

Kim neden nasıl; her gün esip gürler, herkese posta koyar, ses getirir.

Kim neden nasıl; işine geldiği gibi konuşmayı iyi bilir.

Kim neden nasıl; işine gelmediğinde ağzını bıçak açmaz, ya da başkalarını konuşturur?

Her gün dinden imandan, ahlaktan, Allah ve peygamberden söz eden, din sömürüsü yapan, siyaseti devlet dairelerine, cami avlularına sokanlar, hırsızlıkları sahtekarlıkları açığa çıkınca bağırmaya, çağırmaya, terör estirmeye başladılar.

İktidar gücü ile mal servet için İslamcıların birbirlerine düşmesi kaçınılmazdır.

Çünkü İslamcılar; müminleri değil de, şeytanı rehber edinenlerin yolundan gidiyorlar.

İslam tarihi; Kur’an ve peygamber odaklı çizgi ile Müslüman görünen şeytanın dostları arasındaki mücadeleler tarihidir.

Mezhepler, tarikatler, cemaatler, gruplar yığınağı ilahi mesajı tersyüz etme örgütlenmeleridir.

İnanç, sevaplar, günahlar her bir din alimi denilen şahsın görüşüne göre farklılaşmıştır.

İktidar savaşında sahabelerin çoğu; fakir, hak yolun temsilcisi Hz. Ali ve oğlu Hüseyin’e karşı malın, servetin, şehvetin esiri Muaviye ve oğlu Yezid’n yanında yer almışlardı.

Şimdi de İslamcılar aynı çizgiyi sürdürüyorlar. Kardeş denilenler birbirlerine hakaretin her çeşidini yapıyorlar.

Kasetler; herkese karşı şantaj malzemesi olarak kullanılıyor.

Kaset işini ve telefon dinlemelerini kim örgütlüyor?

Zamanında karşıtları için kullandıkları belden aşağı kasetler şimdi kendi kendilerini vuruyor.

Yıllarca cahil yığınlarının desteğini almak için din edebiyatı yaptılar.

Örtü, türbandı.

Örtü, inanç sömürüsüydü.

Örtü; özgürlük talepleriydi.

Hak, hukuk, adalet onlar için istismar aracıydı.

Şimdi ise şeytanın müridleri olduğunun açığa çıkması üzerine her dinci grup bir bardak suda fırtına koparıyor.

İslam din’inin kutsal kitabı Kur’an’a göre şeytan’ın özellikleri;

1. Sinsi ve Yalancıdır: (İbrahim Suresi 22)

2. İnsanlara Korku Vermeye Çalışır: (Al-i İmran Suresi 175)

3. Müminlerin Arasını Bozmaya Çalışır: (İsra Suresi, 53) (Maide Suresi,91)

4. İnsanları Sözde Onlara İyilik Yaptığına İkna Etmeye Çalışır: (Araf 20- 21)

5. Allah’ın Adını Kullanarak Saptırmaya Çalışır: (Fatır Suresi, 5-6)

6. Yalan Vaadlerde Bulunur.-(İbrahim Suresi 22)

7. Kuruntulara ve Kuşkulara Düşürmeye Çalışır: (Nisa Suresi 119-120)

8. Fakirlik Korkusu Vermeye Çalışır: (Bakara Suresi 268)

9. Kibir Vermeye Çalışır: (Sad Suresi 74-75)

10.Gösteriş İçin İbadet Etmeye Teşvik Eder: (Nisa Suresi 38)

11.Duygusallık Telkini Yapar: (İsra Suresi 64) (Mümtehine Suresi 1-3)

12.Detaylara Daldırır: (Bakara Suresi 67-71)

İnsan suretinde içinde şeytan olanları tanıyın. Tanıyın da kim insan, kim mümin, kim şeytan fark edin. Ona göre de destekleyin veya karşı çıkın.

Günün Sözü: İnsan insan olduğunu anlarsa, insan insanlığını bilir.

1 yaz.docx

TARİKATLAR-CEMAATLER ÜLKESİ


Nurullah AYDIN

5 Şubat 2014-ANKARA

TARİKATLAR-CEMAATLER ÜLKESİ

Biat algısı, teslimiyet, kişiye tapınmanın kaynağı nedir?

Dünya’nın hemen her bölgesinde tarih boyunca bu sorunun cevabı aranmıştır. Felsefeciler, sosyologlar, psikologlar, antropologlar, arkeologlar, gökbilimciler, biyologlar, hukukçular, ideolojiler ve dinler farklı açıklamalar yapmaktadırlar.

Geçmişte olduğu gibi günümüzde de hemen her din’de gruplaşmalar vardır. Bunlara tarikat denilmektedir.

Tarik, Arapça yol demektir.

Tarikat da yol demektir. Tarikat, İng. Order, tariqa, dervish order, tariqat ).

Tarikat; yorum ve uygulama farklılıkları olan, bazı ilkelerde ayrılan Tanrı’ ya ulaşma ve onu tanıma yollarından her birine denir.

Tarikat; bir din içinde tasavvufa, gizemciliğe dayanan, inançta ve kimi ilkelerde birbirinden ayrılan, Tanrıya ulaşma, yollarından herbiridir.

Tarikat; Tasavvufa dayalı ve kimisi eski dinlerin kalıntılarını yaşatan, kimisi de şeriatın pek sert ve bencil yargılarını yumuşatmak gerekçesiyle oluşan türlü İslam öğretilerine verilen addır. Tarikatlarda istekli olanlara mürid deniliyor. Mürid isteyen demek, istekli demektir.

Tarikat ve cemaatler;

Aczmendi,

Ahi Tarikatı,

Bayramiyye tarikatı ,

Bektaşi (Hacı Veli Bektaşi),

Bedeviye (Ahmet El Bedevi),

Bahaiyye tarikatı (Mason),

Buhurilik,

Celvetilik-Celvetiye (Aziz Mahmud Hüdayi), Cerrahiler,

Çiçtiyye,

Desukiyye,

Dussukiye tarikatı, (İbrahim Dussuki) ,

Ebü’l Vefa el-Bağdadi,

Ekberiyye tarikatı ,

Erenköy Cemaati (Muradiye Vakfı),

Esedilik, Eşrefilik,

Fetullah Gülen Grubu,

Galibilik (Galip Hasan Kuşcuoğlu),

Gülşeniyye tarikatı,

Halvetîlik (Ömer Sıracettin Halveti), Halvetiyye tarikatı , Hüseynilik

Haznevilik (Nakşibendi tarikatının bir kolu, Muhammet Muta Haznevi),

Hiz-but tahrir,

İhlascılar (Enver Ören),

İskenderpaşa cemaati (Zahit Kotku, Esat Coşan, Nurettin Coşan),

İsmailağa cemaati (Önderi Mahmut Ustaosmanoğlu),

İcmalciler (Kadiri tarikatının bir kolu),

Kadirilik, (Kadiriye, KadiriyyeAbdülkadir Geylani),

Kalendirilik, Kübreviyye,

Kırkıncı hoca,

Melamilik,

Mevlevi, Mevleviyye, Mevlevîlik (Mevlana Celaleddin Rumi),

Menzilciler (Nakşibendi tarikatının bir kolu, Abdulbaki Erol),

Nakşilik, Nakşibendilik, Nakşibendiye tarikatı (Muhammed Bahauddin Nakşibendi),

Nasır-Nasırcılar, Nizariye (Haşhaşi),

Nurcular,

Oveysi İslam Sufizmi Okulu, (Veysel Karani),

Rifaiyye, Raufiyye tarikatı,

Rufailik, (Ahmet Er Rufai),

Ruşenniye, Rumilik,

Sadiye,(Seyit Sadeddin), Silsile-i Sadat,

Sünbüliyye tarikatı, Sühreverdiyye, Süleymancılar (Kemal Kaçar),

Şazeliyye tarikatı-Şazelilik,(Ebul Hasan Şazili),

Şabaniye(Halveti tarikatının bir kolu),

Universel Sufizm,(Hazret İnayet Han),

Uşakiyye tarikatı (),

Yahyalı Cemaatı (Nakşibendi tarikatının bir kolu),

Yesevilik,

Zeyniyye tarikatı,

Çağdaş dünya, iletişim çağı, bilgi çağı, internet çağı, siber çağ, dijital çağ dünyayı insanlığı sarmalarken, İslam ülkeleri neden çatışma kan vahşet bölgesi?

Neden İslam ülke aydınları; bilimde teknolojide, keşifte, buluşta yoklar? Açık değil mi?

Biat, itaat, İmam, İslam, mezhep, sünnet, tanrı, tarikat, tasavvuf, yöntem, zikir, şeriat, şeyh kelimeleri ile yüzyıllar öncesinin düşüncesine göre düşünmeye çalışan, yüzyıllar öncesinin ve yaşamına göre yaşamaya çalışan insanlar. Ve bunları istismar eden, hırsızlar yalancılar sahtekarlar, din istismarcıları.

Çağdaş dünya gerçekleri ve dogmalar, hurafeler, mitolojilerle düşünen ve yaşayan insanlar. İnsanlar bu ikilemi yaşıyor. Ancak ne olursa olsun aydınlanma serüveni devam ediyor.

Günün Sözü: akıldan, bilimden, sanattan uzak insanın gerçekleri idrak etmesi zordur.

1 yaz.docx

GİZLİ DÜNYA DEVLETİ VE EMRİNDEKİLER


Nurullah AYDIN

2 Şubat 2014-ANKARA

GİZLİ DÜNYA DEVLETİ VE EMRİNDEKİLER

Tek bir dünya, tek bir yönetim, tek bir düzen özlemi her zaman varolmuştur. Bu uğurda mücadele eden liderler, din adamları, ideologlar olmuştur.

Çağımızda dünya’yı tek merkezden yönetmede önemi aşama kat eden gizemliliği koruyan güçler; kapalı örgütlenmeleri yenilerken, açık örgüler olarak; BM, Unesco, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü, IMF, İLO gibi kuruluşlarda yapılanmıştır.

Gizlilik, İtaat ve Konulan Kurallara kesin bağlılık; üç temel ilke kabul edilmiştir

Bu üç temel ilke ile yürütülen faaliyetlerde semboller yer alır.

Bu sembollerin manasını en üst dereceye ulaşmış kimseler tam olarak bilir.

Dünya para birimi Dolar’ın Ehram’ının üzerine Annoit Koektist sözü vardır. Anlamı zafere ulaşıldı demektir. Gizli Dünya Devleti; Dolar’ı dünya parası yapmakla ve kendi ehramını bu paranın üzerine yerleştirmekle kendisini zafere ulaşmış addetmektedir. Piramidin altındaki Novus Ordo Se clorum sözü ise Yeni Dünya Düzeni demektir.

Piramit’in alt kısmına gelince; 1776 tarihi bilinenin aksine ABD’nin bağımsızlığını kazandığı 1776 münasebetiyle değil Adam Weisshavst tarafından ilk mürşitler locasının 1 Mayıs 1776 da kurulmuş olmasındandır.

Piramidin en altındaki birinci basamağı; Humanismus yani tüm insanlığı ifade etmektedir. Böylece bu piramit insanlığı nasıl kontrol ettiğini belirtmektedir.

Piramidin en alttaki insanlığın kademelerini; 3 grupta toplamak mümkündür.

1. Halkın içine giren ve üstekilerin emirlerini uygulayan saçaklar:

– Rotary, Lion, Diner, Propeller, YMCA

– Mavi önlüklüler

– Önlüksüz masonlar

2. Ucu gözüken, büyük kısmı gizli olan kademeler: Bunlar 5 basamak halindedir.

– B’NAİ B’RITH, Bilderberg teşkilatları: görünen en yüksek idari aşamasıdır.

– Büyük Şark Locası: (Fransız mason locası)

– Rusya mason locası)

– İskoç Locası Teşkilatı: 1.33 (İngiliz mason locası)

– York Locası teşkilatı: (Alman mason locası)

3. Hiç gözükmeyen gizli kademeler: Bunlarda 4 basamaktır.

– RT: En üst gizli basamak 3 Kabbalistten oluşan en üst komuta kademesi)

– 13’ler meclisi

– 33’ler meclisi

– 300’ler klubü Sanhedrin (En üst yönetim meclisi)

En alttaki insanlık ile beraber bu basamaklar 13 kademeyi oluşturmaktadır. Hıristiyanların aksine 13 rakamı Siyonizm’de uğurlu sayılmaktadır.

Piramidin en üstteki üçgen içindeki göz: Bu sembol nihai gayeyi temsil eder. Bu gaye; Lüzifer, yani Mason ilahının gözü! Bu göz ”Allah her şeyi görür” gerçeğinin karşısında bizim ilahımızda her şeyi görür, hatta her şeyi daha iyi görür iddiasını temsil etmektedir. Bu göz Lüzifer yani şeytan’ın gözüdür. Eğik bakmaktadır ve şaşıdır. Masonlar birbirleriyle tanışmak için bu parolayı kullanırlar. Bir araya geldiklerinde tokalaşırken bir yandan sağ ellerinin başparmağı diğerinin eline özel şekilde bastırmakla ve gözlerini eğik tutarak aşağıya doğru bakarlar.

Sanhedrin 300’ler meclisi

Sanhedrin üyeleri, Kabbala Eğitimi almış olan hahamların içinden seçilirler.

Bu gizli yönetim meclisi kadrosunun içinde genel yönetimi gözeten 70 Kabbalist haham, Genel Gözetim Meclisi olarak İsrail’de toplanırlar. Bu mecliste, bir eksilme olursa yerine yeni üyeleri seçmek yetkisiyle görevli 4 Haham bulunur.

Sanhadrin’deki Kabbalist Hahamlara bağlı olarak çalışan ayrıca bir yeminli 70’ler grubu vardır. ABD’de Rockefeller, İngiltere’de Rothschild bu Yeminli 70’ler grubu’ndadır. Yeminliler grubu bütün dünya ülkelerinde teşkilatlanmıştır.

Piramit’in Sanhadrin’in üst kademesi altındaki bütün kademeler bunlara bağlıdır. Gizli Dünya Devleti’ni teşkil etmek üzere Yeminli 70’ler grubu’na bağlı olarak diğer gruplarda yer alır.

33’ler Meclisi

Dünyada ki birçok siyasi ve ticari gelişmelerden sorumlu olan bu grup pek çok gizli protokoller gerçekleştirir.

13’ler Meclisi

13’ler Kraliyet Konseyi, en zengin ve güçlü ailelerden oluşur. Dünya’yı 300’ler Komitesi’ne verdikleri emirler doğrultusunda yönetmeye çalışır.

Siyasi partiler’de, iş dünyası’nda, medya’da, bürokrasi’de, üniversiteler’de, kim kimdir?

GünüN SözÜ: Oku, gez, düşün anla değerlendir kanat sahibi ol.

1 yaz.docx

İSLAMCILARDA SERVET TUTKUNLUĞU


Nurullah AYDIN

29 Ocak 2014-ANKARA

İSLAMCILARDA SERVET TUTKUNLUĞU

Servet sahibi olmak insanlığın tutkularından biridir. Her toplumda servet tutkunlarıvardır.

Tarih boyunca; birçok krallıklarda, imparatorluklarda servet sahipleri oluşmuş, devleti yönetmişlerdir. Lüks ve şatafat, gösteriş, servet sahiplerinin servet sahibi olmayanlara yönelik baskı gücü haline gelmiştir. Ezenler ezilenler süreci böyle başlar

Dinler ve ideolojiler; zengin fakir uçurumunu gidermek için önemli ilkeler getirmiştir.

Ancak bu kez din istismarcıları; bir kılıfını bularak servet edinmeyi dinin esası görmüşler ve alt tabaka insanların da kaderlerine razı olmalarını telkin etmişlerdir. Telkine etmeye devam ediyorlar.

İslam dini de kutsal kitabında ve elçisinin tebliğinde; hak yemenin, adaletsiz olmanın, mal biriktirmenin felaketlere yol açacağı bildirilmiştir. Birçok kavmin bu nedenle helak olduğunu ilişkin hükümler, İslamcılar için anlam ifade etmiyor.

Paylaşmayı, ihtiyaçtan fazlasını dağıtmayı öngören, sadaka, fitre, zekat hükmünü getiren İslam dinidir.

Yetim hakkı yenilmemesini öneren, hırsızlığa, sahtekarlığa, dolandırıcılığa, talana yasak koyan İslam dinidir.

Ne yazık ki İslam’ın temel ilkeleri; İslam’ı temsil ettiğini ileri sürenlerce, temsilcilerince tersyüz ediliyor.

Her inandım diyen gerçek inanmış değildir.

İslamcı denilince akla; hırsız, yalancı, dolandırıcı, sahtekar, kafa kesen, katliam yapan kardeşlik hukukunu çıkarı olduğu sürece paylaşan bozulunca hertürlü kin ve öfkeyle saldıran ucube tipler akla geliyor.

Türkiye böyle de, diğer İslam ülkelerinde ve İslam’ın doğduğu, nebi-elçinin İslam’ı tebliğ ettiği topraklardaki İslamcılar farklı mı?

Müslüman dünyanın birçoğunda açlık sefalet yaşanırken, servetlerine servet katan İslamcılar ne derece Allah’ın hükmüne göre yaşıyorlar?

Çıkarları için dönekliği, pişkinliği, yüzsüzlüğü, arsızlığı tercih etmekten utanmayan İslamcılar; saf, temiz, iyi niyetli müminleri aldatmaya devam ediyor.

Haktan, hukuktan, adaletten anlamayan İslamcıların; dillerinde yalan, yüzlerinde pişkinlik, midelerinde haram lokma vardır.

Dünyanın en zengin ülkesi ABD, Japonya, Çin, İsviçre gibi ülkeler değil. Dünyanın en zengin ülkesi Katar. Ortadoğu ülkeleri; en zengin kişileri ve aileleri de barındırıyor.

1) Abdullah bin Ahmad Al Ghurair & Ailesi, Birleşik Arap Emirlikleri: $3.1 milyar dolar

2) Taha Mikati, Lübnan: $3.5 milyar dolar

3) Necip Mikati, Lübnan: 3.5 milyar dolar

4) Majid Al Futtaim, Birleşik Arap Emirlikleri: $3.6 milyar dolar

5) Sulaiman Al Rajhi & Ailesi, Suudi Arabistan: $6 milyar dolar

6) Nassef Sawiris & Ailesi, Mısır: $6.5 milyar dolar

7) Mohamed Al Jaber, Suudi Arabistan: 7 milyar dolar

8) Mohammed Al Amoudi, Suudi Arabistan 13.5 milyar dolar

9) Joseph Safra, Lübnan 15.9 milyar dolar

10) Prens Al-Waleed bin Talal Suudi Arabistan 20 milyar dolar

11) İsviçre’de bankalarda milyarlarca doları olan cumhurbaşkanları başbakanlar.

İslam ülkeleri gerçeği bu. Afrika’nın yoksul İslam ülkelerindeki dramın nedeni ne?

İslam dünyasının kan gölü olması, vahşetin yıkımın katliamların arenası olması boşuna değil demek ki.

Müminler; İslam adına hareket edenlerin uygulamalarını sorgulamalıdırlar.

Müminlerin, münafıkların, fasıkların, İslamcıların kim olduğu bellidir. Belli olanlara kardeşlik hukuku diye bir kavramla bakılmaz, bakılmamalıdır.

Günün sözü; hak, adalet ve paylaşım, düşünen kanaat sahibi insanın yaşam felsefesidir.

>

1 yaz.docx

İSLAMCILARIN ÖZELLİKLERİ


Nurullah AYDIN

27 Ocak 2014-ANKARA

İSLAMCILARIN ÖZELLİKLERİ

İslam dini’nde; kutsal kitap Kur’an ve elçi peygamber buyrukları dürüst olmayı, namuslu olmayı, hak yememeyi, adaletli olmayı, paylaşmayı, Allah’tan başka hiçbir varlığa iman etmemeyi, itaat etmemeyi emretmesine rağmen, İslamcılar tam tersini yaparlar.

Görüntülerinde Müslümandırlar. Dillerinde dini kavramlar vardır. Ancak her türlü insanlık dışı davranışı, melaneti meşru kabul ederler.

İslamcılar için günah olmayan özellikler şunlardır;

Adaletsiz olmak

Biat etmek
Biat etmeyeni süründürmek

Cariye edinmek

Dedikodu yapmak

Dönek olmak

Fesatlık çıkarmak

Gammazlamak

Gösteriş yapmak

Hak yemek

Haram yemek

Hırsızlık yapmak

Hile yapmak

İhanet etmek

İkiyüzlü olmak

İnsanı katledip ciğerini yemek

Kafa kesmek

Katletmek

Kumpas kurmak

Küçük kız çocuğu ile evlenmek

Lidere tapınmak

Mal biriktirmek

Münafıklık yapmak

Nankörlük

Riya göstermek

Tuzak kurmak

Yalakalık yapmak

Yalan söylemek

Yolsuzluk yapmak

Bu özellikleriyle İslam adına İslam’ı istismar eden İslamcılar, Müminlerden ayrılırlar.

Müminler; İslamcıların tam tersi özelliklere sahiptir.

O müminler ki; Yaratılanı yaratandan dolayı severler, hoş görürler.

O müminler ki; Her canlıya şefkatle bakarlar, yardımseverdirler.

O müminler ki; Hak yemez, haksızlık yapmaz, kimseyi kırmazlar.

O müminler ki; Ayrımcılık yapmazlar, bölücülük yapmazlar.

O müminler ki; Adaletlidirler.

O müminler ki; Paylaşımcıdırlar.

O müminler ki; Dürüsttürler

O müminler ki; Yalan söylemezler, Hırsızlık yapmazlar

O müminler ki; Zarar vermedikçe kendinden olana da olmayana da sevgi ve saygılıdırlar.

O müminler ki; İnsanın bedenen sonlu, ölümlü olduğu inancına sahiptirler.

O müminler ki; Akıl, bilim ve sanatın, yaşamı anlamanın temeli olduğu düşüncesindedirler.

O müminler ki; Okumanın kendini ve varlıkları öğrenmede temel ilke olduğunu bilirler.

O müminler ki; Çalışmanın temel ibadet olduğu anlayışındadırlar.

O müminler ki; Kendine, ailesine topluma insanlığa ve doğaya karşı sorumluluk içindedirler.

O müminler ki; İnsanlığın, uçan kuşlarıyla, dört ayaklı hayvanlarıyla, bitkileriyle doğanın bütünlüğüne göre dünyayı algılar, evrende yalnız olunmadığı bilinciyle hareket ederler.

İslamcıların İslam’a verdiği zarar, kötülük; hiçbir kimse, hiçbir güç tarafından yapılmamıştır, yapılmamaktadır.

Akıl, bilim ve sanattan mahrum bırakılan Müslümanların; İslamcı fasıklar, münafıklar güruhuna karşı uyanık olmaları gerekir. İçlerinde varolan iman ile bu tiplerden uzaklaşmaları gerekir. Zira ses çıkarmadıkları tepki göstermedikleri için bunların işlediği günahlar yüzünden saf ve temiz müminler de sorumlu olurlar.

Günün Sözü; İçten inanan ve yaşayan insanın hiç kimseye zararı olmaz.

1 yaz.docx

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: