Etiket arşivi: ABDULLAH ÖCALAN

Melih Aşık: Heykele hücum.


BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın “Öcalan’ın heykelini dikeceğiz” sözleri üzerine Başbakan Erdoğan, CHP’yi de hedefe katarak diyor ki:

“…Dünyanın her yerinde diktatörlerin heykelleri yıkılırken bunların aklı sadece heykel dikmeye yetiyor. Bunu defalarca söyledim. BDP, Doğu’nunGüneydoğu’nun CHP’si olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Heykel olayına da girdiler fark tamamen ortadan kalktı. Bu millet, yeni bir CHP zihniyetine, faşizmdalgasına izin vermez. Saddam’ın, Stalin’in, Lenin’in, Tito’nun, Esed’in heykelleri tek tek yıkılıyor. Hiç merak etmeyin, bunların heykelleri bu topraklarda kendilerine kaide bile bulamaz…”

Başbakan ne demek istiyor? Gayet açık..

Öcalan heykeli fikrini eleştirirken bilvesile… Atatürk heykellerini CHP zihniyetinin ve faşizm dalgasının eseri olarak niteliyor… Diktatör heykellerinin yıkıldığını çıtlatarak… Sıranın Atatürk’e geldiğini anımsatıyor. Atatürk heykellerini hedef gösteriyor…

Recep Usta’nın gerçek gündemi 10 yılın sonunda yavaş yavaş su yüzüne çıkıyor… Acaba Usta bu konuya da dinsel mi bakıyor? Öyle görünüyor.

Evet, İslam dünyasında, putperestliğe karşı verilen mücadelenin uzantısı olarak tasvir yasağı gelişmiştir. Resim ve heykele tarih boyunca günah objeleri olarak bakılmıştır. Acaba bu bakış gerçekle ne kadar ilişkilidir?

Beşir Ayvazoğlu, “İslam Estetiği” adlı kitabında bu konuyu ele alırken:

– Tasviri yani resim ve heykeli yasaklayan Kuran’ı Kerim değil hadislerdir, diyor…

Kimi padişahlar da öyle düşünmüş… Örneğin Abdülaziz kendi heykelini yaptırmıştır…

Silivri’den sesler

OdaTV sanıklarından gazeteci Müyesser Yıldız bu defa Silivri’ye ziyaretçi olarak gitmiş… İzlenimlerini yazıyor… Tuncay Özkan Silivri’de 4 yılı bitirdi, 5’inci yıla girdi… Artık gün saymayı bırakmış. 19 davanın Ergenekon ‘çuvalı’na atılmasıyla iddianameler 17 bin sayfaya ulaştı. Ek dokümanlar 500 milyon sayfayı buldu. Bu dava günün birinde Yargıtay’a giderse nasıl çıkacaklar içinden… Hoş mevcut mahkeme de pek çıkacak gibi değil ya… Beş yıldır hâlâ tek hüküm yok… Tuncay Özkan o arada bir vecizeyi hatırlatmış Yıldız’a:

“Büyük iktidar yoktur, onu büyük gören muhalefet vardır!..”

Geçiyoruz Aydınlık gazetesi yazarı Hikmet Çiçek’e.. O da Silivri’de 4 yılını tamamladı. 12 Mart döneminde tam 14 yıl hapis yattı. Ömrünün neredeyse yarısı hapislerde geçti. Bu dönemin darbe dönemlerine taş çıkarttığını söylüyor. Ergenekon’un Gizli Tanıkları adlı bir kitap yazıyormuş. Gizli tanıklardan söz ederken:

– Hepsi bir Osman Yıldırım, diyor, sabıkalı, koyun hırsızı, kullanılmaya müsait insanlar.

Silivri’de tutuklu baba Doğu Perinçek ile oğul Mehmet Perinçek’in görüşmesi de dikkate değer. Farklı koğuşlarda yatan baba – oğul sadece ziyaret günlerinde görüşebiliyormuş. Nasıl mı? Baba mahkum tarafında, oğul ziyaretçi tarafında durup, camın ardından telefonla…

Mustafa Balbay da Silivri’de 4 yılını tamamladı, 5’inciye geçti.

Mustafa’nın 7 aylıkken bıraktığı şimdi 5 yaşına giren oğlu Deniz, onun havaalanında çalıştığını sanıyordu. Artık Silivri’nin bir havaalanı olmadığını, babasının orada çalışmadığını biliyormuş, ama sormaya devam ediyormuş: “Baba, sen nerdesin?”

Soner Yalçın bugün tekrar duruşmada… Vicdanlar kıpırdar da Soner tahliye edilir mi? Ummaktan başka bir şey yapamıyoruz…

Müteahhit Ali Ağaoğlu, “Kabul ediyorum, Maslak 1453 projesinde usul hatası yaptık” demiş. En büyük “usulsüzlüğü” bile usulünce yapmak gerektiğini sanırız şimdi öğrenmiştir!

Fahrettin Fidan

20 milyon

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ne genç bir kadın vize talebiyle başvurur. Vize bürosu herkes gibi ondan da çeşitli belgeler yanında hesap cüzdanı fotokopisi ister. Birkaç gün sonra fotokopiler gelir. Vize görevlilerinin ağzı hayretten açık kalır. Çünkü cüzdanda görünen para 20 milyon dolarcivarındadır. Amerikalı görevliler küçük bir araştırma yapınca kadının bir sendikada sıradan bir muhasebeci olarak çalıştığını öğrenirler. Elçilik ek bir bilgiye daha ulaşır. Kızın babası Ankara’da ünlü bir sendikacıdır.

Bu olayı Yıldırım Koç Aydınlık’taki köşesinde yazdı. Aradan haftalar geçti… Kendisini arayan bir yetkili olmadı. Ancak tabii bu sendikacının kim olduğu hayli merak mevzuu oldu… Ortaya bugünlerde bir isim atılıyor… Önce http://www.kemalistler.net adlı site, ardından Aydınlık’ta Mehmet Akkaya yazdı… Adres olarak Türk – İş’in zirveleri işaret ediliyor. Açık açık isim veriliyor. O?zatın artık bir açıklaması bekleniyor.

AKP yeni anayasada laiklik ile Atatürk ilke ve inkılaplarının milletvekili yemininden çıkarılmasını önermiş.

Göz göre göre yalan yemin etmekten kurtulmaya çalışmalarını takdirle karşılamak lazım…

Haldun Ertem

Program

AKP milletvekili yemininden “Demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma” ve “Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma” sözlerinin çıkarılmasını istiyor…

Bu birkaç satırlık ifade AKP’nin gelecekteki programı konusunda fikir vermiyor mu? Nelere bağlı kalmayacaklarını ve neye sadakatten ayrılacaklarına tersini söyleyerek pek güzel ifşa etmişler… Dedik ya… AKP artık gerçek gündemini gizlemeye pek gerek görmüyor…

Bakan Ömer Dinçer’in oğlu sınava girmeden THY’de müdür olmuş. Normaldir!

Onların KPSS’yi geçmesine gerek yok! Mahdumların elinde kapı gibi AKPSS belgesi var…

Akif Kökçe

Milliyet

2 paşa Öcalan’la görüştü


Abdullah Öcalan, İmralı’ya konulduğunda iki ziyaretçisi olduğu ortaya çıktı.

Saygı Öztürk / Sözcü – Apo, İmralı’ya konulduğunda iki ziyaretçisi olduğu ortaya çıktı. Org. Özkök ve Org. Özgen… Özkök, odada 3 dakika kaldı. Özgen ise “Dağdakileri indir” dedi.

İm­ra­lı­’da tu­tu­lan Ab­dul­lah Öca­la­n’­ın ya­ka­la­na­rak Tür­ki­ye­’ye ge­ti­ril­di­ği dö­nem­de iki or­ge­ne­ral ta­ra­fın­dan zi­ya­ret edil­di­ği or­ta­ya çık­tı, Gü­ney­do­ğu­’da gö­rev­li ol­duk­la­rı dö­nem­de PKK’­ya yö­ne­lik ope­ras­yon­la­rı biz­zat yü­rü­ten ve ör­gü­tün ba­şı Ab­dul­lah Öca­la­n’­ın ya­ka­lan­ma­sı, Su­ri­ye­’den sı­nır­dı­şı edil­me­si için bü­yük ça­ba gös­te­ren isim­ler­den es­ki Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı Orgeneral Hil­mi Öz­kök ile Harp Aka­de­mi­le­ri es­ki Ko­mu­ta­nı Ne­ca­ti Öz­ge­n’­in İm­ra­lı Ada­sı­’n­da Ab­dul­lah Öca­la­n’­ı gör­dük­le­ri ve aya­küs­tü soh­bet et­tik­le­ri bil­di­ril­di.

İm­ra­lı Ada­sı­’nın 1. Or­du Ko­mu­tan­lı­ğı gö­rev ala­nın­da ol­ma­sı ne­de­niy­le, dö­ne­min 1. Or­du Ko­mu­ta­nı Or­ge­ne­ral Hil­mi Öz­kök, he­li­kop­ter­le ön­ce Ko­lor­du Ko­mu­tan­lı­ğı­’na gel­di, ar­dın­dan da yi­ne he­li­kop­ter­le İm­ra­lı Ada­sı­’na git­ti. Di­yar­ba­kı­r’­da 7. Ko­lor­du Ko­mu­ta­nı ola­rak da­ha ön­ce gö­rev ya­pan ve te­rör ör­gü­tü­ne kar­şı ope­ras­yon­la­rı yü­rü­ten Hil­mi Öz­kö­k’­ün, Ab­dul­lah Öca­la­n’­ın oda­sı­na ba­zı gö­rev­li­ler­le bir­lik­te gir­di­ği ve oda­nın du­ru­mu­nu in­ce­le­di­ği be­lir­til­di. Aya­küs­tü te­rör ör­gü­tü li­de­riy­le de ko­nuş­tu. An­cak, gi­riş-çı­kış ve ko­nuş­ma 3 da­ki­ka bi­le sür­me­di.

“Bu­yu­run ko­mu­ta­nı­m” de­di

Di­yar­ba­kı­r’­da Asa­yiş Ko­lor­du Ko­mu­tan­lı­ğı ya­pan, te­rör ör­gü­tü­ne kar­şı sı­nır öte­si ope­ras­yon­la­rı da yö­ne­ten Or­ge­ne­ral Ne­ca­ti Öz­gen de, Harp Aka­de­mi­le­ri Ko­mu­tan­lı­ğı dö­ne­min­de Ab­dul­lah Öca­la­n’­ı İm­ra­lı­’da gör­dü.

Jan­dar­ma Ko­mu­ta­nı san­dı

Yıl­lar­ca PKK’­ya kar­şı mü­ca­de­le eden Or­ge­ne­ral Öz­ge­n’­i gö­rün­ce he­men aya­ğa kal­kan Ab­dul­lah Öca­lan, “Bu­yu­run ko­mu­ta­nı­m” de­di. Öz­gen de “bu­yur­du­m” kar­şı­lı­ğı­nı ver­di. Or­ge­ne­ral Öz­gen, “E­ğer bu ül­ke­ye hiz­met et­mek is­ti­yor­san, dağ­da­ki adam­la­rı­nı in­di­r” de­di. Öca­lan ise “E­ğer fır­sat ve­rir­se­niz dağ­dan in­dir­me­ye ça­lı­şı­rı­m” kar­şı­lı­ğı­nı ver­di. Öz­gen de, da­ha faz­la ko­nuş­ma­dan oda­dan ay­rıl­dı.
Öca­la­n’­ın, o haf­ta zi­ya­re­ti­ne ge­len avu­kat­la­rı­na “Dün ba­na Jan­dar­ma Ge­nel Ko­mu­ta­nı gel­di­” de­yin­ce, avu­kat­la­rı “Bir yan­lı­şı­nız var. Jan­dar­ma Ge­nel Ko­mu­ta­nı gel­me­z” de­di­ler. An­cak Öca­lan, ge­len ki­şi­nin Jan­dar­ma Ge­nel Ko­mu­ta­nı ol­du­ğun­da ıs­rar et­ti.

Ha­kan Fi­dan da git­miş­ti

İm­ra­lı Ada­sı­’n­da bü­tün ha­re­ket­le­ri kay­da alı­nan Öca­la­n’­ın, Ada­’ya ge­len ba­zı gö­rev­li­-ler­le gö­rüş­me­le­ri sı­ra­sın­da üst ma­kam­lar­dan emir gel­me­si ha­lin­de ka­me­ra­lar açılmıyor ve gö­rüş­me­le­rin bel­ge­si de ol­mu­yor­du. Baş­ba­kan­lık Müs­te­şar Yar­dım­cı­lı­ğı dö­ne­min­de İm­ra­lı’ya gi­den MİT Müs­te­şa­rı Ha­kan Fi­da­n’­ın da bu yüz­den kay­dı­nın ol­ma­dı­ğı bil­di­ril­di

SÖZDE DAVADA BEBEK KATİLİ DE DİNLENECEK


Mahkeme, Öcalan’ın TSK’ya çamur atması için ön adımı attı

(SÖZDE) Ümraniye davasının bugün görülecek olan duruşmasında, bebek katili Abdullah Öcalan‘ın eski avukatı İrfan Dündar‘ın tanık olarak dinlenmesine karar verildi.

(İLGİLİ HABER) GİZLİ TANIK ŞEMDİN SAKIK ÇIKTI

(İLGİLİ HABER) GİZLİ TANIĞI MAHKEME DEŞİFRE ETTİ

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, duruşmada teröristbaşı Abdullah Öclan’ın eski avukatlarından İrfan Demir ile Zahit Engin’i tanık olarak dinleyeceklerini açıkladı.

O BELGEYİ ÖZKÖK’E GÖNDERDİM

Öte yandan, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görülen (SÖZDE) Ümraniye Davası‘nda Faruk Demir tanık olarak dinlendi.

Yüksek Strateji Merkezi‘nin eski başkanı olduğunu söyleyen Faruk Demir, dönemin ABD Büyükelçiliğinin siyasi müsteşarı John Kunstadter ile yakın ilişkisi olduğunu ifade etti.

Demir, "Genel dış politikalarını tartıştığımız Kunstadter Türk halk kültürüne de yakından ilgi duyuyordu. Ramazan ayını birlikte geçirdik. Anadoluya ilgisi vardı. Fotoğraflarını gösterdi. Birgün sohbet sırasında ‘Bıktık artık. Türkiye’nin iç politikasıyla ilgili absürt belgeler gönderiyorlar. Bu bizim işimiz değil. Bizim için hükümet ve asker aynı’ dedi. Ben de ‘Nedir bunlar’ diye sordum. Bana Hilmi Özkök ile ilgili, işini iyi yapmadığı, istifaya zorlandığı gibi şeylerin yazıldığı bir word belgesi gösterdi. ‘Mühim olabilir’ diye sempatik bir kanaldan dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’e yolladım" dedi.

Sorular üzerine Tanık Demir, sempatik kanalın ise mektup olduğunu söyledi.

"AYIŞIĞI, YAKOMOZ VE SARIKIZ’I BASINDAN DUYDUM"

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, dava sanıklarından emekli Tuğgeneral Levent Ersöz‘ün "Ayışığı", "Yakamoz", "Sarıkız" gibi planları Faruk Demir’den aldım" şeklindeki ifadesini hatırlattı.

Bu planları bilmediğini söyleyen Tanık Demir, Ersöz’e sözünü ettiği word belgesini anlattığını, bu word belgesini Genelkurmay Başkanlığı’na da gönderdiğini söylediğini dile getirdi.

Demir, "Ayışığı, Yakamoz adlı darbe planlarını davalar açıldıktan sonra basından duydum. Askerin darbe yapacağına ilişkin de bir şey duymadım" diye konuştu.

"Kunstadter’in CIA bağlantısı var mı?" sorusu üzerine Tanık Demir, kendisinde bu şekilde bir emare oluşmadığını söyledi. Demir, "Gazeteci Nuray Başaran benimle bir ropörtaj yapmıştı. Bunun üzerine Ersöz beni çağırdı. Görüşmeye gittim. Ersöz ile ABD’nin Irak işgali, Türk ABD ilişkileri, yeni siyasi iktidarın getirdiği iklim gibi konularda sohbet ettik" diye konuştu.

ASKERHABER / İSTANBUL

Öcalan’ın eski avukatı “can güvenliği” nedeniyle duruşmaya gelmedi


Ergenekon davasına tanık olarak çağrılan Abdullah Öcalan’ın eski avukatı İrfan Dündar, açık kimlikle tanıklık yapmasının can güvenliğini tehlikeye atacağını bildirerek duruşmaya gelmedi.

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün de aralarında bulunduğu 65’i tutuklu 274 sanıklı "Ergenekon" davasının 260. duruşması başladı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde oluşturulan küçük salonda görülen duruşmaya, CHP İzmir
Milletvekili Mustafa Balbay ve gazeteci Tuncay Özkan ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve Danıştay saldırısı dosyası sanığı Alparslan Arslan’ın da aralarında olduğu 31 tutuklu sanık katıldı.

CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, emekli Orgeneral Hasan Iğsız, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, emekli Albay Dursun Çiçek ve İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in de aralarında bulunduğu 34 tutuklu sanık ise duruşmaya gelmedi.

Duruşmada, tutuksuz sanıklardan Abdülvahit Özkaya da hazır bulundu.

Öcalan’ın eski avukatı Dündar, duruşmaya gelmedi

Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese, duruşmaya çağrılan tanıkların duruşmaya gelmediklerinin anlaşıldığını belirterek, tanıklardan Zahit Engin’in Çanakkale’de olması ve PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın eski avukatı İrfan Dündar’ın da, açık kimlikle tanıklık yapmasının can güvenliğini tehlikeye atacağını bildirmesi gerekçesiyle duruşmaya gelmediklerini ifade etti.

İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Odatv davası kapsamında tutuksuz yargılanan gazeteci Nedim Şener‘in avukatlarınca mahkemelerine bir dilekçe gönderildiğini kaydeden Başkan Özese, dilekçede "Ergenekon" davasıyla birleştirilmesi hususunda muvafakat verilmesi yönündeki isteğe olumsuz yanıt verilmesinin talep edildiğini ifade etti.

Davanın, hakkında yakalama emri çıkarılan ve Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Hastanesi’nde tedavi gören sanıklarından Orgeneral Nusret Taşdelen’in ifadesinin nasıl alınabileceği yönündeki mahkeme yazısına cevap verildiği ve Taşdelen’in ifadesinin hastane ortamında alınabileceğinin belirtildiğini aktaran Özese, yeni bir yazı yazılarak Taşdelen’in video konferans yöntemiyle ifadesinin alınıp alınamayacağı hususunun sorulmasına hükmedildiğini bildirdi.

Abdülvahit Özkaya

Duruşmada ifade veren tutuksuz sanıklardan Abdülvahit Özkaya, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel’in, "Hakkınızda birleşen bir dosyada ‘Ergenekon terör örgütüne yardım etmek’ ve ‘fişleme yapmak’ suçlarından açılmış bir dava var. Saffet Çerçi hakkında fişleme yaparak bu bilgileri bu davanın sanığı Hüseyin Görüm’e verdiğiniz ve bu fişlemelerin de kullanıldığı iddiası var. Bu yazılar size mi ait?" sorusuna karşılık, söz konusu yazıların kendisine ait olduğunu söyledi.

Savcı Pekgüzel’in, "Bu yazıları kime verdiniz?" diye sorduğu Özkaya, "Bu tip yazıları, çocuklarıma hatıra olsun diye kaleme aldım. Kimseye de
vermedim. Çocukluğumdan beri bu benim merakım. Evimde veya iş yerimde sürekli yazarım, not tutarım. Herkesin bir merakı var ve benim merakım da bu" dedi.

Yazdıklarının Murat Çağlar’da ele geçirilmesi ile ilgili soruya da yanıt veren Özkaya, Murat Çağlar adlı bir kişiyi tanımadığını ve yazdıklarının o kişiye
nasıl geçtiğini bilmediğini aktardı. Sanık Özkaya’ya daha sonra, duruşma salonuna kurulan büyük ekran yardımıyla, davanın sanıklarına ait fotoğraflar gösterilirken, bu kişileri tanıyıp tanımadığı, tanıyorsa nerede karşılaştığı ve bu kişilerle ne gibi buluşmalar yaptığı soruldu.

Fotoğraflara bakan Özkaya da, kendisine gösterilen sanıklardan Hüseyin Görüm ve Muzaffer Tekin ile tanıştığını, diğer sanıklar Fikri Karadağ, Doğu Perinçek ve Veli Küçük’ü ise basından tanıdığını ifade etti. Özkaya, fotoğraflardaki kişilerin çoğunu tanımadığını da beyan etti.

"Burada bulunmaktan hicap duyuyorum. Beykoz’da bir ofisim vardı. Yemeğe düşkün olduğum için misafirlerime çeşitli ikramlarda bulunurdum. Hüseyin Görüm de gelip giderdi. Piyangodan çıktı, arada bir gelip giderdi. Muzaffer Tekin’i de tanıyorum. Cevdet Baydar’a ait bir atölyede kuru fasulye yemiştik. Ona tespih hediye etmiştim" ifadelerini kullanan Özkaya, davanın sanıklarından Durmuş Ali Özoğlu’nun da kendi hakkında yalan bilgiler verdiğini öne sürdü.

Ergenekon’un gizli tanığı Öcalan mı?


Abdullah Öcalan ile ilgili ortaya atılan bir iddia gündeme bomba gibi düştü. PKK’nın eski yöneticilerinden Şemdin Sakık’ın gizli tanım olduğunun ortaya çıkmasının ardından CHP’li Ali Rıza Öztürk, Öcalan’ın Ergenekon’un gizli tanığı olabileceği iddiasında bulundu.

CHP’li Ali Rıza Öztürk, Şemdin Sakık’ın gizli tanık olduğunun ortaya çıkmasının ardından Öcalan ile ilgili çok tartışılacak bir iddiayı gündeme getirdi. Öztürk’ün iddiasına göre Abdullah Öcalan, Ergenekon’un gizli tanığı olabileceğini söyledi.

Parmaksız Zeki lakabıyla da tanınan PKK’nın eski yöneticilerinden Şemdin Sakık’ın Ergenekon davasında kimliği deşifre edip tanık olarak dinlenmesi büyük tartışmalara sebep oldu. CHP’li bir milletvekilinin yaptığı yorum ise güne damgasını vuracak.

18 yıl boyunca PKK’nın içinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı savaşan ve birçok sivilin ölümüne adı karışan Şemdin Sakık’ın tanıklığını Habertürk’e yorumlayan CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk çok konuşulacak bir değerlendirmede bulundu:

"Sakık’tan gizli tanık niye olmasın? Olur. Terör örgütünü yönetmiştir. Terör örgütünü yönetenlere karşı mücadele edenler hapistedir. Onlara karşı terör örgütünün mensuplarının tanık olması lazım ki suçlanabilsinler. Onlardan başka tanık yok ki. Belki Abdullah Öcalan da gizli tanıktır. Öcalan’ın gizli tanık olup olmadığını bilen var mı Türkiye’de? Olmadığının garantisi var mı? Yargının referansı hukuk değil siyaset olursa, bu tip şeylerin olması da kaçınılmazdır. Şaşılacak bir şey yok."

Öcalan’ı ben getirttim


Gizli tanık olarak getirildiği Ergenekon davasında önceki gün kimliğini açıklayan Şemdin Sakık, dünkü duruşmada “Öcalan’ın Şam’dan getirilmesi tamamen benim geliştirdiğim plan çerçevesinde oldu. Bunu söylerken ne kadar büyük bir risk aldığımı biliyorum. Ölüm riskini göze alarak açıklıyorum” dedi.

ERGENEKON Davası’nın görüldüğü İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde tanık olarak dinlenen Şemdin Sakık, “Öcalan’ın Şam’dan getirilmesi tamamen benim geliştirdiğim plan çerçevesinde oldu. Bunu söylerken ne kadar büyük bir risk aldığımı biliyorum. Ölüm riskini göze alarak açıklıyorum. Genelkurmay Başkanlığı yaptıkları halde ya bunu bilmiyorlar ya da bu gerçeği gözardı ediyorlar” dedi. Sakık dünkü duruşmada özetle şunları söyledi:

ESKİ TERÖRİST DİYEBİLİRSİNİZ

“Ben terörün bitmesi için çabalıyorum. Yıllardır gençleri PKK’nın elinden kurtarmaya çalıştım. Abdullah Öcalan ile ilgili 2 kitap yazdım. Ben savaşçı doğmadım ki. Benim için ‘Nasıl oluyor da böylesi bir mahkemede Şemdin Sakık tanık olarak dinlenebiliyor’ deniliyor. Ben tanık olarak dinlenirken terörist sıfatım yoktur. 15 yıl önce örgütten ayrıldım. Örgütten ayrılma nedenim de bu tür şiddetin bu halka zarar verdiğini düşündüğüm içindir. Bana ‘eski terörist’ diyebilirsiniz, ‘geçmişi suçlarla dolu’ diyebilirsiniz ama şu anda ‘suç işliyor’ diyemezsiniz.

Devletin beni Pişmanlık Yasası’ndan yararlandırmayacağını biliyordum. Buna rağmen dilekçe vermemin çok başka nedenleri var. Dağda geçirdiğim yıllarda yürüttüğüm faaliyetlerden dolayı Öcalan’dan daha öne çıkmış biriydim. Kürt gençlerin idolü haline gelmiştim. Cezaevinde de şiddeti savunsaydım binlerce genç dağa giderdi. ‘Benim için gidiyorsanız gitmeyin’ mesajı verdim. Binlerce insan dağa çıkma kararını gözden geçirdi.”

Özgür olunca askere gideceğim

Dağda geçen 18 yıl Şemdin dışında bir şeydi. Türk ordusu ile cephede defalarca karşı karşıya geldik. Türk Ordusu’nun disiplinli, fedakar, üretken ve bir hiyerarşi içinde olduğunu gördüm, saygı duydum. Allah nasip ederse 15 yıl sonra özgürlüğüme kavuşacağım. Çürük raporu alma, bedelliden yararlanma imkanım olmasına rağmen sembolik değeri olsun diye askere gideceğim. Bu ordu Türkiye’nin ordusudur. Askere giderek, Kürt gençlerine ‘ordu sizindir, askerlik yapın mesajı’ vereceğim.

1993 yılında esas yaşanan o felaketten büyük zarar gören ordunun kendisidir. Ordu bir çok generalini, albayını, yarbayını kaybetti. Göreve gelir gelmez arkadaşlarının akıbetini araştırmaları gerekirdi. Asker arkadaşlığı, yoldaşlık bunu gerektirir. Onlar, bunları gizlediler. Bizi burada konuşturan onların tutumudur. Gizledikleri için de başkaları açıklıyor.

Kan akacaktı

Bu davada ifade vermek istememin nedeni karanlık noktaların aydınlatılmasını istiyorum. Halkın aydınlatılması gerekiyor. Bazı gerçeklerin gizlenilmemesi gerekiyor. Bünyede bir zehir, kirlilik varsa bu ülke yoluna girmiş sayılmaz. Ergenekon, Balyoz ve KCK davaları olmasaydı bugün kan oluk oluk akacaktı. Ben bu işin ruhunu biliyorum. Bu nedenle hayırlı bir iş yaptığıma inanıyorum

Arslan Bulut: Öcalan’ı da tanık yapın bari! /// CC : @ArslanBulut1


Beş yıl önce bile Türkiye’de TSK’nın 500’e yakın subayının sanık, PKK’lı teröristlerin ise tanık sandalyesinde oturacağını birisi söylese kimse inanmazdı. Fakat Ümraniye operasyonları kapsamında hazırlanan ikinci iddianamede yer alan ifadeleriyle gündeme oturan gizli tanık “Deniz”, Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un da tutuklu bulunduğu davada ifade verirken Şemdin Sakık olduğunu açıkladı. Daha önce de birçok tanığın yüz kızartıcı suçlardan mahkumiyetleri bulunan kişiler olduğu anlaşılmıştı.

Genelkurmay eski Başkanı Emekli Orgeneral İlker Başbuğ, bu durumu, “Türk Ordusu ve onun eski komutanının yargılandığı ‘dava’da idam cezası almış PKK’nın 2 numarasının gizli tanık olmasından doğal ne var ki?” diye değerlendirdi.

***

Bu arada, PKK’nın talepleri de birbir yerine getiriliyor. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, başkanlık sistemiyle ilgili teklifi Meclis başkanlığına sunduklarını açıkladı. Başkanlık sistemi, eyalet sisteminin önünü açacağı gerekçesiyle PKK’nın da talepleri arasında yer alıyor. Demokratik Toplum Kongresi’nde de başkanlık sisteminin bölgenin eyaletlere bölünmesini getireceği ve her eyaletin de kendi kendini yöneteceği tespiti ön plana çıkarılmıştı.

Türkiye’nin 29 büyükşehire bölünmesini öngören Büyükşehir Yasa Tasarısı da PKK’nın talebini karşılıyor. Konuyla ilgili olarak, MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, “Osmanlı’da bile olmayan sistem getiriliyor. Özel kanunlarla özerklik sağlanacak. Diyarbakır Belediye Başkanlığı’nın ne hale geleceğini düşünün. ABD, Almanya ya da diğer ülkelerde olduğu gibi federasyona gidilir” diyor.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ise cezaevlerinde açlık grevi yapanlara güvence verdi. Arınç, “Bu grevi lütfen sona erdirin. 3 siyasi talebiniz var, 2’si zaten çözülmüş durumda. Diğeri ise zaman içinde değerlendirilebilecek bir konu. Hükümetimiz gereken çalışmaları yapar ve sonuçlarını da açıklar” dedi.

Böylece, Türkçe bilenler de yargılama sırasında isterlerse ana dillerini kullanabilecek. Oysa mevcut yasada, bu hak Türkçe bilmeyenler için zaten var..

Sonuç olarak her konuda PKK’nın dediği oluyor..

***

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, “Arasında doğrudan doğruya husumet ilişkisi olan, bir dönem terör örgütünün başında olmuş birisi nasıl tanıklık yapar? Gizli tanıklar, engizisyon mahkemelerinde vardı” derken CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar, “Terörün kendisi olan bir tanık o teröristleri yakalayıp onlara karşı mücadele veren insanlar için tanık olarak dinleniyor” diye konuştu.

MHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy ise “Tek kelime ile rezalet. Zaten davanın başlangıcında düğme yanlış iliklenmişti. Abdülkadir Aygan ve PKK ile bağlantısı olan isimlerin bilgilerine başvuruldu. Süreç böyle devam etti. Böyle giderse bölücü başının da şahitliğine başvuracaklar herhalde” diye tepki gösterdi.

***

Diğer taraftan, Meclis’de güya darbeler soruşturuluyor. Bütün darbeler ve muhtıraların arkasında Amerikan desteği vardır. Bu konuda tek bir soru soran yok.. Yine, sözde “devletin içindeki derin yapılanmalar” soruşturuluyor. Oysa bu yapı Gladio’nun ta kendisiydi. İşlettikleri cinayetlerin sebebi, ya darbe zemini hazırlamak, ya da ülkenin önemli aydınlarını öldürerek, milli politikalar uygulanmasına set çekmekti.

Sivas’taki Madımak katliamını da aynı güçler planladı.. Muammer Aksoy, Türkiye petrollerine sahip çıkıyordu, öldürüldü. “Petrol fırtınası” yazarı Raif Karadağ, bir otel odasında ölü bulundu. Uğur Mumcu, Türkiye ile İran’ı savaşa sürüklemek için öldürtüldü. Nitekim 8 defa katillerini açıkladılar. Ama hala cinayet aydınlatılamadı.. Cenazesini de İran aleyhinde kullanmaya çalıştılar. Oysa Uğur Mumcu’nun öldürülmesinde İran’ın hiçbir menfaati yoktu.. Necip Hablemitoğlu,Ahmet Taner Kışlalı.. Bu aydınları kim öldürttü?

Şimdi bu olayların perde arkası soruşturulmuyor. Aksine Amerikan güdümlü yapılanmaya direnenler yargılanıyor. Bu yüzden tıpkı Amerikan yargı tarihinde olduğu gibi hukuk dışı her yöntem kullanılıyor..

Yeniçağ

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: