Etiket arşivi: arslan bulut

Arslan Bulut: Büyük İsrail Projesi eş başkanlığı! /// CC : @ArslanBulut1


İngiltere, henüz dünyaya kendini kabul ettirmeye çalışan Türkiye’nin bağımsızlığını tanımak istemiyordu. İngiltere, kurucusu olduğu Milletler Cemiyeti’nden, kendi istediği doğrultuda karar çıkarmış ve Türkiye’nin askeri harekât ile Kerkük-Musul’u almasını önlemek için de Şeyh Sait isyanını başlatmıştı. Türkiye, bu isyanla boğuşurken, Kerkük-Musul elden gitmişti.

Türkiye, kendi içinde isyan eden Kürtlere hâkim olmaya çalışırken, Kerkük-Musul bölgesine müdahale edememişti. Sonuçta 7 Haziran 1926 Ankara Antlaşması’nı imzalamak zorunda kalmıştı. Türkiye, petrol geliri hakkından da sonradan vazgeçmişti.

Arapları Osmanlı’ya isyan ettiren Lawrence ise “Bir Kürt devleti kurabilseydim, Türkler’i tarihten silecektim, başaramadım” demişti.

Sonraki dönemlerde, Lawrence’in hedefini gerçekleştirmek isteyen çok sayıda Lawrence türedi. Bunlar sadece ajan olarak bu coğrafyaya gönderilmiş insanlar değildi. Artık yerli Lawrence’ler vardı. Ekonominin, siyasetin, bürokrasinin ve medyanın içindeydiler. Soros gibi yardımcıları da vardı ve aleni çalışıyorlardı.

Casusluk meşrulaştırılmıştı artık.

***

GAP ile birlikte PKK terörü de başlamış, ABD, İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya PKK’ya destek vermişti. Dolayısıyla, Türkiye’nin su kozu elinde kalmış, Kerkük-Musul’a yine müdahale edememişti. Irak’ın işgali sırasında da Türkiye’nin karşısına “Kürt meselesi” çıkarılmıştı. Oysa ABD’ye bu harekâtta yardımcı olmak, Türkiye’nin kendi idam fermanını imzalaması demekti…

ABD, Türklerin ipini, Barzani, Talabani ve Abdullah Öcalan’a çektirmeye çalışmaktaydı. Öcalan’ın görevi, Türkiye’yi meşgul etmek, Barzani ve Talabani’ye meşruiyet alanı açmaktı..

Şimdi Barzani, Mısır televizyonuna konuşuyor ve Türkiye, Suriye ve İran’daki Kürtlerin tek devlet olacağını ilan ediyor. Üstelik AKP’nin de kendilerini desteklediğini söylüyor.. Hedefi, dört ülkenin bölünmesi ve Kürtlerin tek devlette birleştirilmesi..

Zaten Irak’ın işgali sırasında ABD’nin Ankara Büyükelçisi olan Pearson, Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu dahil Erzurum’dan Bağdat’a kadar uzanan toprakların tek bir ekonomik bölge olması gerektiğini söyledikten sonra, Barzani’nin İnternet sitesinde, “Bu coğrafya, siyasi olarak da tek bir bölge olacak, Türk askeri işgal ettiği Kuzey Kürdistan’dan çekilecektir” denilmişti.

“Nil’den Fırat’a kadar Büyük İsrail” projesinin hayata geçirilmesi için, öncelikle bu coğrafyada, egemenliğin Türkiye’nin elinden çıkarılması gerekmektedir. Yahudi ağırlıklı ABD yönetiminin emriyle, Türk subaylarının kafasına çuval geçirilmesinin sebebi budur. Türkiye topraklarının Türk egemenliğinden çıkarılması için bölgenin karıştırılması gerekiyor. İşte Suriye’nin karıştırılmasının ana sebebi budur. Dolayısıyla Suriye’deki isyancılara lojistik destek verdiğini açıklayan AKP iktidarı, aslında Türkiye’nin karıştırılmasına hizmet vermektedir. Türkiye, öyle bir hale gelmiştir ki artık bir siyasi parti başkanı, terör örgütü başının heykelini dikeceklerini söyleyebilmektedir..

***

Büyük İsrail planının gerçekleşebilmesi için, önce Türkiye’nin da dahil edildiği bir büyük savaş gerçekleştirilmeliydi ki, barış masasına oturulduğunda, haritalar yeniden çizilebilsin. Bunu 2003’te tezkerenin reddi sayesinde başaramadılar. Daha sonra Türk askerini de Irak’ta istemediler. Irak’taki planları bozulabilirdi.

“İbrahimi dinler” , Yahudilerin atası Abraham temelinde birleştirilmesi için yapılan çalışmalar ve dinlerarası diyalog toplantıları hep aynı stratejinin uygulamalarıdır.
Mimarlığını Bernard Lewis’in yaptığı “İstanbul başkentli Orta Doğu Birleşik Devletleri Federasyonu” fikri ise Özal tarafından belli belirsiz bir şekilde ortaya atılmışsa da, ilk olarak Talabani tarafından seslendirilmişti.

Talabani, “Hayalim İstanbul’un başkent olduğu Orta Doğu Birleşik Devletleri’dir” diyordu. İşte Büyük İsrail, bu projedir… Büyük Orta Doğu Projesi diye ilan ettikleri proje, Büyük İsrail Projesi’dir. Büyük Orta Doğu Projesi eş başkanlığı, Büyük İsrail Projesi eş başkanlığıdır.

Yeniçağ

Reklamlar

ARSLAN BULUT : Bahçeli ve Ebu Suud Efendi! /// CC : @ArslanBulut1 @nihadagenc @gencnihat @nihadgenc


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli nin kurultay sırasında yaptığı konuşmanın iyi hazırlanmış bir metin olduğunu belirtmiştim.

Bir arkadaşım uyardı ve “Evet metin genel olarak Türk tarihinin bütünü içinden ortak değerleri ön plana çıkarıyor ama konuşmanın bir yerinde ’Şeyh Edebali’nin duasını, Akşemsettin’in maneviyatını, Molla Gürani’nin hidayetini, Ebu Suud Efendi’nin tarafsızlığını getirdiniz. Sefa geldiniz’ diye bir hitap var. Bu isimlerden Ebu Suud Efendi, Türk Milleti’nin bugünkü birlik ve beraberliği esas alınırsa ortak değer sayılmak şöyle dursun, ektiği kin ve nefret duyguları hâlâ yaşatılan bir kişidir. Dolaysıyla, bu ismin, MHP gibi bir partinin genel başkanının konuşması içinde yer alması manidar değil mi? Alevi katliamına fetva vermek nasıl tarafsızlık olur? Hatta ’Bir Alevi’nin Müslüman olması için önce Hıristiyan olması gerekir’ gibi saçmalıklar da onun fetvalarından kaynaklanır” dedi.

***

Alevilerle ilgili bu türde söylentileri, genç yaşlarımda, halk arasında ilk duyduğumda şaşırmıştım. Ve bu söylentilerin ancak yabancı ajanlar tarafından üretilebileceği kanaatine varmıştım. Bu sapık düşünce tarzının bir Şeyhülislam tarafından verilen fetvadan kaynaklandığını bilmiyordum..

Konuyu en iyi araştıran kişi Ertuğrul Düzdağ’dır. Düzdağ’ın “Şeyhülislâm Ebu Suud Efendi’nin Fetvâlarına Göre Kanunî Devrinde Osmanlı Hayatı” adlı eserinde

Alevilerle ilgili fetva aynen yayınlanmıştır.

Bu fetvadan bazı bölümler veriyorum:

Soru: Kızılbaş topluluğunun, dine göre topluca öldürülmesi helal midir? Bunları öldürenler gazi, bu öldürme sırasında ölenler de şehit olur mu?
Cevap: Kızılbaşların topluca öldürülmeleri elbette dinimize göre helaldir. Bu, en büyük, en kutsal savaştır. Bu yolda ölmek de şehitliğin en ulusudur.

Soru: Vurulan Kızılbaşlar arasında esir olanlardan bazıları Ermeni olsa kurtuluşa erer mi?
Cevap: Kurtulurlar, bu takdirde Ermeniler Kızılbaş askeriyle İslam askeri üzerine gelip savaşmış olmayacak; şeraite göre esir almak yoktur.

Soru: “Muâviye hayırlı kişi değildir” dese, şer’an Zeyde ne ceza verilir
Cevap: Ta’zir olunur. “ (Tazir dayaktan idama kadar hakimin takdir edeceği cezadır.)

Görüldüğü gibi, hâlâ halk arasında yaşayan bu fitnelerin mucidi, Ebu Suud Efendi’dir. O halde, milliyetçi bir partinin genel başkanı, konuşma metnine dikkat etmelidir..

Nihat Genç’in sekiz sorusu

Nihat Genç, odatv için ” Tek Başkanlı, Tek Meclisli Eyalet Yasası’na Sorular “ başlıklı bir yazı yazdı ve sekiz soru sordu:

1) Yeni belediyeler, kendi doktor ve hemşire tayinlerini kendi bölgelerinden yapmak isteyecekler.. ” Yargı atamalarını da kendi bölgemizden kendimiz yapacağız “ deseler ne olur? Nasıl bir sürecin içine girilir?

2) Yasa yürürlüğe girdiğinden hemen sonra, ” Kendi ilimizin adını kendimiz koymak istiyoruz “ diye talep etme hakkına sahip midirler?

3) Yasa yürürlüğe girdikten hemen sonra ” Bir savaş hali yok bu barış ortamında biz ilimizde garnizon, karargah gibi ordu birlikleri ve yerleşimi hiç istemiyoruz, bölgeyi boşaltsınlar “ talebinde bulunma hakkına sahip midirler? Böyle deseler ne olur?

4) ” Biz, dış ilişkilerimizi kendimiz tanzim ederiz, istediğimiz yabancı ülkelerle, milli istihbaratı ve milli güvenliği ilişkilendiren konularda bile işbirliğine girebiliriz “ diyebilirler mi? Deseler ne olur?

5) İstedikleri heykelleri diker istedikleri sokaklara da kendi ’şehitlerinin’ adlarını verirlerken ” Milli anıtları da biz tayin ederiz, milli anma günlerini de biz belirleriz “ deseler ne olur?

6) Yasa yürürlüğe girdikten hemen sonra, orduvari, polisvari bir ’zabıta’teşkilatı kurmak isterlerse ne olur?

7) Yasa yürürlüğe girdikten sonra ” Toplanacak vergilerin oranlarını biz tayin ederiz “ derlerse ne olur, nasıl bir sürecin içine girilir?

8) Bu taleplerle girilecek yeni süreçlerin tıkanması halinde aynı illerin Birleşmiş Milletler ya da uluslararası kurumlardan hadi müdahale demeyelim, siyasi yardım istemeleri durumunda neler olur, nasıl bir sürecin içine girilir?

ARSLAN BULUT : Atatürk’ün asıl evini ne yaptın Tayyip Bey? /// CC : @ArslanBulut1


Tayyip Erdoğan, bir taraftan açlık grevi konusunda BDP’ye sert eleştiriler yöneltirken, diğer taraftan PKK ve BDP’nin taleplerini Meclis’ten bir bir çıkarıyor.

Büyükşehirleri devlet içinde devlet haline getirmek gibi.. Yine ana dilde savunma yapmayı yasalaştırmak gibi..

Erdoğan, “Siz benim bağırıp çağırmama aldırmayın bakın bütün taleplerinizi yerine getiriyorum” dese yeridir..

***
Biz konuyu, “Danışıklı dövüş” diye nitelendirmiş ve “PKK’nın Oslo sürecindeki ‘demokratik özerklik’ taleplerinin hatta öteden beri savundukları Abdullah Öcalan’ın ‘demokratik konfederalizm’ önerisinin bütün gerekleri yerine getiriliyor. Türkiye’nin ekonomik ve siyasi alt yapısı, hukuk düzeni değiştirilmek suretiyle eyalet sistemine doğru götürülüyor. Büyükşehir yasası ile şehir devletleri dönemine dönüş yaşanıyor” diye izah etmiştik.

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, “Başbakan’ı artık iyi tanıyoruz. Ne zaman BDP’yi sert ifadelerle eleştirip yüklenirse, o zaman başka kanalların devreye girdiğini biliyoruz. Ben Başbakan’ın bu tavır değişikliği ile İmralı’da görüşmelerin yeniden başladığını tahmin ediyorum” demişti de kendi genel başkanı Selahattin Demirtaş tarafından azarlanmıştı. Demirtaş da “Niye açık ediyorsun” der gibiydi..

CHP Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner de BDP ile AKP’nin zaman zaman kavga eder görünüyor olmalarına rağmen bazı konularda anlaştıklarını söylüyor.. Öner, “Gizli görüştüklerini inkar ediyorlar, açığa çıktığında ise ’elbette görüşeceğiz’ diyebiliyorlar. Başbakan idamın kaldırılmasına onay veren kişi olduğu halde iç politikada belirli çevrelere mesaj vermek içinde elinde iple dolaşmaya başladı” dedi.

***

AKP’nin “Yeni Anayasa” konusunda da BDP ile işbirliği yapacağı anlaşılıyor. Bu konudaki ipuçlarını Kızılcahamam kampında verdiler.

Refika Karabacak’ın haberine göre Kızılcahamam’da Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyeleri Ahmet İyimaya, Mehmet Ali Şahin ve Mustafa Şentop ile görüşen, Tayyip Erdoğan, referanduma gitme düşüncesini tartışmaya açtı. AKP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop, “Eğer 4 partinin mutabakatıyla bir çalışma ortaya çıkarsa referanduma gerek kalmaz. Ama farklı bir durum olursa, uzlaşma bir partiyle olduğu takdirde referanduma gidilir” dedi.

Bu “bir parti” BDP değil mi?

Diğer taraftan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ege ve Akdeniz’de bazı Türk adalarının Yunanistan tarafından işgal edildiğini itiraf etti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’ın soru önergesini cevaplayan Davutoğlu, Ege Denizi’nde Koyun, Hurşit, Fornoz, Eşek, Nergizçik, Bulamaç, Kololimnoz, Keçi, Sakarcılar, Koçbaba, Ardacık, Akdeniz’de ise Gavdos, Dhia, Dionisades ve Koufonisi adalarının elden çıkmasını “Ege’de bazı adacık ve kayalıkların aidiyeti ve bununla bağlantılı olarak Türkiye ile Yunanistan arasında Ege Denizi’nde geçerli bir uluslararası anlaşmayla tespit edilmiş deniz sınırlarının korunması dahil, iki ülke arasında Ege’de birbirleriyle bağlantılı bir dizi sorun bulunmaktadır” sözleriyle açıkladı.

***
Tayyip Erdoğan ise Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi’nin yaşadığı ev ile Makedonya’da Manastır Askeri İdadisi binasında yapılan çalışmaları göstererek, “Biz nutuk atanlardan olmadık. Başta CHP’liler olmak üzere Atatürk istismarcılarına bu iki hatıra evi ithaf ediyorum” dedi.

Erdoğan’a sormak gerekir:

-Atatürk’ün babasının evinde ve Atatürk’ün okuduğu okulda bazı olumlu çalışmalar yaptın da Atatürk’ün asıl evi olan Türkiye Cumhuriyeti’ni ne hale getirdin?

-Türk adalarını Yunanlıların işgal etmesine neden seyirci kaldın?

-Bugün Bursa’dan, Muğla’dan “toplumsal çatışma” haberleri geliyor. Türkiye’yi bu noktaya kim getirdi?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Bazı kentlerden bugüne kadar görmediğimiz ağırlıkta sinyaller alıyoruz.. Toplumsal çatışma süreci başlarsa sorumlusu hükümettir. Cin şişeden çıktı. Hükümet hâlâ cinin şişeden çıktığının farkında değil. AKP hükümeti, hem içeride hem dışarıda ‘bela arayan Hükümet’ oldu.. Böyle bir Hükümet, Cumhuriyet tarihi boyunca görülmedi” diyor.

Kısacası, Atatürk’ün evi olan Türkiye Cumhuriyeti, AKP iktidarı tarafından sona erdirilmek üzeredir..

Arslan Bulut: Ey iman edenler! /// CC : @ArslanBulut1


Biz yazılarımızı iyi niyetli insanlara göre yazıyoruz. Fakat içlerinde Türklüğe karşı kin ve nefret besleyenler, milletin birliğini korumaya çalışanları, İslamiyeti sadece kendilerinin tapulu malı sayarak, İslam dışı olmakla suçlayıp kendi siyasi projelerine alan açmaya çalışıyor. Halkı bu kurnaz taktiklerle ikna ediyorlar..

Mesela Büyükşehirler yasasının ülkeyi şehir devletlerine bölme projesinin başlangıcı olduğunu belirtirken 2001 yılında İtalyanlar’ın “Veneto’dan Batı Karadeniz Bölgesi’ne” sloganlı bisiklet gezisinin arkasından, küreselleşme projesinin “yerel yönetimlere otonomi vermek ve milli hükümetin fonksiyonlarını yerel düzeyde merkezi olmaktan çıkarmak” planı çıktığını hatırlatmıştım. Küreselleşmenin, şehir devletlerine dönüş olduğu AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’a 2001 yılında ABD’den gönderilen gizli mektupta belirtiliyordu.

Bartın’a yönelik bisiklet gezisinin sonunda Anadolu’nun Roma dönemindeki şehir devletleri haritası da basın bildirisiyle birlikte dağıtılmıştı..

Basın bildirisinde “Amacı ulusal devletlerin iç federasyonu (devletler federasyonu) şeklini gerçekleştirmek olan, politik şekilli, Avrupa karakterli bir fenomen geliştiriliyor. Orijinin bulunması, kişinin bölgeler ve devletler üstü bir kimlik kazanması olarak yorumlanıyor ve temelinde kişinin, birçok ülkenin yurttaşıymış gibi düşünülmesi fikrine ulaşılıyor. Sonuçta, en ideal biçimine çoklu kimlik (çok kimlilik) araştırması olarak dönüşüyor, yani tüm insanların tek, aynı büyük genetik kökten geldiği orijinde, bir çeşit uluana ve ulubaba isminde birleşiyor; Adem ve Havva; ya da Homosapiens, ya da Austrolopitecus” deniliyordu.

***

Şimdi bu metnin, Türkiye’yi federasyona götüren zihniyeti özetlediğini yazdığım için bir yaratık bana “Hz. Adem ve Hz. Havva’ya inanıyor musun? İlk Türk Allah tarafından özel olarak mı yaratıldı? Öyle ise onun da atası Adem ve Havva değil mi?” gibi zekâ seviyesi düşük sorular soruyor..

İşte halkı da bu basit sorularla yönlendirmeye çalışıyorlar..

Burada yaratığın adı değil, zihniyeti önemli.. Bu zihniyet sahipleri, Hıristiyan Batı’nın, Müslüman bir milletin çocuklarını, kendi milliyetinden ve dininden koparmak için giriştiği şeytani operasyonu görmüyor, bunun yerine Türklüğü küçümsüyor..

Bunlar, aslında İslam dinine de ihanet içindedir. Çünkü Türklük, tarih boyunca olduğu gibi bugün de İslam dünyasının kalkanıdır.. Türk milletinin, Türkiye’nin olmadığı bir dünyada, İslam dünyası ne hale gelirdi?

İşte şimdi, AKP eliyle Türkiye’yi İslam dünyasının içine bir Truva atı gibi konuşlandırarak, bütün enerji kaynaklarını kontrol etmek istiyorlar. Buna karşı ancak milli birlikle ve bağımsızlık fikri ile durulabilir. Yani Türk Milleti’ni birlik içinde tutmak, bugün de İslam dünyasına en büyük hizmettir.

Evet Kaşgarlı Mahmut gibi benim kanaatim de odur; Allah, Türk Milleti’ni özel olarak yaratmıştır ki yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlara engel olsun. Fakat bugün, Libya’da, Suriye’de bozgunculuk çıkaran ABD’ye en büyük hizmeti AKP yönetimi veriyor. Türk Milleti’nin büyük bir kısmı da bu bozgunculuğa oylarıyla ortaklık ediyor.. Üstelik Denizli’deki şehit cenazesinde namazı kıldıran kişi de “Allah bu iktidara zeval vermesin” diye dua ettiriyor.. Libya ve Suriye’de Müslümanları birbirine kırdırdığı için mi?

***

Yukarıda bahsettiğim Paflagonia projesi, Rotary İnternational antetli bir dosyayla tanıtılmıştı. Proje dosyası ile birlikte dağıtılan haritada, Roma dönemi esas alınarak Anadolu’daki federe şehir devletlerinin adları şöyle belirtiliyordu:

“Trakya, Bitinya, Misiya, Lidya, Karya, Likya, Pamfilya, Firikya, Kilikya, Kapadokya, Galatya, Paflagonya, Pont, Ermeniya, Antakya, Mezopotamya.”
İşte Büyükşehir Yasası ile bu projenin temelleri atıldı.. Zaten 1896 tarihli Amerikan Kongresi gizli kararında aynen “Uluslararası Hıristiyan Komitesince din, mezhep ve milliyetçi özelliklere bakılmaksızın geçici bir Hıristiyan yöneticinin Türkiye’nin başkanı olarak seçilmesini müteakip, Osmanlı İmparatorluğu’nun mevcut bölgelerinin sınırlarla ayrılması, bu bölgelerin Hıristiyan eyaletleri kabul edilip, Hıristiyan gücünün Türkiye Birleşik Devletleri adında toplanması, Utah Eyaleti yönetimi örnek alınarak ve çok eşlilik, kılıçla fethetme gibi dini vaazların ve hareketlerin yasaklanması sağlanacaktır” deniliyordu..
İman edenler, bu projeye direnir..

Yeniçağ

ARSLAN BULUT : Taviz veren Türkiye Gladio’yu soruşturur mu? /// CC : @ArslanBulut1


Türkiyenin son yıllarda ne yapmakta olduğunu, Financial Times, üç kelimeyle özetledi: “Türkiye taviz veriyor”

Yazıda, ana dilde savunma ile ilgili olarak “Türkiye, Salı günü Kürt sanıklara daha çok hukuki hak sözü vererek, hükümeti sarsan toplu açlık grevine daha fazla tutuklu katılması korkuları arasında, tırmanan siyasi krizi uzaklaştırmaya çalıştı” yorumu yapıldı.

İngiliz gazetesi “Kuzey Suriye’de fiilen özerk bir bölgenin ortaya çıkması ve Kuzey Irak’taki Kürt bölgesinde özgüvenin her zamankinden daha büyük olması, yaygın biçimde Türkiye’nin daha fazla sayıdaki Kürtlerinin daha çok özyönetim hırslarını güçlendirdi gibi görünüyor” ifadelerini de kullandı.

***

Bilindiği gibi, şu andaki yasalara göre, meramını Türkçe anlatamayan herkese mahkemelerde tercüman veriliyor. İstenen ise Türkiye’nin okullarında okumuş, yani Türkçe bilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da savunmalarını doğrudan ana dilde yapabilmesi..

Oysa bu bir insan hakkı olmaktan çıkıyor, devlet içinde devlet olmayı öngören siyasi bir talebe dönüşüyor.

AKP hükümeti, bugüne kadar ABD, AB ve PKK’ya taviz vere vere geldi. Zaten AKP’nin emelleri ile ABD, AB ve PKK’nın bazı projeleri örtüşüyor. İşte Milli Eğitim’den sonra YÖK de yeni yasa taslağı hazırladı ve mevcut yasada zorunlu olarak okutulan Atatürk İnkılapları ve Türk Dili derslerine yer vermedi. Ayrıca “Yükseköğretimin Amacı” başlıklı bölümden “Atatürk ilkeleri doğrultusunda eğitim” maddesi de çıkarıldı.

Bu arada Fatih Erboz’un haberine göre TBMM Darbe ve Muhtıralar Araştırma Komisyonu üyesi ve CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, yapılan çalışmalarda ve dinlenen tanıklardan edinilen bilgiler sonucunda ortaya NATO ile bağlantılı illegal bir yapının fotoğrafının çıktığını söyledi ve “Asıl kurulması gereken Türkiye’de Kontrgerilla adı ile bilinen illegal yapıyı araştıracak bir komisyondur. Kontrgerillanın ABD ve NATO ile bağlantıları olduğu görülüyor. Yeni bir komisyon kurulup, incelenip, araştırılıp ortaya çıkarılması gerekiyor” dedi.

Mehmet Şeker, Gladio ve kontrgerilla iddialarının ortaya çıkışının Türkiye’nin NATO’ya üye olması ile birlikte başladığını hatırlattı.

Tabii iktidar tarafı bu talebi benimsemeyecektir. Çünkü Gladio ortaya çıkarsa, Ergenekon Davası da Balyoz Davası da AKP iktidarı da çöker.. Bu soruşturmalar olmasaydı, bugün AKP iktidarı yargılanıyor olacaktı..

***

2007 yılında, İtalya’nın Eski Cumhurbaşkanı Francesco Cossiga, Corriere della Sera’ya yaptığı açıklamada, “Ön safta İtalyan merkez solu olmak üzere, Amerika ve Avrupa’nın bütün demokratik unsurları gayet iyi biliyor ki 11 Eylül saldırıları CIA ve MOSSAD tarafından, Arap dünyasını suçlamak ve Batılı güçleri Irak ve Afganistan’a müdahaleye tahrik etmek için planlanıp gerçekleştirildi” demişti..

Haberi veren Yenişafak’ın yorumuna göre Cossiga, 60, 70 ve 80’lerde Avrupa’daki bombalama olaylarından sorumlu tutulan ve temel uzmanlık alanı ülkelerdeki yerel politik muhalefetin üzerine yıkılacak eylemler gerçekleştirmek olan NATO himayesindeki Gladio örgütünün varlığını ifşa ederek, yapılanma içindeki rolünü de itiraf etmişti.

İfşaatlarıyla İtalyan siyasi düzenini rahatsız eden Cossiga, 1992’de istifa etmek zorunda kalmıştı. Cosssiga’nın beyanları, 2000 yılında İtalya Parlamentosu’nun Gladio ile ilgili soruşturmasına da katkı sağlamış ve bu soruşturma sırasında saldırıların ABD istihbarat birimlerinin gözetiminde olduğuna dair kanıtlar ortaya çıkmıştı.

***

Bugün Türkiye’de birçok eylem, toplumsal muhalefetin üzerine yıkılıyor. Öyle ki tanık olarak da teröristleri kullanıyorlar.

Cumhuriyet gazetesine saldırı, Danıştay baskını, Rahip Santoro’nun, Hırant Dink’in ve Malatya’da misyonerlerin öldürülmeleri aydınlatılabildi mi? Türk polisi, bu cinayetleri çözebilecek kapasitededir. Ancak cinayetlerin çözülmesi değil, toplumsal muhalefetin üzerine yıkılması istendiği için gerçek polislerin eli kolu bağlanıyor..

Dolayısıyla, mesele taviz vermekten çıkıyor, Türkiye kendi bindiği dalı kesmiş oluyor. Toplum bu olaylara yeterince ses çıkarmadıkça, intihar etmiş oluyor. Çünkü, eylemleri ve ardından Ergenekon ve Balyoz süreçlerini planlayanlar, aynı zamanda, Türkiye’nin Türk kimliğinden çıkarılıp, Hıristiyanlaştırılmasını da kararlaştıran güçlerdir..

Arslan Bulut: Öcalan’ı da tanık yapın bari! /// CC : @ArslanBulut1


Beş yıl önce bile Türkiye’de TSK’nın 500’e yakın subayının sanık, PKK’lı teröristlerin ise tanık sandalyesinde oturacağını birisi söylese kimse inanmazdı. Fakat Ümraniye operasyonları kapsamında hazırlanan ikinci iddianamede yer alan ifadeleriyle gündeme oturan gizli tanık “Deniz”, Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un da tutuklu bulunduğu davada ifade verirken Şemdin Sakık olduğunu açıkladı. Daha önce de birçok tanığın yüz kızartıcı suçlardan mahkumiyetleri bulunan kişiler olduğu anlaşılmıştı.

Genelkurmay eski Başkanı Emekli Orgeneral İlker Başbuğ, bu durumu, “Türk Ordusu ve onun eski komutanının yargılandığı ‘dava’da idam cezası almış PKK’nın 2 numarasının gizli tanık olmasından doğal ne var ki?” diye değerlendirdi.

***

Bu arada, PKK’nın talepleri de birbir yerine getiriliyor. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, başkanlık sistemiyle ilgili teklifi Meclis başkanlığına sunduklarını açıkladı. Başkanlık sistemi, eyalet sisteminin önünü açacağı gerekçesiyle PKK’nın da talepleri arasında yer alıyor. Demokratik Toplum Kongresi’nde de başkanlık sisteminin bölgenin eyaletlere bölünmesini getireceği ve her eyaletin de kendi kendini yöneteceği tespiti ön plana çıkarılmıştı.

Türkiye’nin 29 büyükşehire bölünmesini öngören Büyükşehir Yasa Tasarısı da PKK’nın talebini karşılıyor. Konuyla ilgili olarak, MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, “Osmanlı’da bile olmayan sistem getiriliyor. Özel kanunlarla özerklik sağlanacak. Diyarbakır Belediye Başkanlığı’nın ne hale geleceğini düşünün. ABD, Almanya ya da diğer ülkelerde olduğu gibi federasyona gidilir” diyor.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ise cezaevlerinde açlık grevi yapanlara güvence verdi. Arınç, “Bu grevi lütfen sona erdirin. 3 siyasi talebiniz var, 2’si zaten çözülmüş durumda. Diğeri ise zaman içinde değerlendirilebilecek bir konu. Hükümetimiz gereken çalışmaları yapar ve sonuçlarını da açıklar” dedi.

Böylece, Türkçe bilenler de yargılama sırasında isterlerse ana dillerini kullanabilecek. Oysa mevcut yasada, bu hak Türkçe bilmeyenler için zaten var..

Sonuç olarak her konuda PKK’nın dediği oluyor..

***

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, “Arasında doğrudan doğruya husumet ilişkisi olan, bir dönem terör örgütünün başında olmuş birisi nasıl tanıklık yapar? Gizli tanıklar, engizisyon mahkemelerinde vardı” derken CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar, “Terörün kendisi olan bir tanık o teröristleri yakalayıp onlara karşı mücadele veren insanlar için tanık olarak dinleniyor” diye konuştu.

MHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy ise “Tek kelime ile rezalet. Zaten davanın başlangıcında düğme yanlış iliklenmişti. Abdülkadir Aygan ve PKK ile bağlantısı olan isimlerin bilgilerine başvuruldu. Süreç böyle devam etti. Böyle giderse bölücü başının da şahitliğine başvuracaklar herhalde” diye tepki gösterdi.

***

Diğer taraftan, Meclis’de güya darbeler soruşturuluyor. Bütün darbeler ve muhtıraların arkasında Amerikan desteği vardır. Bu konuda tek bir soru soran yok.. Yine, sözde “devletin içindeki derin yapılanmalar” soruşturuluyor. Oysa bu yapı Gladio’nun ta kendisiydi. İşlettikleri cinayetlerin sebebi, ya darbe zemini hazırlamak, ya da ülkenin önemli aydınlarını öldürerek, milli politikalar uygulanmasına set çekmekti.

Sivas’taki Madımak katliamını da aynı güçler planladı.. Muammer Aksoy, Türkiye petrollerine sahip çıkıyordu, öldürüldü. “Petrol fırtınası” yazarı Raif Karadağ, bir otel odasında ölü bulundu. Uğur Mumcu, Türkiye ile İran’ı savaşa sürüklemek için öldürtüldü. Nitekim 8 defa katillerini açıkladılar. Ama hala cinayet aydınlatılamadı.. Cenazesini de İran aleyhinde kullanmaya çalıştılar. Oysa Uğur Mumcu’nun öldürülmesinde İran’ın hiçbir menfaati yoktu.. Necip Hablemitoğlu,Ahmet Taner Kışlalı.. Bu aydınları kim öldürttü?

Şimdi bu olayların perde arkası soruşturulmuyor. Aksine Amerikan güdümlü yapılanmaya direnenler yargılanıyor. Bu yüzden tıpkı Amerikan yargı tarihinde olduğu gibi hukuk dışı her yöntem kullanılıyor..

Yeniçağ

Arslan Bulut: 2071’de Malazgirt’in öcünü mü alacaksın? /// CC : @ArslanBulut1


AKP’nin Kızılcahamam toplantısında Tayyip Erdoğan, bundan sonra yapacakları konusunda önemli ipuçları verdi..

Bir defa, AKP’nin hala bir meşruiyet sorunu var. Bu partinin, Cumhuriyetin temel ilkelerini, dolayısıyla devleti ortadan kaldırma girişimi içinde olduğu şeklindeki yaygın kabul, Erdoğan’ı bu konuda şu sözleri söylemeye mecbur etti:

“Biz, 1920’de Büyük Millet Meclisi’ni yegane meşruiyet kaynağı olarak kabul ederek, Kurtuluş mücadelesini başlatan Gazi Mustafa Kemal’in, 1950’de ’yeter söz milletindir’diyerek demokrasi bayrağını açan Menderes’in, 1983’de milletin desteğiyle kalkınma hamlesi başlatan Özal’ın, 1996 yılında vesayet yönetimine karşı milletin tercihiyle iktidara gelmeyi başaran Erbakan’ın takip ettikleri yolu izleyerek bugünlere gelmiş bir siyasi partiyiz..”

Peki ya iktidar olmadan önce ABD ile yapılan görüşmeler? Tayyip Erdoğan’ın yasağı, ABD’nin Ankara Büyükelçisi’nin çeşitli kurumlara yaptığı ziyaretlerden sonra kaldırılmamış mıdır? Genelkurmay Başkanı ile görüşmek için ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz’e mektup yazan kimdir? Yine, “Bizim AB politikamız, Ankara’nın şerrinden Brüksel’in şefaatine sığınmaktır” diyen AKP yöneticisi kimdir.. Yani AKP meşruiyetini ABD ve AB’de aramamış mıdır?

***

MHP kurultayından önce Artvin ve Hopa’da Milli Anayasa panellerine katıldım. Konuşmacılardan CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Tayyip Erdoğan’ın bir ifadesinin altını çizdi. Erdoğan, parti grubu konuşmasında, “Biz Türkiye’yi 2071 yılına hazırlamayı düşünüyoruz, onlar Türkiye’yi 89 yıl geriye götürmeye çalışıyorlar” demişti. Bayraktutan, “89 yıl önce ne oldu? Cumhuriyet ilan edildi. Bu ifade gerçek zihniyetlerini ortaya koymuyor mu?” diye sordu.

Aslında, Tayyip Erdoğan’ın 2071 hedefinde Türk yoktur. 1071 Malazgirt Zaferi’nin, ezelden Türk yurdu olan Anadolu’nun kapılarını yeniden Türklere açtığı söylenir.. Tayyip Erdoğan, Türk Anayasası’ndan Türklüğü kaldırmak istediğine göre, hedeflerine ulaşırsa, 2071’e varıldığında Anadolu, Türk yurdu olarak, hatta İslam ülkesi olarak kalacak mıdır? Öyle ya, sembolik olarak Akdamar ve Sümela’daki ayinlerden sonra, yurdun dört bir köşesindeki tarihi kiliseler restore edildi ve çanlarını çalmaya başladı.. Bu durumda Tayyip Erdoğan, Anadolu’nun yeniden Hıristiyanlaşmasına doğru adımlar atarak, ayrıca Büyük Orta Doğu eş başkanı sıfatıyla, İslam ülkelerine yönelik küresel Haçlı seferine destek vererek Hıristiyan Batı’nın, Türklerden Malazgirt’in intikamını almasını sağlamaya çalışmış bir duruma düşmüş olmuyor mu?

***

Erdoğan, “CHP, bu ülkede sanki Cumhuriyet muhalifleri, rejim karşıtları varmış gibi korku pompalayarak demokrasi düşmanlığını gizlemenin çabası içinde olmuştur” diyor. Oysa son günlerde bütün yandaş televizyon kanallarında Cumhuriyet’in kuruluş yılları tartışılıyor, Atatürk’ün ilk Meclis’ten çıkardığı bütün kararların meşruiyeti sorgulanıyor. Yine Tayyip Erdoğan’ın Milli Eğitim Bakanı, “Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıçta ortaya koyduğu bütün temel ilkelerin laiklik, cumhuriyet ve milliyetçilik gibi birçok temel ilkenin yerini daha çok katılımcı, daha ademimerkezi, daha Müslüman bir yapıya devretmesi zorunluluğu bulunduğu ve artık bunun zamanının geldiği düşüncesini taşıyorum” diyen bir kişi değil mi?

O halde, Cumhuriyete cepheden karşı çıkan bir Milli Eğitim Bakanı ile çalışan Tayyip Erdoğan’ın cumhuriyetçiliğine nasıl inanılır?

Tabii Erdoğan, “CHP, hep vesayet esaslı bir siyaseti tercih etti” diyor ama AKP üzerindeki Amerikan vesayetiyle ilgili sorularımızı 11 yıldır cevaplayamıyor. Mesela AKP’nin programı bile ABD’den gönderilmiş bir gizli metin esas alınarak oluşturulmuştur..

***

Erdoğan’ın “Böylesine büyük bedeller karşılığında vatan yaptığımız bu ülke, bu topraklar üzerinde kurduğumuz son devlet Türkiye Cumhuriyeti bizim namusumuzdur, onurumuzdur, haysiyetimizdir” sözleri, parti üzerinde oluşan yoğun şüpheleri dağıtmak, hatta halk nezdinde sarsılan meşruiyetini yeniden kazanmak için söylenmiş olarak algılanmaktadır.

Erdoğan’ın, “AKP’de diğer partilerde olmayan bir şey var. Biz 10 yıl önceki heyecanı bugün de taşıyoruz” yolundaki sözleri ise doğrudur. Televizyonda katıldığım tartışmalarda AKP destekçilerinin Cumhuriyet’e ve Atatürk’e saldırma heyecanını ben de hissediyorum. Mesele, bütün Türklerin bu yıkıcılığı fark etmesindedir…

Yeniçağ

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: