AJAN-CASUS, MUHBİR VE MUHABİR kitabı yayınlandı


Nurullah AYDIN

10 Mart 2014-ANKARA

34. kitabım;

AJAN-CASUS, MUHBİR VE MUHABİR kitabı

PAROLA yayınevinden yayınlanmıştır.

Bilgilerinize.

İyi günler, iyi çalışmalar.

TANITIM YAZISI

İstihbarat faaliyeti; ulusal güvenlik ve devlet güvenliği için olmazsa olmaz gerekliliktir.

İstihbarat örgütleri; değişen dünyaya ayak uydurmaktan öte yeniliklerin önünde giderek, yeni bilimsel çalışmalar ile kullandıkları teknik ve yöntemlerini sürekli revize ederler.

İstihbarat faaliyet alanı genişlemiştir.

İnsanoğlu yaşadığı gezegende dinleme, izleme yapabilecek teknolojiyi elde ederken, uzayın derinliklerinde yıldızlar kümelerine, sinyale dayalı haberleşme ağı kurabilmiştir.

Dünya yörüngesindeki NSA‘ya ait uydular, Echelon elektronik sistemle, ses, görüntü ve internet trafiğini tespit edip NSA’ya göndermektedir.

Uydularla çalışan sistemde; KH-11 ve LaCrosse RI uyduları ile yüksek çözünürlüklü casus fotoğraflama yapılmaktadır.

Orion Vortex uyduları Telekom takibi, Trumpet uyduları cep telefon tabipleri, Parsae uyduları okyanus takibi, SDS uydusu veri aktarım işlemleri, DSP uyduları füze erken ikaz sistemi, DMSP uyduları ise her türlü hareketlilikleri takip ve izleme görevini yapmaktadır.

İnternet haberleşmeleri; Visible Technologies sistemle izlenir. Telefonlar dinlenir.

Dinlenme, izlenme, takip edilme, kayda alınma endişesi, insanları sarmalamıştır.

Korku paranoyası dalgalar halinde yayılmaktadır.

İstihbarat örgütleri; hedef kişi, kurum, kuruluş ve örgütlerin peşindedir.

Yazılı, görsel ve sosyal medya; önemli bir açık istihbarat edinme alanıdır.

Ajan/casus; istihbarat edinmede gizli istihbarat elemanıdır.

Bazı siyasetçi, akademisyen, gazeteci, iş adamı, sivil toplum üyeleri; istihbarat örgütlerinin gizli kimlikli destek elemanlarıdır.

Muhbirler, işbirlikçiler, haber elemanları, gizli tanıklar, gizli soruşturmacılar, provokatörler, işbirlikçiler, gazeteciler-muhabirler; gizli istihbarat elemanlarıdır.

Bu kitap; stratejik, taktik ve siber istihbarat, ajan, dinleme, izleme ve takip sisteminin işleyişini bütün boyutlarıyla ortaya koyan çalışmadır.

İSTİKLAL MARŞI’NIN KABULÜ MESAJI


Nurullah AYDIN

12 03 2014-ANKARA

İSTİKLAL MARŞI’NIN KABULÜ MESAJI

İngiliz-Fransız öncülüğünde azınlıkların işbirliği ile Türk-Osmanlı imparatorluğu çökmüş,

Başkent başta olmak üzere vatan toprakları işgal edilmiş,

Mandacılar, işbirlikçiler düşmanla birlik olmuş,

Karamsarlığın dalgalar halinde ülke sathına yayılmasına çaba gösterilmiş,

Gazi Mustafa kemal liderliğinde Türk Milleti’nin bağımsızlığına, varlığına, bekasına inanmış vatan evlatları kurtuluş savaşını başlatmıştır.

Bu olumsuz ortamda;

Milli şarimiz Mehmet Akif Ersoy İstiklal marşını yazmış, TBMM’ce kabul edilmiştir.

Milli kimliğin, milli kültürün, bağımsızlığın, vatan aşkının, inancın simgesi marşın kabul ediliş gününü kutlar,

Şehitlerimizi, gazilerimizi ve milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u minnet ve şükranla anıyorum.

TÜRKİYE’NİN İÇ VE DIŞ TEHDİTLERİNE STRATEJİK BAKIŞ kitabı yayınlandı


Nurullah AYDIN

9 Mart 2014-ANKARA

TÜRKİYE’NİN İÇ VE DIŞ TEHDİTLERİNE STRATEJİK BAKIŞ

PAROLA yayınevinden yayınlanmıştır.

Bilgilerinize.

İyi günler, iyi çalışmalar.

TANITIM YAZISI

Askeri Strateji yanında Siyaset Stratejisi, Eğitim Stratejisi, Kalkınma Stratejisi, Sanayi Stratejisi, İşletme Stratejisi, Pazarlama Stratejisi gibi çok çeşitli konularda strateji türleri üretilmektedir.

Strateji; bir güç ve rekabet mücadelesi yöntemidir.

Üretilen bütün stratejilerin ortak noktaları; mevcut ve/veya gelecekte oluşması muhtemel imkân ve kabiliyetlerin belirlenen amaçlar ve hedefler doğrultusunda en etkin ve verimli kullanılması yol ve yöntemlerinin bulunmasıdır.

Strateji; ortak mevcut seçimliklerin belirlenmesi, en doğru, en uygun hareket tarzlarının bulunup en doğru zamanda uygulanması ilmi, sanatı ve yöntemidir.

Millî Strateji ve Millî Güç; Siyasi, ekonomik, bilimsel ve teknolojik sivil ve askerî güce göre şekillenir.

Millî hedefler, Millî menfaatler; Milli Strateji’nin temelini oluşturur.

Türkiye’nin Milli Hedefleri nelerdir, neler olmalıdır?

Türkiye’nin Milli Menfaatleri nelerdir, neler olmalıdır?

Türkiye’nin Milli Güçleri nelerdir, neler olmalıdır?

Türkiye’nin Milli Stratejisi nedir, ne olmalıdır?

Sorumluluk mevkiinde bulunanlara ve vatandaşa düşen görevler nelerdir?

Türk Milleti’nin Türk Devleti’nin bulunduğu jeopolitik ve jeostratejik konumu nedeniyle yönetimdekiler; bölgesel ve küresel gelişmelere göre milli savunma ve güvenliği en üst düzeyde sağlamak zorundadır.

Bunun içinde; stratejik düşünmeyi, planlamayı ve uygulamayı yapabilmek için bilgi birikimine, üstün yeteneğe sahip olmaları gerekir.

Sivil-asker bütün kuvvetler ortak gaye yolunda birleşmelidir.

Unutulmamalıdır ki; en büyük cesaret, sorumluluktan korkmamaktır.

NERON VE HATIRLATTIKLARI


Nurullah AYDIN

9 Mart 2014-ANKARA

NERON VE HATIRLATTIKLARI

Neron; 37 ile 68 yılları arasında yaşamış 5. Roma İmparatorudur.Diplomasi, ticaret ve kültürel sermayenin arttırılmasına çalışır. Döneminde; Roma’da yeni bir altın çağın başladığı umudu yaygınlaşır.

Popüler tarih Nero’yu Hıristiyanlara ilk zulmedenlerden biri olarak anlatır. Bu hikâyeler, bazı erken dönem Hıristiyan yazarlarla birlikte tarihçiler Tacitus, Suetonius ve Cassius Dio’un anlattıklarına dayanır. Öte yandan bazı eski kaynaklara göre Nero, halkın gözünde hükümdarlığı sırasında ve sonrasında oldukça popülerdi.

Neron; liderliğe, emretmeye, övülmeye biat edilmeye olan düşkünlüğünü ve insanlara karşı kendi yüceliğini kanıtlamak için, her şeyi ama her şeyi yapıyordu. O imparatordu.

Cazibesini halkının yüreğine yerleştirmeye çalışan Neron; şiirin yangınla ilgili mısrasının, daha gerçekçi ve inandırıcı bir şekilde olması için ateşten yükselen alevlerin kıvılcımlarıyla, gerçek ateşin karşısında yazılması gerektiğini inanır.

Neron şiiri tekrar yazmak ve Amphitheatre’da halkına okumak için, büyük bir ateşin karşısında durmayı düşünür.Sadece şiirin gerçekçi olması için Roma’yı ateşe verdirir.

Alevler arasında yanan Roma’da ateş şehri kaplar. Neron; ateşten yükselen alevleri görmek için, Roma’nın en yüksek tepesine çıkar. Yaptığı, dahası düşündüğü ve aklında canlandırdığı, ateşten yükselen alevleri görmektir. Roma yanarken Neron hala şiirini düşünür.

Roma yanarken; insanlar olabildiğince uzaklara kaçmaya ve yangının içinde canlarını kurtarmaya çalışır. Sadece bir şiir için yakılan Roma ve göklere yükselen alevin arasında nice canların yandığını gören halk, isyan etmeye başlar.

İsyanları bastırmak ve halkını susturmak için Neron, bu ateşi yakanları bulması gerekiyordu. Yangının sorumlusunu bulması lazımdı. Birisini cezalandırması gerekiyordu. Ama Neron kimi bulacaktı veya suçu kimin üstüne atacaktı?

O dönemde Roma’da azınlık olarak görülen halk Hıristiyan olduğundan, ince nokta olarak Neron, Hıristiyanları düşündü ve düşündüklerini yaptı. Ancak Yangını Hıristiyanlar değil, İmparatorun çıkardığını,er geç Roma halkı anlayacaktı.

Halkın isyanları ve gece yarısı gelen bir habercinin şehirde askerlerin de isyan bayrağı çektiğini ve Galba’yı kral olarak kabul ettiğini, Neron şirin uykusundan uyanarak öğrenir. Artık her şeyin geç olduğunu herkesten önce kendisi biliyordu.

Günahsız öldürdüğü veya kendi eliyle başlarını kestiği nice insanın arasında, anası da vardı. Ama ilahi adalet yaklaşıyordu.

Neron; Azatlısı Epaphoridit’nin yanına kaçar. İlk defa vicdan azabı çeker. Gelen yüzbaşının öldürülmesini emreder. Kimse Neron’u dinlemez. O; şu halde ne dostu ne de düşmanı olan tek insan benim, der. Azatlıları, Öyle ise işini kendin yap ve çabuk bitir derler.

Neron hançeri boğazına götürür. Epaphoridit kendisine yardımcı olur. Hançeri boğazına saplayınca, yüzbaşı Sana hayat haberi getirmiştim, der. Neron; geç kaldın diye hırıldanır.

Neron bu kelimeyi kullandığında, o ana kadar, kendisi de ne kadar önemli bir kelime olduğunu bilmiyordu. Anlıyordu. Ama her şey için geç kalmıştı.

Her zaman suyun aktığı yer, en düşük olan yer olmuştur. İnsanlık duygusunu yitiren hırslı kişiler, suç işleme tadına varır, insanları aldatmada ustalaşırlar.

Gelişmemiş toplumlarda insanlar; kim daha iyi yalan söylüyorsa, kim daha çok azda olsa menfaat sağlıyorsa, onun hırsızlığına, yalancılığına bakmadan, inançlarına saplanarak onun peşinde sürüklenir.

Günümüzün Neron’ları, kim ya da kimler acaba!

Günün Sözü: Haksızlığa karşı eğilme, hakkınla beraber şerefini de kaybedersin.

1 yaz.docx

KADINLAR GÜNÜ MESAJI


Nurullah AYDIN

8 Mart 2014

KADINLAR GÜNÜ MESAJI

8 Mart kadınlar günü kutlu olsun.

Her yıl olduğu gibi bu yılda bu günde siyasetçiler, sivil toplum kuruluşları, vakıflar, dernekler kadınlar günü nedeniyle mesajlar yayınlıyorlar.

İstatistikler veriliyor.

Bu arada dünya’da Türkiye’nin yeri konusunda farklı yorumlar yapılıyor.

Türkiye’de kadının çalışma hayatına katılma oranı,

İstihdama katılan kadınların sektörlerdeki oranları, kadın işsiz oranları,

Kamu kurumlarında çalışan kadın oranı,

Öğretmenlerin, üniversitelerdeki öğretim elemanlarının, baroya kayıtlı avukatların, hakimlerin, savcıların, polislerin kadın oranı, valilerin, vali yardımcılarının, kaymakamların, elçilerin kadın oranı,

Parlamenterlerin, belediye başkanlarının, belediye meclisi üyelerinin, il genel meclisi üyelerinin, mahalle muhtarının kadın oranı,

Türkiye, kadın erkek eşitsizliğinde Dünya ülkeleri arasında sonlardadır.

Kadın cinayetleri artmıştır. Töre cinayetlerinin dışında her gün ortalama beş kadın aile içi şiddet nedeniyle öldürülmektedir. Erkekler kadının boşanmasını, kendisini terk etmesini kabul etmemekte, kadını geri dönmesi için tehdit etmekte, şiddet uygulamakta, eğer bu yaptıklarında başarılı olmazsa, öldürmektedir.

Eşi veya eski eşi tarafından fiziksel şiddete maruz bırakılan kadınların oranı,

Hayatının herhangi bir dönemde duygusal şiddet yaşayan kadınların oranı,

Sadece cinsel şiddete maruz kalan kadınların oranı,

Fiziksel veya cinsel şiddetin birlikte yaşanma oranı,

Kentte fiziksel şiddet oranı, kırsal kesimde oranı,

Yaşadıkları fiziksel şiddet sonucunda yaralanan kadınların oranı,

Tecavüze uğrayan kadın oranı, taciz edilen, cinsel saldırıya uğrayan kadın oranı,

Aile içi şiddet kapsamında şiddete maruz kalarak hastanelik olan kadın oranı,

Mağdur olan kadın oranı,

Korktukları için şikâyetçi olamayan kadın oranı,

istatistiki verilerle yıldan yıla değişmektedir.

Kadının bedeni üzerinden tanımlanan namus kavramı ile birlikte, onur kavramına odaklanamadığımız sürece, insanı insan yapan değerlerin çok gerisinde kalacağımız kesindir.

Kadınlar haklarını bilmek ve haklarını aramak zorundadırlar. Kadınların sağlıkta, eğitimde, yargıda, bilimde, sanatta, sporda, medyada ve siyasette öncelikle yer almasında toplumun aydınlığı ve geleceği için büyük yararlar bulunmaktadır.

Kadınlar sevgidir, dostluktur, emektir. Kadınlar toplumun ışığıdır, aydınlatır ve ilerlemesine öncülük ederler.

Aydınlık ve güzel günlere

Kadınlarımıza sevgiler, saygılar.

Günün Sözü: Kadın kendi başına ne gül goncasıdır ne de diken. Değer verirsen bilirsen gül, tutmasını bilmezsen diken olur.

GLADİO: KUKLALAR VE KUKLALARI OYNATANLAR


Nurullah AYDIN

4 Mart 2014-ANKARA

GLADİO: KUKLALAR VE KUKLALARI OYNATANLAR

Her iki kesime de ne istedilerse verildi.

Birlikte iktidarda oldular.

Birlikte büyüdüler, birlikte devleti ele geçirdiler.

Dillerde din iman, ayakkabı kutularında evlerde paralar biriktirilmeye başlandı.

Ortaklık bozduruldu.

Güç yetki servet paylaşımında ortaklık çatladı. Çatlatıldı.

Ne oldu da çatladı?

Ne oldu da çatlatıldı?

Yorum üzerine yorum yapılıyor.

Yapılıyor da hiç ama hiç kimse; ABD İngiltere istihbarat merkezlerinin üssü olan Türkiye’de oynanan oyunda, kuklaları oynatanları konuşmuyor.

Doğu batı enerji savaşında Türkiye kilit ülkeydi.

Bütün dinleme üsleri, ileri teknolojiye dayalı istihbarat üsleri, en iyi yetişmiş ajanlar Türkiye’deydi.

Ilımlı İslam projesi ile İslam ülkeleri denetim altına alınacaktı.

Büyük Ortadoğu projesinde yönetim değişimleri yapılacak ve Türkiye ana üs görevi yapacaktı. İslam ülkeleri ile yakınlaşarak içten hançerleme görevi yaptırtılacak iç savaşlarla İslam ülkeleri yakılıp yıkılacaktı.

Eşbaşkandılar artık. Eşbaşkanlık görev yerine getirilmeye başlandı.

Kardeş diyerek hançerleme konusunda eğitildiler.

Hepsi yaptırıldı.

Bir ülkede hırsızlık yapanlar serbest kalıyorsa, dinlemeler yapılıyorsa, failleri bulunamıyorsa fail, büyük bir olasılıkla istihbarat örgütleridir. Bu iç istihbarat örgütlerinden biri veya birkaçı olabileceği gibi, dış istihbarat örgütleri de olabilir. Ya da iç ve dış istihbarat örgütlerinin ortak kararıyla gerçekleşen bir eylem şeklinde de gerçekleşebilir.

Bir ülkede bu tür eylemlerde fail bulunmuyorsa eylemler artarak devam edecektir.

Türkiye’de Gladio, tartışılmıyor. Türkiye’de Gladio kimlik değiştirdi, yenilendi.

Örgüt; Türkiye’nin NATO’ya girmesinden sonra Seferberlik Tetkik Kurulu adıyla 7 Eylül 1952 tarihinde kuruldu. Özel Harp Dairesinin yer altı örgütü yasaların üstündedir. Örgütler insanlardan oluşur. Üst düzeyde görev almış kişilerin gizli bir dokunulmazlığı vardır.

TBMM’de, bürokraside, üniversitelerde birbirinden habersiz pek çok kişi Özel Harpçi mi?

Karşılıklı iftira ve suçlama kampanyası sürdürülürken, partilerde ne kadar personelin, hatta birbirini hiç tanımayan kaç milletvekilinin bulunduğunu bilen söyleyen hatırlatan var mı?

Özel Harpçi olarak eğitilenleri nasıl ve neden seçilir? Aslında onlar milletvekilliği, üst bürokratik görevlerde, gazete yöneticiliği, profesörlük dönemlerinde değil, daha genç yaşlarda bölgesinde güvenilir, saygın, sözü geçen ve gerektiğinde halkıyla bütünleşerek, milleti ve vatanı için yapılacak mücadelede önder olabilecek niteliklere sahip oldukları için seçilirler.

Türkiye Gladio’sunda vatansız İslamcı etnik kimlikli kişiler, yapıda organize edildiler.

Tiplerine, özgeçmişlerine bakın.

Kimler milletvekili oluyor?

Kimler hiçbir şeyi yokken birden servet edinmiş, holdingler kurmuş.

Kimler müsteşar genel müdür oluyor?

Kimler vali yapılıyor?

Kimler rektör, dekan yapılıyor?

Rektörlerin, dekanların, bürokratların, milletvekillerinin batı merkezlerine sık sık ziyaretleri, ülke içinde çok sık olmayan görüşmeleri kimlerle yaptıkları kamuoyuna yansıyor mu? Hayır.

Peki Türkiye’de halk; nelerle meşgul ediliyor, dersiniz.

İstihbarat örgütleri, küresel sermaye temsilcileri ile beraber çalışan güçler, oyun oynuyor.

Tarih boyunca hür ve bağımsız yaşamış Türk Millet’nin ve Türk Devleti’nin varlığı ve bekası tehdit altında tehlikededir.

Birlik ve beraberliğe odaklı unsurların bu gerçekleri bilerek hareket etmeleri, tarihin yüklediği en önemli görevdir. Hiç kimse bu tarihi sorumluluktan kendini ayrı tutmamalıdır.

Türkiye’yi; ABD’nin veya AB’nin eyaleti yapmaya, iç savaş çıkartmaya kararlı şer güçlerinin organize yapılanması karşısında; her duyarlı vatan evladı beraber olmalıdır.

Günün Sözü: Oynanan oyun, anlaşılması, bilinmesi ve gereğine yönelmekle bozulur.

1 yaz.docx

HAK, ADALET, VİCDAN, HUKUK


Nurullah AYDIN

1 Mart 2014-ANKARA

HAK, ADALET, VİCDAN, HUKUK

Hak, Adalet, Vicdan, Hukuk,; insanlığın aradığı, istediği, uğruna büyük mücadeleler vererek bedel ödediği kavramlardır.

Ne yazık ki; geçmişte olduğu gibi bugün de bu kavramlar, her kesimce farklı algılanmakta, farklı yorumlanmaktadır.

Kişiye, kişilere, gruplara, menfaat çevrelerine göre değişkenlik gösteren kavramlar; uygulamada, insanları isyan ettiriyor.

Bu haksızlık, hukuksuzluk dünyanın pek çok yerinde olmasına karşın, özellikle İslam ülkeleri bu kavramlardan uzak, kaosun vahşetin yıkımın içindedir.

İslam ülke önderleri, alimleri, gazetecileri; hırslarının, servetin, şehvetin esiri olarak halk kitlelerini dini vaatlerle sözlerle uyuşturarak, rahatlıkla her kavramı tersyüz edebiliyorlar.

Türkiye’de Yargı; çağdaş ülkelerde görülmeyen bir tartışmanın içinde! Öylesine ki hemen her soruşturma, her dava, her karar, lehte veya aleyhte tartışma konusu ediliyor.

Siyasetçiler gibi sokaktaki halk da; adalet var mı, yok mu diye tartışıyor.

Bir kesim hırsız var diyor, diğer kesim komplo, tezgah, montaj, iftira diyor.

Siyasetin, sermayenin emrinde yargı, felakettir.

Yargı mensupları; öz eleştirisini cesaretle yapma erdemini göstermelidir.

Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı örtüsü altında yargı’nın içine düşürüldüğü durumu kimsenin savunacak mecali yoktur.

Yargı gücünü vesayete dönüştürerek, bunu yargı bağımsızlığıyla meşrulaştırmaya çalışmanın hukuk devletinde yeri olamaz.

Yargı’nın konjonktürel dalgalanmalara, değişen ve seçilen kişilerin kimliğine bağlı olarak sürekli revize edilmesi endişeyle izlenmektedir.

Siyasi entrikalar, yandaşlık, karşıtlık; toplumu ayrıştırmaya bölmeye devam ediyor.

Yargı’nın siyasetin içine çekildiği kanaati yaygınlaşmaktadır.

Yargı kararlarının vicdanları tatmin etmemesi; Türkiye’nin hukuk devleti imajını zedelemektedir.

Ülkede; siyasetçi, gazeteci, polis, savcı, hakim ikiye bölünmüş durumda.

Yürütülmekte olan soruşturmalar ve görülmekte olan davalarla ilgili yapılan yorumlar, bağımlı bir yargı algısının oluştuğunu göstermektedir.

Yargı bağımsızlığı, hukuk devleti, tarafsızlık, yansızlık, tartışılıyor.

Demokrasi tartışılıyor.

Hukuk devleti tartışılıyor.

İslam dininin ilkeleri, Müslüman kimlik tartışılıyor.

Adalet, hırsızlık, dürüstlük, yalancılık, sahtekarlık, ikiyüzlülük, düzenbazlık tartışılıyor.

Kavramlar anlamını yitiriyor. Her kesime göre farklı anlam kazanıyor.

Ülke yönetimi ve toplum bu durumdadır.

Bu kutuplaşma nereye kadar böyle gidecek?

Demokrasinin, özgürlüklerin teminatı olan hukukun üstünlüğüne olan inançla, yargı’yı her türlü siyasetten, dinlerden, ideolojilerden, keyfilikten, yandaşlıktan uzak tutmaya çalışmak gerekir.

Unutulmamalıdır ki; adalet bir gün herkese lazım olur.

Günün Sözü: Ders alınmış başarısızlık en büyük başarıdır.

1 yaz.docx

28 ŞUBAT POTMODERN DARBE VE HATIRLATTIKLARI


Nurullah AYDIN

28 Şubat 2014-ANKARA

28 ŞUBAT POTMODERN DARBE VE HATIRLATTIKLARI

Hırsızlık, yolsuzluk, kasetler nedeniyle gerilen Türkiye yeni bir krize doğru mu gidiyor? On yedi yıl önce Şubat ayında postmodern darbe olmuştu. Peki ama neden?

Aşağıdaki kararlardan altıncı madde dışındakileri hatırlamakta yarar var.

Milli Güvenlik Kurulu ile Erbakan’ın başbakanlığındaki 54. hükümet arasında yapılan kritik toplantı ardından alınan kararlar, Türk siyaset tarihine 28 Şubat Kararları olarak geçti. Radikal dinci faaliyetlere ilişkin MİT raporunun ele alındığı toplantıdan sonra alınan kararlar için bir çeşit sivil muhtıra yorumu yapıldı. 18 maddelik karar metni şunlardan oluşuyordu:

1- Demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef alan rejim aleyhtarı faaliyetler karşısında ödün verilmemelidir. Anayasa’nın 174. maddesinde koruma altına alınan Devrim Kanunları’nın ödün verilmeden uygulanması esastır. Hükümet, icraatında Devrim Yasaları’na uygunluğu sağlamakla görevlidir.

2- Savcılar, Devrim Yasaları’nın ihlalini oluşturan davranışlar karşısında harekete geçmelidirler. Yasaları ihlal eden dergahlar kapatılmalıdır.

3- Sarık ve cüppeli giyim şeklinin özendirildiği görülmektedir. Kılık ve kıyafetleri bu yasaya ters düşen kişilerin onurlandırılmamaları gerekir.

4- Anayasa’nın 163. maddesinin kaldırılmasının yarattığı hukuki boşluklar, irticai akımların ve laikliğe aykırı tutumların güçlenmesine yol açmıştır. Bu boşlukları telafi edecek yasal düzenlemeler getirilmelidir.

5- Eğitim politikalarında yeniden Tevhidi Tedrisat Kanunu ruhuna uygun bir çizgiye gelinmelidir.

6- Temel eğitim 8 yıla çıkarılmalıdır.

7- İmam – hatip okulları toplumdaki bir ihtiyacı karşılamak üzere kurulmuşlardır. Bu ihtiyacın fazlası olan imam hatip okulları, meslek okullarına dönüştürülmelidir. Ayrıca kökten dinci grupların kontrolünde olan Kuran kursları kapatılarak, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda düzenlenmelidir.

8- Devlet dairelerinde ve belediyelerde kökten dinci bir kadrolaşma hareketi sürdürülmektedir. Hükümet, bu kadrolaşmanın önüne geçmelidir.

9- Cami yapımı gibi dini konuları siyasi amaçlar için istismar etmeye dönük olan her türlü davranışlara son verilmelidir.

10- Pompalı tüfekler kontrol altına alınmalı ve gerekirse pompalı tüfek satışları yasaklanmalıdır.

11- İran’ın Türkiye’deki rejimi istikrarsızlığa itmeyi amaçlayan çabaları yakın takibe alınmalıdır. İran’ın Türkiye’nin içişlerine karışmasını önleyici politikalar uygulanmalıdır.

12- Yargı mekanizmasının daha etkin çalışmasını sağlayacak ve yargı bağımsızlığını güvence altına alacak, hükümetin tasarruflarından koruyacak düzenlemeler bir an önce getirilmelidir.

13- Son dönemde Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını hedef alan tahriklerde büyük artış gözlenmektedir. Bu sataşmalar TSK içinde rahatsızlığa yol açmaktadır.

14- İrticai faaliyetlere karıştıkları için TSK’daki görevlerine son verilen subay ve astsubayların belediyelerde istihdam edilmelerinin önüne geçilmelidir.

15- Partilerin belediye başkanları ve il, ilçe yöneticilerinin konuşma ve davranışları da Siyasi Partiler Yasası’nın sorumluluk alanına sokulmalıdır.

16- Tarikatların denetimindeki finans kuruluşları ve vakıflar aracılığıyla ekonomik güç haline gelmeleri dikkatle izlenmelidir.

17- Laiklik aleyhtarı yayın çizgisi olan TV kanalları ve özellikle radyo kanallarının verdikleri mesajlar dikkatle izlenmeli ve bu yayınların Anayasa’ya uygunluğu sağlanmalıdır.

18- Milli Görüş Vakfı’nın bazı belediyelere yaptığı usulsüz para transferleri durdurulmalıdır.

Ya bugün; Din istismarcılığı, kasetler, dolarlar, eurolar, pazarlıklar, şantajlar, ihaleler, yalanlar, inkarlar, talanlar, ayakkabbı kutuları.

Günün Sözü; İnsanın en zayıf anı, kendini en güçlü hissettiği andır.

1 yaz.docx

KİM NE DİYOR?


Nurullah AYDIN

27 Şubat 2014-ANKARA

KİM NE DİYOR?

Küresel odaklar; birçok ülkede iç savaş çıkartırken birçok ülkede de kaosa giden yolları döşemektedirler.

Türkiye Mısır, Ukrayna’dan sonraki yeni kaos ülkesi.

Türkiye’de yaşananlarla ilgili yapılan yorumlarda küresel güç odakları dile getirilmiyor.

Halkın temiz din duyguları siyaset malzemesi yapılıyor.

Halkın yoksullukları, istismar siyaset malzemesi yapılıyor.

Müslüman görünümlü şeytanlar ise esip gürlüyor.

Her yolsuzluk iddiası ve ahlaksızlık isnadı unutturulmaya çalışılıyor.

Yaygın ve sistematik olan iş ortaya çıkınca hesap soruluyor mu?

Hesabı; kim kimler nasıl soracak?

Herkes kendi yandaşının eğrisini gizlerken, kendi adamının gözündeki merteği gizleyip, ötekinin gözünde çöp arıyor.

Bazıları; art niyetli olabilir.

Bazıları; ayrıştırmaya kararlı olabilir.

Bazıları; bal tutan parmağını yalar” diye de yedikleri haltı meşrulaştırmaya çalışabilir.

Bazıları; bekanın sürmesine dinamit koymak isteyebilir.

Bazıları; birlik ve beraberlik iradesini hedef almış olabilir.

Bazıları; insanımızın arasını açmak için görev almış olabilir.

Bazıları; çatışma ortamı yaratabilir.

Bazıları; demokrasinin tahribine çalışabilir.

Bazıları; dirliğimize yönelmiş olabilir.

Bazıları; harekete geçmiş olabilir.

Bazıları; her platform ve zemini kullanabilir.

Bazıları; içe sızmış ajan olabilir.

Bazıları; kalkınma da olur yolsuzluk da olabilir diyebilir.

Bazıları; kaos ortamında şuursuz tavırlar gösterebilir.

Bazıları; karanlık ve melanet emeller taşıyabilir.

Bazıları; kardeşliği bozmaya çalışabilir.

Bazıları; kavgaya sürüklemeye çalışabilir.

Bazıları; marazi ve hasmani çevrelerin elemanı olabilir.

Bazıları; moral ve manevi değerlerini ajite ederek kavga ortamı yaratmaya çalışabilir.

Bazıları; provokatör olabilir.

Bazıları; sonu olmayan etnik bir mücadelenin önünü açmayı planlayabilir.

Bazıları; tertip ve senaryonun tarafları olabilir.

Bazıları; toplumsal huzura kastedebilir.

Bazıları; toplumsal kaosa hapsetmeye niyetlenmiş olabilir.

Bazıları; Türkiye’yi karıştırmaya niyetli olabilir.

Bazıları; varlığa kastetmek isteyebilir.

Bazıları; iktidar güç servet için hertürlü yalanı söyleyebilir.

Bazıları; hiç bir şey olmamış gibi hareket edebilir.

Bazıları; zaaflarının ve ihtirasının esiri olabilir.

Bazılarının; koltuk ihtirası gözünü kör etmiş olabilir.

Bazılarının; söz ile eylemleri örtüşmeyebilir.

Bütün bu olumsuz ortamda dahi gerçekleri anlatmak, bilgilendirmek ,söylemek gerekir.

Her türlü ikiyüzlü, sahte, maskeli şarlatanların oyunlarına, düşülmemelidir.

Küresel odakların amacı; Türkiye’nin kardeş kavgasının derin çukuruna savurmaktır.

Küresel odakların amacı; sosyal infilak, siyasal imha ve toplumsal parçalamadır.

Duyguları kaşımaya, samimiyeti kundaklamaya, heyecanları kullanmaya çırpınan yerel ve küresel odakların oyunlarına gelinmemelidir.

Estirilen tahrik kampanyasından etkilenilmemelidir.

Duygusallıkları okşayan fesat yuvalarına fırsat vermemelidir.

Günün Sözü: haksızlığa, yalana, soyguna, sahtekarlığa tepkisiz kalanlar iyi niyetli olmaz.

1 yaz.docx

HIRS, KORKU VE HUZUR


Nurullah AYDIN

24 Şubat 2014-ANKARA

HIRS, KORKU VE HUZUR

İletişim çağında; yazılı ve sosyal medya; öğrenmeyi hızlandırmıştır. Öylesine tüketim alışkanı yapılan, öğrenme-bilme-anlama melekeleri kilitlenen, reklamlarla sersemletilen, din-ideoloji-lider esiri yapılarak uyuşturulan halk kitleleri, kendilerini yöneten ve yönlendirenlerin kim olduğunu öğrenince, karşılaştırma yapmaya başladı. Hayal kırıklığı ile şaşkınlığa düştü.

Her insan Dünya’nın güzelliklerini görmek ister.

Her insan rahat yaşamak ister.

Her insan düşündüklerini gerçekleştirmek ister.

Her insan kendisine hizmet edilmesini ister.

Her insan kendisine kul, köle olunmasını ister.

Her insan kendisine inanılmasını ister.

Her insan övülmek ister.

Her insan kendini bulmak ister.

Her insan geleceği bilmek ister.

Mümkün mü? Değil elbet. Ama insan yine de isteklerinin olması için çaba sarfeder.

Okur, öğrenir, sorar.

İşte asalak insanla, kendini bulmuş insan ayrımı bu noktada başlar.

Birçok kişi bir diğerine gerçeği, doğruyu bulmak istiyor musun diye sorar.

Bazıları hayır der. Belki aradıklarını burada bulurum diye bazıları da evet der.

Cevap; ne evet ne de hayır ise, o kişi kararsızlardandır.

Kim kimden, neyi, niçin öğrenmek ister?

Bazı insanlar için gökyüzü bulutlarını sizin yanınıza indirdi denir.

Bazıları şanslı olduğundan bazıları da şansız olduğundan yakınır. Oysa; insan zaman zaman gelen fırsatlar, onlara dokunabilin diye kar taneleri olarak iner bulutlarla.

Bulut, yağmur, kar nedir ?

Hepsi sudan başka nedir ?

Gezegende tüm yaşam hava ve suya bağlıdır. Hava ve suyun dansıdır yağmur, bulut ve kar.

Bu dans sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda maddi ve manevi güzelliklerin ortaya çıkmasına vesile olan bir enerjidir.

Gezegendeki her şey gibi, su da canlıdır. Su, insan düşüncelerinden etkilenir. Suyun kristal yapısı sizin düşüncelerinizi ve enerjinizi yansıtır. Suyun yararlı olabilmesi için ona sevgi yüklemeniz gerekir. Su, gökyüzündeyken üzerine Yaratıcı’nın, Evren’in, Dünya’nın sevgisi

yüklenir. Su; yağmur veya kar olarak yeryüzüne inince bu sevgiyi toprağa taşır. İnsanlar yerdeki su’ya sevginizi sunarsa, bereket toprağa geçer ve size yararlı kaynak su veya yararlı sebzeler ve meyveler olarak geri döner. Yararlı suları içtiğinizde, yararlı meyveleri yediğinizde ömrünüz uzar, mutluluğunuz artar, huzurunuz artar.

Dünyanın güzelliklerini görmek, kendinizi bulmak, geleceği bilmek, mutlu olmak. Gerçekten bunları istiyorsanız doğru akılcı, gerçekçi düşünmek ve yaşamak gerekir.

Bütün bunlara kavuşmak, ulaşmak için yürüyeceğiniz yol Gerçeklerin Yolu’dur. Günümüz insanı şu anda yalanlarla dolu bir dünyada yaşıyor. Ne sözler doğru, ne özler doğru.

Beklentiler böyle olunca da dünya cennet yerine cehenneme dönüyor elbette. İnsanlık kendi yarattığı bir cehennemde yaşıyor. İnsanlara cennet bir dünya sunmuş, insanlar onu inatla cehenneme çevirmeye çalışıyor. Yalanlar, arsızlıklar, hırsızlıklar, hainlikler, aç gözlülükler. Bitmek tükenmek bilmeyen hırslar ve ihtiraslar.

Nedir insanı bu kadar tatminsiz yapan ?

Nedir insanı yalanları yaşamaya iten ?

Nedir dünyanın güzelliklerinin görülmesini engelleyen ?

Kutsal kitaplarda adı şeytan olarak geçen varlığın-enerjinin yarattığı Ben‘dir.

Gerçeklerin Yolu, benlerin tenlerin aşıldığı yoldur. Ben ile ten iyi arkadaştır, hep birlikte dolaşırlar.

Bugün insanlık son model arabalar, çok katlı villalar, geniş ekran LCD televizyonlar, çok akıllı cep telefonları ve onlarca kredi kartı olmadan yaşayamıyor gibi… Daha fazla, daha fazla, hep ben, hep bana. Peki nereye kadar?

Hırslardan vaz geçmeden huzur olmaz. Korkulardan vazgeçmeden yiğitlik olmaz. Benlerden vaz geçmeden gerçekler ortaya çıkmaz.

Kendini bulmuş insanla asalak insan ayırımını yapabildiğimiz sürece insan olma gerçeğini de algılamış oluruz.

Günün Sözü; İnsanı insan olarak göremeyen, insan olamamıştır demektir.

1 yaz.docx

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: