POLİS GÜNÜ KUTLAMA MESAJI


Nurullah AYDIN

10 Nisan 2014-ANKARA

POLİS GÜNÜ KUTLAMA MESAJI

10 Nisan Polis Teşkilatı kuruluşunun 169’uncu yıl dönümü kutlu olsun.

1845 yılında kurulan, 169 yıldır çeşitli isimler altında kurumsal görevini yürüten polis teşkilatı’nın temel hizmet amacı, halkın huzur ve güvenini sağlamaktır.

Polis Teşkilatı; tüm mensupları ile halka hizmet eden bir kamu kuruluşudur.

Diğer kamu kuruluşundan farkı ise, bu hizmetlerini mesai mefhumu gözetmeksizin, yeri geldiğinde canı pahasına, her türlü coğrafi şartlarda eksiksiz ve adil olarak yerine getirmesidir

Ülkede huzur ve güven düzeninin sürekli kılınması için gece gündüz demeden çalışan Polis Teşkilatı; adalet, eşitlik, sabır, hoşgörü ve nezaket çerçevesinde çalışmalarını sürdürmelidir.

Polislik mesleği diğer mesleklerden daha farklı ve fedakarlık gerektiren bir meslektir. Ülkenin her noktasında güvenliği ve huzuru temin etmek ayrı bir sorumluluk gerektirmektedir.

Demokrasinin işlerliği, özgürlüklerin korunması ve adaletin tesisi de ancak istikrar ve huzur ortamının sürdürülmesiyle sağlanabilir.

Polis; vatandaş karşısında tarafsız olmalıdır. Polis yasadışı faaliyetlere karşı, yasaların kendisine verdiği görev alanı içinde taraf olmalıdır.

Polisin tarafı; anayasa, kanunlar, evrensel hukuk ilkeleri, insan hakları sözleşmeleri ilkeleri ve vicdanıdır.

Gücünü halktan ve kanunlardan alan Türk Polisi; görevini her zaman fedakarca yapmış, yapmaya da devam etmektedir.

Emniyet Teşkilatı’nda görev yapan teşkilat mensuplarının Polis Gününü bu duygu ve düşüncelerle kutlar,

şehit olan polislerimizi rahmetle, gazilerimizi saygıyla anar,

görevleri başındaki tüm polislerimize ve değerli ailelerine sağlık, başarı ve mutluluklar dilerim.

Reklamlar

Sayın CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU’NA GEÇMİŞ OLSUN MESAJI


Nurullah AYDIN

8 Nisan 2014 ANKARA

GEÇMİŞ OLSUN MESAJI

CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyı şiddetle kınıyorum.

Gergin geçen yerel seçimlerin akabinde yapılan saldırı, ülkemizin huzura, sakinliğe ihtiyaç duyulan bir süreçte olması endişe vericidir.

İçte ve dış odaklarca, ülkemizde ve bölgemizde çatışmacı bir ortam yaratılmak için hertürlü tahrik edici girişimlerin yapıldığı, bölücü ve yıkıcı faaliyetlerin yoğunluk kazandığı, istihbarat ve güvenlik zafiyetinin arttığı, yabancı ajanların, yabancı teröristlerin rahat hareket edebildiği bir ortamda, TBMM çatısı altında yapılan bu çirkin saldırı, kaygı vericidir.

Saldırganı teşvik ve tahrik edenler, saldırıya yardım ve yataklık yapanlar ve azmettirenlerin açığa çıkarılacağını umuyorum.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na ve CHP’lilere, TBMM üyelerine ve Türk Milleti’ne geçmiş olsun.

YALNIZLIK, ARAYIŞ VE SEVGİ


Nurullah AYDIN

7 Nisan 2014-ANKARA

YALNIZLIK, ARAYIŞ VE SEVGİ

Yalnızlık dünyayı doldurmuş mu?

Teknolojik gelişmeler, artan nüfus, büyüyen yerleşim yerleri, dış dünya alanında değişimler ortaya çıkartırken, insan iç dünyasında bocalıyor.

Değer yargıları değişiyor.

Ben ve öteki algısı anlam değiştiriyor.

Nefret, kin, öfke, ötekileştirme, ezme, sömürme, kınama, suçlama, katletme, övünme, böbürlenme, gururlanma, kamplaşma, vicdansızlaşma, kibir, haksızlık, hırsızlık, yalancılık, adaletsizlik, karamsarlık, düşmanlık neden olur?

Kim, neden, niçin bunları teşvik eder, tahrik eder, canlı tutar?

Gelin bir an düşünelim.

Neyiz, kimiz?

Öncemiz neydi, neredeydi?

Sonramız ne olacak, nerede olacak?

Bilelim ki;
Önce kendimiz ve kendimizle bir arada olduklarımız var.

İnsan, doğa, hayvan, bitki.

Hepimiz bir bütünüz.

Kendini,

Diğer yarını,

Kendi ötekini,

Diğerlerini,

Diğer yarını,

Önce anla,

Sonra sev, saygı duy.

Sevmek, bir insanı sevmekle başlar.

Sevmek, bir hayvanı sevmekle başlar.

Sevmek, bir bitkiyi sevmekle başlar.

Sevmek, doğayı sevmekle başlar.

Sevmek, dünyayı sevmek başlar.

Sevmek, evreni sevmekle başlar.

Bu algıyla kurulacak iletişim dili,

Daha güzel mutlu bir dünya inşasının yoludur.

İçinden kalbinin o sızlayan yerlerinden özlenen dünya isteğidir bu.

Bunları bilmek ve uygulamak. Ama kimle, nerede, ne şekilde, ne zaman?

Herşey gerçekte insanın elinde.

Sevelim sevilelim.

Günün Sözü: dogmalara inanan, saplantıları olan insanı eğitmek çok zordur.

AVUKATLAR GÜNÜ MESAJI


Nurullah AYDIN

4 Nisan 2014-ANKARA

AVUKATLAR GÜNÜ MESAJI

Türkiye kaos içinde ama çoğu farkında değil.

Devlet kavramının altüst edilişi,

Ülkenin yeraltı yerüstü kaynaklarının yabancıların eline geçişi,

Zengin yoksul/fakir farkının artması,

Tarafsızlık ve yansızlığın terkedilmesi,

Millet kavramının azınlık radikal dinci zihniyetin inancı düşüncesi imiş gibi yansıtılması,

Hukukun, adaletin katledilmesi.

Ayrımcılığın ve nefret söyleminin egemen hale geldiği, bir dönemde, aydınların hukukçuların görevi, diğer meslek gruplarına göre daha da önem kazanmaktadır.

Halk; derin bir uyku içindedir. Rahat, huzurlu memnun. Olup bitenleri görememenin, uyandırılacağını düşünememenin keyfini sürüyor. Saadetin hep böyle devam etmesini, hiç uyandırılmamasını ister. Ama bir gün gelecek, uyandırılacaklar.

Biliyorum; halk okumayı, düşünmeyi sevmiyor. Düşünürse rahatının kaçmasından korkuyor. Mücadeleden ürküyor. Öylesine ürküyor ki; sizin için yapılan mücadelelerle ilgisinin olmadığını, göstermek ihtiyacını duyuyor.

Ülkenin birçok sorunu var. Şer güçler, sayılamayacak kadar çok. Diken üzerinde. Fakat halk dikenli bir yolda ayağını yaralamadan yürümenin, mümkün olmayacağını unutuyor.

Tehlikeyi görünce, korkulu bir rüya görürmüşçesine sırtını dönüyor. Yeni ve eskisinden daha derin bir uykuya dalıyor.

Hiçbir feryat, halkı uyandıramıyor. Tehlikeyi anlamasını temin edemiyor. Yaklaşan düşmanın, ara sıra yumruğunu yiyor; hassas bir yerinize iğne batırılmış gibi şöyle bir sıçrıyor; şaşkın şaşkın bakıyor ve sonra da başını yastığa gömüyor.

Nasıl mı? Türkiye’de, Siyasetin Yargı’yı Kuşatmasından öte; Yargı’nın, Siyaset tarafından teslim alınması ve yapılandırılması gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Yargı dahil olmak üzere, devletin ve toplumun kurumları, köhnemiş çağdışı zihniyete sahip olanların birimi haline dönüştürülmüştür.

Siyasete tabi olan Yargı kimliği sergileniyor. Belli zihniyete sahip kişilerce devlet bünyesinde oluşturulan Yargı’nın dramatik bir örneği ortaya konulmuştur. Yargı, siyaset iç içedir, birbirine şirin görünme yarışı içine girmişlerdir.

Uygulamalarla; yasama, yürütme ve yargı arasındaki danışıklı ilişki, bağımsız ve tarafsız Yargı anlayışıyla bağdaşmayan unsurlar bütün gerçekliğiyle ortaya çıkmaktadır.

Türkiye; kin, nefret ve öfke ile intikam diye sayıklayan, dini istismar eden, adaleti katleden bir kesimle karşı karşıyadır.

Üstünlerin Hukukunu gerçekleştirmenin hazzıyla birbirlerini kutlayanlar artmaktadır. Devlet nüfuzunun kötüye kullanılması suretiyle oluşan böyle bir tablodan demokrasi, insan hakları, kamu hizmeti verimliliği ve toplumsal barışın çıkmayacağı açıktır.

Türkiye, hukuku askıya alan bu ilişkiye mahkûm olmayacaktır. Kendisini kuşatan yapıyı kıracak ve Hukuk Devletini yeniden inşa edecektir.

İnanıyor ve umut ediyorum ki;

Ülke sathında kamu gücünün kötüye kullanılması suretiyle oluşturulmuş çıkar ilişkilerine girmeden ve tenezzül etmeden;

Sivil Toplumun sesi olacaklardır.

Mağdurların hak ve hukukuna sahip çıkacaklardır.

Çevre katliamına karşı çıkacaklardır.

Yaratılan korku ve baskı iklimine karşı haykıracaklardır.

Hukuktan yana, adaletten yana, haktan yana olacaklardır.

Üstünlerin hukukunun temsilcisi olmayacaklardır.

Güçsüzlerin, mazlumların ve mağdurların sesi olacaklardır.

Bu gerçekler ortamında Türk Milleti’nin avukatlarının avukatlar gününü kutlarım.

KADINLARIN SEÇME VE SEÇİLME HAKKI TANINMA GÜNÜ MESAJI


Nurullah AYDIN

3 Nisan 2014- ANKARA

KADINLARIN SEÇME VE SEÇİLME HAKKI TANINMA GÜNÜ MESAJI

Kadınlara Belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkının tanınmasının 74. Yılı kutlu olsun.

Dünyanın çoğu ülkesinden önce; İslam ülkelerinde ilk, Avrupa ülkelerinin birçoğundan önce Türk kadınları seçme ve seçilme hakkı elde ettiler.

Türk kadınları; 3 Nisan 1930 tarihinde kabul edilen 1580 sayılı Belediye Kanunu’yla belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını elde ettiler.

Böylece Türk kadını siyasal haklar bakımından erkeklerle eşit bir konuma gelmiştir.

1933’te köy seçimlerine katılma hakkını elde ettiler.

1935’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekili olarak yer aldılar.

Bugün mecliste, belediye başkanlıklarında, üniversitelerde, yargıda, bürokraside saygın ve seçkin konumlarıyla görev yapmaktadırlar.

Bütün kadınlarımızın Seçme ve Seçilme Hakkı Tanınma Gününü kutlarım.

HIRSIZLIK İDEOLOJİSİNİN ZAFERİ


Nurullah AYDIN

2 Nisan 2014-ANKARA

HIRSIZLIK İDEOLOJİSİNİN ZAFERİ

Tarih boyunca insanlar; yaşamlarını sürdürmek için beslenme barınma ve güvenlik için arayışlar içinde olmuştur.

İnsanlık tarihi;

Ezen ezilen,

Aldatan aldanan,

Sömüren sömürülen,

İstismar eden edilenler arası çatışmalarla doludur.

Bir kısım insanlar; bunu ortadan kaldırmak için insan hakları sözleşmeleri imzalanmıştır.

Hukuk devleti, sosyal devlet anlayışı geliştirilmiş ve birçok ülkede uygulamaya konulmuştur.

Bu anlayışın uğramadığı ülkeler; ne yazık ki İslam ülkeleridir.

Düzen kurmak, herkesin kurallara uymasını sağlamak, işbölümü ve işbirliği için kurallar oluşturmuşlardır.

Bu kurallar kimi zaman din’lerle, kimi zaman ahlak öneren bilgelerle, kimi zaman da ideolojilerle şekillenmiştir.

Ama hepsinde öncelikli kavram; hırsızlık kavramı olmuştur.

Hiçbir din hiçbir ideoloji, hiçbir ahlak sistemi, hırsızlık ideolojisi ile baş edememiştir.

Her din o din mensuplarının değil de temsilcilerince hırsızlık ideolojisini tercih etmeleri nedenle bozulmuş yeni din gelmiştir. Ve böylece her din bozulunca yeni din gelmiş. Siyasi ekonomik ideolojilerde benzer süreci yaşamıştır, yaşamaktadır.

Ancak Hırsızlık ideolojisi hepsine karşı zaferini kısa süre içinde ilan etmiştir.

Tarihte yıkılan devletlerin yıkılma nedenlerinin başında; yönetici sınıfın zenginleşmesi, halkın emeğini çalarak zevk içinde yaşadıkları olaylar gelir. Yani tarihin kirli despot liderleri de aynı hırsızlık ideolojisinin sinsi gizli temsilcileri olduğu ortaya çıkmıştır.

İnsan haklarını gaspedenler emeği çalarak, hayvanların yaşam alanlarını gaspedenler, doğayı tahrip edenler doğadan çalmakta, hırsızlık yapmaktadırlar.

Çalanlar da çaldıranlar da memnundur

Çalanlar da çaldıranlar da mutludur.

Çalanlar da çaldıranlar da sevinçlidir.

Oysa;

Çalanlar yalancıdır.

Çalanlar iki yüzlüdür.

Çalanlar Hilecidir.

Çalanlar tuzak kurucudur.

Çalanlar talancıdır.

Çalanlar entrikacıdır.

Çaldıranlar; mutlu, sevinçli, heyecanlı, coşkulu, üçbeş kuruşa razı, biat ettiğinden cennete gideceğinden emin olarak gülümser.

O zaman hak, hukuk, adalet, eşitlik, özgürlük, paylaşım diyenler ne yapıyor?

Sesleri duyuluyor ama halk kitlelerine etki yapamıyor.

İslam ülkeleri aydınları; teorik çatışmadan çıkamıyorlar. Uzlaşma-sentezle somut yaşam düşünce bilinci oluşturamıyorlar.

Bir toplumun aydınlatılmasında, kalkındırılmasına, refaha kavuşmasında, özgürleşmesinde, yöneticilere yol gösteren aydınların düşünceleridir, projeleridir.

Aydınlar; İslamcı, Marksist, Sosyalist, Faşist, Demokrat, Liberal, Milliyetçi olabilir.

Ama aydınlar ne olurlarsa olsunlar; akıl, bilim ve sanat odaklı evrensel insanlık değerleri ile yaşadıkları toplumun gerçeklerine göre düşünmeleri, anlatmaları yazmaları, konuşmaları gerekir.

Günün Sözü: Sorumluklarını düşünen aydınlar, toplumlarını da insanlığı da aydınlatırlar.

1 yaz.docx

KARAMSARLIK ZAYIF İNSANLARIN ÖZELLİĞİDİR


Nurullah AYDIN

31 Mart 2014-ANKARA

KARAMSARLIK ZAYIF İNSANLARIN ÖZELLİĞİDİR

Hasret duyulan zafere, çiçekli yollardan gidilmez.

Her ideoloji, her ideolojik olan din, istismarcılar nedeniyle inandırıcılığını kaybeder.

İnsanın nefsi; hırsızlığa, yalana, aldatılmaya, güdülmeye daha yatkındır.

Rekabetin hat safhada olduğu bir yerde insanlığın değerleri anlamını yitirir.

İki şey, aklı ve tedbiri bozar; biri acele etmek, diğeri de olmayacak şeyi istemek.

Halkın çoğu cahildir, okuması bilmesi anlaması sınırlıdır.

Halk; kim daha iyi aldatırsa ona yönelir ve güdülmeyi kabullenir.

Her yenilgiden sonra, zafere duyulan özlem biraz daha artar.

Aldatmaya, yanıltmaya dayalı zaferler geçicidir.

Kararsızlık insanı tehlikeye, korkaklık başarısızlığa, cesaret zafere götürür.

Aydınlanma karamsarlık bulutlarının dağıtılmasıyla gerçekleşir.

Aydınlanan insanlar, sorumluluk bilinciyle karanlıkları aydınlatırlar.

Umutsuzluk, karamsarlık yok.

Başarının yolu da, siyaseti yapanın becerisindedir.

Liderlik; önce halkını tanıyacak, halkın istek ve ihtiyacını bilecektir.

Kadro; akılların birleştiği bir siyasi ekip olacaktır.

Akılcı, bilim ve sanat odaklı düşüncenin ışığında neticeye varılabilir.

Unutulmamalıdır ki; hastalık teşhis yapılmadan reçete yazılamaz.

Bilinmelidir ki; er geç gücün yapamadığını adalet yapar.

Ümit çiçeğinin yeşermesinde adım at.
Aydınlanmış amaçlı, hedefli, bilinçli, kararlı insanlarla; adil, özgür, barış, huzur, güven, hukuk düzeni kurulabilir.

BEKLEYİN.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: