Etiket arşivi: beşar esed

Erdoğan kendini Halife sanıyor


Esad ikinci kısmı yayınlanan röportajında "Bölgede laikliğin son kalesiyiz" dedi.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Russia Today’e verdiği röportajında “Erdoğan kendisini Osmanlı’nın yeni sultanı sanıyor. Halife olduğuna yürekten inanıyor” dedi.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad Russia Today televizyonuna uzun bir röportaj verdi. Ülkedeki durum, yönetimin izlediği politikalar, bölge ülkeleri ve Batı’yla ilişkiler gibi pek çok soruya yanıt veren Esad, Suriye’nin bir iç savaş yaşamadığını, terörizmle mücadele ettiğini ifade etti. Türkiye’ye ve Başbakan Erdoğan’a ilişkin de çarpıcı değerlendirmeler yapan Esad’ın Russia Today’de yayınlanan röportajının geniş özeti şu şekilde:

“Bu bir iç savaş değil, terörizmle savaşıyoruz”

Russia Today (RT): Bundan bir yıl önce bu kadar süre dayanamayacağınızı düşünen çok insan vardı. Şimdi sizinle tadilattan geçmiş başkanlık sarayında oturmuş, bu röportajı kaydediyoruz. Şu anda düşmanının tam olarak kim?

Beşar Esad (BE): Benim düşmanın terörizm ve Suriye’deki istikrarsızlık. Suriye’deki düşmanımız bu. Bu halkla ya da kişilerle ilgili bir şey değil. Mesele benim gitmem ya da kalmam da değil. Mesele ülkenin güvende olup olmadığı… Suriye’de savaştığımız düşman işte bu.

RT: Sanırım kastettiğiniz artık sizin hedef olmadığınız, Suriye’nin hedef olduğu…

BE: Hiçbir zaman ben hedef ya da sorun olmadım. Batı düşmanlar yaratıyor. Geçmişte bu komünizmdi, sonra İslam oldu ya da başka bir nedenle Saddam Hüseyin oldu. Şimdi Beşar’da temsil edilen yeni bir düşman yaratmak istiyorlar. Bu nedenle sorunun Başkan olduğunu, gitmesi gerektiğini söylüyorlar. Bu nedenle gerçek soruna odaklanmamız, ne dediklerini dinlemekle vakit kaybetmememiz gerekiyor.

“Ben Süpermen değilim ki herkes bana karşıyken ayakta kalayım”

Beşar Esad dünyanın ve Suriye halkının çoğunluğunun kendisine karşı olduğu iddialarına ise şöyle yanıt verdi:

“Eğer bütün dünya ya da diyelim ki kendi halkınız da dahil dünyanın büyük bir kısmı size karşı. Peki siz Süpermen misiniz? Siz sadece bir insansınız. Bu mantıklı bile değil. Mesele halkla barışmak değil; mesele Suriyelilerin kendi arasında barışması da değil. Bu bir iç savaş değil çünkü. Mevzu terörizmle ve Suriye’yi istikrarsızlaştıran teröristlere yurtdışından gelen destekle ilgili. Bizim savaşımız bu.”

“Teröristlere yurtdışından görülmemiş bir destek veriliyor”

RT: Yıllardır güçlü Suriye ordusu, önemli ve kuvvetli Suriye istihbarat teşkilatı hakkında hikayeler dinledik, ama sonra gördük ki devlet güçleri halkın beklediği gibi düşmanı yenemiyor. Terör saldırılarının neredeyse her gün Şam’ın göbeğinde bile gerçekleştiğini de gördük. Suriye ordusu ve Suriye istihbarat teşkilatının gücü hakkında söylenenlerin hepsi birer efsane miydi?

BE: Genellikle, normal şartlar altında ordunuz ve istihbarat teşkilatlarınız dış düşmana odaklanır, ama biz terörizm gibi bir iç düşmanla savaşıyoruz, çünkü toplum en azından teröristlere yataklık etmemek konusunda bize yardımcı oluyor. Bu durumda, bu yeni tip bir savaş; Suriyeli ya da yabancı taşeronlar eliyle sürdürülen terörizm… Bu yeni türde bir savaş ve ilk kez bununla karşılaşıyoruz. Geleneksel ya da düzenli ordu için bu daha zor. İkincisi bu teröristlere yurtdışından her açıdan, silah, para ve siyasi olarak, görülmemiş bir destek veriliyor. Bunun çetin bir savaş olacağını beklemek durumundasınız. Suriye gibi küçük bir ülkenin bizimle taşeronları eliyle savaşan onca ülkeyi birkaç gün ya da hafta içinde yenmesini bekleyemezsiniz.

“Dışarıdan gelen destek kesildiği takdirde savaşı birkaç haftada bitiririz”

RT: Altyapı ve ekonomi mahvolmuş durumda. Sanki Suriye çok kısa bir süre içinde çökecek gibi görünüyor ve zaman aleyhinize çalışıyor. Size göre düşmanı yenilgiye uğratmak için ne kadar vakte ihtiyacınız var?

BE: Bu soruya yanıt verilemez çünkü hiç kimse dünyanın farklı yerlerinden, özellikle de Ortadoğu’dan ve İslam dünyasından gelen yabancı savaşçıların ülkeye sokulmasının durdurulacağını söyleyemez. Hiç kimse ne zaman bu teröristlere silah yollamaktan vazgeçeceklerini de söyleyemez. Eğer bunlardan vazgeçerlerse o zaman size yanıt verebilirim; birkaç hafta içinde her şeyi bitirebiliriz. Bu büyük bir sorun değil. Ancak teröristlerin, silahların, lojistik desteğin ve diğer her şeyin ülkeye yollanmasına devam edildiği sürece bu uzun dönemli bir savaş olacaktır.

“Terörislerin ve silahların ülkeye sokulmasını en çok Türkiye destekliyor”

RT: 4 bin kilometrelik gevşek biçimde denetlenebilen sınırlarınız düşünüldüğünde düşmanınızın her zaman Ürdün ya da Türkiye’den sınırı geçebileceğini, yeniden silahlandırılabileceğini, tıbbi yardım alıp geri gelebileceğini de söyleyebiliriz!

BE: Dünyada hiçbir ülke sınırlarını tamamen kapatamaz. Bazen bundan bahsediyorlar ki bu doğru değil; ABD bile örneğin Meksika’yla olan sınırını tamamen kontrol edemiyor. Aynısı büyük bir ülke olan Rusya için de söylenebilir. Yani hiçbir ülke sınırına mühür vuramaz. Komşularınızla daha iyi ilişkileriniz olduğu sürece durumu daha iyi kontrol edebilirsiniz ve bu şu anda en azın Türkiye’yle bizim aramızda olmayan bir şey. Türkiye teröristlerin ve silahların ülkeye sokulmasına diğer tüm ülkelerden fazla destek oluyor.

“Çatışma halklar arasında değil, çatışma Türk hükümetiyle”

RT: Bir şey söyleyebilir miyim? Kısa süre önce Türkiye’deydim ve oradaki insanlar gerçekten Suriye’yle Türkiye arasında bir savaş çıkmasından endişeli. Türkiye’yle bir savaşın gerçekçi bir senaryo olduğunu düşünüyor musunuz?

BE: Mantıken, iki nedenle, hayır… Savaş kamuoyu desteği gerektirir ve Türk halkının çoğunluğu böyle bir savaş istemiyor. Bu nedenle aklı başında hiçbir yöneticinin halkının iradesine karşı gelmeyi düşüneceğini sanmıyorum. Aynısı Suriye için de geçerli. Çatışma ya da farklılık Türk halkıyla Suriye halkı arasında değil, bu hükümetle ve yetkililerle ilgili; bizim siyasetçilerimizle onların siyasetçileri arasında bir farklılık var. Bu nedenle Türkiye ile Suriye arasında ufukta bir savaş görmüyorum.

RT: Erdoğan’la en son ne zaman konuştunuz ve bu konuşma nasıl sonuçlandı?

BE: Mayıs 2011’de, seçimleri kazandıktan sonra.

RT: Yani sadece onu tebrik ettiniz ve bu sondu.

BE: Evet ve bu son görüşmemizdi.

"Türkiye’yi kimin bombaladığını anlamak için araştırmak gerekir, ama Türkiye buna yanaşmıyor"

RT: Türkiye’yi kim bombalıyor? Devlet güçleri mi, isyancılar mı?

BE: Buna yanıt verebilmek için iki ordu arasında ortak bir komite oluşturmanız ve sınırda kimin kimi bombaladığını araştırmanız gerekir. Zira sınırda havan toplarına sahip bir sürü terörist var ve onlar da bunu yapabilirler. Oraya gitmeniz ve bombayı orada incelemeniz gerekir ki bu yapılmadı. Biz Türk hükümetine böyle bir komite oluşturulması çağrısı yaptık, ancak onlar bizi reddetti. Dolayısıyla soruya bir yanıtımız yok. Ancak bu teröristler sınırlarınızda olduğu sürece onları bu tür işler yapmaktan men edemezsiniz. Suriye ordusuna Türk topraklarını bombalamak gibi bir emir kesinlikle verilmemiştir, çünkü bizim bunda hiçbir çıkarımız yok ve Türkiye halkına karşı bir düşmanlığımız da yok. Biz onları kardeş olarak görüyoruz, neden böyle bir şey yapalım? Tabi bu yanlışlıkla yapılmadıysa… Ama bunu öğrenmek için de araştırmak gerekir.

RT: Bombalamanın yanlışlıkla ordu tarafından yapılmış olabileceğini kabul ediyor musunuz?

BE: Bu olabilir. Bu bir ihtimaldir ve her savaşta hatalar olur. Afganistan’da sürekli olarak dost ateşiyle öldürülen askerlerden söz edildiğini biliyorsunuz. Bu her savaşta olabilir. Ancak bu soruya “evet” yanıtı veremeyiz.

“Erdoğan kendisini Osmanlı sultanı yerine koyuyor”

RT: Dost bir ülke olarak adlandırdığınız Türkiye neden muhalefetin köprübaşı haline geldi?

BE: Doğrusunu söylemek gerekirse bu duruma gelen Türkiye değil, Erdoğan’ın hükümeti. Türk halkının Suriye halkıyla iyi ilişkileri var. Erdoğan, bölgede ve özellikle de Suriye’de Müslüman Kardeşler iktidarı alırsa kendi siyasi geleceğini garanti altına alacağını düşünüyor. Bu bir neden… Diğer neden, onun kişisel olarak kendisini Osmanlı’nın yeni sultanı sanması ve bölgeyi Osmanlı İmparatorluğu zamanında olduğu gibi kontrol edebileceğini düşünmesi. O, halife olduğuna yürekten inanıyor. Politikalarını sıfır sorundan sıfır dosta doğru değiştirmesinin iki temel sebebi bunlar.

“Hayır dememiz gerektiğinde hayır diyebildiğimiz için hedefteyiz”

RT: Suudi Arabistan ve Katar neden sizin istifanız konusunda bu kadar istekli ve istikrarsız bir Ortadoğu bu gündemin neresinde duruyor?

BE: Dürüst olmak gerekirse ben onlar adına buna bir cevap veremem. Bu soruyu onların cevaplaması gerekir, ama Suriye ile Arap dünyasındaki, bölgedeki ya da Batı’daki diğer pek çok ülke arasındaki esas sorunun bizim hayır dememiz gerektiğinde hayır diyebilmemiz olduğunu söyleyebilirim. Bazı ülkeler Suriye’yi emirle, parayla, petrodolarla denetleyebileceklerini sanıyorlar, ama bu imkansız. İşte sorun bu… Belki de bir rol üstlenmek istiyorlar. Bizim bir rol oynamalarıyla, bunu hak edip etmedikleriyle, bir derdimiz olmaz. İstedikleri rolü oynayabilirler, ama bu bizim çıkarlarımız hilafına olamaz.

“İstikrar istediğimiz için İran’la iyi ilişkileri sürdürmeye ihtiyacımız var”

RT: Yakın bir müttefikiniz olan İran da ekonomik yaptırımlarla ve askeri işgal tehdidiyle yüz yüze. İran’la ilişkilerinizi kesmek karşılığında ülkenizde barış sağlama seçeneği size sunulsa, bunu yapar mısınız?

BE: Bunun gibi seçeneklerle karşı karşıya değiliz, çünkü 1979’dan bugüne İran’la iyi ilişkilerimiz oldu ve ilişkilerimiz her geçen gün daha da iyiye gidiyor. Ancak aynı zamanda barışa doğru da yol alıyoruz. Bir barış süreci ve barış müzakereleri yürütülüyor. İran barışa karşı bir faktör olmadı. Dolayısıyla eğer barış istiyorsak İran’la iyi ilişkiler kurmamamız gerektiği görüşü Batı tarafından ortaya atılan bir aldatmaca. Bu ikisi arasında hiçbir ilişki yok; bunlar tamamen ayrı konular. İran Suriye’yi destekledi, bizim davamızı destekledi; işgal altındaki toprakların davasını destekledi ve biz de onların davasını destekledik. Bu gayet basit. İran bölgede çok önemli bir ülke… Eğer istikrar arıyorsak, İran’la iyi ilişkiler kurmamız gerekir. Hem istikrardan bahsedip hem de İran’la, Türkiye’yle ve komşularınızla vesaire kötü ilişkiler içinde olamazsınız. Bu kadar açık.

“Batı istihbaratı muhaliflere bölgedeki taşeronları üzerinden destek veriyor”

RT: Batılı istihbarat teşkilatlarının Suriye’deki isyancılara finansman sağladığı konusunda bir bilginiz var mı?

BE: Hayır, şu ana kadar teröristlere, büyük ölçüde Türkiye ve bazen de Lübnan üzerinden yapabilme desteği sağladıklarını biliyoruz. Ancak Batılı değil, bölgesel istihbarat teşkilatlarının çok aktif, Batılılardan daha aktif olduğunu biliyoruz. Onlar ise Batılı istihbarat teşkilatlarının yönlendirmesiyle çalışıyorlar.

"El Kaide İslam Emirliği peşinde"

RT: Suriye’de El Kaide’nin şu ana kadar oynadığı rol nedir? İsyancıların koalisyon güçlerini onlar mı kontrol ediyor?

BE: Hayır, böyle bir denetimin peşinde olduklarını sanmıyorum. Onlar bombalı eylemlerle, suikastlerle, intihar saldırılarıyla ve bunun gibi halkı umutsuzluğa itecek ve onları bir gerçeklik olarak kabul etmelerine neden olacak eylemlerle kendi krallıklarını, onların deyişiyle emirliklerini, yaratmanın peşinde. Adım adım nihai amaçlarına, yani kendi ideolojilerini dünyaya pazarlayabilecekleri Suriye İslam Emirliği’ne doğru ilerlemeye çalışıyorlar.

“Ben kukla değilim. Suriye’de doğdum, Suriye’de yaşadım, Suriye’de öleceğim”

RT: (…) Eğer ayrılmak zorunda kalırsanız, nereye gidersiniz?

BE: Suriye’ye… Suriye’den Suriye’ye giderim. Bizim yaşayabileceğimiz tek yer burası. Ben bir kukla değilim. Ben Batı’nın ürünü değilim; Batı’ya ya da başka bir ülkeye gitmem için beni onlar var etmedi. Ben bir Suriyeliyim. Burada var oldum, burada yaşamak zorundayım ve burada öleceğim.

“İşgal girişimi bütün dünyada dengeleri yerinden oynatır”

RT: Bir yabancı işgalinin elinin kulağında düşünüyor musunuz?

BE: Eğer gerçekleşirse böyle bir işgalin bedeli dünyanın kaldırabileceğinden çok fazla olur, çünkü Suriye’de bir sorun varsa, ki biz bölgede laiklik, istikrar ve bir arada yaşamanın son kalesiyiz, bu Atlantik’ten Pasifik’e kadar yansımaları olacak bir domino etkisini tetikler. Batı’nın bu yönde gideceğini sanmıyorum. Ama giderlerse hiç kimse bir sonraki gelişmenin ne olacağını bilemez

Reklamlar

ÖZGÜR SURİYE ORDUSU ESEDİ CAN EVİNDEN VURUYOR


İRAN ANALİZ / Özgür Suriye Ordusuna bağlı sahil bölgesindeki direniş güçlerinin Esed çetelerine vurduğu darbeler şiddetini artırarak devam ediyor. Beşşar Esed dikta rejiminin belkemiğini oluşturan, devlet kurum ve kuruluşlarını 1970’den bu yana sömüren kesimlerin yoğun bulunduğu Lazkiye ve civarında direniş güçlerinin inanılmaz başarılar elde ettiğine dikkat çekiliyor. Askeri karargahlar, üsler, şebbihalara ait merkezler ve kontrol noktalarını birer birer ele geçiren direniş güçlerinin buralardan elde ettikleri silahları düşmana karşı ölümcül bir şekilde kullandığı bilgisi veriliyor.

Başlarında korgeneral, tuğgeneral ve tümgeneraller ile çeşitli rütbelerdeki profesyonel askerlerin bulunduğu irili ufaklı onlarca tugay ve direniş hareketi güçlü yapılar oluşturuyor. Lazkiye ve civarında Ahrarus Sahil Tugayları bünyesinde bir araya gelen, askeri devrim meclisleri ile idari yapılanmalarını tamamlayıp kurtarılmış bölgeler oluşturan silahlı Suriye devrimi Esed rejimine büyük darbeler vuruyor. Rejime sadık Nusayri azınlığın bulunduğu bu bölge halkının askeriye, diplomasi, bürokrasi ve devletin birçok kurumunda kadrolaştığı biliniyor.

Suriye genelinde korkunç katliamlar işleyen pilotlar, askeri, istihbarat yetkilileri ve eli kanlı paramiliter Şebbiha güçlerinin bu bölgelerden geldiğine dikkat çekiliyor. Bu sebeple silahlı direnişin hiç beklenmediği veya zayıf olacağı yönünde rejimin yaptığı tahminlerim tam tersi bir durum yaşanıyor.

Askeri Devrim Meclisleri Ortak Komutanlığı üyesi özel kuvvetlerden Tuğgeneral Hüseyin Kulliyeh ellerindeki çeşitli silahlarla direnişçileri eğittiğini söylüyor. Eğitimlerini ve askeri yeteneklerini geliştirdiği savaşçıların daha düzenli ve tertipli olduğunu belirtiyor.

SURİYE DİRENİŞİ ESEDİN HAVA GENERALİNİ ORTADAN KALDIRDI


İRAN ANALİZ / Şam’daki Birinci Tugaylara bağlı Rükneddin Şehitleri Tugayı 29 Ekim 2012 tarihindeki nokta operasyonunda Esed rejiminin kilit isimlerinden bir generali ortadan kaldırdı. Direniş hareketi yaptığı resmi açıklamasında tugaya mensup mücahitlerin ciddi hazırlıklar sonrası düşman güçlere yönelik bir yeni darbesini daha indirdiğini belirtti.

Operasyonda ortadan kaldırılan katilin Hava Eğitimden sorumlu olup Suriye halkını bombalayan uçaklara emirleri veren Hava General Abdullah Halidi ile Hava istihbarat biriminden başçavuş Ahmed Abdulhak olduğu kaydedildi. Mücrim rejimle işbirliği yapan herkese yönelik nokta operasyonlar yapma sözüyle direniş hareketi açıklamasını sonlandırdı.

ESED VAHŞETİNE RAĞMEN BARIŞÇIL GÖSTERİLER SÜRÜYOR


İRAN ANALİZ / Suriyeli muhalif Muhammed el-Abdullah yaptığı konuşmasında tüm vahşete, katliamlara ve rejimin uyduruk iddialarına rağmen bayramın ilk gününde yaşanan protesto eylemlerinin Suriye’nin barışçıl devrimci karakterini gösterdiğini söyledi. Sözde ateşkes hikayesi ile karapropaganda yapmaya çalışan Esed işgal güçleri bayram boyunca yüzlerce insanı öldürüp, çok sayıda yerleşim yerini ise ağır bombardımanla vurdu. Bağımsız Suriye Merkezi ise “Allahuekber, Kulunu Muzaffer, Askerini İzzetli Kıldı ve Düşmanı Hezimete Uğrattı” başlıklı Cuma gösterilerinin istatistiklerini ülke genelinde 325 noktada 381 ayrı gösteri şeklinde kaydetti.

Suriyeli muhalif Muhammed el-Abdullah konuyla ilgili yaptığı açıklamasında 325 noktada eş zamanlı olarak 381 ayrı gösterinin düzenlenmesini, milyonlarca Suriyelinin bu barışçıl gösterilere katılmasını yorumladı.

Rejimin tüm vahşetine, tekbirlerin ve sloganların atıldığı barışçıl gösterilerin tanklarla, havan toplarıyla bombalaması ve kurşunlar yağdırmasına rağmen gösteriler genişleyerek tüm ülkeyi sarıyor. Milyonların katıldığı bu gösterilerin ne anlama geldiğini Abdullah şöyle yorumladı:

“Böylesi büyük çaplı gösterilerin ilk anlamı şudur: İnsanlarımız teslim olmadığını ve olmayacağını göstermiştir.

İkinci olarak; Özgür Suriye Ordusunun rejimin silahı karşısında halkı koruması zaruridir. Buna karşın askeri saldırılar azıcık azalsa ve hafiflese halkımız gösteriler düzenleyip bunlara katılmaktadır.

Dördüncü olarak; Esed rejimi silah kullanarak veya kullanmayarak da olsa savaşını kaybetmiştir. “

İnsani kayıpların çok büyük olduğunu kabul eden Muhammed Abdullah buna karşın devrimin çok büyük başarılar kazandığını, rejimin bir daha cüret edip dönemediği kurtarılmış bölgelerin varlığına işaret ederek rejimin sonunun başlangıcı olduğunu söyledi.

Kırk yıl boyunca çok ağır bedeller ödediklerini, şimdi de büyük beşeri kayıpları olduğunu kaydeden Suriyeli muhalif son ve bir kez olmak üzere bedelini ödeyip rejimi düşüreceklerini söyledi. Zaferin yakın olduğunu; bunu düşmanın uzak görmesine rağmen kendilerinin yakın gördüğünü belirterek cümlesini bitirdi.

SUUDİ ARABİSTAN ESEDİN ÜÇ DİPLOMATINI SINIR DIŞI ETTİ


İRAN ANALİZ / France Press haber ajansının Dışişleri Bakanlığı yetkililerine dayandırarak verdiği habere göre Suudi Arabistan Krallığı Cidde’deki Esed konsolosluk çalışanı üç diplomatı sınır dışı etti. Olayın gerekçesi ise her gün yüzlerce masumun öldürüldüğü vahşet ve soykırımın hız kesmeksizin sürmesi.

Geçtiğimiz Şubat ayında Riyad’daki Esedin büyükelçisini sınır dışı eden Suudi Arabistan aynı zamanda 2011 yılı yaz mevsiminde de Şam’daki elçisini geri çekmişti. Birleşmiş Milletlerdeki Suudi Arabistan daimi büyükelçisi Abdullah bin Yahya el-Muallimi ortadoğudaki gelişmelerle ilgili olarak güvenlik konseyindeki açık tartışmada önemli mesajlar vermişti. Esed rejiminin gitmesi gerektiğini, zamanının çoktan dolduğunu ve kanla, cesetlerle dolu ülkede masumların kanıyla iktidara hırslı bir yapının olduğunu belirtmişti. Yine konuşmasında ülkedeki katliam ve soykırımın geldiği inanılmaz noktayı, vahşetin boyutlarını ve mülteciler ile yerinden edilen masum halkın varlığını bir kez daha paylaşmıştı.

Suriye’de Esed rejimi İran-Rusya-Çin devletlerinin desteğinin yanı sıra Maliki, Mehdi Ordusu, Hizbullah gibi Şii örgütlere ait çok sayıda teröristin de destekleriyle ülkede inanılmaz katliamlara devam ediyor. Ülkede on binlerce masumun katledildiği, yerleşim yerlerinin ağır bombardıman altında yerle bir edildiği vahşetin sorumlusu olarak ise Esed ve İran&Şii medyası Türkiye, Suudi Arabistan,Katar başta olmak üzere alakalı alakasız birçok ülkeyi gösteriyor. Ancak milyonlarca insanın katıldığı bir halk ayaklanması ve kurtuluş savaşı halini alan silahlı direniş hareketinin arkasında farklı ülkeler bulunduğu yönündeki iddia inandırıcı bulunmaktan öte, artık ciddiye de alınmıyor.

ÖZGÜR SURİYE YARGI KONSEYİNDEN ESED’İ TUTUKLAMA KARARI


İRAN ANALİZ / Devrimle birlikte Suriye halkını temsil eden birçok meşru oluşumdan bir diğeri olan “Özgür Suriye Yargı Konseyi” yayımladığı kararında “kamu mallarını yağmalamak, hırsızlık ve kasten cinayet işlemek” gibi suçlarla başta Beşşar Esed olmak üzere birçok rejim yetkilisi hakkında tutuklama kararı çıkardı. Kararın ülke çapında ciddi mevzi kazanan, Genelkurmay başkanlığı gibi rejimin önemli merkezlerini havaya uçurup, katliamlara karışan kilit isimleri ortadan kaldıran Özgür Suriye Ordusu tarafından uygulanması bekleniyor.

Başsavcılar, savcılar, yargıçlar ve hukukçulardan oluşan Özgür Suriye Yargı Konseyi’nin tutuklama kararı Esed’in yanı sıra sözde rejimden ayrıldığı iddia edilen Rüstem Gazali gibi diğer üst düzey rejim yetkililerini de kapsadı.

Verilen bu karar gözlemcilerce hem devrimin ulaştığı noktayı göstermesi hem de uluslararası kamuoyunun savaş suçlusu Esed rejimi karşısındaki ikircikli tavrını gözler önüne sermesi açısından önemli bir gelişme şeklinde değerlendiriliyor. Kararın uygulamaya geçirilmesinin adresi Özgür Suriye Ordusu ve silahlı Suriye direnişini olarak gösterilirken, bunun fiiliyata geçip geçmemesinden ziyade taşıdığı anlama, devrimin kendine öz güveninin ortaya konmasına dikkat edilmesi gerektiği belirtiliyor.

IRAKLI Şİİ TERÖR ÖRGÜT MİLİTANLARI ESED SAFINDA SAVAŞIYOR


İRAN ANALİZ / Reuters’in bizzat Suriye içinde Esed çeteleriyle birlikte katliamlara karışanlarla yaptığı görüşmelerle birlikte yayımladığı habere göre ülkede yüzlerce Iraklı Şii terörist bulunuyor. Çoğunluğu Ayetullah Ali Hamaney’i merci olarak kabul eden Şii teröristlerin çoğunlukla Mehdi Ordusu’nun eski militanları veya ayrılanlar olduğu, Bedir Tugayları ve Asaibul Hak ile Hizbullah Tugaylarından olduğu belirtildi.

Iraklı fanatik Şii şahsiyetler ve siyasilerin açık desteğiyle, resmi olarak Maliki’nin Esed yanlısı politikaları neticesinde yüzlerce teröristin Suriye’ye girdiği bilgisi bir kez daha doğrulandı. Esed rejiminin çökmesinin Irak’taki Şii yoğunluklu hükümetin zevali ve kazanımlarının ciddi darbe alacağı yönündeki korkunun da bu destekte önemli rol oynadığına dikkat çekiliyor.

Terörist Mehdi Ordusundan ayrılan ve ismini Bekni Ebu Hacer olarak belirten şahsın Reuters’e telefonla verdiği demecine göre Suriye’de bir tugay kuruldu. 500 Iraklı ve Suriyeli milisin bulunduğu tugayın ismi ise “Ebul Faz el-Abbas”. Bu Şii örgüt Özgür Suriye Ordusu direnişçilerine yönelik saldırılar düzenliyor.

Öte yandan Ebu Mücahit diye kendini tanıtan bir diğer şahıs ise görevlerinin mercilerin ofislerini ve Şii bölgelerini, türbelerini korumak olduğunu belirtti. Belirli bir savaş mekanının bulunmadığını söyleyen kişi: “Ancak bazen ordu ile ÖSO’ya ait noktalara yönelik saldırılar düzenliyoruz.” itirafında bulundu.

Bunun yanı sıra milislerle iş tutan bir siyasinin aktardığına göre İran, Bedir Tugaylarından önemli bir Şii Iraklı şahsiyeti silahlı Şii grupları kontrol etmek ve Suriye hükümetiyle bunlar arasında koordinasyonu sağlamak üzere görevlendirildi.

Mezkur demeci veren şahsiyetler gönüllü olarak Suriye’ye giden ve savaşmak isteyen Şii milisler hakkında Iraklı siyasilerin ve hükümetin bilgisi olduğunu da sözlerine ekledi. Lübnan Hizbullah örgütü savaşçıları ve subaylarının da ülkede bulunduğunu söyleyen ebu Mücahid, bunların rejim yanlısı vatandaşlara silahlı eğitim verdiği ve savaş yeteneklerini artırmaya yönelik faaliyetlerde bulunduğunu kaydetti.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: